hayatın anlamı
başlık "buışıltılıhayatıbenseçmedim" tarafından 20.11.2020 23:24 tarihinde açılmıştır.
121.
iyi olmaktır. kalp kırmamak, hiç kimsenin hakkına girmemek, yalan söylememek, insanlara fayda sağlamak…aslında bütün dinlerin amacı da budur. önce kendine,sonra çevrene iyi olmak. kendisine faydası olmayanın kimseye faydası olmaz. iyi ol,mutlu ol.
devamını gör...
122.
insanlık tarihinde en gerçekçi ve ciddi sorgulamalarının disiplinel anlamlarda ancak 19. yüzyılda yapılabildiği anlam sorgusudur.
19. yüzyıl, pozitif ve sosyal bilimlerin en güçlü gelişimlerini kaydettiği bir zaman dilimidir ve bu bilimlerin elde ettiği sonuçlar, o güne kadar insanlığın ortak belleğinde tasarlamış olduğu evren kurgusunu pek de doğrulamıyordu.
o zamanlara kadar artık kapsamlı şekillerde kurumsallaşmasını tamamlamış organize dinler, edimlerini şekillendirecekleri ve uğruna yaşayacakları, sorgusuz ve öğretilmiş bir anlam veriyordu insanlara. bu anlam kadını, erkeği, aileyi tanımlamakla kalmıyor. onları yönetecek yöneticileri, tapınacakları kutsalları, uygulayacakları ritüelleri belirliyordu. söz gelimi avrupa'da, bırakın yasa ve politikaları, kilisenin rızası ve onayı dışında ticari faaliyetler bile yürütülemezdi.
19. yüzyıla gelindiğinde, yüzyıllık bu inançların hepsi tartışmalı duruma gelmişti. aslında insanlığın o güne kadar inanıp benimseyegeldiği olguların bir sanrıdan ibaret olma endişesiyle kitlesel bir travma etkisinde olduğu bile söylenebilir. öyle ki kierkegard, schopenhauer, nietzsche ile kimilerince artık "ateistik yüzyıl" olarak anılacaktı.
rus klasikleri de dahil olmak üzere tolstoy gibi yazarların, salt yazarlık dışında yarı filozofik kalemleriyle umutsuz anlam arayışındaki felsefi yanları ve en kült eserleri, bu dönemlerin ürünüdür.
onların "şudur" diye kesin bir şekilde göstermekten özenle kaçındıkları ama hayatlarımıza bizim kazandıracağımız bir anlam olmadıkça bir anlamının da olmayacağı şeklinde işaret ettikleri alt metinlere bugün bile erişip yolunu çizenler dışında, bu travmanın ve işin içinden çıkamayan büyük çoğunluk ise bu yüzyılın öncesindeki formuna geri döndürüldü.
bugün hala aramızdaki istisnai yaşamları saymazsak, toplumsal karakteristiğimizin bundan 200 yıl öncesinden bir farkı yok.
gariptir, 19. yüzyıldaki o ara dönemmde rahatlıkla tartışılabilen kavramların hemen hepsi, bugün kaskatı birer tabuya dönüşmüş durumda.
bugün tam da birilerinin istediği gibi seçimlerimizi, uğruna yaşayıp uğruna öleceğimiz şeyleri, kadınsanız sınırlarınızı, erkekseniz hüküm sahanızı, alttakileri ve üsttekileri hala bu yaşam formu belirliyor.
milyonlarca yıllık bir kainatta, tekrarı olmayacak kısacık yaşamınızın anlamını bulup hayatınıza katacak olan sizlersiniz.
bu anlamın da sizlerin de kimseye benzemesi gerekmiyor. kimseyi ikna etmeniz de gerekmiyor.
19. yüzyıl, pozitif ve sosyal bilimlerin en güçlü gelişimlerini kaydettiği bir zaman dilimidir ve bu bilimlerin elde ettiği sonuçlar, o güne kadar insanlığın ortak belleğinde tasarlamış olduğu evren kurgusunu pek de doğrulamıyordu.
o zamanlara kadar artık kapsamlı şekillerde kurumsallaşmasını tamamlamış organize dinler, edimlerini şekillendirecekleri ve uğruna yaşayacakları, sorgusuz ve öğretilmiş bir anlam veriyordu insanlara. bu anlam kadını, erkeği, aileyi tanımlamakla kalmıyor. onları yönetecek yöneticileri, tapınacakları kutsalları, uygulayacakları ritüelleri belirliyordu. söz gelimi avrupa'da, bırakın yasa ve politikaları, kilisenin rızası ve onayı dışında ticari faaliyetler bile yürütülemezdi.
19. yüzyıla gelindiğinde, yüzyıllık bu inançların hepsi tartışmalı duruma gelmişti. aslında insanlığın o güne kadar inanıp benimseyegeldiği olguların bir sanrıdan ibaret olma endişesiyle kitlesel bir travma etkisinde olduğu bile söylenebilir. öyle ki kierkegard, schopenhauer, nietzsche ile kimilerince artık "ateistik yüzyıl" olarak anılacaktı.
rus klasikleri de dahil olmak üzere tolstoy gibi yazarların, salt yazarlık dışında yarı filozofik kalemleriyle umutsuz anlam arayışındaki felsefi yanları ve en kült eserleri, bu dönemlerin ürünüdür.
onların "şudur" diye kesin bir şekilde göstermekten özenle kaçındıkları ama hayatlarımıza bizim kazandıracağımız bir anlam olmadıkça bir anlamının da olmayacağı şeklinde işaret ettikleri alt metinlere bugün bile erişip yolunu çizenler dışında, bu travmanın ve işin içinden çıkamayan büyük çoğunluk ise bu yüzyılın öncesindeki formuna geri döndürüldü.
bugün hala aramızdaki istisnai yaşamları saymazsak, toplumsal karakteristiğimizin bundan 200 yıl öncesinden bir farkı yok.
gariptir, 19. yüzyıldaki o ara dönemmde rahatlıkla tartışılabilen kavramların hemen hepsi, bugün kaskatı birer tabuya dönüşmüş durumda.
bugün tam da birilerinin istediği gibi seçimlerimizi, uğruna yaşayıp uğruna öleceğimiz şeyleri, kadınsanız sınırlarınızı, erkekseniz hüküm sahanızı, alttakileri ve üsttekileri hala bu yaşam formu belirliyor.
milyonlarca yıllık bir kainatta, tekrarı olmayacak kısacık yaşamınızın anlamını bulup hayatınıza katacak olan sizlersiniz.
bu anlamın da sizlerin de kimseye benzemesi gerekmiyor. kimseyi ikna etmeniz de gerekmiyor.
devamını gör...
123.
kör döngüdür: sen onu buluncaya kadar hayatın biter, ve bulup anlatırsan da sana kimse inanmaz.
devamını gör...
124.
efendim?
devamını gör...
125.
belki bulduk da anlamadık. belki bulamadık, arıyoruz. belki bulamayacağız da arayarak sadece tanrının işine yarıyoruz.
devamını gör...
126.
anlayabildiklerimiz kadardır.
devamını gör...
127.
hayatın bizden aldıklarının yerini doldurma çabası.
bütün hayatlar birbirine benzer ama hepsi birbirinden farklıdır, hayattan beklentiler de farklıdır, anlama anlam veren beklentilerdir belki de.
hiçbir şey beklemiyorsan anlamı yoktur, çok şey umuyorsan anlamı vardır. kimisinin anlamı çocuğudur, kimisinin mesleği, bir daha gelmeyeceği bu hayatı dolu dolu yaşamaktır bazısınınki.
galiba en çok neyi yitirdiysek anlamımız da o oluyor.
onu geri alma çabası.
bütün hayatlar birbirine benzer ama hepsi birbirinden farklıdır, hayattan beklentiler de farklıdır, anlama anlam veren beklentilerdir belki de.
hiçbir şey beklemiyorsan anlamı yoktur, çok şey umuyorsan anlamı vardır. kimisinin anlamı çocuğudur, kimisinin mesleği, bir daha gelmeyeceği bu hayatı dolu dolu yaşamaktır bazısınınki.
galiba en çok neyi yitirdiysek anlamımız da o oluyor.
onu geri alma çabası.
devamını gör...
128.
hayatın belli konularda farklı anlamı olabiliyor.
benim için çift olmak ile ilgili anlamı tam olarak bu filmdeki çifttir.
fazlaca normal iki kişi ama benzersiz bir ilişki...
ancak bu dinamiklikte bir ilişki yaşadığında hayattaki diğer şeylerle ilgilenmek daha ilgi çekici gelebilir gibi geliyor.
benim için çift olmak ile ilgili anlamı tam olarak bu filmdeki çifttir.
fazlaca normal iki kişi ama benzersiz bir ilişki...
ancak bu dinamiklikte bir ilişki yaşadığında hayattaki diğer şeylerle ilgilenmek daha ilgi çekici gelebilir gibi geliyor.
devamını gör...
129.
çok çok derin anlamlar aramıyorum.
azıcık gezip, tozup,gülüp, eğlenip, yiyip,içip iki evladımı büyüterek anılar biriktireceğim. birkaç doğum, birkaç ölüm göreceğim.kimsenin canını yakmazsam, 1 insanın bile hayatına dokunabilirsem de ne mutlu bana.
kader bu ya,yaşlanacağım, muhtemelen çirkinleşip öleceğim. sonra belki 4 belki 5 kişinin anılarında adım geçecek 10 sn kadar anılacağım.
bu saydıklarım en geç 30 yıla kadar gerçekleşmiş olacak. belki 30 yılı bile bulmaz.
bu yüzden bu kıymetli canımı ve hayatımı eften püften şeylerle ziyan edemem, canımı herşeye sıkamam.
azıcık gezip, tozup,gülüp, eğlenip, yiyip,içip iki evladımı büyüterek anılar biriktireceğim. birkaç doğum, birkaç ölüm göreceğim.kimsenin canını yakmazsam, 1 insanın bile hayatına dokunabilirsem de ne mutlu bana.
kader bu ya,yaşlanacağım, muhtemelen çirkinleşip öleceğim. sonra belki 4 belki 5 kişinin anılarında adım geçecek 10 sn kadar anılacağım.
bu saydıklarım en geç 30 yıla kadar gerçekleşmiş olacak. belki 30 yılı bile bulmaz.
bu yüzden bu kıymetli canımı ve hayatımı eften püften şeylerle ziyan edemem, canımı herşeye sıkamam.
devamını gör...
130.
yok. tekrar tekrar söyledik yoooooook.
devamını gör...
131.
hayatın anlamı olarak ifade ettikleriniz kurgularınızdır, gerçeklik kategorisinin dışında kalırlar. kurguladığınız anlam gerçek ile uyumlu olmak zorundadır, yoksa hayal kırıklığı hayatınızın kaçınılmaz parçası olur. buna rağmen gerçek sizin kafanızın içindeki öznel yorumlarınızla oluşturduğunuz kurguyla hiç ilgilenmemektedir.
bence hayat denilen şeyin, evrenimizin bir köşesinde, nokta kadar olmayan dünyamızda gerçekleşen küçük ve önemsiz bir pırıltıdan başka bir şey olmadığını kabul edin. yaşamın özel bir yanı yok. anlamı da yok.
bence hayat denilen şeyin, evrenimizin bir köşesinde, nokta kadar olmayan dünyamızda gerçekleşen küçük ve önemsiz bir pırıltıdan başka bir şey olmadığını kabul edin. yaşamın özel bir yanı yok. anlamı da yok.
devamını gör...
132.
önce inanç... niye, ne uğruna yaşadığını bilmek... sonra her vakit yanında olacak dostlarının olması. bu akşam bir daha emin oldum ki en iyi yaptığım şey güzel insanlar biriktirmekmiş hayatımda.
devamını gör...
133.
çıkmaz sokaktır.
sen onu arayıp buluncaya kadar hayatın çoktan bitmiş olur.
sen onu arayıp buluncaya kadar hayatın çoktan bitmiş olur.
devamını gör...
134.
çok fazla anlamda yüklememek lazım, her yüklediğin anlam yük gelir insana,
anı yaşamak gerek.
anı yaşamak gerek.
devamını gör...
135.
ben artık hayata anlam yüklemeyi bıraktım. anlam aramayın dolu dolu yaşayarak anlam katın.
devamını gör...
136.
genelde dinden imandan çıktıktan sonra, tanrıya karşı duyulan öfkenin de durulmasıyla ciddi anlamda üzerinde düşünülen bir konu.
devamını gör...
137.
anlamı falan yok bence iki gün sonra ölüp gidince ne anlamlı yaşadık be diyemiyoruz sonuçta
gelişine yaşayın gitsin ota b.ka anlam yüklemeyin artık
gelişine yaşayın gitsin ota b.ka anlam yüklemeyin artık
devamını gör...
138.
galiba anlam aramak hatalı bir şey. bunu ne kadar sindiremiyor olsak da. bir anlam varsa da bizim bilmemizin anlamı, önemi yok gibi görünüyor. üstümüze vazife olmayan bir şeyle uğraşıyoruz. zira şimdiye kadar milyarlarca insan patır patır ölüp gitti hiçbir şeyden haberi olmadan. kainatın hiçbir gücü de bunları "yav dur hele daha anlamı bulacaktın" diye durdurmadı. demek ki anlam bulmak genel akışta gerekli ya da önemli bir şey değil. puzzle ın bir parçası gibi görünmüyor.
anlam bulmak gibi bir görevimiz de yok. anlam bulduğunu iddia eden nice kişi de hep kendine göre kişisel anlamlar bulmuş. oysa bu yalnızca kişinin kendisini ilgilendirecek kadar öznel avuntulara sığınmaktan fazlasını umuyor insan.
ha bu demek değil ki anlam aramayı bırak keyfine bak. ne keyfi? burada bakılacak bir keyif de yok. her an yok olup gidebilme ihtimalim olan bir varoluşta her şeyi bırakıp keyfe bakmak nasıl bir aymazlık nasıl bir gamsızlık aklım ermez. varı yoğu sıkıntı. bizim tüm vazifemiz böyle boş beleş dolanıp ölmek. işte max anlam bu. bunun dışında hiçbir şey bizim sorumluluğumuz veya misyonumuz değil. misyonlar kendi uydurmalarımız. bu bakış açısı can sıkıyor fakat eldeki verilere göre vaziyet bu. boktan.
anlam bulmak gibi bir görevimiz de yok. anlam bulduğunu iddia eden nice kişi de hep kendine göre kişisel anlamlar bulmuş. oysa bu yalnızca kişinin kendisini ilgilendirecek kadar öznel avuntulara sığınmaktan fazlasını umuyor insan.
ha bu demek değil ki anlam aramayı bırak keyfine bak. ne keyfi? burada bakılacak bir keyif de yok. her an yok olup gidebilme ihtimalim olan bir varoluşta her şeyi bırakıp keyfe bakmak nasıl bir aymazlık nasıl bir gamsızlık aklım ermez. varı yoğu sıkıntı. bizim tüm vazifemiz böyle boş beleş dolanıp ölmek. işte max anlam bu. bunun dışında hiçbir şey bizim sorumluluğumuz veya misyonumuz değil. misyonlar kendi uydurmalarımız. bu bakış açısı can sıkıyor fakat eldeki verilere göre vaziyet bu. boktan.
devamını gör...
139.
ruh halimize göre değişir.
devamını gör...
140.
herkesin kendince bir cevabı vardır muhakkak ama esas mesele bu cevabın seni tatmin edip etmemesi bence, özellikle gelecekten ve insanlıktan ümidini kestiğin o an bile standart cevap işe yarıyorsa güzel ama yaramıyorsa büyük sıkıntı. yoksa herkes kendince hayatın bir anlamı olduğunu söyler, önemli olan o cevabı sindirebilmek.
devamını gör...