61.
ağlarım!
devamını gör...
62.
istanbul a dönüşü. esenboğa, aşti, gar fark etmez.
devamını gör...
63.
başkent ve büyük bir şehir olması, anıtkabir'in orada olması, bendeki güzel anıları, bahçeli 7. cadde, kale, kızılay'daki mekanlar, atatürk orman çiftliği'nde kokoreç ve dondurma, daha gider..
denizi olmasa da bu şehri sevmek için daha çok sebep var.
denizi olmasa da bu şehri sevmek için daha çok sebep var.
devamını gör...
64.
uzun zamandan sonra, yarın gidecek olmam.
devamını gör...
65.
ankara’nın nesini seversin dediklerinde hep o klasik istanbul’a dönüşü şakasını yaparlar ama ben hiç gülmem o mevzuya.. benim için ankara’nın en güzel yanı, onun içindeki o eski bendi aslında. ben en çok onunla güzeldim, en çok onun o puslu havasında kendimi bulurdum.
bakma öyle bozkırın ortasında denizsiz kaldığına. biz o denizi kızılay’ın kalabalığında, tunalı’nın o serin akşamüstlerinde birbirimizin gözlerinde bulurduk. ankara çok dosttur be... öyle sahte bir ışıltısı, vıcık vıcık bir neşesi yoktur. grisi boldur, eyvallah, ama o gri bizim içimizdeki derinliği saklayan bir tül gibiydi. biz o gri binaların arasında, ayazın insanın yüzünü jilet gibi kestiği o kış gecelerinde, bir simitçinin buğusunda ya da bir park bankında dünyanın en derin mevzularına dalardık.
o şehir seni yormaz, seni olduğun gibi kabul eder. abartısı yoktur, vitrini süslü değildir ama sokağına girdiğin an o samimiyet seni sarmalar. ben o sokaklarda yürürken kendimi bir yere ait hissederdim. şimdilerde herkes bir yerlere kaçma derdinde ama ben o serinliği, o ağırbaşlı hüzünle karışık huzuru özlüyorum. ankara’da her şey biraz eksiktir ama o eksiklik seni tamamlar. derindik biz o şehirle, hem de öyle böyle değil... şimdi hangi şehre gitsem o eski benin gölgesini arıyorum o gri kaldırımlarda..
bakma öyle bozkırın ortasında denizsiz kaldığına. biz o denizi kızılay’ın kalabalığında, tunalı’nın o serin akşamüstlerinde birbirimizin gözlerinde bulurduk. ankara çok dosttur be... öyle sahte bir ışıltısı, vıcık vıcık bir neşesi yoktur. grisi boldur, eyvallah, ama o gri bizim içimizdeki derinliği saklayan bir tül gibiydi. biz o gri binaların arasında, ayazın insanın yüzünü jilet gibi kestiği o kış gecelerinde, bir simitçinin buğusunda ya da bir park bankında dünyanın en derin mevzularına dalardık.
o şehir seni yormaz, seni olduğun gibi kabul eder. abartısı yoktur, vitrini süslü değildir ama sokağına girdiğin an o samimiyet seni sarmalar. ben o sokaklarda yürürken kendimi bir yere ait hissederdim. şimdilerde herkes bir yerlere kaçma derdinde ama ben o serinliği, o ağırbaşlı hüzünle karışık huzuru özlüyorum. ankara’da her şey biraz eksiktir ama o eksiklik seni tamamlar. derindik biz o şehirle, hem de öyle böyle değil... şimdi hangi şehre gitsem o eski benin gölgesini arıyorum o gri kaldırımlarda..
devamını gör...
66.
(bkz: anıtkabir)
tören meydanına ulaşmak için yürüdüğünüz aslanlı yolda, 24 oğuz boyunu simgeleyem heykeller. yürürken başınızı öne eğmenizi zorunlu hale getiren o taşlar. hepsi sizi atanızın huzuruna çıkmaya hazırlıyor.
yolu bitirip, tören meydanına ulaştığınızda içinizi kaplayan o hüzün ve gurur...
tören meydanına ulaşmak için yürüdüğünüz aslanlı yolda, 24 oğuz boyunu simgeleyem heykeller. yürürken başınızı öne eğmenizi zorunlu hale getiren o taşlar. hepsi sizi atanızın huzuruna çıkmaya hazırlıyor.
yolu bitirip, tören meydanına ulaştığınızda içinizi kaplayan o hüzün ve gurur...
devamını gör...
67.
memleketime 5 değil 2,5 saat mesafede olması
bir sürü güzel arkadaşımın hala orada yaşaması
gençlik hatıralarım
zamanında o'nun yaşayıp havasını soluduğu sokaklarını eskittiği ve her köşesinde bir anımızın olması.
bir sürü güzel arkadaşımın hala orada yaşaması
gençlik hatıralarım
zamanında o'nun yaşayıp havasını soluduğu sokaklarını eskittiği ve her köşesinde bir anımızın olması.
devamını gör...
68.
gezilecek yer yok zaten trafik nüfus arttı on yirmi sene önceki hali yok. restoranları güzel çok çeşitli yerler ürünler var ucuz olanları da var hala gitmediğim çok fazla yer mevcut.
devamını gör...
69.
aaa, toplam 11 sene ankara'da yaşayan biri olarak bu başlığa henüz tanım girmemişim, diye şaşırdığım başlık.
ankara'yı hep sevdim ve 2020'de korona patladıktan sonra oradan ayrıldık, oradaki evimizi de kiraya verdik. hem ekonomi bozuldukça da o kira gelirine ihtiyacımız var da diyebilirim.
ankara'nın en güzel yanı... subjektif olarak arkadaş çevrem diyebilirim. mesela şu anda yaşadığım buca/izmir ve davutlar/kuşadası'nda asla ankara'daki gibi bir arkadaş çevrem yok. şimdi bile ankara'ya gitsem hiç yalnız kalmam mesela. hoş, yalnızlığı da seviyorum ama ankara'da olsaydım arkadaşlarımla da farklı bir mutluluk yaşayabilirdim.
objektif bakarsak ise, izmir ve istanbul gibi diğer büyük metropollere göre daha planlı bir şehir olması. evet, ankara'da da trafik sıkışıyor falan ama kişi başına en çok araba düşen şehrimiz ankara diye biliyorum ve buna rağmen bana göre ankara'nın trafiği izmir ve istanbul'a nazaran daha iyi. planlı bir şehir olmasını bence başkent olmasına borçlu. izmir ve istanbul mesela göç aldıkça, nüfusu şiştikçe altyapısına yamalar yapılmış bohçalar/hırkalar misaliler. ankara ise zaten başkent olduğu için baştan iyi planlanmış, altyapısı sağlam kurulmuş diye düşünüyorum.
bir de yarı objektif yarı subjektif olarak ankara'nın tek büyük merkezli bir şehir olmasını seviyorum. yani kızılay... oradaki evimiz de kızılay'a yürüyerek 10 dakika falan mesafede, kolej'in kızılay tarafında olduğundan normal şartlarda hiç vasıta kullanmıyordum ben ankara'dayken. yani kızılay'da halledemediğim işim yoktu diyebilirim. izmir'de ise illaki gerekiyor farklı işler/durumlar için farklı semtlere gitmek... ekleme/düzeltme: sahi ya, ankara'da çalıştığım kurumlar hep kızılay'a uzaktı ve servisle veya metroyla gidiyordum oralara. bunu nasıl unuturum. ahaha. en azından kızılay civarlarında bir işe girseydim taşıt kullanmama gerek kalmazdı teknik olarak diyeyim bari. * izmir'de gerekiyor ama. yani evime yakın bir iş yerinde çalışsaydım bile arada başka semtlere gitmemi gerektiren durumlar yaşardım burada.
son olarak da büyük şehirlerde yakınları/arkadaşları dışında kimsenin kimseyi tanımaması da hoşuma giden bir şey. yani pek çok insan bundan şikayet eder ama ben bunu çok seviyorum. izmir için de, ankara için de aynı şey geçerli benim açımdan. istanbul'da bir süre kalsam da uzun süre yaşamadım ama enimim ki durum orada da pek farklı değildir.
ankara'da sayısız anı biriktirdim elbette onca senede; açtığım demirtepe ve necatibey caddesi başlıklarında ankara'ya üniversite okumak için gittiğim 1999 senesinden başlayarak, işte 2000'lerin başları dahil bazı anılarımı anlatmışımdır diye düşünüyorum. aslında 2010'larda bu kez çalışmak için ankara'ya gitmem ve korona dönemine kadar orada kalmam sürecini kapsayan çeşitli anılarımı da anlatmışımdır sözlükte kesin ama onların başlıklarını bulamayabilirim, arasam bile.
ankara'yı hep sevdim ve 2020'de korona patladıktan sonra oradan ayrıldık, oradaki evimizi de kiraya verdik. hem ekonomi bozuldukça da o kira gelirine ihtiyacımız var da diyebilirim.
ankara'nın en güzel yanı... subjektif olarak arkadaş çevrem diyebilirim. mesela şu anda yaşadığım buca/izmir ve davutlar/kuşadası'nda asla ankara'daki gibi bir arkadaş çevrem yok. şimdi bile ankara'ya gitsem hiç yalnız kalmam mesela. hoş, yalnızlığı da seviyorum ama ankara'da olsaydım arkadaşlarımla da farklı bir mutluluk yaşayabilirdim.
objektif bakarsak ise, izmir ve istanbul gibi diğer büyük metropollere göre daha planlı bir şehir olması. evet, ankara'da da trafik sıkışıyor falan ama kişi başına en çok araba düşen şehrimiz ankara diye biliyorum ve buna rağmen bana göre ankara'nın trafiği izmir ve istanbul'a nazaran daha iyi. planlı bir şehir olmasını bence başkent olmasına borçlu. izmir ve istanbul mesela göç aldıkça, nüfusu şiştikçe altyapısına yamalar yapılmış bohçalar/hırkalar misaliler. ankara ise zaten başkent olduğu için baştan iyi planlanmış, altyapısı sağlam kurulmuş diye düşünüyorum.
bir de yarı objektif yarı subjektif olarak ankara'nın tek büyük merkezli bir şehir olmasını seviyorum. yani kızılay... oradaki evimiz de kızılay'a yürüyerek 10 dakika falan mesafede, kolej'in kızılay tarafında olduğundan normal şartlarda hiç vasıta kullanmıyordum ben ankara'dayken. yani kızılay'da halledemediğim işim yoktu diyebilirim. izmir'de ise illaki gerekiyor farklı işler/durumlar için farklı semtlere gitmek... ekleme/düzeltme: sahi ya, ankara'da çalıştığım kurumlar hep kızılay'a uzaktı ve servisle veya metroyla gidiyordum oralara. bunu nasıl unuturum. ahaha. en azından kızılay civarlarında bir işe girseydim taşıt kullanmama gerek kalmazdı teknik olarak diyeyim bari. * izmir'de gerekiyor ama. yani evime yakın bir iş yerinde çalışsaydım bile arada başka semtlere gitmemi gerektiren durumlar yaşardım burada.
son olarak da büyük şehirlerde yakınları/arkadaşları dışında kimsenin kimseyi tanımaması da hoşuma giden bir şey. yani pek çok insan bundan şikayet eder ama ben bunu çok seviyorum. izmir için de, ankara için de aynı şey geçerli benim açımdan. istanbul'da bir süre kalsam da uzun süre yaşamadım ama enimim ki durum orada da pek farklı değildir.
ankara'da sayısız anı biriktirdim elbette onca senede; açtığım demirtepe ve necatibey caddesi başlıklarında ankara'ya üniversite okumak için gittiğim 1999 senesinden başlayarak, işte 2000'lerin başları dahil bazı anılarımı anlatmışımdır diye düşünüyorum. aslında 2010'larda bu kez çalışmak için ankara'ya gitmem ve korona dönemine kadar orada kalmam sürecini kapsayan çeşitli anılarımı da anlatmışımdır sözlükte kesin ama onların başlıklarını bulamayabilirim, arasam bile.
devamını gör...
70.
düşününce o kadar çok keyif aldığım noktası var ki ,1 yılı hazırlık 4 yılı bölüm öğrencisi olarak ankarada öğrencilik hayatımı noktaladım
ilk yıllarımda daha çok kızılay bölgesinde zamanımı geçiriyordum, okuldan çıktıktan sonra arkadaşlarımla buluşma noktamız oluyordu sonrasında hep beraber ya sakarya caddesine ya da konur caddesine geçiyorduk.
günün yorgunluğunu atmak, kalabalığa karışmak oldukça keyif veriyordu.
aradan biraz zaman geçtikten sonra tunalı hilmi caddesini keşfettim, bu bölgede daha çok genç nüfus vardı orta yaş grubunun aksine.
sokakta dönen hayatlar, muhabbetler bir çok farklı meslek grubu ve işletmeci ile tanışma fırsatım oldu her birinden farklı farklı deneyimler dinledim veya şahitlik ettim.
o dönem kız arkadaşımının da evinin yakın olması vesilesiyle bol bol tunalıya gider gün batımını seğmenler parkında yapıp eve geçerdik.
buraya yazacağım o kadar fazla anı ve hikaye var ancak kelime sınırının buna müsade edeceğini düşünmüyorum.
en son olarak anıtkabir'i de es geçmemem gerekir, her özel günde başbuğun huzurunda olmak, vatansever dostlar ile birlikte paha biçilemez.
ankarayı keşfedip tadını alan bir insanın orayı unutabileceğini asla sanmıyorum.
ilk yıllarımda daha çok kızılay bölgesinde zamanımı geçiriyordum, okuldan çıktıktan sonra arkadaşlarımla buluşma noktamız oluyordu sonrasında hep beraber ya sakarya caddesine ya da konur caddesine geçiyorduk.
günün yorgunluğunu atmak, kalabalığa karışmak oldukça keyif veriyordu.
aradan biraz zaman geçtikten sonra tunalı hilmi caddesini keşfettim, bu bölgede daha çok genç nüfus vardı orta yaş grubunun aksine.
sokakta dönen hayatlar, muhabbetler bir çok farklı meslek grubu ve işletmeci ile tanışma fırsatım oldu her birinden farklı farklı deneyimler dinledim veya şahitlik ettim.
o dönem kız arkadaşımının da evinin yakın olması vesilesiyle bol bol tunalıya gider gün batımını seğmenler parkında yapıp eve geçerdik.
buraya yazacağım o kadar fazla anı ve hikaye var ancak kelime sınırının buna müsade edeceğini düşünmüyorum.
en son olarak anıtkabir'i de es geçmemem gerekir, her özel günde başbuğun huzurunda olmak, vatansever dostlar ile birlikte paha biçilemez.
ankarayı keşfedip tadını alan bir insanın orayı unutabileceğini asla sanmıyorum.
devamını gör...
71.
gölbaşı'ndan çankaya'ya dönüş yolu.
devamını gör...
72.
güzel bir insanı tanımama vesile olması.
devamını gör...
73.
kar yağması. en azından benim için öyleydi.
devamını gör...
74.
ankara’nın x şehre dönüşü diyenler; vallahi biz de gidişinizden mutlu oluyoruz.
orada yaşamıyor oluşum diyenler; inanın biz de bundan çok memnunuz.
gezilecek yer yok diyenler; demek ki kötü bir rehberiniz var.
uzun yıllardır burada yaşayan biri olarak söyleyeyim: ankara baba ocağıdır.
biz can sıkıntısında denize değil, kızılay’a gideriz. o kocaman caddelerde kafamızı boşaltır, kalabalığın ayaklarının altına atarız derdimizi.
herhangi bir sokağında bir çay içer, sigara dumanıyla haberleşiriz. en salaş mekânlarda ekmek arası yer, turşu suyu içer; akşama doğru balık kokusu ve türkü eşliğinde demleniriz. muhabbetin rengi koyulaşır.
trene, otobüse ya da metroya kadar yürürken o geniş kaldırımlarda bütün kötü enerjimizi bırakırız. parktaki suya bakar, içimizi serinletiriz.
ankara güzeldir. gösterişli değil samimidir.
gerçekten aşktır, dosttur.
karşınıza çıkmadıysa, yanlış sokakta… yanlış çevredesinizdir.
al sana güzelleme
(bkz: sana gül bahçesi vadetmedim)
(bkz: beni siz delirttiniz)
orada yaşamıyor oluşum diyenler; inanın biz de bundan çok memnunuz.
gezilecek yer yok diyenler; demek ki kötü bir rehberiniz var.
uzun yıllardır burada yaşayan biri olarak söyleyeyim: ankara baba ocağıdır.
biz can sıkıntısında denize değil, kızılay’a gideriz. o kocaman caddelerde kafamızı boşaltır, kalabalığın ayaklarının altına atarız derdimizi.
herhangi bir sokağında bir çay içer, sigara dumanıyla haberleşiriz. en salaş mekânlarda ekmek arası yer, turşu suyu içer; akşama doğru balık kokusu ve türkü eşliğinde demleniriz. muhabbetin rengi koyulaşır.
trene, otobüse ya da metroya kadar yürürken o geniş kaldırımlarda bütün kötü enerjimizi bırakırız. parktaki suya bakar, içimizi serinletiriz.
ankara güzeldir. gösterişli değil samimidir.
gerçekten aşktır, dosttur.
karşınıza çıkmadıysa, yanlış sokakta… yanlış çevredesinizdir.
al sana güzelleme
(bkz: sana gül bahçesi vadetmedim)
(bkz: beni siz delirttiniz)
devamını gör...
75.
biraz daha az kalabalık olduğu ve trafik sorunun bu denli ayyuka çıkmadığı zamanlarını çok özlemekle beraber yine de “sakinliğini” diyeceğim sanırım. bi de şehir dışından dönüşte havaşla hitit güneşinin yanından geçerken bana bi huzur gelir hep.*
devamını gör...
76.
istanbul'a dönüşü değildir.
devamını gör...
77.
karlı havada çorbacıya veya biracıya kapağı atmak
devamını gör...