161.
162.
tabiat ayrılığınla küskün, benim gönlüm ise harap geldi amma neyleyim sensiz baharın şevki yok
şevki yok - recaizâde mahmut ekrem
vefat eden çocuğunun ardından yazdığı şiirlerden biri.
devamını gör...
163.
konacak dal bulamaz
içimde
çırpınan topal güvercinler
mahşeri bekler
...
içimde
çırpınan topal güvercinler
mahşeri bekler
...
devamını gör...
164.
yorgun, solgun ve bitkin
kendi viraneme gidiyorum
vallahi şehrinizden
perişan kalbimi götürüyorum
götürüyorum o uzak noktaya ki
arındırayım günahın renklerinden
temizleyeyim aşkın lekesinden
böylesi boş ve beyhude isteklerden
senden uzaklara götürüyorum
senden, ey imkansız ümitlerin cilvesi
diri diri gömmeye götürüyorum ki
olmasın bir daha kavuşma hevesi..
~füruğ f.
kendi viraneme gidiyorum
vallahi şehrinizden
perişan kalbimi götürüyorum
götürüyorum o uzak noktaya ki
arındırayım günahın renklerinden
temizleyeyim aşkın lekesinden
böylesi boş ve beyhude isteklerden
senden uzaklara götürüyorum
senden, ey imkansız ümitlerin cilvesi
diri diri gömmeye götürüyorum ki
olmasın bir daha kavuşma hevesi..
~füruğ f.
devamını gör...
165.
gül yüzlü bir afetti ki her pusesi lale;
girdik zaferin koynuna, kindik ovisale
dünyaya veda ettik, atıldık dolu dizgin;
en son koşumuzdur bu! asırlarca bilinsin!
yahya kemal beyatlı
devamını gör...
166.
kime ait olduğunu bilmiyorum çok hoşuma gitti…
kaç gece daha yalvarılır bir mucize için?
kaç gece daha bir şans ister insan gökten?
kaç gece daha sorgulanır hayat?
kaçıncı gece bu uyumadığım
dikmişim gözlerimi, sert sert bakıyorum
sorma nedenini, ben ne şanslı doğanım
ne şanslı ölen.
el içlerimdeki nasırlarımdan tanı bahtımı
bana sorma mutsuzluğumun sebebini
ben ne pesimistim, ne sevda çiçeği
saymadım kaç yüze gülüp kaçtığımı
saymadım kaç defa çelme takıldığını
ve zor günlerim oldu mapushane uçlarında
dört tarafından kilitlenmiş kafamda,
prangalar zincirli tüm fikirlerimde
kaç gece yalvarırsın bir pivot arasında?
yalvardım tanrıya, bir defa yüzüme gül diye
yaş oldu kırk, yolun yarısı çoktan geçer
ne bahtıma var yeni yazı, ne yarınıma gülen
bir umuttur insanın dayandığı
bir kara topraktır unutup baktığı
ne aşktır, ne maldır ne de mülktür dilediğim
seyran edip şu dünyada gezer iken
bir kayadır ayağımın takılmadığı
bir yoldur bacaklarımın kırılmadığı
bir tahta sandalyedir oturup dinlendiğim
ah ilahi dostum, senden tek ricamdır
gülmese de hayat, gülmese de yüzler
gülmese de tanrı ve gülmese de kader
bazen, bazı şeyler ters gider.
bir umuttur insanın dayandığı
bir kara topraktır unutup baktığı.
unutma yeter.
kaç gece daha bir şans ister insan gökten?
kaç gece daha sorgulanır hayat?
kaçıncı gece bu uyumadığım
dikmişim gözlerimi, sert sert bakıyorum
sorma nedenini, ben ne şanslı doğanım
ne şanslı ölen.
el içlerimdeki nasırlarımdan tanı bahtımı
bana sorma mutsuzluğumun sebebini
ben ne pesimistim, ne sevda çiçeği
saymadım kaç yüze gülüp kaçtığımı
saymadım kaç defa çelme takıldığını
ve zor günlerim oldu mapushane uçlarında
dört tarafından kilitlenmiş kafamda,
prangalar zincirli tüm fikirlerimde
kaç gece yalvarırsın bir pivot arasında?
yalvardım tanrıya, bir defa yüzüme gül diye
yaş oldu kırk, yolun yarısı çoktan geçer
ne bahtıma var yeni yazı, ne yarınıma gülen
bir umuttur insanın dayandığı
bir kara topraktır unutup baktığı
ne aşktır, ne maldır ne de mülktür dilediğim
seyran edip şu dünyada gezer iken
bir kayadır ayağımın takılmadığı
bir yoldur bacaklarımın kırılmadığı
bir tahta sandalyedir oturup dinlendiğim
ah ilahi dostum, senden tek ricamdır
gülmese de hayat, gülmese de yüzler
gülmese de tanrı ve gülmese de kader
bazen, bazı şeyler ters gider.
bir umuttur insanın dayandığı
bir kara topraktır unutup baktığı.
unutma yeter.
devamını gör...
167.
umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sessizce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sessizce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun
devamını gör...
168.
sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
iki başımız var, bir tek bedenimiz.
ne kadar dönersem döneyim çevrende:
er geç baş başa verecek değil miyiz?
iki başımız var, bir tek bedenimiz.
ne kadar dönersem döneyim çevrende:
er geç baş başa verecek değil miyiz?
devamını gör...
169.
yırtarak geçiyor kalbimizden hayatı da törpüleyen zaman şuramızda birşey var acıya benzer umuda benzer böyle günlerde hayat hem acıya, hem acıya benzer
arkadaş zekai özger
devamını gör...
170.
"öyle ucuz ettiler ki her şeyi.
sözü, saygıyı, erdemi..
ölümü bile kirlettiler."
şükrü erbaş.
sözü, saygıyı, erdemi..
ölümü bile kirlettiler."
şükrü erbaş.
devamını gör...
171.
"neden aklıma geliyor istasyon büfesindeki duruşun
hava soğudu- kasımın son günleri-
kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğun."
devamını gör...
172.
kardesini öldürüyor kaabil
devamını gör...
173.
174.
ben kendi yazdığım şiirimi sizle paylaşayım yorumlarınızı bekliyorum yorum yaparsanız sevinirim
devamını gör...
175.
söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını?
yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere?
kim giydirir başıma tacını nihayetin?
kim takar bileğime hürriyet künyesini?
karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle..
rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı.
asırlardır köhne barınaklarda küflenen,
çürüyen çığlıklarımı
at vuruldu;
içim paramparça rüveyda..
nurullah genç / rüveyda
devamını gör...
176.
tek kişilik miydi bu şehir,
sen gidince bomboş kaldı. tabii ki özdemir asaf.
sen gidince bomboş kaldı. tabii ki özdemir asaf.
devamını gör...
177.
"bir umuda sığındım
otuza dayanmış yaşım, saçlarımda artan aklarla
içimde derin bir yalnızlık
sığamadım dünyaya
"suretimiz yaşanmışlığın izlerini taşır" demişti adını bilmediğim bir adam
haklıymış çok sonradan anladım
alnımdaki her bir çizgi içimdeki derin acıların dışa vurmasıydı."
otuza dayanmış yaşım, saçlarımda artan aklarla
içimde derin bir yalnızlık
sığamadım dünyaya
"suretimiz yaşanmışlığın izlerini taşır" demişti adını bilmediğim bir adam
haklıymış çok sonradan anladım
alnımdaki her bir çizgi içimdeki derin acıların dışa vurmasıydı."
devamını gör...
178.
"sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun
insanın zamana karşı biricik şansıdır aşk
onca kapı, onca duvar arasında bulur aynasını.
sen bende neleri öpüyorsun biliyor musun?
herkesin simsiyah kesildiği bir akşam
yıldızlarla yedirenk gökyüzünü öpüyorsun..."
şükrü erbaş/ kocaman bir çocuğu öpüyorsun
devamını gör...
179.
"çölde çiçek oldum, çemende naxış,
şimşekte od oldum, buludda yağış
sirli bir göz gördüm, nurlu bir baxış,
çevrildim çeşmeye, qarışdım çaya,
seni sevmek üçün geldim dünyaya.”
şimşekte od oldum, buludda yağış
sirli bir göz gördüm, nurlu bir baxış,
çevrildim çeşmeye, qarışdım çaya,
seni sevmek üçün geldim dünyaya.”
devamını gör...
180.
söylenecekler daha söylenmeden evvel
sen gelmeden ve ben gitmeden evvel
taşları kaldıracak kaslar gelişmeden evvel
toprak ve sudan ve tüf ve lavdan evvel
damladan evvel ve baldan ve kanattan evvel
bilinen ve bilinmeyen ne varsa onlardan evvel tutamıyorum dilimi yerimde duramıyorum öyle evvel
ormanların gölgelerinde ışıklar kaybolmadan evvel
böcek yankıları kalplerden göçmeden evvel nehirlerden evvel meşenin şarkısından evvel balığın dişinden evvel ateşin külünden evvel gitmiştik her şeyden öteye bir gölün dibinden evvel
mercanlardan evvel steplerden evvel
kuş cama çarpmadan yumurta ve salyadan evvel
önünde yattığımız taşın resimlerinden evvel boynuzdan evvel ve yosunun nazından evvel basmadığımız yoldan evvel ve koparmadığımız elmadan evvel
gazozlardan evvel ve yaz sinemalarından evvel kirpikler ok olmadan evvel ve gözler tuzak kurmadan evvel
petrol köpüğünden evvel ve motor çalımından evvel
kulağa gelen ilk sesten evvel ve düşen ilk yapraktan evvel
daha mezar yokken ve yusuf rüyayı bilmeden evvel
tüyden evvel ve köpeğin kuyruğundan evvel naldan evvel atın şahından inmeden evvel verilen sözden evvel ve sözden dönmeden evvel terazide toz ve saatte akıl çınlamadan evvel
yüz kreminden evvel aynadan ve köprüden evvel
dize derman küsmeden evvel ve bel bükülmeden evvel
yunustan evvel ve miryakefalondan evvel
kılıç vınlamasından evvel tekbir ağacından evvel
ekmek bulanmadan evvel buğday çoğalmadan evvel
şiir allahın dilinden düşmeden evvel
kamış dağlanmadan evvel kumaş biçilmeden evvel
narh konulmadan evvel taht çakılmadan töreden evvel ve buzul banyosundan evvel kerpiçten evvel ve çamurun okulunda samandan evvel
nar çiçeğe patlamadan evvel burçlar düşmeden evvel
yay gerilmeden evvel ve ok ateşlenmeden evvel kum panayırlarından evvel ve kan kızarmadan evvel
davul vurulmadan evvel duman şişelere sığmazdan evvel
mey damlamadan evvel söz testiden sızmadan evvel
ay vurulmadan evvel demir erimeden evvel pamuk lif lif atılıp ak beyaz olmadan evvel
el el üstünden kaydınlıp sırta hançer vurulmadan evvel
şimdi neredeyiz diye soruyorsun ondan evvel yaşanacak başka gümüşler olmalı bundan evvel kitaptan evvel ve mağaradaki örümcekten evvel davet gelmeden evvel ve o dağdan inmeden evvel
biz orada olmadan oradayken orada olanlardan evvel
üzümün ve incirin ve hurmanın çapağından evvel
dönüp durup kendi kepeğimizden elenmeden evvel
moğol çığlığından evvel ana karalardan evvel rüzgarda kabaran gemilerden evvel kırbadan evvel
baharat ambarından evvel zenci zincirinden evvel
altın külünden evvel borsa sütünden evvel çandan evvel ve çobansız sürüden evvel
yerin altından ve göğün kulelerinden evvel şimşeğin kalayından evvel ve depremin kanadından evvel
yastıklardan evvel ve çiçek zehrinden evvel
biz ordaydık ve bunu bilmeden bildirilmeden evvel
çıplaklıktan evvel ve doymaktan ve açlıktan evvel
biz ordaydık ve bunu bilmeden bildirilmeden evvel
biz ordaydık ve burayı bilmeden buraya düşmeden evvel
ömer erdem
devamını gör...
"şiir alıntıları" ile benzer başlıklar
kitap alıntıları
2144

