kadın adı var ise ak parti sayesinde
...buzdolabını 21.yy.da evimize getiren yüce gönüllüler, kadının da ya da kız mı demeliydim yok yok perdesiz ev afedersiniz müdürüm umumi ev miydi, rızası olan da şey miydi, aman bir kereden bir şey olmaz hem bademleme de osmanlı geleneği miydi, ay hepsi karıştı... bir kere de bizim paralarımızla yayın yapan hükümet kanalı aman devlet kanalı, şehit cenazelerini paylaşırken hükümetin yaptığı yolları övmüştü, nerden geldiyse aklıma, heyecanlandım bu özel insanlar anırınca aman anılınca...
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
"....
yerine hiç beni koyup sarhoş oldun mu sen?"
müslüm gürses /tutamıyorum zamanı
yerine hiç beni koyup sarhoş oldun mu sen?"
müslüm gürses /tutamıyorum zamanı
devamını gör...
benazir butto
ilk müslüman kadın başbakan.
1953'te pakistan'ın karaçi şehrinde doğmuştur.
pakistan'da bir dönem cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık yapan babası zülfikar ali butto'nun izinden gidip siyasete atılmıştır.
oxford ve harvard üniversitelerinde okuduktan sonra ülkesine geri dönmüş, döndükten kısa zaman sonra babası darbe ile yönetimden alınıp idam edilmiştir.
babasının kurduğu pakistan halk partisi'nin başına geçerek 1988 pakistan seçimlerinde iktidara gelmiş ve pakistan'ın ilk kadın başbakanı olmuştur.
insanların (özellikle kadınların) daha iyi daha özgür yaşamaları için elinden geleni yapmış ama yaptığı güzel işlerden rahatsız olan kötü niyetli insanlar kendisini defalarca tehdit etmiştir. cesur bir şekilde tehditlere hiç kulak asmamıştır.
iki defa bombalı saldırıya uğramış birincisinden kendisi kurtulabilmiş ama 150 civarı insan ölmüş ve 250'den fazla insan da yaralanmıştır.
ikinci saldırı da ise 15 yaşındaki bir canlı bomba tarafından suikaste kurban gitmiştir.
1953'te pakistan'ın karaçi şehrinde doğmuştur.
pakistan'da bir dönem cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık yapan babası zülfikar ali butto'nun izinden gidip siyasete atılmıştır.
oxford ve harvard üniversitelerinde okuduktan sonra ülkesine geri dönmüş, döndükten kısa zaman sonra babası darbe ile yönetimden alınıp idam edilmiştir.
babasının kurduğu pakistan halk partisi'nin başına geçerek 1988 pakistan seçimlerinde iktidara gelmiş ve pakistan'ın ilk kadın başbakanı olmuştur.
insanların (özellikle kadınların) daha iyi daha özgür yaşamaları için elinden geleni yapmış ama yaptığı güzel işlerden rahatsız olan kötü niyetli insanlar kendisini defalarca tehdit etmiştir. cesur bir şekilde tehditlere hiç kulak asmamıştır.
iki defa bombalı saldırıya uğramış birincisinden kendisi kurtulabilmiş ama 150 civarı insan ölmüş ve 250'den fazla insan da yaralanmıştır.
ikinci saldırı da ise 15 yaşındaki bir canlı bomba tarafından suikaste kurban gitmiştir.
devamını gör...
felsefeden anlayan kadın vs mantı yapabilen kadın
erkekler zannediyor ki kız hangi konuda yetenekliyse kendini tamamen onun için kullanacak. mantı yapmayı biliyorum da bunun bir erkeği ilgilendirmediği gerçeğini ne zaman anlayacaksınız acaba çok üzülüyorum size. mantı yiyebilmek için bile başkasına ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz yazık...
devamını gör...
radyo yayınlarının tanıtımında yapılan çifte standart
işbu tanım, benjamin amcaya yakışmayan bir üslup barındırdığı için silinmiştir.
devamını gör...
insanı duygusal olarak yıpratan şeyler
fazla düşünmek.
devamını gör...
nefret etmek
nefret güçsüz insanların hissettiği bir duygudur.
şöyle açıklayayım; birisinden zarar gördünüz, size karşı bir yanlışı oldu. bu yanlışa bir karşılık verebilecek güçteyseniz yani bu zararı tahsil edecek kuvvetiniz varsa nefret etmezsiniz gider zararınızı tahsil edersiniz. yani nefret etmekle zaman kaybetmezsiniz. ama elinizden bir şey gelmiyorsa tek yapabileceğiniz yatağınıza uzanıp tavana bakıp o kişiden nefret etmek olur.
söz gelimi; hitler elinde bir ordusu yokken yani gücü yokken evet yahudilerden nefret ediyordu. ama bir ordusu varken yahudilere yaptıkları nefretle değildi. o artık güçlüydü ve eyleme geçmişti. şimdi nefret etme sırası yahudilerdeydi. yani güçsüzlük sırası.
şöyle açıklayayım; birisinden zarar gördünüz, size karşı bir yanlışı oldu. bu yanlışa bir karşılık verebilecek güçteyseniz yani bu zararı tahsil edecek kuvvetiniz varsa nefret etmezsiniz gider zararınızı tahsil edersiniz. yani nefret etmekle zaman kaybetmezsiniz. ama elinizden bir şey gelmiyorsa tek yapabileceğiniz yatağınıza uzanıp tavana bakıp o kişiden nefret etmek olur.
söz gelimi; hitler elinde bir ordusu yokken yani gücü yokken evet yahudilerden nefret ediyordu. ama bir ordusu varken yahudilere yaptıkları nefretle değildi. o artık güçlüydü ve eyleme geçmişti. şimdi nefret etme sırası yahudilerdeydi. yani güçsüzlük sırası.
devamını gör...
ex sözlük
ismini dahi anmak istemediğiniz, geçmiş dönemde içinde bulunduğunuz sözlük için kullanılan laf.
genellikle ex sözlükten, ex sözlük yazarları olarak kendi aramızda konuşurken bahsederiz.
gene de, ''ex sözlük yazarları''nı tanımama vesile olduğundan, ex sözlükten daha ağır bir laf edemiyorum...
genellikle ex sözlükten, ex sözlük yazarları olarak kendi aramızda konuşurken bahsederiz.
gene de, ''ex sözlük yazarları''nı tanımama vesile olduğundan, ex sözlükten daha ağır bir laf edemiyorum...
devamını gör...
misc radyo yayını
yemeyenin balığını yerler.
devamını gör...
cinsel ilişki olmadan ilişki yürür mü sorunsalı
günümüzün insanları kalbe değil, tene dokunmaya pek meraklı olduğundan cinsellik olmadan aşkın da olamayacağını savunmaları doğaldır.
devamını gör...
interpals
uzun zamandır kullandığım, hem dil geliştirmek hem de arkadaş edinmek için faydalı bir site. zamanında buradan bir kaç arkadaş edinip onlara istanbul'u gezdirmistim. yazarın dediği gibi dil pratiği yapacak insan bulmak zor ama uzun bir süredir kullandığım için zaman zaman uğradığım bir site.
devamını gör...
geceye bir mabel matiz şarkı sözü bırak
kendi dalına düşman bu çiçeği nasıl sevsin?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ben meraktan ölürsem
en az senin kadar güzel
gözlerim arar satırlarını
sözlere sakladığın
mecazları
kalbinden kopan
gülüşleri
bir daha göremem
öldür beni meraktan
ama görebileyim
yazdıklarını
en az senin kadar güzel
gözlerim arar satırlarını
sözlere sakladığın
mecazları
kalbinden kopan
gülüşleri
bir daha göremem
öldür beni meraktan
ama görebileyim
yazdıklarını
devamını gör...
mihail yuryeviç lermontov
şairin ölümü şiirinin ataol behramoğlu çevirisi can acıtacak kadar güzeldir. şairin ölümü aynı zamanda lermontov'un şiir derlemelerini içeren kitaba da ismini vermiştir.
--- alıntı ---
intikam, çar, intikam!
kapanıyorum ayaklarına
adil ol ve katili cezalandır
ki onun idamı gelecek çağlara
senin haklı yargını duyursun
ve caniler örnek bulsun onda.
şair öldü! – kuluydu namusun.-
düştü, karalanmış, söylentilerle.
düştü intikam özlemiyle,göğsünde bir kurşun
eğerek gururlu başını yere!
utancını değersiz tahkirlerin
taşıyamazdı şairin kalbi
o başkaldırdı yargısına sosyetenin
ve öldürüldü! yapayalnız, önceki gibi..
öldürüldü! neye yarar şimdi gözyaşları..
neye yarar boş övgülerin gereksiz korosu..
neye yarar zavallı özür mırıltıları..
kader oynadı oyununu!
ilkin kinle kovan siz değil miydiniz
onun özgür ve cesur yeteneğini;
ve eglenmek için körüklediniz
bir yangını ki belli belirsizdi..
daha ne? eğlenin.. son ıstıraplara
dayanmaya artık gücü yetmezdi!
söndü bir meşale gibi eşsiz deha
soldu alnındaki zafer çelengi..
kurtuluş yok,soğukkanlılıkla
katil indirdi vuruşu.
titremedi elindeki tabanca
yüreği sanki donmuştu..
şaşacak ne var? uzaktan onu
o benzeyeni yüclerce kaçağa
fırlatmıştı bize kaderin buyruğu
talih ve rütbe avına..
gülerek, küstahça aşağlıyordu
yabancı bir toprağın göreneklerini
o bizim şanımızı esirgeyemezdi
ve bu kanlı an düşünemezdi
elini neye kaldırdıgını !
şair öldü ve girdi toprağa
o ünsüz, tatlı türkücü gibi
sağır bir kıskançlığın kurbanı.
onu eşsiz bir güçle betimlemişti
acımasız bir elin yere serdiği
o yazgı yoldaşı ozanı..
bırakarak barışçıl erinçleri ve saf bir dostluğu
özgür yüreğin ve ateşli tutkuların boğulduğu
bu kıskanc dünyaya niçin geldi?
niçin verdi elini değersiz kara çalıcılara?
niçin inandı yalan sözlere ve okşayışlara?
o ki genc yasından beri insanları bilirdi..
çıkarıp ilk çelengi alnından
dikenli ve denfeden bir çelenk taktılar ona,
ve gizli iğneler dalların altından
battılar şanlı alnına..
ve ağulandı son anları da
sinsi fısıltısıyla alaycı cahillerin.
ve öldü o -boşuna bir intikam susuzluğuyla-
ve gizli üzgüsüyle kırılmış ümitlerin..
sesleri o eşsiz şarkıların dindi
bir daha duyulmamacasına.
dar ve sevimsiz sığnağında simdi
susuyor şair , bir mühür ağzında..
ve sizler, kibirli çocukları
bilinen alçaklıkla ün salmış ataların!
köle topuklarıyla çiğneyen yıkıntılarını
bahtın oyunuyla incinmiş soyların!
özgürlük,defa ve şan cellatları!
tahtın yanındaki açgözü yığın!
susturun gerçeği ve yargıyı
gizlenin örtüsü altına yaslanın!
fakat ey ahlaksızlar,tanrısal bir yargı
ve müthiş bir yargıç bekliyor sizleri!
o’nu kandıramaz altın şıkırtısı
o bilir önceden her şeyi.
o zaman boşa gidecek ama
kötülemeler, basvuracağınız!
ve tüm kara kanınızla, şairin
haklı kanını yıkayamayacaksınız!..
--- alıntı ---
--- alıntı ---
intikam, çar, intikam!
kapanıyorum ayaklarına
adil ol ve katili cezalandır
ki onun idamı gelecek çağlara
senin haklı yargını duyursun
ve caniler örnek bulsun onda.
şair öldü! – kuluydu namusun.-
düştü, karalanmış, söylentilerle.
düştü intikam özlemiyle,göğsünde bir kurşun
eğerek gururlu başını yere!
utancını değersiz tahkirlerin
taşıyamazdı şairin kalbi
o başkaldırdı yargısına sosyetenin
ve öldürüldü! yapayalnız, önceki gibi..
öldürüldü! neye yarar şimdi gözyaşları..
neye yarar boş övgülerin gereksiz korosu..
neye yarar zavallı özür mırıltıları..
kader oynadı oyununu!
ilkin kinle kovan siz değil miydiniz
onun özgür ve cesur yeteneğini;
ve eglenmek için körüklediniz
bir yangını ki belli belirsizdi..
daha ne? eğlenin.. son ıstıraplara
dayanmaya artık gücü yetmezdi!
söndü bir meşale gibi eşsiz deha
soldu alnındaki zafer çelengi..
kurtuluş yok,soğukkanlılıkla
katil indirdi vuruşu.
titremedi elindeki tabanca
yüreği sanki donmuştu..
şaşacak ne var? uzaktan onu
o benzeyeni yüclerce kaçağa
fırlatmıştı bize kaderin buyruğu
talih ve rütbe avına..
gülerek, küstahça aşağlıyordu
yabancı bir toprağın göreneklerini
o bizim şanımızı esirgeyemezdi
ve bu kanlı an düşünemezdi
elini neye kaldırdıgını !
şair öldü ve girdi toprağa
o ünsüz, tatlı türkücü gibi
sağır bir kıskançlığın kurbanı.
onu eşsiz bir güçle betimlemişti
acımasız bir elin yere serdiği
o yazgı yoldaşı ozanı..
bırakarak barışçıl erinçleri ve saf bir dostluğu
özgür yüreğin ve ateşli tutkuların boğulduğu
bu kıskanc dünyaya niçin geldi?
niçin verdi elini değersiz kara çalıcılara?
niçin inandı yalan sözlere ve okşayışlara?
o ki genc yasından beri insanları bilirdi..
çıkarıp ilk çelengi alnından
dikenli ve denfeden bir çelenk taktılar ona,
ve gizli iğneler dalların altından
battılar şanlı alnına..
ve ağulandı son anları da
sinsi fısıltısıyla alaycı cahillerin.
ve öldü o -boşuna bir intikam susuzluğuyla-
ve gizli üzgüsüyle kırılmış ümitlerin..
sesleri o eşsiz şarkıların dindi
bir daha duyulmamacasına.
dar ve sevimsiz sığnağında simdi
susuyor şair , bir mühür ağzında..
ve sizler, kibirli çocukları
bilinen alçaklıkla ün salmış ataların!
köle topuklarıyla çiğneyen yıkıntılarını
bahtın oyunuyla incinmiş soyların!
özgürlük,defa ve şan cellatları!
tahtın yanındaki açgözü yığın!
susturun gerçeği ve yargıyı
gizlenin örtüsü altına yaslanın!
fakat ey ahlaksızlar,tanrısal bir yargı
ve müthiş bir yargıç bekliyor sizleri!
o’nu kandıramaz altın şıkırtısı
o bilir önceden her şeyi.
o zaman boşa gidecek ama
kötülemeler, basvuracağınız!
ve tüm kara kanınızla, şairin
haklı kanını yıkayamayacaksınız!..
--- alıntı ---
devamını gör...
yalova
küçük ve minik olmakla beraber artık öyle çokta emekli yeri olmayan bir şehirdir. sürekli göç alır. arap ve iran kökenli insanların oldukça yoğun olduğu bir yerdir. doğulu özellikle van, diyarbakır ve muş ağırlıklı bir yapıdadır. hatta içerisinde bir muş mahallesi mevcuttur. şehrin önemli birçok yeri ve işletmesi bu insanların elindedir. tembel yerleri halka nazaran oldukça çalışkan olan bu kesim zamanla yalova’da mal mülk sahibi olmuştur. fiyat performans olarak inanılmaz vasat bir şehirdir. yerlisi oldukça tembel ve yobazdır. oldukça çarpık ilişkilere ev sahipliği yapar. ihanetin başkenti olarak adlandırılır. bu şehrin orta yaşlı erkeklerinin akıl almaz bir genç kız merakı vardır. sugar daddy arayan arkadaşların muhakkak uğraması gereken bir şehirdir. onun dışında olumlu yanlarından bahsedecek olursak çok hoş bir kordona sahiptir. sahil de yürümesi oldukça keyiflidir. balıkçılar lokalinde sıcacık simit ile çayı soba başında mideye indirmek insana motivasyon kaynağı olabilir. biri ile buluşacaksanız en ideal yer kesinlikle koton’dur. son yıllarda barış sokak -yanlış hatırlamıyorsam- açılan mekanlardan ötürü oldukça popüler olmuştur. küçük bir karaköy gibi düşünebiliriz burayı. kahve içmek için tercihim daniel’s coffe idi benim, şimdi ne durumdadır bilemem. yine sahilde sandal balık en nezih restorandı. iki tek atıp bir şeyler atıştırmak için tercih edilebilirdi, mezeleri nefisti. bir de yine sahilde shot bar’ımız vardı... kapattılar sonradan çay bahçesi yaptılar. yalova’nın en güzel yerlerinden biriydi.
şehir içi ulaşım pembe dolmuşlar ile sağlanır. toplam 3 avm vardır ve bu avm’ler sinemalara ev sahipliği yapar. ama her zaman her istediğiniz filmi bulamayabilirsiniz.
her ne kadar olumsuz ve kötü bir tanım olsa da hala içten içe sevip özlediğim bir şehirdir. şehrin her yerinde atatürk’e rastlama ihtimaliniz bu şehri güzel kılar. bu arada bu şehrin suyunu içen bu şehirden gidemez, gitse de hep içinde ukte kalır.
şehir içi ulaşım pembe dolmuşlar ile sağlanır. toplam 3 avm vardır ve bu avm’ler sinemalara ev sahipliği yapar. ama her zaman her istediğiniz filmi bulamayabilirsiniz.
her ne kadar olumsuz ve kötü bir tanım olsa da hala içten içe sevip özlediğim bir şehirdir. şehrin her yerinde atatürk’e rastlama ihtimaliniz bu şehri güzel kılar. bu arada bu şehrin suyunu içen bu şehirden gidemez, gitse de hep içinde ukte kalır.
devamını gör...
köy yerinde yapacak neredeyse hiçbir şey olmaması
her şeyden önce insanlar çalışıyor, üretiyor. bağ bahçe ekiyor, tarla sürüyor. mahsullerini suluyor, topluyor. hayvanlarını besliyor, otlatıyor, bakıyor. evini, bahçesini, tarlasını temizliyor. odun kesiyor sobada yakmaya. komşuları ile sürekli iletişim halindeler, yardımlaşıyorlar. pazar-market alışverişine en yakın ilçeye gidiyorlar. köy meydanında sohbet ediyorlar, daha sıcak daha gerçek ve daha samimi. tüm bunları göz önünde bulundurunca insanların bol meşakkatlı aktiviteleri olduğundan sıkılmaya da zamanları olmuyor.
devamını gör...
yurdum kadınlarının kendini dua lipa sanması
dua lipadan çok daha güzel kadınlar görebilirsiniz dışarıya çıktığınızda
devamını gör...
mitolojide baykuşun yeri
halkalı koca gözleriyle serçe gibi kuşları ve avlarını teshir ederek avlar, kafasının iriliği, ağır ve temkinli hareketleri, hep bakan gözleri ile zeus’u, koca kafası, avlanırken gösterdiği mahareti akıllı, hünerli ve marifet dolu yapısıyla zeus’un koca kafasından doğmuş olan athena’yı ve karanlığı delici ışık saçan gözleriyle ve ıssızlığı delen sesiyle göktaşını temsil etmiştir.
atina’nın ilk sikkesini m.ö. vı. yüzyılın ortalarında kullanmaya başladığı, basım için gerekli olan gümüşün atina’nın laurion madenlerinden sağlanmaya başladığı, artan tahıl ihtiyacını etkin bir biçimde karşılayacak olan paranın önemli bir sermayeye dönüştüğü, yüzyılın sonlarına doğru sikkelerin bir yüzünde athena’nın başının, diğer yüzünde ise tanrıça için kuş olan baykuş figürünün bulunduğu ve bu tasarımın üç yüzyıl boyunca hiç değişmediği ifade edilmiştir.
tanrıça athena’nın atribü hayvanı olması nedeniyle onunla birlikte tasvir edildiği sikkeler kadar aynı zamanda farklı dönemlerdeki ressamların eserlerinde de birlikte konu olmuşlardır. eunice pınney’in (1770-1849) yaptığı ve troia savaşı’nda achille ile hektor’un mücadelesini anlatan “hector and achilles” adlı tablosunda athena gökyüzündeki bulutların arasından atribü hayvanı baykuş ile birlikte olayı izlemektedir.
yunan mitlerindeki baykuş efsanelerine baktığımızda toplum için uygun olmayan hallerden dolayı kahramanların ceza olarak baykuşa dönüştürüldükleri görülmektedir. örneğin, nyktimene lesbos kralı epopeus’un kızıdır. babası ona aşık olmuş veya her ikisi bu tutkuyu paylaşarak birlikte olmuşlardır. kız, utancından insanlar içinde dolaşamaz hale gelmiş ve bir ormana sığınmıştır. athena’da kıza acıdığından görünmesin diye ışıktan kaçan ancak geceleri ortaya çıkabilen baykuşa dönüştürmüştür.
çin mitolojisinde baykuş kötülüğü çağrıştırır ve ölümün simgesidir. antik çin inanışlarına göre genç baykuşların annelerini yediklerine inanılmıştır. baykuş sesi ise anlamsal olarak birinin mezarının kazılacağı inancına karşılık gelmektedir.
ortaçağ avrupa’sında baykuşun cadılık ve uğursuzlukla ilişkilendirildiği, iskoçların gündüz bir baykuşla karşılaştıklarında başlarına bir uğursuzluğun geleceğine inandıkları, galliler tarafından ise ya başlarına kötü bir iş geleceği ya da bir kızın bakireliğini yitireceği belirtilmiştir.
anadolu mitolojisinde baykuş uğursuz olarak kabul edilmekte ve pek sevilmemektedir. kimin evinin yakınında baykuş öterse o evde birinin öleceğine o evin başına büyük bir felaket geleceğine inanılmıştır. baykuş ocak yıkan, yıkılan ocaklarda yuva kuran bir kuştur. bundan dolayı bir ürküntü ve yıkım simgesidir.
baykuşun bu uğursuz anlamı osmanlı zamanında da bilinen bir durumdur. öyle ki fetihten önce bizans’ın başkenti olan konstantinopolis’te bulunan imparatorluk sarayı, bizans’ın zayıf düşmesi ve latin istilaları nedeniyle kötüleşmiştir. sarayın kötü durumunu fatih sultan mehmed, farisi şair sadi’ye ait bir şiirin “kayser’in kasrında örümcek perdedarlık ediyor / efrasiyab’ın sarayında baykuş nevbet çalıyor” dizelerini söyleyerek ifade etmiştir.
anadolu arkeolojisinde eski tunç çağı ııı’te batı anadolu’dan yayıldığı düşünülen bir idol grubuyla karşılaşılmıştır. troya tipi idol olarak adlandırılan bu grup mermer idollerin genel özelliği baş ve boyunları daha da belirginleştirilmiş, kaş, göz ve burun detayları yiv şeklinde sık sık belirtilmiştir. troia’yı kazan alman arkeolog schliemann bu tip özelliğe sahip idollere “baykuş yüzlü idoller” adını vermiştir.
meksika ve kızılderili mitolojilerinde bazı kabilelerde bilgelik simgesidir. başka kabilelere göre de tehlikelere karşı koruyucu ve uyarıcıdır, yaklaşan ölümü veya iyi haber getiricidir. ayrıca o güç kaynağı ve güç vericidir. bazense ölüm ve hastalıklara neden olan yıkıcı ve art niyetli bir hayvandır. bu nedenle bazı kabileler ondan korkar ve saygı duyar.
mısır inanışlarına göre de keskin görüşlü avcı bir kuş olarak bilinir. ölümün ve matemin kuşu olduğu söylenir. hiyeroglifler dışında mısır sanatında pek fazla tasvirine rastlanmaz. baykuşun hiyerogliflerdeki kullanımı latin alfabesindeki “m” harfinin karşılığıdır.
atina’nın ilk sikkesini m.ö. vı. yüzyılın ortalarında kullanmaya başladığı, basım için gerekli olan gümüşün atina’nın laurion madenlerinden sağlanmaya başladığı, artan tahıl ihtiyacını etkin bir biçimde karşılayacak olan paranın önemli bir sermayeye dönüştüğü, yüzyılın sonlarına doğru sikkelerin bir yüzünde athena’nın başının, diğer yüzünde ise tanrıça için kuş olan baykuş figürünün bulunduğu ve bu tasarımın üç yüzyıl boyunca hiç değişmediği ifade edilmiştir.
tanrıça athena’nın atribü hayvanı olması nedeniyle onunla birlikte tasvir edildiği sikkeler kadar aynı zamanda farklı dönemlerdeki ressamların eserlerinde de birlikte konu olmuşlardır. eunice pınney’in (1770-1849) yaptığı ve troia savaşı’nda achille ile hektor’un mücadelesini anlatan “hector and achilles” adlı tablosunda athena gökyüzündeki bulutların arasından atribü hayvanı baykuş ile birlikte olayı izlemektedir.
yunan mitlerindeki baykuş efsanelerine baktığımızda toplum için uygun olmayan hallerden dolayı kahramanların ceza olarak baykuşa dönüştürüldükleri görülmektedir. örneğin, nyktimene lesbos kralı epopeus’un kızıdır. babası ona aşık olmuş veya her ikisi bu tutkuyu paylaşarak birlikte olmuşlardır. kız, utancından insanlar içinde dolaşamaz hale gelmiş ve bir ormana sığınmıştır. athena’da kıza acıdığından görünmesin diye ışıktan kaçan ancak geceleri ortaya çıkabilen baykuşa dönüştürmüştür.
çin mitolojisinde baykuş kötülüğü çağrıştırır ve ölümün simgesidir. antik çin inanışlarına göre genç baykuşların annelerini yediklerine inanılmıştır. baykuş sesi ise anlamsal olarak birinin mezarının kazılacağı inancına karşılık gelmektedir.
ortaçağ avrupa’sında baykuşun cadılık ve uğursuzlukla ilişkilendirildiği, iskoçların gündüz bir baykuşla karşılaştıklarında başlarına bir uğursuzluğun geleceğine inandıkları, galliler tarafından ise ya başlarına kötü bir iş geleceği ya da bir kızın bakireliğini yitireceği belirtilmiştir.
anadolu mitolojisinde baykuş uğursuz olarak kabul edilmekte ve pek sevilmemektedir. kimin evinin yakınında baykuş öterse o evde birinin öleceğine o evin başına büyük bir felaket geleceğine inanılmıştır. baykuş ocak yıkan, yıkılan ocaklarda yuva kuran bir kuştur. bundan dolayı bir ürküntü ve yıkım simgesidir.
baykuşun bu uğursuz anlamı osmanlı zamanında da bilinen bir durumdur. öyle ki fetihten önce bizans’ın başkenti olan konstantinopolis’te bulunan imparatorluk sarayı, bizans’ın zayıf düşmesi ve latin istilaları nedeniyle kötüleşmiştir. sarayın kötü durumunu fatih sultan mehmed, farisi şair sadi’ye ait bir şiirin “kayser’in kasrında örümcek perdedarlık ediyor / efrasiyab’ın sarayında baykuş nevbet çalıyor” dizelerini söyleyerek ifade etmiştir.
anadolu arkeolojisinde eski tunç çağı ııı’te batı anadolu’dan yayıldığı düşünülen bir idol grubuyla karşılaşılmıştır. troya tipi idol olarak adlandırılan bu grup mermer idollerin genel özelliği baş ve boyunları daha da belirginleştirilmiş, kaş, göz ve burun detayları yiv şeklinde sık sık belirtilmiştir. troia’yı kazan alman arkeolog schliemann bu tip özelliğe sahip idollere “baykuş yüzlü idoller” adını vermiştir.
meksika ve kızılderili mitolojilerinde bazı kabilelerde bilgelik simgesidir. başka kabilelere göre de tehlikelere karşı koruyucu ve uyarıcıdır, yaklaşan ölümü veya iyi haber getiricidir. ayrıca o güç kaynağı ve güç vericidir. bazense ölüm ve hastalıklara neden olan yıkıcı ve art niyetli bir hayvandır. bu nedenle bazı kabileler ondan korkar ve saygı duyar.
mısır inanışlarına göre de keskin görüşlü avcı bir kuş olarak bilinir. ölümün ve matemin kuşu olduğu söylenir. hiyeroglifler dışında mısır sanatında pek fazla tasvirine rastlanmaz. baykuşun hiyerogliflerdeki kullanımı latin alfabesindeki “m” harfinin karşılığıdır.
devamını gör...
