türkiye de tartışma kültürü diye bir şey yoktur. herkes fikrini söyler geri çekilir. karşı taraf sana göre doğru olmayan bir fikir beyan ettiyse dinlemek istemez kimse. eğer inatla devam ederse önce alay edilir, sonra yavaştan sesler yükselmeye sinirler gerilmeye başlar. sonrası zaten malum ya kavga çıkar ya da araya mesafe koyulur bir süre duvarlar örülür farklı fikirlerin sahiplerine karşı. öyle sen gel fikrini söyle bak benimki de bu. eksiklerimiz bunlar sen böyle düşünüyorsun acaba neden? diye kimse sorgulamaz kendi fikrinin beyninde kazınmış yerini. yani kimse yormaz kendini. kabul etmemek inkar etmek daha kolay gelir. ses yükselterek üstün gelmek tercih edilir.
devamını gör...

spielberg'in yönettiği 1998 yapımı savaş filmi.normandiya çıkarması sahnesi çok konuşulmuştur.savaşın gerçek yüzünü adeta insanın suratına çarpmaktadır.tom hanks ve matt doman öne çıkan oyunculardır.upham'a küfretmeden duramazsınız.zira er ryan'ı bulmak samanlıkta iğne aramak gibidir!
devamını gör...

çok güzel yazan ve artılarını esirgemeyen bir yazar arkadaşımızdır.

takipteyiz.
devamını gör...

zarındaki proteinlerin varlığı ile kan grubumuzu belirleyen hücre. hücre zarında;
a proteini varsa kan grubun a,
b proteini varsa kan grubun b,
a ve b proteinleri beraber varsa ab,
a ve b proteinleri yoksa kan grubun sıfır oluyor.
rh faktörü de yine alyuvar hücre zarında bulunan başka bir proteinin varlığına göre ortaya çıkıyor.
o protein varsa rh pozitif, yoksa rh negatif kan gruplu oluyorsun.

kırmızı kemik iliğinde üretilip kan dolaşımına geçen alyuvar hücrelerinin çekirdekleri bulunmuyor. (memelilerde) hatta organelleri bile yok. bu sayede daha çok hemoglobin içeriyorlar. daha çok oksijen taşıyabiliyorlar. mitokondrileri olmadığı için enerjilerini glikoliz tepkimeleri ile üretiyorlar. (bkz: glikoliz)

alyuvarlar küçük kan dolaşımında kalp ile akciğer arasında dolaşıyor, akciğerlerden geçerken oksijen alıyor.
büyük kan dolaşımında ise kalp ile vücut arasında dolaşıp oksijeni bırakıyorlar.

sayıları diğer kan hücrelerine göre oldukça fazla. 1 milimetre küp kanda yaklaşık olarak:
10 bin akyuvar (savunma hücreleri)
300 bin platelet=kan pulcuğu=trombosit (pıhtılaşmadan sorumlu)
5 milyon alyuvar bulunuyor. (solunum gazlarının taşınmasından sorumlu) erkeklerde biraz daha fazla.

kalıtsal veya çevresel faktörler ile sayısı değişebiliyor.
örneğin, böbreklerde üretilen eritropoietin hormonu kırmızı kemik iliğini uyarır ve buradaki yetişkin kök hücreri alyuvar sayısını artırır.
ayrıca uzun süre yüksek rakımlı bölgelerde yaşarsak, bu bölgelerde deniz seviyesine göre çözünmüş oksijen daha az olduğundan alyuvar sayımız artmaya başlar.
devamını gör...

başrollerinde robert de niro ve robin williams ve onların muhteşem oyunculukları olan, bu zamana kadar nasıl izlemedim diye üzüldüğüm, dr. oliver sacks'ın uyanışlar isimli romanından uyarlanmış müthiş film.



hayatlarının çoğunu uyku hastalığı encephalitis lethargica sebebiyle komada gibi geçiren hastaların, dr. sayer * tarafından uygulanan bir tedavi ile beyindeki dopamin seviyesini arttırıcı işleve sahip el-dopa adlı ilaç sayesinde uyanışlarını anlatır. önceleri her şey yolundadır ama belki de kaybettikleri yılların telafisi olmamasının ağırlığı ile hastalar bir süre sonra eski hallerine geri dönerler. filmin sonunda verilen bilgiye göre dr. sayer ve ekibi devamında da tedavilere ve araştırmalara devam etmişler ama hiç birisi ilk seferdeki kadar etkili olmamış maalesef.

dr.sayer ve eleanor arasında geçen kısacık ama beni çok etkileyen bölümü de iletmek isterim.
s: ona iyi bir olduğumu söylemişsin. tekrar geri almak için hayat vermenin nesi iyi?
e: hayat hepimize verilir ve geri alınır.
s. bu bana neden teselli olmuyor?
e. çünkü sen iyi birisin...çünkü o senin dostun.



çıkarılacak çok ders olan, mutlaka izlenmesi gereken bir filmdir.
devamını gör...

okumayı ve yazmayı seven, bakış açısını kurduğu cümlelere ve anlatış tarzına da yansıtan değerli yazar.
önceden sessizce takibime almışım zaten fakat pek rastlamıyordum kendisine, kısa bir süre önce tanımlarına bir daha göz gezdirince nickaltı yazma gereksinimi hissettim.
keyifli tanımlar.
devamını gör...

''amatör burhan, tokatlı fıstık burhan, tokatlı kumral burhan, terbiyesizler, insafsızlar, utanın be!''
devamını gör...

psikiyatr oldukları halde psikiyatrinin bir tür sahte-bilim olarak iş gördüğünü dillendirenlerin sayısı hayli fazladır. anti-psikiyatri ekolü: psikiyatrinin, tıbbın diğer alanlarında geçer akçe olan “biyolojik determinizm” ilkesini göz ardı ettiğini ve yoluna hiçbir ahlaki ve etik sınır çizmeden devam ettiğini söyler. bu karşı çıkışı, basite indirgeyerek açıklamaya çalışalım.
sözgelimi, bir enfeksiyon kaptınız ve vücudunuzda olağandışı birtakım gelişmeler oldu. ateşiniz yükseldi, öksürmeye başladınız, burnunuz akmaya başladı vb.
bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurduğunuzda, uzman önce sizin öykünüzü dinler (anamnez) ardından sizi muayene eder ve sizi hasta eden bakterileri yok edecek bir antibiyotik reçete eder. yazdığı antibiyotiği, enfeksiyonun türüne göre belirler. işte burada “biyolojik determinizm” ilkesi göz önünde bulundurulur aslında. ortada hasta bir insan var ve bu insanın hasta olmasına neden olan birtakım zararlı oluşumlar var. bu zararlı oluşumları ortadan kaldırabilecek etken maddeleri barındıran ilaç marifetiyle, hastalık da ortadan kaldırılmış olur.

farmakolojide amaçlanan şey: hastalanmış bir kişiyi tedavi edecek ilacı ya da ilaçları üretmek ve bu ilaçların kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek farklı komplikasyonları mümkün mertebe engellemeye çalışmaktır. yani size ‘tonsilit‘ teşhisi konuyor ve bir antibiyotik reçete ediliyor; siz tonsiliti ortadan kaldırsın diye alıyorsunuz ilacı fakat bu sefer de böbrekleriniz iflas ediyor. bu durumda ilaç, yarar sağlamaktan ziyade zarar vermiş oluyor. (bazı kronik hastalıklardan muzdarip olanlar, organ transplantasyonu geçirmiş olanlar, hamileler, belirli bir yaşın üstünde olanlar ve çocuklar için uyarılar yapılıyor halihazırda).

yapılmaya çalışılan şey, üretilen ilacı kullanacak olan hastalarda hiçbir yan etkinin ortaya çıkmamasını sağlamak ya da ortaya çıkacak olan yan etkilerin hafifletilmesini sağlamaktır.
işte anti-psikiyatri ekolü de, psikiyatrların önerdikleri antidepresanların ve antipsikotiklerin kahir ekseriyetinin kişiye bir fayda sağlamadığı görüşünde... mevzubahis ilaçlar fayda sağlamadığı gibi kullananlarda ortaya çıkan ağır komplikasyonlar nedeniyle kalıcı hasarlara da yol açabilir diyorlar. yani antidepresanlar, antipsikotikler henüz neden ortaya çıktıkları bilinmeyen kimi mental rahatsızlıkların ortadan kaldırılması maksadıyla kullanıldığı için beklenen etkiyi gösteremiyor onlara göre. hatta pek çok ilacın, gerekli deneme aşamalarından bile geçirilmediğini söylüyor, kendisi de bir farmakolog ve psikiyatr olan moncrieff. mental rahatsızlıkların ortaya çıkış nedenleri tam olarak belirlenemediğinden, bu rahatsızlıkları düzeltmek ereğiyle üretilen ilaçlar da kısmi etkiler gösteriyor.
inanılmaz bir hızla büyüyen psikiyatri sektörünün zarar görmemesi için her şey toz pembe gösteriliyor.
devamını gör...

boktan bir histir. birinin size değer vermediğini anlayınca oluşan histir. aileden değer görememek özellikle insanın içini yara yapar. yarayı bulamazsınız bulamadığınız için yarayı kapatamazsınız.
devamını gör...

bedava olan şeylerin bütünüdür.
devamını gör...

bir süredir tespit edilmeye çalışılan teorik gezegen.

una nocte güzel özetlemiş ama video izlemeye üşenen benim gibiler için biraz detaya gireyim.

orada olan cisim, gezegen ya da her neyse, tıpkı neptün gibi matematiksel olarak kâğıt üzerinde ispatlanmış durumda. bunun yapılabilmesi, henüz gözlenmemiş cismin yakınında bulunan diğer cisimlerin yörüngeleri sayesinde mümkün oluyor. burada da öyle oldu. kuiper kuşağı'ndaki sedna başta olmak üzere yanılmıyorsam 6 adet cismin yörüngelerinde anomaliler görüldü. hepsinin dönme eksenlerinin aynı yöne doğru aynı derecede yönlenmesi, o yönde bulunan ekstra bir cisim olduğu tahminini doğurdu.

cismin tahmini kütlesi dünyanın kütlesinin 10 katı kadar. yörünge büyüklüğü de neptün yörüngesinin 20 katı civarında. bu bölgede bu tip bir gezegenin oluşması için birkaç senaryo var ama bu senaryoların çoğu farklı sorunlar çıkarıyor ortaya. o nedenle en çok inanılan senaryoyu yazayım. güneş sistemi oluşurken, bu tür bir gezegen gaz devlerinin bulunduğu bölgede oluşup ardından bu devler tarafından dış yörüngelere fırlatılmış olabilir. yörüngesi de yakınlarda bulunan diğer yıldız ve cisimler tarafından tekrar düzenlenmiş olabilir.

bir başka ihtimal daha var. bölgede bir gezegen değil bir kara delik olabilir. ancak bu bildiğimiz anlamdaki kara deliklerden, yani yıldız ölülerinden biri değil. eğer burada bir kara delik varsa bu, henüz gözlenmemiş olan teorik ilksel kara deliklerden biri. yani büyük patlama sırasında evrenin bölgesel olarak sıkışıp oluşturduğu çok daha küçük kütleli bir kara delik. bu senaryoya göre de kütlesi 10 dünya kütlesi kadar olmalı. böyle bir durumda bu cismi gözlemleme şansımız pek bulunmuyor çünkü bu tür bir kara deliğin büyüklüğü sadece bir portakal kadar.

cisim her neyse, bugüne dek gözlemlenmemiş olmasının nedeni ne?

eğer bu bir kara delik değilse de büyük ihtimalle son derece sönük bir cisim. tabii ki teleskoplarımız böyle bir cismi görebilecek seviyede ama bunu yapabilecek durumda olan teleskoplar her an her istediğiniz cismi gözleyebilme fırsatı vermiyor. bu tür büyük teleskoplarda sıra var. araştırmacılar önceden gün alarak belirli birkaç gün gözlem yapabiliyorlar sadece. bu da işleri zorlaştırıyor.

nibiru mevzusuna gelince... bu daha fantastik bir olay aslında. bu konu, bir sümerolog olan zecharia sitchin'in başının altından çıktı. ortalığı karıştıran "2012'de kıyamet kopacak, yıkılacak, batacak..." olayını hatırlarsınız. işte o hezeyanın kaynağı sitchin ve maya uygarlığıydı. oysa mayaların tabletlerinde ve takvimlerinde dünyanın yok olacağına ilişkin herhangi bir bilgi yok. bu konuyu ayrıca araştırabilirsiniz internetten ama tabi uygun kaynaklardan. clickbait siteler genellikle yalan yanlış şeyler yazıyor.
devamını gör...

hiç şaşırtmamıştır. bu medya maymunlarından aksini beklemek safdillik olurdu. bunlar ruhlarını birkaç reklama satmışlar.
devamını gör...

günaydın sözlük gene dipçik gibi kalkamadığım bir sabahtan merhaba. sanırım uyandığım saat bu güne kadar yaşamış tüm insan ırklarının biyolisine ters. neyse bugün çok bıdı bıdı yapmayacağım, filtre kahvemi içip işime bakacağım agaa! * herkesin günü süper geçsin, haftasonuna güzel planlar yapın ama az kudurmalı olsun daha savaş bitmedi alüminyum! ha ben yarın aşımı olucam dalgama bakarım ama toplum bilincimizi kaybetmiyoruz hebele hübele sahillere akın etmiyoruz! attention!
devamını gör...

öncelikle türk müziğinin, sanatının kraliçesi. neredeyse herkesin sevdiği en az bir şarkısını ezbere bildiği mükemmel insan.

1954 yılında denizli'de dünyaya geldi. ilköğretimini orada tamamlayıp ailesiyle izmir'e taşındı. sonrasında birçok şarkısına ilham olacak bu şehri ölesiye doyasıya yaşadı özümsedi. sonrasında bir yıl kadar ziraat fakültesi denemesi oldu. kendi benliğini ve potansiyelini kısıtlanmış hissedecek ki üniversiteyi terk etti. okulunu bırakıp 1974 yılında istanbul'a geldi.

ilk çıkış ismi olan sezen selen mahlası ile bir kaset çıkardı. çok tutmayınca bu sefer mahlas da değişti. o zamanki eşi olan ali engin aksu'nun soyadını alan fatma sezen artık bugün de bildiğimiz haliyle sezen aksu adını aldı. 75 ve 76 yıllarında çıkardığı 45'likler ile türkiyenin kalbinde taht kurdu. sonrasında 80'lerde 6, 90'larda 6, 2000'li yıllarda 6 albüm yaptı.

2010'larda ise 3 albümü bitirdi. 2020 aralık itibarı ile de demo2'nin şarkılarını belli bir aralıklarla yayınlamaya devam ediyor. yani 2010-2020 arası 4 albüm çıkardı denebilir.

velhasılkelam bir derya deniz olan bu sanatçı türkiye'nin belleğini, sanat anlayışını, hatta dünyada pop'u bile etkiledi. yunan, ermeni kökenli besteciler ile çalıştı. 2002 yılında türkiye şarkıları konseri ile herkese aynı tonda hitap etmenin önemini, kardeşiliği, eşitliği, insan haklarını savundu. sivas madımak yangınlarını lanetlemek adına 1994 yılında dua adlı şarkıyı yaptı.

müziğin yanında insan olmaya, doğaya, eşitliğe, dünyaya, çevreye de bol bol katkısı oldu. kendi arkasında belki de türkiye'nin en sağlam hayran kitlesini oluşturdu.
devamını gör...

kardeşimin bir gün heyecanla yanıma gelip;"abla balıklar ters yüzer mi diye sormuştu?
hayır cevabını verdiğimde "benim balığım öğrendi ama gel göstereyim demişti" ve sizde tahmin edersiniz ondan gizli yeni bir balık alıp aynı gün yerine konulmuştu.
devamını gör...

elalem ne der?
devamını gör...

two broke girls'te şöyle bir monolog vardı.
"twitter aptal insanlar içindir ve instagram okuma yazma bilmeyenler için twitter görevi görür."
devamını gör...

toprağa ekilen her şeyin ağacı olsa. kalem, bilgisayar, kitap vs ekince ağacın meyveleri olarak toplayabilsek şahane olurdu.
devamını gör...

radyo,webinar, etkinlik( az ünlü insanların daveti, kardeşler restaurant ve türkü evi’nin solisti bugün sorularınızı yanıtlıyor)

turnuva(haxball,agar.io) kazananlara miami tatili yahut aksarayda bir hamam ödülü.

yetenek bölümü.
müziğe karşı hüneri olanlar kendilerini oralarda tanıtabilir,
yahut resim yeteneği olanlar için mini sergi fırsatı hoş olur.
görsel işitsel karşılık bulabileceği ne yeteneği varsa artık.

kafaçöpçatan kafacam platformu 12den sonra devreye girebilir .

kafa meritokrasi

.
.
.
devamını gör...

hayattan sıkılanlar için alternatif bir intihar yöntemi. türk işi harakiri.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim