hastası olunan sözler
"anlamak masraflı iştir; emek ister, gayret ister, samimiyet ister.
yanlış anlamak kolaydır oysa. biraz kötü niyet, biraz da cahillik kafidir. " *
yanlış anlamak kolaydır oysa. biraz kötü niyet, biraz da cahillik kafidir. " *
devamını gör...
özgür demirtaş'ın günde 3 uyuması
özgür demirtaş'ın, "günde ne kadar uyuyorsunuz?" sorusuna verdiği cevabı içeren başlık.
3
evet arkadaşlar 3 uyuyormuş. dakika da olabilir, saat de olabilir, yıl da olabilir. fakat bence 3 nanosaniyedir o. çünkü ne kadar az uyursanız o kadar zekisiniz biliyorsunuz.
3
evet arkadaşlar 3 uyuyormuş. dakika da olabilir, saat de olabilir, yıl da olabilir. fakat bence 3 nanosaniyedir o. çünkü ne kadar az uyursanız o kadar zekisiniz biliyorsunuz.
devamını gör...
prime time
prime time saat 20.00-23.00 arasını kaplayan evlerde insanların en fazla tv seyrettikleri zaman dilimidir.
bu nedenle prime time’da yayınlanmasını istediğiniz reklamın maliyeti daha yüksek olacaktır. prime time’da genellikle diziler, filmler, reality şovlar, eğlence programları ve maçlar yayınlanır.
ama türkiye' de maşallah bu zaman dilimi tek bir dizi ile geçiştirilir. önce dizinin bir önceki bölümünün özeti verilir, sonra diziye geçilir, arada reklam verilirde verilir.
ayrıca;
(bkz: off-prime time)
(bkz: late prime time)
bu nedenle prime time’da yayınlanmasını istediğiniz reklamın maliyeti daha yüksek olacaktır. prime time’da genellikle diziler, filmler, reality şovlar, eğlence programları ve maçlar yayınlanır.
ama türkiye' de maşallah bu zaman dilimi tek bir dizi ile geçiştirilir. önce dizinin bir önceki bölümünün özeti verilir, sonra diziye geçilir, arada reklam verilirde verilir.
ayrıca;
(bkz: off-prime time)
(bkz: late prime time)
devamını gör...
toplumdan izole edilmesi gereken insanlar
böyle bir insan türü yoktur. toplumun bir parçası olarak birey, toplum adına karar alamayacak kadar ufak ve alakasızdır. toplum kendisini oluşturan bireylerden bağımsız, kendine ait bir itkisi olan bir bütündür, kolektif bir bilinçtir. kucaklayıcıdır ve değişkendir.
kimse bu bütünden atılamaz, yalnızca bir insan toplumdan uzaklaşmayı seçebilir veya bilinçsizce soyutlanmasıyla sonuçlanacak bir davranış silsilesine sokabilir kendisini.
lafı getirdiğim nokta şu: siz kim oluyorsunuz da böyle bir şeyin hükmünü verebileceğinizi düşünüyorsunuz?
kimse bu bütünden atılamaz, yalnızca bir insan toplumdan uzaklaşmayı seçebilir veya bilinçsizce soyutlanmasıyla sonuçlanacak bir davranış silsilesine sokabilir kendisini.
lafı getirdiğim nokta şu: siz kim oluyorsunuz da böyle bir şeyin hükmünü verebileceğinizi düşünüyorsunuz?
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
brokoli, avokado.
devamını gör...
karısını eniştesi ile ilişkiye zorlayan adam
çok mu şaşırdınız? doğuda bu yıllardır yapılıyor. lisedeki arkadaşım 17 yaşında amcası sandığı kişinin gerçek babası olduğunu öğrendi. çocuğu olmayanlara inek, öküz, tarla karşılığı çocuk satılıyordu.
devamını gör...
bir insanın kalitesiz olduğunu gösteren detaylar
kendini hiçbir konuda geliştirmeye çalışmaması. biz buna alışığız, böyle görmüşüz, türk örf adetlerinde yoktur gibi low iq cevaplar vermesi. farklı kültürlere açık olmaması (mutfak, moda, kültür, insan ilişkileri, bakış açısı). bir siyasi parti veya figürün her dediğini doğru kabul etmesi.
fanatik futbol hayranı olması+1
fanatik futbol hayranı olması+1
devamını gör...
sıkma
nerde bir mersinli anne görsem yap da yiyelim dedigimdir.
devamını gör...
yabancı uyruklu biriyle evlenmek
evlilik iki insanın hayatlarını birlikte yaşamak için attıkları adımdır bunu kiminle yapacağınız sizi ilgilendirir. yabancı ya da tanıdık farketmez.
devamını gör...
bir idam mahkumunun son günü
üst edit: normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile toplantımızı gerçekleştirdiğimiz ikinci kitap.
victor hugo'nun o meşhur 'sefil' kelimesini ilk kullandığı romanı olduğu söylenmektedir. romantizm akımı'nın çok önemli eserlerinden biridir. romantizm akımından da kısaca bahsedecek olursam, duygu ve düşüncelerin akımıdır. fransız ihtilaliyle gündem bulan hürriyet ve eşitlik kavramları edebiyata da yansımış, bir idam mahkumunun son günü'nde eşitlik, insan hakları, adalet gibi konulara değinilerek ses bulmuştur.
kitap, adına biraz zıt olarak bir idam mahkumunun son gününe giden son 6 haftayı anlatıyor. anlatım o kadar güçlü ki, insan sanki o kişi kendisiymiş gibi ya da o anlara tanıklık ediyormuş gibi hissediyor. sanki o kişinin gölgesi gibisiniz, her olaya, mahkumun her düşüncesine ve hareketine şahit oluyor gibi...
idamın zevkle karşılandığı bir dönemde müthiş bir eleştiri kitabı. halk bu kitabı okumaya hazır olmadığından en başta victor hugo kendi ismiyle yayınlamıyor. zaten kitapta idam cezalarını zevkle izleyen halka değinilmesi sebepsiz değil. çünkü eserin yazıldığı dönemin insanı da tam olarak öyle.
victor hugo'nun haddim olmayarak müthiş zeki biri olduğunu söyleyebilirim. mahkumun isminin, mesleğinin ve en önemlisi suçunun ne olduğunu bilmememiz bunun en büyük kanıtı. victor hugo şunun mesajını veriyor: suçluyu ortadan kaldırmak yerine suçu ortadan kaldırın. suçluyu ortadan kaldırmak suçu ortadan kaldırmıyor.
edebi açıdan tek kelimeyle muazzam. romantizm akımının müthiş bir temsili. fakat elbette victor hugo'yu kitleleri ikna etmeye çalıştığı için eleştirenler de var. öyleyse bugünkü toplantıda canım dostum ve başkanım aziz varvara alekseyevna tarafından yapılan tespiti hemen bırakayım ''victor hugo da olsan insanları memnun edemezsin!''
kitabın en sevdiğim yanını toplantıda da bahsetmiştim fakat burada da bahsedip tanımımı sonlandırayım:
bizler bir hata yaptığımızda kendimizi haklı çıkaracak sebepler bulmaya veya dış etmenleri suçlamaya çalışırız. fakat bir başkasının hatasında o kişiyi sorumlu tutarız. buna sosyal psikolojide self-serving bias yani kendine hizmet eden ön yargı diyoruz. kitabın sevdiğim yönü, hatası için kendisini sorumlu tuttuğumuz kişinin duygu ve düşüncelerine bu denli gerçekçi tanıklık edebilmemizdi. işte bu yüzden edebi açıdan fikrimce mükemmel bir eser diyebilirim.
ve son olarak* kafa sözlük kitap edebiyat kulübü'ne kitap hakkında farklı yönlerden de bakmamı sağladıkları, bilgi dolu yorumları ve aslında insanın ruh halini olumsuz etkileyebilecek bir kitabı bu kadar neşeyle tartışmamızı sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
victor hugo'nun o meşhur 'sefil' kelimesini ilk kullandığı romanı olduğu söylenmektedir. romantizm akımı'nın çok önemli eserlerinden biridir. romantizm akımından da kısaca bahsedecek olursam, duygu ve düşüncelerin akımıdır. fransız ihtilaliyle gündem bulan hürriyet ve eşitlik kavramları edebiyata da yansımış, bir idam mahkumunun son günü'nde eşitlik, insan hakları, adalet gibi konulara değinilerek ses bulmuştur.
kitap, adına biraz zıt olarak bir idam mahkumunun son gününe giden son 6 haftayı anlatıyor. anlatım o kadar güçlü ki, insan sanki o kişi kendisiymiş gibi ya da o anlara tanıklık ediyormuş gibi hissediyor. sanki o kişinin gölgesi gibisiniz, her olaya, mahkumun her düşüncesine ve hareketine şahit oluyor gibi...
idamın zevkle karşılandığı bir dönemde müthiş bir eleştiri kitabı. halk bu kitabı okumaya hazır olmadığından en başta victor hugo kendi ismiyle yayınlamıyor. zaten kitapta idam cezalarını zevkle izleyen halka değinilmesi sebepsiz değil. çünkü eserin yazıldığı dönemin insanı da tam olarak öyle.
victor hugo'nun haddim olmayarak müthiş zeki biri olduğunu söyleyebilirim. mahkumun isminin, mesleğinin ve en önemlisi suçunun ne olduğunu bilmememiz bunun en büyük kanıtı. victor hugo şunun mesajını veriyor: suçluyu ortadan kaldırmak yerine suçu ortadan kaldırın. suçluyu ortadan kaldırmak suçu ortadan kaldırmıyor.
edebi açıdan tek kelimeyle muazzam. romantizm akımının müthiş bir temsili. fakat elbette victor hugo'yu kitleleri ikna etmeye çalıştığı için eleştirenler de var. öyleyse bugünkü toplantıda canım dostum ve başkanım aziz varvara alekseyevna tarafından yapılan tespiti hemen bırakayım ''victor hugo da olsan insanları memnun edemezsin!''
kitabın en sevdiğim yanını toplantıda da bahsetmiştim fakat burada da bahsedip tanımımı sonlandırayım:
bizler bir hata yaptığımızda kendimizi haklı çıkaracak sebepler bulmaya veya dış etmenleri suçlamaya çalışırız. fakat bir başkasının hatasında o kişiyi sorumlu tutarız. buna sosyal psikolojide self-serving bias yani kendine hizmet eden ön yargı diyoruz. kitabın sevdiğim yönü, hatası için kendisini sorumlu tuttuğumuz kişinin duygu ve düşüncelerine bu denli gerçekçi tanıklık edebilmemizdi. işte bu yüzden edebi açıdan fikrimce mükemmel bir eser diyebilirim.
ve son olarak* kafa sözlük kitap edebiyat kulübü'ne kitap hakkında farklı yönlerden de bakmamı sağladıkları, bilgi dolu yorumları ve aslında insanın ruh halini olumsuz etkileyebilecek bir kitabı bu kadar neşeyle tartışmamızı sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...
sfenks kedisi
tüysüz olması nedeniyle soğuklara karşı çok savunmasız bir kedi türü. tüysüz olmasına rağmen çok şirin bir yapısı var. ayrıca düzenli olarak banyo yaptırılması gereken bir kedi cinsi.
devamını gör...
ensest ilişki yaşama özgürlüğü
(bkz: kaçın kuzenci geldi)
(bkz: inci sözlük)
(bkz: odaya girdiğimde memelerini sıvazlıyordu)
edit: nereye kaçtın lan daha linç edecektik.
bir zamanlar uzak bir galakside editi: entryi canlandırmış.
(bkz: inci sözlük)
(bkz: odaya girdiğimde memelerini sıvazlıyordu)
edit: nereye kaçtın lan daha linç edecektik.
bir zamanlar uzak bir galakside editi: entryi canlandırmış.
devamını gör...
atatürk’ün alışveriş metası haline gelmesi
hayatımda bir sürü farklı duyar gördüm de bundan iyisini görmemiştim.
bu arkadaşa ödül verilmeli.
bu arkadaşa ödül verilmeli.
devamını gör...
lev nikolayeviç tolstoy
--- alıntı ---
"gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir."
--- alıntı ---
sözünün sahibi insan. rus olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde... belki de gelmiş geçmiş en iyi roman olan anna karenina'nın kaşifidir (bkz: kaşif)
kendisi gözümde gerçek denilen algoritmayı çözebilen nadir kişilerdendir. zekası büyüleyicidir. bir dostoyevski tutkunu olarak söyleyeyim: belki dostoyevski'den bile zekiydi. tabii bana kalsa dostoyevski daha güzel yazıyor, o ayrı... hayatı çözmüştür kendince tolstoy. hem acı verici olduğunun farkındaydı da hep. optimistliğinin altında yatan neden sosyeteye mensup olmasıdır diyecekler olacaktır, lakin haksızdırlar. tolstoy'un hayatı her ne kadar dostoyevski'ninki kadar olmasa da, bir trajedidir. shakespeare'in o güzide trajedileri gibi.
"gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir."
--- alıntı ---
sözünün sahibi insan. rus olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde... belki de gelmiş geçmiş en iyi roman olan anna karenina'nın kaşifidir (bkz: kaşif)
kendisi gözümde gerçek denilen algoritmayı çözebilen nadir kişilerdendir. zekası büyüleyicidir. bir dostoyevski tutkunu olarak söyleyeyim: belki dostoyevski'den bile zekiydi. tabii bana kalsa dostoyevski daha güzel yazıyor, o ayrı... hayatı çözmüştür kendince tolstoy. hem acı verici olduğunun farkındaydı da hep. optimistliğinin altında yatan neden sosyeteye mensup olmasıdır diyecekler olacaktır, lakin haksızdırlar. tolstoy'un hayatı her ne kadar dostoyevski'ninki kadar olmasa da, bir trajedidir. shakespeare'in o güzide trajedileri gibi.
devamını gör...
instagram'ın gereksiz bir uygulama olduğu gerçeği
gereksiz değil yanlış kullanılmaya müsait ve öyle kullanılan bir uygulama diyelim
devamını gör...
yapılmış en aptalca dalgınlık
aynı anda hem telefon hem de zil çalıyordu. önce diyafondan "alo" diye seslendim. sonra telefonu "kim o?" diye açtım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
çocukken girilmesi yasak salona gizlice dalıp o sahte kristallerin duvarlarda renklere dağılmasını çocuk ellerimle yakalamaya çalışırken ki his işte.
devamını gör...
normal sözlük kraliyet arması
sözlüğün selameti açısından güzel düşünülmüş bir nevi yarışma.
pek hoşuma gitti.
bu 1 haftalık yoğunluğumdan sonra, önümüzdeki haftanın en büyük birincilik adayıyım.
herkes ona göre pozisyon alsın.
tantuni geliyor.
pek hoşuma gitti.
bu 1 haftalık yoğunluğumdan sonra, önümüzdeki haftanın en büyük birincilik adayıyım.
herkes ona göre pozisyon alsın.
tantuni geliyor.
devamını gör...
keşke gerçek olmasa denilen şeyler
siyasi partiler.
katiller.
kötü ruhlar.
katiller.
kötü ruhlar.
devamını gör...
