yazarların unutamadıkları dizi replikleri
"insanlar etrafta dolaşıp nefretin ne olduğunu bildiklerini düşünüyorlar.
kimse bilmez; ta ki kendinden nefret edene kadar."
(bkz: mr robot)
kimse bilmez; ta ki kendinden nefret edene kadar."
(bkz: mr robot)
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
yeni yıkanmış mis gibi kokan kıyafetin üzerine yemek kokusu sinmesi.
devamını gör...
dünyanın en değerli şeyi
zaman.
benjamin franklin’inin de dediği gibi:
“eğer hayatı seviyorsan, zamanı öldürme; çünkü hayatın zamana bağlıdır.”
benjamin franklin’inin de dediği gibi:
“eğer hayatı seviyorsan, zamanı öldürme; çünkü hayatın zamana bağlıdır.”
devamını gör...
islamda pedofili
çoğu islami yorumculara göre evlenme maskesiyle savunulan sapkınlık.
devamını gör...
çay demlemek
altı kısık olarak ocakta durması bile huzur verir.
devamını gör...
pablo neruda
pablo neruda, biz orada.
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
şöyle diyebilirim: "gece yıldızlardaydı
ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler"
gökte gece yelinin söylediği türküler
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler
bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler
hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler
geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler
sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler
yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
uzaklarda birinin söylediği türküler
bakışlarım kovalar onu tellim her yerde
bakışlar sanki onu bana getirecekler
böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
artık ne ben öyleyim ne de eski geceler
sesim arar rüzgârı ona ulaşmak için
şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler
şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler
sevmiyorum doğrudur, yürek bu hâlâ sever
sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer
bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler
budur bana verdiği acıların en sonu
sondur bu onun için yazacağım dizeler
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
şöyle diyebilirim: "gece yıldızlardaydı
ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler"
gökte gece yelinin söylediği türküler
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler
bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler
hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler
geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler
sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler
yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
uzaklarda birinin söylediği türküler
bakışlarım kovalar onu tellim her yerde
bakışlar sanki onu bana getirecekler
böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
artık ne ben öyleyim ne de eski geceler
sesim arar rüzgârı ona ulaşmak için
şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler
şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler
sevmiyorum doğrudur, yürek bu hâlâ sever
sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer
bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler
budur bana verdiği acıların en sonu
sondur bu onun için yazacağım dizeler
devamını gör...
aşk
aşk, karşındakini bulunmaz hint kumaşı zannetmekle, hıyarın teki olduğunuzu anlamak arasında geçen zamana verilen isimdir.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
sözlüklerde farkına vardığım belirli bir düzen var; troller, enteller ve entel takılanlar ama aslında olmayanlar.
meja, bal porsuğu ve tenturdiyot gibi yazarlar, entelliği uçlarda yaşayan harikulade yazarlar. kendilerini her şekilde belli ediyorlar. sonsuz saygı duyuyorum efendim, var olun.
meja, bal porsuğu ve tenturdiyot gibi yazarlar, entelliği uçlarda yaşayan harikulade yazarlar. kendilerini her şekilde belli ediyorlar. sonsuz saygı duyuyorum efendim, var olun.
devamını gör...
kız çocuğuna şantajla 1 yıl boyunca tecavüz eden aşağılıklar
faillerinin bir daha gün yüzü görmemesi gereken korkunç olay.
bu arada, çocuğun cinsiyeti değil çocuk olması önemli denmiş ki bu çok doğru bir bakış açısı. bununla birlikte benim mesleki alan itibariyle aldığım derslerde edindiğim bilgilere göre fiziksel istismar erkek çocuklarında daha fazla iken cinsel istismar vakaları kız çocuklarında daha fazlaydı. yani çocuğun kız olması cinsel istismara uğrama tehlikesini artırmakta ne yazık ki.
cinsel istismara uğrama, cinsiyetler arasında farklılıklar göstermekte ve kızlarda üç kat daha fazla görülmektedir. cinsel istismar %77 olasılıkla aile, %11 diğer akrabalar, %5 bakımla ilgisi olmayan kişiler, %2 ise çocuğun bakımı ile ilgilenen diğer kişiler tarafından uygulanmaktadır.
kaynak: "cinsel istismara uğramış çocuk nasıl fark edilir?" başlıklı yazı
bu arada, çocuğun cinsiyeti değil çocuk olması önemli denmiş ki bu çok doğru bir bakış açısı. bununla birlikte benim mesleki alan itibariyle aldığım derslerde edindiğim bilgilere göre fiziksel istismar erkek çocuklarında daha fazla iken cinsel istismar vakaları kız çocuklarında daha fazlaydı. yani çocuğun kız olması cinsel istismara uğrama tehlikesini artırmakta ne yazık ki.
cinsel istismara uğrama, cinsiyetler arasında farklılıklar göstermekte ve kızlarda üç kat daha fazla görülmektedir. cinsel istismar %77 olasılıkla aile, %11 diğer akrabalar, %5 bakımla ilgisi olmayan kişiler, %2 ise çocuğun bakımı ile ilgilenen diğer kişiler tarafından uygulanmaktadır.
kaynak: "cinsel istismara uğramış çocuk nasıl fark edilir?" başlıklı yazı
devamını gör...
sezai karakoç
türk edebiyatı'nın en sevdiğim şairlerinden biri olan karakoç, türk şiirini metafizik bir esasa oturtan şairlerden biri olarak kabul edilir. kendisinin pek sevdiğim şiirlerinden biri olan "balkon" şiirine yaptığım tahlili, başta şiiri paylaşarak aşagıya bırakıyorum. bu vesileyle bana şiiri anlamlandıran, daha çok sevdiren tahlil olayının başkalarına da sevdirmesini temenni ediyorum.
-balkon-
çocuk düşerse ölür çünkü balkon
ölümün cesur körfezidir evlerde
yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
anneler anneler elleri balkonların demirinde
içimde ve evlerde balkon
bir tabut kadar yer tutar
çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen
şezlongunuza uzanır ölü
gelecek zamanlarda
ölüleri balkonlara gömecekler
insan rahat etmeyecek
öldükten sonra da
bana sormayın böyle nereye
koşa koşa gidiyorum
alnından öpmeye gidiyorum
evleri balkonsuz yapan mimarların
başlıktan da anlaşılacağı üzere incelemiş olduğum şiirin konusu, balkon; teması, modern mimari anlayışın insan üzerindeki etkisidir.
şiiri, sezai karakoç’un şiir anlayışını tanıdığım için bütünden parçaya giderek şiirdeki anlamı ve duyguyu kısa bir tahlille ifade etmeye çalıştım.
şair, ‘’çocuk düşerse ölür.’’ cümlesiyle şiire başlıyor. burada, çocukların bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarını anlatıyor. hemen devamında, ‘’çünkü balkon, ölümün cesur körfezidir evlerde’’ diyerek evi, çocuğu tehdit eden unsuru trajik bir gerekçeyle açıklıyor.
‘’yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların’’ cümlesiyle de dilinin varamadığı çocuğun ölümünü, -ölüm ifadesini hiç kullanmadan- ustalıkla anlatıyor.
hemen sonra, ‘’anneler, anneler elleri balkonların demirinde’’ cümlesiyle çocuğun ölümüyle şoka uğramış bir annenin kederini ifade ediyor.
şair, ikinci dörtlüğün hemen başında, ‘’içimde ve evlerde balkon, bir tabut kadar yer tutar.’’ cümleleriyle balkonun onun nezdinde bir tabuttan farksız olduğunu anlatmaya çalışıyor, hemen sonraki,
‘’çamaşırlarınızı asarsanız hazır kefen, şezlongunuza uzanın ölü.’’ cümleleriyle de çamaşırların kurumadan o balkonlarda hazır kefen anlamı taşıdığını ve balkona uzanıp dinlenmenin ise mezara girip ölmekten bir farkının olmadığını anlatmaya çalışıyor.
üçüncü dörtlükte şair, ‘’gelecek zamanlarda, ölüleri balkonlara gömecekler.’’ cümleleriyle karamsarlık
yaratan vurgularla, geleceğin dünyasında ölüleri balkonlara gömeceklerini ve hemen sonra gelen,
‘’insan rahat etmeyecek öldükten sonra da‘’ cümleleriyle de, insanın bu dünyada olduğu gibi öteki dünyada da rahat edemeyeceğini ifade ediyor.
son dörtlükte şair, ‘’bana sormayın böyle nereye, koşa koşa gidiyorum. alnından öpmeye gidiyorum, evleri balkonsuz yapan mimarları.’’ diyerek bütün bu olumsuzluğu yok etmenin evleri balkonsuz inşa etmekten geçtiğini, felaketin böyle biteceğini, bunu yapacak olan mimarların ise kutlanması gerektiğini ifade
ederek şiiri noktalıyor.
devamını gör...
çocuk oyuncaklarını hedef alan cemaat
daha ne kadar sapıklaşabilirler acaba dedirtmiştir.
devamını gör...
edebiyat nöbeti
yayın hayatına samsun/bafra'da başlayan ve devam eden, genel yayın yönetmenliğini celal karaca'nın yaptığı edebiyat dergisi. iki ayda bir çıkıyor olsa da bazen gecikmeler, değişiklikler olabiliyor. 2018'de hoş bir tesadüf sonucu tanıştım bu dergiyle.
her sayılarında farklı bir edebiyat insanı dosya konusudur. bu isimlerin derinlikle incelenmesi nedeniyle beğendiğim nadir edebiyat dergilerinden biridir. kalabalığın ilah bellediği, tekrar tekrar çiğnediği konulardan uzak bir dergicilik anlayışları var. yeni kalemlere şans veriyorlar. üstelik bu şans belli bir biçem veya akım üzerine değil, zengin içerikler okumak mümkün.
her sayılarında farklı bir edebiyat insanı dosya konusudur. bu isimlerin derinlikle incelenmesi nedeniyle beğendiğim nadir edebiyat dergilerinden biridir. kalabalığın ilah bellediği, tekrar tekrar çiğnediği konulardan uzak bir dergicilik anlayışları var. yeni kalemlere şans veriyorlar. üstelik bu şans belli bir biçem veya akım üzerine değil, zengin içerikler okumak mümkün.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
sinav konularina vizelerinde dahil oldugunu finallerden bi gun once ogrenmis gibi hissediyorum
devamını gör...
orhan veli'nin hayatına dahil olmuş kadınlar
1. ilk göz ağrısı
birincisi o incecik, o dal gibi kız.
şimdi galiba bir tüccar karısı
ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
ama yine de görmeyi çok isterim,
kolay mı, ilk göz ağrısı…
2. ikincisi meçhul sevgili
……………………………….çıkar
……………………dururduk mahallede
……………………………….halde
….adlarımız yan yana yazılırdı duvarlara
…………………….yangın yerlerinde…
3. üçüncüsü münevver abla
üçüncüsü münevver abla, benden büyük
yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
gülmekten katılırdı, okudukça.
bense bugünmüş gibi utanırım
o mektupları hatırladıkça…
4. dördüncüsü…
dördüncüsü azgın bir kadın,
açık saçık şeyler anlatırdı bana.
bir gün de önümde soyunuverdi
yıllar geçti aradan, unutamadım,
kaç defa rüyama girdi.
5. beşinciyi anlatmayalım
beşinciyi geçip altıncıya geldim
onun adı da nurünnisa.
ah güzelim
ah esmerim
ah !
canımın içi nurünnisa…
6. yedincisi aliye
yedincisi aliye, kibar bir kadın
ama ben pek varamadım tadına
bütün kibar kadınlar gibi,
küpe fiyatına, kürk fiyatına…
7. sekizinci
sekizinci de o bokun soyu:
sen elin karısında namus ara,
kendinde arandı mı, küplere bin.
üstelik kendinde de
yalanın düzenin bini bir para.
8. dokuzuncu ayten
ayten’di dokuzuncunun adı,
barlarda göbek atar
iş başında şunun bunun esiri,
ama bardan çıktı mı
kiminle isterse onunla yatar.
9. onuncusu akıllı
onuncusu akıllı çıktı
bıraktı gitti beni.
ama haksız da değildi hani,
sevişmek zenginlerin harcıymış
işsizlerin harcıymış.
iki gönül bir olunca
samanlık seyranmış ama
iki çıplak da olsa olsa
bir hamama yakışırmış…
10. işine bağlı kadın
işine bağlı bir kadındı on birinci
hoş, olmasın da ne yapsın?
bir zalimin yanında gündelikçi;
adı luksandra.
geceleri odama gelir
sabahlara kadar kalır
konyak içer, sarhoş olur
sabahı da işbaşı yapardı şafakla…
11. sonuncusu yaşamayı seven kadın
gelelim sonuncuya.
ona bağlandığım kadar
hiçbirine bağlanmadım.
sade kadın değil, insan.
ne kibarlık budalası,
ne malda, mülkte gözü var.
eşit olsak, der
hür olsak, der
insanları sevmesini de bilir,
yaşamayı sevdiği kadar…
birincisi o incecik, o dal gibi kız.
şimdi galiba bir tüccar karısı
ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
ama yine de görmeyi çok isterim,
kolay mı, ilk göz ağrısı…
2. ikincisi meçhul sevgili
……………………………….çıkar
……………………dururduk mahallede
……………………………….halde
….adlarımız yan yana yazılırdı duvarlara
…………………….yangın yerlerinde…
3. üçüncüsü münevver abla
üçüncüsü münevver abla, benden büyük
yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
gülmekten katılırdı, okudukça.
bense bugünmüş gibi utanırım
o mektupları hatırladıkça…
4. dördüncüsü…
dördüncüsü azgın bir kadın,
açık saçık şeyler anlatırdı bana.
bir gün de önümde soyunuverdi
yıllar geçti aradan, unutamadım,
kaç defa rüyama girdi.
5. beşinciyi anlatmayalım
beşinciyi geçip altıncıya geldim
onun adı da nurünnisa.
ah güzelim
ah esmerim
ah !
canımın içi nurünnisa…
6. yedincisi aliye
yedincisi aliye, kibar bir kadın
ama ben pek varamadım tadına
bütün kibar kadınlar gibi,
küpe fiyatına, kürk fiyatına…
7. sekizinci
sekizinci de o bokun soyu:
sen elin karısında namus ara,
kendinde arandı mı, küplere bin.
üstelik kendinde de
yalanın düzenin bini bir para.
8. dokuzuncu ayten
ayten’di dokuzuncunun adı,
barlarda göbek atar
iş başında şunun bunun esiri,
ama bardan çıktı mı
kiminle isterse onunla yatar.
9. onuncusu akıllı
onuncusu akıllı çıktı
bıraktı gitti beni.
ama haksız da değildi hani,
sevişmek zenginlerin harcıymış
işsizlerin harcıymış.
iki gönül bir olunca
samanlık seyranmış ama
iki çıplak da olsa olsa
bir hamama yakışırmış…
10. işine bağlı kadın
işine bağlı bir kadındı on birinci
hoş, olmasın da ne yapsın?
bir zalimin yanında gündelikçi;
adı luksandra.
geceleri odama gelir
sabahlara kadar kalır
konyak içer, sarhoş olur
sabahı da işbaşı yapardı şafakla…
11. sonuncusu yaşamayı seven kadın
gelelim sonuncuya.
ona bağlandığım kadar
hiçbirine bağlanmadım.
sade kadın değil, insan.
ne kibarlık budalası,
ne malda, mülkte gözü var.
eşit olsak, der
hür olsak, der
insanları sevmesini de bilir,
yaşamayı sevdiği kadar…
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
bir apartmanda yaşanabilecek zorluklar
tek korkum ses konusunda hassas bir alt kat komşusuna sahip olmaktır. çocuklar bazen saatin farkında olmayabiliyorlar.
benim kimsenin ettiği ile bir işim olmaz hatta işime bile gelir. tırsak bir insan olduğum için gece yapılan gürültüler benim içimi rahatlatır. severim apartman hayatını. böylece hayvan isteyen çocuklara da ama burası apartman hayvan besleyemeyiz diyorum rahat rahat. *
benim kimsenin ettiği ile bir işim olmaz hatta işime bile gelir. tırsak bir insan olduğum için gece yapılan gürültüler benim içimi rahatlatır. severim apartman hayatını. böylece hayvan isteyen çocuklara da ama burası apartman hayvan besleyemeyiz diyorum rahat rahat. *
devamını gör...
en sevilen ressam ve eseri
en sevilen yazdığı için çok stres oldum hangi birini seçeyim.

frederic edwin church - aurora borealis (1865)
ayrıca (bkz: en sevilen tablolar)

frederic edwin church - aurora borealis (1865)
ayrıca (bkz: en sevilen tablolar)
devamını gör...






