yaz
ikindi vaktiyle başlayıp gece yarısına kadar olan zaman diliminde arkadaşlarla çay ocağı sohbetine bayıldığım, gündüz vakti güneşe maruz kaldığım herhangi bir an bütün aile efradına rahmet okuduğum mevsim. yine de özellikle kış mevsimi ile kıyaslanınca güzellikleri çirkinlerinden çoktur. çocukluğum yaz tatillerini beklemekle geçti ve yazın sıcağından şikayetlenerek kışın gelmesini istediğimi asla hatırlamıyorum. çünkü kış her şeyden önce okula gitmek demekti. van’ın küçük bir ilçesinde geçmişti ortaokul yıllarım ve sürekli kar suyu kaçtığı için üşüyen ayaklarımı ısıtma çabası ile hatırlıyorum o yılları. hele yedinci sınıfta, sınıfımız soba ile ısınıyordu ki tam bir çileye dönüşüyordu her şey. ilçede kapalı halı saha henüz yoktu ve futbol oynayamıyorduk. evin boruları ikide bir donuyordu ve daha bir sürü tiksinç iğrenç berbat mesele. ayrıca o yaşlarda yaz mevsimi diğer bütün güzellikleri bir kenara bırakılırsa sınırsız hovardalık demekti. ondan hep yazcıyız, biraz da ortamcı.
devamını gör...
bu sabah nasıl uyandınız sorusu
bütün huysuzluğum ve huzursuzluğumla uyandım erkenden hemde boşu boşuna bir de. hah karamsarlığımda yetişti tüm günüm böyle geçecek.
devamını gör...
güne psikolojik bir tespit bırak
bizi korkutan şeyler yapmak, daha mutlu olmamızı sağlar.
devamını gör...
yazarların favori peynir markaları
eskinin bakkal peyniri. hani şöyle kağıda sarılanından.
ah ulan be ne severdim çocukken. şimdikilerde o tat, o lezzet yok bulamıyorum.
ah ulan be ne severdim çocukken. şimdikilerde o tat, o lezzet yok bulamıyorum.
devamını gör...
imanınızı kaybetmek istemiyorsanız felsefeden uzak durun
cahil cühela beyanidir. paganizme aykiri bir tanri tasavvurunu savundugu icin olume mahkum edilen sokrates'i seytanin peygamberi, sapitmis filozof ilan etmek cehalettir, yettiniz artik ya.
devamını gör...
günde 1 litre süt içmek
süt, insan yaşamına genel bir besin maddesi olarak henüz 20. yy başlarında katılmıştır. insan varlığıyla karşılaştırdığımızda bunun çok erken bir tarih olduğunu söyleyebiliriz. günde 1 litre süt içmek kemiklerdeki kalsiyum yoğunluğunu azaltıp kemik kırıklarına davetiye çıkarabilir. dikkat etmek gerek, 1 litre az bir miktar değil.
devamını gör...
konfor alanı
çıkmamız gerektiğini düşündüğümüz fakat sağladığı rahatlıktan dolayı isteksiz olduğumuz, biraz da atacağımız adımın risk barındırması ve işlerin istediğimiz gibi gitmemesi ihtimalinden dolayı zaman kaybettiğimiz bir kara deliktir.
istediğimiz gibi olmayabilir veya istediğimizden daha da iyi olabilir. kazanmak da var bu yolda kaybetmek de. denemeden bilemeyiz.
"arayarak bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır."
istediğimiz gibi olmayabilir veya istediğimizden daha da iyi olabilir. kazanmak da var bu yolda kaybetmek de. denemeden bilemeyiz.
"arayarak bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır."
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
mutlu olmayan mı var? birilerine ulaşmak, söylediğinin doğru adreslere ulaştığını güzel bir duygu her zaman.
devamını gör...
allah'ını seven anket başlığı açmasın
ben bu sözlüğü gerçekten sözlük potansiyeli olduğu için, yazarın ilim ve tecrübeleriyle diğer yazarlara bir şey aktarabildiğine inandığım için, mizah anlayışıyla günümüzü güzelleştirecek yazarlar olduğu için kullanıyorum. bir kadına en çok yakıştırdığınız aksesuarı, arabanızdaki en sevmediğiniz özelliği kim ne yapsın?
hayır bu başlıkların hangi kafayla açıldığını da çok merak ediyorum. durup dururken "diğer yazarların kadına en çok yakıştırdığı aksesuar neymiş, hadi öğreneyim" yahut "yazarlar arabasında en çok neyi sevmiyor ki?" mi diyorsunuz? hayatta merak edeceğiniz tek şey bu olamaz, gerçekten olamaz. antik yunanlı değiliz en azından; tek derdimiz, tek merakımız gerçekten bu olamaz ya.
bu başlıkların varsa mantığa uygun bir sebebi, allah aşkına söyleyin; yoksa allah'ını seven anket başlığı açmasın.
edit: daha şimdi haberim oldu, sözlük belli bir tanım sayısını aşan yazarlara kitap hediye ediyormuş. 25 lira bir kitap ya.
hayır bu başlıkların hangi kafayla açıldığını da çok merak ediyorum. durup dururken "diğer yazarların kadına en çok yakıştırdığı aksesuar neymiş, hadi öğreneyim" yahut "yazarlar arabasında en çok neyi sevmiyor ki?" mi diyorsunuz? hayatta merak edeceğiniz tek şey bu olamaz, gerçekten olamaz. antik yunanlı değiliz en azından; tek derdimiz, tek merakımız gerçekten bu olamaz ya.
bu başlıkların varsa mantığa uygun bir sebebi, allah aşkına söyleyin; yoksa allah'ını seven anket başlığı açmasın.
edit: daha şimdi haberim oldu, sözlük belli bir tanım sayısını aşan yazarlara kitap hediye ediyormuş. 25 lira bir kitap ya.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
+1
devamını gör...
normal sözlük’ün büyümesi için yapılması gerekenler
önümüzde cumhuriyet bayramı var. eğer bir aksilik olmazsa - istanbul için konuşuyorum - bazı yollar trafiğe kapatılacak ve geçit törenleri yapılacak. bisikletliler, motorlular.. vs. bunlara katılım sağlanıp reklam yapılabilir.
devamını gör...
soysuzlar çetesi
2009 yapımı quentin tarantino filmi. dilimize soysuzlar çetesi olarak çevrilmiştir. film daha başlamadan bile ismi ile koca bir şakadır aslında, tarantino sadece kendi bildiği ve içten içe güldüğü bir espri yaparak bastard yerine basterd tercih etmiş, ben henüz gülemedim espriyi anlamaya çalışıyorum sekiz yıldır. filme direk ww2 filmi demek doğru olmayacak çünkü tarantino film için şunları söylüyor: "despite its being a war film, inglourious basterds is [my] spaghetti western, but with worl war ii iconography"
brad pitt tarafından canlandırılan teğmen aldo rain'in baskın güneyli aksanına tahammül edebilirseniz eğer izlemesi keyifli bir filmdir. tarantino daha açılış sekansında filme imzasını bırakmış. christoph waltz hans landa rolü ile oyunculuk dersi vermiştir.
--! spoiler !--
i wasn't speaking to you, lieutenant munich. or you either, lieutenant frankfurt. i was speaking to captain i-don't-know-what.
--! spoiler !--
brad pitt tarafından canlandırılan teğmen aldo rain'in baskın güneyli aksanına tahammül edebilirseniz eğer izlemesi keyifli bir filmdir. tarantino daha açılış sekansında filme imzasını bırakmış. christoph waltz hans landa rolü ile oyunculuk dersi vermiştir.
--! spoiler !--
i wasn't speaking to you, lieutenant munich. or you either, lieutenant frankfurt. i was speaking to captain i-don't-know-what.
--! spoiler !--
devamını gör...
sözlükte ulu orta aşk yaşamak
arkadan konuşmak cesaret göstergesi değildir.
t: boş, kin dolu, kimin ne yaptığı beni ilgilendirmiyor diyemeyen bir başlık türü.
oha lan editi: hiç beklemediğim insanlardan, hiç beklemediğim şeyler okuyorum. iyi misiniz acaba? kasmayın bu kadar bence. üstelik atıfta bulundum, sandığınız kişiler buradayken demiyordunuz böyle, kızmayın bana ama bunun adı düpedüz ikiyüzlülüktür.
t: boş, kin dolu, kimin ne yaptığı beni ilgilendirmiyor diyemeyen bir başlık türü.
oha lan editi: hiç beklemediğim insanlardan, hiç beklemediğim şeyler okuyorum. iyi misiniz acaba? kasmayın bu kadar bence. üstelik atıfta bulundum, sandığınız kişiler buradayken demiyordunuz böyle, kızmayın bana ama bunun adı düpedüz ikiyüzlülüktür.
devamını gör...
otizm
çocuğunuz ismi söylendiği zaman tepki vermiyor, göz teması kurmaktan kaçınıyor, arkadaşlarından uzak duruyor, iletişim kurmuyor ise bunlar otizm kuşkusu doğuran ve ayrıntılı bir biçimde araştırılması gereken belirtilerden birkaçı.
devamını gör...
gizem canbulut
ölen kişi, kendini savunamayacağı için ne güzel de bol keseden sallarlar.
katilin ifadesi trajikomiktir.
eren yıldız´ın poliste ve savcılıkta verdiği ifadeye dha ulaştı. ifadesinde, gizem´i 2 yıldır tanıdığını, 4 ay sevgili olduklarını, genç kızın ailesi istemediği için ayrıldıklarını belirten yıldız, şunları anlattı:
"ayrıldıktan kısa süre sonra instagram hesabından benim adıma yaklaşık 100 sahte hesap açıldı. bu hesaplardan da çıplak kadın ve erkek resimleri paylaşılıyor, hatta resimdeki kafa kısımları kesilip benmişim gibi sahte hesaplardan paylaşılıyordu. kimin yaptığını bilmiyordum. 8- 9 ay bu şekilde devam etti. gizem´in yaptığını düşünerek, kendisine sordum. bana sadece bir hesap açtığını söyledi. bana, `sen ekran fotoğraflarını alıp bana at, ben silmeyi biliyorum´ dedi. ben de kendisine atmaya başladım. o da fotoğraflarımı attığım hesabı kapatıyordu. bu tür kapatmaları sadece hesap sahibi yapabilir. gizem´in açtığına inandım. olaydan bir gün önce, akşam saatlerinde cep telefonundan gizem´i aradım. 'konuyu nasıl çözeceğiz?' diye sordum.
'buluşalım yüz yüze konuşalım' dedim. kabul etti. olay günü gizem´e mesaj attım. `neredesin´ dedim. 'okul civarındayım' deyince, yunus emre parkı'na geçeceğimi söyleyip, orada buluşalım dedim. ben evden çıkarken sürekli yanımda taşıdığım, bıçağın içinde bulunduğu montumu giydim. öğlen 12.00 gibi buluştuk. `bu işler senin başının altından çıkıyor. bu hesapları sen açıyorsun´ dediğimde bağırmaya başladı. sinirlendi ve `ben yapmadım´ dedi. ısrar edince kendisinin yaptığını söyledi. 'niye yaptın?' diye sorunca da aramızda itiş-kakış oldu. bana, `senin hayatını karartacağım. benim olacaksın. yoksa seni rezil ederim´ dedi. `polise şikayet edeceğim´ dedim. `istediği kadar polis araştırsın, bir şey bulamaz´ dedi. o sırada çok sinirlenmiştim. bıçakladığımı hatırlamıyorum. en son gizem´i kanlar içerisinde yerde gördüm. çok korktum. bıçağı atarak olay yerinden uzaklaştım."
eve gittikten sonra anne babasına olanları anlattığını kaydeden yıldız, "'beni polise teslim edin' dedim. ellerimi yıkadım. tişörtümü çıkardım. sonra ailem polisi aradı. gizem´in bütün amacı ve böyle davranmasının sebebi benle muhabbet etmeyi sürdürmek, başka kızlarla konuşmamı, arkadaşlık yapmamamı istemesidir" dedi.
buradan
katilin ifadesi trajikomiktir.
eren yıldız´ın poliste ve savcılıkta verdiği ifadeye dha ulaştı. ifadesinde, gizem´i 2 yıldır tanıdığını, 4 ay sevgili olduklarını, genç kızın ailesi istemediği için ayrıldıklarını belirten yıldız, şunları anlattı:
"ayrıldıktan kısa süre sonra instagram hesabından benim adıma yaklaşık 100 sahte hesap açıldı. bu hesaplardan da çıplak kadın ve erkek resimleri paylaşılıyor, hatta resimdeki kafa kısımları kesilip benmişim gibi sahte hesaplardan paylaşılıyordu. kimin yaptığını bilmiyordum. 8- 9 ay bu şekilde devam etti. gizem´in yaptığını düşünerek, kendisine sordum. bana sadece bir hesap açtığını söyledi. bana, `sen ekran fotoğraflarını alıp bana at, ben silmeyi biliyorum´ dedi. ben de kendisine atmaya başladım. o da fotoğraflarımı attığım hesabı kapatıyordu. bu tür kapatmaları sadece hesap sahibi yapabilir. gizem´in açtığına inandım. olaydan bir gün önce, akşam saatlerinde cep telefonundan gizem´i aradım. 'konuyu nasıl çözeceğiz?' diye sordum.
'buluşalım yüz yüze konuşalım' dedim. kabul etti. olay günü gizem´e mesaj attım. `neredesin´ dedim. 'okul civarındayım' deyince, yunus emre parkı'na geçeceğimi söyleyip, orada buluşalım dedim. ben evden çıkarken sürekli yanımda taşıdığım, bıçağın içinde bulunduğu montumu giydim. öğlen 12.00 gibi buluştuk. `bu işler senin başının altından çıkıyor. bu hesapları sen açıyorsun´ dediğimde bağırmaya başladı. sinirlendi ve `ben yapmadım´ dedi. ısrar edince kendisinin yaptığını söyledi. 'niye yaptın?' diye sorunca da aramızda itiş-kakış oldu. bana, `senin hayatını karartacağım. benim olacaksın. yoksa seni rezil ederim´ dedi. `polise şikayet edeceğim´ dedim. `istediği kadar polis araştırsın, bir şey bulamaz´ dedi. o sırada çok sinirlenmiştim. bıçakladığımı hatırlamıyorum. en son gizem´i kanlar içerisinde yerde gördüm. çok korktum. bıçağı atarak olay yerinden uzaklaştım."
eve gittikten sonra anne babasına olanları anlattığını kaydeden yıldız, "'beni polise teslim edin' dedim. ellerimi yıkadım. tişörtümü çıkardım. sonra ailem polisi aradı. gizem´in bütün amacı ve böyle davranmasının sebebi benle muhabbet etmeyi sürdürmek, başka kızlarla konuşmamı, arkadaşlık yapmamamı istemesidir" dedi.
buradan
devamını gör...
mercimek çorbası salçalı mı salçasız mı yapılır sorunsalı
süzme mercimek çorbası salcasiz yapılır..
devamını gör...
toprak ana (cengiz aytmatov)
isminden tutun da konunun işlenişine kadar "ben aytmatov'un kaleminden çıktım." diyen karakteristik bir roman.
ikinci dünya savaşı'nın yanı sıra; kolhoz sistemi, tarımda makineleşmenin etkileri, kadının toplumdaki yeri* gibi birçok önemli konuya değinmektedir.
en çok dikkatimi çeken; alt sosyoekonomik tabakadan bahsederken başka eserlerde görmeye alışık olduğumuz "kolay yönlendirilebilir, sığ" insan profilleri çizmenin aksine karakterleri yüceltmesi ve toplumu sınıfsal ayrım gözetmeden yansıtması oldu.* bunu en çok kadın-erkek rolleri üzerinde hissettim. aynı işleri yapıyor, aynı zorlukları yaşıyorlar ve bir üstünlük söz konusu değil.
ekonomik anlamda kadın ve erkeğin üstlendiği rollerin dışında "anne, eş, gelin" gibi toplumsal rollerin de tek tarafa yüklenmeden işlenmiş olmasını çok takdir ettim. özellikle kitabın sonlarına doğru aliman'ın yaşadıklarının hem tolgonay hem de çevredekilerce karşılanışı bunun en güzel örneğiydi. en önemlisi de tüm bahsettiklerimin kitap içinde açıkça vurgulanmıyor oluşu. aytmatov; kadın-erkek eşitliği hakkında tek bir söz etmeden, yani bir fikri ondan hiç bahsetmeden savunuyor.
birlikte yürürken gözümüzde bütün dünya değişirdi ve biz bir masal âleminde yüzerdik. ve, her tarafı sürülmüş boz toprak, dünyanın en güzel tarlası görünürdü bize. o sırada, önümüzden kalkan bir boz torgay da havalanırdı aydınlardan gökyüzüne doğru. çok yükseklere kadar çıkar, gökyüzünde bir nokta gibi görünür ve bir insan yüreği gibi çırpınarak mutlu mutlu ötmeye başlardı.
-bak bizim torgayımız ötüyor! derdi suvankul.
ne güzel değil mi? bir torgayımız vardı bizim!
boz torgay:
ikinci dünya savaşı'nın yanı sıra; kolhoz sistemi, tarımda makineleşmenin etkileri, kadının toplumdaki yeri* gibi birçok önemli konuya değinmektedir.
en çok dikkatimi çeken; alt sosyoekonomik tabakadan bahsederken başka eserlerde görmeye alışık olduğumuz "kolay yönlendirilebilir, sığ" insan profilleri çizmenin aksine karakterleri yüceltmesi ve toplumu sınıfsal ayrım gözetmeden yansıtması oldu.* bunu en çok kadın-erkek rolleri üzerinde hissettim. aynı işleri yapıyor, aynı zorlukları yaşıyorlar ve bir üstünlük söz konusu değil.
ekonomik anlamda kadın ve erkeğin üstlendiği rollerin dışında "anne, eş, gelin" gibi toplumsal rollerin de tek tarafa yüklenmeden işlenmiş olmasını çok takdir ettim. özellikle kitabın sonlarına doğru aliman'ın yaşadıklarının hem tolgonay hem de çevredekilerce karşılanışı bunun en güzel örneğiydi. en önemlisi de tüm bahsettiklerimin kitap içinde açıkça vurgulanmıyor oluşu. aytmatov; kadın-erkek eşitliği hakkında tek bir söz etmeden, yani bir fikri ondan hiç bahsetmeden savunuyor.
birlikte yürürken gözümüzde bütün dünya değişirdi ve biz bir masal âleminde yüzerdik. ve, her tarafı sürülmüş boz toprak, dünyanın en güzel tarlası görünürdü bize. o sırada, önümüzden kalkan bir boz torgay da havalanırdı aydınlardan gökyüzüne doğru. çok yükseklere kadar çıkar, gökyüzünde bir nokta gibi görünür ve bir insan yüreği gibi çırpınarak mutlu mutlu ötmeye başlardı.
-bak bizim torgayımız ötüyor! derdi suvankul.
ne güzel değil mi? bir torgayımız vardı bizim!
boz torgay:
devamını gör...


