341.
protesto nedir? nasıl yapılır? yasal bir hak mı? ne zaman yapılır? nasıl başarılı olur? kaç kişi katılırsa başarılı olur? gelin birlikte bakalım:


protesto, çoğu kişi için gürültü, kalabalık, polis barikatı gibi şeyler ifade eder. ama gerçekte protesto, bir halkın “yanlış yapıyorsun” deme hakkıdır. ve o hak kullanılmadığında, sadece siyaset değil, toplum da çürür.

birini cumhurbaşkanı seçtiysek, bu “5 yıl boyunca ne yaparsan yap” demek değildir. halk, yetki verir ama tapu vermez. o kişi anayasaya aykırı davranıyorsa, yolsuzluklara karışıyorsa, toplumu baskı altına alıyorsa, halk da ona “haddin değil” deme hakkına sahiptir. bu hak sokağa çıkarak, meydanlara inerek, yani protesto ederek kullanılır.

saraçhane protestoları tam olarak bunu hatırlatmıştır. anayasa ihlal ediliyorsa, bu halkın da ayağa kalkması meşrudur. çünkü protesto, anayasanın sessizce bağıran maddesidir.

türkiye cumhuriyeti anayasası madde 34 der ki:
“herkes, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

bu madde, sadece bir kağıt üzerinde kalmasın diye var. ve işte bu yüzden protesto, demokrasinin beşinci kuvvetidir. yasama, yürütme, yargı ve medya çöktüğünde geriye kalan tek denge mekanizması halkın kendisidir. o da protestoyla konuşur.

bazıları “seçim var ya kardeşim, sandıkla çöz” der. ama seçim bir yetki verme sürecidir. yetkinin kötüye kullanılması durumunda itiraz hakkı da gereklidir. yoksa seçilmiş her kişi kutsallaşır, dokunulmaz olur. bu da otoriterliğin başka adıdır.

tarihten örnek ister misiniz?
• arap baharı (2010): bir adamın isyanı bir kıtayı değiştirdi. diktatörlükler devrildi.
• finlandiya kadın hareketi (1906): binlerce kadının protestosu sonrası kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. bugün kadın temsili parlamentoda %47.
• amerika (1960’lar): siyahların otobüste “arkaya otur” zorunluluğu milyonların protestosuyla bitti.
• gezi parkı (2013): dört ağacın kesilmesiyle başlayan protesto, hükümetin iletişim tarzını ve toplumun siyasi farkındalığını dönüştürdü.

bunlar birer tesadüf değil. hepsi, halkın sesini yükselttiğinde nasıl sonuç alabileceğinin kanıtı.

peki bu protestolar neden işe yaradı?

çünkü yeterince insan sokağa indi. çünkü kararlıydılar. çünkü organizeydiler.

istatistikle konuşalım:
harvard profesörü erica chenoweth’in 323 büyük protestoyu incelediği araştırmaya göre, bir toplumun sadece %3’ü organize şekilde barışçıl protestoya katıldığında o hareketin başarı şansı neredeyse %100’e yaklaşıyor.
3 milyonluk bir şehirde bu 90 bin kişi demek.
85 milyonluk bir ülkede 2.5 milyon kişi.

kulağa çok geliyor ama değil. çünkü toplumlar değişim için çok kalabalık değil, çok kararlı olmak zorundadır.

türkiye tarihinde de bu hep böyleydi:
• 1997 susurluk protestoları: karanlık ilişkiler ifşa oldu.
• 2010 tekel direnişi: sendikal haklar geri alındı.
• 2021 boğaziçi protestoları: üniversitelerde liyakat yeniden gündeme geldi.
• 2023 saraçhane protestoları: halk, yönetime “anayasa senin oyuncağın değil” dedi.

protesto bir tercihten çok bir sorumluluktur. çünkü adalet çiğnendiğinde sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.

son söz:
protesto, devletin karşısında değil; devletin rotasında kalması için vardır.
çünkü iktidarlar halktan korkmazsa, hukuktan da korkmaz.
ama halk konuşursa, iktidar kulaklarını açmak zorunda kalır.
devamını gör...
342.
yarasalar kördür: aslında, yarasalar oldukça iyi görebilirler ve bazı türleri renkleri bile ayırt edebilir!
devamını gör...
343.
-112'yi arayıp, pratisyen hekim ile görüşme talebinde bulunabilirsiniz. bu durumda telefona pratisyen hekimi bağlar... lütfen kötüye kullanmayın. ilk yardım/gece hastalanan çocuk/bebek vb. için çok mükemmel,

-bir çok askeri malzeme eğer üretici `tahşiş` yapmadıysa: muadillerine göre hem daha dayanıklı hem daha işlevsel olur. örnek: palaska bir çok ilk yardımda da iş yapar, kemer olarak da , askı vd. hizmetlerde yapar... özellikle de eski tipleri bu tiplerden bahsediyorum
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
... kanamalı yaralanmalardan, kırık-çıkık, kas darbelerine vb. için kısa-ani müdahale imkânı tanır. kopan çantaya kolçak olur filân...bakın ön müdahale diyorum, yani 112'yi ararken bekleme süresinde ya da 112'ye ulaşamadığın durumda... müdahale: ani/acil/.... şeklinde sıralanır yani işin doğrusunu 112 bilir.

-keza kamp malzemeleri de görece daha dayanıklı üretilir.. ha ama askeri malzemeler gibi pek çoğu genelde işlevsel-dayanıklılık ön plân da olduğu için görece estetikleri düşük olur...

-koruyucu malzemeler... bunu yazık ki "onların döneminde ya yoktu ya yaygın değildi" anne-babadan miras kalan bir umursamazlık...her evde mutlaka olması gereken eşyalar: yangın söndürücü, duman/gaz dedektörü, eldiven (kesilmezi ayrı, koruyucusu ayrı, kaydırmazı ayrı), tam kapalı gözlük, kimyasal temizlik maskesi, temizlik/tamirat (ampül değiştirmek dahil) yaparken kullanın... temizlik yaparken hadi en azından toz maskesi kullanın.. evin temiz olması ya da sizin tozu/kimyasalı görmemeniz, hissetmemeniz olmadıkları anlamına da gelmiyor: (bkz: zeki müren'de bizi görecek mi?) meselesindeki zeki müren siz oluyorsunuz... ^^
--diğer noktada ergonomik koruyucu malzemeler... şimdi mavi yakalılar zaten umursamıyor ne yazık ki en azından bir çoğu da... ülkede beyaz yaka da mı umursamaz arkadaş? ilk aklıma gelenleri yazıyorum: hadi ergonomik okumaya burçtan/futboldan vakit gelmiyor , hadi ergonomik teknolojik ürünlere gücün de yetmiyor da "a-be can kardeşim" en azından bileklik, dizlik en azından haftada 2 gün en azından 2 saat kullan... kullan ki o kasların bir dinlensin.. hani mesainin bittiğini müdür/müşteri bilmez de kaslarda bilmiyor.. "mesai bitti biz de dinlenelim" demiyor o kaslarınız. kaslarınız hastalanmadan kullanın ki hastalık çıkınca genelde bir çoğu eski hâline dönmüyor ya da nüksediyor. (bkz: ergonomik ortopedik bileklik dizlik)

-mavi ışık gözlüğü... kaliteli olanlar, bak pahalı olanlar demiyorum; kalitelileri gayet iş yapıyor, göze direnç de yorgunlukta-baş ağrısında azalma da yapıyor. ben amazontr'den puanlarına göre tedarik ediyorum işte.

-termos meselesi.. soğudu/ılıdı dökeyim derdinde kurtarıyor... ziyanın önüne geçiyor... tadı bozuyor bazı içeceklerde... stanley/termos/contigo orjinal olduğu ve üretim hatası olmadığı son olarak da ağzını kapatırken özenli, kapattıktan sonra da kontrol ettiğin sürece yıllarca üzmezler.

-son olarak da alüminyum/plastik malzemeleri olabildiğince mutfağınızdan azaltmanızı öneririm. muhafazakar bir insan olmadım mutfak hariç. uzun uzun yazmaya da üşendim; en sağlıktan uzak ürünler bunlar böyle özetleyeyim.. tahtasından camına çeliğinden boruna kilinden porselenine... hepsi görece daha sağlıklı... sonra mide rahatsızlıkları yok efendim kanserler vb.. etmeyin ağalar! ^^ ha porselen/seramikte de boyada çakallık dönüyor da başka girdinin konusu...gümüş meselesi tartışmalı... sağlıksız diyen de var "gümüş çatal-kaşık takımıma hastayım" diyende... yoğun (?) kullanımda sağlıksızlığı tartışmasız ama işte yoğunluk göreceli de ben sokmam... bakır ha keza kalaycı tanıdığınız var mı? ^^o zaman mutfakta ne işi var?

*bonus: başta çoraplar olmak üzere etiket okuyup pamuk oranlarına bakın.. ha keza iç giyimde de... marka peşinde koşacağız, pahalıysa iyidir mantığından uzaklaşalı çok oldu.. aslında tüm kıyafetler için geçerli de işte ayak kokusu, genital (ki erkeğinde var, sadece kadın anlaşılıyor nedense) bölgelerinizdeki deri hastalıklarının bir kısmı bu yüzden işte.. mantık şu kadar basit pamuk oranı+->sağlık +, dayanıklılık-..yani sağlık ile dayanıklılık arasında pamuk özelinde ters orantı var. benim kişisel görüşüm: min %70. ideali %90... o aralıklarda gidiyorum çok zorda kalırsam %60.. bunun altı bana göre çöptür. imkânım olsa %90 üstünde gezinirim... önce sağlık kafasındayım.

**deri kullanımına karşı olsam da eldiven-bot da vazgeçemem: temel seviye deri bakımını öğrenin başta ayakkabı/bot gibi yere değenler olmak üzere mümkünse zeytinyağı/cila değilse de en azından nemli bezle kullanmasanız dahi silin. o ürün bi nevi yarı canlı... besleyici ürünlerle beslendiği sürece hem ömrü uzar hem dayanıklılığı artar... sonra durduğu yerde çatlayan deriye "nazar-dandik" diyorsunuz değil... 13 yıldır bakımını yaptığım ortalama markanın ortalama fiyatlı botu, sapa sağlam... dağ keçisi gibi kullanmama rağmen. ^^ çanta/cüzdan vb. dâhil... nemli bezle önce sil, kuruduktan sonra nemli bez ıslaklığında yağlı bezle sil... sendeki deri kadar olmasa da o da deri, önce kabasını al yani sonra bakımını yap, min 12 saat sonra da boyasını çek... cila varsa da boya üstüne min 1-2 saat sonra cila çek.. bak bakalım torununa kalmıyor mu orjinal deri? :) ha ben cilâ çekmem direkt nemli bez+zyağı+boya ile yaparım da doğrusu 4.kata cilâdır.. askerde öğretilen sistem de işe yarar. nemli bez, kurut, üstüne direkt boya: 5/7 gün yapman gerekir..

edit: ülkemizde en ihmâl edilen alanlardan biri de malzeme-materyal bilimi. mühendis değilim ancak basit düzeyine bile meraklıyım... mesela plâstik yapışır mı? iran yapıştırıcısı ile evet! anlatamıcam youtube'de vs. kullanımı vardır. ancak koruyucu ekipmansız: başta da maskesiz asla kullanmayın. buram burak kokar. kırılan plâstiklerin bir çoğunu tekrar kullanıma sunar.

son olarak da set üstü ocakları sunta/tahta dolapların üstüne koyanlarınızı görüyorum; allah size akıl koysun emi! bari aralarına mermer koy.. çok mu parasızsın, arada boşluk olmayacak şekilde fayans koy bari... ateş+sunta/tahta sence fazla riskli değil mi? ideali mermer..
devamını gör...
344.
halit ergenç ve bergüzar korel binbir gece dizisinde hem seneryo gereği hem de gerçek hayatlarında evlenmişlerdir.. bu evlilik türk televizyon tarihinde ilk kez bir dizinin bir bölümü canlı oynanarak, gerçekleştirilmiştir..
ferhat göçer bu evliliğe özel, bizim şarkımız isimli bir hit şarkı yazmış ve ilk kez bu dizide söylemiştir..
devamını gör...
345.
parfümü ne boyna ne kola, giyilen kıyafetin koltukaltı kısmına sıkınca terledikçe misler gibi kokusu yayılıyor.
devamını gör...
346.
ellerinize soğan, sarımsak, balık tavuk kokusu sindiyse limon ya da limon kabuğu ile ellerinizi silin. kokusu geçiyor.
devamını gör...
347.
nereye dönersen dön götün hep arkandadır
devamını gör...
348.
tarih okumak, tarihi bilmek.
devamını gör...
349.
ingilizce.
devamını gör...
350.
müzik notalarının şuan kullandığımız isimleri, 11. yüzyılda yaşamış din adamı ve müzik teorisyeni guido d’arezzo’nun isimlendirmenin aziz yuhanna ilahisinin ilk hecelerinden oluşmasını önerişinden kalması imiş.
devamını gör...
351.
bugün olduğum yerden üsküdar’a nasıl gideceğimi öğrendim. ikinci bir emre kadar unutmam inşallah.

emre kim tanımıyorum bu arada.
devamını gör...
352.
dünyanın en derin okyanus noktası pasifik okyanusu'ndaki mariana çukuru, en derin yeri challenger derinliği olmasına rağmen, yer çekirdeğine (ve merkezine) en yakın yüzey noktası arktik okyanusu'nun (kuzey buz denizi) tabanıdır.

sebebi ise dünyanın kutuplardan basık yanlardan şişik olması ve arktik okyanusu'nun kuzey kutbuna çok yakın olması.

yerin merkezine yakınlıklarına gelince:
arktik okyanusu tabanı (litke derinliği / molloy deliği): yaklaşık 6.353 kilometre,
mariana çukuru tabanı (challenger derinliği): yaklaşık 11 kilometre derinliğiyle dünyanın en derin noktası iken yerin merkezine yaklaşık 6.366 kilometre mesafededir.

rakamlar korkunç!
devamını gör...
353.
su tesisatında kullanılan boruların, konektörlerin ve diğer bağlantı parçalarının her zaman aynı marka olması gerekir. aksi halde, tesisat su sızdırmaya yatkın olur.
devamını gör...
354.
sadece anketin ve önermenin yürüdüğü bir sözlük cahilliğin merkezidir. cehalet bu tip şeylerden anlaşılır.
devamını gör...
355.
pilotların araba kullanmasının yasak oluşu. algılarımı bozuluyor? neden? diye aratıp, bulamayıp bu sonuca vardım. zaten pilotların şöförleri olacak kadar durumu vardır. mantıklı. ben şahsen araba kullanmayı psikopatlık seviyesinde sevdiğimden, vazgeçipte pilot olamazdım. bir ara ciddi ciddi hosteslik için gereken şartları okumuştum. boyum yetmedi diye başvuramadım. hüzüntü ve muz kabuğu…

ufkum açılamadı, açılmıyordu. açıl sesami.
devamını gör...
356.
toz alerjisine sebep olan şey tozun kendisi değil, tozda yaşayan akarların dışkılarıdır.
devamını gör...
357.
çaycıların "boş alma" gerekçesi kalan bardak sayısının yetersiz olması dır.*
devamını gör...
358.
çaycıların "erken boş alması" çayın soğuduğu anlamına geliyormuş.
devamını gör...
359.
charles darwin ve abraham lincoln aynı gün, yani 12 şubat 1809'da doğdu. yine aynı şekilde kadir inanır ve alla pugacheva da aynı gün, yani 15 nisan 1949'da doğdu.

josef stalin'in ilk karısı ekaterina svanidze 22 yaşında tifo nedeniyle hayatını kaybetti. ikinci karısı nadejda alliluyeva 1932'de genç yaşta (31 yaşında) intihar etti. resmi ölüm raporunda tabancayla intihar olarak belirtilmesine rağmen olayda şüpheler mevcut. ilk karısından doğan büyük oğlu yakov çugaşvili 2. dünya savaşı'nda almanlar'a esir düştü. sovyetler'in elinde esir olan mareşal friedrich paulus'a karşılık almanlar takas teklif etti. stalin bu teklifi; "bir teğmeni bir mareşalle değiştirmem" diyerek reddetti ve yakov esir kampında hayatını kaybetti. küçük oğlu vasily stalin alkolikti. stalin'in ölümünden sonra başta nikita kruşçev olmak üzere sovyet liderlerini eleştirmesi nedeniyle hapse atıldı. daha sonra affedildi. geri kalan hayatı hastane ve hapishane arasında geçti. 1962 yılında henüz 40 yaşındayken kazan'da hayatını kaybetti. tek kızı svetlana alliluyeva babasından o kadar nefret ediyordu ki onun değil, annesinin soyadını kullandı. 1967 yılında hindistan üzerinden amerika birleşik devletleri'ne iltica etti. 1970 yılında william wesley peters ile evlendi. 1978 yılında abd vatandaşı oldu ve adını lana peters olarak değiştirdi. 2011 yılında wisconsin'de hayatını kaybetti.
stalin ailesinden olup normal bir hayat yaşayan tek kişi, 1921'de evlat edindiği oğlu artyom sergeyev'di. sovyet ordusu'nda tümgeneralliğe kadar yükseldi. emekli olunca stalin ve 2. dünya savaşı hakkında 2 kitap yazdı. 2008'de moskova'da hayatını kaybetti.

fransa'da giyotinle yapılan son idam 1977'de, yani star wars'un sinemalarda gösterildiği yıl gerçekleşti. giyotini icat eden doktor joseph guillotin aslında idam cezasına karşıydı. aletin kendi adıyla anılmasından rahatsızdı. ölümünden sonra ailesi devlete başvurup ismin değiştirilmesini istedi. bu talep reddedilince çareyi kendi soyadlarını değiştirmekte buldular.

aleksandr sergeyeviç puşkin'in büyük dedesi abram gannibal afrika'dan kaçırılıp istanbul'da osmanlı sarayına getirildi. henüz çocukken rusya'ya gönderildi. deli petro'nun vaftiz oğlu olarak büyüyüp rus ordusunda generalliğe kadar yükseldi.

adolf hitler'in yeğeni william patrick hitler ikinci dünya savaşı'nda abd donanmasında görev yaptı ve savaştan sonra soyadını değiştirip amerika'da sessiz bir hayat yaşadı.

1790 doğumlu abd başkanı john tyler'ın torunlarından biri 2025 yılına kadar hayattaydı.

leonardo da vinci'nin 1502'de ikinci bayezid'e mektup yazarak haliç üzerine tek kemerli bir köprü yapmayı teklif etmesi, bu mektubun bugün topkapı sarayı arşivinde durması ve tasarımın beş yüz yıl sonra norveç'te küçültülerek yaya köprüsü olarak hayata geçirilmesi.

isaac newton'ın hayatının son otuz yılında kraliyet darphanesinin başında çalışması, kılık değiştirip meyhanelerde sahtekârların peşine düşmesi ve bunlardan birini darağacına kadar götürmesi.

marie curie'nin defterlerinin hala radyoaktif olduğu için kurşun kaplı kutularda saklanması ve okumak isteyenlerin koruyucu kıyafet giyip sorumluluk belgesi imzalaması.

violet jessop adlı bir hemşirenin titanic'in batışından, kardeş gemisi britannic'in batışından ve üçüncü kardeş olympic'in bir savaş gemisiyle çarpışmasından sağ kurtulması.

telgrafın mucidi samuel morse'un aslında ressam olması, karısı ölürken haberi ona günler sonra ulaştığı için hızlı iletişim üzerine kafa yorması ve telgrafı icat etmesi.

fyodor mihayloviç dostoyevski'nin zamanında idama mahkum edilmesi. idam mangasının karşısında sırasını beklerken çarın affıyla son anda hayatının kurtulması, bu anıyı yıllar sonra budala romanında prens mışkin'in ağzından neredeyse birebir anlatması.

osmanlı imparatorluğu'nun 1560'larda aceh sultanlığı'nın yardım çağrısı üzerine endonezya'daki sumatra adasına kadar gemiler, topçular ve ustalar göndermesi.

ikinci dünya savaşı'nda metal kıtlığı yüzünden oscar heykelciklerinin üç yıl boyunca boyalı alçıdan yapılması.

albert einstein'a 1952'de israil cumhurbaşkanlığının teklif edilmesi ve onun bu teklifi insanlarla ve resmi işlerle uğraşacak yatkınlığı olmadığını söyleyerek reddetmesi.

nazım hikmet'in büyük dedesi mustafa celaleddin paşa'nın aslında konstanty borzecki adında bir polonyalı soylu olması ve osmanlı'ya sığındıktan sonra fransızca kaleme aldığı eseriyle türkçülük fikrinin ilk kurucularından sayılması.

1911'de mona lisa louvre'dan çalındığında polisin sorguya çektiği şüpheliler arasında pablo picasso'nun da bulunması.

istanbul'da ilk matbaanın ibrahim müteferrika'dan iki yüz yılı aşkın bir süre önce, 1490'ların başında ispanya'dan kaçıp osmanlı'ya sığınan yahudiler tarafından kurulmuş olması.

122 yaşına kadar yaşayıp 1997'de ölen jeanne calment'ın 13 yaşındayken amcasının arles'daki dükkanında vincent van gogh'a boya satmış olması ve onu yıllar sonra pasaklı, kaba ve itici bir adam olarak hatırlaması.

fanta'nın, savaş yıllarında coca cola şurubunu ithal edemeyen alman şubesinin elde kalan malzemelerle ürettiği bir yedek içecek olarak nazi almanyası'nda doğmuş olması.

1989'da pepsico'nun sovyetler birliği ile yaptığı takas anlaşmasında on yedi denizaltı, bir kruvazör, bir firkateyn ve bir muhrip alması, yalnızca bu denizaltı sayısının o yıllarda hindistan'ın saldırı denizaltısı filosuna denk gelmesi ve şirketin gemileri hemen hurdaya çıkarması.

pringles kutusunu tasarlayan fredric baur'un vasiyeti üzerine küllerinin bir kısmının pringles kutusuna konularak gömülmesi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim