anlam aramadan yaşamaktır
devamını gör...
varlık ve yokluk arasındaki ince çizgi hayatın anlamıdır bana göre.
bütün dengelerin bir saniyede değişebildiği bir dünyada, ne kadar anlamlı, ne kadar anlamsız olabilir ki her şey? anlam, senin ona verdiğin anlam kadardır.
yaşanan hayatlara göre değişmez mi hayatın anlamı? doktorunki hayat kurtarmak, kunduracınınki ayakkabı boyadığında sevinmek, öğretmeninki, öğrencisinin öğrendiğini görmek, kimisi için ailesidir, kimisi için çocukları... bilinmeyenden gelip bilinmeyene giderken aradaki zamanı neye adadığındır hayat. hayatın anlamı ölüm' dür oruç aruoba. ölünce hayat anlamsızlaşır demek bu, öldüysek, hayatın anlamsız olduğuna kim karar verecek oruç ağabey?

hayatın anlamı hayatın kendisidir, bazı anlamları anlamak zaman alır, ve zordur da, bir mezarlığın önünden geçerken hayatın anlamsızlığını düşünebiliriz, ama haftasonu edilen geniş, güzel, sevdiklerimizle edilen bir kahvaltıda, kedimizi severken, deli gibi kitap kargosu açarken, gökyüzüne bakarken, ve bir mucizeye tanıklık ederken, sevilen bir filmi izlerken, tez yazarken, bir şeyleri başarırken, kendi başına dimdik durabildiğini kendine gösterirken, çocuklarımıza bakıp kendimizi görürken, kanseri yenerken, yoğun bir günün ardından aceleyle demlenmiş sıcacık çayı yudumlarken, en sevdiğimiz şiirleri okurken, ağlarken, gülerken, en sevilen radyocuyu dinlerken, birine yardım ederken, büyüdüğünü görür ve zamana göz kırparken, yaşarken, evet yaşarken, hayat hiç de anlamsız değildir.
anlamsız olan bizim anlamı olan şeylere ısrarla anlamlarını vermek istemeyişimiz...
otobüste kendi aralarında konuşan iki arkadaş vardı, genç kız; nasıl gidiyor hayat dedi.
arkadaşı dedi ki; yaşamaya çalışıyorum...
hem klişe gözüken, hemde asla klişe olmayan bir fiil değil mi, yaşamaya çalışıyorum...
hangimiz çalışmıyor ki...?

onlar otobüsten indi.
bense hayatın anlamı üzerine düşünmeyi bir sonraki durağa kadar devam ettirdim...

yaşamaya çalışarak...
devamını gör...
her insanın hayatında en az bir kere sorguladığı ama aslında tam olarak cevaplayamadığı nadide sorulardan. belki hayatı anlamlı kılanda bu arayış ve bu uğurda verilen mücadeledir.
devamını gör...
logoterapinin ana hatlarından biridir ve frankl şöyle açıklar.

bir doktorun bu soruyu genelgeçer bir ifade ile cevaplayabileceğinden şüpheliyim çünkü hayatın anlamı insandan insana, günden güne ve hatta saatler içinde değişebilir. o yüzden de önemli olan genel olarak hayatın anlamı değil, insanın hayatının verili bir andaki özel anlamıdır. bu soruyu genelgeçer bir şekilde cevaplamak, bir santranç şampiyonuna şunu sormaya benzer : "söylesene usta, dünyadaki en iyi hamle nedir?" bir oyundaki durumdan ve rakibin kişiliğinden bağımsız olarak belirlenebilecek en iyi hamle, hatta iyi hamle diye bir şey yoktur. aynısı, insan varoluşu için de geçerlidir. herkes hayatında tamamlanması gereken bir ödevi beraberinde getiren bir iş veya misyonla karşı karşıyadır. kimsenin yerine başkası geçemez ve kimse hayatını tekrar yaşayamaz. bu yüzden de herkesin hem görevi hem de bunu yerine getirmek için olanakları özgündür.

hayatta her durum, insana bir mücadele alanı ve çözülmesi gereken bir sorun sundukça hayatın anlamı değişebilir. temel olarak insanın kendine, hayatının anlamının ne olduğunu sormak yerine, bu sorunun muhatabımız kendisi olduğunu anlaması gerekir. herkes hayat tarafından bir sorguya çekilir ve hayatı sadece kendi hayatıyla, kendi sorumluluğuyla cevap verebilir. logoterapi, insan varoluşunun özünü sorumluluk duygusunda bulur.
devamını gör...
mezara girene kadar maçı devam ettirmek, hiç gol atamasan bile!
devamını gör...
anlamsızdır, şayet benim için. dünyaya çocuk getiren her ebeveyn katildir gözümde. çünkü doğduğun anda kendi ölümüne hazırlanıyorsun. kendimi bildim bileli varoluş acısı çekiyorum. en mutlu olduğum zamanlarda bile karşılaşacağım acıları düşünüyorum. doya doya yaşamak istediğim anlarda bile ölümün nefesini ensemde hissediyorum. birilerinin ölümüne şahit olmak adına yaşıyorum. bir zaman sonra kaybedecek olduğum her şeyin acısını, şimdiden içimde taşıyorum. her gün berbat bir alarm sesiyle güne uyanmak zorunda kalıyorum. aldığım her nefes beni yoruyor, o bile efor gerektiriyor. sürekli bir devinim, sürekli bir şeyler yapmak zorundasın. ortalama 80 yıllık ömrünün (ki o kadar yaşayabileceksem) 60 yılını, istemediğim insanların arasında yalnızca 3 kuruşa karnımı zar zor doyurmak adına çalışarak heba ediyorum. ve denk geldiğim döneme bak! ne bir kaliteli müzisyen, ne edebiyatçı, ne de sağlam bir aktör var! hepsi ben doğmadan gözlerini yummuş hayata. tek bir motivasyon kaynağım yok. her an daha da boka sarıyor. kusura bakmayın, kendimi kandıramam. hayat kısa ve kuşlar da ölüyor. umarım siktir olup gidebilme cesaretini kendimde bulurum yakın zamanda.
devamını gör...
olmak zorunda mı?

ya o anlamı bulamadıysa, suç kimin?

bir anlamı olsa bile biz insanların o anlamı anlayacağımızı zannetmiyorum.
herkesin anlam yüklediği ve anlam bulduğu şeyler başkadır, ve değişir. hayat turnusoldur.
devamını gör...
belirli bir anlamının olmamasıdır.
tıpkı şiir gibi. anlatılamaz. yaşanır sâde.
devamını gör...
kendine bir kez olsun yaşamının anlamı soran biri sanmıyorum ki bir daha arkasını dönüp gidebilsin. elbette ki yaşamına devam eder ama zaman zaman kendini bu soruyu kendine sorarken bulmaktan da kaçamaz. sürekli sorar durur. hayatın bizi bekleyen, kaçınılmaz olan ölümün yok edemeyeceği bir anlamı var mıdır, varsa bu nedir? ne istediğini kendisi de bilemez insan. ne yapması ve hayatını nasıl yaşaması gerektiğini bulamayarak kendini kaybolmuş ve keyifsiz hisseder. bir dönem yaşamdan soyutlanır belki. hayattan kaçıp uzaklaşmak ister ama yine de hayattan bir şeyler bekler, bekler, bekler...

bilemiyorum dostlar, varoluş sancısı çekip amerikan rüyasında yaşamayı düşleyerek de mutlu olunamayacağını düşünüyorum. bilim de bize yardımcı olamıyor ki bu konuda. bizlerin birer toz zerreciği olduğunu ve bu zerreciğin yapı taşının nasıl işlediğini açıklayabiliyor da niye işlediğini açıklayamıyor. tüm bunlardan sonra geriye yaşamak kalıyor, sadece yaşamak.. ama, nasıl yaşayacağımızı bilmeden.
devamını gör...
benim için iki kelimeden ibarettir.
(bkz: hayat güzel)
devamını gör...
yavaş yavaş olmadığına inandığım. somut olarak yok yani. her yaşımızda, her anımızda ayrı bir anlam yüklüyor, ayrı bir arayışta buluyoruz kendimizi. hepsinin toplamı da hayatın anlamı oluyor sanırım
devamını gör...
iyi bir insan olarak yaşamımı sürdürmek ve iyi bir insan olarak ölmek.
devamını gör...
bu ara düşğndüğüm hede. nedir lan bu hayatı anlamlı kılan şey? zaman öldürmeyi anlam sanmayın başkanlarım.
devamını gör...
buuurdayım*
birileri beni mi andı ?*
devamını gör...
hayatın anlamını sorgulayan kişi için bunu yapmayanlar karşısındaki duruşudur hayatın anlamı. iyi olmak mesela dünya üzerinde hiç bir canlının iyi olmak gibi bir derdi yoktur. bu dert insanı insan yapar.
yaptıysada hayatın anlamına ulaşıldı demektir..
devamını gör...
insan, hayatına sadece kendisi bir anlam kazandırabilir.
aksi halde dünyadan gelip geçen bir yolcu olarak kalır.
devamını gör...
son derece rölatif olan kavramdır. benim için kitaplarla dolu bir odaya gömülmektir (örnek), senin için sevdiğin insanla bir ömür geçirmektir, onun için gezmek tozmaktır. ayrıca işin tuhaf yanı, hayatımızın farklı evrelerinde farklı hayat görüşlerine sahip oluruz. dolayısıyla hayatın anlamı -sürekli aynı zaman aralıklarında olmamakla birlikte- devamlı değişir. sabit değildir, devinim halindedir. şems-i tebrizi’den alıntı yaparak bitirmek istiyorum: “hayatının altüst olmasından korkma, nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını.” bu sözden de anlarız ki hayatın bir gün altüst olursa, anlamı da altüst olur; değişir. hiçbir şeye dogmatik şekilde bağlı kalmayınız.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hayatta kalmaktır.
devamını gör...
gün içindeki duygu değişimlerine bağlı olarak sorgulanan. aldığın bir haber, yaşadığın bir olay, şahit olduğun bir davranış vs. özünde herkes aynı aynaya bakıyor ama gördükleri farklı. en mantıklısı bu anlam kargaşasına kapılmamak ki bu da bazen empati yoksunu olmaktan geçiyor.
devamını gör...
100.
sana buram buram saygısızlık yapılması ve sürekli üzmek olmamalı.
hayatın anlamı sevdiğiniz kişi ya da kişilerden sürekli darbe yemek hiç olmamalı.
mutsuzluk akıyor yüzümüzden ve bunların hepsi sizin yüzünüzden.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"hayatın anlamı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim