güneş sistemi'nin oluşum aşamasından kalmış olan, genellikle silikat adı verilen minerallerden oluşan, milimetrik boyutlardaki bir çeşit kum. gökkumu olarak da bilinir. bazı gök taşlarının yapısında bulunur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kalemimizden dandik dundik diye kelimeler çıkıyor sorun yokta, resimlerde mi sorun var sevgili yazar.
devamını gör...

an itibariyle kafa sözlük kızları.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

''bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, hint'ten, mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.''
devamını gör...

tanım sonuna nokta koyar mısınız?

benim günümü bu özetliyor.
devamını gör...

bu insanlar birbirlerini bu sekilde buluyor ve birbirlerini takip ediyor, yardımlaşıyor, dertlesiyor diye düşünüyorum. siz gibi elit, üstün ve özsaygısını kaybetmemis müthiş özgür bireylerin takip edecegi ve etsin diye açılmıs degil o hesaplar. kimisinin eşi sehit kimisi gazi ama siz ancak dalga gecmeyi bilirsiniz. ne kadar boş vaktiniz var yaa, birilerini arastırıp burda rezil etmeye calısmak ancak sizi zavallı yapar. o insanların da ayrıca umrunda degilsiniz. ne zorluklar yasadıklarını ancak kendi gibi profillerine yazdıkları esleri ve aynı durumda olan insanlar bilir. birbirlerini bulmak ve bir kitle olusturmak istemisler. size ne battı acaba.
devamını gör...

(bkz: ser arthur dayne)

westeros evreninin gelmiş geçmiş en iyi şövalyesi olarak bilinen kral muhafızı.


deli kral zamanında, kralın oğlu rhaegar'ın koruyuculuğunu yaparken şaibeli bir şekilde ned stark tarafından öldürülmüştür. normalde bu tip bir şövalyenin ned stark gibi genç ve tecrübesiz bir lord tarafından kılıç dövüşünde alt edilmesi mümkün değildir. dizide 5 kuzeyliye karşı tek savaşırken dördünü indirmiş ve ned stark'ı alt etmek üzereyken, reed hanesinden howland reed taradından sırtından bıçaklanarak alt edilmiştir.
jaime lannister da kendisine hayran olmakla birlikte büyük saygı duyar. hatta bu adam öyle biri ki jaime lannister bu adama saygı duymasa kral muhafızlığı falan yapamazdı. öyle etkileyici bir karakterdir.
ned stark da tanıdığı en iyi şövalyenin arthur dayne olduğunu, howland reed olmasa işinin zor olduğunu oğlu bran'a anlatmıştır.

bana göre kingsguard yeminini yaşadığı süre boyunca koşulsuz yerine getiren son adamdır. kendinden sonra gelenler barristan selmy haricinde şarlatandırlar. barristan selmy, robert'ın ölümünden sonra "başlarım böyle muhafızlığa" deyip başka maceralara girişmiştir. yine de delikanlı bir abimizdir.

(bkz: sword of the morning)
devamını gör...

tüm takıntılılara gelsin bu parça

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir daha düşünün isterseniz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

'insan mutsuz, çünkü mutlu olduğunun farkında değil'

(dostoyevski)
devamını gör...

musiki nazariyesi bilen, müzik aşkı yüzünden macaristan'da okuduğu ziraatı bırakarak yurduna dönmüş olan, sultan vahideddin zamanında mızıkayi hümayun müezzinliği yapmış, daha sonra riyaset-i cumhur musiki heyetinde*
mülazım-ı evvellik*görevini ifa etmiş büyük sanatçı. derinlemesine bildiği musiki nazariyesinin yanında, paris'te öğrendiği piyano,şan ve solfeji kendinde birleştirerek türk müziğini yeniden ayağa kaldırmıştır. en sevdiğim eserini aşağıya iliştiriyorum.
devamını gör...

sağolsun, başlıkta sadece tek bi yazar bu evrilişin sosyal açıdan da şart olduğunu belirtmiş. teşekkür ederiz. maalesef bu kavram sürekli robotlaşma zannediliyor, değil abicim. aksine mekanik olduğu kadar sosyaldir. insani duyguları canlandırma akımıdır. varolan her bir insandan verim alan, dış etkenlere bağlı ölümleri yekten ortadan kaldıran mükemmeliyetçi bir ihtiyaçtır. türdaşlıktır. tüm ideolojileri ve felsefeleri ortadan kaldırabilecek kudrete sahiptir. transhumanizm akımına engel olan en ciddi faktör yoksunluk bence. bence mi? sen kimsin ya? yoksunluğunu çektiğimiz şey ise insan değeri kavramı. tezat şekilde yere göğe sığmayan kibrimiz mevcut.

insanın kendine verdiği değer yozlaşmış, insana verdiği değer ise varoluşundan beri eksiktir. önce ilkinden başlayalım. bireyin kendine değer vermesi, beşeri bir özellik değil. birçok canlı varlığını sürdürebilmek için kendisini tehlikeden sakınması gerektiğini bilir. (bkz: don kaç veya savaş) ama bu durum var olmaya başladığımız andan itibaren değil de zamanla gelişen bi olgu. (bkz: survive a crisis)
bu iki argüman bazı gerçeklikleri sırtımızdan atmaya yaramıştır. mesela uçurumun kıyısından yürümek yerine daha güvenli bi bölgede yürümek yazılı olmayan bi kuraldır bizim için. tehlikenin potansiyel olduğu her durumdan kaçmak. bunu yapınca ömrün uzuyor. formülün gayet basit olması bireyin kendine verdiği değeri dejenere etmiş, kendisini birçok alanda üstün görmesini sağlamış, ufkunu genişletmiş, ormandan savanaya, savanadan mağaraya, mağaradan tatlı suya yönelmesini sağlamıştır. hikayenin geri kalanında ise kendine değer vermeyi üstüne koya koya sürdürürken türdaşının değerini ise kendine rakip olarak görmeye itmiş. bütün bunlar olurken de seçilim baskısını üzerinden atmıştır. mesela partnerler birbirini etkilemek için dans etmeye veya daha şık görünmeye ihtiyaç duymamış. ölümün mutlaklığı karşısında dans etmeyi tercih etmişler. var olan her şeyi kullanmaya, sonra da yeni şeyler üretmeye başlamışlar. aman ne güzel. fakat bütün bunlar olurken daha geç ölmek için birilerin daha erken ölmesine sebep olmaya devam etmişler. seçilim, tam olarak bu noktada henüz uykuya dalmadığını, gözümüzün önünde olmasa dahi aramızda bi yerlerde hala korkunç bi şekilde durduğunu göstermiştir. bize en yakın türün yüzbin yılda uğradığı seçilimi biz birkaç cycle'da yapıyoruz. o kadar verimli şekilde evriliyoruz ki bi sonraki nesil %90 oranında bizden daha akıllı ve daha iri olmaya devam ediyor. hipotalamus durmadan büyüyor mesela. beynimizin duygu işlerine bakan amiri.
bireyin kendine veya sadece kendi çocuğuna verdiği değer günden güne o kadar büyüyor ki diğerlerinin hangi konuda olursa olsun sizden ufacık farkla daha az avantajlı konuma düştüğünü görmek hormonlarınızı değiştiriyor. par examp; komşunuzun oğlunun tıp fakültesini kazanamadığını öğrendiğinizde içten içe yaşanan sevinç duygusu. trajik bir trafik kazası haberi görünce yazık ya demek. en derinlerden kulağınıza fısıldayan "benim başıma gelmedi ki" sevinci. bireyin diğer bireylere de değer vermesi gerektiğini gösteren küstahca örnekler hepsi. kendini kandırmayı da çok kolay yapar mesela bu sapiens sapiens türü. birkaç ama ile kendinizi dünyanın en iyi insanı yaparsınız. ama ben geçen gün aç birini doyurdum!? tamam o zaman seni bi günlüğüne peygamber ilan edelim. ama ben merhametli biriyim kedilere mama veriyorum. woww aferin sana. bi sn ben de geçen gün düşen uçağı nehre indirdim?? american miracle!! kandırmak bu kadar kolay olmamalı ya. kandırmak bi sanattır. kandırmak; gerçeğin üzerini örtüp, sahteliğe alıştırmaktır. halbuki, üzerini örtsen bile parıldamaz mıydı? (bkz: et obducta lucet)
parıldamaya rağmen kanıyoruz. kanmak daha kolayımıza geliyor niyeyse. hem kolay hem de tatlı.

bu denli tekilliğin altında yatan güvence ise sikimiz maalesef. nasıl olsa doğuyorlar. nasıl olsa birileri gelmeye devam ediyor, hiç görmediğim bir afrikalının ölümü neden bu kadar önemli olsun? hem zaten bana faydası yoktu. var mıydı kardeşim çıkar göster, ortalama bir birey ömrü boyunca kaç insanla muhatap oluyor kaçıyla yolu kesişiyor, ışidin öldürdüğü bir ıraklı veya akbabaların yediği bir çocuk veya sıtmadan ölen bir mağribi benim için neden önemli?

zaten sekiz milyar insan var sayıyı söylemesi bile zor herkes kendi cangılında survive etsin, ölen ölür kalan sağlar bizimdir. al sana devam eden doğal seçilim. yeterince minimalize ettik işte kardeşim yetmez mi, seçilimi tamamen ortadan kaldıracak değiliz ya!
huh. cesurca hazırlanmış ve her karın ağrısını sonlandıran müthiş iki ofansif cümle.

amaaa yeterli değil. seçilimi minimal hale getirmek basit bi kandırmacadan fazlası değil. bizim bugüne kadar ölümü bile durdurmamız gerekirdi. entropi hakkında aklımızda hiçbir soru işaret kalmamalıydı. fakat geldiğimiz noktada evrenin nasıl olur da ışıktan daha hızlı genişlediğini dahi bilmiyoruz. (bkz: kozmik enflasyon)

akıllı şekilde yaşadığımız elli bin yılı çok az buluyoruz. küçümsüyoruz. halbuki hiç de az değil. kavgamız sürekli bize engel oluyor. din olmadan adaleti anlayamamışız, babanın oğlunu öldürdüğü kanlı devrimler yaşanmadan cumhuriyet, demokrasi, eşitlik gibi gelişimimizi tamamlamaya yardımcı olacak enstrümanları kullanmayı akıl edememişiz. dünya savaşları olmasa kendi kudretimizi idrak edemeyecek, bilimin geldiği noktayı göremeyecektik belki de. salgın var diye diri diri insan yakan avrupa yıkılmaz gördüğü krallığı birkaç yüzyıl daha erken yıkmayı deneyebilirdi örneğin. adaletin evrensel oluşu, tarım hayatına geçişin bi hediyesi olabilirdi.

gelişimin her basamağında muhakkak bi yıkım söz konusu. yıkım olmadan anlamıyoruz. kabullenemiyoruz. transhumanizm de yıkım olmadan anlaşılmayacak bir evrimdir. artık salgın mı olur, savaş mı çıkar, uzaylı istilası mı olur bilemiyorum fakat insanın kıymetini bir şey bizi omzumuzdan tutup delicesine salladığında anlayacağız. nitekim; blockchain gibi yeni nesil teknolojiler de bunun çok zor bi ön görü olmadığını gösterircesine hayatımıza girdi. belli yani, yine bi yıkımla karşı karşıya kalacağız. kalacağız ki, daha iyi bi şekilde çıkabilelim. ama bu sefer enstrümanlarımızı kaybetmemek için blok zincir şart. toprağa gömülen bir gömü. yine de yöntem çok gelenekçi bi yöntem. her şeyin tekerrür etmesi gerektiği şartını koşuyor. e hani insan çok hızlı evriliyordu, on bin yıllık metotlarla mı transhumanizm gelecek? malheureusement... hipotalamusun büyümesi pek yararlı olmuyormuş. mekanikleşme şart.
devamını gör...

bugün aniden aklıma geldi ve yazayım dedim.
şimdi efenim uluda bilen bilir, troll bir abi var, çok kaliteli harika bir trolldür kendisi. şimdilerde bırakmış mıdır bilmem. bu abinin troll teması "35 yaşında, hiç çalışmamış, evde sadece yiyip içen, herşeyden abartılı derecede korkan yani ödlekler ödleği, sekse karşı kampanyalar başlatan, tüm yazarlardan korkan" bir tipleme.
bildiniz dimi? evet o. 13 yıldır tirsagim nikli yazar.
günlerden bir gün nikini vermeyeceğim bir ulu hesabımda, bu abiyi okudum okudum. mesaj yazdım.
başta troll kimliğini hiç bozmadı. "aman efendim çok korkuyorum, çok tembelim, işe yaramazın tekiyim.." gibisinden. çok eğlenceliydi. hayatıyla ilgili sorular soruyor ve troll yaptığının farkında olmayan sözlüğe yeni gelmiş kız ayağı kesiyordum. coşuyordu tırsak abi. canım abim.

sonra birden duygusallaştım ben. "benimle dalga geçiyorsun ama.. inanır mısın aynı hayatları yaşıyoruz, yaşım 20 bende böyleyim.." gibisinden. başladım abiye upuzun mesajlar dizmeye. nasıl inandırıcıyım ama. nasıl hüzünlüyüm dert yanıyorum. herşeyden korkuyorum, sekse karşıyım bende, travmatik ne olaylar yaşamışım abov abov. neler neler sıktım abiye.

"sizin için çok üzgünüm kardeşim, yaranızı kaşıdığım için üzgünüm ama bu kadar şey anlattınız, size dürüst olmayı artık borç biliyorum ama ben aslında.." diyerek gerçek kimliğini ifşa etti abi. bir sürü nasihat verdi, mesleğini söyledi, ulaşabileceğim birkaç kanal bıraktı ve yardıma ihtiyacım olduğunda her şekilde yardımcı olabileceğini söyledi.

sonra tırsak abiyle konuşma seyirlerimiz değişti tabi. tırsak abiye füze gibi yalan sıkıyor, ağlıyor, ondan olmayan bir hayali karakter için ilgi alıyordum. o entrilerinde troll kimliğini sürdürüyor, bir yandan da mesajda beni teselli ediyordu.

çok özür dilerim tırsak abi. yalan söyleyip hem gerçek kimliğini bana ifşa etmene, hem de seni üzüp sahte ilgini zorla almaya sebep olduğum için. * aniden bu şerefsizliğim aklıma geldi, inan kimsin necisin kimseye asla anlatmadım, sadecene çok eğlenceliydin diye azıcık seni şe yapmış olabilirim evet, meşgul etmek diyelim. anladınız işte.
çok salak bir kızım hoff.
devamını gör...

tek gezemedeğim yerler doğu ve güneydoğu anadolu olduğu için oradaki tüm şehirleri gezmek isterim.
devamını gör...

ne güzel bir çiçektir.tomurcuklanır öylece olgunlaşmayı bekler içeride güzelim çiçekleri.
yapraklarının kokusu sizi bambaşka yerlere götürür.
hep ilgi bekler:sararan yapraklarını koparın sulamayı da unutmayın.
bir fotoğraf da benden olsun
.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ural-altay dil ailesinin türk dilleri gibi altay koluna mensup olduğu birçok dil bilimci tarafından kabul edilen, ada ülkesi olan japonya'da konuşulduğu için rafine kalabilmiş, kadim dillerdendir. sondan eklemelidir. bu nedenle anadili türkçe olup öğrenmek isteyenler alfabe engelini aştıktan sonra çatır çatır öğrenir derler.

benzer kelimelerimize örnek de vereyim:

şaşı-şaşi
yaka-yoko
kara-kuro
yukarı-yuka
iyi-ii.
devamını gör...

ben girmeyince ölüyor evet. *
devamını gör...

okudukça güzelleşen,her okuduğunda kalbine dokunan,seni diyar diyar gezdiren kitaplardır.
(bkz: küçük prens)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim