kadınlar camiye giremez
allah'ın evi midir yoksa allah'ın erkek evi midir?
devamını gör...
başarının sırrı
huzurlu bir ruha sahip olmak.. yoksa konsantre olup başarılı olamazsınız..
devamını gör...
akşam yemeği olarak kahvaltı
yorucu geçen gün sonunda yapmak zorunda kaldığım , domates ve beyaz peynirli sandviç eşliğinde güzel demlenmiş çay ile keyfini çıkardığım günü kurtaran pratik beslenme şekli.
devamını gör...
kasiyer kıza aşık olmak
yokluktur o, aşk olsa duramazdın.
devamını gör...
eşine 12 lira bırakarak canına kıyan genç
bizden yana kendisine 1 kuruş hakkımız varsa helal olsun.
bakalım aynı seyleri insanların gözünün içine baka bak dalga geçer gibi açıklama yapanlar için kaç kişi söyleyecek arkalarından.
bakalım aynı seyleri insanların gözünün içine baka bak dalga geçer gibi açıklama yapanlar için kaç kişi söyleyecek arkalarından.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
burada hiçkimseyle tanışmıyorum. olabildiğince içimi dökebilirim yani.
içim ölmüş gibi hissediyorum sözlük. insan hisseder, güler, ağlar falan ya. ben de sadece acı kalmış gibi hissediyorum. hiçbir şey mutlu etmiyor beni.
aile evi tam bir terör benim için. ve hiçkimse niye böyle davrandığımı anlamıyor. daha kötüsü ne biliyor musun, anlamaya bile çalışmıyor. hep o son damlayı görüyorlar. hiç o bardak niye o kadar dolu kimsenin umrunda değil.
sözlük annem beni hiç sevmiyor biliyor musun, çocukluktan beri ilk kez seslendiriyorum içimde. gözyaşlarım burnumun ucundan damlıyor şimdi bak. bu acı tarif edilebiliyor mu, ben edemiyorum çünkü.
ne kadar bağlı olmaya “ailemle” mutlu olmaya çalışsam da bu gerçeği aşamıyorum.
bir ara ev köpeği gibi olmuştum. o işe yarar sanıyordum. yaramıyor. o da yaramadı yani. bir süre daha yaşanılabilir kıldı sadece.
insanlara bundan bahsedemiyorum bile biliyor musun, herkesin ne güzel aileleri var. hiç anlamıyorlar beni. insan annesini nasıl sevmez nova diyorlar,
beni sevmeyeni ben niye seveyim ki diye cevap verince de boş bakıyorlar yüzüme.
garson gibiyim. temizlikçi gibiyim. onların izin günleri var benim o bile yok. şu final haftasını nasıl atlattım bilmiyorum. geçen derste hoca anlattı. insanlar ilk aile sevgisine koşullanırlarmış ve bu sevgiyi hiç unutmazlarmış. içim acıdı bunları dinlerken. minicik bir tutam bile yok içimde. her gün acı çektiğim her dakika eleştirildiğim yaptığım her şeyde bir problem bulunan bir yerde nasıl mutlu olabilirim. en çok da sevilmemek yakıyor canımı.
üniversiteye gidene kadar hiçkimse beni sevmez ben hep problemliyim sorunluyum falan sanırdım. ama öyle güzel arkadaşlarım ortamlarım oldu ki. dedim ki o kadar da berbat biri değilim demek ki. özgüvensiz sanardım kendimi. oysa söyleyecek bir sürü şeyim varmış benim. sarsılmaz bir inancım varmış kendime.
aptal bir mart gününden sonra şimdi kendi kara deliğimde çırpındıkça batıyorum. bu şehirden de bu evden de nefret ediyorum. keşke ergen tribi olsaydı bu yazdıklarım. geçseydi. ama öyle değil. hiç öyle değil.
içim ölmüş gibi hissediyorum sözlük. insan hisseder, güler, ağlar falan ya. ben de sadece acı kalmış gibi hissediyorum. hiçbir şey mutlu etmiyor beni.
aile evi tam bir terör benim için. ve hiçkimse niye böyle davrandığımı anlamıyor. daha kötüsü ne biliyor musun, anlamaya bile çalışmıyor. hep o son damlayı görüyorlar. hiç o bardak niye o kadar dolu kimsenin umrunda değil.
sözlük annem beni hiç sevmiyor biliyor musun, çocukluktan beri ilk kez seslendiriyorum içimde. gözyaşlarım burnumun ucundan damlıyor şimdi bak. bu acı tarif edilebiliyor mu, ben edemiyorum çünkü.
ne kadar bağlı olmaya “ailemle” mutlu olmaya çalışsam da bu gerçeği aşamıyorum.
bir ara ev köpeği gibi olmuştum. o işe yarar sanıyordum. yaramıyor. o da yaramadı yani. bir süre daha yaşanılabilir kıldı sadece.
insanlara bundan bahsedemiyorum bile biliyor musun, herkesin ne güzel aileleri var. hiç anlamıyorlar beni. insan annesini nasıl sevmez nova diyorlar,
beni sevmeyeni ben niye seveyim ki diye cevap verince de boş bakıyorlar yüzüme.
garson gibiyim. temizlikçi gibiyim. onların izin günleri var benim o bile yok. şu final haftasını nasıl atlattım bilmiyorum. geçen derste hoca anlattı. insanlar ilk aile sevgisine koşullanırlarmış ve bu sevgiyi hiç unutmazlarmış. içim acıdı bunları dinlerken. minicik bir tutam bile yok içimde. her gün acı çektiğim her dakika eleştirildiğim yaptığım her şeyde bir problem bulunan bir yerde nasıl mutlu olabilirim. en çok da sevilmemek yakıyor canımı.
üniversiteye gidene kadar hiçkimse beni sevmez ben hep problemliyim sorunluyum falan sanırdım. ama öyle güzel arkadaşlarım ortamlarım oldu ki. dedim ki o kadar da berbat biri değilim demek ki. özgüvensiz sanardım kendimi. oysa söyleyecek bir sürü şeyim varmış benim. sarsılmaz bir inancım varmış kendime.
aptal bir mart gününden sonra şimdi kendi kara deliğimde çırpındıkça batıyorum. bu şehirden de bu evden de nefret ediyorum. keşke ergen tribi olsaydı bu yazdıklarım. geçseydi. ama öyle değil. hiç öyle değil.
devamını gör...
güne bir suç bırak
alenen hareket etmek. örnek veriyorum birine “sen gerizekalısın” demek suçtur. fakat çerçeveleyip, süsleyip söylersen:
“ben senin gerizekalı olduğunu düşünüyorum” suç değildir, fikir özgürlüğüne girer. yıllar önce şahit olduğum bir öğrenci- profesör tartışmasında ortaya çıkan bir gerçektir.
“ben senin gerizekalı olduğunu düşünüyorum” suç değildir, fikir özgürlüğüne girer. yıllar önce şahit olduğum bir öğrenci- profesör tartışmasında ortaya çıkan bir gerçektir.
devamını gör...
normal sözlük niçin kuruldu sorusu
(bkz: gelsin komplo teorileri).
bu başlık sanki daha önce de açılmıştı.
bu başlık sanki daha önce de açılmıştı.
devamını gör...
kafa sözlük’ün gelir kaynağı
devamını gör...
gazze blues
bir etgar keret ve samir el-youssef kitabıdır.
bu kitap müthiş bir öykü kitabı ama yazılma amacı sadece edebi değeri yüksek bir kitap ortaya çıkarmak değil. elbette iki yazar da edebi kaygılarına sırtlarını dönmeden yazmışlar öykülerini ama çok daha büyük, çok daha ulvi bir amaç var arka planda.
yazarlardan biri dünyanın her yerinde tanınan, tanrı olmak isteyen otobüs şoförü, nimrod çıldırışları gibi kitapların büyük yazarı ve altını çizerek söylüyorum ki israilli bir yazar olan etgar keret.
ikinci yazarımız ise türkçeye çevrilen bundan başka bir kitabı olup olmadığını bile bilemediğim ama bu kitaptaki öykülerini okur okumaz hayran kaldığım, yine altını çizerek söylüyorum filistinli yazar samir el-youssef.
peki neden altını çizdim bu iki sıfatın. çünkü onlar çok iyi iki arkadaş ve israil - filistin olayına bir son vermek için sırt sırta vermeye karar vermişler. fikir samir’den çıkıyor ve iki tarafın da insanlıktan çıkmaya meyilli olduğunu düşündüğü bir konuda tarafları insancıllaştırmak için bir kitap yazmayı öneriyor. elbette bu öneri keret tarafından hemen kabul ediliyor. iki nedenden ötürü: birincisi keret artık imza toplamaktan yorulmuş ve sıkılmış, ikinci neden ise samir az tanınan, keret çok tanınan bir yazar olması.
ikili, insanlara insan olduklarını hatırlatmak için muhteşem bir öykü kitabı yazmışlar. okuyalım.
bu kitap müthiş bir öykü kitabı ama yazılma amacı sadece edebi değeri yüksek bir kitap ortaya çıkarmak değil. elbette iki yazar da edebi kaygılarına sırtlarını dönmeden yazmışlar öykülerini ama çok daha büyük, çok daha ulvi bir amaç var arka planda.
yazarlardan biri dünyanın her yerinde tanınan, tanrı olmak isteyen otobüs şoförü, nimrod çıldırışları gibi kitapların büyük yazarı ve altını çizerek söylüyorum ki israilli bir yazar olan etgar keret.
ikinci yazarımız ise türkçeye çevrilen bundan başka bir kitabı olup olmadığını bile bilemediğim ama bu kitaptaki öykülerini okur okumaz hayran kaldığım, yine altını çizerek söylüyorum filistinli yazar samir el-youssef.
peki neden altını çizdim bu iki sıfatın. çünkü onlar çok iyi iki arkadaş ve israil - filistin olayına bir son vermek için sırt sırta vermeye karar vermişler. fikir samir’den çıkıyor ve iki tarafın da insanlıktan çıkmaya meyilli olduğunu düşündüğü bir konuda tarafları insancıllaştırmak için bir kitap yazmayı öneriyor. elbette bu öneri keret tarafından hemen kabul ediliyor. iki nedenden ötürü: birincisi keret artık imza toplamaktan yorulmuş ve sıkılmış, ikinci neden ise samir az tanınan, keret çok tanınan bir yazar olması.
ikili, insanlara insan olduklarını hatırlatmak için muhteşem bir öykü kitabı yazmışlar. okuyalım.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin
bunu da öğren,
sevdiğin kadar sevilirsin…
can yücel- her şey sende gizli
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının takipçi sayıları
78. peki neden 79. olmayasınız?
edit: dedim ve 77 oldunuz. hangi kötü niyetli takipten çıkardı beni be şu on dakikada. ayıp ayıp.
edit: dedim ve 77 oldunuz. hangi kötü niyetli takipten çıkardı beni be şu on dakikada. ayıp ayıp.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
"beyin hiçbir şeyi silemiyordu. evet, üstünü örtebiliyordu ama üstü örtüldü diye gerçekler yok olmazdı. öyle durumlarda gerçekler çürür, bir süre sonra zehir yaymaya başlardı. zaten insanın içinin sızlaması da bundandı."
devamını gör...
can kazaz
sesi de kalemi de çok güzel olan bir sanatçı. aşığım desem yeridir. öyle seviyorum.
devamını gör...
ölmeden önce okunması gereken kitaplar
oblomov
suç ve ceza
uğultulu tepeler
palto
gog
dönüşüm
suç ve ceza
uğultulu tepeler
palto
gog
dönüşüm
devamını gör...
christiane vera felscherinow
1962 almanya hamburg doğumlu aktrist ve müzisyen. aynı zamanda eski bir eroin bağımlısı. 12 yaşında esrara 13 yaşında eroine başlamış ve çok zor sancılı bir çocukluk dönemi geçirmiş. o kadar çalkantılı bir hayatı vardı ki bir filme ve bir romana konu oldu. şimdilerde oğlu ile birlikte sakin bir hayat sürüyor.
devamını gör...
güncel gürsel artıktay
mehmet pişkin' in videosunu içeren 'ölmezdim' şarkısı ile tanıdığım, depresif günlerimin yoldaşı olan, hak ettiği değeri bulmadığını düşündüğüm, aynı zamanda keşfedilmemişliğini sevdiğim şarkıcımızdır.
devamını gör...
ferahlık hissi veren kokular
katılıyorum kesinlikle nane kokusu. mentol de olabilir. benim için yapraklı olmasına da gerek yok. naneli mentollü sakızı ver bana vuhuuuu. * yiyerek, çiğneyerek terapi budur.
devamını gör...
magnolia
manolya anlamına gelen latince sözcüktür. isim babası fransız botanikçi pierre magnol'dur.
kaynak .
kaynak .
devamını gör...

