seni seviyorum diyememek
sevgili yazar, (bkz: ozgur1ey) ukdesi....
paradoks meselesi sanırım sekter edilmemeli.*
seni seviyorum dememek için direnç göstermiyorsanız eğer sıkıntı yok.
ama fakat lakin geceye bırakılan acı ama gerçek bir bilgiden yola çıkarak sevdiğiniz birinin olmadığını anlıyoruz.
sevmek istiyorsunuz sanırım, malum kontrollü açılma başladı, baharı geçirdik, yaza evriliyoruz, duygular şelale, istemez miyiz sevdiğimiz insanla püsküresso içmeyi?
siz, bu dış etkenlere çok aldırış etmeyin, içinizden geleceği zaman farkında bile olmadığınız bir anda diyebileceksiniz, eminim.
mesela, tam yüzünüze doğru püsküren kahve köpükleri arasında, dudaklarınızdan dökülecek olan seni seviyorum cümlesi çok yerinde ve dolu dolu olmaz mı ve elbette hesapsız...
astral seyahatlerde buluşmaktan yorulmadınız mı?
paradoksagider buradan
paradoks meselesi sanırım sekter edilmemeli.*
seni seviyorum dememek için direnç göstermiyorsanız eğer sıkıntı yok.
ama fakat lakin geceye bırakılan acı ama gerçek bir bilgiden yola çıkarak sevdiğiniz birinin olmadığını anlıyoruz.
sevmek istiyorsunuz sanırım, malum kontrollü açılma başladı, baharı geçirdik, yaza evriliyoruz, duygular şelale, istemez miyiz sevdiğimiz insanla püsküresso içmeyi?
siz, bu dış etkenlere çok aldırış etmeyin, içinizden geleceği zaman farkında bile olmadığınız bir anda diyebileceksiniz, eminim.
mesela, tam yüzünüze doğru püsküren kahve köpükleri arasında, dudaklarınızdan dökülecek olan seni seviyorum cümlesi çok yerinde ve dolu dolu olmaz mı ve elbette hesapsız...
astral seyahatlerde buluşmaktan yorulmadınız mı?
paradoksagider buradan
devamını gör...
moderatörler mesaj kutumuzu görüyor mu sorunsalı
okusunlar. benim için no problem. özel mesajda işi pişirenler düşünsün anasını satıyım.
devamını gör...
tenet
az önce izleyip bitirdiğim nolan filmidir.
epik bir film diyemem. muhteşem de diyemem. ama gerçekten sağlam film. nolan mantık hatalarını gidermek için elinden geleni yapmış ama halen birkaç mantık hatası mevcut. ters akan bir entropide hiçbir canlının sağ kalması mümkün değil. her ne kadar zamanı tekil ve öznel olarak filmde ayırmışlarsa da, zamandaki akış özneldir bence. ya da okuduklarıma göre. yani ters akan bir zamanda düz ilerlemek, filmde denildiği gibi "rüzgara işemek" ile aynı şey. ters esen rüzgar, yaralanmasanız bile sizi param parça eder.
ama sağlam film tekrar diyorum. nolan güzel bir iş çıkartmış. daha güzel sahneler bekliyordum ayrıca. durum hikayelerine çok fazla dalmış nolan bu sefer. yani konuyu ve gidişatı anlatması zaten 1,5 saat sürdü.
edit: ayrıca filmdeki ana hikayenin en büyük kusuru da şudur. eğer geçmişte olacak bir şeyi biliyorsanız ve müdahale edebiliyorsanız, başka şeylere de edebilirsiniz. yani bu film hiç olmamalıydı. bu konu hiç yaşanmamalıydı. demek istediğimi anlarsınız filmi izleyince.
epik bir film diyemem. muhteşem de diyemem. ama gerçekten sağlam film. nolan mantık hatalarını gidermek için elinden geleni yapmış ama halen birkaç mantık hatası mevcut. ters akan bir entropide hiçbir canlının sağ kalması mümkün değil. her ne kadar zamanı tekil ve öznel olarak filmde ayırmışlarsa da, zamandaki akış özneldir bence. ya da okuduklarıma göre. yani ters akan bir zamanda düz ilerlemek, filmde denildiği gibi "rüzgara işemek" ile aynı şey. ters esen rüzgar, yaralanmasanız bile sizi param parça eder.
ama sağlam film tekrar diyorum. nolan güzel bir iş çıkartmış. daha güzel sahneler bekliyordum ayrıca. durum hikayelerine çok fazla dalmış nolan bu sefer. yani konuyu ve gidişatı anlatması zaten 1,5 saat sürdü.
edit: ayrıca filmdeki ana hikayenin en büyük kusuru da şudur. eğer geçmişte olacak bir şeyi biliyorsanız ve müdahale edebiliyorsanız, başka şeylere de edebilirsiniz. yani bu film hiç olmamalıydı. bu konu hiç yaşanmamalıydı. demek istediğimi anlarsınız filmi izleyince.
devamını gör...
ah'rar
yer kabuğu
şiddetli darbeler vuruyor yüzünüze
sıcak kaynaklar toprakları aralıyor
kırmızı ve koyu
akşam haberlerinden çıkarılmış
çağrılar
kadınlar
artık konuşmayacaklar
örgütlenmiş sarsıntılarda
onlar
ah'rar
bilmezsiniz
sesler
ışık ışık gömülüyor karanlığa
toprak emiyor özünü çığlıkların
bilseniz
tüm renkleri astığınız
köküne uzayan bir dev gibi
zaman
geçmek bilmiyor
boğazı patlıyor gecenin
sarhoş yıkık bir kent
sızıyor koynunuza
yine de
bilmezsiniz
kırmızı kahkahalar ağarırken vagonlarda
el değmedik topraktır
z’aman
ve kırılgan
tükenmek bilmiyor
aşınmış ağrılı bir gülüş saplanıyor
ıslak, diri akşamlarınızın koynuna
erkenci naylon baharlar
ölgün hükümlerinize sürüyor mermilerini
tetikte, bereketli uyanışlar
tetikte, aklığı ellerinizin
ölü zamanlara dayanıyor
sesler
kaos
zehirli ok
ürkütülmüş karanlık
yine de bilmezsiniz
tüm kadınlar
ah'rar
yedinci dem *
(bkz: ahrar)
şiddetli darbeler vuruyor yüzünüze
sıcak kaynaklar toprakları aralıyor
kırmızı ve koyu
akşam haberlerinden çıkarılmış
çağrılar
kadınlar
artık konuşmayacaklar
örgütlenmiş sarsıntılarda
onlar
ah'rar
bilmezsiniz
sesler
ışık ışık gömülüyor karanlığa
toprak emiyor özünü çığlıkların
bilseniz
tüm renkleri astığınız
köküne uzayan bir dev gibi
zaman
geçmek bilmiyor
boğazı patlıyor gecenin
sarhoş yıkık bir kent
sızıyor koynunuza
yine de
bilmezsiniz
kırmızı kahkahalar ağarırken vagonlarda
el değmedik topraktır
z’aman
ve kırılgan
tükenmek bilmiyor
aşınmış ağrılı bir gülüş saplanıyor
ıslak, diri akşamlarınızın koynuna
erkenci naylon baharlar
ölgün hükümlerinize sürüyor mermilerini
tetikte, bereketli uyanışlar
tetikte, aklığı ellerinizin
ölü zamanlara dayanıyor
sesler
kaos
zehirli ok
ürkütülmüş karanlık
yine de bilmezsiniz
tüm kadınlar
ah'rar
yedinci dem *
(bkz: ahrar)
devamını gör...
normal sözlük küstüm şov
varlığından çok da emin olmadığım şov.
nasıl ki trollükten şikayet edene "başlıkları engelle olsun bitsin" diyoruz, nasıl ki bilgi içeriği isteyenlere "bilgi kategorisine gir, orada takıl" diyoruz ve herkes kendisi için haklı olarak bunları rahatça söyleyebilmek adına bir ifade özgürlüğü istiyor, bu da bir ifade özgürlüğüdür. isteyen tek tek herkese (yani takip ettiği, etkileşim sağladığı insanlara) mesaj atarak gideceğini söyler, isteyen bunu tek duyuru ile topluca ilan eder. her giden ayrı başlık açmadığı sürece çok da büyük bir mesele değil diye düşünüyorum.
bunu her zaman ilgi açlığına yormak hiç doğru değil. var mıdır ilgi için yapan? mutlaka vardır ama herkesi de aynı kefeye koyamayız. hem burada "benimle ilgilenin" demenin farklı yollarını uygulayan ve istediğini elde eden öyle insanlar var ki, özellikle gideceğini söyleyenlere kafayı takmak pek de doğru değil.
eğer bu durumdan gerçekten çok rahatsız olursanız, gideceğini söyleyen kişiye ilgi göstermemekle çözebilirsiniz olayı diye düşünüyorum. yani özetle bu işin sürekli gündeme getirilmesi gerekli değil gibi geldi bana.
nasıl ki trollükten şikayet edene "başlıkları engelle olsun bitsin" diyoruz, nasıl ki bilgi içeriği isteyenlere "bilgi kategorisine gir, orada takıl" diyoruz ve herkes kendisi için haklı olarak bunları rahatça söyleyebilmek adına bir ifade özgürlüğü istiyor, bu da bir ifade özgürlüğüdür. isteyen tek tek herkese (yani takip ettiği, etkileşim sağladığı insanlara) mesaj atarak gideceğini söyler, isteyen bunu tek duyuru ile topluca ilan eder. her giden ayrı başlık açmadığı sürece çok da büyük bir mesele değil diye düşünüyorum.
bunu her zaman ilgi açlığına yormak hiç doğru değil. var mıdır ilgi için yapan? mutlaka vardır ama herkesi de aynı kefeye koyamayız. hem burada "benimle ilgilenin" demenin farklı yollarını uygulayan ve istediğini elde eden öyle insanlar var ki, özellikle gideceğini söyleyenlere kafayı takmak pek de doğru değil.
eğer bu durumdan gerçekten çok rahatsız olursanız, gideceğini söyleyen kişiye ilgi göstermemekle çözebilirsiniz olayı diye düşünüyorum. yani özetle bu işin sürekli gündeme getirilmesi gerekli değil gibi geldi bana.
devamını gör...
geceye bir kezban sözü bırak
boşuna bakmayın tapusu bende.
aşırı iğrenç bir söylem.
aşırı iğrenç bir söylem.
devamını gör...
tütün yasağı
4.murad devri yasaklarından biridir. istanbulda 1555'ten ber kahve ve 1605'ten beri tütün yoğun şekilde kullanılmaktaydı. şehir, mükellef ve çok sayıda kahvehanelerle doluydu. bunların bir kısmı yeniçeriler tarafından işletilmekte ve pek çoğu zorbaların toplantı yeri konumundadır. 4.murad, yangına sebep olduğu gerekçesi ile 1633 yılınd bütün kahvehaneleri kapatır ve evlerde dahi tütün içilmesini yasaklar. bazı şairler bu duruma şu dizeler ile göndermede bulunmuşlardır.
zararsız bir duhan hakkında n'eyler bunca dikkatler
duhan-i ah-ı mazlumanı men'eylen hüner/oldur.
bu tarz birçok şiirle yasaklar protesto edilmesine karşın 4.murad han'ın tavrında katiyetle bir değişiklik olmadı. 4.murad henüz saltanatı'nın başında kin tuttuğu bu zorbaların kökünü kazımak için bu meseleyi bir koz olarak kullandı. yasağı bizzat padişah takip etmiş, her gece kılık değiştirerek celladı ile beraber şehrin en kuytu yerlerini gezmiş, yasağa riayet etmeyen zorbaları ve tabii bu arada birçok günahsız tiryakiyi idam ettirmiş, cesetlerini sabahleyin herkesin görebilmesi için en kalabalık meydan ve caddelere bıraktırmıştır.
not: yılmaz öztuna'nın büyük türkiye tarihi ansiklopedilerinden yardım alınarak yazılmıştır.
zararsız bir duhan hakkında n'eyler bunca dikkatler
duhan-i ah-ı mazlumanı men'eylen hüner/oldur.
bu tarz birçok şiirle yasaklar protesto edilmesine karşın 4.murad han'ın tavrında katiyetle bir değişiklik olmadı. 4.murad henüz saltanatı'nın başında kin tuttuğu bu zorbaların kökünü kazımak için bu meseleyi bir koz olarak kullandı. yasağı bizzat padişah takip etmiş, her gece kılık değiştirerek celladı ile beraber şehrin en kuytu yerlerini gezmiş, yasağa riayet etmeyen zorbaları ve tabii bu arada birçok günahsız tiryakiyi idam ettirmiş, cesetlerini sabahleyin herkesin görebilmesi için en kalabalık meydan ve caddelere bıraktırmıştır.
not: yılmaz öztuna'nın büyük türkiye tarihi ansiklopedilerinden yardım alınarak yazılmıştır.
devamını gör...
john verdon
manhattan’da bir reklam şirketinde yöneticililik yapmıştır. emekliye ayrıldı ve eşi ile birlikte kırsal bir bölge olan catskill dağlarına taşındı. aklından bir sayı tut, peter pan ölmeli, şeytanı uyandırma gibi dünyada popüler olan romanların yazarıdır. eşi naomi yazarın kitaplarına ilham kaynağı olmuştur. aklından bir sayı tut kitabı eleştirmenlerden tam not aldı ve ikinci romanını yazması için ikna ettiler. ikinci romanı olan gözlerini sımsıkı tut romanı da ilk romanı gibi oldukça sevilmiştir. john verdon yayınlandığı seri polisiye romanları ile 25 ülkede büyük ilgi kazandı ve 40’tan fazla dile çevrildi. ilk iki romanı olan aklından bir sayı tut ve gözlerini sımsıkı kapat ı okudum gerçekten çok iyi bir yazar. diğer romanlarını da okuyacağım mutlaka.
devamını gör...
acıdan kaçmak
bosa caba. yapariz. masturbasyon yapar, uyusturucu kullanir, icki icer, internette radyasyon yer, hobiler edinir, dizi izler, uyuruz.
kader filminde cok sevdigim bi sahne var. bekir kordonda gece tek basina oturur, caresizdir, kamera uzaktan ve tepeden ceker, bekir ufaktir, gecenin bi yarisi kimse yok, hava soguk ve ruzgarli, uzerine bayragin golgesi dusuyordu yanlis hatirlamiyorsam. o bekir'iz iste.
kader filminde cok sevdigim bi sahne var. bekir kordonda gece tek basina oturur, caresizdir, kamera uzaktan ve tepeden ceker, bekir ufaktir, gecenin bi yarisi kimse yok, hava soguk ve ruzgarli, uzerine bayragin golgesi dusuyordu yanlis hatirlamiyorsam. o bekir'iz iste.
devamını gör...
sözlükte emoji kullanmak
genellikle çaylakların ve yeni yazar olmuş kişilerin yaptığı eylem. moderasyon ekibinin biraz daha önem göstermesi gerekiyor. yetişemiyoruz diyorlarsa günlük 65 karma puan karşılığında yapabilirim. şimdiden emoji kullanan iki kişi daha gördüm. *
devamını gör...
büyükbaba paradoksu
paradoksun tarifi şöyledir:
eğer geçmişe gidip kendi dedemi öldürürsem benim de var olmamam gerekir, fakat ben hiç doğmazsam asla zaman makinesine binip dedemi öldüremem. bu durumda dedem ölmeyeceği için benim de doğmuş olmam gerek. şu durumda dedem de ben de hem ölü hem de diri oluruz.
paradokslarda dikkat edilmesi gerekilen husus, kanımca, mevcut gerçekliği baz almaktaki hatada yatmaktadır. mevcut bir gerçekliğin içerisinde var olan kanunlar(entropi gibi) farklı bir gerçeklikte söz konusu ol(a)mayacaktır.
eğer geçmişe gidip kendi dedemi öldürürsem benim de var olmamam gerekir, fakat ben hiç doğmazsam asla zaman makinesine binip dedemi öldüremem. bu durumda dedem ölmeyeceği için benim de doğmuş olmam gerek. şu durumda dedem de ben de hem ölü hem de diri oluruz.
paradokslarda dikkat edilmesi gerekilen husus, kanımca, mevcut gerçekliği baz almaktaki hatada yatmaktadır. mevcut bir gerçekliğin içerisinde var olan kanunlar(entropi gibi) farklı bir gerçeklikte söz konusu ol(a)mayacaktır.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
(bkz: n'oldu senin o iş?)
n'olduysa oldu, sana ne yahu? diyemiyor insan tabi nezaketten.
n'olduysa oldu, sana ne yahu? diyemiyor insan tabi nezaketten.
devamını gör...
başım ağrıyor denildiğinde sevgilinin parol çıkarması
parol beni kesmiyor, hıh diye trip yiyecek olan sevgilidir.
şahsen benim sevgilimin domuz bünyeme ve inatçı baş ağrıma parol vermesi benim için hakarettir, evet.
o yüzden daha iyi şeylerle gelmesi lazım.
şahsen benim sevgilimin domuz bünyeme ve inatçı baş ağrıma parol vermesi benim için hakarettir, evet.
o yüzden daha iyi şeylerle gelmesi lazım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
aşırı ama aşırı yoruldum.. ruhen de bedenen de.. tüm misafirler gitti ama bugün bende bittim..tek isteğim uyku...
devamını gör...
ölmeye yatmak
saat 07:22 idi ölmeye yattığında.
08:49 idi başkentin puslu bir nisan sabahına yeniden başladığında.
dündar öğretmenin sınıfındaki ilkokul öğrencileri aysel, ali, aydın ve okul piyesinde yer alan diğer cumhuriyet çocuklarının yüzlerini batıya dönme, atanın izinde çağdaşlaşma çabalarını okuyoruz büyük bir keyifle. çocukların büyümesiyle hayata tutunma ve kimlik arayışları, doğru-yanlış çabaları baş gösteriyor. bir taraftan toplumsal baskılar, diğer yandan özgürleşme, modernleşme ihtiyacı. ikisinin arasında bocalamalar…
aysel’den beklenen, üzerine yüklenen onca rol ile aysel’in çocukluğu ve yetişkinliği ne kadar da farklıdır aslında. kendini aynada modern, çağdaş, yüzünü batıya dönmüş bir türk kadını olarak görürken, aynanın arkası ne durumdaydı peki ?
aydın’ın rahat, kendinden emin, gelecekten umutlu hallerine aysel’i her gördüğünde ya da düşündüğünde ne oluyordu ? çocukluktan başlayıp yetişkin bir adama dönüşene kadarki hırsı ve çabaları hedeflediği noktaya taşıyabilmiş miydi aydın’ı ?
ya ali ? başkentin karışıklığında, büyüklüğünde kaybolup gitmiş miydi yoksa o da dündar öğretmenin öğrettikleri yolunda ilerlemeyi başarabilmiş miydi ?
her çocuğun bireye dönme sürecindeki sancılar, kadın olmanın dönemin içindeki zorluğu, pek çok şeyi kanıtlama çabası, hayallerindeki gelecek ve sahip oldukları mevcut zaman… gerçekten ümit ettikleri geleceği hepsi de avuçlarında tutabiliyorlar mıdır şu an ?
bir devrin romanı ölmeye yatmak. arınmak, küllerinden doğmak, sahip olmak ve hepsine bir o kadar da uzak kalmak.
08:49 idi başkentin puslu bir nisan sabahına yeniden başladığında.
dündar öğretmenin sınıfındaki ilkokul öğrencileri aysel, ali, aydın ve okul piyesinde yer alan diğer cumhuriyet çocuklarının yüzlerini batıya dönme, atanın izinde çağdaşlaşma çabalarını okuyoruz büyük bir keyifle. çocukların büyümesiyle hayata tutunma ve kimlik arayışları, doğru-yanlış çabaları baş gösteriyor. bir taraftan toplumsal baskılar, diğer yandan özgürleşme, modernleşme ihtiyacı. ikisinin arasında bocalamalar…
aysel’den beklenen, üzerine yüklenen onca rol ile aysel’in çocukluğu ve yetişkinliği ne kadar da farklıdır aslında. kendini aynada modern, çağdaş, yüzünü batıya dönmüş bir türk kadını olarak görürken, aynanın arkası ne durumdaydı peki ?
aydın’ın rahat, kendinden emin, gelecekten umutlu hallerine aysel’i her gördüğünde ya da düşündüğünde ne oluyordu ? çocukluktan başlayıp yetişkin bir adama dönüşene kadarki hırsı ve çabaları hedeflediği noktaya taşıyabilmiş miydi aydın’ı ?
ya ali ? başkentin karışıklığında, büyüklüğünde kaybolup gitmiş miydi yoksa o da dündar öğretmenin öğrettikleri yolunda ilerlemeyi başarabilmiş miydi ?
her çocuğun bireye dönme sürecindeki sancılar, kadın olmanın dönemin içindeki zorluğu, pek çok şeyi kanıtlama çabası, hayallerindeki gelecek ve sahip oldukları mevcut zaman… gerçekten ümit ettikleri geleceği hepsi de avuçlarında tutabiliyorlar mıdır şu an ?
bir devrin romanı ölmeye yatmak. arınmak, küllerinden doğmak, sahip olmak ve hepsine bir o kadar da uzak kalmak.
devamını gör...
linç yemek
biri birşey dediğinde diğeri pusuda bekler tam açık verdiğinde ard arda sıralanırlar neye uğradığını şaşırırsın. maksat kendi egolarını tatmin etmektir. biraz gülmek isterler belki bilemezsin ki bir insanı köşeye sıkıştırmanın bu hastalıklı beyinler tarafından nasıl algılandığını ama emin olun ki kendi başlarına geldiğinde kasıp kavururlar ortalığı... siz siz olun görüşünüz aynı olsa bile linçleyen kişiyle ortak olmayın karma denilen birşey var. bir gün ben linç edilirim diğer gün sen...ben linç kültürüne karşıyım bir sıkıntı varsa teke tek konuşursun bu kadar. çok fazla linç yiyende zamanla hissizlesiyor saldırganlaşıyor bunu da unutmamak lazım.
devamını gör...



