yaşadığım stresli ve sıkıntılı günler sonrası yakalandığım rahatsızlık. tam kurtuldum derken en beklenmedik anda geliyor.
devamını gör...
söylenememiş sözcüklere, bitmemiş kavgalara beynin yeter artık deme şeklidir.
derdiniz varsa, sorumlusuna gidiniz anlatınız, yok ben ona gidip ne anlatayım diyorsanız bir dosta gidiniz böyle zülüm yapmayınız kendinize.
devamını gör...
herkesin belli zamanlarda endişe, kaygı, ve panikle yoğrulmuş bir his yumağının içine atılma durumudur aslında. bu his kendimizi tehlikede hissettiğimizde, gergin ya da stresli olduğumuzda vücudumuzun gösterdiği doğal bir tepkidir.

aniden gelen ve düzenli şekilde devam eden panik veya gerginlik, korku hissiyle yaşanan bir anksyete bozukluğudur. fakat panik atak bozukluğuyla başetmeye çalışan bir kişi için stres, panik, korku, gerginlik, anksiyete gibi duyguları hem düzenli bir şekilde hemde çok fazla belirgin nedenler olmadan biranda yaşamaya başlar. bazen herhangi bir belirti göstermez.

panik bozukluğu panik atakla bağlantılı bir rahatsızlıktır. aniden ortaya çıkan ve tekrar eden panik ataklar, bu atakların sürekli gerçekleşeceği beklentisinin ortaya çıkardığı bir kaygı, travma ve panik atak anında gerçekleşen duygu bozukluğu durumu, vücudun yaşadığı ani değişikliklerden dolayı öleceğini ya da zarar göreceğini düşünme nedeniyle hayata tam ve doğru şekilde karışamama olarak gözlemlenen durumdur.

psikolojik bir rahatsızlık olmasının yanında kimyasal bir beyin olayı olarakta tanımlandırılır. tam olarak nedeni belli değildir aslında. tedavisi tabi ki mümkün. doğru ve düzenli bir yöntemle.

belirtilerini kalp kriziyle karıştıranlar vardır. ve o esnada kalp krizi geçirdiklerini düşünürler. kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı,
tansiyon yükselmesi, hızlı ve yüzeysel nefes alıp verme, baş dönmesi, bulanık görme, göz kararması, titreme, kan basıncında artma, kaslarda aşırı gerginlik, soğuk terleme, midede şişkinlik, sık idrara çıkma, bayılacakmış hissiyatı sıkça görülen belirtilerdendir. kişi vücudununun kontrolden çıktığını, kendi kendini yok edeceğini düşünür ve bu olaylar karşısında kişi öleceği ve aklını kaybedeceği korkusu gelişir. nefes nefese kalır açık havaya çıkmak ister bazende kendini hastaneye atar.

kapalı alan, açık alan, kalabalık yerler ya da bazen çok sakin yerlerde korku yaşayabilirler. tünel, köprü, otoyollar, asansör, tren garları, büyük marketler, sinema ve tiyatro salonları ani şekilde gelen bir panik atağa maruz bırakabilir kişiyi. bu ortamlardan kaçarlar ve kendilerini hergeçen gün kısıtlarlar.

bu aslında bir döngüdür. ve her geçen gün dahada artan dahada kısıtlayan bir döngü. kişi bunu içinde bulunduğu durum içerisinde ilginçtir ki farketmez. her geçen gün dahada yalnızlaşır, içine kapanır, kendini kısıtlar.

bir gün erkek arkadaşımla kalabalık bir caddeden geçiyorduk. eskiden ailesiyle orada yaşadıkları evi gösteriyor ve çocukluğuyla ilgili bazı şeyler anlatıyordu. biranda yüzünün şekli değişti ve hızlı nefes almaya başladı. sahile inelim dedi. yarım saat bir saat sonra eve gitmek istedi. o gece doğru düzgün konuşmadı benle. bir iki gün evden çıkmadı. sonra yeniden sahilde buluştuk ve üzerinde eşofmanlar vardı. ilginç bir şekilde bir daha hiç kot pantolon giymedi. o caddeye yakın yollara bile uğramadık hatta bana bile mesafeli davranmaya başladı.

bu biranda başlayan bir süreç değildi aslında. son 10 yılı buna benzer ama daha sakin daha pasif durumlarla geçirmiş. annesini kaybetmesi üzerine bu süreç hızlandı ve biranda kendini eve kapatmaya kadar gitti. aslında onun ki anksiyete kaygı bozukluğu yani ama tabi panik atak bu rahatsızlığın içine de harmanlanmış.

çocukluğunda ailesiyle yaşadığı bazı sorunlar, özellikle annesinin yüklediği kaygı durumları, anne babasının erken yaşta ayrılması, babasının sorumsuzluğu ve annesinin bu durum karşısında çocuklarına yaşattığı işkence gibi bir hayat. gerçekten akıl almaz yaşamlar var arkadaşlar.

bu rahatsızlıkların kökeni genelde çocukluk travmalarına dayanıyor. kaçımız tam manasıyla mutlu bir çocukluk geçirdik değil mi?

benim kafamı çok karıştırıyor bu durumlar. onunla yaşadığım 4 sene. benim ona destek olmak için uğraşlarım fakat sonunda benim desteğe ihtiyacım olması. bunun sonunda kendi çocukluğuma dönüp bakma ihtiyacı duymam. peki ama bu travmalar neden şimdi hortladı? düzgün psikolojiyi bile bozuyor bazı insanlar. altına çakıyor bir dinamit. bomm.

güçlü olma mı yoksa güçsüz olma durumumu mu? bunu da sorguluyorum. beynin bir oyunu bizi oyalama durumu. beynin düzgün işlemeyişi. artık düzgün işleyemeyişi. bunun için ciddi bir tedavi gerekli tabi. ama yine beyni kendini fazla ciddi olduğuna inandırmış insanı. ben güçlüyüm tüm bunlara gerek yok. ben zaten bunları biliyorum. peki ya çözüm? hah belkide egolu bir beyinin gerçekleri kabul etmeyişidir.

o günden sonra bana daha serin davranmaya başladı. aramızda sert diyaloglar gelişti. artık beni sevdiği için değilde bana ihtiyacı olduğu için yanımda olduğunu o kadar net hissettiriyordu ki bana, bu durum ben de değersizlik hissi oluşturdu. hah sonra bu duygunun çocukluğa dayandığını düşünmeye başladım. travmalara inmeye onları araştırmaya başladım. kendime cicik cicik travmalar geliştirdim. beni itmesi, bana mesafeli olması, bana sadece ihtiyacı olduğu zamanlarda ulaşması (evde yalnız kalmak zorunda kaldığı dönemlerde, onun çıkamayacağı gidemeyeceği alanlara gidilmesi gerektiğinde ya da buna benzer yetemediği alanlarda.) vsvs bendeki değersizlik hissini eşeledi durdu.

sağlıklı kalmaya hatta başka insanlara yardım etmeye çalışırken nurtopu gibi psikolojik rahatsızlıklarım oluşmaya başladı. oluştu. bunu çok erken fark etmem önlem almama ve kendi kendimi tedavi etmeye çalışmamda işe yaradı tabi. ama ciddi bir şekilde yıprandım bu süreçte. daha güçlü olmak için bazen birazda olsa hırpalanmak gerekir değil mi? hayat bize yeni yeni şeyler öğretmeye bayılıyor. bunu bazen yeni insanlarla yapıyor. her geçen gün daha güçlü olmamız için bizi zorluyor.

çok fazla uzadı değil mi? panik ataktan nerelere geldik. iyi ki de geldik. yine kendimi sorguladım ve yeni çıkarımlarda bulundum. umarım siz dede bu etki oluşmuştur. sevgiler...
devamını gör...
tedavi ve çözüm için şiddetle tavsiye ediyorum :
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
birkaç akademik kitap okuyarak atlattığım illet.
1- prof. dr. ertuğrul köroğlu/ kaygılarımız korkularımız nedir? nasıl baş edilir?
2- uzman psikiyatrist hasan durna/ kim korkar panik ataktan
3- hamdi kalyoncu/ ölüm korkusu ve panik atak
4- volkan ulusan/ elveda stres
özellikle bu sıralamayla okursanız da çok etkili olur. bende çok işe yaradı ilerde tekrar eder mi bilemem ama şu an iyiyim. umarım sizde de işe yarar.
devamını gör...
uzun zamandır uğraştığım hastalık beni tam bir ekg bağımlısı yaptı. acile gitmeden duramıyorum.ilaçlarla şimdilik iyi sayılırım. çok fena bir illet birazcık modunu düşürmeye gör hemen yakana yapışıyor meret nerden çıkacağı da belli olmuyor. en kötüsü delirme korkusuyla beraber gelen atak.zaman mekan algısı kayboluyor ter çarpıntı elin kalbinde ama o eşiği atlayamıyorsun.sonra acayip bir yorgunluk. bugün ilacımı içmeyi unutmamla şimdi de uğraştığım şey ayrıca.ne istiyorsun bizden kardeşim rahat bırak bizi.birine beddua etmek istiyorsanız bunu dileyebilirsiniz.yaşarken öldürüyor insanı. umarım bir an önce kurtuluruz.
devamını gör...
gerçekten bu hastalığa sahip olan insanların zorlu bir hayatı olduğunu düşünüyorum ama ve lakin bir de bu hastalığın adını ve hastalanma biçimini kullanarak insanların kendisine acımasını üzülmesini isteyen hasta ruhlular var.
allah asıl onlara yardım etsin.

benim panik atağım var.
bunu her ortamda söyler sahte panik ataklılar.
gerçekten bayılmazlar bayılma numarasını o kadar tekrarlamışlardır ki panik atağı gerçekten geçiren kişiden daha güzel panik atak geçirirler.

rabbim her iki kesime de şifa versin, zor.
devamını gör...
evde tek başına kaldığım bir zaman vuku bulan ataktır. kalp çarpıntısıyla uykumdan uyandıran illet , taşikardi ve nefes nefese kalmamla bilincimi kaybetme ve ölüm korkusu ile bayağı bir korkutmuştur. önceki ataklardan dolayı ölmeyeceğini bilmem atağı kolaylıkla atlatmamı sağlıyor ama o kalp krizi korkusu yok mu ? o yüzden kimsenin yaşamasını istemediğim bir hastalıktır.
devamını gör...
panik atak bazen miyokard infarktüsü ile karıştırılabilir, bu şekilde acilde vefat eden var.
dikkatli olmakta fayda var.
hastaların düzenli ilaç ve terapi alması önerilir.
tetikleyen faktörlerden uzak durabilirsiniz.
devamını gör...
bu tür insanların araba kullandığını düşünemiyorum.
devamını gör...
ilk ciddi atağımı bugün yaşadım, ellerim uyuştu. şimdi de kollara sıcak dalgalar gidiyor, tuhaf.
devamını gör...
öldürmüyor ama süründürüyor mübarek!
devamını gör...
ayran içince geçiyor
devamını gör...
yanında depresyon ve kaygı bozukluğu kombosuyla düşmanıma vermesin denen cinsten. 3. yılımızı dolduruyoruz. psikoterapi sürecindeyiz. fazla naz aşık usandırdı. niyetimiz medeni bir ayrılık.
devamını gör...
gereksiz düşüncelerin insanı esir almasi
devamını gör...
vücutta neler yaşandığını tam olarak bilmiyorum ama panik atak gerçirirken olan şeyleri biliyorum. panik atak olduğunu bilmediğimizden birçok test yaptırmıştık biz, eğer bunları yaşayan birisi varsa umarım faydalı olur ve panik atak geçirdiğini anlar. benim için iki çeşit panik atak var: sesli olan ve sessiz olan, tabi benim adlandırmam ile. insanlar genelde sesli olanı bilirler.
sesli olan daha kolay bence bir öfke patlaması eanasında, çok üzüldüğünde veya ağlarken oluyor. ilk önce nefesinizin hızlandığını hissediyorsunuz, hızlanıyor hızlanıyor hızlanıyor, kontrol edemiyorsunuz bu esnada nefesinizle doğru orantılı olarak kalbiniz deli bir hızla atıyor. olduğunda benim genelde odağım nefeste oluyor ve nefesinizin kontrolden çıkması cidden çok korkunç. nefesiniz hızlandığını anda atağım geldiğini anlıyorsunuz ve uzmanların panik atak geçirirken yapmanız gerektiğini söyledikleri şeyleri bu esnada yapmalısınız, kalbiniz hızlandıktan sonra istediğiniz kadar etraftaki nesneleri sayın, istediğiniz kadar elinizi açıp kapayın, istediğiniz kadar renklere odaklanın işe yaramıyor. bu sesli için de sessiz için de böyle aslında. neyse işte kalbiniz ve nefesiniz hızlanırken aynı anda bacaklarınızdan gücün çekildiğini hissediyorsunuz, ben daha önce hiç ayakta atak geçirmedim her seferinde oturuyor ya da uzanıyordum. ben genelde çöktüğümde ağlıyorsam daha şiddetli ağlamaya başlıyorum kontrol dışı ya da ağlamaya başlıyorum yine kontrol dışı. nefesiniz ve kalbiniz hızlanmaya devam edip ağlarken aynı esnada ayak ve el parmak uçlarınız ve kafanızın en üst kısmında başlayan bir uyuşukluk hissediyorsunuz. o uyuşukluk sonrasında atak devam ederse bütün vücudu sarıyor. ilk önce elleriniz ve çenenizi kasılıyor ve çevredeki insanlar dahi hareket ettirmekte zorlanıyor. daha da devam ederse tüm vücudunuz kasılıyor ve hareket etmeniz neredeyse imkansız hale geliyor. titremeyi söylemiyorum bile. tabi bu esnada kalp ve nefes olayı ve uyuşukluk devam ediyor. ben daha ilerisini görmedim şimdiye kadar. daha ileride ne olabilir hiçbir fikrim yok ama düşünmek dahi korkunç. atak sonrasında yorulduğunuzu hissediyor ve odaklanmakta güçlük çekiyorsunuz ama biraz kendinizi zorlarsanız integral dahi dinleyebilirsiniz yine de veriminiz %40 civarı olacaktır.
sessiz ise bu kadar şiddetli olmuyor ama bence daha kötü çünkü olmadan önce birkaç gün ya da sadece o günün başından itibaren güçsüz, yorgun baygın hissediyorsunuz. birkaç adımda dahi atarken çok yorulduğunu ve kalbinizin deli gibi hızlandığını hissediyorsunuz. kimseye açıklayamadığınız iğrenç bir yorgunluk. sadece uzanmak ve hiçbir şey yapmamak istiyorsunuz. hatta uyumak. uyurken rem evresinde geçici felçken zorla gözlerinizi açmışlar da hareket ediyorsunuz gibi gelebilir bazen hatta. yorgunluğun şiddeti de değişebiliyor gerçi bazen yorgunluk gibi değil de kırgınlık gibi oluyor ama işte nasıl olduğunu bilmediğiniz bir biçimde yorgunsunuz ve hayat devam ettiği için ilerlemeye devam ediyorsunuz. ani hareketlerde kalbiniz hızlanıyor ve 15 saniye kadar yere çökmek zorunda kalıyorsunuz yoksa mutlaka atak gelecektir ve seslideki kadar şiddetli olabilir ama seslide olduğu gibi durduramazsınız. odaklanmakta, anlamakta zorluk çekiyorsunuz atak olana kadar. depresyonla karıştırmayın ama neşelisiniz belki de ve bir şeyleri yapmayı siz de istiyorsunuz, ara sıra yorgunluğunuz geçebiliyor da yine de özellikle tek başınızaylrn odağınız sadece kendinizdeyken yani yorgunsunuz. zaten o yorgunluk size atağın gelebileceğini anlatıyor. yeterince dikkatli olursanız ve odağınızı vücudunuza vermezseniz atak gelmez ve yorgunluk birkaç gün içinde kaybolur. atak gelse de sesli kadar şiddetli olmuyor, yalnız durduramıyorsunuz. aynı olay örgüsüyle devam ediyor onun da atak anı.
biraz korkunç bir deneyim, atak anı için anlattıklarım bazen 2 bazen 3 bazen 5 dakika sürüyor. yanınızda insanların olmasını istemeyebilirsiniz ve öyle olsa da halledersiniz ama çevrenizde bir insan olsa iyi olabilir. psikiyatristim bana 250 mg selectra yazmıştı ve ilaç kullanırken yılda birkaç kere olan ataklarım haftada birkaç kereye kadar çıkmıştı. sonrasında randevu bulamayıp ilacı bırakmak zorunda kaldığımda atak sayımda öncesine kıyasla da gözle görülür kocaman bir fark oluştu. hatta yaklaşık 8 aydır tık yoktu, sadece tansiyonumun düştüğünde geliyor sanıyordum ama geçen gün tekrardan oldu. ilacı kullanmak iyi miydi kötü mü bilemedim. benim deneyimlerim böyleydi umarım faydalı olabilirim birilerine.
devamını gör...
panik atak krizimi tetiklediği için üstteki tanımı yarıda bıraktım maalesef. çok tuhaf ama beni panik atak hakkında konuşmak da etkiliyor. tek başıma uzun uzun bahsedebilirim, hiçbir sorun yok ama yaşayan biriyle bununla ilgili konuşunca soldan soldan geliyor çarpıntı marpıntı bir şeyler. sanırım ben empatik panik atağa sahibim ve bunu şimdi uydurdum.

geçen de dizi izlerken başıma geldi. karakter kaçırılıyor ve işkenceye maruz kalıyor. o sahneler beni o kadar etkiledi ki panik atak geçirdim. ertesi gün o sahneleri geçip izlemeye devam ettim. karakter de yaşadıklarından ötürü panik atak geçirmeye başladı.* haydaaa. bir de en sevdiğim karakter olduğu için çok etkilendim galiba.

zor bir illet. aylarca ortadan kaybolabilir, iyileştiğinizi zannedebilirsiniz ve sonra hiçbir şey olmamış gibi "hello yagamiii" diyebilir. size öyle demez tabii. bana adımla sesleniyor.
devamını gör...
allah kimseye vermesin çok fena bişey. 12 yıl aradan sonra yeniden geldi benimki de, yarın doktorla konuşacam, gece olup yatınca başlıyor cehennem.. gündüz olanı da mevcut. ne olsada ben buna dünyayı dar etsem diye bekliyor. hep tetikte..
devamını gör...
bilgisayarda dokunulmaması gereken virüslü dosyaya tıkladıktan sonra ekranda açılan sayısız pencere gibidir. onları kapatamaz, bilgisayarın kendisini toplamasını beklersin. mühim olan o dosyaya basmamak, imleci ona yaklaştırmamak ve dikkati başka yöne çekmektir.
devamını gör...
aman evlerden uzak dedirten ciddi bir hastalıktır.
yalnız kalmak istemezler sürekli bir sıkıntı halinde dolaşırlar kapalı ortamlarda rahat edemez ve ekseriyet ile her nerede yaşarlarsa yaşasınlar evlerine ya da r çocukluğunun geçtiği kendini güvende hissettikleri yerlere dönmek isterler. oldukça etkili ilaçları vardır fakat hasta iyileşmek için çaba göstermez ise doktorlar da yetersiz kalır.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"panik atak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim