evrende düzen mi yoksa kaos mu var sorunsalı
başlık "je-" tarafından 11.12.2020 01:35 tarihinde açılmıştır.
101.
descartes'çı düzenli perspektifin modern dünyada kaos çıkarmasının hikmeti nedir?
el-cevab: descartes'çı perspektif, 0 - 1 e -binary system- indirgeyerek ancak bulanık mantıkla anlaşılmaya müsait olan insanı ve insanla etkileşimi olan şeyleri anlamaya çalışır. ne yazık binary sistemi makine dilinde başarı gösterirken insanlarda büyük bir görüsüzlüğe sebep olur. insan doğasında yanlış (0) ve doğru (1) yoktur. yanlış, doğru ve onun ortasındakiler vardır. bunun gibi, doğada da kaos ve düzensizlik aynı anda bulunamazcılığa ihtiyacımız yok bu soruyu yanıtlarken.
ezcümle; doğanın işleyişi bir düzene sahip (deterministik gelişim) iken bozulması da aynı zamanda bir kaosa bağlıdır (entropy).
esenlikler...
el-cevab: descartes'çı perspektif, 0 - 1 e -binary system- indirgeyerek ancak bulanık mantıkla anlaşılmaya müsait olan insanı ve insanla etkileşimi olan şeyleri anlamaya çalışır. ne yazık binary sistemi makine dilinde başarı gösterirken insanlarda büyük bir görüsüzlüğe sebep olur. insan doğasında yanlış (0) ve doğru (1) yoktur. yanlış, doğru ve onun ortasındakiler vardır. bunun gibi, doğada da kaos ve düzensizlik aynı anda bulunamazcılığa ihtiyacımız yok bu soruyu yanıtlarken.
ezcümle; doğanın işleyişi bir düzene sahip (deterministik gelişim) iken bozulması da aynı zamanda bir kaosa bağlıdır (entropy).
esenlikler...
devamını gör...
102.
evren kaotiktir. kaosun içinde düzen yoktur. sistemli bir şekilde ağır ağır yörüngeden çıkıyor olmamız veya güneşin ömrünün yavaşça azalması bir düzen göstergesi değildir.
devamını gör...
103.
"i feel, i see, order in chaos and destiny
into eternity"
çevirisi: "hissediyorum, görüyorum; sonsuzluğa uzanan kaos ve kaderde bir düzen var"
keldian - starchildren
keldian bir nevi gönlümün efendisidir. kutsalımdır.
valla bu konulara hiç kafa patlatmam ama sağlam anarşistim. bu konuda bir şeyler ekleyeyim. kendi düşüncemdir.
"tanrısız bir düzen imkansızdır; kaossuz anarşi imkansızdır... aynı sığlıkta yorumlar... ikisi de mümkün bence."
into eternity"
çevirisi: "hissediyorum, görüyorum; sonsuzluğa uzanan kaos ve kaderde bir düzen var"
keldian - starchildren
keldian bir nevi gönlümün efendisidir. kutsalımdır.
valla bu konulara hiç kafa patlatmam ama sağlam anarşistim. bu konuda bir şeyler ekleyeyim. kendi düşüncemdir.
"tanrısız bir düzen imkansızdır; kaossuz anarşi imkansızdır... aynı sığlıkta yorumlar... ikisi de mümkün bence."
devamını gör...
104.
(bkz: düzenli bir kaos)
devamını gör...
105.
evrende her şey bir ölçü iledir. kaosu getiren insanoğludur.
devamını gör...
106.
devamını gör...
107.
bakış ve anlayışınıza kalmış. düzen ve kaostan ne anladığınıza kalmış. (kaosta bir düzendir çünkü.)
devamını gör...
108.
eskaza dünyaya meteor çarpsa bittik. bence kaos var.
devamını gör...
109.
kozmos kaostan ibarettir
devamını gör...
110.
bilimle ulaşabildiğiniz oranda kaotik olmadığını görebildiğiniz bir düzen var, ancak işleyiş sistemi öylesine büyük ve sonsuz ki, ulaştığınız her düzenin, sizi bir başka kaotik ortama savurduğunu görüyorsunuz.
devamını gör...
111.
evren kaotik, karmaşık ve sonsuzdur. ışık hızından bile daha hızlı bir şekilde genişlemeye devam eder.
devamını gör...
112.
kaosla başladı her şey.
sözlükte bile hep kaos var.
kaos evrendir.
birbirleri olmadan yapamazlar.
olsa ama bu kadar olmasa keşke. ben sevmiyorum. modumu düşürüyor.
sözlükte bile hep kaos var.
kaos evrendir.
birbirleri olmadan yapamazlar.
olsa ama bu kadar olmasa keşke. ben sevmiyorum. modumu düşürüyor.
devamını gör...
113.
her daim newton'la kedi-köpek gibi dalaşmasıyla ünlü sayın matematikçi leibniz'in bomba bir lafı vardı. "bir damla su, kendi içinde keşfedilmemiş dünyaların olduğu, ışık parıltıları olan ayrı bir evren barındırır" şeklinde. azcık daha cool yapmış olabilirim lafı. su damlası kısmı ve evren barındırmasına odaklanın siz. yani o su damlasına sonsuz derece yakından bakabilseydik, içinde sayısız canlı organizmalar, moleküler, ışık kırılmaları görürdük. bir mikro evrendir o.
kaos nedir mesela sevgili normaller? bir sistemin yaptığı hareketi öngörememek, o sistemin rastgele yönlere dağınık sıçramalar yapması, bu hareketlerin asla belirli bir düzene oturmamasıdır kaos. bir sistemin davranışını matematiksel bir diziye oturtup, "alın lan buldum, işte budur" diyememektir. laplace'ın şeker şeytanı, yani sistemlerin gelişiminin tamamen önceden belirlenemesi hadisesi, determinizm, tüm bunlar kuantum mekaniğinden sonra bitti malumunuz.
bu konuyu da nasıl kısa anlatacağım pek çözemedim ama deneyeceğim tüm z birliği için.
------
şimdi diyorlar ki bize amcalar, "kaosun içinde bir düzen, düzenin içinde bir kaos vardır."
bu goygoy var alemde senelerdir. çünkü birileri, bazı fizikçiler böyle bir basın açıklaması yapıp "taam bu böyle, kabul edeceksiniz, literatüre soktuk" diyor. bazı matematiksel ispatlarla da güçlendiriyorlar bu savlarını. aslında kendileri de bir arayış halindeler. sadece bilimi ya da hiçbir şeyi sorgulamadan giden ekşiciler bu konulara, "sus lan çomar, bilim ööle diyo ondan iyi mi bilcen" şeklinde bakıyor gördüğüm kadarıyla. tamam diyoruz biz de mecburen. velhasıl bu bilimsel sorgulama dediğimiz şey, armut değildir. armut meyvedir. bilim, devinim içinde olan bir abimizdir. bakmak lazım ona, inandığın temel fikirden yola çıkıp didiklemek lazım. bilim felsefesi ayrı konu, neyse..devam edelim. sesli düşünüyorum.
eğer kaos kendi yasalarına uymasaydı madde var olmazdı. bunu herkes tahmin eder. bu cepte. bunu aksiyom olarak görüyorum hatta ben.
küçücük bir su damlasında bile devasa bir düzen (mikro evren) saklı olduğu için, o damla var. leibniz'in demek istediği, microcosmos ve macrocosmos arasında, her daim bir ilişki olduğudur. dünyayı bir kum tanesinde arayın diyen ve adını unuttuğum amca da aynı şeyi demek istemiştir.
benim gibi bir sürü hayalperest meraklı amcanın hedefi: rastgeleselliği çözebilmek. bu mikro düzeyde ayrı makro düzeyde ayrı davranışların arasındaki düzeni bulmak. inancım budur. yanlış da olsa üzülmem. 8 gol yiyen kaleci gibi, "en azından çabaladık" derim.
bugün bir hava durumu bile, fiziğin senelerdir uğraşıp çözemediği bir olgudur, meşhur bir fenomendir, bayılarak izlediğinizi düşündüğüm back to the future serisinde de sık sık laf atılmıştır bu duruma. havanın bile sağı solu belli olmaz. o kelebek hep çin'de kanat çırpar nedense, los angeles'ı sel basar.
yani olay şu : evrenimizde farklı alanlarda, farklı zamanlarda, farklı tepkilere neden olan bir çok etkileşimli faktör mevcut. her seferinde ayrı etkileşim de alabiliyoruz. bunlarında bir nedeni olduğuna inanmanın, boş anlarda bu uğurda koşturmanın en basit nedeni, zamanda yolculuk edip hatalarımı düzeltmek gibi basit-çocuksu bir neden bile olabilir.
şu an standart modele tabiyiz. bize verilen kadarı ile, duyu organlarımız ve insan beyni ile inandığımız şey, belirsizlikleri matematiksel bir ifade ile kesinleştirebileceğimiz umudu.
kısaca schrödinger'in kedisi ölmedi. dimdik ayakta o. alacalı bulacalı iş yok orada ama şimdilik bulamadık, sorun bu. kediler ölmez beyler bayanlar. onlar bir şekilde sıçrar eder yaşar. ya bu işi bulacağız, ya da daha da sevdiğim bir olay olan paralel evrenlere zıplayacağız delikten (normal delik bu, terbiyesizlik yapmadım). kedilerin canlı olduğu her evrene damlayacağız. etherden enerji çekip, clk boğaziçi elektrik kurumuna bağlı kalmadan, şu bir türlü çözemediğimiz enerji işini çözeceğiz.
bu konu, fizikte geyiği çevrilesi en güzel konudur ayrıca. her ortamda gideri vardır.
denklemlere girersek, insan bilincinin karar alma mekanizmasına girersek tam kafa yakar. ek olarak saydım, 2003 yılından itibaren toplam 186 ayak fotosu aldım bu konuda konuşarak. bu açıdan da değerli bir konu. 186 dediğim çift ayak. aslında 372 ayak ediyor.
özet: düzenciyiz biz abi.
kaos nedir mesela sevgili normaller? bir sistemin yaptığı hareketi öngörememek, o sistemin rastgele yönlere dağınık sıçramalar yapması, bu hareketlerin asla belirli bir düzene oturmamasıdır kaos. bir sistemin davranışını matematiksel bir diziye oturtup, "alın lan buldum, işte budur" diyememektir. laplace'ın şeker şeytanı, yani sistemlerin gelişiminin tamamen önceden belirlenemesi hadisesi, determinizm, tüm bunlar kuantum mekaniğinden sonra bitti malumunuz.
bu konuyu da nasıl kısa anlatacağım pek çözemedim ama deneyeceğim tüm z birliği için.
------
şimdi diyorlar ki bize amcalar, "kaosun içinde bir düzen, düzenin içinde bir kaos vardır."
bu goygoy var alemde senelerdir. çünkü birileri, bazı fizikçiler böyle bir basın açıklaması yapıp "taam bu böyle, kabul edeceksiniz, literatüre soktuk" diyor. bazı matematiksel ispatlarla da güçlendiriyorlar bu savlarını. aslında kendileri de bir arayış halindeler. sadece bilimi ya da hiçbir şeyi sorgulamadan giden ekşiciler bu konulara, "sus lan çomar, bilim ööle diyo ondan iyi mi bilcen" şeklinde bakıyor gördüğüm kadarıyla. tamam diyoruz biz de mecburen. velhasıl bu bilimsel sorgulama dediğimiz şey, armut değildir. armut meyvedir. bilim, devinim içinde olan bir abimizdir. bakmak lazım ona, inandığın temel fikirden yola çıkıp didiklemek lazım. bilim felsefesi ayrı konu, neyse..devam edelim. sesli düşünüyorum.
eğer kaos kendi yasalarına uymasaydı madde var olmazdı. bunu herkes tahmin eder. bu cepte. bunu aksiyom olarak görüyorum hatta ben.
küçücük bir su damlasında bile devasa bir düzen (mikro evren) saklı olduğu için, o damla var. leibniz'in demek istediği, microcosmos ve macrocosmos arasında, her daim bir ilişki olduğudur. dünyayı bir kum tanesinde arayın diyen ve adını unuttuğum amca da aynı şeyi demek istemiştir.
benim gibi bir sürü hayalperest meraklı amcanın hedefi: rastgeleselliği çözebilmek. bu mikro düzeyde ayrı makro düzeyde ayrı davranışların arasındaki düzeni bulmak. inancım budur. yanlış da olsa üzülmem. 8 gol yiyen kaleci gibi, "en azından çabaladık" derim.
bugün bir hava durumu bile, fiziğin senelerdir uğraşıp çözemediği bir olgudur, meşhur bir fenomendir, bayılarak izlediğinizi düşündüğüm back to the future serisinde de sık sık laf atılmıştır bu duruma. havanın bile sağı solu belli olmaz. o kelebek hep çin'de kanat çırpar nedense, los angeles'ı sel basar.
yani olay şu : evrenimizde farklı alanlarda, farklı zamanlarda, farklı tepkilere neden olan bir çok etkileşimli faktör mevcut. her seferinde ayrı etkileşim de alabiliyoruz. bunlarında bir nedeni olduğuna inanmanın, boş anlarda bu uğurda koşturmanın en basit nedeni, zamanda yolculuk edip hatalarımı düzeltmek gibi basit-çocuksu bir neden bile olabilir.
şu an standart modele tabiyiz. bize verilen kadarı ile, duyu organlarımız ve insan beyni ile inandığımız şey, belirsizlikleri matematiksel bir ifade ile kesinleştirebileceğimiz umudu.
kısaca schrödinger'in kedisi ölmedi. dimdik ayakta o. alacalı bulacalı iş yok orada ama şimdilik bulamadık, sorun bu. kediler ölmez beyler bayanlar. onlar bir şekilde sıçrar eder yaşar. ya bu işi bulacağız, ya da daha da sevdiğim bir olay olan paralel evrenlere zıplayacağız delikten (normal delik bu, terbiyesizlik yapmadım). kedilerin canlı olduğu her evrene damlayacağız. etherden enerji çekip, clk boğaziçi elektrik kurumuna bağlı kalmadan, şu bir türlü çözemediğimiz enerji işini çözeceğiz.
bu konu, fizikte geyiği çevrilesi en güzel konudur ayrıca. her ortamda gideri vardır.
denklemlere girersek, insan bilincinin karar alma mekanizmasına girersek tam kafa yakar. ek olarak saydım, 2003 yılından itibaren toplam 186 ayak fotosu aldım bu konuda konuşarak. bu açıdan da değerli bir konu. 186 dediğim çift ayak. aslında 372 ayak ediyor.
özet: düzenciyiz biz abi.
devamını gör...
114.
115.
kaos. ama kaos duzen halinde.
yani kaotiktir evren ama bu kaos bi duzen halinde seyreder.
yani kaotiktir evren ama bu kaos bi duzen halinde seyreder.
devamını gör...
116.
ikisi de var evrende. çıfıt çarşısı gibi bir yer evren. insanoğlunun nedense her konuda var olan "bu böyleyse şu mutlaka şöyledir" saplantısı, bu konuyu da sulandırıyor. "yakışıklı mı olsun mert mi" sorusu gibi bu. birine sahip olan diğerine asla olamazmış gibi gündeme getirmek anlamsız.
fizik yasaları, evrende düzeni sağlayan şeylerin başında geliyor. birçok sistem kendi içerisinde bir düzen tutturduğu için işlemeye devam ediyor. dünya "bugün de jüpiter'in etrafında dolanayım" demiyor mesela. keşke deseydi. güzel manzaramız olurdu. ay da gücenmesin, onu da severus *.
ya da mesela galaksimiz "ben karar verdim, artık uzayda 2 milyon km/saat ile değil de 8 milyon km/saat ile hareket edeceğim" demiyor. herkesin yeri yurdu ve yolu belli. *
mikro sistemlerde de kendi içerisinde bir düzen var. atom dediğimiz şeyde proton ve nötronun, düğünde kimin masasında oturacağı belli. elektronlar düğüne alınmıyor mesela, o da belli. dışarıda takılmak zorunda kaldıkları için, durumlarına orbital diye havalı bir kelime uydurmuşlar.
böyle tek tek bakınca "evrende sadece düzen var, düzülen yok" gibi bir sonuç çıkıyor olsa da çok daha büyük ölçekte ya da daha da aşırı küçük ölçekte bakarsanız mevzuya, bu sefer de kaosu görürsünüz. nedir mesela; galaksi birleşmeleri. acayip bir ortam oluşuyor o süreç boyunca. yıldızlar, gezegenler ve hatta kara delikler bağımsızlığını ilan ediyor falan. daha da minnak boyutlara inerseniz, çat orada pıt burada ortaya çıkıp kaybolan, matematiksel olsa da iş gören sanal parçacıkları görüyorsunuz. garip garip işler dönüyor kuantumsal boyutlarda; tam bir kargaşa hakimmiş gibi bir görüntü. kaldı ki entropi ne diyor? düzensizlik sürekli artıyor. yani kaoslardan kaos beğeniyor evren aslında.
ne oldu şimdi sonuç? "ille de o ya da sadece bu" değil "hem o hem de bu" oldu. schrödinger'in kedisi ortama giriş yapmış gibi sanki. ikisi de var.
takmayınız kafanızı bunlara.
fizik yasaları, evrende düzeni sağlayan şeylerin başında geliyor. birçok sistem kendi içerisinde bir düzen tutturduğu için işlemeye devam ediyor. dünya "bugün de jüpiter'in etrafında dolanayım" demiyor mesela. keşke deseydi. güzel manzaramız olurdu. ay da gücenmesin, onu da severus *.
ya da mesela galaksimiz "ben karar verdim, artık uzayda 2 milyon km/saat ile değil de 8 milyon km/saat ile hareket edeceğim" demiyor. herkesin yeri yurdu ve yolu belli. *
mikro sistemlerde de kendi içerisinde bir düzen var. atom dediğimiz şeyde proton ve nötronun, düğünde kimin masasında oturacağı belli. elektronlar düğüne alınmıyor mesela, o da belli. dışarıda takılmak zorunda kaldıkları için, durumlarına orbital diye havalı bir kelime uydurmuşlar.
böyle tek tek bakınca "evrende sadece düzen var, düzülen yok" gibi bir sonuç çıkıyor olsa da çok daha büyük ölçekte ya da daha da aşırı küçük ölçekte bakarsanız mevzuya, bu sefer de kaosu görürsünüz. nedir mesela; galaksi birleşmeleri. acayip bir ortam oluşuyor o süreç boyunca. yıldızlar, gezegenler ve hatta kara delikler bağımsızlığını ilan ediyor falan. daha da minnak boyutlara inerseniz, çat orada pıt burada ortaya çıkıp kaybolan, matematiksel olsa da iş gören sanal parçacıkları görüyorsunuz. garip garip işler dönüyor kuantumsal boyutlarda; tam bir kargaşa hakimmiş gibi bir görüntü. kaldı ki entropi ne diyor? düzensizlik sürekli artıyor. yani kaoslardan kaos beğeniyor evren aslında.
ne oldu şimdi sonuç? "ille de o ya da sadece bu" değil "hem o hem de bu" oldu. schrödinger'in kedisi ortama giriş yapmış gibi sanki. ikisi de var.
takmayınız kafanızı bunlara.
devamını gör...
117.
o düzenin ve kaosun ortasında düzülen bizler varız.
devamını gör...
118.
herkesin anlayacağı şekilde yapılan bilimsel açıklama, evrenin kaotik bir düzene sahip olduğu yönünde.
ben bu açıklamanın oldukça yuvarlak ve kaçamak olduğunu düşünüyorum.
evrende özgürlük var. siyasal anlamda değil, felsefi anlamda özgürlük hakim. madde çeşitlerinin özgürlüğü varoluşu zorluyor değişmeye, gelişmeye, dönüşmeye ve hatta genişlemeye zorluyor. özgürlük yok ediyor, çökertiyor, var ediyor, birleştiriyor, ayrıştırıyor. özgürlük evrende olmayanı ve olmazı oldurmaya zorluyor koşulları.
bizim düşüncesine bile katlanamadığımız katışıksız özgürlük, evrenin en önemli özelliklerinden biri.
ha! insan da bu gerçekliğe özenip özgürlük anlayışını şekillendirmeli mi? arada sırada diyebilirim, sadece yerinde ve zamanında. çünkü maddenin özgürlüğü sistem ve düzen oluşturmaya da zorluyor bir şeyleri sürekli olarak. yapıtaşlarına bakarak : her şey özgür olmak amacına sahiptir demek, evrenin özgürlüğe olan yatkınlığını kaos olarak görmek kıytırıklığında olduğu gibi şu davranışa da benzer : "insan, kişi olarak korunma ve himaye edilme ihtiyacına olan yatkınlığından dolayı ait olmak nihayi amacına sahiptir!" böyle bir şey iddia edebilir miyiz?! aynı filozoflar bizi pataklar! pataklar!
iki yüzlü ya da kıytırık olmanın lüzumu yok. varoluşun ereği de sürekli olarak özgürlüğün tecavüzüne uğrar. yerinde ve zamanında özgür olmak zorunda olan madde her şeyin ereğini saptırabilir. ( ama bir düzen kurulurken katkıda bulunarak bir ereğin varolmasına ve de ayakta durmasına sebep olabilir. felsefe yaparken filozofa yakışır şekilde düşünmek gerekir. sakat mantıkla siyaset yapanların dünyayı getirdiği durum ortada. ne olduğunu bilmek ustalık olabilir ama ne olabileceğini düşünmek için gerekli en geçerli mantığa sahip olmak demek, kalifiye olmak demektir.)
ben bu açıklamanın oldukça yuvarlak ve kaçamak olduğunu düşünüyorum.
evrende özgürlük var. siyasal anlamda değil, felsefi anlamda özgürlük hakim. madde çeşitlerinin özgürlüğü varoluşu zorluyor değişmeye, gelişmeye, dönüşmeye ve hatta genişlemeye zorluyor. özgürlük yok ediyor, çökertiyor, var ediyor, birleştiriyor, ayrıştırıyor. özgürlük evrende olmayanı ve olmazı oldurmaya zorluyor koşulları.
bizim düşüncesine bile katlanamadığımız katışıksız özgürlük, evrenin en önemli özelliklerinden biri.
ha! insan da bu gerçekliğe özenip özgürlük anlayışını şekillendirmeli mi? arada sırada diyebilirim, sadece yerinde ve zamanında. çünkü maddenin özgürlüğü sistem ve düzen oluşturmaya da zorluyor bir şeyleri sürekli olarak. yapıtaşlarına bakarak : her şey özgür olmak amacına sahiptir demek, evrenin özgürlüğe olan yatkınlığını kaos olarak görmek kıytırıklığında olduğu gibi şu davranışa da benzer : "insan, kişi olarak korunma ve himaye edilme ihtiyacına olan yatkınlığından dolayı ait olmak nihayi amacına sahiptir!" böyle bir şey iddia edebilir miyiz?! aynı filozoflar bizi pataklar! pataklar!
iki yüzlü ya da kıytırık olmanın lüzumu yok. varoluşun ereği de sürekli olarak özgürlüğün tecavüzüne uğrar. yerinde ve zamanında özgür olmak zorunda olan madde her şeyin ereğini saptırabilir. ( ama bir düzen kurulurken katkıda bulunarak bir ereğin varolmasına ve de ayakta durmasına sebep olabilir. felsefe yaparken filozofa yakışır şekilde düşünmek gerekir. sakat mantıkla siyaset yapanların dünyayı getirdiği durum ortada. ne olduğunu bilmek ustalık olabilir ama ne olabileceğini düşünmek için gerekli en geçerli mantığa sahip olmak demek, kalifiye olmak demektir.)
devamını gör...
119.
kaosa eşlik eden ve ardından gelen bir düzen..
devamını gör...
120.
kaosun bile düzene hizmet ettiği akıl sınırlarını aşan bir desen var.
devamını gör...
