sokak kedilerine bir damla su vermeyin
bağcılar'da hz. osman camii imamının vaazı. güya kediler çeteleşip insanlara saldırıyormuş ve yolda yürüyemiyorlarmış. bunlar cidden insan olamazlar ya. hz. muhammed'in birkaç tane kedi sahiplendiğinden de bihaber olduğuna eminim.
edit : www.facebook.com/story.php?...
edit : www.facebook.com/story.php?...
devamını gör...
sözlük kulüpleri
3 ay kadar önce başlattığımız sözlük kulüpleri projemizde birtakım geliştirmelere gitmek istiyoruz.
bu kapsamda atacağımız ilk adım, nicelik yerine nitelikli bir kulüp ağı oluşturmak oldu.
öncelikli olarak, aktif olmayan kulüpleri kapatıyoruz.
devam edeceğimiz kulüpler ;
kitap edebiyat kulübü
bilim sanat kulübü
dizi film kulübü
sağlıklı yaşam kulübü
fenerbahçeliler kulübü
satranç kulübü
kamp doğa kulübü
çalışma kulübü
radyo kulübü
olacak.
yeni kulüp başvuruları için ön üye şartı getirdik.
yeni bir kulüp açmak için 10 kişilik hazır bir üye grubu ve iki adet eş başkan gerekmekte.
bu kapsamda atacağımız ilk adım, nicelik yerine nitelikli bir kulüp ağı oluşturmak oldu.
öncelikli olarak, aktif olmayan kulüpleri kapatıyoruz.
devam edeceğimiz kulüpler ;
kitap edebiyat kulübü
bilim sanat kulübü
dizi film kulübü
sağlıklı yaşam kulübü
fenerbahçeliler kulübü
satranç kulübü
kamp doğa kulübü
çalışma kulübü
radyo kulübü
olacak.
yeni kulüp başvuruları için ön üye şartı getirdik.
yeni bir kulüp açmak için 10 kişilik hazır bir üye grubu ve iki adet eş başkan gerekmekte.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
devamını gör...
kur'an'daki saçma ayetler
ayeti okudum.
sonra başlığı açan yazara baktım.
anlatmaya kalksam, anlar mı diye kendimi yokladım.
açıklama getirmek yerine, başlığı terketmenin daha doğru olacağına karar verdim.
tanım: kuran-ı kerim in bir ayeti hakkında, metodolojik hiçbir kanıt getirilmeden, küstahça ayet yorumlama çabası.
sonra başlığı açan yazara baktım.
anlatmaya kalksam, anlar mı diye kendimi yokladım.
açıklama getirmek yerine, başlığı terketmenin daha doğru olacağına karar verdim.
tanım: kuran-ı kerim in bir ayeti hakkında, metodolojik hiçbir kanıt getirilmeden, küstahça ayet yorumlama çabası.
devamını gör...
anneannenin öğrettikleri
geçmişte olan olayları konuşup konuşup ağlamak. kendisi uzmandır bu konuda.
devamını gör...
la salamandre
fransız şair yves bonnefoy tarafından kaleme alınmış ve sıklıkla aynı şairin lieu de la salamandre şiiri ile karıştırılan şiir. bonnefoy tarafından 50'li yıllarda yayımlanmış olan du mouvement et de l'immobilité de douve'un bir parçası olan şiir ne yazık ki çeviri sırasında parçalara ayrılmış ve eksiltilmiş durumda. zaten doğru düzgün bonnefoy çevirisi bulmak mümkün değilken olanının da bu kadar eksiltilmiş olması gerçekten can sıkıcı bir durum. sait maden tarafından dilimize semender ismi ile kazandırılmıştır aynı zamanda. du mouvement et de l'immobilité de douve zaten başlı başına okuyucuyu dibi olmayan bir kuyuya atlıyormuş gibi hissettirmek için yazılmışken - ki bana kalırsa bonnefoy l’acte et le lieu de la poésie'de söylediklerini resmen canlı bir biçimde yaratmış- la salamandre'de pek farklı sayılmaz. şiire dair hoş bir ismet özel detayı var ki onu da not düşeyim*:
"değil mi ki albatrosu baudelaire'den
yves bonnefoy'dan semenderi öğrendim
bir gün bakarsınız
şu güzelim bilgiç beynimi kırıp
teneşir tahtası olarak kullanabilirim."
- ismet özel, akla karşı tezler
la salamandre, sait maden çevirisi ile:
ve douve’sun işte sen şimdi son odasında yazın.
bir semender duvarda kaçıp gitmede. o güzel
insan başı yaymada yaz ölümünü. “yok
olmak isterim sende, dar yaşayış” diye haykırıyor douve.
boş şimşek dudaklarıma koş, içime işle!
“bak bana, bak bana, koştum ben! ”
yanındayım senin, douve, ısıtıyorum seni.
aramızda yalnız bu çakıldan lamba var, bu
dinmiş biraz gölge, ellerimiz ki gölge
bekleyip durur. şaşırmış semender, kalmışsın
kımıltısız.
yaşamış olmakla ânını bilgiye dönüşen en yakın tenin.
semender yeniden göründüğünde, güneş
daha yeryüzünde pek alçaktaydı,
o parlayan gövdeyle bezenmişti yol taşlarıysa.
daha yeni koparmıştı son
bağlantıyı ki gölgede dokunulan yürektir o.
yarattı yarası, o kayalar görünümü,
bir ölüm vadisini kımıltısız bir gök altında.
dönüp gene bütün camlara, yüzü
ışıdı yıllanmış ölüm ağaçlarıyla.
yazıldığı dilde:
ı
et maintenant tu es douve dans la dernière chambre d’été.
une salamandre fuit sur le mur. sa douce tête d’homme répand la mort de l’été. « je veux m’abîmer en toi, vie étroite, crie douve. éclair vide, cours sur mes lèvres, pénètre-moi !
« j’aime m’aveugler, me livrer à la terre. j’aime ne plus savoir quelles dents froides me possèdent. »
ıı
toute une nuit je t’ai rêvée ligneuse. douve, pour mieux t’offrir à la flamme. et statue verte épousée par l’écorce, pour mieux jouir de ta tête éclairante.
éprouvant sous mes doigts le débat du brasier et des lèvres : je te voyais me sourire. or, ce grand jour en toi des braises m’aveuglait.
ııı
« regarde-moi, regarde-moi, j’ai couru ! »
je suis prés de toi, douve, je t’éclaire. ıl n’y a plus entre nous que cette lampe rocailleuse, ce peu d’ombre apaisé, nos mains que l’ombre attend. salamandre surprise, tu demeures immobile.
ayant vécu l’instant où la chair la plus proche se mue en connaissance.
ıv
ainsi restions-nous éveillés au sommet de la nuit de l’être. un buisson céda.
rupture secrète, par quel oiseau de sang circulais-tu dans nos ténèbres ?
quelle chambre rejoignais-tu, où s’aggravait l’horreur de l’aube sur les vitres
quand reparut la salamandre, le soleil
était déjà très bas sur toute terre,
les dalles se paraient de ce corps rayonnant.
et déjà il avait rompu cette dernière
attache qu’est le cœur que l’on touche dans l’ombre
sa blessure créa, paysage rocheux, une combe où mourir sous un ciel immobile. tourné encor à toutes vitres, son visage s’illumina de ces vieux arbres où mourir.
cassandre, dira-t-il, mains désertes et peintes, regard puisé plus bas que tout regard épris, accueille dans tes mains, sauve dans leur étreinte ma tête déjà morte où le temps se détruit.
l’ıdée me vient que je suis pur et je demeure dans la haute maison dont je m’étais enfui. oh pour que tout soit simple aux rives où je meure resserre entre mes doigts le seul livre et le prix.
lisse-moi, farde-moi. colore mon absence. désœuvré ce regard qui méconnaît la nuit. couche sur moi les plis d’un durable silence, éteins avec la lampe une terre d’oubli.
"değil mi ki albatrosu baudelaire'den
yves bonnefoy'dan semenderi öğrendim
bir gün bakarsınız
şu güzelim bilgiç beynimi kırıp
teneşir tahtası olarak kullanabilirim."
- ismet özel, akla karşı tezler
la salamandre, sait maden çevirisi ile:
ve douve’sun işte sen şimdi son odasında yazın.
bir semender duvarda kaçıp gitmede. o güzel
insan başı yaymada yaz ölümünü. “yok
olmak isterim sende, dar yaşayış” diye haykırıyor douve.
boş şimşek dudaklarıma koş, içime işle!
“bak bana, bak bana, koştum ben! ”
yanındayım senin, douve, ısıtıyorum seni.
aramızda yalnız bu çakıldan lamba var, bu
dinmiş biraz gölge, ellerimiz ki gölge
bekleyip durur. şaşırmış semender, kalmışsın
kımıltısız.
yaşamış olmakla ânını bilgiye dönüşen en yakın tenin.
semender yeniden göründüğünde, güneş
daha yeryüzünde pek alçaktaydı,
o parlayan gövdeyle bezenmişti yol taşlarıysa.
daha yeni koparmıştı son
bağlantıyı ki gölgede dokunulan yürektir o.
yarattı yarası, o kayalar görünümü,
bir ölüm vadisini kımıltısız bir gök altında.
dönüp gene bütün camlara, yüzü
ışıdı yıllanmış ölüm ağaçlarıyla.
yazıldığı dilde:
ı
et maintenant tu es douve dans la dernière chambre d’été.
une salamandre fuit sur le mur. sa douce tête d’homme répand la mort de l’été. « je veux m’abîmer en toi, vie étroite, crie douve. éclair vide, cours sur mes lèvres, pénètre-moi !
« j’aime m’aveugler, me livrer à la terre. j’aime ne plus savoir quelles dents froides me possèdent. »
ıı
toute une nuit je t’ai rêvée ligneuse. douve, pour mieux t’offrir à la flamme. et statue verte épousée par l’écorce, pour mieux jouir de ta tête éclairante.
éprouvant sous mes doigts le débat du brasier et des lèvres : je te voyais me sourire. or, ce grand jour en toi des braises m’aveuglait.
ııı
« regarde-moi, regarde-moi, j’ai couru ! »
je suis prés de toi, douve, je t’éclaire. ıl n’y a plus entre nous que cette lampe rocailleuse, ce peu d’ombre apaisé, nos mains que l’ombre attend. salamandre surprise, tu demeures immobile.
ayant vécu l’instant où la chair la plus proche se mue en connaissance.
ıv
ainsi restions-nous éveillés au sommet de la nuit de l’être. un buisson céda.
rupture secrète, par quel oiseau de sang circulais-tu dans nos ténèbres ?
quelle chambre rejoignais-tu, où s’aggravait l’horreur de l’aube sur les vitres
quand reparut la salamandre, le soleil
était déjà très bas sur toute terre,
les dalles se paraient de ce corps rayonnant.
et déjà il avait rompu cette dernière
attache qu’est le cœur que l’on touche dans l’ombre
sa blessure créa, paysage rocheux, une combe où mourir sous un ciel immobile. tourné encor à toutes vitres, son visage s’illumina de ces vieux arbres où mourir.
cassandre, dira-t-il, mains désertes et peintes, regard puisé plus bas que tout regard épris, accueille dans tes mains, sauve dans leur étreinte ma tête déjà morte où le temps se détruit.
l’ıdée me vient que je suis pur et je demeure dans la haute maison dont je m’étais enfui. oh pour que tout soit simple aux rives où je meure resserre entre mes doigts le seul livre et le prix.
lisse-moi, farde-moi. colore mon absence. désœuvré ce regard qui méconnaît la nuit. couche sur moi les plis d’un durable silence, éteins avec la lampe une terre d’oubli.
devamını gör...
insanlardaki kolay para kazanma arzusu
sülün osman'ın anlattığı şu hikayede baş aktör olmalarına sebebiyet vermiştir.
“benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. on tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. kuyumcunun kapısındayız ve dükkan kapalı. karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan.
hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın. adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor. o arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. telaşlanıyor adam kazanç imkanı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri.
adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor. ben aranıyorum. demiyorlar ki ona, “be adam 1000 liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı?” gayet açık ki beni dolandırmayı planlamıştı. ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım.”
“benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. on tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. kuyumcunun kapısındayız ve dükkan kapalı. karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan.
hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın. adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor. o arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. telaşlanıyor adam kazanç imkanı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri.
adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor. ben aranıyorum. demiyorlar ki ona, “be adam 1000 liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı?” gayet açık ki beni dolandırmayı planlamıştı. ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım.”
devamını gör...
lütfen açar mısınız efendim kapıyı
olay uğur dündar’ın, bir zamanların ünlü sahtekarı halil bezmen'in villasına gidip görüşmek istemesiyle başlar.söz konusu kavganın muhatabı ise bezmen’in bahçıvanıdır.diyalog şu şekilde ilerler:
devamını gör...
mustafa sağyaşar
yaşamakta olan en büyük değerlerimizden biri. hala çok güzel bir sesi var ve çok güzel şarkı söyler . kendisinin 1998 yılında kültür bakanlığınca verilen devlet sanatçısı ünvanı vardır bu yaşına rağmen kafa sesine kendisi gibi çıkabilen bir kişi daha yoktur tahminimce. müziğe profesyonel olarak 1951 yılında ankara radyosu'nda başladı. bugüne kadar 128 45'lik plak, 12 taş plak, 9 uzun çalar yaptı. 400'ü aşkın parça yorumlamış olup trt repertuvarında iki de bestesi bulunmaktadır. (viki de yazan rakamlara bakmayınız efendim) kendisi gibi sanatçı olan cemil ve ayşe isminde iki evladı bulunmaktadır. hala bizi kendisinden mahrum bırakmayıp müjdat gezen sanat merkezi’nin türk sanat müziği bölüm başkanlığını, kız kulesi tsm korosu ve istanbul tapu kadastrolular tsm korosu şefliğini devam ettirmektedir ve her cuma trt nağme radyosunda saat 20:00'de "mustafa sağyaşar sizlerle" programını sürdürmektedir. zeytin gölüm sana meylim nedendir, beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın ve karam türkülerini bir başka okumakta olup insanın içine bir ok gibi saplamaktadır.
dinlemek için efendim.
adama efkar yükler cidden.
dinlemek için efendim.
dinlemek için efendim.
adama efkar yükler cidden.
dinlemek için efendim.
devamını gör...
2020 yılında yazarların başına gelmiş olumlu ve güzel şeyler
hep hayalini kurduğum bir şeye kavuştum. * ve hayatıma çok güzel bir insan girdi. bu zamana kadar yaşadığım onca zorluğa karşı hediye gibi oldu.
not: henüz covid olmuş olmamam da olumlu olay.
not: henüz covid olmuş olmamam da olumlu olay.
devamını gör...
emin alper
sinemasını adım adım ileriye taşıyan, oyuncu yönetimini çok başarılı bulduğum yönetmendir.
ilk filmi tepenin ardı; taşra öyküsünü art house film temposu gibi değil de hareketli bir tempoda çekmesi takdir edilesi bir durumdur. bunu yaparken de metaforik anlatımdan kaçmaması, kalıplara sığmayan bir yönetmen olduğunu kanıtlar niteliktedir.
ikinci filmi abluka; ilk filminden sonra yeni bir taşra sinemacısı doğuyor diyecektik ki abluka'yla karşımıza çıktı emin alper. şehirde geçen bir hikâye olmasına karşın burada da şehirde yaşayan taşralıları işlemiştir. filmde işlenen karakterlerin psikolojileri o kadar sarsıcı aktarılmış ki katarsis duyumunu iliklerine kadar hissettiriyor izleyiciye. sinematografi tarafında kullanılan karanlık tonlar ve yoğun sis ile de bunu pekiştiriyor.
üçüncü filmi kız kardeşler; ustalık eseri niteliğinde, kusursuz bir iş çıkmış burada. senaryodan, oyunculuklara, görüntü yönetiminden, kurguya kadar her şey üst düzey seviyede yapılmış. bu filmi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği ise sinematografisi. her sahne bir tablo ciddiyetiyle mükemmel açılarda çekilmiş. renk kullanımı, tonlamalar da bunu tasdikler nitelikte. bu film özelinde genç oyuncu kayhan açıkgöz'e değinmesek olmazdı. çoban rolüyle sergilemiş olduğu oyunculukla insanüstü bir performans sergilemiştir.
ilk filmi tepenin ardı; taşra öyküsünü art house film temposu gibi değil de hareketli bir tempoda çekmesi takdir edilesi bir durumdur. bunu yaparken de metaforik anlatımdan kaçmaması, kalıplara sığmayan bir yönetmen olduğunu kanıtlar niteliktedir.
ikinci filmi abluka; ilk filminden sonra yeni bir taşra sinemacısı doğuyor diyecektik ki abluka'yla karşımıza çıktı emin alper. şehirde geçen bir hikâye olmasına karşın burada da şehirde yaşayan taşralıları işlemiştir. filmde işlenen karakterlerin psikolojileri o kadar sarsıcı aktarılmış ki katarsis duyumunu iliklerine kadar hissettiriyor izleyiciye. sinematografi tarafında kullanılan karanlık tonlar ve yoğun sis ile de bunu pekiştiriyor.
üçüncü filmi kız kardeşler; ustalık eseri niteliğinde, kusursuz bir iş çıkmış burada. senaryodan, oyunculuklara, görüntü yönetiminden, kurguya kadar her şey üst düzey seviyede yapılmış. bu filmi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği ise sinematografisi. her sahne bir tablo ciddiyetiyle mükemmel açılarda çekilmiş. renk kullanımı, tonlamalar da bunu tasdikler nitelikte. bu film özelinde genç oyuncu kayhan açıkgöz'e değinmesek olmazdı. çoban rolüyle sergilemiş olduğu oyunculukla insanüstü bir performans sergilemiştir.
devamını gör...
güne kahve ile başlamak
güne başlamanın en güzel şeklidir. şekersiz, sütsüz bir kahve; günlük hayatın amansız koşturması öncesinde aldığımız güzel bir hediye gibidir.
devamını gör...
35 yaş üstü türk kadını
bi çay içerim.
devamını gör...
kar yağdığı zaman sokağa çıkan tipler
sokağa çıkamazsam da planını şimdiden yaptım ,terasa çıkıcam .hatta kardan adam da yaparım yeterki kar tutsun.
devamını gör...
hiçbir siyasi görüşe sahip olmamak
hiçbir ideolojik görüşe sahip olmamak dünyanın her yerinde rahatlatıcı bir durumken hiçbir siyasi görüşü olmamak rahatlatıcı bir durum değildir bence. eğer siyaseti umursamazlıksa evet çok iyi gerçekten ama siyasi görüşümüzün olamamasının sebebi demokrasinin veya o ülkedeki uygulanış şeklinin hataları, eksiklikleri yüzünden olabilir. bu da kötü bir durum. siyasetle ilgileniyorum ama benim görüşümü yansıtan, benim haklarımı savunan bi siyasi görüşü savunan iyi olduğunu düşündüğüm bir parti veya beni temsil etmesi gereken kişiler yoksa aciz bir durumdayım demektir.
devamını gör...
saç dökülmesini önlemek için tavsiyeler
şimdi hemen her yöntemi denemiş bir "kel" olarak yapmamanız gerekenleri sayıyorum;
-argan yağı, yılan yağı, kobra yağı, susam yağı, zeytin yağı, ısırgan yağı ve de yağı çıkartılabilen herşeyin yağı,
-bolca reklamını izlediğiniz serumlar, fitiller, kanlar, alyuvarlar, akyuvarlar ve daha nicesi,
-saç çıkaran şampuanlar, sarımsaklılar, halşır şaldırlar, biolar, siolar,
-iğneli tekerlekler, 0.5 milimler ve daha neler neler.
arkadaşlar üzülerek söylüyorum hiçbiri bir halta yaramıyor. çok takıntılıysanız saç ektirin, protez saç kullanın. kişisel tavsiyem kelliğin olmayan çekiciliği ile birşeyler yapmaya çalışın. yakışıklı değil ama sempatik yakıştırmalarını kabullenin.
-argan yağı, yılan yağı, kobra yağı, susam yağı, zeytin yağı, ısırgan yağı ve de yağı çıkartılabilen herşeyin yağı,
-bolca reklamını izlediğiniz serumlar, fitiller, kanlar, alyuvarlar, akyuvarlar ve daha nicesi,
-saç çıkaran şampuanlar, sarımsaklılar, halşır şaldırlar, biolar, siolar,
-iğneli tekerlekler, 0.5 milimler ve daha neler neler.
arkadaşlar üzülerek söylüyorum hiçbiri bir halta yaramıyor. çok takıntılıysanız saç ektirin, protez saç kullanın. kişisel tavsiyem kelliğin olmayan çekiciliği ile birşeyler yapmaya çalışın. yakışıklı değil ama sempatik yakıştırmalarını kabullenin.
devamını gör...
erzincan
doğu anadolu bölgesinde yer alan, plaka kodu 24 olan, 2019 nüfusu 234.747 olan bir ilimizdir. geçim kaynağı çoğunlukla tarım ve hayvancılıktır.
kuzey anadolu fay hattı üzerinde olduğundan birçok yıkıcı depremle sarsılmıştır. en büyüğü 1939 yılında olan ve 30.000 (?) kişinin hayatını kaybettiği depremdir. fay hatları sebebiyle jeotermal kaynaklara sahiptir ve bir tektonik ova içerisine kurulmuştur. fırat nehri buradan geçer.
tarihte bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. mengücekliler'in başkentidir (bkz: kemah). geçmişteki ermeni nüfus oldukça fazladır çoğu köyün eski adı ermenice kökenlidir. anadolu'da kurulan ilk ve tek sovyet hükümeti(bkz: erzincan sovyeti)
burada kurulmuştur. bulunduğu ova sebebiyle ergenekon destanında geçen ergenekon bölgesine benzerdir zaten erzincanda bir çok yerin adında ergenekon geçer.
doğa sporları adına bir çok fırsat sunar. kayak, off-road, trekking, yamaç paraşütü, rafting bunlardan bazılarıdır ayrıca (bkz: kemaliye) ilçesinde dünyanın en uzun ikinci kanyonu olan (bkz: karanlık kanyon)bulunur. burada her sene base jumping ve wing suit sporları yapılır.
döneri meşhurdur. etli sarma, ekşili, su böreği, kesme çorbası, gasefe tatlısı ve merkeze 20 km uzaklıkta bulunan üzümlü ilçesinde yetişen tescilli üzümü başlıca lezzetlerindendir.
ekşisu denilen yerde bir piknik alanı ve maden suyu kaynağı vardır. ramazanda buradan şişelerle ekşisu doldurulur.
sonuçta güzel bir şehrimizdir.
deprem riskinden dolayı binaların 3 katı geçmesi yasaktır. şu şekilde binalar vardır. bu binalardan ayrı fazlasıyla müstakil ev vardır.

oldukça düzenlidir.
kuzey anadolu fay hattı üzerinde olduğundan birçok yıkıcı depremle sarsılmıştır. en büyüğü 1939 yılında olan ve 30.000 (?) kişinin hayatını kaybettiği depremdir. fay hatları sebebiyle jeotermal kaynaklara sahiptir ve bir tektonik ova içerisine kurulmuştur. fırat nehri buradan geçer.
tarihte bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. mengücekliler'in başkentidir (bkz: kemah). geçmişteki ermeni nüfus oldukça fazladır çoğu köyün eski adı ermenice kökenlidir. anadolu'da kurulan ilk ve tek sovyet hükümeti(bkz: erzincan sovyeti)
burada kurulmuştur. bulunduğu ova sebebiyle ergenekon destanında geçen ergenekon bölgesine benzerdir zaten erzincanda bir çok yerin adında ergenekon geçer.
doğa sporları adına bir çok fırsat sunar. kayak, off-road, trekking, yamaç paraşütü, rafting bunlardan bazılarıdır ayrıca (bkz: kemaliye) ilçesinde dünyanın en uzun ikinci kanyonu olan (bkz: karanlık kanyon)bulunur. burada her sene base jumping ve wing suit sporları yapılır.
döneri meşhurdur. etli sarma, ekşili, su böreği, kesme çorbası, gasefe tatlısı ve merkeze 20 km uzaklıkta bulunan üzümlü ilçesinde yetişen tescilli üzümü başlıca lezzetlerindendir.
ekşisu denilen yerde bir piknik alanı ve maden suyu kaynağı vardır. ramazanda buradan şişelerle ekşisu doldurulur.
sonuçta güzel bir şehrimizdir.
deprem riskinden dolayı binaların 3 katı geçmesi yasaktır. şu şekilde binalar vardır. bu binalardan ayrı fazlasıyla müstakil ev vardır.

oldukça düzenlidir.
devamını gör...
dünya varmış denilesi anlar
yorucu bir günün ardından çorapların çıkarıldığı o an.
devamını gör...
adı nevin
sözleri yılmaz odabaşı'ya ait pek güzel bir onur akın şarkısı.
/adı nevin,
şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin.../
(bkz: yenik serçe)
/adı nevin,
şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin.../
(bkz: yenik serçe)
devamını gör...
