yazar: sabahattin ali
yayım yılı: 1943
edebiyatımızın nahif yazarlarından biri olan sabahattin ali'nin özellikle son yıllarda fazlaca popüler olmuş lakin ''çok satanlar'' kültüründen uzak tutulup okunması gereken eseridir. popüler olması popülist, okunmaya değmez, sanat eseri olmadığı algısı yaratmamalıdır. edebi değeri, içeriği ve üslubu kaliteli bir kitabın ülkemizde karşılığının verilmesi nadir olsa da yerinde bir harekettir.
sabahattin ali'nin son romanı olan kürk mantolu madonna, çevresi tarafından alelade ve kendi halinde görülen raif efendi'nin, geçmişinde babasının isteği üzerine almanya'ya sabunculuğun tekniklerini öğrenmek için gitmesini ve oradaki saf aşk hikayesini anlatır. elbette anlatılan sadece aşk hikayesi değildir, bunu keşfetmek okuyucuya düşecektir.
yayım yılı: 1943
edebiyatımızın nahif yazarlarından biri olan sabahattin ali'nin özellikle son yıllarda fazlaca popüler olmuş lakin ''çok satanlar'' kültüründen uzak tutulup okunması gereken eseridir. popüler olması popülist, okunmaya değmez, sanat eseri olmadığı algısı yaratmamalıdır. edebi değeri, içeriği ve üslubu kaliteli bir kitabın ülkemizde karşılığının verilmesi nadir olsa da yerinde bir harekettir.
sabahattin ali'nin son romanı olan kürk mantolu madonna, çevresi tarafından alelade ve kendi halinde görülen raif efendi'nin, geçmişinde babasının isteği üzerine almanya'ya sabunculuğun tekniklerini öğrenmek için gitmesini ve oradaki saf aşk hikayesini anlatır. elbette anlatılan sadece aşk hikayesi değildir, bunu keşfetmek okuyucuya düşecektir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 14:42 tarihinde açılmıştır.
101.
bayağı sıkılarak okuduğum bir kitaptı instagramda kahveyle ojeli elleriyle parlaştılmış filtrelerle paylaşanlar eminim 10 sayfasından ileri gitmemiştir. romanın baş karakterinin işe yeni girmiş adamın ofiste tanıştığı yetenekli ve biraz ezik birisi üzerine olması da sıkıcı bulma sebeplerimdendir. hele ki aşk yaşadığı kadın en gıcık olduğum kadın örneklerindendir.
devamını gör...
102.
bir ara oku diye çok ısrar edilen ama aşk romanları okumadığımdan dolayı uzak durduğum kitap. pek emin değilim ama olayı biliyorum galiba. spoiler içinde anlatayım.
raif efendi bir resme aşık oluyor. o resimdeki kadın karşısına çıksa bile ben hayalimdeki bu resme aşığım size değil diyor. kadını reddediyor sanırım.
böyle bir şeymiş galiba. sonu nasıldır nedir bilmiyorum ama ilgimi asla çekmedi konusu. bu sebeple belki de okumayacağım tek sabahattin ali eseri.
ısrar eden kişi bayağı okutmak için uğraşmıştı ama pek de oralı olmadım. bir de okumam deyince aklı sıra üstünlük taslayanlar oluyor ya neyse.
raif efendi bir resme aşık oluyor. o resimdeki kadın karşısına çıksa bile ben hayalimdeki bu resme aşığım size değil diyor. kadını reddediyor sanırım.
böyle bir şeymiş galiba. sonu nasıldır nedir bilmiyorum ama ilgimi asla çekmedi konusu. bu sebeple belki de okumayacağım tek sabahattin ali eseri.
ısrar eden kişi bayağı okutmak için uğraşmıştı ama pek de oralı olmadım. bir de okumam deyince aklı sıra üstünlük taslayanlar oluyor ya neyse.
devamını gör...
103.
"insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense,körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ederler."
bu cümleyi okuduğum zaman, sanki yüzyıllık gerçeği daha yeni öğrenmiş biri gibi kitabı bir süreliğine bırakıp düşündüğümü ve buruk bir tebessüm edip,akabinde okumaya devam ettiğimi hatırlıyorum."
öyle gerçekten" demekten başka bir seçenek kalmıyor bize bu güzel tespit ve tabir karşısında.
devamını gör...
104.
geldi tipini miktiğimin pısırık rauf efendisi. maria puder gibi özgüvenli ne istediğini bilen kadın kimmm sen gibi ailesinin sözünden çıkamayan adam kim! aşka inancımı kaybettirdin bana ş.refslz. gözüm görmesin seni gece gece dellendim sana yine.
devamını gör...
105.
106.
ben bir çoklarının aksine bu kitabı beğenmekle beraber çok büyük hayranı olamadım. öykünün baş kahramanının ikircikli tutumu, nereye koyacağımı bilemediğim batı eleştrisi v.s . dostoyevski'nin beyaz geceleri'nin hayranı olarak * bu kitaba biraz düşük not vermeyi tercih ettim.
devamını gör...
107.
sonu biraz klişe bittiği için aşırı beğendiğimi söyleyemeyeceğim romandır. ama elbette en kötü ihtimalde bile çok iyi bir roman kürk mantolu madonna. romanın ana karakterini, çok da iyi hatırlayamamakla beraber pasif, toplum tarafından anlaşılamadığı için uyumsuz olarak etiketlenip dışlanmış bir karakterdi diye hatırlıyorum. o yüzden hayatı boyunca gerçek anlamda hiç sevilmediği ve anlaşılmadığı çok iyi betimleniyordu. kitabın yazarı sabahattin ali de gerçek hayatında halim biriymiş, bu ben de yazarın kendini o karakter üzerinden birebir anlattığı intibasını uyandırdı. çünkü gerçekten kalbi kırık olmayan, örselenmemiş biri öyle ince ruhsal betimlemeleri yapamaz diye düşünüyorum.
devamını gör...
108.
yukarıdaki yazarlara katılıyorum açıkçası..
kürk mantolu madonna'yı okurken ben de en çok raif efendi'nin pasifliği üzerine düşündüm. açıkçası onun biraz daha dominant, ne istediğini bilen ve bunun için mücadele eden bir karakter olmasını isterdim. hayatın karşısında daha fazla inisiyatif alan, kendi kaderini ve hatta kendisine inanan insanların kaderini şekillendiren biri olsaydı hikayenin etkisi benim için daha farklı olabilirdi.
ancak belki de sabahattin ali'nin başarısı da tam burada yatıyor. raif efendi bir kahraman değil. sıradan, çekingen, içine kapanık ve çoğu zaman hayatın onu sürüklemesine izin veren bir karakter. gerçek hayatta da böyle insanlar var. duygularını içinde yaşayan, fırsatları kaçıran, karar almakta zorlanan ve hayatının direksiyonunu çoğu zaman başkalarına bırakan insanlar...
bilemiyorum.. belki de romanın başarısı burdan kaynaklanıyor.sabahattin ali bize idealize edilmiş bir kahraman yaratmak yerine, toplumda sıkça karşılaşılabilecek bir insan portresi çizmiş.
kürk mantolu madonna'yı okurken ben de en çok raif efendi'nin pasifliği üzerine düşündüm. açıkçası onun biraz daha dominant, ne istediğini bilen ve bunun için mücadele eden bir karakter olmasını isterdim. hayatın karşısında daha fazla inisiyatif alan, kendi kaderini ve hatta kendisine inanan insanların kaderini şekillendiren biri olsaydı hikayenin etkisi benim için daha farklı olabilirdi.
ancak belki de sabahattin ali'nin başarısı da tam burada yatıyor. raif efendi bir kahraman değil. sıradan, çekingen, içine kapanık ve çoğu zaman hayatın onu sürüklemesine izin veren bir karakter. gerçek hayatta da böyle insanlar var. duygularını içinde yaşayan, fırsatları kaçıran, karar almakta zorlanan ve hayatının direksiyonunu çoğu zaman başkalarına bırakan insanlar...
bilemiyorum.. belki de romanın başarısı burdan kaynaklanıyor.sabahattin ali bize idealize edilmiş bir kahraman yaratmak yerine, toplumda sıkça karşılaşılabilecek bir insan portresi çizmiş.
devamını gör...

