atarsın ama sonunda patlaması olasıdır.bu da can neticede ne kadar dayanabilir ki.
devamını gör...

1968 çıkışlı the doors albümü.
albümün iç kapağında jim morrison'un yazdığı bir adet şiir de bulunmakta.

aynı zamanda 1970 yılında piyasaya çıkmış morrison hotel adlı albümün de ikinci parça adıdır.

devamını gör...

kendi kendine gülmek.
devamını gör...

sıra bekleyen çaylaklar tarafından gün yüzü görmemiş küfürlere maruz kaldığınız sözlük. tanımlarınız sol fremada gözle görülemeyecek şekilde ışık hızıyla kaybolur. kaliteli yazarlar fazla ama kalite giderek düşmektedir. ayrıca bir tanımla anında yaftalanırsınız.
devamını gör...

günde 5 demlik çay içebilme potansiyeline sahibim.
devamını gör...

beğeni ve favorileriyle insanı motive eden yazar.
devamını gör...

hakkında söylenenlere inanmadığım ve inanmayacağım, hurafe olarak nitelendirdiğim şeydir.

tamam ben hurafe diyorum, bazı insanlar hurafe diyor ama maalesef hurafe demekle bitmiyor ki.

bu işi profesyonel olarak yapanlar var yahu.

insanlar ciddi ciddi fal bakmak için, kahve telvesinin oluşturduğu saçma sapan şekillerden gelecek yorumu yapmak için kafeler, ofisler açıyor.

işin kötüsü binlerce hatta belki de on binlerce insan bunlara inanıp bu tür mekanlara fal baktırmaya gidiyor.

bir de bu yerlere ve bu işi yapan insanlara tonla para veriyor.

ya arkadaşım, hadi tamam o seni belki psikolojik olarak rahatlatıyor, belki keyif veriyor belki de umut veriyor olabilir ama ne bileyim gidip de o yerlere para vermeye değer mi. o parayla neler neler yapılır...

mesela fal bakan mobil uygulamalar var, falaaddin gibi, binnaz abla gibi.

yalan yok, bir ara ben de inandım bu hurafeye ama gidip de saçma sapan mekanlara tonla para vermedim.

attım falaaddin amcaya, o bana söyledi bir şeyler ben de okudum onun söylediklerini. inandım mı? hayır. ama buna vakit harcadım, kahveyi yapması, telvenin soğuması, falın resmini çekip göndermesi falan derken tonla zamanım gitti.

neden yaptım bilmiyorum, muhtemelen gençlik heyecanı falan sebep oldu bu saçmalıkla uğraşmama, şimdi olsam yapmazdım mesela. zamanın ne kadar değerli olduğunu anladım çünkü.

neyse sevgili yazarlar, genç bir kardeşiniz olarak size tavsiyem: kahvenizi yapın, keyifle yudumlayın ama bu tür saçmalıklara inanmayın, vakit harcamayın. kahve telvesinden gelecek umudu beklemeyin, ya alın yüzünüze maske falan yapın ya da direkt çöpe dökün.

zaman ve para çok değerli; zaman geri gelmiyor, para da kolay kazanılmıyor bu sebeple ikisi de gereksiz şeylere harcanmamalı.
devamını gör...

soru cümlelerinin ters soru işareti (¿) ile başlayıp soru işaretiyle (?) bittiği dildir. bunun nedeni de ispanyolcada soru bildiren herhangi bir ek, edat vs. olmamasıdır. konuşma dilinde bir cümlenin soru cümlesi olup olmadığı vurgudan anlaşılmaktadır. yazı dilinde de cümlenin soru cümlesi olup olmadığını okuyucuya önceden belirtmek için cümlenin başına ters soru işareti (¿) konulmaktadır.

örneğin;

tengo hambre. (acıktım.)
¿tengo hambre? (acıktım mı?)

eres cansado. (yorgunsun.)
¿eres cansado? (yorgun musun?)

değerli katkıları için miag'a teşekkürleri bir borç bilirim.

¿estás cansado? şeklinde yazmak teknik olarak daha uygunmuş. değerli katkılarından ötürü nikimyok'a teşekkürleri bir borç bilirim.
devamını gör...

bir zülfü livaneli kitabı.

kitabı elime aldıktan 24 saat sonra bitirdim. hızlı okunan ve okuyucuya hızlı okuma sağlayan bir eser olmuş.
zaten 140 sayfa bir kitap.

kitap bir ege kasabasında geçiyor. balıkçı mustafa ve eşi mesude’nin başından geçen olaylar anlatılıyor. araya bir sürü zorlama toplumsal konu yerleştirilmiş. mis gibi okuyup rafa kaldırıyorsunuz ama hayal kırıklığıyla. benim için öyle oldu.

birincisi son derece basit bir kitap okuyorsunuz. betimlemeler yok denecek kadar az dolayısıyla hikayenin içine giremiyorsunuz. girseniz bile tatmin etmiyor. yaratılan atmosfer nefis duruyor ama sadece duruyor. nefis gibi.

ikincisi değinilen konulara çok basit şekilde değinilmiş. sen zülfü livaneli’sin bu konulara senin kadar iyi değinecek yazar sayısı çok az neden sözlük yazarı gibi değiniyorsun. yazarın yapması gereken daha derine inmek daha sıkı değinmek olmalı.
bu yazdıklarımı zülfü livaneli olduğu için yazıyorum. sıradan yazar olsa süper kitap der geçerim ama livaneli külliyatı için çok zayıf bir kitap.

üçüncüsü güzel bir hikaye olmasına rağmen zayıf bir yazım tekniği kullanılmış. ben bu kitaba özenildiğini hiç düşünmüyorum. 1-2 ay içerisinde teslim etmek zorundaymış gibi yazmış.

kendisi diğer kitaplarında seviyeyi çok yüksek bir yere koyduğu için bu kitabı insana çok basit geliyor.

kitabı tavsiye etmem. daha önemli bir işiniz yoksa okuyabilirsiniz.
tam bir yolculuk kitabı olmuş. al eline otobüs yolculuğunda oku bitir.

kendisinin neden böyle bir şey yaptığını az buçuk tahmin ediyorum. bilmiyorum doğru mudur ama bence okuyucuya bir kitap vereyim sonra romanımla ilgileneyim demiş. bu kitabın üstüne büyük bir roman gelebilir.
aynısını ahmet ümit aşkımız eski bir roman kitabında yapmıştı. aynı tadı aldım.
devamını gör...

efsane olan fight club filminin efsane kadın karakteridir. hacı filmde ayrı seviyordum bu kadını ya, saykoydu ama şahaneydi be. nedeni de marla kimseyi umursamayan biriydi, kafasına göre takılıyordu, aslında dibe batmak için yapıyordu bunları ama yine de izleyiciye samimi olduğunu aktarıyordu. halktan biriydi öyle fantastik özellikleri yoktu. hümanist takılmak yerine yeri gerçekçi olmayı tercih ediyordu.

insani değerler onun umrunda olmadı, o daha çok insanların zaaflarından yararlanmak istedi çünkü kafasına göre takılıp daha ne kadar dibe batarım diye düşündü. özellikle filmde sigara içişi cidden insanı çileden çıkaran cinsten. seksi ve de cazibeliydi ve bir o kadar da tehlikeliydi. iyisini de yapıyordu çünkü insanların kibirli, çıkarcı ve bencil olduğunu biliyordu, ona göre hareket ediyordu.

yalnız bu karaktere can veren adeta bir dönem kendisini gerçekten marla singer zanneden insanların olduğu harika aktris helena bonham carter’a ayrı hayranım arkadaş. çünkü böylesine şahane bir karakteri ancak o canlandırabilirdi. daha söylenecek çok şey var bu harika karakter üzerine yalnız ilk etapta aklıma gelenleri yazdım. dibe vurmak isteyen, insanları umursamayan, kendi kafasına göre takılan bir karakter.

ne diyeyim ki şahane anasını satıyım. *
devamını gör...

özlem

bir gece,
gecede bir uyku.
uykunun içinde ben.
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen.

uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben.
bir yere gidiyorum,
delice.
aklımda sen.

ben seni seviyorum,
gizlice...
el-pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden,
tek hece.

seni yitiriyorum
çok karanlık bir andan.
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda.
güzelce...
*

ah sevgilim seni çok özledim. bu güzel geceye çok sevdiğim şiirlerden birini ve bizi bırakıyorum. ha bir de sana yazdığım şu satırları:

"bu gece aklımda da rüyalarımda da sen
hiç çıkmazsın o kareden.
bakıyoruz birbirimize, gülümsüyoruz
güneş doğmuş, biz yeni görüyoruz..."
devamını gör...

ne diyeceğimi bilemedim. çok çok çirkin bir olay bu.
dünya üzerinde hiçbir canlının hiçbir canlıya yapmaya hakkı olmayan bu çirkin eylem hangi şart altında gerçekleşiyor olursa olsun zaten kelimelerle tarif edilemez bence ve okurken bile insanda bıraktığı duygu inanılmaz kötü. ağızdan geçmeyen pas tadı gibi...
bu konudaki düşüncelerimi anlatmaya gerçekten kelimeler yetersiz kalıyor.
yaşadığımız yüzyılda insanların bu vahşiliğini, bu sapıklıklarını kabul edemiyorum ben.

tanım:
sapık hislerini ameliyat olmuş ve narkoz etkisinde olan, yardım çağıramayacak, karşı koyamayacak insanlar üzerinden tatmin eden iğrenç bir insan. doktor olması onu daha az ya da daha fazla sapık yapmıyor bence ama;
ben bu tanımı hipokrat yemini'nden bir madde ile sonlandıracağım çünkü yazdıkça sinirleniyorum, sussam daha iyi olacak.

hangi eve girersem gireyim, bütün kasıtlı kötülük ve suistimallerden ve özellikle de ister hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan kaçınarak, sadece hastaya yardım için gireceğim.

çirkinsin insanoğlu, insan evladı her ne isen, lütfen artık o yağan yağmurlar bir işe yarasın ve pisliklerinizden, çirkinliklerinizden arının, insan olun...
devamını gör...

maddi değerleri bilimin önünde tutan ve bilgiye değil her durumda elde edilecek yüksek menfaat edinmeye yönelik yaklaşımları olan toplum ve devletlerde sıkça rastlanan durumdur.
*
devamını gör...

gülmekten yere yatmak, güldükçe gülesin gelmesi, zincirleme gülme krizi..şiddetle tavsiye ederim.tutmayın kendinizi şeker gibi oluyorsunuz,aşırı mutluluk hissi veriyor, yaşadığını hissediyorsun.
devamını gör...

benim aklıma hep futbol gelir.


tanım: brezilya deyince aklımıza gelenleri paylaştığımız başlık.
devamını gör...

ispanyol işgalinin ilk dönemlerinde yazılmış olan, mayaların kutsal kitabı. yazıya dökülmesi uzun yıllar alsa bile, inananların yıllarca yazılanları akıllarında tuttukları ve nesilden nesile aktarıldığı düşünülüyor. aslen kiçe dilinde olmasına rağmen latin harfleri ile kaleme alınmıştır. bildiğim kadarı ile zamanların kitabı olarak anılıyor.

popol vuh'a göre tanrılar önce kilden bir insan yoğurmuş fakat hareket kabiliyetinden yoksun olan ve fazla yumuşak olan kil insanların işlevsiz olduğunu düşünüp; tahtadan erkekler ve sazdan kadınlar yaratmışlardır. konuşabilen ve hareket edebilen bu yeni tahta ve saz insanlar ne yazık ki ruhtan yoksun oldukları için tanrılar bu figürleri de sevmemiş ve yeniden yaratmak için işe koyulmuşlar. mısırdan dört erkek ve dört kadın yaratmış, su ile onlara kan vermişler fakat bu mısır insanlar öyle üstün, öyle kusursuzmuş ki bilgelikleri tehlikeli bir hâl almaya başlamış. bundan ötürü göğün yüreği mısır insanların gözlerine sis üfleyerek bilgeliklerini köreltmiş. mayalar mısır insanları ilk ataları olarak kabul ediyorlar.

her ne kadar aztekler kadar kanlı ritüelleri olmasa bile popol vuh ve tanrı inanışı mayaların kanlı ibadetlerinin temel sebebidir. (güneşe sunmak için kurbanların kalplerini sökmek ve toprağı kan ile beslemek, kişinin kendini kurban etmesi veya tanrılar ile iletişime geçmek için kendi vücudundan bir şeyler feda etmek vs.)
devamını gör...

psikiyatri bir tıp dalıdır. psikiyatrist, tıp fakültesi eğitiminin yanında 4 yıllık psikiyatri uzmanlığını tamamlamış ve reçete yazma yetkisine sahip doktorlardır.
psikologlar ise fen edebiyat adı altında 4 yıllık lisans psikoloji eğitimini tamamlamış ve ardından 2 yıllık yüksek lisans programında eğitim görmüş ve uzman klinik ünvanını almış kişilerdir. kişilerde var olan hastalıklı duygu, düşünce ve davranışların altında yatan nedenleri konuşarak çözümlemeye çalışan ruh sağlığı uzmanıdır.
devamını gör...

“özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızıllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.” (stefan zweig'in intihar mektubu)
devamını gör...

kendine ve ailesine gram saygısı olmayan özentinin tekidir.
devamını gör...

fransızca paddock kelimesinden dilimize yerleşmiştir. çayır veya etrafı çitle çevrili çimenlik alan olmasının yanında; hipodromda, yarış atlarının yedekte gezdirildikleri yer anlamına da gelir.
halk arasında kurban satışı yapılan pazarlarda, hayvanların bekletildikleri alanlara da denir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim