birileri okur diye, orada bile samimi olamamaktan, daha ozenli ve yapmacik cumleler kurmaktan korkmak benimkisi daha cok.
devamını gör...

ben boşuna bir sen eksiktin dememiştim ermolettin kardeş! sağ olasın yüzümü kara çıkarmadın. benim çok eğlendiğim sözlüktür, iddialar asılsız.
devamını gör...

mansur yavaş o kadar içten o kadar samimi projelere imza atıyor ki.boyle bir siyasetçi beni mutlu ediyor.bu eyleminden dolayı yine fetöcü diyecekler mansur yavaş'ın tırnağı bile olamayan siyasetçiler .
devamını gör...

duvarlar iyi bakıyorlar bana evdeyken.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi renkleriyle dünyaya olağan dışı bir bakış atan van gogh basit miydi? şahane hikayeleriyle dünyanın acayip bir taslağını çıkaran zweig ve karısı? bunlar basit insanlar değillerdi. deleuze basit bir insan mıydı? kalem tutamayacak noktaya gelmiş yüce filozof kendini pencereden aşağı bıraktığında neler geçiriyordu aklından? "buraya kadar her şey yolunda--"

biri normal insanın cesaret edemeyeceği eylemde bulunuyor ve her şeyi, tüm varlığı geride bırakıyor. bu cesaret ister. bunu cloud atlas'da da gördük, intiharın ne kadar zorlu bir eylem olduğu orada söz ediliyordu. hem, intihar eden kişi sizin saygınızı ne yapsın? ya ateş gölünde sörf yapmayı yeğlemiş ya da hiçliğe seçmiştir. ki ben, ateş gölünde sörf yapmanın mümkün olduğunu bilseydim katlanılmaz acılar labirentine girer ve etlerim birbirinden ayrılıp tekrar birleşene kadar orada kalmayı seçerdim hiçliktense.

hiçliğe seçen biri, inançsız biri ne kadar yüce bir eylemi gerçekleştiriyordur oysa. program dediğiniz şey, genlerinizi reddetmek o kadar kolay değildir. hem bu zihinsel bozukluk durumunda bile böyledir, çünkü genler materyalistler tarafından sürekli olarak zihin üstü olarak görülüyor yıllardır. açıklayın o halde, nasıl olur da biri programını reddedebilir? yapabiliyorlar işte. bu noktada susmaktan başka yapabileceğiniz bir şey yokken, birinin seçimine, burada bulunma sürecine boyun eğmeniz gerekirken o noktada konuşmak yerinde geliyor çünkü her şey hakkında bir şey söyleyebileceğimizi düşünüyoruz.

robin williams'ın kitleleri üzen intiharına baktığınızda dışarıdan neşeli görünen adamın beklenmeyen ölümü de bizi şaşırtmıştı. sayısız intihar örneği var... ah, mehmet pişkin*? üzerine bir şey söylemem gerekir mi? söylediysem bu kadar, ona da söyleyim: ahmağın tekiydi çünkü bir şey üretmedi, bir şey yaratmadı ve öylece gitti. üzülmemi gerektiren bir tarafı yoktu, sadece bir çok kişinin depresyonunu simgeliyordu ve simgeyle beraber basitliği kutsadı ama da vinci basitliği değildi bu.

intiharı kolay bir eylemmiş gibi algılamak saçmalık. bunu algılayın. yaşamın şahane bir yapı olduğunu bilen biri, bilinmeyeni seçtiğinde akan sular durmalı. ama eğer intihar bir ayrılığın sonucu, bir sefaletin ya da türevi şeylerin sonucuysa bilemiyorum... iğrenç gelebilir. ama basitlik değildir, bireye bakın bunu söylemek yerine. genellemelere bu kadar da sığınmayın, çünkü yerinde değil. okey? --key.
devamını gör...

yok öyle bir ihtimal.

(bkz: bir arkadaşım)
devamını gör...

covid'in dokuzuncu gününden günaydın sözlük.
devamını gör...

(bkz: taslaklarımız).
devamını gör...

'the lady with the dog' hikayesini çok sevdiğim yazardır. aldatmak ile ilgili fikirlerinizi değiştirebilir, ve bir noktada hak verebilirsiniz, karakterlerin hayatları göz önüne alındığında.
devamını gör...

ne yalnizlik ne de yalan
uzmesin seni
dogarken agladi insan
bu son olsun bu son
devamını gör...

uzay görevleri, yapay uydular, meteorlar gibi dünya dışı faaliyetlerden ve kozmik cisimlerden geriye kalan ve dünya yörüngesinde dolanan atıklar.

"keşke bu çöplerin hepsinin nerede olduğunu ve büyüklüklerini bilsek de kendimizi ona göre ayarlasak." evet, bunun bir yolu var ve aslında çoğunun boyutlarını ve yörüngesini biliyoruz. aşağıda vereceğim site, çöplerle ilgili verileri sunuyor bize:

link

hemen telaşlanmayın, durum bu animasyonda gördüğünüz gibi değil. yani daha doğrusu çöpler bu kadar yoğun görünmüyor dünya etrafında. animasyonda dünyayı temsil eden küre, gerçek dünyaya kıyasla minicik olduğundan, var olan çöpleri manzaraya dahil ettiğimizde son derece yoğun görünmeleri normal.

animasyonda gördüğünüz turuncu noktalar yapay uyduları gösteriyor. mavi noktalar roket gövdeleri, griler ise çöpler. yalnız bir sorunumuz var; 1 santimetreden küçük uzay çöplerini tespit edemiyoruz.

şimdi birileri "1 cm'den ne olacak ki?" diye sorabilir. hemen göstereyim ne olacağını...

buraya bakalım

burada gördüğünüz şey, 10 cm'lik katı alüminyum bir blok. ortasındaki yangın yerine dönmüş bölge ise, uzaydaki hızlarla hareket eden 10 gramlık bir plastiğin meydana getirdiği etki.

gravity adlı filmi izleyenler, benzer durumu hatırlayacaktır. uzay çöplerinin en küçükleri bile, yüksek hızlar nedeniyle büyük zarar verme potansiyeline sahip. insanoğlu ilk başlarda bunları tahmin edemediğinden, yaptığı işten geriye kalan ıvır zıvırı toplamaya pek de kafa yormadı. ancak ilerleyen zaman ve uzay çalışmalarının artmasıyla beraber gördük ki, bu çöpler ne kadar çok birikirse başımız da o kadar çok derde girecek. bu nedenle günümüzde birçok ülke, uzay çöpü temizleme projeleri geliştirmeye başladı.
devamını gör...

ızgara balık, tereyağda karides, tarator soslu kalamar.
devamını gör...

18. yüzyılın ortalarına doğru kendisinden önceki akım olan barok akıma tepki olarak ortaya çıkmıştır. mimari ve dekorasyonda öne çıkan bir sanat akımı olsa da, tüm avrupa'ya yayılarak özellikle resim, edebiyat, müzik, heykel ve tiyatroda kısa zamanda etkisini göstermiştir.
devamını gör...

ismini nedense ‘farkında mısın?’ olarak hatırladığım bir mehmet çetin şiiri. bir şeyi defalarca okumak huyum değildir ama şiirler söz konusu olunca istisnalarım oluyor. bu şiirde o istisnalardan biri. google’da aratıp bulamadığım için kitaptan aynen alıntılıyorum:



dün gece ağladın, değil mi?

hayatın bir tarafı dik yokuş,
bıçaksırtı bir tarafı
el kadar yüreğinde dağ irisi korkular
yalnızlığının bu kaçıncı yıldönümü?
kaçıncı yıkılışın
yaralı bir ceylan misali?
dün gece ağladın, değil mi?

her şey yalan birtanem, her şey sahte
insanların çoğu ikiyüzlü,
kimler kırdı seni, kimler üzdü?
yaralı bir ceylan misali,
dün gece ağladın, değil mi?

yüzüne hüznün gölgesi düşmüş, farkında mısın?
farkında mısın içten gülmediğinin?
el kadar yüreğinde dağ irisi korkular,
üstelik yarınları satılmış bu şehrin girdabında
unutulmak da var
o adını dilinden düşürmediğin,
kimbilir, hangi vaatte ve saatte,
her şey yalan birtanem, her şey sahte
dün gece ağladın, değil mi?

yangın yerine dönmüş avuçlarına,
dökülürken buz tanesi yaşların,
benim sessiz hıçkırıklarıma birtanem
çoktan düşmüştü, çoktan kırağı,
suskun dudaklarımda adın,
beni asla anlamadın
ve dün gece ağlamadın, değil mi?
oysa, oysa ben.

devamını gör...

dışarıdan bakınca bir hevesle herkese cazip gelen istekdir. hayatında hiç soba yakmamış, sobalı evin zorluklarını bilmeyen ve o karda kış da sadece bir odada soba yanan evde bir sabah tuvalete gitsin, ertesi gün pişman olup eski şehir hayatına, sıcacık kombili evine özlem duyacaktır.
devamını gör...

sizi ancak mecidiyeköy'den mecidiyeköy viyadüğe götürür.
devamını gör...

ortaokul da yaptık bir şeyler. sonra hocamızın karısını aldattığını öğrenmiştik o zaman dedim ki bugün karısını aldatan yarın seni aldatır boşver. işte böyle de akıllı bir çocuktum.
devamını gör...

(bkz: ego mastürbasyonu)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim