bir x ışını tüpünde termoiyonik emisyon ile katotta oluşan elektronların anota doğru seyretmesiyle, anot üzerindeki targeta çarparak oluşan atom altı parçacıklardır. görüntü bu fotonların cisim üzerinden elektron koparması ya da frenleme radyasyonla durmasıyla oluşur.
devamını gör...

öncelikle yobaz kelimesinin anlamlarından bahsetmek istiyorum.

- bağnazlığı din konusunda aşırılığa vuran ve başkalarını baskı altına almayı düşünen kimse.
- bir düşünceye ve bir inanca aşırılıkta bulunmak.
- incelik ve naiflik ile işi olmayan kaba saba.

benim gözümde kendi inançlarına/inançsızlığına göre başkalarına saygısızlık yapan herkes yobazdır. hafızamda 3 tane nur topu gibi yobazlık anısı var. muhtemelen çok daha fazladır ama kalan 35 mb hafızam yüzünden silindi diye düşünüyorum.*
ilk anımda sizleri lise son seneme götürüyorum. daha doğrusu lise son sınıfa geçtiğim yazdayız, dershaneye gidiyorum. yanımda da samimiyet kurduğum bir arkadaş var, iyi çocuk. neyse yaz bitiyor ben de ani bir kararla kapanıyorum. sınıfa geliyorum, tabi ister istemez bir çekince oluyor insanlar ne tepki verecek diye. çok geçmeden sınıfa samimi olduğum arkadaş giriyor. önce bir bana bakıyor sonra tanımamış gibi yanımdan geçip gidiyor. o an o kadar kötü bir an ki, "fark etmedi sanırım ben olduğumu" ile "bilerek mi gelmedi acaba" arasında kalıyorum. sonra ben de bir girişimde bulunmuyorum hiç. aradan günler geçiyor bu çocuk hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya başlıyor benimle. örtünün arkası ile oynarken iğne çıkacak tarzı uyarıyorum. *neyse bu arkadaş ben uyarınca "çok mu müslümansın sanki, saçını biliyorum ben senin" tarzında cevap veriyor. kurduğu cümleden ziyade üslubu ve surat ifadesi dumura uğratıyor beni. bir dakika yani, şimdi ne alaka bu?
anlatacağım ikinci olay da aynı zamanlarda aynı ortamda gerçekleşiyor. biyoloji hocası gözümün içine bakarak ben kapalılığa karşıyım, küçücük çocukları kapatıyorlar tarzı konuşuyor. ara cümle olarak belirteyim kendisi ile aynı fikirde olduğum konular vardı. ama o hoca benim fikirlerimden ziyade ön yargıyla hareket etmeyi tercih etti. konuşmasının devamında aşağılamalar, geri zekalılar tarzı hakaretler ... konuşma tüm sınıfa yapılıyor ama göz teması sadece benimle var. bir süre sonra rahatsız olup yere bakmaya başlıyorum, söylediği her cümle bana kuruluyor gibi çünkü. çok geçmeden arkadan bir ses yükseliyor. "hocam kız çocukları kapanacak 9 yaşından sonra". arkaya bakıyorum, cümleyi kuran arkadaşın yüzünde gururlu bir ifade. "bak seni savunuyorum" diyor resmen. ah be kardeşim, ben senin yılgın bir hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım?* neyse ciddiyetimi aldım üzerime devam ediyorum. ben tartışmanın iki tarafına da çok uzağım. benimle bu konu hakkında konuşmadan direkt bir yargıya ulaşmaları büyük yobazlık.
son olay da üniversite de oluyor. o zaman genciz tabi*, yaşam enerjim fazla, her şeyi üstlenip her şeye koşturuyorum. yine sınıftan bir çocuk mecbur kaldıkça konuşuyor benimle, ama nasıl konuşma bir görseniz, "kardeşim biraz aşağı mı insen çok havadasın sanki" dersiniz. hayatın cilvesi işte, çok fazla aynı ortama gelip sohbet etmek zorunda kalıyoruz. bir gün "ben seni kapalı görünce çok sığ sanmıştım, çok afedersin ama yobazdır bu demiştim. muhabbetin çok güzelmiş." dedi. aslında bana iltifat etmiş değil mi? ama yine de kötü hissettim ben.

bunlar net olarak hatırladıklarım. üzerinde düşünecek olursam çok daha fazlası çıkar. çok fazla bir yaşım yok, ama bu olaylar ne öğretti sana diye soracak olsanız tek kelimeyle saygının önemini derim. herkesin kendi aklı var, ve bazı arkadaşlar* çok şaşıracak ama herkes hür. evet bildiğiniz hür. ister gider solucana tapar, isterse de hiç bir şeye inanmaz. iki dakika sohbetle dikte etmeye çalışılan şeylerin de,"ah yazık" bakışlarının da hiçbir etkisi yok bu konuda. kalp kırdığınızla kalıyorsunuz sadece, ki bu en kötü şey. aaaa durun bir anı daha hatırladım. arkadaşımın ablasının düğününe gidiyorum, gayet kapalı bir elbise giymişim. amcanın birisi karşıdan geliyor, tam yanımdan geçerken saati sordu sanırım, tam hatırlamıyorum burayı. saati söyledim giderken "böyle giyiniyorlar sonra da taciz ediyorlar diyorlar" dedi. eyyy yüce mevlam, seçip seçip mi gönderiyorsun bana?

çok önemli not: ya nasıl unuturum atatürk'ü paylaştığım için yine yobazlık olarak nitelendirdiğim davranışlara maruz kaldım. ekran fotoğraflarını da iliştirmek istiyorum şuraya.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kemalim dedim diye de şu linci yedim:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bunlar hep üzücü ama komik şeyler. ben güldüm yani, çekirdek çitliyordum o ara. geçen gün kuzenim "abla seni ne linç etmişlerdi yaa" dedi. çekirdek çitleyerek cevap vermeye çalıştığım o anları hatırlayarak güldük.* komik insanlar vesselam.
devamını gör...

kişisel tercihten öte bir durum değildir. madalya bekleyen hayatın gerçeğiyle karşı karşıya kalacaktır. *
devamını gör...

artık bana çok fazla zevk veren bir şey yok. prangalar her yerde, biraz geçmişe bakıyorum kimler gelip geçmiş imparatorlar, liderler krallar, ancak artık tüm bunlar kimsenin umurunda değil. onlar dönemlerinin en güçlüleriydi ancak yok olup gittiler ve kimse onların anmıyor hatta onlarla dalga geçiliyor.

söylediğim pranga ise yok oluş anlamına geliyordu. er ya da geç yok olup gideceğiz ancak herkes hayatı öyle bir ciddiyetle yaşıyor ki artık bu insanlara gülesim geliyor. rengi olmayan gri bir hayatta insanlar birilerine iyi diğerine kötü diyor. bunda ise
bir düzen ve anlam görüyorlar. en nihayetinde şu da unutulmamalıdır, tüm bunlar zorunluluktan ortaya çıkıyor. sırf delirmemek için insanlar kendilerini komik hale düşürüyorlar. tüm dünyada bugüne kadar bir sürü dava ortaya atıldı ancak hepsi en nihayetinde başarısız oldu, çünkü yok olmanın insan için en büyük hakikat olduğu dünyada tüm davalar yok olmaya mahkumdur.

belki insan yok olmasaydı davalar önemli olabilirdi ancak insan yok olmasa bile dünya yok olacağı için bu da anlamsız. ıssızlığın ve hiçliğin ortasında sanırım davalar etrafı şekillendirmek istediği için önemsiz olurdu. rengi gri, kaotik bu dünyada en iyi şey iyi kötü yaşayıp, oyalanıp gitmektir. akli dengemiz bozulsun istemeyiz. kısacası yaşayın hayatı ama ciddiyetle yaşamayın uzaktan bakınca komik duruyor. ıssızlığın ortasında kalmak istemeyin. lirik bir şekilde yaşamayın bu hayatı. siz gideceksiniz ve her şey bitecek. ıssızlık ve hiçlik en sonunda her yeri çevreleyeceği için kendinizi davalara kaptırmayın. nasılsa her şey yok olacak, güzelce yaşayıp gidin.
devamını gör...

trabzon'un en lüks caddesinde kocaman bir mağazası vardı. yanında da tifany&tomato vardı. benetton'a bakar bakar, tifany&tomato'dan kombin yapar çıkardık. çok pahalı idi. sene 90ların ortası. şimdi hiç ilgimi çekmiyor. o kadar çok marka var ki.
devamını gör...

jarrus sen karışma gir içeri. bu benimle hestia arasında.
devamını gör...

show habere falan çıkarım galiba.
devamını gör...

“yolun açık olsun paşam” repliği hala tüyleri diken diken eden dizi. bir sürü osmanlı harem dizisinin yanında kendini izletmeyi başarmıştır. ulusun bir kurgu olduğu doğrudur. ama uğruna yapılan fedakarlıklar kurgu değildir
devamını gör...

şu an yanımda olan şarkı.

akşam olsa da yerlerde yuvarlansam diye bekliyorum, öyle güzel..

kendim kadar sonsuzum, dertler içimde yanar döner!

zerre umurumda değilsiniz ve bunun bilincinde olmak harika bir duygu, valla bak? hayat içinde çok fazla insan barındıracak kadar uzun değil, onların kahrını çekecek kadar sabrım da yok?

kedilere ve yavru ördeklere yerim çok ama, hepsi buyursun çıkıp çıkıp girsinler hayatıma.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlükte okumaktan zevk aldığım tüm yazar arkadaşlarıma, henüz keşfedemediğim yeni yazarlara ve tüm iyi insanlara ...

devamını gör...

anlatamadığım için uzun zaman önce anlatmaya çalışmayı bıraktığım durum. ne görüyorlarsa öyle anlasınlar. *
(bkz: entry nick uyumu)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...



"denize baktım ömürlerce tuzunu ezberledim..."
devamını gör...

ilişkiler. iyi bitenler bana denk gelmedi/gelmiyor. bu sadece sevgili vs. anlamında değil, arkadaşlık, akrabalık da buna dahil. çıkarlar bitince her şey bitiyor. en iyi öğrendiğim şey bu oldu hayatta.
devamını gör...

ağustosun öğle sıcağında,güneş altında,bu giysilerle nedir seni bu kadar düşündüren? bikinili güzeller sebebiyle dünyaya erken gelmişim mi?öldüğümde ne olacak mı?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nitelik ve nicelik nedir bilmeyen cumhurbaşkanı fıkrası. ne kadar bina yaparsak o kadar iyidir kafasıyla yaşıyor.

abi bunu da demezsin artik ya. adam gözümüzün içine baka baka dalga geçiyor lan.
devamını gör...

gündüzleri işte çalışıyorum, akşam müsait oluyorum. hatta bazen geç saatlerde sıcak yatağımda bile yazıyorum, sonuçta burada yazmaktan keyif alıyorum.
devamını gör...

ay'ın ve yer'in yörüngelerinin bulunduğu düzlemlerin ara kesit bölgesi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, akademiksunum. com'dan alıntıdır.)

bir ay tutulmasının ya da güneş tutulmasının oluşabilmesi için bazı koşullar bulunur. koşullardan biri düğümler doğrusu ile ilgilidir. buna göre tutulmaların gerçekleşebilmesi için resimdeki iniş ve çıkış düğümünü birbirine bağlayan çizginin, güneş ile hizalanması ve ay'ın bu noktalardan birinin tam üzerinde ya da çok yakınında bulunması gerekir.
devamını gör...

kitabı bitirdiğinizde etkilendiğiniz yerlerin cümlelerin olduğu sayfaları kenarından hafif kıvırıyorsanız kitap kıvır kıvır kalıyor. her sayfada müthiş betimlemeler ve şiirsel ifadeler var. ınanilmaz güzel yazılan yazarı ile ilgili "bu nasıl bir deha?" diye okurken 40 kere düşündüğünüz bir kitap.

kitap jean-baptiste'in doğumu ile baslar. ismi ile hiç çekilmeyen bakım gördüğü kişiler tarafından eziyet gibi görülen bu bebeğin en tuhaf özelliği kokusunun olmamasıdır. bunu ilk okuduğumda aklıma annemin teninin kokusu geldi. ya da derin bir sevgi beslediğim, güvendiğim insanları düşündüm (ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim) onların çoğunluğunun kokuları ama kendi kokuları ni aldığım an hep bana diğer insanlardan farklı ve huzur verici gelmiştir. neyse işte bunları düşündükten sonra jean baptiste'in bebek iken ilk başta sebepsiz yere ilgi görmemesinin ve sevilememesinin nedenini anladım.

jean-baptiste kokusunun olmamasına rağmen müthiş bir koku duyusuna sahip ve kokulardan tahrik olurcasina delicesine bir haz duyan bir genç adam olur. hikâyenin bu kısmından sonra kitap artık sizi rahatsız eder. bir yandan da çok etkiler ve sürükler. kitabın son sahnesi ise gözde canlandırılması zor bir şekilde yazılır. yani betimleme, akış her şey tamam ama o anı kafanda canlandırmak çok zor gelmişti bana.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim