güller diyarı ıspartadır. gelen arkadaşlar portakal atsınlar sizi kebapçı kadire götüreyim. hesabı beraber ödeyelim ama öğrenciyim ben.
devamını gör...

günaydın sözlük
öyle böyle değil
mis gibi,
akşam olunca,
ya ne güzel bir gündü be
diyeceğimiz bir gün olsun
işşallah.
bir kaç senedir seve seve dinlediğim keyifli bir yaz şarkısı
gelsin hepimize
dinleyelim açılalım
uzun tatil öncesi güne
sen
eypio feat. burak king
devamını gör...

galatasaray'ın bitirmeye yaklaştığı yerli yıldız. fatih terim stadın da başakşehir yetkilileri ile yapılan görüşme olumlu geçmiş irfan galatasaray'a yakın gibi duruyor. şimdi kaldı geriye iyi bir regista.
devamını gör...

t: bir adet asaf halet çelebi şiiri.

son üç dize, facebook'ta büyüklü küçüklü yazıların revaçta olduğu dönemlerde ilgili yazılara sıkça alet edilmiştir.

"adımı unuttum
adı olmıyan yerlerde
ne in
ne cin
ne benî âdem

zamanlar içinde
kuşlar uçuyor
kervanlar geçiyor
bir iğne deliğinden

çarşılar kuruluyor
sarayları oyuncak
insanları karınca şehirler
zamanları gördün mü
bir iğne deliğinden

adımı unuttum
adı olmayan yerlerde
geçip gidenlere bakarak"
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir garip anayasa

madde 1: putaşi birliği bir cumhuriyettir. ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

ilk maddesi buydu anayasanın. birliğin kurucu başkanları bu maddeyi oluşturmak adına günlerce kafa patlatmışlardı. eski anayasaları, hukuk kitaplarını, dini kitapları, sosyoloji, felsefe, tarih kitaplarını yalayıp yutmuşlardı. ne buldularsa yığmışlardı önlerine oradan da zihinlerine. yüzlerce kitabı süzerek, milyonlarca cümleyi damıtarak; bu maddeyi, anayasalarının ilk maddesi olarak, okunaklı bir yazıyla kocaman bir defterin ikinci sayfasına kondurmuşlardı.

ilk madde önemliydi. onu yazdıktan sonra gerisi nasılsa gelirdi. yazmaları gereken yüzlerce madde gözlerini korkutmuyordu. yol açıktı artık. bundan sonraki maddeler yolunu bulan su gibi akacaktı.

anayasayı tamamlayamamaktan korkmuyorlardı ama müsterih oldukları anlamına de gelmiyordu bu durum. diken üstündeydi kurucu başkanlar. birlik içindeki aşırı muhalif grup anayasayı sabote etmek için bir ekip kurmuştu çoktan. amaçları birlik meclisinde çoğunluğu oluşturup olası ilk maddeyi değiştirerek birlik yönetim biçimini kendi istedikleri hale sokmaktı. bunun için kurulan ekip şu anda, birlik kurucu başkanlarının çalışmakta olduğu odanın kapısında ve caddeye bakan iki camın önünde konuşlanmış içeriden gelecek her sesi, sözü, sözcüğü yakalayabilmek ve bu sözcüklerin oluşturacağı sorunları muhaliflerin merkezine iletmek için bekliyorlardı.

içeride gerçekleşen her şey dışarıda yankı buluyordu. ne zaman ilk maddeye bir sözcük eklense ya da bu maddeden bir sözcük çıkarılsa bu haber anında muhalif grup başkanlarına iletiliyordu. o kadar yoğun bir istihbarat ve istihbarata karşı koyma çalışması vardı ki iki tarafta da bazen bilgiler birbirine karışabiliyordubirlik kurucu başkanları ilk maddeyi koruma altına almaları gerektiğine dair bir düşünceye gark olduklarında muhalif grup bu maddenin değiştirilmesinin şart olduğuna iyice inandı.

iki grubun endişelerinin oluşturduğu çapraz ateş arasında toplantı salonundakiler ilk maddenin değiştirilmesini engellemek için ikinci bir madde koydular;

madde 2: anayasanın 1 inci maddesindeki birliğin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

bu madde içeride ne kadar sevince ve rahatlamaya neden olduysa dışarıda da o kadar üzüntü ve endişe saldı muhaliflerin içine. çünkü ikinci madde, öyle sanılıyordu ki, ilk maddenin dolayısıyla da anayasanın ve kurulmuş olan birliğin etrafında görünmez bir zırh, bir koruma kalkanı oluşturacaktı. bu korunaklı anayasa taslağı kurucular için bir kahve molası, muhalifler içinse yoğun bir kulis çalışması anlamına geldi.

dört kurucu başkan ve yaverleri kahve içmek için kahve masasına doğru gittiler. önce başkanlar sonra da yaverler aldı bardaklarını ellerine. başkanlar porselen, yaverler plastik bardaktan içiyorlardı kahvelerini. kahve buğusu, sigara dumanı ve korku, endişe, rahatlama, sevinç gibi duyguların ortama saldığı garip kokular odanın havasını ağırlaştırmıştı. düşünme duyuları dumura uğrayan ekip bir süre kendi hallerinde boş hayallere daldı, sessiz bir kararla.
bu esnada dışarıdaki hengâme de görülmeye değerdi. koşturanlar, düşünenler, bağıranlar, azarlananlar, sorun çıkartanlar, çözüm üretenler hep bir arada absürt bir trajedinin içinde dönenip duruyorlardı. ikinci maddenin ağır darbesi altında ezilmişlerdi. çözüm ne olabilirdi? ilk iki madde nasıl hükümsüz kılınabilirdi?

bu sorunun çözümünü muhalifler değil kurucular buldu. kurucu yaverlerinden biri sessiz düşünme anında ağzından çıkan sözcüklerin oluşturduğu soruya engel olamadı ve bu soruyu ortama saldı yüzü kıpkırmızı olarak;

— ya ikinci maddeyi de değiştirirlerse?
bu soru bir bomba gibi patladı odada. başkanların en genci bardağını düşürdü elinden ve bardak, en şişman başkanın yüzü gibi tuzla buz oldu. yaverler tiril tiril titremeye başladı. kahveler bırakıldı ve masanın başında toplanıldı yeniden üçüncü bir madde yazmak için.

dışarıdaki durumsa çok farklıydı içeridekinden. en büyük sorunları umulmadık bir anda ve beklenmedik bir şekilde çözülmüştü. artık yapılacak tek şey beklemekti.

üçüncü madde hızla yazıldı.

madde 3: anayasanın 2 inci maddesindeki hüküm değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

madde yazılmıştı yazılmasına ama yazım işi bitir bitmez gözler birbirine korku dolu bakışlarla dönmüştü. ya bu da değiştirilirse diye.

hemen kaleme sarıldı kurucu başkanlar bir dördüncü madde yazdılar, ardından beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci…

birkaç gün sonra kurucu başkanlar ilk maddenin değiştirilmesini belki de büyük bir sorun çıkartmayacağı kararına varıp anayasayı olduğu gibi bırakmaya karar verdi. 765. maddenin değiştirilemeyeceğini söyleyen 766. maddeyi yazdıktan sonra elbette. muhaliflerse 466. maddenin değiştirilemeyeceğini söyleyen 467. maddeden sonra vazgeçmişlerdi ilk maddeyi değiştirmekten.

anayasa birlik meclisinde oybirliği ile kabul edildi. 766 madde ve şimdi tek sorun; bu maddelerin günlük yaşama nasıl uygulanacağı. kurucular içeride, muhalifler dışarıda harıl harıl çalışmaktalar.
devamını gör...

katı yağ+ bol un = tatlılık ve baygınlık.

bir de tip 2 diyabet.
devamını gör...

çelişkili gibi dursa da başlık...
yatar yatmaz uyuyamayanlar bilir ki, uykudan önce yatakta geçirilen düşünme süresi sancılı olabilir. bu süreci ertelemek ve bayılana kadar yorulmak için uyumayı ertelemek gerekir. he uyumayıp ne yapılır. işte şimdi olduğu gibi klavyenin tık tık tık sesi dinlenir.
devamını gör...

rusça glastnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılandırma) demektir.

1917 yılında kurulan sscb'de 1927 yılında stalin iktidara gelince önce büyük temizlik adı altında yetişmiş elit kesimi tasfiye etmeye, daha sonra da ikinci dünya savaşı nedeniyle ülkeyi diktatörlükle yönetmeye başlar.

stalin'den sonra yönetime gelen kruşçev, brejnev, andropov ve çernenko liderliğinde genelde stalin döneminin yıkımlarını düzeltmek için küçük çaplıda olsa reform hareketleri izlenmeye çalışılmış ama abd ile girilen soğuk savaş, uzay yarışı, sscb'nin dünyaya rejim ihraç etmek istemesi (küba, angola, vietnam vs..) gibi etmenler durumu daha da kötüye götürmüştür. en son sscb'nin afganistan'ı işgali ve seneler süren savaşta bir netice elde edememesi de üzerine eklenince (kısaca) sscb'de olmayan para bitmiştir.

mart 1985 de mikhail gorbaçov iktidara gelince ilk olarak perestroyka “yeniden yapılanma” adını verdiği ekonomik reformu uygulamaya başlamıştır. ekonomide bir nevi liberalleşme uygulamaları yapılmaya çalışılmış, eski katı merkeziyetçi yapıyı değiştirmek adına daha ılımlı adımlar atılmaya başlanmıştır.

gorbaçov, glasnost “şeffaflık” politikasınıda daha sonra devreye almış, halkın devlete ve yöneticilere karşı güven duyulmasını sağlamaya çalışmıştır.

ancak bu iki politikada işe yarayacağına hemen hemen herkesin üzerinde birleştiği gibi hızla sovyetlerin yıkılışının zeminini hazırlamıştır. demokratikleşme adına atılan adımlar başta milliyetçilik olmak üzere pek çok muhalif düşünceyide tetiklemiş ve 1991 yılında sscb'nin dağılıp, bağımsız devletler topluluğuna dönüşmesine neden olmuştur.
devamını gör...

varsayımda bulunma,kişisel algılama,kelimelerini özenle seç ve yapabildiğinin en iyisini yap. (dört anlaşma)
devamını gör...

eski türk yazı dilinden gelişmiş islami orta asya türk yazı dilinin ilki karahanlı türkçesidir. 11.-13. yüzyıllar arası gelişen bu yazı dilinin merkezi,doğu türkistan'da kaşgar dır. orhun ve uygur türkçesinin devamı olan bu dönem türkçesine hakaniye türkçesi de denir.
devamını gör...

gazapizm'in ülke halini özetleyen rapi.

sözlerine bakalım;
anlatırken seni birden bozulur diksiyonum
gittiğin o günden beri kabuslarım bitmiyordur
ahlaksız bir kargaşa ortasında kayboluruz
sonra biter tüm filmler sen gidersen ay tutulur

belki bir derde bir deva bulunur
ardından serinler damarlar
ezilir yalanlar
utanmayacak aynalar ve kalanlar bir daha asla acı çekmeyecek
hatta gülümseyecek dudaklar

gel gelelim bana hasret çöker birden
birde rezaletin tırmandığı yokuşlardan umutlar yuvarla
vücudumda büyük izler taşıyorken gözlerimde erozyon var
betimleyen hiç bir cümlem güzel olmaz

ölümden hüzün olmak bir yudumda sarhoş olmak kadar imkansızdır artık
şimdi aşık olmak
acına bağışıklık kazanmak, giderek azalmak
tükenmek, yok olmak, boğulmak ancak bu son olacak

bana bilmediğim bir şey anlat
yorgun düştüm en başından anlat
yeter bu kaçıncı imtihan bak
yangının tam ortasında yakılmadan yanmaktan bıkmak
tüm şarkılar ahmak
gözlerinin ertesinde doğru yoldan sapmak
inancımı bir kenara bırakmak ve sonrasında her cümlene tapmak
cennetinde yanmak

bu ne cüret der şimdi sadakatin şeytanı
bu kadar da olmaz diyor anne kardeş arkadaşım
kontrolünü kaybettiğim duygular başkalaşır
bir insanın bir insana duyduğu şu aşka bakın

sanki bir halkın tüm özgürlük umutları
başka bir baharda filizlenir ve arda kalır
patlar cam dünya göğe şarkılar saplanır
şiirler kanar dört yanımda kurtulacağız yardım alıp

olmadığının farkındayım, her dakika aklımdasın
tabutlar kaldırılır ve çocuklar kandırılır
yaralar sardılır bir yenisi eklenir sabahında
acısı tattırılır herkes mi onu andırır

güzel bir masal anlat bir bayram günü mesela
birbirine girmiş saç sakal üstüm başım paramparça
gözlerim boş bakar bir şarkı başlar en sondan
saplanan tüm ihanetler arkamızdan el sallar
bana bilmediğim bir şey anlat
yorgun düştüm en başından anlat
yeter bu kaçıncı imtihan bak
yangının tam ortasında yakılmadan yanmaktan bıkmak
tüm şarkılar ahmak
gözlerinin ertesinde doğru yoldan sapmak
inancımı bir kenara bırakmak ve sonrasında her cümlene tapmak
cennetinde yanmak.

••

adam rap yapayım derken yanlışlıkla tokatlıyor. ciddi diyorum; tabutlar kaldırılır ve çocuklar kandırılır,
yaralar sardılır bir yenisi eklenir
sabahında acısı tattırılır, herkes mi onu andırır?


bu nasıl sözdür arkadaş?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

islam dininin son peygamberi. hayatı ve yaşantısıyla bir örnek.
peygamberliğini ilan ettikten sonra çok çileler çekmiştir.
devamını gör...

önceden kitaplarımın köşesi kıvrılsa üzülüyordum. ama şimdi altını da çiziyorum. bilmediğim kelime varsa anlamını da yazıyorum. okuduğum her şeyden tam bir verim almak için uğraşıyorum. çünkü ileride o kitabı elime alınca okuduğum anı, altını çizerken hissettiğim duyguyu hatırlamak istiyorum.
sadece okuyup rafa kaldırdığım kitapları da seviyorum ama kitaba dair aklımda kalan pek bir şey olmuyor. bana hiçbir şey katmamış gibi geliyor.

sevgilime altını çizdiğim kitaplarımı vermiştim. o da okuyup çizdiğim satırlara kendi hislerini yazmıştı. birini tanımanın da en güzel yolu bence. tam altını çizeceksin ama o çizmiş. aynı duyguları hissederek okumak çok hoş değil mi?

kitaplarınızın altını çizmekten korkmayın. o çizikler sizin duygularınız, düşünceleriniz. yeterince monotonlaşan hayatta hislerimizi yaşayacağımız dünyaya ihtiyacımız var.
devamını gör...

ben bugün atatürkü ve onun değerlerini anıyorum. onun sayesinde edindiğim ve edindiğimiz haklar için minnetle.
devamını gör...

satı
sene
hanım
devamını gör...

bir diğer eseri muhteşem gatsby olan, amerikalı yazar francis scott fitzgerald’ın iki yıl boyunca zihninde tasarladıktan sonra kaleme aldığı, yaklaşık elli sayfalık olmasından mütevellit bir çırpıda bitebilecek ve buna rağmen yaşın insanın kimliği üzerindeki etkisine dikkat çeken konusu sayesinde günlerce üstüne düşünülmeye değecek enfes bir kitap.

kitabın arka bülteninde ise konu şu şekilde anlatılır:


benjamin button doğduğunda ‘‘tuhaf’’ olan bir şeyler vardı. o bir bebekten daha çok yetmişlerinde bir ihtiyar görünümündeydi. dahası, yaşamındaki bu tuhaflık yıllar geçtikçe daha çok fark edilecek, gittikçe gençleşerek ona herkesinkinden bambaşka bir yaşam deneyimi sunacak, onu ömrü boyunca ilginç deneyimlere sürükleyecekti.


eser sinemaya da uyarlanmıştır.
(bkz: benjamin button’ın tuhaf hikayesi (film))
devamını gör...

bana göre post apokaliptik film ve diziler içerisinde kıyamet sonrasını en başarılı şekilde kurgulayan yapımdır. olaylar anındaki o kargaşayı izleyiciye çok başarılı bir şekilde hissettirebiliyor. karakterler ilk başta gölgelerinden bile korkan senin benim gibi normal insanlarken sezon ilerledikçe pişiyorlar.

zombi temalı yapımlar içerisinde de en gerçekçi zombi kurgusu şüphesiz buradadır. ben konuşan, depar atan, uzak mesafeye zıplayan zombi tiplemeler bile gördüm. buradaki zombiler aptal ve tek tekken gayet tehlikesizler. zombi dediğin böyle olmalı. bir de salgını öyle bir temellendirmişler ki izleyici “yahu acaba gerçekten de günün birinde böyle bir salgın mümkün olabilir mi?” diye düşünmekten kendini alamıyor.

ve merak edilen soru: bu hastalığın aşısı bulunacak mı?*

devamını gör...

yani mantıken öyle, domuz gribi bitti mi? hayır. hala birileri her sene domuz gribi oluyor. ama haber değeri yok, salgın yok. kontrol edilebilmiş eski bir salgın. covid de aynı kaderi yaşayacak. her sene yapılan aşıların içinde risk grubuna vurulucak sadece. yani yeni bir şey değil ki bu, ebola da bitmedi kuş gribi de. arada patlak veriyor lokal olarak. hatta tanım o kadar genel ki corona vürus evvelden beri var ve hep olucak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim