özür dilerim lafını bölüyorum
nezaketine hayran kaldığım insandır kendileri,
konuşulurken sözü cümlesi kesilen kişi tekrar aynı istek ve şevk ile muhattap olmaz.
ki ne olursa olsun özür dilemek..naiftir.
konuşulurken sözü cümlesi kesilen kişi tekrar aynı istek ve şevk ile muhattap olmaz.
ki ne olursa olsun özür dilemek..naiftir.
devamını gör...
empresyonizm
dış dünyanın ruha aktarımıdır. 19. yüzyılın sonlarında natüralizm, realizm gibi gerçekçi akımlara tepki olarak fransa'da doğmuştur. buradan da bütün avrupa ve dünyaya yayılmıştır. çok büyük ölçüde resim sanatına özgü olan bu akım, edebiyatta da -özellikle şiir ve tiyatroda- kendini hissettirmiştir. ortaya çıkışındaki tepki ve ilkelere dayanarak sembolizmin de bir uzantısı olduğunu söylemek mümkündür ki bu nedenle en büyük temsilcisinin charles baudelaire olduğu yanılgısına düşülür. oysa ki en önemli temsilcileri rimbaud, verlaine, rilke dir.
empresyonistlerde descartes'ın ''düşünüyorum, öyleyse varım'' hükmü yerine formüle, akılcılığa tepkiyi ifade eden ''hissediyorum, öyleyse varım'' anlayışı hakimdir.
bu akımın türk edebiyatındaki en önemli temsilcisi aynı zamanda sembolist de olan ahmet haşim'dir.
empresyonistlerde descartes'ın ''düşünüyorum, öyleyse varım'' hükmü yerine formüle, akılcılığa tepkiyi ifade eden ''hissediyorum, öyleyse varım'' anlayışı hakimdir.
bu akımın türk edebiyatındaki en önemli temsilcisi aynı zamanda sembolist de olan ahmet haşim'dir.
devamını gör...
ziya gökalp
atatürk tarafından "fikrimin babası" olarak anılmıştır. türkiye'de halkbiliminin kurucusu olarak bilinir.
"herder’den ödünç alınan 'halka doğru' prensibi ile görüşlerini formüle eder ve 'türkçü' düşünce sistemine yerleştirir. gökalp bu prensibin mahiyetini anlatmak ve buna dayalı çalışmaları geniş kitlelere ulaştırmak için arkadaşlarıyla birlikte, 'halka doğru' adı ile bir dergi çıkarırlar. bu dergi türkçülük açısından olduğu kadar türk halkbilimi çalışmaları bakımından da ehemmiyetlidir. çünkü 'folklor' dan söz eden ilk yazı yine gökalp tarafından bu dergide yazılmıştır. ziya gökalp 'halka doğru' dergisinin 23 temmuz 1913 tarihli sayısında yayımladığı 'halk medeniyeti-ı, başlangıç' adlı çalışmasında, "her kavmin iki medeniyeti var: resmi medeniyet, halk medeniyeti, o hâlde kavimlerin medeniyetlerinden bahseden bir ilim olan 'içtimaiyatın' (sosyoloji) halk medeniyetini tetkik eden bir şubesi olmak gerek. işte kaideleri yazılı olmayan ve ancak ağızdan ağıza geçmek suretiyle bir soyda uzayıp giden bu ananevi medeniyeti mütalâa eden ilme “halkiyat” adı verilir.” diyerek folkloru tanımlar ve folklor terimi karşılığı “halkiyat”ı kullanır.".
sonuç olarak mehmet ziya gökalp'in türk milleti için yaptığı deha çapında birçok çalışması vardır.
kaynak:
www.turkyurdu.com.tr/yazar-...
"herder’den ödünç alınan 'halka doğru' prensibi ile görüşlerini formüle eder ve 'türkçü' düşünce sistemine yerleştirir. gökalp bu prensibin mahiyetini anlatmak ve buna dayalı çalışmaları geniş kitlelere ulaştırmak için arkadaşlarıyla birlikte, 'halka doğru' adı ile bir dergi çıkarırlar. bu dergi türkçülük açısından olduğu kadar türk halkbilimi çalışmaları bakımından da ehemmiyetlidir. çünkü 'folklor' dan söz eden ilk yazı yine gökalp tarafından bu dergide yazılmıştır. ziya gökalp 'halka doğru' dergisinin 23 temmuz 1913 tarihli sayısında yayımladığı 'halk medeniyeti-ı, başlangıç' adlı çalışmasında, "her kavmin iki medeniyeti var: resmi medeniyet, halk medeniyeti, o hâlde kavimlerin medeniyetlerinden bahseden bir ilim olan 'içtimaiyatın' (sosyoloji) halk medeniyetini tetkik eden bir şubesi olmak gerek. işte kaideleri yazılı olmayan ve ancak ağızdan ağıza geçmek suretiyle bir soyda uzayıp giden bu ananevi medeniyeti mütalâa eden ilme “halkiyat” adı verilir.” diyerek folkloru tanımlar ve folklor terimi karşılığı “halkiyat”ı kullanır.".
sonuç olarak mehmet ziya gökalp'in türk milleti için yaptığı deha çapında birçok çalışması vardır.
kaynak:
www.turkyurdu.com.tr/yazar-...
devamını gör...
bergama
ilklerin anayurdu olan izmir'in ilçesi.
yalnızca antik dönemde değil, osmanlı döneminde de öncü olmuş.
ilk türkçe gramer kitap burada yazılmış. tıp ve eczacılığın yılanlı asa simgelerinin ilk görüldüğü şehirdir. müzik, tiyatro, spor, güneş ve çamurla yapılan tedavi yöntemleri, bitkisel farmakoloji, narkoz maddeli ilaçlar ve sağlık altyapısı bu ilkelerden örnekler.
kent mimarı ile ilgili ilk kanunlar burada yapılıp uygulanmış. u şeklindeki boruların kullanıldığı en eski mühendislik uygulaması da ilk burada gerçekleşmiş. ilkokul, ortaokul ve liseden oluşan üç dereceli eğitim sistemi de ilk burada hayata geçmiş. meslek sendikaları ve konfederasyonu da ilk burada kurulmuş. 1919'da anadolu'da düşman işgalini ilk kıran yer yine bergama olmuş.
eski bergama'nın mimarisi helenistik dönem şehir yapılanmasının ilginç örneğini oluşturur. uzun yıllar toprağın altında kalan tarihi eserler 1878 yılında carl humann isimli alman mühendis yönetiminde yapılan kazılar sonucu gün yüzüne çıkarılmıştır. tapınaklar, saraylar, kütüphaneler ve sonradan berlin'e götürülen dünyanın yedi harikasından biri olan ünlü zeus sunağı da ortaya çıkan eserlerdendir.
yalnızca antik dönemde değil, osmanlı döneminde de öncü olmuş.
ilk türkçe gramer kitap burada yazılmış. tıp ve eczacılığın yılanlı asa simgelerinin ilk görüldüğü şehirdir. müzik, tiyatro, spor, güneş ve çamurla yapılan tedavi yöntemleri, bitkisel farmakoloji, narkoz maddeli ilaçlar ve sağlık altyapısı bu ilkelerden örnekler.
kent mimarı ile ilgili ilk kanunlar burada yapılıp uygulanmış. u şeklindeki boruların kullanıldığı en eski mühendislik uygulaması da ilk burada gerçekleşmiş. ilkokul, ortaokul ve liseden oluşan üç dereceli eğitim sistemi de ilk burada hayata geçmiş. meslek sendikaları ve konfederasyonu da ilk burada kurulmuş. 1919'da anadolu'da düşman işgalini ilk kıran yer yine bergama olmuş.
eski bergama'nın mimarisi helenistik dönem şehir yapılanmasının ilginç örneğini oluşturur. uzun yıllar toprağın altında kalan tarihi eserler 1878 yılında carl humann isimli alman mühendis yönetiminde yapılan kazılar sonucu gün yüzüne çıkarılmıştır. tapınaklar, saraylar, kütüphaneler ve sonradan berlin'e götürülen dünyanın yedi harikasından biri olan ünlü zeus sunağı da ortaya çıkan eserlerdendir.
devamını gör...
beylikdüzü
efsanedir. bu semte kadar gitmeyi başarıp geri dönebilen çok azdır, bu yüzden hep bir dillerde beylikdüzü efsanesi vardır ama ne kadar gerçek bilemem. söylentilere göre metrobüs denilen tehlikeli bir araç ile üç saat boyunca e5 adı verilen gizemli bir yoldan geçince buraya varıyormuşsunuz. beylidüzünü bulmak için yola çıkıp bir daha da geri dönemeyen çok fazla yoldaşımı kaybettim.
tanım: her yere uzak olan yer.
tanım: her yere uzak olan yer.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
özellikle istanbul sözleşmesi hakkında sözleşmenin metnini okumadan kulaktan dolma bilgilerle "ıbırtıyısınız yea" diyenleri gördükçe şöyle:
devamını gör...
deplasmanda plasebo
murat menteş'in şiiridir. (bkz: murat menteş)
aynı zamanda kaan boşnak besteleyip şarkı haline getirmiştir. deplasmanda plasebo
--- alıntı ---
allah'ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino
yardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop.
allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
alternatif referans potansiyel salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.
allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
'deplasmandır bu dünya' diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.
allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, allah'ım bizler senin
falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.
--- alıntı ---
aynı zamanda kaan boşnak besteleyip şarkı haline getirmiştir. deplasmanda plasebo
--- alıntı ---
allah'ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino
yardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop.
allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
alternatif referans potansiyel salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.
allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
'deplasmandır bu dünya' diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.
allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, allah'ım bizler senin
falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.
--- alıntı ---
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
yunuslar, balinalar ve katil balinalar gibi tek gözü açık hâlde uyurlar ve uyurken beyinlerinin yarısı da uyanıktır. bu uyku türüne 'tek yarım küresel yavaş dalga uykusu' denir. bu uyku düzeninin 3 farklı sebebi olabileceği düşünülüyor.
ilk olarak; beyinlerinin bir yarısını açık tutmazlarsa muhtemelen boğulurlar çünkü yunuslarda nefes alıp verme bilinçle yapılır. yani istemsizce nefes alıp veremezler.
ikinci olarak, bu şekilde gerçekleşen uyku, kas hareketleri gibi fizyolojik aktivitelerin devam etmesine olanak tanır ve bu sayede okyanusta soğuk şartlarda hayatta kalabilmesine yardımcı olan vücut ısısını korumasını sağlar.
üçüncü olarak, bu türde uyuyan hayvanlar dinlenirken dışarı bakabilirler ve olası bir tehlikeyi fark ederler.
yanlışım varsa düzeltin plz.
ilk olarak; beyinlerinin bir yarısını açık tutmazlarsa muhtemelen boğulurlar çünkü yunuslarda nefes alıp verme bilinçle yapılır. yani istemsizce nefes alıp veremezler.
ikinci olarak, bu şekilde gerçekleşen uyku, kas hareketleri gibi fizyolojik aktivitelerin devam etmesine olanak tanır ve bu sayede okyanusta soğuk şartlarda hayatta kalabilmesine yardımcı olan vücut ısısını korumasını sağlar.
üçüncü olarak, bu türde uyuyan hayvanlar dinlenirken dışarı bakabilirler ve olası bir tehlikeyi fark ederler.
yanlışım varsa düzeltin plz.
devamını gör...
usiv
reklam için para alan, şiir kopyala yapıştır yapan, insanlarla gereksiz samimiyet kuran, muhalif olmak için muhalif olan, kurtce propaganda yapan, vatan haini, terörist, ahlaksız, sapık, ırz düşmanı, hain oğlu hain, hadsiz, birçoğumuzun kafasında soru işaretleri uyandıran değişik yazar. ha bir de dedim mi vatan haini.
bu arada (bkz: usiv'in bir günlük engel yemesi) sözlük tarafından kapatılan başlıklardandır.
bu arada (bkz: usiv'in bir günlük engel yemesi) sözlük tarafından kapatılan başlıklardandır.
devamını gör...
takipçisi olmayan yazar
tam benimdir. hatta eziğin önde gidenidir diyecektim ama 4 kişi nerden pörtledi şimdi ya? kimsiniz siiiz? teşkilat mısınııığğzzz?
edit: 5 oldu. ama ayıptır günahtır ben onu görecek karmaya sahip olacak kadarlık yazar değilim. lütfen.*
edit: 5 oldu. ama ayıptır günahtır ben onu görecek karmaya sahip olacak kadarlık yazar değilim. lütfen.*
devamını gör...
yakutistan
bir çok ortak kelime kullandığımız yakut türklerinin yaşadığı, başkenti yakutsk olan ülke.
devamını gör...
sözlerimi geri alamam
insanın suratına tokat gibi tebessüm çarpan şarkıdır.
müziğin üstünde usul usul yürüyen sözler sizi mest eder.
bu şarkıyı dinlerken ihya olmamak ne mümkün değerli dostum ivan değil mi.
müziğin üstünde usul usul yürüyen sözler sizi mest eder.
bu şarkıyı dinlerken ihya olmamak ne mümkün değerli dostum ivan değil mi.
devamını gör...
normal sözlük t-shirtleri
valla ilk ben söyledim, ben buldum bana ne ben buldum bu fikri.
kafaya yakışır, ileride daha güzel,daha fantastik tasarımlı olanları yapılır, bunlarda güzel olmuş.
hayırlı olsun.
kafaya yakışır, ileride daha güzel,daha fantastik tasarımlı olanları yapılır, bunlarda güzel olmuş.
hayırlı olsun.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
*(bkz: bilemiyorum altan)
*(bkz: kim lan bu erol egemen)
*moduma göre bu 2 dakikanın arasından çekip çıkarıp kullanıyorum
hdjkf
*(bkz: kim lan bu erol egemen)
*moduma göre bu 2 dakikanın arasından çekip çıkarıp kullanıyorum
hdjkf
devamını gör...
kürtleri sevmemek
öncelikle bu bir ifade özgürlüğü değildir, bir duygu durumudur. toplumun hiçbir kesimini sevmek zorunda değilsiniz, eyvallah.
ama meseleyi sübjektif zeminde ele alıyorsanız kusura bakmayın da bilinçaltınızda bir hastalık var demektir.
yani şöyle bir şey olabilir mi: ben fransızları sevmiyorum yaa!
sevme kardeşim bana ne! ben de italyanlara hastayım noolacak şimdi?
abi şimdi gidiyorsun, toplu iğnenin ucuyla işaret parmağını hafifçe kanatıyorsun tamam mı? eğer kanın mavi akmıyorsa sonsuza kadar ifadeni özgürleştirmiyorsun. kapiş?
ama meseleyi sübjektif zeminde ele alıyorsanız kusura bakmayın da bilinçaltınızda bir hastalık var demektir.
yani şöyle bir şey olabilir mi: ben fransızları sevmiyorum yaa!
sevme kardeşim bana ne! ben de italyanlara hastayım noolacak şimdi?
abi şimdi gidiyorsun, toplu iğnenin ucuyla işaret parmağını hafifçe kanatıyorsun tamam mı? eğer kanın mavi akmıyorsa sonsuza kadar ifadeni özgürleştirmiyorsun. kapiş?
devamını gör...
insan
çok gariptir, çok tuhaftır.
yahu ne sevilmeye gelir ne övülmeye ne gömülmeye.
kadınlar değil de ben en çok insan ne ister diye bazı bazı merak ederim.
sonra bazı bazı diyorum ki,
daha kendimin ne istediğini keşfedememişim
kaldı ki insanı keşfedeceğim.
sal beni sayın sorularım,
sevgili meraklarım
salın beni.
merak duygusu da istemiyor bünyem,
cümle diğer duyguları da
hatta ve hatta hiç bir şey istemiyor.
kırıntılara dönüşen ruhumu yapıştırmaya
ne takat kaldı ne heves.
benden çok var ne de olsa,
çok var ben gibilerden.
ben gibi kadın,
ben gibi insan
ve ben gibi 'eh bu olmazsa sıradakine geçeriz' türünden müsveddeler.
ama ben müsveddeleştim diye,
zorla sıradanlaştırıldım diye
kızmayacağım hiç
iyi ki yaptınız, iyi ki beni yıprattınız.
yoksa nereden bilecektim
insan denen mahlukun
sınırlarının olmayışını,
kendini tatmin etme uğruna
kendi türünü tükedişini.
sırrına ermişim gibi görünse de
aslında ben hala azıcık da olsa
insan denen bilinmeze dair
umut taşıdığım için
ve kendimden feragat etmeye bile
evet kendimden feraget etmeye bile
yeltendiğim için
hala yıpranabiliyorum.
yahu ne sevilmeye gelir ne övülmeye ne gömülmeye.
kadınlar değil de ben en çok insan ne ister diye bazı bazı merak ederim.
sonra bazı bazı diyorum ki,
daha kendimin ne istediğini keşfedememişim
kaldı ki insanı keşfedeceğim.
sal beni sayın sorularım,
sevgili meraklarım
salın beni.
merak duygusu da istemiyor bünyem,
cümle diğer duyguları da
hatta ve hatta hiç bir şey istemiyor.
kırıntılara dönüşen ruhumu yapıştırmaya
ne takat kaldı ne heves.
benden çok var ne de olsa,
çok var ben gibilerden.
ben gibi kadın,
ben gibi insan
ve ben gibi 'eh bu olmazsa sıradakine geçeriz' türünden müsveddeler.
ama ben müsveddeleştim diye,
zorla sıradanlaştırıldım diye
kızmayacağım hiç
iyi ki yaptınız, iyi ki beni yıprattınız.
yoksa nereden bilecektim
insan denen mahlukun
sınırlarının olmayışını,
kendini tatmin etme uğruna
kendi türünü tükedişini.
sırrına ermişim gibi görünse de
aslında ben hala azıcık da olsa
insan denen bilinmeze dair
umut taşıdığım için
ve kendimden feragat etmeye bile
evet kendimden feraget etmeye bile
yeltendiğim için
hala yıpranabiliyorum.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
burger king.
kebap ya da döner tercih ederdim ama işte olmadı.
kızım burayı tercih etti.
analık böyle bir şey.
kebap ya da döner tercih ederdim ama işte olmadı.
kızım burayı tercih etti.
analık böyle bir şey.
devamını gör...


