161.
sevgili günlük,
neden bu kadar güzel şarkılar var neden neden?
nasıl oluyor nasıl?
nnnnedddeeennn ve nnnaassssıll?

devamını gör...
162.
sevgili günlük,
sansür yasasının onaylanmasiyla karmakarışık hissediyorum dünden beri..içinden çıkılması zor,karanlık yerlere gidiyoruz..sonumuz pek parlak gözükmüyor anlayacağın. gereken tepkiyi de kimsenin göstermemesine ayrıca kızgınım. kimse mi demiyor bu hal nedir bir ekmek 8 lira olur mu bir kahve içmek lüksten sayılır mı diye ya ? cok uzgun,çok ofkeliyim hayatımın en güzel yillarini geleceğimi dusunerek geçirdim, geçiriyorum..zor zamanlar geçiriyoruz allah sonumuzu hayretsin
devamını gör...
163.
güzel bir iş görüşmesinin olumsuz geçmesi nedir bilir misin sevgili günlük. azıcık kalbim yaralı. hayırlısı olsun..
devamını gör...
164.
seninle dertleşmeye geldim sözlük. bu eylemi yapmaktan hep çekinmişimdir. şimdi seninle sevgili sıdıka’nın günlüğüyle dertleştiği gibi biraz laflayalım… önce biraz hayata dair konuşalım. yaşama dair hâlen bazı önemli beklentilerim olsa da bu yaşıma kadar olan süreçte hayattan büyük beklentilerin olmaması gerektiğini öğrendim. beklenti ne kadar büyük olursa gerçekleşmediğinde yaşanan hayâl kırıklığı da o kadar büyük oluyor. bazen hayatı akışına bırakınca pek çok şey düzelecekmiş gibi geliyor. bazen de güzel ülkemizde yaşanacağını umut ettiğim güzel zamanlar sanki hiç gelmeyecekmiş gibi geliyor. şöyle ki son yirmi yıldır ülkemizde yaşanan olumsuzlukları, kötülükleri düşününce çok defa umudumu kaybedecek gibi oluyorum. tıpkı zeki demizkubuz’un, “bu ülkeye ve bu hayata dair hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, artık bundan acı duymuyorum.” sözlerindeki gibi hissediyorum bazen. sonra bi silkeleniyorum. ne oluyorsun, kendine gel diyorum kendi kendime. bu güzel ülkenin ne zorluklardan geçerek kurulduğunu ve atamın, “umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. ben hiçbir zaman umudumu kaybetmedim” sözünün hatırlıyorum. atam en kötü şartlarda dahi hayata ve ülkemize dair umudunu hiçbir zaman yitirmedi, ben mi yitireceğim diyorum. ve bu yüzden bize umutsuzluk yakışmaz diye kendime telkinlerde bulunuyorum. bazen de şu mutluluk mevzusuna takılıyorum. mutluluk denen olgu aslında bir sabun köpüğü gibi değil midir sözlük? bi bakmışın var, bi bakmışın yok. tıpkı masallardaki gibi bir varmış, bir yokmuş… bunu idrak ettiğimden beri uzun vadede mutluluk planları yapmıyorum. her şey gibi mutluluk da anlık değil mi? yaşandı ve bitti… sonra iş hayatı var kafama takılan sözlük. bu konuda da işler şimdiye dek hiç istediğim gibi gitmedi, bundan sonra da gitmeyecek gibi geliyor. kafama takılan bir başka husus ise yalnızlık üzerine. yani artık bana öyle geliyor ki ben bin yıl yaşasam bin yıl da yalnız kalacakmışım gibi hissediyorum. kendimi bazı yerlere bazı değerlere ait hissederken herhangi bir kişiye ait hissetmiyorum, daha doğrusu hissedemiyorum. geçmişte güzel sayılabilecek ilişkilerim olsa da bu evrende benim payıma düşen yalnızlık gibi görünüyor. sanıyorum yalnızlık benim ruhumda var. sonra en çok kafama takılan ve bazen rüyalarıma giren bir şey var sözlük, o da ölüm… ne garip duygu şu ölmek. bir açıklaması vardır elbet. bazen bu mevzuya gereğinden fazla takılıyorum. sen gel dünyaya, doğ, büyü, yetişkin ol, yaşlan ve şu canım dünyayı terk et. hatta bazen bebekken, çocukken terk etmek zorunda kal güzelim dünyayı. bazen düşünüyorum da sonunda ölüm olan bir evrende bu kadar çaba, bu kadar hırs, bu kadar kaygı niye? topu topu yetmiş seksen yıl ya yaşarız ya yaşamayız. bu kadar sınırlı bir zaman için niye bunca kavga? sınırlı olan bir yaşam için bunca sınırsız hırs niye? tüm bunları düşününce sadece anın tadını çıkarmak geliyor içimden ve de mümkün olduğunca öyle yapmaya çalışıyorum. bazen de geçmişe çok takıyorum sözlük. nedendir bilinmez güzel olan her şeyin çok öncede kaldığını düşünüyorum. gelecekte asla eskisi gibi neşeli, sevinçli, huzurlu olamayacağız gibi geliyor. sonra çoğu zaman bu çağa ait olmadığımı da düşünüyorum sözlük. yani bilimin ve teknolojinin bize bu kadar hükmettiği, bizi tek tipleştirdiği bu çağa kendimi ait hissetmiyorum. belki birkaç asır, belki de birkaç bin yıl önce yaşamalıydım kim bilir…

kaygılar, hüzünler, korkular, acılar, stresler… şu kısacık yaşamda bizden çok şey alıp götürüyor sözlük.

bazen ne kadar kötü hissetsek de güneş mutlaka bir gün bizim için de doğacak sözlük. bu yüzden her şeye rağmen umudumu asla kaybetmeyeceğim.

zaman, zamana galip geldi…

takvimden bir yıl daha düştü bugün benim için sözlük. şairin değimiyle ortasındayım ömrün.

şimdi kulaklığımı takacağım, balkona çıkacağım, kendime bir doğum günü şarkısı açacağım gecenin karanlığında ve ayazında. yaşanan iyi ve kötü zamanlara bir sigara yakacağım ve anılarını yad edeceğim sözlük…
devamını gör...
165.
"senin taaaaaaaa..."
devamını gör...
166.
çok sevdiğim bir dostum var,kendisi şehir dışında yaşıyor. aramızdaki dostluktan eminim.fakat ne zaman mesajlaşsak mesajlarıma yaklaşık 5 gün sonra cevap veriyor. bazen umursamadığını düşünüyorum. 5 gün sonra cevap attığında çok yoğundum diyor ve bunu sürekli yapıyor ne yapmam gerek bilmiyorum yalnız bu durumdan sıkıldım. başlarda umursamiyordum ama kabak tadı verdi artık dostum.. ne yapmalıyım bilemedim.
devamını gör...
167.
sevgili günlük
bugün günlerden yine sevgilim
onu her geçen gün daha ne kadar sevebileceğimi aklım almıyor çok yoğun duygularım var ona karşı.
köhne duvarlarımın arasından, duygularımın enkazından beni bulutların üstüne taşımış olan sevdiğime karşı o kadar eksik hissediyorum ki çoğu zaman. insan hiç borçlu hisseder mi verilen sevgi karşısında?
tüm kötülüklerden soyutlayıp sadece ikimize ait bir dünya oluşturmak için elinden geleni yapması... hani yuvayı dişi kuş yapardı dedim kendi kendime asla yapamaz yuvayı dişi kuş bir karşılığı yoksa...
onun bana hissettirdikleri bunlar da ben hiç mi bir şey hissettirmiyor un acaba diyorum bilemiyorum. onu tüm herkese anlatmak istiyorum. bu huyum küçüklüğümden beridir var. hep beğendiğim hoşuma giden bir şeyi tüm herkese anlatırım. bu sefer farklı biraz durum. herkese anlatmak isterim ancak az da kimseye anlatamayacak kadar seviyorum onu. çok büyük bir kıskançlığım olmadı yalnız bir şairin de dediği gibi "saçın yüzüne değse telini kıskanırım..."
öyle işte benim sevdiğim. birkaç kelimeyle anlatılamaz ama her gün yazabilirim günlüğüm sayfalarına onu.
o hayatıma girdiğinden beri tüm menfi duygularımdan uzaklaştım ben. onun gelişiyle ben iyi oldum. o benim yoldaşım, sırdaşım, arkadaşım, mutluluğum, dostum, her zerrem...
beni tamamlayan diğer yarım o...
bir şeyi çok iyi biliyorum ki kimse bana onun baktığı gibi bakamaz. öyle güzel bakıyor ki... insan hiç ister mi bir çift gözde kaybolmak? evim kelimesi dört duvar değilmiş bir yerden sonra anlamaya başladım. evim dendiğinde çatısı bulunan dört duvar değil de sadece biri , o kişi, geliyor ise aklına mutluluğu yakalamışsındır en güzel yerinden.
eğer bir evin varsa ve o evde hayatın varsa hiçbir şeyin önemi yoktur artık. ne bir şeye ihtiyacın olur ne de kimseye, herkes senin için zayidir.

iyi ki yuvam, evimsin...
devamını gör...
168.
sevgili günlük
bu kız artık sevmek sevilmek ve birinin gözlerine aşkla bakmak istiyor. lütfen sesini duy ve ona cevap ver
devamını gör...
169.
yazarın #2516253 gibi tanımlarını her gördüğümde aklımda canlanan o görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
170.
meraba televole sözlük. beni hatırlıyor musun acaba. ankarayla bozuşurken sevişmeye de başladım gibi. bi süre ölme planım yok. (bu her metroda trenin önüne atlama isteğimin olmadıgı anlamına gelmiyor)
bu kadar yeter şimdilik öpt bb.
devamını gör...
171.
artık sana değil orijinal bir deftere güzel bir kalemle falan yazmak istiyorum.
devamını gör...
172.
çok şükür bugünde lafımızı koyduk bana koymadığı sürece artık kim nasıl yaklaşıyorsa öyle davranıyorum.yani karşılarında adeta bir ayna mevcut umarım kimse kırmaya kalkışmaz.biraz böyle olmayı istiyorum çünkü.insanlardan sıkıldım, sıktılar.
devamını gör...
173.
bugün de sevilmedik. kimse bizim yerimize halletmesi. saçımız okşanmadı. bugün de başımızı bir omuza yaslayamadık. ve yine tüm birikenlerin üstüne, gidip babasızlığımıza ağladık.
devamını gör...
174.
sevgili günlük, birkaç gündür rehberimde kayıtlı olmayan numaralardan iş teklifleri ile ilgili mesajlar geliyor. beni tuzağa düşürmek istediklerinden emindim. çünkü işi gayriresmi halletmek istiyorlar tabiri caizse faturasız...
çünkü acemi tuzakçılar ısrarlı olur. bir konu da çabuk zafere ulaşmak için ısrar ederler. bugün tuzakçı hanımefendilerden biri profil fotoğrafını değiştirdi.
profil fotoğrafınız ne kadar güzel siz misiniz dedim.
evet benim dedi :d fotoğraftaki hanımefendi aydan şener idi. bu kadar acemi tuzak kurmak ve beni bu tuzağa düşürmek istemek benim aklıma hakarettir. gerçekten bu tuzağa düşeceğime inananlar beni üzdü. daha kaliteli olmalılar ben onu hak ediyorum.

edit: belki de onları yakalayacağımı biliyorlardı. amaç buydu. acemi tuzak adamısın bu kadarlıksın diye hakaret de etmiş olabilirler. eğer böyleyse küserum :(
devamını gör...
175.
ilkokulda ve ortaokulun başında günlüğüme yazdığım ibare. şu an bana çok itici geliyor.
devamını gör...
176.
26 yaşımda yeni bir yerde yeni bir başlangıç yapmıştım. sonra kimsenin cesaret edemediği, kaybetmesi yüksek riskli bir ticari girişimim oldu. kazandım. her geçen gün kaybetme riski çoğalsa da kaybetmeyi göze alarak devam ettim. şu an 32 yaşımdayım ama artık bu kadar risk beni yormaya başladı. artık kaybetmek istemiyorum... bir yerden sonra keyif de vermemeye başladı. aylar önce bu işi bitirme kararı aldım. yeni müşteriler geldi ama geri çevirdim. ilgilenmiyorum dedim. iş ortaklarım devam ederse eder orası beni bağlamaz. onlar çekilmemi anlayışla karşıladılar. yaklaşık 20 yıldır kullandığım numaramı değiştirip yeni bir hayat kuracağım dedim ve öyle de yapıyorum. ama insan hayal ettiği tarihte her şeyi bitiremiyor. hayat buna izin vermiyor. çünkü bu işi birden bırakıp, numaramı birden kapatırsam insanlarda bana karşı bir güvensizlik oluşur. bu iş okulu bırakmaya benzemez... yeni numaramı aldım kullanmaya başladım * neyse yeni bir hayata başlamak için ilk adımı attım. bu zamana kadar hiç blöf yapmadım, hep dediğimi yaptım. bu da öyle olacak hatta oluyor. neyse ben küçük ama mutlu olabileceğim bir köydeki evime gidiyorum.
devamını gör...
177.
günümü klasik işlerle geçiriyorum. mesela bugün sabah kalktım, pazara gittim. sebze meyve aldım işte. daha sonra yemeği ayarladım. söylemesi ayıp kuru dolma yaptım. daha sonra da ağaçları budadım. aha akşam oldu. yemeği yedik falan.
geceye doğru yol alıyorum.
devamını gör...
178.
öğretmenim canım benim canım benim...diyerek anne ziyareti yaptık. nefiz kek ve kısır yaptı canikom. hunharca yedik, marula sarıp sarıp kısırı hüplettim. karnım şişti şimdi ama
devamını gör...
179.
paylasımcılıktan birliktelikten yeni bi parcanın ilk dinlenişdiginde ki hazzından ve bundan iki sene sonra verecegi degiskenlikten bahsedebilirdim. değişen her şey aslında dönüşüm müdür? zaman kaybı mıdır yoksa bilinç altının yarattıgı fikirlerin ucsuzlugunda kaybolan kelimelerin mi bu kadar garip gözükmesi. her şeyin yeni ve eskisine bakılcak olursa kimi pratiklikten kimi zorbalıktan kimiyse kendini arındırdıgı muhabbetlerden böyle olsa gerek. çalıştığın iş yerinde bi nevi istemsiz sponsor olmak gibi. durum bundan ibaret mi? insan neden sevilmek ister ? boşluğu kapatabilmek adına mı vakit gecmesi adına mı yoksa ? hala neden diye sorgulayabilecegim sikik sokuk problemlerim olsaydı keşke diyorum. cünkü tükenmişlik hissinin vaadettigi maalesef ki hic bi oyalanma kalmadı ben de. ruhsuz biri degildim. mutsuz biri olmayı hic istemedim. kendimi bildim bileli birlik ve beraberligin yarattıgı sonuc ne olursa olsun anı olarak bırakmak istedigim ne varsa o hislerin bir bir yok olusu kendime döndügümde özüne bakarsan baskalarıyla yasanmıs olan seylerin bana artık bi katkısı olmaması ve tek basıma kendi benligim adına direnmek zorunda olusumun bilincime katmıs oldugu ziyadelik? ne demek ziyadelik kargaşadan ibaretken. günün birinde harcamaktan sıkılacagım paramın cogunlugu mu beni tatmin eder . yanımdaki saygı deger insan topluluguyla yasayacagım yeni farkındalıklar hala var mıdır. aslına bakarsanız hepsi bi aldatmacadan ibaretken hislere dayatılan tüm bu isyankarlıgım. hala birilerinin yüzünü güldürmekten zevk alıyorum yine de.
devamını gör...
180.
sana çok şey yazacakken hiçbirini yazmaya isteğim yok.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sevgili günlük" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim