161.
çoğu şeyin uzaklaşmasına sebep olur; bazen sevdiğinizin, bazen kavganın ama sessizlik güzel şey 1 dakikadan daha uzun konuşanlara tahammülüm yok.
devamını gör...
162.
pek beceremediğim eylem. bayılıyorum o yüzden susabilen adamlara.
keyfim yoksa susabiliyorum sadece. normal günlerde car car car...
keyfim yoksa susabiliyorum sadece. normal günlerde car car car...
devamını gör...
163.
(bkz: sustukların büyür içinde)
devamını gör...
164.
bazen sadece kafa sallamak istersin..
devamını gör...
165.
(bkz: içinde fırtınalar kopmak)
devamını gör...
166.
en buyuk cevfalandnwmshw neyse saka. susmak, da bi eylem olup, cevapsizligin ta kendisi oldugundan, en buyuk cevap falan olamaz. belki en buyuk soru falan olabilir, veya en kucuk cevap. veya orta boy bi cevap. ama en buyuk cevap olamaz. evet.
devamını gör...
167.
ben suskun değilim, sadece ortamda sevmediğim biri olunca konuşasım gelmiyor ve her ortamda sevmediğim biri mutlaka var.
devamını gör...
168.
*
çığlık atmanın en güzel, en gizli, en bireysel hali.
çığlık atmanın en güzel, en gizli, en bireysel hali.
devamını gör...
169.
susmak ya da konuşmak bir şey değiştirmiyorsa neden olmasın. kafanın içindekiler susmuyor zaten dile dökülse ne olur dökülmese ne olur…
devamını gör...
170.
cok kiymet verdigim bir buyugum, plana sadik kal, plandan cikiyorsun dedi.
sizin planiniz bir taraftan beni olduruyor, bir taraftan yasatiyor.
maalesef daha iyi bir plan da henuz bulamadim. simdilik durumlar gider eteri gelir beteri;)
ben hep susuyorum.
sizin planiniz bir taraftan beni olduruyor, bir taraftan yasatiyor.
maalesef daha iyi bir plan da henuz bulamadim. simdilik durumlar gider eteri gelir beteri;)
ben hep susuyorum.
devamını gör...
171.
tüm hevesinle koşar yanına anlatmaya başlarsın.. heyecanla ve sabırsızca.. anlatırken anlarsın ki o başka dünyada.. kelimeler, kırık cam parçaları gibi keser hevesini.. bakarsın..
ve sonra susmayı öğrenirsin avazın çıktığı kadar..
kelimeler yorgun, ses kısık, ruh kırık.
o an anlarsın
bazı kelimeler erkek kulaklarında çürüyor..
bazı cümleler sadece kadın yüreklerinde filizleniyor...
ve sonra susmayı öğrenir kadınlar yavaş yavaş ve kendi içlerine dönerek..
keşke...
ve sonra susmayı öğrenirsin avazın çıktığı kadar..
kelimeler yorgun, ses kısık, ruh kırık.
o an anlarsın
bazı kelimeler erkek kulaklarında çürüyor..
bazı cümleler sadece kadın yüreklerinde filizleniyor...
ve sonra susmayı öğrenir kadınlar yavaş yavaş ve kendi içlerine dönerek..
keşke...
devamını gör...
172.
ben aslinda kendimce konusuyorum yaziyorum ciziyorum. susuyor degilim. ama kimse beni dinlemiyor:(
devamını gör...
173.
erkeklerin birçoğunda yaşanılan durum. ben de böyleyim.karşımdaki beni anlamıyorsa ve aynı hatayı tekrar tekrar yapıyorsa susuyorum,uzaklaşıyorum.biliyorum ki beni anlamıyor anlamayacak ta,kendi kafasının dikinde.
devamını gör...
174.
aklıma organize işler filminde üzeyir abi* ve süpermen samet* arasında geçen diyaloğu getirmiş eylem.
- üzeyir abi sen dilsiz değilsin....niye hiç konuşmuyorsun?
- ....bir ara çok konuştum, hiç faydasını görmedim bıraktım.
- üzeyir abi sen dilsiz değilsin....niye hiç konuşmuyorsun?
- ....bir ara çok konuştum, hiç faydasını görmedim bıraktım.
devamını gör...
175.
bazen en iyisidir.
çünkü kelimeler çare değil bazen. ama yazmak da rahatlatıyor hani. bu başlığa bir on ay önce bir de dört yıl önce yazmışım. açıkçası tekrar aynı suskunluk hali hakim ama şartlar değişti tabi. ben değiştim. biraz daha dik duruyorum. bazen ihtimalleri düşünüyorum. lan olsa ne olur ya diyorum. sonra üzülüyorum ve susuyorum. ama insan kendini değiştiremiyor da bazen. hani değiştim derken bazı özelliklerin kalıyor. kemikleşmiş meseleler değişmiyor kemikleşmiş düşünceler gibi ve sonra kemik kırmak hiç adil değil.
çünkü kelimeler çare değil bazen. ama yazmak da rahatlatıyor hani. bu başlığa bir on ay önce bir de dört yıl önce yazmışım. açıkçası tekrar aynı suskunluk hali hakim ama şartlar değişti tabi. ben değiştim. biraz daha dik duruyorum. bazen ihtimalleri düşünüyorum. lan olsa ne olur ya diyorum. sonra üzülüyorum ve susuyorum. ama insan kendini değiştiremiyor da bazen. hani değiştim derken bazı özelliklerin kalıyor. kemikleşmiş meseleler değişmiyor kemikleşmiş düşünceler gibi ve sonra kemik kırmak hiç adil değil.
devamını gör...
176.
söylemek istediklerin olup da tercih edilense toksik bir davranış olarak değerlendiriliyor.
aklından geçen milyon kez hayalini kurduğun o cinnet anı yaşanmalı.
(bkz: sustukların büyür içinde)
aklından geçen milyon kez hayalini kurduğun o cinnet anı yaşanmalı.
(bkz: sustukların büyür içinde)
devamını gör...
177.
bazı anlarda mecbur kalınan durum. sonrasında pişmanlık yaratsa da o an öyle gerekiyordur ve yapacak fazla bir şey yoktur.
devamını gör...
178.
bazı durumlarda konuşmaktan daha iyi ama sonrasında pişmanlık verebiliyor.
devamını gör...
179.
normalde bu başlığa uzun uzun yazardım ama susmak en iyisi. konuştuğum zaman kimse dinlemedi.
devamını gör...
180.
arkadaşlar merhaba…
bunları yazmak sandığımdan daha zor.
çünkü insan bazen kendini kaybettiğini fark edince değil; aslında hiç bulamamış olduğunu anlayınca yıkılıyor.
ben sandığınız gibi biri değilmişim.
daha kötüsü… ben kendimi sandığım adam da değilmişim.
yıllarca içimde taşıdığım o “bir gün toparlanırım” yalanı, sessizce çürüyüp gitti.
ne cesur olabildim… ne de zorlukların karşısında dimdik duran o adamlardan biri.
her darbede biraz daha içime gömüldüm.
her sustuğumda içimde bir şey daha öldü.
bu yaşıma geldim…
ama zihnim bazen bir ihtiyarın dağılmış hatıraları gibi,
bazen de gerçekle bağı kopmuş bir çocuğun hayal kırıntıları gibi.
ne geçmişle barışabildim ne geleceğe yakışabildim.
ortada asılı kaldım…
adı konmamış bir eksiklik gibi.
behzat’ın dediği gibi:
“… hep sorular sordular. cevaplarını merak etmediler.
ben hep doğru bildiğimi yaptım. kendi alın yazımla yaşadım hayatı.
iyi ol dediler, kötü nasıl olunur bilemeden.
iyi misin dediler, bir kere bile gerçekten nasılsın demeden.
ben iyi bir adam olamadım.
iyiler ilk görüşte tanınmaz.”
ben… iyi bir adam olamadım.
ama mesele sadece bu da değil.
yanlışın yerine ne koyacağımı hiç bilemedim.
doğrunun neye benzediğini uzaktan gördüm belki…
ama hiçbir zaman dokunamadım.
insan bazen kötü olduğu için değil,
neyin iyi olduğunu çözemediği için kaybediyor.
içimde sürekli geç kalan bir adam yaşıyor.
hep bir adım geride,
hep “birazdan düzelirim” diyen ama asla düzelmeyen o adam.
ve en ağır tarafı şu:
artık kendime kızacak gücü bile bulamıyorum.
çünkü insan en çok,
düzeltme ihtimali kalmadığını hissettiğinde susuyor.
ben sustum.
şimdi geriye dönüp bakınca görüyorum ki…
insan bazen yanlış yolda yürüdüğünü fark etmiyor.
çünkü yol değil,
yürüyen kaybolmuş oluyor.
ben kayboldum. ben sustum...
bunları yazmak sandığımdan daha zor.
çünkü insan bazen kendini kaybettiğini fark edince değil; aslında hiç bulamamış olduğunu anlayınca yıkılıyor.
ben sandığınız gibi biri değilmişim.
daha kötüsü… ben kendimi sandığım adam da değilmişim.
yıllarca içimde taşıdığım o “bir gün toparlanırım” yalanı, sessizce çürüyüp gitti.
ne cesur olabildim… ne de zorlukların karşısında dimdik duran o adamlardan biri.
her darbede biraz daha içime gömüldüm.
her sustuğumda içimde bir şey daha öldü.
bu yaşıma geldim…
ama zihnim bazen bir ihtiyarın dağılmış hatıraları gibi,
bazen de gerçekle bağı kopmuş bir çocuğun hayal kırıntıları gibi.
ne geçmişle barışabildim ne geleceğe yakışabildim.
ortada asılı kaldım…
adı konmamış bir eksiklik gibi.
behzat’ın dediği gibi:
“… hep sorular sordular. cevaplarını merak etmediler.
ben hep doğru bildiğimi yaptım. kendi alın yazımla yaşadım hayatı.
iyi ol dediler, kötü nasıl olunur bilemeden.
iyi misin dediler, bir kere bile gerçekten nasılsın demeden.
ben iyi bir adam olamadım.
iyiler ilk görüşte tanınmaz.”
ben… iyi bir adam olamadım.
ama mesele sadece bu da değil.
yanlışın yerine ne koyacağımı hiç bilemedim.
doğrunun neye benzediğini uzaktan gördüm belki…
ama hiçbir zaman dokunamadım.
insan bazen kötü olduğu için değil,
neyin iyi olduğunu çözemediği için kaybediyor.
içimde sürekli geç kalan bir adam yaşıyor.
hep bir adım geride,
hep “birazdan düzelirim” diyen ama asla düzelmeyen o adam.
ve en ağır tarafı şu:
artık kendime kızacak gücü bile bulamıyorum.
çünkü insan en çok,
düzeltme ihtimali kalmadığını hissettiğinde susuyor.
ben sustum.
şimdi geriye dönüp bakınca görüyorum ki…
insan bazen yanlış yolda yürüdüğünü fark etmiyor.
çünkü yol değil,
yürüyen kaybolmuş oluyor.
ben kayboldum. ben sustum...
devamını gör...