261.
çok okuyan insanlara çok saygı duyuyorum, zaten bu o insanların her şeylerine yansıyor. onlarla sohbet etmek de çok keyifli. tabii saçma sapan kitaplardan bahsetmiyorum ya da bu izlenimi vermek için uğraşan insanlardan.
devamını gör...
262.
gerçek hayatın tüm bktanlıklarından sıyrılıp kitapların dünyasına sığınmak...
işte gerçek terapi.
herşeyden vazgeçebilirim belki ama kitapsız asla.
işte gerçek terapi.
herşeyden vazgeçebilirim belki ama kitapsız asla.
devamını gör...
263.
maalesef eskisi kadar rağbet görmeyen bir aktivite. insanlar artık "nasıl da hiç kitap okumadıklarını" övünerek anlatabiliyorlar, gerçekten şaşırıyorum buna. eğer okuma alışkanlığınız azaldıysa bu büyük oranda üstesinden gelinebilecek ve düzeltilebilecek bir durum, bunda bir sorun yok tabii ki ama "yıllardır kitap okumuyorum, gerek de duymuyorum" denmesi ciddi anlamda abes geliyor bana. okumak, insanın soyut düşünme yeteneğini, hayal gücünü, edebi zevklerini ciddi anlamda olumlu etkiler ve hatta düzenli kitap okuduğunuzda kurduğunuz cümlelerin bile kalitesi, anlamı artmaya başlar. yani gerek duymuyorsanız, büyük ihtimalle gerek duyduğunuzun farkında bile olmayacak haldesiniz demektir.
devamını gör...
264.
müzik dinlemek, oyun oynamak ve dizi/film izlemekle birlikte kutsal dörtlümü oluşturan ibadetim. yalnız ben farklı bir mezheptenim zira e-kitap okuyorum ona göre.
devamını gör...
265.
sınava hazırlandığım için masmaalesef yapamadığım aktivite.
en son denemeler'i bitirip akıl ve tutku'ya başladım ama yarım kaldı, sanırım 1.5-2 aydır okuyamıyorum. ama kaldığım yer, karakterler ve olaylar dün gibi aklımda. çünkü jane austen mükemmel ötesi bir yazar. okutmuyor, yaşatıyor adeta. bu yüzden unutamıyorsunuz zaten. iyi ki de öyle.
en son denemeler'i bitirip akıl ve tutku'ya başladım ama yarım kaldı, sanırım 1.5-2 aydır okuyamıyorum. ama kaldığım yer, karakterler ve olaylar dün gibi aklımda. çünkü jane austen mükemmel ötesi bir yazar. okutmuyor, yaşatıyor adeta. bu yüzden unutamıyorsunuz zaten. iyi ki de öyle.
devamını gör...
266.
yeni bir şeyler öğrenmeyi veya wilyım şekspir'in dizelerinde veya büyülü gerçekçilikle yazılan kitapların cümlelerindeki olduğu gibi kelimelerin dansını izlemeyi sevebilir ve bundan anlık hazlar duyabilirsiniz, benim gibi.
ancak kitap okumak orta ve uzun vadede -özellikle de pragmatist bir bakış açısıyla kitap okumak hiç bir şeyi değiştirmiyor ve değiştirmeyecek zannımca.
ancak kitap okumak orta ve uzun vadede -özellikle de pragmatist bir bakış açısıyla kitap okumak hiç bir şeyi değiştirmiyor ve değiştirmeyecek zannımca.
devamını gör...
267.
hala ülkemde kitap okuyan insanlar endişeye mahal yok sizi arkeologlar bulacaklar.
devamını gör...
268.
herkesin zevkine uygun bir sürü kitap var, sadece hangisini ben seviyorum kısmını halletmek.. sonrası geliyor..
deneyin..
deneyin..
devamını gör...
269.
elzem bir eylemdir. bir insan kendi varlığının ve değerinin farkına varmak istiyorsa mutlaka bir şeyler okumalıdır.
devamını gör...
270.
bir toplulukta herkesin övdüğü veya önemine vurgu yaptığı konular genelde propagandadir. ha bu cümleyi mesela bir kitaptan okuduğum metnin sonucunda düşünmüştüm ama öyledir yani
devamını gör...
271.
son bir senedir o kadar az kitap okudum ki..
son bir iki haftadır toparladım. okuyabiliyorum.
ben huzursuz ve mutsuz olunca kitap okuyamıyorum.
son bir iki haftadır toparladım. okuyabiliyorum.
ben huzursuz ve mutsuz olunca kitap okuyamıyorum.
devamını gör...
272.
zulamda 25 kitap var su an. ben birkac ayda onları temizlerim simdi.
yasasın!
sonra da kutuphaneye sararım.
bizim burada cok cici bir belediye kutuphanesi var.
galp.
yasasın!
sonra da kutuphaneye sararım.
bizim burada cok cici bir belediye kutuphanesi var.
galp.
devamını gör...
273.
okuyoruz, hiç bırakmadık.
devamını gör...
274.
yahudiyi kıskandırırım o derece.
devamını gör...
275.
bir kaçış eylemi artık.
kaçış edebiyatı. o kadar iğrenç ki gerçek hayat bazen soyutlanmak gerekiyor.
kaçış edebiyatı. o kadar iğrenç ki gerçek hayat bazen soyutlanmak gerekiyor.
devamını gör...
276.
" 'niye kitap okumuyorlar?' demek 'niye piyano çalmıyorlar?' demek gibi bir şeydir. kafayı kitap okumaya alıştırmak parmakları piyano çalmaya alıştırmaktan kolay değildir. ona göre yetişmek, ona göre hazırlanmak lazım gelir."
reşat nuri güntekin
reşat nuri güntekin
devamını gör...
277.
halen daha bir insanın yapabileceği en önemli aktivite. dijital mijital, boşver. bişeyi öğrenmek istiyosan o konuda kitap okuman lazım. bitti !! geçmiş toplumların sosyolojik analizini yapmak sana bugünkü toplumu daha iyi anlamanı, daha doğru kişilerle daha doğru adımları atmayı ancak ve ancak kitap okuyarak öğrenirsin.
ınstagram ya da wikipedia ' daki bölük pörçük bilgi, bilmek değil. kapsamlı bilgi, zayıf, kuvvetli noktalarıyla salt bilgi, o bilgi nasıl oluştu, neye hizmet eder, ne nereye evrilir...bunlar uzun konulardır, bir instagram, bir twitter, bir wikipedia sana yardımcı olamaz, ancak bir kitap olabilir...zaten pekçok konuda bu bahsi geçen internet sayfalarında da " daha ayrıntılı bilgi için şu kitabı okuyun!" yazarlar.
kitap okuumadan bir konuyu kavramak mümkün değildir. kitaptan kurtuluş yoktur.
ınstagram ya da wikipedia ' daki bölük pörçük bilgi, bilmek değil. kapsamlı bilgi, zayıf, kuvvetli noktalarıyla salt bilgi, o bilgi nasıl oluştu, neye hizmet eder, ne nereye evrilir...bunlar uzun konulardır, bir instagram, bir twitter, bir wikipedia sana yardımcı olamaz, ancak bir kitap olabilir...zaten pekçok konuda bu bahsi geçen internet sayfalarında da " daha ayrıntılı bilgi için şu kitabı okuyun!" yazarlar.
kitap okuumadan bir konuyu kavramak mümkün değildir. kitaptan kurtuluş yoktur.
devamını gör...
278.
279.
bu aralar amber yıllıkalrını okuyorum ve söyleyeceğim şey ben bunu nasıl kaçırdım.
neyse e kitap okuyucu varda artık cebi ve çantayı delmiyor böyle kitaplar.
neyse e kitap okuyucu varda artık cebi ve çantayı delmiyor böyle kitaplar.
devamını gör...
280.
sanırım 5 yaşından beri okuyorum. babamın işi sebebiyle 2-3 yılda bir taşınırdık. gittiğim hiç bir okulda sınıf arkadaşlarım beni aralarına almak istemezlerdi. zira onlar tanışıp anlaşalı uzun zaman geçmiş olurdu. rus klasiklerini bitirdiğimde ortaokula yeni geçmiştim. yaşıtlarım ne yapıyor habersizdim. ailemde ben ne yapıyorum habersizdi. evdeki kütüphanede kitaplar bitince şehir kütüphanesine dadandım. kütüphaneciyle bazen almak istediğim kitaplar yüzünden anlaşamazdım, yaşın küçük derdi. yetişkinler 3 kitap alabilirken ben alamıyorum diye üzülürdüm. bir süre sonra kütüphaneci yaşıma rağmen bana 3 kitap vermeye başlamıştı. bu arada annem ve babam eve kitap aldıkça onları da okuyordum. elime geçen hemen hemen her kitap, dergi ne varsa okuyor, ilgimi çeken bir şey bulursam harçlığımla alıyordum. bu durum ben 35 yaşıma gelene kadar devam etti. yemek yaparken bile kitap okuyan beni gören eşimin bir gün şaşkınlık geçirip "soğan karıştırırken bile diğer elinde kitap okuyacağın kadar nasıl bir hikaye okuyor olabilirsin?" demişliği bile vardır.
35 yaşımda olduğumda dönemde bir gün daha önce okumuş olduğum bir rus klasiğinin orijinal çevirisini okurken beynimden vurulmuşa döndüm. kitabın sonunda yazar notunda sayfalarca bir kadının okumamasını dilediğini yazdığı, bunu hakaret olarak gördüğünü belirttiği, bu durumun kitabını ve onu kirleteceğini yazdığı sayfalar vardı. bir anda klasiklere karşı büyük bir soğuma yaşadım. evde duran klasik eserlerin bir kısmını hala okumuş değilim. bu süreçte asya edebiyatına yöneldim, ancak gördüm ki onlarda da sürekli kitaplarda kadın aşağılama sistematik ve düzenli olarak devam etmekte. modern edebiyat okumalıyım dedim onda da aynı şekilde erkek egosu dolu kitaplarla karşılaşmaya devam ettim. dünyada edebiyat neredeyse tüm tarihlerde zaten erkeklerin elindeyken neden bu derecede tepki vermeye başladığımı çözemedim. gerçek şu ki kitaplar bin yıllar boyu erkek bakış açısıyla yazılmış, erkek tarzı yazılmış, kitaplarda ana karakterler hep erkek olmuş ve ben ömrümün uzun bir bölümünü bunları okuyarak geçirmiştim. bunlar bana çok şey kattığı gibi aynı zamanda erkek egemenliğini bana manipüle etmişti ki ben 35 yaşımda buna ayılabildim. bu erkek egemenliği manipülesini yanlış anlayın da istemem, burada kastım erkek uludur, yücedir, erimdir, beyimdir olayı değil. bir alanı ele geçirmiş ve tüm klasik edebiyat eserlerinde erkeklerin dertleri, tasaları, çileleri varken; bizler okurken ana karaktere empati duyarken birden sahneye çıkan tasasız(!) nakış işleyen kadın erkeğe cahilce(!) cevap verir ve erkek karakterimiz nasılsa kadın(!) diye açıklama bile yapmaz.
yaşadığım topluma yabancıyım, etrafımdaki insanları çok boş görüyorum ve duygularını da saklayamayan biri olduğum için bazen "çok cahiliz gibi bakıyorsun.", "bizi bakışlarınla aşağılıyorsun." gibi cümleler duyuyorum. aslında amacım onları aşağılamak ya da küçümsemek değil. o an gerçekten dünyaya bakış açıları bana o kadar sığ geliyor ki, onlara o kadar uzağım ki ait olmadığım bir yerde ne işim var duygusu ile başbaşayım sadece. ben hiç bir yere ya da topluluğa ait hissetmiyorum ve bu durumdan rahatsız değilim. bir ara çok yalnız hissediyordum ama sonradan o duyguyu da etrafımdakiler ile aynı dili bile konuşmadığımı anlayınca yaşamaz oldum. ben ve onlar farklı dünyaları yaşıyorduk. ama içine girdiğim toplum sürekli olarak beni "entel" bulduğunu dile getiriyor(du). onlarla konuşacak ortak bir noktam yok ve havadan sudan konuştuktan sonra sohbetimi bitiriyorum. bu arada bu havadan sudan konuşma olayını da toplum normları gereği yerine getiriyorum, bana göre boş bir aktivite hatta zaman kaybı.
kitap okumak sizi bizim gibi ülkelerde toplumdan soyutlayıp, yabancılaştırabilir. bir süre sonra toplumdan çok farklı düşünseniz de ben gibi sorun yaşamamak adına mantıksız bulduğunuz eylemleri yerine getirir oluyorsunuz. karşılaştığım insanlar kitap okuduğum ve bunlardan sohbet açtığım için beni sıkıcı buluyor. ben onların ağa - mafya dizilerini dinlemeyi sıkıcı buluyorum. dedikodu yapmayı boş buluyorum. erkek muhabbeti yapmayı boşbuluyorum. çocuk muhabbeti, yemek muhabbetini sıkıcı buluyorum. ve görüyorum ki benim sıkıcı, boş bulduklarımı yapan insanlar hayatlarında daha mutlu ve topluma ait. burada yanlış bir şeyler var gibi duruyor değil mi?
yani kitap okumak sizi bireysel olarak geliştirir, ileri götürür vs. dışında yaşatacağı başka bir sürü etken daha var. yaşadığınız toplumun da kitap okuyup okumaması hayatınızın gidişatı ve sizin yaşam şeklinizi etkileyecek bir şeydir. anlattığınızı bile anlamayan, yaşadığınız hayatı "üzücü" bulan, herkesin evlenip çocuk yapması gerektiğine inanan ve bunu hayatın bir gayesi olarak gören, uzmanı okuyup bana bilgi veriyor benim okumama gerek yok diyen bir ülkede yaşıyorsanız hayatınız belli bir noktada bana göre daha zorlu olacaktır. benim gibi sohbet edecek birileri bulamayacak, tekrar kitap okuyacaksınız.
aklıma bazen okuduğum bir mangadaki bir bölüm geliyor. ana karakter nobel ödüllü bir yazar olmasına rağmen babası " beyninin içinde ürettiğin o pis hayalleri yazıp, kitap haline getirip, insanların zamanlarını çalıp onları manipüle ederek para kazandığın için senden utanıyorum. fantezi dünyandan iğreniyor ve gerçek hayata dönmen için baban olarak elimden geleni yapmaya devam edeceğimi söylüyorum.".
ben yine de kitap okumaya devam edeceğim gibi duruyor. *
35 yaşımda olduğumda dönemde bir gün daha önce okumuş olduğum bir rus klasiğinin orijinal çevirisini okurken beynimden vurulmuşa döndüm. kitabın sonunda yazar notunda sayfalarca bir kadının okumamasını dilediğini yazdığı, bunu hakaret olarak gördüğünü belirttiği, bu durumun kitabını ve onu kirleteceğini yazdığı sayfalar vardı. bir anda klasiklere karşı büyük bir soğuma yaşadım. evde duran klasik eserlerin bir kısmını hala okumuş değilim. bu süreçte asya edebiyatına yöneldim, ancak gördüm ki onlarda da sürekli kitaplarda kadın aşağılama sistematik ve düzenli olarak devam etmekte. modern edebiyat okumalıyım dedim onda da aynı şekilde erkek egosu dolu kitaplarla karşılaşmaya devam ettim. dünyada edebiyat neredeyse tüm tarihlerde zaten erkeklerin elindeyken neden bu derecede tepki vermeye başladığımı çözemedim. gerçek şu ki kitaplar bin yıllar boyu erkek bakış açısıyla yazılmış, erkek tarzı yazılmış, kitaplarda ana karakterler hep erkek olmuş ve ben ömrümün uzun bir bölümünü bunları okuyarak geçirmiştim. bunlar bana çok şey kattığı gibi aynı zamanda erkek egemenliğini bana manipüle etmişti ki ben 35 yaşımda buna ayılabildim. bu erkek egemenliği manipülesini yanlış anlayın da istemem, burada kastım erkek uludur, yücedir, erimdir, beyimdir olayı değil. bir alanı ele geçirmiş ve tüm klasik edebiyat eserlerinde erkeklerin dertleri, tasaları, çileleri varken; bizler okurken ana karaktere empati duyarken birden sahneye çıkan tasasız(!) nakış işleyen kadın erkeğe cahilce(!) cevap verir ve erkek karakterimiz nasılsa kadın(!) diye açıklama bile yapmaz.
yaşadığım topluma yabancıyım, etrafımdaki insanları çok boş görüyorum ve duygularını da saklayamayan biri olduğum için bazen "çok cahiliz gibi bakıyorsun.", "bizi bakışlarınla aşağılıyorsun." gibi cümleler duyuyorum. aslında amacım onları aşağılamak ya da küçümsemek değil. o an gerçekten dünyaya bakış açıları bana o kadar sığ geliyor ki, onlara o kadar uzağım ki ait olmadığım bir yerde ne işim var duygusu ile başbaşayım sadece. ben hiç bir yere ya da topluluğa ait hissetmiyorum ve bu durumdan rahatsız değilim. bir ara çok yalnız hissediyordum ama sonradan o duyguyu da etrafımdakiler ile aynı dili bile konuşmadığımı anlayınca yaşamaz oldum. ben ve onlar farklı dünyaları yaşıyorduk. ama içine girdiğim toplum sürekli olarak beni "entel" bulduğunu dile getiriyor(du). onlarla konuşacak ortak bir noktam yok ve havadan sudan konuştuktan sonra sohbetimi bitiriyorum. bu arada bu havadan sudan konuşma olayını da toplum normları gereği yerine getiriyorum, bana göre boş bir aktivite hatta zaman kaybı.
kitap okumak sizi bizim gibi ülkelerde toplumdan soyutlayıp, yabancılaştırabilir. bir süre sonra toplumdan çok farklı düşünseniz de ben gibi sorun yaşamamak adına mantıksız bulduğunuz eylemleri yerine getirir oluyorsunuz. karşılaştığım insanlar kitap okuduğum ve bunlardan sohbet açtığım için beni sıkıcı buluyor. ben onların ağa - mafya dizilerini dinlemeyi sıkıcı buluyorum. dedikodu yapmayı boş buluyorum. erkek muhabbeti yapmayı boşbuluyorum. çocuk muhabbeti, yemek muhabbetini sıkıcı buluyorum. ve görüyorum ki benim sıkıcı, boş bulduklarımı yapan insanlar hayatlarında daha mutlu ve topluma ait. burada yanlış bir şeyler var gibi duruyor değil mi?
yani kitap okumak sizi bireysel olarak geliştirir, ileri götürür vs. dışında yaşatacağı başka bir sürü etken daha var. yaşadığınız toplumun da kitap okuyup okumaması hayatınızın gidişatı ve sizin yaşam şeklinizi etkileyecek bir şeydir. anlattığınızı bile anlamayan, yaşadığınız hayatı "üzücü" bulan, herkesin evlenip çocuk yapması gerektiğine inanan ve bunu hayatın bir gayesi olarak gören, uzmanı okuyup bana bilgi veriyor benim okumama gerek yok diyen bir ülkede yaşıyorsanız hayatınız belli bir noktada bana göre daha zorlu olacaktır. benim gibi sohbet edecek birileri bulamayacak, tekrar kitap okuyacaksınız.
aklıma bazen okuduğum bir mangadaki bir bölüm geliyor. ana karakter nobel ödüllü bir yazar olmasına rağmen babası " beyninin içinde ürettiğin o pis hayalleri yazıp, kitap haline getirip, insanların zamanlarını çalıp onları manipüle ederek para kazandığın için senden utanıyorum. fantezi dünyandan iğreniyor ve gerçek hayata dönmen için baban olarak elimden geleni yapmaya devam edeceğimi söylüyorum.".
ben yine de kitap okumaya devam edeceğim gibi duruyor. *
devamını gör...
"kitap okumak" ile benzer başlıklar
e-kitap okumak
265
