silverdin
her evde ya da apartmanda bir tane olması gereken, yıllarca bitmeyen yanık kremi. evde bir tane var, konu komşu ortak kullanıyoruz.
devamını gör...
harry kane
1993 doğumlu ingiliz forvet. tottenham'ın yıldızı, çok iyi bitiriciliğe sahip, zaman zaman enteresan gollere imza atabilen kişi. bu sezon ligde 10 golü 11 de asisti mevcuttur.
devamını gör...
udemy
2007 yılında eren bali tarafından kuruldu, 2010'da ise silikon vadisinde, eren bali, oktay çağlar ve gagan biyani tarafından başlatıldı.
yazılım, işleteme, finans, pazarlama, tasarım, fotoğraf, sağlık, müzik, kişisel gelişim gibi alanlarda kurslar barındırmaktadır.
yılın 365 günü kampanya düzenlerler.
yazılım, işleteme, finans, pazarlama, tasarım, fotoğraf, sağlık, müzik, kişisel gelişim gibi alanlarda kurslar barındırmaktadır.
yılın 365 günü kampanya düzenlerler.
devamını gör...
uyutmayan sorular
ne olacak bu uzayın hali?
devamını gör...
kürtlerin ana dilde eğitim hakkı
olmayan, hayal ürünü hede. anadilde eğitim hakkını vermek demek zaten bölünmeyi kabul etmek demektir.
devamını gör...
cem karaca
kalmadı böyle kişiler. değerini bildik mi bilemedik mi bilemedim.
devamını gör...
mağara alegorisi
galatarasay üniversitesi felsefe bölümü öğretim üyesi ömer aygün'ün 3 videoluk bir canlı yayın serisi var bu konuda. mağara alegorisini ince ince işlediği için videolar uzun. canlı yayının da kalitesi birazcık kötü fakat dinlemeye kesinlikle değer.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
üniversitede tarih bölümü okuduğum için olmayan mesleğimdir. daha bebeyim ben.
devamını gör...
mete gazoz
altın madalyayı kapmıştır.
aferin be çocuk!
trilyonlar alıp ülkeyi rezil eden milli davarlar yanında bu ülkenin göz bebeğisin sen.
spiker, allah senin sesini ömrün boyunca bana iletmesin bir daha!
aferin be çocuk!
trilyonlar alıp ülkeyi rezil eden milli davarlar yanında bu ülkenin göz bebeğisin sen.
spiker, allah senin sesini ömrün boyunca bana iletmesin bir daha!
devamını gör...
acıbadem kurabiyesi
acıbadem kurabiyesi 19.yüzyıl osmanlı mutfağında evlerde yapılan bir kurabiye olduğu gibi, kurabiye fırını denilen çarşı fırınlarında da yapılan bir yiyecekti. ana malzemeleri tatlı badem unu, acıbadem unu, tozşeker ve yumurta akı olan yuvarlak biçimli, gevrek kurabiye.
devamını gör...
freud purosu
freud, bir rivayete göre geçmek bilmeyen kansere bağlı ağız yarasını purosu ile dağlamıştır ve takip edilesi sözlük yazarı.
devamını gör...
dinozor eti yenir mi sorunsalı
helal kesim ise neden olmasın? islam fıkıhına göre eti yenebilecek hayvanın müslüman biri tarafından kesim işlemine helal kesim deniliyor. bildiğim kadarıyla dinazor etinin haram olduğu ile ilgili bir bilgi yok. hatta osmanlı imparatorluğunda padişahlar tahta çıkarken bir adet dinazor kurban edilir ve o dinazorun kanı padişahın alnına sürülürmüş. rivayetlere göre alnına dinazor kanı sürülen padişah çıktığı her seferi kazanırmış. ıv. mehmet'in viyana'da bozguna uğramasının sebebinin kendisini kan tutması ve alnına dinazor kanı sürdürtmemesiymiş. tahta çıkacağı günün bir gece öncesinde örfi hukuk kurallarını güncellemiş ve dinazor kesimini yasaklamış ve osmanlı imparatorluğu böylece duraklama süreci ve ardından yıkıma kadar gitmiştir.
devamını gör...
türkçe
türkiye cumhuriyetinin resmi dilidir. ancak türkçe değildir.
kırgızistanlı biriyle tanıştım. türkiye'ye doktora için gelmiş. laf lafı açtı sohbet içerisinde. en nihayetinde de konu osmanlı türkçesi'ne geldi. kız bana dedi ki, dilinizin adı türkçe, burası türkiye. biz binyıllarıdır var olan bir toplumuz. orta asya'da öz türkçe'yi kullanan, aynı dili konuşan ülkeleriz. ama ben sizin ülkenize geldiğimde dilinizi anlamak için bile epey zorlandım. dili değiştiren, doğudan, batıdan etkilenip, kültürün bel kemiği olan dilini saf tutamayan sizsiniz. ama sizin dilinizin adı türkçe, bizimkinin adı kırgızca, azerice, uygurca. işte bunlar hep siyaset dedi. bu arada iletişim dilimiz ingilizce. mükemmel değil mi?
düşününce doğru. biz türkçe bile konuşmuyoruz ki. farsça'dan, arapça'dan, sömürü devletleri gibi fransızca'dan binlerce kelimenin dilimize nüfuz etmesine izin vermişiz. türkiye topraklarında devşirme bir dil yaratıp adını da türkçe koymuşuz. öz türkçe başka ülkelerde, başka adlarla anılıyor. şimdi gelmiş okullarda osmanlı türkçesi öğretmeye çalışıyoruz. bunu da harf devrimi ile bir gecede "cahilleştiğimizi" düşündüğümüz için yapıyoruz. ben okuduğum bölümden dolayı üniversitede osmanlı türkçesi yazmış, okumuş, çeviri yapmış bir insanım. osmanlı tükçesi'nin türkçe olmadığını bilecek kadar dili etimolojik olarak tanıdım, öğrendim. kalkıp bana kültür, sanat, edebiyat demeyin. bu siyasi bir hareket; neo osmanlıcı tavrın eğitim sistemimize tecavüzü. adı türkçe olan dilin köküne kibrit suyunu çakmak. harf devrimi bile değil, dil devrimi bu. ülkenin dilini, yani kültürünü değiştirmeye çalışmak.
bu topraklarda 600 yıl hüküm süren bir devletin dilini üniversitelerde osmanlı türkçesi diline hakim dilbilimciler yetiştirerek bilimsel düzeyde tarihsel, sanatsal olarak inceleyebilirsin. tıpkı bu topraklar üzerinde yaşamış azınlık diye adlandırılan(!) toplumların dilini öğrenip, bu alanda araştırma yapabilecek donanıma sahip akademik personel yetiştirmen gibi. konu bilimsel araştırma ise bir yaptığın bir yaptığınla örtüşsün, gel canımı ye. ama senin derdin o değil. ve ne yazık ki biz bunu biliyoruz.
cehalet mutluluk gerçekten.
kırgızistanlı biriyle tanıştım. türkiye'ye doktora için gelmiş. laf lafı açtı sohbet içerisinde. en nihayetinde de konu osmanlı türkçesi'ne geldi. kız bana dedi ki, dilinizin adı türkçe, burası türkiye. biz binyıllarıdır var olan bir toplumuz. orta asya'da öz türkçe'yi kullanan, aynı dili konuşan ülkeleriz. ama ben sizin ülkenize geldiğimde dilinizi anlamak için bile epey zorlandım. dili değiştiren, doğudan, batıdan etkilenip, kültürün bel kemiği olan dilini saf tutamayan sizsiniz. ama sizin dilinizin adı türkçe, bizimkinin adı kırgızca, azerice, uygurca. işte bunlar hep siyaset dedi. bu arada iletişim dilimiz ingilizce. mükemmel değil mi?
düşününce doğru. biz türkçe bile konuşmuyoruz ki. farsça'dan, arapça'dan, sömürü devletleri gibi fransızca'dan binlerce kelimenin dilimize nüfuz etmesine izin vermişiz. türkiye topraklarında devşirme bir dil yaratıp adını da türkçe koymuşuz. öz türkçe başka ülkelerde, başka adlarla anılıyor. şimdi gelmiş okullarda osmanlı türkçesi öğretmeye çalışıyoruz. bunu da harf devrimi ile bir gecede "cahilleştiğimizi" düşündüğümüz için yapıyoruz. ben okuduğum bölümden dolayı üniversitede osmanlı türkçesi yazmış, okumuş, çeviri yapmış bir insanım. osmanlı tükçesi'nin türkçe olmadığını bilecek kadar dili etimolojik olarak tanıdım, öğrendim. kalkıp bana kültür, sanat, edebiyat demeyin. bu siyasi bir hareket; neo osmanlıcı tavrın eğitim sistemimize tecavüzü. adı türkçe olan dilin köküne kibrit suyunu çakmak. harf devrimi bile değil, dil devrimi bu. ülkenin dilini, yani kültürünü değiştirmeye çalışmak.
bu topraklarda 600 yıl hüküm süren bir devletin dilini üniversitelerde osmanlı türkçesi diline hakim dilbilimciler yetiştirerek bilimsel düzeyde tarihsel, sanatsal olarak inceleyebilirsin. tıpkı bu topraklar üzerinde yaşamış azınlık diye adlandırılan(!) toplumların dilini öğrenip, bu alanda araştırma yapabilecek donanıma sahip akademik personel yetiştirmen gibi. konu bilimsel araştırma ise bir yaptığın bir yaptığınla örtüşsün, gel canımı ye. ama senin derdin o değil. ve ne yazık ki biz bunu biliyoruz.
cehalet mutluluk gerçekten.
devamını gör...
bir kadına yenilmek
normalde çok zor kabul ederiz yenilgiyi, ama aşık olunca yenilgi o kadar güzelki sanırım erkekler bile tıpış tıpış evet yenildim teslim oluyorum moduna geçiyor, galiba hemen teslim alınmak istiyorlar, ondan bu hızlı ateşkes..
bu arkadaş burda güzel anlatmıştı,
tavsiye ederim izleyin, video komple çok iyi
bu arkadaş burda güzel anlatmıştı,
tavsiye ederim izleyin, video komple çok iyi
devamını gör...
sürekli birini düşünmek
genelde aşırı nefret veya sevgi durumlarında ortaya çıkan ve ilerlemesi durumunda takıntıya neden olabilen durumdur.
devamını gör...
utanmadan ramazan bayramı kutlayan ateist
niye utansın kardeşim diyerek hayretlik belirtimi sunduğum başlıktır. misal ben cadılar bayramı, paskalya bayramı,noel bayramı gibi inancım dışındaki bayramları da kutlarım. çünkü o bayramın kutsal olduğuna inanan insanlar var.
devamını gör...
normal sözlük'ün kadın yazarları
yok kadın yazarlar, yok karı kız kaynaması. erkekler kadar kadınlar da kullanıyor bu sözlüğü, gayet normal. artık alışsanız mı diyorum.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
ödev yok.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
sen benim van'ımsın
ben senin muş'un
sen benim atımsın
ben senin kuşun
sen bana yar oldun
ben sana hıyar
bu gün bu yüze gülmezsen
folloş kendine kıyar..!
ben senin muş'un
sen benim atımsın
ben senin kuşun
sen bana yar oldun
ben sana hıyar
bu gün bu yüze gülmezsen
folloş kendine kıyar..!
devamını gör...
christopher mccandless
''happiness is only real when shared.''
hayatı,toplumun bize dayattığı sınırlar ve kurallar çerçevesinde yaşamayı reddedip gerçek olanın peşine düşen ve uzağını arayan bir gezgin christopher mccandless.
''sınır tanımayan bir maceracı,evi yolar olan ve güzelliklere yolculuk yapan bir seyyah olmaktır amacım.''
bankasındaki parayı hayır kurumlarına bağışlayıp, ailesine ve arkadaşlarına haber vermeden 1990 yılında 23 yaşında sırra kadem basıyor mccandless. otostopla belirli bir süre yolculuk yaptıktan sonra hayatı boyunca düşlediği alaska'nın uçsuz bucaksız doğasına ulaşıyor. orada'da fairbanks belediyesine ait 142 nolu terkedilmiş otobüsün içinde yaşamaya başlıyor.

diğer insanlardan bağımsız yaşamak,maddi ve yapay olanı reddetmek, kendini bulmak için yola çıkmak ve gerçeği aramak..
parayı,kapitalist düzeni ve toplumu reddedip özgürlüğüne kavuşan mccandless uzun süren macerasının ardından alaska'nın derinliklerinde ciddi düzeyde kilo kaybetmeye başlayınca geri dönmek istiyor. ancak gelirken geçtiği nehir, eriyen buzullar yüzünden derinleşmiş ve yüzülemeyecek kadar soğuyunca 4 ay boyunca ona ev sahipliği yapan fairbankse geri dönüyor. bu kez de gelirken yanında getirdiği bitki tohumlarıyla beslenmeye başlayayan mccandless ölümcül bir hata yapıyor ve yediği tohum toksik etki yapınca vücudu geri dönüşü olmayan bir sona giriyor. alaska'nın kuzeyinde toplumdan uzak,düşlediği doğaya ve yaşama kavuşmuş olarak hayata gözlerini yumuyor.
cesedi ölümünden yaklaşık olarak 18 gün sonra fairbanksın yanından geçen iki gezgin tarafından bulunuyor. ve mccandless'ın ablası, gökyüzünden alaska'nın ormanlarına salıyor küllerini.
27 nisan 1992
''fairbanks'ten selamlar! bu benden alacağınız son haber. buraya iki gün önce ulaştım. otostop çekmek biraz zor oldu ama nihayet buradayım işte. bana gelen tüm mektupları gönderenine geri iletin lütfen. tekrar güney'e dönene kadar uzun zaman geçebilir.bu macera ölümle sonuçlanır ve benden bir daha ses çıkmazsa,harika bir adam olduğunu bilmeni isterim. artık yabana doğru yürüyorum.
''
''insan yaşamının mantık ile yönetildiğini kabul edersek hayatın olasılığı kaybolur.''
''ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım, o zaman siz de benim şu an gördüklerimi görüyor olur muydunuz?''
''mutlu bir hayat yaşadım ve bunun için tanrıya müteşekkirim. hoşça kalın ve tanrı hepinizi kutsasın!''
christopher mccandless'in yolculuğunun filmini izlemek isteyenler için: (bkz: into the wild)
hayatı,toplumun bize dayattığı sınırlar ve kurallar çerçevesinde yaşamayı reddedip gerçek olanın peşine düşen ve uzağını arayan bir gezgin christopher mccandless.
''sınır tanımayan bir maceracı,evi yolar olan ve güzelliklere yolculuk yapan bir seyyah olmaktır amacım.''
bankasındaki parayı hayır kurumlarına bağışlayıp, ailesine ve arkadaşlarına haber vermeden 1990 yılında 23 yaşında sırra kadem basıyor mccandless. otostopla belirli bir süre yolculuk yaptıktan sonra hayatı boyunca düşlediği alaska'nın uçsuz bucaksız doğasına ulaşıyor. orada'da fairbanks belediyesine ait 142 nolu terkedilmiş otobüsün içinde yaşamaya başlıyor.

diğer insanlardan bağımsız yaşamak,maddi ve yapay olanı reddetmek, kendini bulmak için yola çıkmak ve gerçeği aramak..
parayı,kapitalist düzeni ve toplumu reddedip özgürlüğüne kavuşan mccandless uzun süren macerasının ardından alaska'nın derinliklerinde ciddi düzeyde kilo kaybetmeye başlayınca geri dönmek istiyor. ancak gelirken geçtiği nehir, eriyen buzullar yüzünden derinleşmiş ve yüzülemeyecek kadar soğuyunca 4 ay boyunca ona ev sahipliği yapan fairbankse geri dönüyor. bu kez de gelirken yanında getirdiği bitki tohumlarıyla beslenmeye başlayayan mccandless ölümcül bir hata yapıyor ve yediği tohum toksik etki yapınca vücudu geri dönüşü olmayan bir sona giriyor. alaska'nın kuzeyinde toplumdan uzak,düşlediği doğaya ve yaşama kavuşmuş olarak hayata gözlerini yumuyor.
cesedi ölümünden yaklaşık olarak 18 gün sonra fairbanksın yanından geçen iki gezgin tarafından bulunuyor. ve mccandless'ın ablası, gökyüzünden alaska'nın ormanlarına salıyor küllerini.
27 nisan 1992
''fairbanks'ten selamlar! bu benden alacağınız son haber. buraya iki gün önce ulaştım. otostop çekmek biraz zor oldu ama nihayet buradayım işte. bana gelen tüm mektupları gönderenine geri iletin lütfen. tekrar güney'e dönene kadar uzun zaman geçebilir.bu macera ölümle sonuçlanır ve benden bir daha ses çıkmazsa,harika bir adam olduğunu bilmeni isterim. artık yabana doğru yürüyorum.
''
''insan yaşamının mantık ile yönetildiğini kabul edersek hayatın olasılığı kaybolur.''
''ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım, o zaman siz de benim şu an gördüklerimi görüyor olur muydunuz?''
''mutlu bir hayat yaşadım ve bunun için tanrıya müteşekkirim. hoşça kalın ve tanrı hepinizi kutsasın!''
christopher mccandless'in yolculuğunun filmini izlemek isteyenler için: (bkz: into the wild)
devamını gör...