sözlükte sürekli bir sözlük yazarının gündem olması
birçok sözlükte var olan durum.
bunu daha çok, insanların kendilerine yapılması durumunda hoşlarına gidecek bir şeyi başkalarına da yapıyor olmaları olarak görüyorum ben. yani nadir durumlar dışında, insanlar yaptıklarının takdir edilmesinden ve bunun açıkça söylenmesinden hoşlanırlar ki bu da gayet normaldir aslında. bu nedenle büyük ihtimalle, iyi niyetli bir şekilde "iyi bir yazar bu. o nedenle hevesinin kırılmaması için, yazmaya teşvik etmek için takdirimi belirteyim, motive edeyim" diye düşünüyor olabilirler.
ben asıl, hiç tanımadığı insanlara hakaret edenlere şaşıyorum. insanları övmek, onları mutlu etmek güzeldir de, durduk yere hakaret edip moral bozmanın kime ne faydası olur? o nedenle boş boş konuşup asap bozacaklarına, bırakalım birbirlerine güzel şeyler yazsınlar derim naçizane.
bunu daha çok, insanların kendilerine yapılması durumunda hoşlarına gidecek bir şeyi başkalarına da yapıyor olmaları olarak görüyorum ben. yani nadir durumlar dışında, insanlar yaptıklarının takdir edilmesinden ve bunun açıkça söylenmesinden hoşlanırlar ki bu da gayet normaldir aslında. bu nedenle büyük ihtimalle, iyi niyetli bir şekilde "iyi bir yazar bu. o nedenle hevesinin kırılmaması için, yazmaya teşvik etmek için takdirimi belirteyim, motive edeyim" diye düşünüyor olabilirler.
ben asıl, hiç tanımadığı insanlara hakaret edenlere şaşıyorum. insanları övmek, onları mutlu etmek güzeldir de, durduk yere hakaret edip moral bozmanın kime ne faydası olur? o nedenle boş boş konuşup asap bozacaklarına, bırakalım birbirlerine güzel şeyler yazsınlar derim naçizane.
devamını gör...
oturma odasının olmazsa olmazları
4 lü sehpa. yapılan kısırdır böörektir artık allah ne verdiyse herkesin önüne bu sehpadan birer tane konup servis tabakları ve çaylar bu sehpalarda yerini alır.
devamını gör...
gamalı haç
nasyonal sosyalist alman işçi partisi, swastika olarak da bilinen bu sembolü 1920 yılında parti bayrağına ve kol bantlarına uyarlamış, kırmızı, siyah, beyaz renkte olan eski alman imparatorluğu'nun renkleriyle beraber kullanmıştır. adolf hitler, kavgam ( mein kampf) isimli kitabında, nazi bayrağı'nı pek çok deneme sonucu çizdiğini ve swastika' yı aryan halkının zafer kavgasının sembolü olarak kullandığını yazmıştır.
devamını gör...
sahip olunan ilk forma
galatasaray'ın 10 numaralı hagi formasıdır.
devamını gör...
2250 yılında normal sözlük başlıkları
devamını gör...
5 yıl önce sıradan olup şimdi lüks olan şeyler
cips.. fiyatlar uçmuş resmen. küçük bir paketi 5 tl.
devamını gör...
toplumdan izole edilmesi gereken insanlar
lâiklik elden gideyaah, iltica geleyeahh
devamını gör...
şirket whatsapp grubu
birinin günaydın veya başka gereksiz bir tek söz söylemesi sonucu 60 kişinin karşılık verdiği telefon şarj düşmanı oluşum.
devamını gör...
kendimize hatırlatmamız gereken şahane düşüncelerimiz
'bu kısacık dünyada onurun, gururundan hiçbir şekilde taviz verme, kimseye kulluk etme.'
devamını gör...
kadın yazarların takipçi sayısının çok olması
devamını gör...
exxen'in bayramda ücretsiz olması
ücretsiz olsa bile izlemem.
devamını gör...
yürüyen cinsellik
kolpaçino filminde ki efsane repliktir. halen izler izler gülerim.
devamını gör...
herodot
mö. 484 yılında halikarnassos(bodrum)'da doğmuş, dünyanın ilk araştırmacı tarihçisidir.
romalı devlet adamı ve bilgin cicero tarafından “pater historiae” (tarihin babası) unvanı verilmiştir.
herodot gerçekten de başarılması çok zor ve uzun yolculuklar gerçekleştirmiştir. trakya’yı, lidya ve frigya gibi tüm anadolu kentlerini, karadeniz ve doğu akdeniz kıyılarını, mısır’ı, fenike’yi, iran’ı, makedonya’yı, yunanistan’ı gezmiş ve sicilya’ya kadar varmıştır. zaten kitabını da burada yazmış ve yaşama burada veda etmiştir. uğradığı kentlerde halka hikayeler anlatarak bundan gelir kazanmış bu gelir ile gezilerine devam etmiştir. geçtiği kentlerin dili, dini, kültürü, efsaneleri hakkında bilgiler toplamıştır.
romalı devlet adamı ve bilgin cicero tarafından “pater historiae” (tarihin babası) unvanı verilmiştir.
herodot gerçekten de başarılması çok zor ve uzun yolculuklar gerçekleştirmiştir. trakya’yı, lidya ve frigya gibi tüm anadolu kentlerini, karadeniz ve doğu akdeniz kıyılarını, mısır’ı, fenike’yi, iran’ı, makedonya’yı, yunanistan’ı gezmiş ve sicilya’ya kadar varmıştır. zaten kitabını da burada yazmış ve yaşama burada veda etmiştir. uğradığı kentlerde halka hikayeler anlatarak bundan gelir kazanmış bu gelir ile gezilerine devam etmiştir. geçtiği kentlerin dili, dini, kültürü, efsaneleri hakkında bilgiler toplamıştır.
devamını gör...
üçlü arkadaş grubu
ben, keyfim ve kahyasından daha kral bir üçlü tanımıyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kocaman bir özlem, tatlı mı tatlı bir dost sayesinde minik adımlarla geri dönüyorum sözlüğe. bu, hem bu başlığa girdiğim ilk yazı hem de sözlüğe geri dönüşümün ilk adımları olsun madem:
yaşayan her varlığın kaçınılmaz sonudur ölüm. hatta sadece sonu olduğunu iddia etmek yanlış olabilir çünkü bu bireysel varlığımızı da etkiler. düşüncesi, belirsizliği kapsamında hayatımızı da büyük ölçüde şekillendirir. bu bilinmezliğin sonucu olan korku ise benliğimizi tehdit eder. varlığımız gerçeğinin sadece sonuç kısmına hapsolduğumuz sürece bakış açımız değişir ve esir oluruz.
ölüm gerçeği antik yunan’dan itibaren felsefe başlığı altında tartışılagelmiştir günümüze. bu olguya karşı var olan görüşler ikiye ayrılırdı: herakleitos ile başlayan “değişimi kabulleniş” ve parmenides’in öncülüğüyle ortaya çıkmış olan “değişmezi arayış”. bu keskin ayrılışların dışında birçok filozof da ele alır ölümü. en önemlilerinden biri de spinoza’dır. işin özünde spinoza ölümden çok ölüm korkusundan bahseder. “özgür insanın en az düşündüğü şey ölümdür; onun felsefesi ölüm üzerine değil, yaşam üzerine bir tefekkürdür.” diyerek ölüm korkusunun insanın özgürlüğünü elinden aldığını ve onu esir ettiğini belirtir.
ölüm belirsizliğin sonu ve hatta belirsizliğin ta kendisidir. bu bilinmezlik düğümünü çözmek amacıyla oluşturulmuş çoğu argümana katılmıyorum. baskı altında kalmaksızın düşündüğümde ölümün bir bitiş olduğuna inanmıyorum. bunu anlamsız bulup sadece “korkuyu maskeleyerek gerçeklerden kaçma” olarak görebilirsiniz elbette ancak bence ölüm bedensel varoluşumun sonu, varlığımın değil. şekil değiştirerek yeniden var olabilirim. o zaman ben ben olur muyum bilmiyorum. bu, konuyu kimin incelediğine göre değişebilecek öznel bir yargı. tabii ki bu hayatımızın anlamsız olduğunu göstermez. sonunda inandığımız şeye göre belirli ödüllere ulaşırız. sonuçta –en azından içinde bulunduğumuz versiyonumuz için- bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmanın da anlamı kalmazdı. kısacası ölümle birlikte “dalga, okyanusa geri döner.” doğumumun öncesi gibi ölümümün sonrasında da varolacağım.
özetlemem gerekirse, ölüm her daim insanoğlunun aklını meşgul etmiştir. bilinmezlik yetmez çünkü insanlara, korkar ve gerileriz. asıl amaç özgürlüğümüz peşinde sorgulamaktır varoluşumuzu.
•
merdumgiriz_ sponsorluğunda diyebilir miyiz?*
yaşayan her varlığın kaçınılmaz sonudur ölüm. hatta sadece sonu olduğunu iddia etmek yanlış olabilir çünkü bu bireysel varlığımızı da etkiler. düşüncesi, belirsizliği kapsamında hayatımızı da büyük ölçüde şekillendirir. bu bilinmezliğin sonucu olan korku ise benliğimizi tehdit eder. varlığımız gerçeğinin sadece sonuç kısmına hapsolduğumuz sürece bakış açımız değişir ve esir oluruz.
ölüm gerçeği antik yunan’dan itibaren felsefe başlığı altında tartışılagelmiştir günümüze. bu olguya karşı var olan görüşler ikiye ayrılırdı: herakleitos ile başlayan “değişimi kabulleniş” ve parmenides’in öncülüğüyle ortaya çıkmış olan “değişmezi arayış”. bu keskin ayrılışların dışında birçok filozof da ele alır ölümü. en önemlilerinden biri de spinoza’dır. işin özünde spinoza ölümden çok ölüm korkusundan bahseder. “özgür insanın en az düşündüğü şey ölümdür; onun felsefesi ölüm üzerine değil, yaşam üzerine bir tefekkürdür.” diyerek ölüm korkusunun insanın özgürlüğünü elinden aldığını ve onu esir ettiğini belirtir.
ölüm belirsizliğin sonu ve hatta belirsizliğin ta kendisidir. bu bilinmezlik düğümünü çözmek amacıyla oluşturulmuş çoğu argümana katılmıyorum. baskı altında kalmaksızın düşündüğümde ölümün bir bitiş olduğuna inanmıyorum. bunu anlamsız bulup sadece “korkuyu maskeleyerek gerçeklerden kaçma” olarak görebilirsiniz elbette ancak bence ölüm bedensel varoluşumun sonu, varlığımın değil. şekil değiştirerek yeniden var olabilirim. o zaman ben ben olur muyum bilmiyorum. bu, konuyu kimin incelediğine göre değişebilecek öznel bir yargı. tabii ki bu hayatımızın anlamsız olduğunu göstermez. sonunda inandığımız şeye göre belirli ödüllere ulaşırız. sonuçta –en azından içinde bulunduğumuz versiyonumuz için- bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmanın da anlamı kalmazdı. kısacası ölümle birlikte “dalga, okyanusa geri döner.” doğumumun öncesi gibi ölümümün sonrasında da varolacağım.
özetlemem gerekirse, ölüm her daim insanoğlunun aklını meşgul etmiştir. bilinmezlik yetmez çünkü insanlara, korkar ve gerileriz. asıl amaç özgürlüğümüz peşinde sorgulamaktır varoluşumuzu.
•
merdumgiriz_ sponsorluğunda diyebilir miyiz?*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
bir ara kendime güvenip yazma cesaretini gösterdiğim, ilk ve tek şiirim. eleştirinin her türlüsüne açığım. o halde yazıyorum:
hayat bir mavi deniz
bizse fanî dalgalar
ne kadar büyük de olsak
ömrümüz tepeye varana kadar
hayat bir anlaşılmaz harmoni
gidenlerin yerini alıyor
ardından gelenleri
tıpkı denizdeki dalgalar gibi
hepimiz akıp gidiyoruz işte böyle
dalga sesleriyle dolu
sonsuz bir melodinin parçası içinde
hayat bir mavi deniz
bizse fanî dalgalar
mutluluk karaya vurmuş
parçalanıyoruz kıyıya varana kadar
ömrümüz de tam orada bitiyor işte
bazen hiç kıyıyı dahi göremeden
ruhumuz bir bulut olup çıkıyor göklere
hepimiz gelip geçiyoruz işte böyle
yağmur olup unutulmak üzere
hayat bir mavi deniz
bizse fanî dalgalar
ne kadar büyük de olsak
ömrümüz tepeye varana kadar
hayat bir anlaşılmaz harmoni
gidenlerin yerini alıyor
ardından gelenleri
tıpkı denizdeki dalgalar gibi
hepimiz akıp gidiyoruz işte böyle
dalga sesleriyle dolu
sonsuz bir melodinin parçası içinde
hayat bir mavi deniz
bizse fanî dalgalar
mutluluk karaya vurmuş
parçalanıyoruz kıyıya varana kadar
ömrümüz de tam orada bitiyor işte
bazen hiç kıyıyı dahi göremeden
ruhumuz bir bulut olup çıkıyor göklere
hepimiz gelip geçiyoruz işte böyle
yağmur olup unutulmak üzere
devamını gör...
evlilik cüzdanına kendi soyadını da yazdıran kadın
25-30 yıl sahip olduğum soyadımın değişmesinin istenmesi saçma zaten... bir de neden soyadımızı tuttuğumuz mu sorgulanıyor? tek soyadında kalınacaksa kocanınki yazılmaz olur biter... babamınkinden vazgeçecek değilim...
devamını gör...
zonguldak
atanamamış büyükşehir.
devamını gör...
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası (yazar)
sözlüğün demirbaşlığından bazılarımız için hayatımızın demirbaşlığına evrilmiş, kendisi olmaktan ödün vermeyen, gönül almayı bilen, insansever yazar ve doom günü çocuğu. iyi ki doğmuş.
devamını gör...
andromeda galaksisine giderken yolda halis muhlis köy yumurtası satan teyzelere denk gelmek
halis muhlis köy yumurtalarının galaksilerarası piyasa yaptığını gösteren durumdur. mekiğinizi kenara çekip 15-20 tane almak icap eder. maksat köylü teyzeler mutlu olsun. ayrıca andromeda'da bulamama ihtimali yüksek, bulmuşken zulalayın.
devamını gör...