eğitim hayatı boyunca en sevilen ders
başlık "usiv" tarafından 14.12.2020 02:06 tarihinde açılmıştır.
221.
geometri benim bebeğimdi ta ki analitiğe kadar
matematik benim bebeğimdi ta ki integrale kadar
matematik benim bebeğimdi ta ki integrale kadar
devamını gör...
222.
içerisinde dört işlemin olmadığı her ders. rahat bir nefes alıyordum rakamlar yokken.
devamını gör...
223.
coğrafya.
devamını gör...
224.
öyle bir ders yok hiçbir dersi sevmiyorum sadece en az nefret ettiğim var o da matematik.
devamını gör...
225.
dil bilgisi, matematik, tarih derslerini hep çok sevmişimdir.
ingilizce derslerini hiç sevmezdim. çünkü mutlaka ingilizce hocamız kadın olduğu için onun bir zorluğu oluyor. erkek hocalar daha samimidir her zaman.
ingilizce derslerini hiç sevmezdim. çünkü mutlaka ingilizce hocamız kadın olduğu için onun bir zorluğu oluyor. erkek hocalar daha samimidir her zaman.
devamını gör...
226.
tarih. hocalarını da çok severdim, keza onlar da beni. tarih sevgim de hala devam ediyor.
devamını gör...
227.
anlatan kişiye göre değişse de türkçe( edebiyat), tarih derslerini severdim. bu soruyu lisede sorsanız beden eğitimi der herkes.
devamını gör...
228.
türkçe ve matematik öğretmenlerim çok iyiydi. iki dersi de keyifle izlerdim.
devamını gör...
229.
ingilizce. lisede verilen sinav kagidini bitirmem 10 dakika almiyordu.
devamını gör...
230.
sanırım beden eğitimi. hayatım boyunca hep başkalarının koyduğu kurallarla sıkıntısı olan bir kadındım. karakterim gereği, kendimle ilgili kuralları hep ben koyarım. başkalarının koyduklarını ise sürekli delerim çünkü benim dışımda kimsenin hayatımla ilgili söz sahibi olduğuna inanmıyorum. kendi bilincimin dışında dayatılan herhangi bir olgu, beni yönetmeye girer ve bu haddi kimseye tanımadım. hiç birimiz diğerinin kuklası değiliz, kendi ebeveyenlerimizin dahi.
böyle bir dikliğe sahip olmamın yaradılışım dışındaki diğer sebebi ise; birbirinden çok zıt, fakat güçlü birer alfa olan 2 insanın çocuğu olmam. evde herkes kendi kurallarına göre yaşar. hepimizin çizgileri vardır. kimse diğerinin çizgisini geçmez, geçtiğinde uzun soluklu huzursuzluk çıkar evde. annem- babam ve ben diklik konusunda inanılmaz güçlü bir üçlemeyiz. babam ve annem yıllarca müdanasız ve asi olmayı öğrettiler ama özellikle babam bu konuda daima eğitti beni. güçlü bir insan olmanın ilk koşulunun; prensiplerimi doğru konumlandırmak ve hayatım konusunda sadece benim söz sahibi olmamla düz orantılı olduğunu öğütledi.
"savaşa bile girerken sadece kendine güveneceksin, yanındakine ya da arkandaki orduya değil. müdanan sadece kendine olmalı. " der babam.
bu yüzden okullada ciddi problemlerim vardı. asla anlamadığım, başkalarının dayattığı saçma kurallar bütününe ait bir rejim içerisinde en sevdiğim ders beden eğitimiydi çünkü "özgürdük." giydiğimiz ayakkabılar, saçlarımız, kıyafetlerimiz konusunda özgürdük ve seçimi bana kalan her şeyden aşırı zevk alırdım özellikle okulun koyduğu
" siyah kundura ayakkabı" kuralına rağmen, inatla okula aşık olduğu beyaz converseleri ile giden, kenara çekilse de asla terbiye olmayan dik bir çocuğun başka bir dersi sevmesi beklenemezdi. bakıyorumda ben hep kendi borumu öttürmüşüm zaten. :)
üniversiteye geçince bu durum tamamen alt üst oldu. sevdiğim ve istediğim bölüme kabul aldığım için, her dakikasından deli gibi zevk almaya başladım. üniversite- yüksek lisans ve doktora hayatımın everestini kaplayan bir süreci tanımlıyor benim için.
böyle bir dikliğe sahip olmamın yaradılışım dışındaki diğer sebebi ise; birbirinden çok zıt, fakat güçlü birer alfa olan 2 insanın çocuğu olmam. evde herkes kendi kurallarına göre yaşar. hepimizin çizgileri vardır. kimse diğerinin çizgisini geçmez, geçtiğinde uzun soluklu huzursuzluk çıkar evde. annem- babam ve ben diklik konusunda inanılmaz güçlü bir üçlemeyiz. babam ve annem yıllarca müdanasız ve asi olmayı öğrettiler ama özellikle babam bu konuda daima eğitti beni. güçlü bir insan olmanın ilk koşulunun; prensiplerimi doğru konumlandırmak ve hayatım konusunda sadece benim söz sahibi olmamla düz orantılı olduğunu öğütledi.
"savaşa bile girerken sadece kendine güveneceksin, yanındakine ya da arkandaki orduya değil. müdanan sadece kendine olmalı. " der babam.
bu yüzden okullada ciddi problemlerim vardı. asla anlamadığım, başkalarının dayattığı saçma kurallar bütününe ait bir rejim içerisinde en sevdiğim ders beden eğitimiydi çünkü "özgürdük." giydiğimiz ayakkabılar, saçlarımız, kıyafetlerimiz konusunda özgürdük ve seçimi bana kalan her şeyden aşırı zevk alırdım özellikle okulun koyduğu
" siyah kundura ayakkabı" kuralına rağmen, inatla okula aşık olduğu beyaz converseleri ile giden, kenara çekilse de asla terbiye olmayan dik bir çocuğun başka bir dersi sevmesi beklenemezdi. bakıyorumda ben hep kendi borumu öttürmüşüm zaten. :)
üniversiteye geçince bu durum tamamen alt üst oldu. sevdiğim ve istediğim bölüme kabul aldığım için, her dakikasından deli gibi zevk almaya başladım. üniversite- yüksek lisans ve doktora hayatımın everestini kaplayan bir süreci tanımlıyor benim için.
devamını gör...
231.
yöneylem.
devamını gör...
232.
eski voleybolcu olmamdan mütevellit beden eğitimi.
ha bir de türkçe ve mat da severdim
ha bir de türkçe ve mat da severdim
devamını gör...
233.
türkçe ve coğrafya
üstelik de hocalarından bağımsız olarak. zira birinin hocası okuduğum kitapları beğenmezdi *, diğeri de gestapodan farksızdı. peki bu benim aşkımı engeller mi? asla!
yaşasın uslu görünen dik kafalılık!
üstelik de hocalarından bağımsız olarak. zira birinin hocası okuduğum kitapları beğenmezdi *, diğeri de gestapodan farksızdı. peki bu benim aşkımı engeller mi? asla!
yaşasın uslu görünen dik kafalılık!
devamını gör...
234.
1)edebiyat, felsefe
2)tarih ve coğrafya olabilir belki
ve psikoloji dersini lisede görebilseydim en sevdiğim ders o olurdu galiba
2)tarih ve coğrafya olabilir belki
ve psikoloji dersini lisede görebilseydim en sevdiğim ders o olurdu galiba
devamını gör...
235.
milli güvenlik. gözümüzün(bkz: swh) ve zihnimizin açıldığı dersti. tatlı bir ciddiyet ile dersi anlatan, küçük espiriler yapan ama aynı zamanda disiplini sağlayabilen rütbeli ögretmenlerimizin olduğu güzel bir dersti. kaldırılması hiç iyi olmadı. bu dersi alamayan nesile çok üzülüyorum.
devamını gör...
236.
felsefe , fizik , matematik
devamını gör...
237.
içerik olarak biyoloji (labaratuvar derslerine hep heyacanla girmişimidir, devlet okulu olduğundan pek bir şey görmedik ama hiç olmamasindan iyidir. bu arada benim ortaokulda notlarım berbattı(bir çok sebebi vardı, sağlık, zorbalık , devlet okullarındaki öğretmenlerin boşvermişligi, ilkokul öğretmenimin berbat olmasi vs)
yani ingilizce matamatik falan 05 di (100 üzerinden ama fen bilgisi 90 larda idi (en düşük 70 lerde olmuştur) . hatta şu anı hala aklımda, laboratuvar çıkışı fen bilgisi
hocası kadın bana aferin demişti. hala unutmadım. zaten şu an okuduğum lisans bölümü de biyoloji
dinleme olarak tarih(hani böyle güzel tarihi olaylar/savaşlar /kişiler vs var ya işte bunu dinlemeyi yada televizyonda bu konudaki belgeselleri severim çok detaya girmediği sürece. yani öyle bir olay ki tarihi hem seviyorum hem nefret ediyorum . ilgimi çeken güzel konular olmalı aksi taktirde en sevmediğim ders ama mesela lisedeki tarih öğretmenimin dersine girmek için bir çok şey defa ederdim.
felsefede güzeldi ama tam olarak adam gibi bir felsefe dersi görmedim ona üzülüyorum (sırf bunun için ileride felsefe okuyacağım maddi durumum ve çalışma koşullarım el verirse)
fizik bize gösterilen şekli ile berbat ama üniversitede (bkz: serway fizik) ile temelden fiziğe bakınca ve size gerçek fizik anlatılınca aslında sevimli güzel bir ders. ama tabi çok ayrıntısına girmesseniz yoksa karadelik gibi bir şey ve saçı kalan çok az fizikçi var. (ama fizikçileri ve fizik hocaları güzeldir severim. kimyacılar sıkıntı, hocaları bile bir garip bu kimyacıların. valla ısınamadım hiç kimyaya)
ayrıca görsel sanatlarda güzeldi, keyifli saatlerdi.
edebiyat dersleri genel olarak sıkıcı (özellikle lanet dil bilgisi) geçsede bazı dersler güzeldi yine hakkını yiyemem.
yani ingilizce matamatik falan 05 di (100 üzerinden ama fen bilgisi 90 larda idi (en düşük 70 lerde olmuştur) . hatta şu anı hala aklımda, laboratuvar çıkışı fen bilgisi
hocası kadın bana aferin demişti. hala unutmadım. zaten şu an okuduğum lisans bölümü de biyoloji
dinleme olarak tarih(hani böyle güzel tarihi olaylar/savaşlar /kişiler vs var ya işte bunu dinlemeyi yada televizyonda bu konudaki belgeselleri severim çok detaya girmediği sürece. yani öyle bir olay ki tarihi hem seviyorum hem nefret ediyorum . ilgimi çeken güzel konular olmalı aksi taktirde en sevmediğim ders ama mesela lisedeki tarih öğretmenimin dersine girmek için bir çok şey defa ederdim.
felsefede güzeldi ama tam olarak adam gibi bir felsefe dersi görmedim ona üzülüyorum (sırf bunun için ileride felsefe okuyacağım maddi durumum ve çalışma koşullarım el verirse)
fizik bize gösterilen şekli ile berbat ama üniversitede (bkz: serway fizik) ile temelden fiziğe bakınca ve size gerçek fizik anlatılınca aslında sevimli güzel bir ders. ama tabi çok ayrıntısına girmesseniz yoksa karadelik gibi bir şey ve saçı kalan çok az fizikçi var. (ama fizikçileri ve fizik hocaları güzeldir severim. kimyacılar sıkıntı, hocaları bile bir garip bu kimyacıların. valla ısınamadım hiç kimyaya)
ayrıca görsel sanatlarda güzeldi, keyifli saatlerdi.
edebiyat dersleri genel olarak sıkıcı (özellikle lanet dil bilgisi) geçsede bazı dersler güzeldi yine hakkını yiyemem.
devamını gör...
238.
matematik genelde kimsenin sevmediği derstir ama ben çok severim..
devamını gör...
239.
matematik ve tarih.
devamını gör...
240.
5 yaşında başlayan meteoroloji merakım nedeniyle coğrafya.
sayısal sınıfta coğrafya sınavlarının hepsinden 100 alan tek öğrenciydim.
sayısal sınıfta coğrafya sınavlarının hepsinden 100 alan tek öğrenciydim.
devamını gör...