forumsal başlıkların bilgi içerikli başlıklardan daha çok tanım alma sebebi
insanların eğlence ve sosyalleşme ihtiyacıdır. gerek krizler, gerekse pandemi kaynaklı yasaklamaların ve piyasa sarsılmasının insanlarda yarattığı yük ve stresten kaynaklıdır. samimi bir ortam bulunca, burası sözlük de olsa insanlar biraz da kafa dağıtmak istiyorlar. buna anlayış göstermek durumunda olduğumuz kanaatindeyim.
devamını gör...
tungsten
1784 yılında keşfedilen ve volfram olarak da bilinen bu metal dayanıklılığı sebebiyle eski ampul tellerinde kullanılıyordu. x ışın cihazlarında ve hava teknolojilerinde de olmak üzere pek çok sektörde kullanılmaya devam eden bu metal ayrıca erime noktası en yüksek olan metaldir. 3422°c erime noktasıdır. simgesi "w" dir.
devamını gör...
normal sözlük dergisi
yoldaşın söylediğine göre yakında çıkacak dergimiz.
edit:karambol tarafından yazılackmış.
edit:karambol tarafından yazılackmış.
devamını gör...
covid yalanına inanmıyorum
şimdi ben tam olarak nedir ne değildir uzman olmadığım bir alanla ilgili asla ahkam kesemeyeceğim. fakat medya aracılığıyla bize yansıtılanların çoğuna inanmıyorum. zekasını kullanan bireylerin de bunun farkında olduğunu düşünüyorum. yine çıkar ve para hırsıyla ilgili bir çok şeyin çarpıtılarak bize aktarıldığını düşünüyorum . tabi ki siz yine de maske takın o ayrı bir konu, dikkat edin . ama bir de şunu izleyin derim :
devamını gör...
save ralph
çok beğendiğim kısa film, gerçekleri hatırlatmış ve sorumluluk almanın gerekliliğini yüzümüze vurmuş.
hadi ben de bu vesiyeyle iki kelam edeyim. belki gerçekten sorumluluk almak isteyen birileri olur ve bu entry bir işe yarar.
efendim, öncelikle sadece ralph'in dokunaklı ve son derece gerçek hikayesinden etkilenmek yetmez. onun için ve başka canlılar için sorumluluk almamız, bu hissettiğimiz duyguyu samimi kılar diye düşünüyorum. peki ne yapmalı? en başta başka canlıların sömürülmesi ve acısıyla kendimizi beslemeyi bırakmamız gerekmekte. (bkz: politik vejetaryenlik)(bkz: veganizm)
açık, samimi, etik olana yönelmeliyiz. türümüz, bu yüzyıldaki gelişkinliğinde hayvansal protein olmaksızın, (cinay)et olmaksızın sağlıklı kalabilecek ve bitkisel proteinle beslenerek sağlıklı yaşayabilecek gelişkinlikteyken sırf tadını seviyoruz diye, alışkanlık diye bu zulmü sürdürmemeliyiz.
bunun yanında evet hayvan deneyi kozmetik ve temizlik ürünlerinin karanlık yüzünü içeriyor. ralph bunun bir görünmesi sadece. inanın bu zulmü sürdürmeyen onlarca firma ve ürün var. öyle ulaşılmaz falan da değil bu ürünler.
hayatımdan başka canlıları yemeyi çıkaralı 4 yıl oldu benim, deneyli ürünleri de uzun zamandır kullanmıyorum.
arkadaşlarımla buluşmak için özenle hazırlandığımda yüzüme sürdüğüm şeyin, başka bir canlının ızdırabı olmadığını bilmek inanın harika bir his. ya da temizlik yaptığımda evimi temizleyen ürünlerin acı, zulüm ve kanla üretilmediğini bilmek insana çok daha temiz hissettiriyor.
bu işler biraz farkındalık meselesi insan bir kere fark edince, bu bir kere bu yola girince artık geri dönemiyor, bir kere tabağın ardına bakınca artık önündeki nesneleşmiş şeyin ne olduğu gerçeğinden kaçmıyor insan.
ama dedim ya bunun müthiş bir vicdani rahatlığı var...
eğer ralph'i kurtarmak için sorumluluk almak isteseniz bana mesaj atabilirsiniz. metin önerileri, vegan/deneysiz markalar, besin takviyeleri, yemek tarifleri her konuda yardımcı olmaya hazırım ben. tek bir insan daha en ufak bir adım atsa dünya daha az korkunç bir yer haline gelecek inanın.
hadi ben de bu vesiyeyle iki kelam edeyim. belki gerçekten sorumluluk almak isteyen birileri olur ve bu entry bir işe yarar.
efendim, öncelikle sadece ralph'in dokunaklı ve son derece gerçek hikayesinden etkilenmek yetmez. onun için ve başka canlılar için sorumluluk almamız, bu hissettiğimiz duyguyu samimi kılar diye düşünüyorum. peki ne yapmalı? en başta başka canlıların sömürülmesi ve acısıyla kendimizi beslemeyi bırakmamız gerekmekte. (bkz: politik vejetaryenlik)(bkz: veganizm)
açık, samimi, etik olana yönelmeliyiz. türümüz, bu yüzyıldaki gelişkinliğinde hayvansal protein olmaksızın, (cinay)et olmaksızın sağlıklı kalabilecek ve bitkisel proteinle beslenerek sağlıklı yaşayabilecek gelişkinlikteyken sırf tadını seviyoruz diye, alışkanlık diye bu zulmü sürdürmemeliyiz.
bunun yanında evet hayvan deneyi kozmetik ve temizlik ürünlerinin karanlık yüzünü içeriyor. ralph bunun bir görünmesi sadece. inanın bu zulmü sürdürmeyen onlarca firma ve ürün var. öyle ulaşılmaz falan da değil bu ürünler.
hayatımdan başka canlıları yemeyi çıkaralı 4 yıl oldu benim, deneyli ürünleri de uzun zamandır kullanmıyorum.
arkadaşlarımla buluşmak için özenle hazırlandığımda yüzüme sürdüğüm şeyin, başka bir canlının ızdırabı olmadığını bilmek inanın harika bir his. ya da temizlik yaptığımda evimi temizleyen ürünlerin acı, zulüm ve kanla üretilmediğini bilmek insana çok daha temiz hissettiriyor.
bu işler biraz farkındalık meselesi insan bir kere fark edince, bu bir kere bu yola girince artık geri dönemiyor, bir kere tabağın ardına bakınca artık önündeki nesneleşmiş şeyin ne olduğu gerçeğinden kaçmıyor insan.
ama dedim ya bunun müthiş bir vicdani rahatlığı var...
eğer ralph'i kurtarmak için sorumluluk almak isteseniz bana mesaj atabilirsiniz. metin önerileri, vegan/deneysiz markalar, besin takviyeleri, yemek tarifleri her konuda yardımcı olmaya hazırım ben. tek bir insan daha en ufak bir adım atsa dünya daha az korkunç bir yer haline gelecek inanın.
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
yeni korkusu vücut sağlamken kafanın koyvereceği. unutmak, saçmalamak, evin yolunu şaşırmak, havaalanı yerine sinemaya, tuvalet yerine komşuya gitmek. 21. asrın sağlıklı insanının yaşlılığında kafayı sıyırma korkusu var.
devamını gör...
toplumcu gerçekçi sözlük yazarı eksikliği
toplumun gerçeklerinden bıkılıp usanıldığı için ortaya çıktığını düşündüğüm durum.
normal şartlarda bir grup insanla bir araya geldiğinizde büyük ihtimalle "ne olacak bu memleketin/insanların hali?" içerikli sohbetler döndürürsünüz. din, siyaset ve futbol en çok konuşulan konular olur. kimse kimseye şiir okumaz ya da kuantum mekaniği anlatmaz normal şartlarda. sanıyorum bunları yapabileceğimiz tek yer ancak ve ancak sanal ortamlar oldu artık. o yüzden hepimiz ayrı telden çalıyoruz ve toplumun sıkıcı ve yampiri gerçeklerinden kaçacak ve kafa dinleyecek yer arıyoruz.
tabii bu davranış doğrudur ya da değildir kısmını tartışmıyorum işin. sadece nedeninin bu olduğunu tahmin ediyorum.
normal şartlarda bir grup insanla bir araya geldiğinizde büyük ihtimalle "ne olacak bu memleketin/insanların hali?" içerikli sohbetler döndürürsünüz. din, siyaset ve futbol en çok konuşulan konular olur. kimse kimseye şiir okumaz ya da kuantum mekaniği anlatmaz normal şartlarda. sanıyorum bunları yapabileceğimiz tek yer ancak ve ancak sanal ortamlar oldu artık. o yüzden hepimiz ayrı telden çalıyoruz ve toplumun sıkıcı ve yampiri gerçeklerinden kaçacak ve kafa dinleyecek yer arıyoruz.
tabii bu davranış doğrudur ya da değildir kısmını tartışmıyorum işin. sadece nedeninin bu olduğunu tahmin ediyorum.
devamını gör...
supportgirl
beni terbiyesiz beniii! ben nasıl olurda buraya yazmam hain miyim ben utanmaz mıyım? özür diliyorum felsefenin en güzel hali yazarımdan. okumaktan ağrılara gark etmiş, yazmaktan parmak fıtığı diye bir hastalığın isim babası olmuş güzel insan, kıymeti bilinesi yazar.*
devamını gör...
yazarların en sevdiği ağaç türü
devamını gör...
insana umudunu kaybettiren şeyler
herkes çevresindeki insanlardan bahsetmiş ama esas kötü olan insanın kendisinden umudunu kesecek noktaya gelmesidir.
bazen gerçekten bu noktaya geldiğim oluyor. sonra unutup veya üstünü kapatıp devam ediyorum "bir şekilde" ama...
eninde sonunda bir tarafımda patlayacakmış gibi geliyor hep.
tanım: kişinin bakış açısına bağlı olarak hayatı zehir edebilen ve hatta bitirebilen şeylerdir.
bazen gerçekten bu noktaya geldiğim oluyor. sonra unutup veya üstünü kapatıp devam ediyorum "bir şekilde" ama...
eninde sonunda bir tarafımda patlayacakmış gibi geliyor hep.
tanım: kişinin bakış açısına bağlı olarak hayatı zehir edebilen ve hatta bitirebilen şeylerdir.
devamını gör...
engellenen yazarın açtığı başlıkların görünmesi
hiç istemesek te katlandığımız bir durum. gerçi artık başlığa girmeden kimin açtığını anlamak mümkün. malum ne kadar eli nasırlı suratı sivilce dolu trol varsa sözlükte. anasının evde eldivenle bile sevemediği tiplerin açtığı başlıklara biz burada maruz kalıyoruz çok acı.
devamını gör...
müslüman yazarlara sorular
yazdıklarıyla en elit gurûhun mensubu olduğu egosuyla dolaşan, sözüm ona "aydin" takımından bir yazarın, faşist duygularla yazdığı başlık.
ha siyaha, beyaz insanı,
ha aleviye, sunniyi*,
ha sağcıya, solcuyu,
ha türk'e, kürt'ü,
ha inanana, inanmayanı sorarak;
hangi yarayı kaşımayı, hangi hareket noktalarını ayağa kaldırmayı, kimi kime düşürmeyi, kırdırmayı hedefliyorsunuz.
modersyonun bu konuyu değerlendirmesini rica ediyorum. açılan her 10 başlıktan 4, 5 tanesinin tarzı bu. ötekilestirmek özgürlük değil faşizmdir.
12 eylül' ü yaşatan alçak adam, " birkaç yıl önce de müdahale edebilirdim, ama şartları olgunlaşmamıştı" diyordu.
işte o alçağın bahsettiği şartlar yukarıdaki şartlardı. önce olgunlaştırdılar sonra "bir sağdan, bir soldan" astılar.
dünyada mükemmel hayat görüşü, mükemmel yönetim düzeni yoktur, olsaydı hiçbir şeyin alternatifi olmazdı. tartışma kültürü, "senin fikrinin eksik yönü, benim şu fikrimle doğru hale gelir" i tartışabilmektir, tartışabiliyorsak gelişir.
kavga etmek için sebep aramakla değil.
ha siyaha, beyaz insanı,
ha aleviye, sunniyi*,
ha sağcıya, solcuyu,
ha türk'e, kürt'ü,
ha inanana, inanmayanı sorarak;
hangi yarayı kaşımayı, hangi hareket noktalarını ayağa kaldırmayı, kimi kime düşürmeyi, kırdırmayı hedefliyorsunuz.
modersyonun bu konuyu değerlendirmesini rica ediyorum. açılan her 10 başlıktan 4, 5 tanesinin tarzı bu. ötekilestirmek özgürlük değil faşizmdir.
12 eylül' ü yaşatan alçak adam, " birkaç yıl önce de müdahale edebilirdim, ama şartları olgunlaşmamıştı" diyordu.
işte o alçağın bahsettiği şartlar yukarıdaki şartlardı. önce olgunlaştırdılar sonra "bir sağdan, bir soldan" astılar.
dünyada mükemmel hayat görüşü, mükemmel yönetim düzeni yoktur, olsaydı hiçbir şeyin alternatifi olmazdı. tartışma kültürü, "senin fikrinin eksik yönü, benim şu fikrimle doğru hale gelir" i tartışabilmektir, tartışabiliyorsak gelişir.
kavga etmek için sebep aramakla değil.
devamını gör...
alternative math
bir david maddox kısa filmidir. filmin senaryosunu david maddox, malcolm morrison ile birlikte yazmıştır.

türkiyede en revaçta olan ve en kolay yapılan şeylerden biri öğretmenleri eleştirmektir. haklı yanları da yok değildir bu eleştirilerin. bence de çok sayıda yeteneksiz, yetersiz, mesleğini severek yapmayan, hiçbir şey olamadığı için öğretmen olan insan var. ama sanırım bu her meslek grubunda eşit oranda mevcut.
peki yukarıda anlattığım gibi olmayan öğretmenler ne yapıyor? neden idareci olduğu bilinmeyen, anlam verilemeyen idarecilerle uğraşıyorlar mesela. şöyle bir eleştiri aldığınızı düşünsenize bir okul müdüründen:
“ hocam öğrenciler sizi çok sevdikleri için ingilizce öğretmeni olmak istiyorlar, onları hukuka yönlendirin.”
ben böyle bir eleştiri aldım. komik miydi? evet. peki can yakar mı? hem de çok.
peki velilerle uğraşmak. bir veli bana “ hocam bizim çocuk ingilizceyi çözemiyor, acaba kelimeleri bölerek mi anlatsanız?” diye bir öneri getirmişti.
sen bir öğretmen olarak mesleğin onurunu kurtarmak için ne kadar çabalarsan çabala ya mesleğin içinden ya da dışından bir cahilin müdahalesi ile karşılaşıyorsun. gish gallop senin bilimsel yöntemlerini manasız kılıyor.
george orwell 1984 romanında “ özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir.” demişti. bu film onun ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterecek bize.
insanların kişisel çıkarları, kendi bildikleri doğrular, birilerine yaranma çabası alternatif bir matematik bile yaratabilir. ama unutmayın tıpkı adalet gibi matematik de bir gün herkese lazım olur.
alternative math

türkiyede en revaçta olan ve en kolay yapılan şeylerden biri öğretmenleri eleştirmektir. haklı yanları da yok değildir bu eleştirilerin. bence de çok sayıda yeteneksiz, yetersiz, mesleğini severek yapmayan, hiçbir şey olamadığı için öğretmen olan insan var. ama sanırım bu her meslek grubunda eşit oranda mevcut.
peki yukarıda anlattığım gibi olmayan öğretmenler ne yapıyor? neden idareci olduğu bilinmeyen, anlam verilemeyen idarecilerle uğraşıyorlar mesela. şöyle bir eleştiri aldığınızı düşünsenize bir okul müdüründen:
“ hocam öğrenciler sizi çok sevdikleri için ingilizce öğretmeni olmak istiyorlar, onları hukuka yönlendirin.”
ben böyle bir eleştiri aldım. komik miydi? evet. peki can yakar mı? hem de çok.
peki velilerle uğraşmak. bir veli bana “ hocam bizim çocuk ingilizceyi çözemiyor, acaba kelimeleri bölerek mi anlatsanız?” diye bir öneri getirmişti.
sen bir öğretmen olarak mesleğin onurunu kurtarmak için ne kadar çabalarsan çabala ya mesleğin içinden ya da dışından bir cahilin müdahalesi ile karşılaşıyorsun. gish gallop senin bilimsel yöntemlerini manasız kılıyor.
george orwell 1984 romanında “ özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir.” demişti. bu film onun ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterecek bize.
insanların kişisel çıkarları, kendi bildikleri doğrular, birilerine yaranma çabası alternatif bir matematik bile yaratabilir. ama unutmayın tıpkı adalet gibi matematik de bir gün herkese lazım olur.
alternative math
devamını gör...
fiziksel kibir
"vücudumu sergilemeyi seviyorum" diyen insanın ruh halidir. pahalı ve dikkat çekici kıyafetleri giymeye eğilimli insanlardır. ekranda kendilerini izlemeyi, aynada kendilerine bakmayı severler. güneşi d vitamini kaynağı olarak değil bronzlaşma aracı olarak algılarlar.
devamını gör...
bir başka tepeden
“sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul!
görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada
sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.”
yahya kemal beyatlı şiiri.
görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada
sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.”
yahya kemal beyatlı şiiri.
devamını gör...
çanakkale savaşı
çanakkale geçilmez, sözünü tüm dünyaya kabul ettirdiğimiz zaferle sonuçlanmış; kara ve deniz savaşlarıdır.
mermilerin havada çarpıştığı, hatta çanakkale tabyalarında da bu hatıranın sergilendiği savaşta, şehit değil kayıp sayısı iki yüz elli bin civarındadır. savaşta kayıp ise şehit, asker kaçağı, esir ve kayıp kişileri de kapsamaktadır.
çanakkale'de annemin dedesi şehit olmuş, babamın dedesi ise esir düşüp 7 yıl boyunca ingiliz esaretinde kalmış olduğu için benim için anlamı da çok farklıdır.
mermilerin havada çarpıştığı, hatta çanakkale tabyalarında da bu hatıranın sergilendiği savaşta, şehit değil kayıp sayısı iki yüz elli bin civarındadır. savaşta kayıp ise şehit, asker kaçağı, esir ve kayıp kişileri de kapsamaktadır.
çanakkale'de annemin dedesi şehit olmuş, babamın dedesi ise esir düşüp 7 yıl boyunca ingiliz esaretinde kalmış olduğu için benim için anlamı da çok farklıdır.
devamını gör...
yazarların zenginlik ölçütü
meyve yiyebiliyorsam zenginimdir. erik 15 lira, çilek desen 10-20 lira.
devamını gör...
soğuk su ile duş almak
acı olmasına rağmen ısrarla yenen acı biber gibi acı vermesine rağmen soğuk suyla duş da baaazı kendini bilmez sinirsel iletimden sorumlu kimyasalların bir oyunu imiş. endorfin mendorfin işte. ucu nörotransmitter görmeyen muhabbet kalmadı son birkaç yıldır.
bu eylem kimilerine yüksek haz verir. hele ki en az yarım saatlik bir koşu sonrası buz gibi duş, aman yarabbi, aman aman. belli bir acı eşiğine kadar dayanırsanız dünyanın belki de en muhteşem aktivitesidir.
bu eylem kimilerine yüksek haz verir. hele ki en az yarım saatlik bir koşu sonrası buz gibi duş, aman yarabbi, aman aman. belli bir acı eşiğine kadar dayanırsanız dünyanın belki de en muhteşem aktivitesidir.
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
maske.
devamını gör...
kardeşiniz bir hayvan olsaydı
benimkiler tavşan* ve muhabbet kuşu* olurdu galiba.
devamını gör...