161.
sevmediğim bir akrabamın taziyesinde gözümüz aydın demiştim.
devamını gör...
162.
bugun daha dogrusu sabah 6 civarinda whatsapp web uygulmasina giris yapmak icin bilgisayarı actim ardindan karekodu okutmak icin kafasozlugu acip ekrana tuttum.
devamını gör...
163.
eski kiracımızın kızının düğünü var oğluda çok yakın arkadaş. kapıda oturuyoruz kanki arabada alkol var git dedi. girdim arabaya 40 lı yaşlarda 2 kişi tanıdık içiyor. bizde demleniyoruz yarım saat geçti. bana dönüp
+ sen x teyzenin oğlusun dimi
- aynen x'in kızıyım
+ sen x teyzenin oğlusun dimi
- aynen x'in kızıyım
devamını gör...
164.
telesekretere ya da yemek siparişi verirken konuştuğun görevliye "görüşürüz" demek
devamını gör...
165.
normal şartlar altında bugün karne günü idi. son dakika değişikliği olmasaydı okula gelen çocuklar karnelerini alabileceklerdi. karne alacak olmanın sevinci ile okula gelen çocuklar alamayacaklarını öğrenince çok üzüldüler. baktım olacak gibi değil, çocuklar misler gibi giyinmişler "hadi gelin bu kadar hazırlanmışsınız fotoğraf çektirelim" demedim elbette. neden diyeyim?
"çocuklar madem bugün karne alamadık, hazır hava da sıcak ve anneleriniz sizi mis gibi giydirmiş hadi bahçeye çıkıp su savaşı yapalım." dedim. (akşam çınlayan kulaklarımın sebebi annelerin beni sevgiyle anmaları olabilir, kıhkıhkıh) anında o düşen yüzler gülümsemeye başladı ve acil durum dolabımdan çıkardığım balonları suyla doldurmaya giriştik. bu minik balonlar çok ince bir dokuya sahip bir yere çarptığı anda patlayıp içindeki suyu döküyor, bilirsiniz.
her neyse biz savaş boyalarımızı sürdük, bahçeye indik ve savaşa başladık. göz gözü görmüyor her taraf pus her taraf su. "yavrum, evladım öğretmene nişan alınmaz bak arkadaşın var vursana onu" diyorum yok. sudan çıkmış balık gibi üzerime gelen ordudan kaçarken bir de ne göreyim? kay-ma-kam.
evet şimdi gözümüzün önüne getirelim. çocuklara yalvarıp "beni vurma onu vur" diye bağırarak kaçan ve sırılsıklam olan öğretmen, peşinden sanki düşman koşturur gibi hücum borusu öttüren 13 tane yavru kuş, hepsi birbirinden ıslak.
evet, sevgili kaymakamımız okulun son haftası okulları ziyaret ederek çocuklara hediye bırakmaya gelmiş. bizim halimizi görünce "hocam hayırdır, iyi misiniz?" dedi. kendimi toplamama fırsat kalmadan "çok iyiyim, teşekkür ederim siz nasılsınız? hoş geldiniz." dedim. (bu sırada benimkiler durmuyor hala birbirlerini ıslatıyorlar, stajyere kaş göz el kol yapıyorum ama nafile. kime çekti bu çocuklar bilmiyorum ki!)
evet nerde kalmıştık? hah, kaymakam da iyi olduğunu söyleyerek "hocam bu su savaşı gibi oyunlar çocuklar için değil mi, çok yetişkin oyunu gibi durmuyor" dedi bana. bana bana, bihterine! zaten başımdan ayaklarıma kadar sırılsıklamım, zaten düzgün düşünemiyorum, zaten heyecan yapmışım ağzımdan bilinçdışı olarak şu cümleler döküldü: "yok kaymakam bey, oyun toplum içindir, ehehe. yani sadece çocuk için olsa sıkıcı olurdu di mi? ehehe." dedim. sanki tanzimat dönemi edebiyat dersi veriyorsun adama, evet deyip geçsene yok!
"iyi eğlenceler o zaman hocam, ben müdürün yanına geçeyim." dedi kaymakam bey. "bi balon da size verseydik" diyemedim, içimde kaldı.*
"çocuklar madem bugün karne alamadık, hazır hava da sıcak ve anneleriniz sizi mis gibi giydirmiş hadi bahçeye çıkıp su savaşı yapalım." dedim. (akşam çınlayan kulaklarımın sebebi annelerin beni sevgiyle anmaları olabilir, kıhkıhkıh) anında o düşen yüzler gülümsemeye başladı ve acil durum dolabımdan çıkardığım balonları suyla doldurmaya giriştik. bu minik balonlar çok ince bir dokuya sahip bir yere çarptığı anda patlayıp içindeki suyu döküyor, bilirsiniz.
her neyse biz savaş boyalarımızı sürdük, bahçeye indik ve savaşa başladık. göz gözü görmüyor her taraf pus her taraf su. "yavrum, evladım öğretmene nişan alınmaz bak arkadaşın var vursana onu" diyorum yok. sudan çıkmış balık gibi üzerime gelen ordudan kaçarken bir de ne göreyim? kay-ma-kam.
evet şimdi gözümüzün önüne getirelim. çocuklara yalvarıp "beni vurma onu vur" diye bağırarak kaçan ve sırılsıklam olan öğretmen, peşinden sanki düşman koşturur gibi hücum borusu öttüren 13 tane yavru kuş, hepsi birbirinden ıslak.
evet, sevgili kaymakamımız okulun son haftası okulları ziyaret ederek çocuklara hediye bırakmaya gelmiş. bizim halimizi görünce "hocam hayırdır, iyi misiniz?" dedi. kendimi toplamama fırsat kalmadan "çok iyiyim, teşekkür ederim siz nasılsınız? hoş geldiniz." dedim. (bu sırada benimkiler durmuyor hala birbirlerini ıslatıyorlar, stajyere kaş göz el kol yapıyorum ama nafile. kime çekti bu çocuklar bilmiyorum ki!)
evet nerde kalmıştık? hah, kaymakam da iyi olduğunu söyleyerek "hocam bu su savaşı gibi oyunlar çocuklar için değil mi, çok yetişkin oyunu gibi durmuyor" dedi bana. bana bana, bihterine! zaten başımdan ayaklarıma kadar sırılsıklamım, zaten düzgün düşünemiyorum, zaten heyecan yapmışım ağzımdan bilinçdışı olarak şu cümleler döküldü: "yok kaymakam bey, oyun toplum içindir, ehehe. yani sadece çocuk için olsa sıkıcı olurdu di mi? ehehe." dedim. sanki tanzimat dönemi edebiyat dersi veriyorsun adama, evet deyip geçsene yok!
"iyi eğlenceler o zaman hocam, ben müdürün yanına geçeyim." dedi kaymakam bey. "bi balon da size verseydik" diyemedim, içimde kaldı.*
devamını gör...
166.
yaş pasta üzerindeki sönen maytabı çıkartmak için soğumamışken tutmak.
devamını gör...
167.
saate bakmak için telefonu açıp sonra saate bakmayı unutmak.
devamını gör...
168.
birini birine benzetip tam 'nabıyon len burda' diyecekken o kişinin o kişi olmasığını anlamanız ayrıca o kişinin size bakması...
devamını gör...
169.
arkadaş grubuna atacağın mesajı öğretmenlerin bulunduğu sınıf grubuna atmak.
devamını gör...
170.
gece elektrikler kesilince cep telefonumun fenerini açıp dakikalarca cep telefonumu aramıştım:)))))))
devamını gör...
171.
hemen farkedilen salaklıklardır. mesela, eskiden dayım sigara almaya gitmişti, benim telefonum yok, bunun telefonu aldım bir şeyler yapayım dedim. ben o zamana kadar dokunmatik telefona dokunmamıştım, telefonu almışım mal gibi dokunuyorum. yemek yiyordum. bi döner vardı bir de su vardı. döner yerine su dolu bardağı alıp ısırmıştım. saniyelik salaklık bu işte. ama dişim de acımıştı. ama saniyelik. saniyelik acı.
devamını gör...
172.
dis fircasina macunu sıkacakken sıvı sabun sıkıyodum az kalsin
devamını gör...
173.
sürekli ve sürekli yaptığım şey. benim hayatım saniyelik salaklıklarla dolu.
devamını gör...
174.
10 saniye düşünsek * gerçekleşmeyecek olaylar.
cafeye girip 1 çay 1 kuşbaşı diye bağırmaktır.
yerine otur garson gelsin sakin sakin sipariş ver.
bre heyecan tillahi! nedir bu akıl almaz salaklık?
ama hala çok tatlıyımdır.*
cafeye girip 1 çay 1 kuşbaşı diye bağırmaktır.
yerine otur garson gelsin sakin sakin sipariş ver.
bre heyecan tillahi! nedir bu akıl almaz salaklık?
ama hala çok tatlıyımdır.*
devamını gör...
175.
cold brew yapmaya karar verip ocağa ısınsın diye su koymak.
devamını gör...
176.
navigasyonla bir yerden bir yere giderken son bir kaç km kala aynı şekilde yanlış yola sapmam.
her seferinde bir kaç km daha yolu uzatmama sebep olmam.
bunu erkekler yapınca sağında solunda kim varsa ona çekmiriyor* ben yapınca kendime gülüyorum.
kendimi az ciddiye alsam mı, kızsam mı kendime. yapmam mı bir daha diye düşündüm bir an.
boş ver be köylü, 3 günlük dünya arada da yoldan çık.
her seferinde bir kaç km daha yolu uzatmama sebep olmam.
bunu erkekler yapınca sağında solunda kim varsa ona çekmiriyor* ben yapınca kendime gülüyorum.
kendimi az ciddiye alsam mı, kızsam mı kendime. yapmam mı bir daha diye düşündüm bir an.
boş ver be köylü, 3 günlük dünya arada da yoldan çık.
devamını gör...
177.
telefona bakarken kendi kendine gülmek.karşıdan bakan icin oldukça salakça gelir.
devamını gör...
178.
okul müdürü okul temsilcisi seçimlerinde aday olmam konusunda beni odasına çağırmısti baya bi konuştuk ben tam çıkacakken hadi hocam öptüm demistim.
devamını gör...
179.
akışta kendi nickimi görmek, kim neyi yazmış kim beğenmiş diye tıklamak isterken parmağın bir alt satırda olan yılan başlığına yanlışlıkla dokunması, açılan sayfada ateist kaplumbağa'nın yılan hakkında yazdığını "ya ben bu adama nettim?" diye kendi adıma yorumlamak, sonra anlamak, ben salak olmak, çok gülmek..

devamını gör...
180.
birisi seni derin uykundan uyandırdıktan sonra,etrafı ve karşındaki kişiyi ilk defa görmüş gibi bakmak.beş saniye sonra heee ben bunu tanıyorum hissi.
devamını gör...