geceye bir şiir bırak
"hep umutla yaşadım, diyormuşsun,
ama kalmadı, diyormuşsun, bende artık
umutlanacak güç bile.
ne umduydun peki?
gel keyfim gel bir savaş mı?
yanıldığın belli:
durum senin bildiğin gibi de değil,
durum çok daha kötü.
harcamazsak gücümüzün üstünde bir çaba,
hapı yutacağız.
göremezsek gerekenden daha çok iş,
silinip gideceğiz.
dört gözle bekler düşmanlarımız,
bekler yelkenler indirilsin.
kavga adamakıllı kızıştı,
savaşçılar iyicene yorgun düştü.
savaşçılar çok yoruldu mu
savaş yitirildi demektir,
bilirsin."
ama kalmadı, diyormuşsun, bende artık
umutlanacak güç bile.
ne umduydun peki?
gel keyfim gel bir savaş mı?
yanıldığın belli:
durum senin bildiğin gibi de değil,
durum çok daha kötü.
harcamazsak gücümüzün üstünde bir çaba,
hapı yutacağız.
göremezsek gerekenden daha çok iş,
silinip gideceğiz.
dört gözle bekler düşmanlarımız,
bekler yelkenler indirilsin.
kavga adamakıllı kızıştı,
savaşçılar iyicene yorgun düştü.
savaşçılar çok yoruldu mu
savaş yitirildi demektir,
bilirsin."
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bugün cumartesi... bunu sen de biliyorsun. cumartesi günleri önemli... zaman geçmiyor gibi hissettirse de insanın algısı -genelde- insanı yanıltmaya meraklı. mesela şu an saat 17.43 pardon 44 oldu. bak saniye farkıyla 43 diyemedim. ne tuhaf.
ne tuhaf deyince aklıma birsen tezer'in o güzel şarkısı geldi. şarkının başında " her şey yarım kaldı yine, ne tuhaf... aşk yarım, nefret yarım, hayat yarım..." diyor, sevgili birsen. sonra devam ediyor; " ne kaldı geriye temiz ve saf?" gerçekten bir şeyler bitince geriye temiz ve saf ne kalıyor? mesela; üç ortalı, kareli / çizgili bir deftere yazdık, yazdık, yazdık. defter bitti. şimdi biz defteri kirletmedik mi? defterin o saflığını, temizliğini bozmadık mı? düşüncelerimizi kalem vasıtasıyla deftere aktardıktan sonra zihnimizi aldatmadık mı? kelimeleri tüketmedik mi? “ama” diyor, iç sesim. "ama yazmasaydık çıldıracaktık..." evet yazmasaydım, çıldıracaktım. tam da şimdi olduğu gibi.
bak saat ne çabuk 17.49 oldu. evet, on bir dakika sonra... pardon on dakika sonra çıkacağım. kulaklarımda çınlayan bir ses var. uğultu. bunu değiştirmem lazım. bana zarar veriyor. neyse. birsen devam ediyor. * birsen diyor ki; " bir tek ben bilirim seni sevdiğimi bir de sen bilirsin biraz..." bilirdin. gizli bir sevda gibi. buraya değinmiyorum. dokunsak kanar belki.
saat 17.52. tik tak tik tak. birsen devam ediyor: * "kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım
kuru bir teselli bulurum ben kendi halime" teselli... burasına eşlik ederken; evet sesim güzel olmasa da şarkılara eşlik etmeyi severim, abim her defasında "o şarkıyı kim söylüyor leylimley?” der. ben de "x,y,z" derim. "heh tamam bırak o söylesin."der. onu tınlayan kim? hıh.
teselli kelimesinde boğazım tıkanıyor. neden acı çekiyoruz, neden acı çekerken kendimizi avutmaya çalışıyoruz ve buna teselli diyoruz?
saat 18.11 olmuş. aradan geçen zamanda ne yaptığımı en iyi sen bilirsin. koşturdum. bir şeylerin peşinde koşturmaya alışmışım. rahat şekilde bir eylemi gerçekleştirmek içime sinmiyor. hep bir telaş içindeyim.
gerçekten karaladım. neyi, nereye bağlayacaktım hatırlamıyorum. hissettiğim;
bu şarkı bende bir teselli…
ne tuhaf deyince aklıma birsen tezer'in o güzel şarkısı geldi. şarkının başında " her şey yarım kaldı yine, ne tuhaf... aşk yarım, nefret yarım, hayat yarım..." diyor, sevgili birsen. sonra devam ediyor; " ne kaldı geriye temiz ve saf?" gerçekten bir şeyler bitince geriye temiz ve saf ne kalıyor? mesela; üç ortalı, kareli / çizgili bir deftere yazdık, yazdık, yazdık. defter bitti. şimdi biz defteri kirletmedik mi? defterin o saflığını, temizliğini bozmadık mı? düşüncelerimizi kalem vasıtasıyla deftere aktardıktan sonra zihnimizi aldatmadık mı? kelimeleri tüketmedik mi? “ama” diyor, iç sesim. "ama yazmasaydık çıldıracaktık..." evet yazmasaydım, çıldıracaktım. tam da şimdi olduğu gibi.
bak saat ne çabuk 17.49 oldu. evet, on bir dakika sonra... pardon on dakika sonra çıkacağım. kulaklarımda çınlayan bir ses var. uğultu. bunu değiştirmem lazım. bana zarar veriyor. neyse. birsen devam ediyor. * birsen diyor ki; " bir tek ben bilirim seni sevdiğimi bir de sen bilirsin biraz..." bilirdin. gizli bir sevda gibi. buraya değinmiyorum. dokunsak kanar belki.
saat 17.52. tik tak tik tak. birsen devam ediyor: * "kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım
kuru bir teselli bulurum ben kendi halime" teselli... burasına eşlik ederken; evet sesim güzel olmasa da şarkılara eşlik etmeyi severim, abim her defasında "o şarkıyı kim söylüyor leylimley?” der. ben de "x,y,z" derim. "heh tamam bırak o söylesin."der. onu tınlayan kim? hıh.
teselli kelimesinde boğazım tıkanıyor. neden acı çekiyoruz, neden acı çekerken kendimizi avutmaya çalışıyoruz ve buna teselli diyoruz?
saat 18.11 olmuş. aradan geçen zamanda ne yaptığımı en iyi sen bilirsin. koşturdum. bir şeylerin peşinde koşturmaya alışmışım. rahat şekilde bir eylemi gerçekleştirmek içime sinmiyor. hep bir telaş içindeyim.
gerçekten karaladım. neyi, nereye bağlayacaktım hatırlamıyorum. hissettiğim;
bu şarkı bende bir teselli…
devamını gör...
kısa boylu olmanın zararları
benim bi arkadaşım var kısa boylu. hiç bi yere boyu yetmiyor. ama hatunda bi dil var pabuç gibi,. herkese yetiyor. yani kısa boylu olmanın sadece yüksek yerlere yetişememe sıkıntısı var. onun haricinde yerkese yetişiyor maşallah.... ayrıca kısa boylular aşşırı zeki oluyorlar. ben uzun boyluyum yüksek yerlere yetişiyorum ama o kadar işte.. bazen arkadaşım kısa boyu ve pratik zekası ile bi sorunu çözünce kendime bi bakıp, " devede de boy var ama eşeğin arkasından gidiyo işte" diyorum..
devamını gör...
kasanın başında 5 kuruş para üstü bekleyen varoş
güzel hikaye abi eline sağlık.*
devamını gör...
göğüslerinin arasına parfüm sıkan kızın asıl amacı
açılın bilimsel açıklamacı geldi. vücudun belli yerleri vardır ki oralardan parfüm daha güzel yayılır. el bileğidir, kulak arkası boyun arasıdır, göğüsleri ne yahu? her insanda göğüs bir tane olur. o bahsedilen memedir efendim. ne diyorduk, hıh belli yerler. evet o belli yerlerden birisi de iki memenin arasıdır. şimdi ben bunu bilimsel olarak açıklama yapma maksadıyla yazmıştım fakat inanır mısınız, yazarken o bilimsel kelimeleri unuttum halbuki başlığı okurken aklımdaydı. sanırım benim bal kabağına dönüşme vaktim gelmiş. borcum olsun bilimsel kısmını daha sonra anlatırım.
devamını gör...
ankara
gözlerimi ilk kez açtığım ancak bana öyle geliyor ki, son kez kapatamayacağım şehirdir. şair der ya “hiç şikayet etmezler, doğdukları yerde ölenler.”
doğduk ama doyamamış olacağız ki, göçtük. göçmen kuşlar gibi. uzun bir süre ankara ile arama bir “es” girmişti. ancak bu dönemi kayıp olarak görmem. benim için kişiliğimin oluşmasında, dünyayı tanımamda büyük bir kazançtır.
döndüm. ankara ne de büyümüştü! ancak sonradan fark ettim ki, şehir büyüdükçe, insanları küçülmüş. ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, nefes alınamaz oldu. ben bu duyguyu iyi bilirim. ama bu sefer farklıydı. sanki ankara beni değil, ben onu boğuyor gibiyim. iki elimle yapışmışım boğazına hiç bırakmıyorum. sanki bana yapılanların intikamını alırcasına. oysa yoktu şehrin bir suçu. talihsizlik, siz fizan’da bile olsanız gelir bulur.
ve sonunda anladım ki, ben gidersem ankara yeniden nefes almaya başlar.
uzun düşünceler, planlar, karar alma, gerekli görüşmeleri yapma... umarım uzun sürmez. çoğu bitti azı kaldı. ve size kısa bir süre sonra yazılarımı, martı sesleriyle açık bir denize bakarken yazarım.
doğduk ama doyamamış olacağız ki, göçtük. göçmen kuşlar gibi. uzun bir süre ankara ile arama bir “es” girmişti. ancak bu dönemi kayıp olarak görmem. benim için kişiliğimin oluşmasında, dünyayı tanımamda büyük bir kazançtır.
döndüm. ankara ne de büyümüştü! ancak sonradan fark ettim ki, şehir büyüdükçe, insanları küçülmüş. ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, nefes alınamaz oldu. ben bu duyguyu iyi bilirim. ama bu sefer farklıydı. sanki ankara beni değil, ben onu boğuyor gibiyim. iki elimle yapışmışım boğazına hiç bırakmıyorum. sanki bana yapılanların intikamını alırcasına. oysa yoktu şehrin bir suçu. talihsizlik, siz fizan’da bile olsanız gelir bulur.
ve sonunda anladım ki, ben gidersem ankara yeniden nefes almaya başlar.
uzun düşünceler, planlar, karar alma, gerekli görüşmeleri yapma... umarım uzun sürmez. çoğu bitti azı kaldı. ve size kısa bir süre sonra yazılarımı, martı sesleriyle açık bir denize bakarken yazarım.
devamını gör...
moderasyonun hiçbir işe yaramaması
gece 3-4 sularında evin zili çalınıp ''aynen kardeşim aras kargo aç kapıyı'' diyen iki kişi gelirse bil ki kgb'dir.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
aha baskınnnn!! beklemedeyiiiim..
devamını gör...
bugünkü hava durumu
devamını gör...
kinder sürpriz yumurta
gözümde canlanır koskoca mazi.hey gidi hey..yumurtadan çıkan oyuncağı çoğu zaman beğenmez ikinciyi aldırmaya çalışırdım.
devamını gör...
türk tipi teselli yöntemleri
kısmet değilmiş, üzülme. vardır elbette bir hayır.
devamını gör...
alp er tunga destanı
saka türklerinin büyük kahramanı alp er tunga'nın hikâyesinin anlatıldığı destandır.
en güçlü ve parlak devrini 7. yüzyılda yaşayan saka imparatorluğunun hakanı alp er tunga' nın iran'a savaş açmasını ve dehistan bölgesindeki savaşı anlatır. alp er tunga destanıhakkındaki bilgiler firdevsi’nin şehnamesine dayanmaktadır.
savaşta barmab adlı bir türk yiğidi teke tek savaş ilanı yapar, karşısına da iran kumandanının kardeşi kubad meydana çıkar. barmad, kubad'ı yener ve zafer kazanır. sonrasında iki ordu arasında kanlı bir savaş başlar ve türkler kazanır. iran padişahı tutsak edilir. bunun sonrasında iran'a bağlı olan kabil ülkesinin padişahı zâl, iranlılara yardıma gelir. çok sinirlenen alp er tunga esir olan iran padişahını öldürür. * kardeşi alp arız, diğer esirleri öldürmesine engel olur. aradan geçen zamanla esirler kaçar ve alp er tunga buna sebep diye kardeşi alp arız'ı da öldürür. *
iran tacını alp er tunga giyer, iranlılar da padişahlarının yerine zev'i getirir. iki ordu tekrar savaşır ve büyük bir kıtlık olur. insanlar meydanda savaşta, evde aç öldükleri için savaş ve kıtlık insanları bitirmesin diye yapılan barış sonucu iran'ın kuzey eyaletleri turan'ın olur. ama tabii ki zev ölünce barış yine bozulur. ve iranlılar yine zâl'dan yardım istediler. zâl'ın oğlu rüstem yardıma gelir ve alp er tunga'yı bozguna uğratır. iran tahtına da keykubad çıkar.
keykubad'dan sonra keykâvus tahata çıkınca oluşan karışıklık ile alp er tunga tekrar iran'a saldırır. ama gördüğü bir rüyanın etkisi ile barış imzalatır.
rüstem'in oğlu siyavuş iranlılar ile araları açılınca türk kağanına sığınır. bir süre her şey yolundadır, siyavuş kendini çok sevdirir hatta türk kahramanlarından birinin kızı ile evlenir ve keyhüsrev adını verdikleri bir oğlu olur. ancak bir süre sonra da alp er tunga'nın güzel kızı ferengis ile evlenir. * aradan geçen zamanla da türk töresine uymamaya ve siyasi teşebbüslere başlar. alp er tunga da siyavuş'u öldürtür. rüstem durur mu hemen bir ordu toplar ve alp er tunga' ya saldırır. savaşta kağan'nın oğlu sarka da ölür. alp er tunga da intikam için iran içlerine dek gider, asar, keser, ekinleri yakar. iranlılar yedi yıl kıtlık ile mücadele eder.
alp er tunga ve rüstem arasındaki savaş durup durup başlar. bir o, bir bu yener.*
uzun bir zaman geçtikten sonra keyhüsrev, ihtiyar aslan alp er tunga'yı teke tek dövüşe çağırır. ancak en güçlü çağında olan keyhüsrev'in karşısına çıkamaz. ordusunu da kaybeder. keyhüsrev ordusu ile takip eder. en sonunda da yakalayıp öldürür.
alp er tunga'nın ölümü üzerine tüm turan yas tutar. yuğ töreni'nde de ozanlar şu saguyu söyler:
alp er tunga öldi mü?
ısız ajun kaldı mu?
ödlek öçin aldı mu?
emdi yürek yırtılur.
begler atın urgurup
kadgu anı turgurup
mengzi yüzi sargarup.
korkum angar türtülür.
ödlek yarağı içine aldun mi?
oğrun tuzağ uzattı
begler begin azıttı
kaçsa kah kurtulur?
uluşıp eren börleyü’
yırtıp yaka urlayu
sıkrıp üni yırlayu
sığtap közi örtülür.
könglüm için ötedi.
yitmiş yaşıg kartadı
kiçmiş ödig irtedi
tün kün kiçip irtelür
felek yarar gözetti
gizli tuzak uzattı
beylerbeyini kaptı
kaçsa nasıl kurtulur
erler kurt gibi uludular
hıçkırıp yaka yırttılar
acı seslerle bağırdılar
ağlamaktan gözleri kapandı
beğler atlarını yordular
kaygı onları durdurdu
benizleri yüzleri sarardı
safran sürülmüş gibi oldular
divan-ı lügat'ıt türk'te yer aldığı için de günümüze orijinal metin ulaşır.
ayrıca :
kutadgu bilig’de “alp er tunga” hakkında şu bilgi verilir: “eğer dikkat edersen görürsün ki dünya beyleri arasında en iyileri türk beyleridir. bu türk beyleri arasında adı meşhur ikbali açık olanı tonga alp er idi. o yüksek bilgiye ve çok faziletlere sahip idi. ne seçkin, ne yüksek, ne yiğit adam idi ; zaten âlemde ferasetli insan bu dünyaya hâkim olur”.
iranlılar ona efrasiyap diyorlar; bu efrasiyap akınlar hazırlayıp ülkeler zaptetmiştir. dünyaya hâkim olmak ve onu idare etmek için pek çok fazilet, akıl ve bilgi gerekir. iranlılar bunu kitaba geçirmişlerdir. kitapta olmasa onu kim tanırdı.” bugünkü bilgilerimize göre alp er tunga ile ilgili en geniş bilgi iran destanı şehname’de tespit edilmiştir.
en güçlü ve parlak devrini 7. yüzyılda yaşayan saka imparatorluğunun hakanı alp er tunga' nın iran'a savaş açmasını ve dehistan bölgesindeki savaşı anlatır. alp er tunga destanıhakkındaki bilgiler firdevsi’nin şehnamesine dayanmaktadır.
savaşta barmab adlı bir türk yiğidi teke tek savaş ilanı yapar, karşısına da iran kumandanının kardeşi kubad meydana çıkar. barmad, kubad'ı yener ve zafer kazanır. sonrasında iki ordu arasında kanlı bir savaş başlar ve türkler kazanır. iran padişahı tutsak edilir. bunun sonrasında iran'a bağlı olan kabil ülkesinin padişahı zâl, iranlılara yardıma gelir. çok sinirlenen alp er tunga esir olan iran padişahını öldürür. * kardeşi alp arız, diğer esirleri öldürmesine engel olur. aradan geçen zamanla esirler kaçar ve alp er tunga buna sebep diye kardeşi alp arız'ı da öldürür. *
iran tacını alp er tunga giyer, iranlılar da padişahlarının yerine zev'i getirir. iki ordu tekrar savaşır ve büyük bir kıtlık olur. insanlar meydanda savaşta, evde aç öldükleri için savaş ve kıtlık insanları bitirmesin diye yapılan barış sonucu iran'ın kuzey eyaletleri turan'ın olur. ama tabii ki zev ölünce barış yine bozulur. ve iranlılar yine zâl'dan yardım istediler. zâl'ın oğlu rüstem yardıma gelir ve alp er tunga'yı bozguna uğratır. iran tahtına da keykubad çıkar.
keykubad'dan sonra keykâvus tahata çıkınca oluşan karışıklık ile alp er tunga tekrar iran'a saldırır. ama gördüğü bir rüyanın etkisi ile barış imzalatır.
rüstem'in oğlu siyavuş iranlılar ile araları açılınca türk kağanına sığınır. bir süre her şey yolundadır, siyavuş kendini çok sevdirir hatta türk kahramanlarından birinin kızı ile evlenir ve keyhüsrev adını verdikleri bir oğlu olur. ancak bir süre sonra da alp er tunga'nın güzel kızı ferengis ile evlenir. * aradan geçen zamanla da türk töresine uymamaya ve siyasi teşebbüslere başlar. alp er tunga da siyavuş'u öldürtür. rüstem durur mu hemen bir ordu toplar ve alp er tunga' ya saldırır. savaşta kağan'nın oğlu sarka da ölür. alp er tunga da intikam için iran içlerine dek gider, asar, keser, ekinleri yakar. iranlılar yedi yıl kıtlık ile mücadele eder.
alp er tunga ve rüstem arasındaki savaş durup durup başlar. bir o, bir bu yener.*
uzun bir zaman geçtikten sonra keyhüsrev, ihtiyar aslan alp er tunga'yı teke tek dövüşe çağırır. ancak en güçlü çağında olan keyhüsrev'in karşısına çıkamaz. ordusunu da kaybeder. keyhüsrev ordusu ile takip eder. en sonunda da yakalayıp öldürür.
alp er tunga'nın ölümü üzerine tüm turan yas tutar. yuğ töreni'nde de ozanlar şu saguyu söyler:
alp er tunga öldi mü?
ısız ajun kaldı mu?
ödlek öçin aldı mu?
emdi yürek yırtılur.
begler atın urgurup
kadgu anı turgurup
mengzi yüzi sargarup.
korkum angar türtülür.
ödlek yarağı içine aldun mi?
oğrun tuzağ uzattı
begler begin azıttı
kaçsa kah kurtulur?
uluşıp eren börleyü’
yırtıp yaka urlayu
sıkrıp üni yırlayu
sığtap közi örtülür.
könglüm için ötedi.
yitmiş yaşıg kartadı
kiçmiş ödig irtedi
tün kün kiçip irtelür
felek yarar gözetti
gizli tuzak uzattı
beylerbeyini kaptı
kaçsa nasıl kurtulur
erler kurt gibi uludular
hıçkırıp yaka yırttılar
acı seslerle bağırdılar
ağlamaktan gözleri kapandı
beğler atlarını yordular
kaygı onları durdurdu
benizleri yüzleri sarardı
safran sürülmüş gibi oldular
divan-ı lügat'ıt türk'te yer aldığı için de günümüze orijinal metin ulaşır.
ayrıca :
kutadgu bilig’de “alp er tunga” hakkında şu bilgi verilir: “eğer dikkat edersen görürsün ki dünya beyleri arasında en iyileri türk beyleridir. bu türk beyleri arasında adı meşhur ikbali açık olanı tonga alp er idi. o yüksek bilgiye ve çok faziletlere sahip idi. ne seçkin, ne yüksek, ne yiğit adam idi ; zaten âlemde ferasetli insan bu dünyaya hâkim olur”.
iranlılar ona efrasiyap diyorlar; bu efrasiyap akınlar hazırlayıp ülkeler zaptetmiştir. dünyaya hâkim olmak ve onu idare etmek için pek çok fazilet, akıl ve bilgi gerekir. iranlılar bunu kitaba geçirmişlerdir. kitapta olmasa onu kim tanırdı.” bugünkü bilgilerimize göre alp er tunga ile ilgili en geniş bilgi iran destanı şehname’de tespit edilmiştir.
devamını gör...
yazarların an itibarıyla düşündüğü şey
senin canını yakma imkanın varken susmayı tercih ettiğin kişilerin gelip senin içine öküz oturtması...
devamını gör...
11 eylül 2021 akışın akması
11 eylül olması manidardır. bir de abd ile uğraşmasak bari.
devamını gör...
ekşi sözlük'te 9 saatte 120 abazan düşüren troll
uzun yıllar sonra sözlükler aleminde gördüğüm en kayda değer çalışma olmuş. arkadaşı tebrik ederim.
eksisozluk.com/entry/132025922
edit : başlığı sol frameden kaldırmış münafıklar. ahahah.
eksisozluk.com/entry/132025922
edit : başlığı sol frameden kaldırmış münafıklar. ahahah.
devamını gör...
sözlük yazarlarının kendilerine ait sözleri
“seni söylemenin ayıplandığı bir coğrafyaya direnirken kadraja yakalanan asil bir gülümsemedir, çehreme upuzun ve ısrarla astığım.”
devamını gör...
yazarların 2021 yılında izleyeceği diziler listesi
maalesef bende olmayan listedir.
yks sınavı var çünkü.
yks sınavı var çünkü.
devamını gör...
buzdolabındaki yenmeyen pasta
en az bir gün dinlenince, daha lezzetli olacak pastadır.
hazzı ertelemektir.
nefis terbiyesidir.
hazzı ertelemektir.
nefis terbiyesidir.
devamını gör...