101.
en utanç verici olan değildi ama sağlam gideri var.
geçenlerde bizim evin orada dört tane genç gördüm. arabada oturuyorlardı.
gözüm kapılardan birine çarptı. açık olduğunu fark ettim. araba da ilerliyordu yavaş yavaş.
sanane değil mi?
arabadan üç adım ötedeyim. yırttım kendimi
pardon pardon diye... bütün kafalar bana çevrildi. bir de sert sert diktiler gözlerini bu manyak niye bağırıyor diye.
kapı açık diyemedim hepsi aynı anda bakınca. kaçtım.
sanane. sanane yani.
dört tane adam kapıyı fark etmeyecek mi. sanane.
şu an o utancı yeniden yaşadım.
*
devamını gör...
102.
.
devamını gör...
103.
yeni bir projeye başlayacağımız ülkenin birine, piyasayı önceden araştırmak için gittim. malzeme temini için araştırmalar yapıyorum, türk firmaları ile filan görüşüyorum. bana bir isim verdiler, her türlü malzemeyi bulabilirsin ama dikkat et kendisi fetöcüdür diye de tembihlediler. zaruri durumlar için numarasını aldım.
bir süre sonra restoranın birinde bir türk vatandaşla tanıştım. ben yaşlarda yağız bir delikanlı. numaralarımızı alalım sonra haberleşiriz derken, ben numaramı verdim. güya çaldıracak numarasını kaydedeceğim, meğer zaten kayıtlıymış. ikimiz de ekranıma bakıyoruz ekranda yazan isim "sertan bf fetöcü". uzun bir süre bakıştık, lakin bir türlü araşamadık.
devamını gör...
104.
ortaokulda bi teyze elinde dürüm poşetiyle sınıfa geldi, ama baya poşetin içinde 20 dürüm var ve bizim çocuklar ablayı görür görmez koşa koşa gittiler aldılar dürümleri, ben de bedava sanıp aldım yedim sonra teyze sevdiğim kızla beraber yanıma geldi ve bana dedi ki

"yavrum sen bana dürüm parası vermişmiydin ben seni hatırlayamadım ama"

çok utanmıştım sevdiğim kızın dürümünü yemiştim.
devamını gör...
105.
sabah 9, final dönemi sınav tarihini kendimce bir önceki güne çekmiş bulunup üst sınıfın sınavına 2 kişiyi daha götürdüm. amfiye girdik sınav kağıtlarını aldık arkadaşlarım harıl harıl çözüyor gülmeye başladım hangisi ne çözüyor acaba. gözetmen noluyor dedi ben yanlış sınavdayız dedim, kalktım bir arkadaş daha kalktı diğer arkadaş epey uzakta oturuyordu ona seslenemedik o kaldı sınavda :)) sınavdan çıktığında bana baktı ben ona bakamadım :))
devamını gör...
106.
kızın biri mesajla seviyeli sohbet ederken sohbetin sonunda ‘öptüm’ dedi. ben de öpücük emojisi attım ama sonra beni yanlış anladın dedi. sen öperken ben yanlış anlamadım ama canın sağ olsun diyemedim, cahilliğiyle başbaşa bıraktım. onun adına utandım…
devamını gör...
107.
benim için üçtür. ilkokul ve lise yıllarında yaşanılanları en diyecek kadar utanç verici bulmuyorum, çocuktuk sonuçta.
1. üniversitenin ilk senesi, dönemin başlarındayız, havalar soğumaya başlamış. ben de yeni bir çift nike ayakkabı almışım, pazartesi giyeceğim. hava yağmurlu ama yine de giydim gıcır gıcır ayakkabılarımı. tabanı ıslandı ama umrumda değil. bir elimde laptop çantam, öbür elimde telefonum, bir omzumda da çantam var. dersin olacağı binaya girerken paspasın olduğu kapı yerine ıslakla arası mükemmel olan cilalı fayansın çıplak zemininden girmeye karar verdim. adımımı attığım gibi yere yüzüstü kapaklandım tabii ki. ama böyle bir kapaklanma yok, bilgisayar çantam yerde drift attı, elimdeki telefon diğer girişteki kapının altına savrularak sıkıştı, ben çenemi yere çarptım yığıldım kaldım öyle. ondan sonra travma mı oldu yoksa bunu yapmaya meyilli miydim bilmiyorum ama üniversite dönemim boyunca hep başım eğik yere bakarak yürüdüm, kimseyle göz göze gelmedim.
2. bu sefer üniversite mezuniyetindeyiz. yüksek topuklu bir ayakkabı giymemiştim. rahattım ama üzerime bana göre bayağı büyük ve ağır bir cübbe verdiler. adım okunacak ve ben halıda yürüyecektim, adım okundu, sahnenin ortasına doğru ikinci adımımı attım ve takıldım. o ayakkabıyla takıldım ve neredeyse düşecektim. bu mezuniyet kayda alındı ve kayıtta o cübbeyle dümdüz yürürken takılan bir topçuğa benzeyen kriegerin görünüyor. bence çok utanç vericiydi.
3. ne zaman beyaz veya açık renkli tişört/kazak giysem üzerime yemek döküyor ya da sıçratıyorum. göğsümde her zaman büyük veya küçük leke oluyor ve ben öyle dolaşmak durumunda kalıyorum, yemek yemesini bilmiyorum. shame on me.
devamını gör...
108.
en çok değil tabiki ama kaçtır başıma geliyor. herhangi bir uzak doğu restoranında çatal rica etmek. pratik lazım pratik.

practice makes perfect.
devamını gör...
109.
kuzenlerimin evine gitmiştik.
6 yaşındaydım. kuzenlerimin hepsi kızdı.
ben şebeklik yaptıkça gülüyorlardı.
ev çığlık kıyamet yıkılıyordu. onlar güldükçe ben daha çok sapıtıyordum. yaptığım delice hareketlerin sonu hiç iyi bir yere doğru gitmiyordu. adeta hızlandırılmış evrim simülasyonu gibiydim bir kaç dakikada bir kaç milyar geriye doğru gitmistim.
ve son kozumu oynayarak salonun ortasında caaaart diye osurdum.
caaarttan sonra bir anda insanlığıma geri döndüm. çok saçma bir sey yaptığımı algıladıktan sonra utancımdan odadan kaçtım.

tek suçlu ben miydim?
hayır.
deliye gaz verirsen, alkışlarsan her şeyi yapar.
gerçekten çok utanmıştım.
devamını gör...
110.
utandığımız şeyi de buraya niye yazıyorsak anlamış değilim ama başlık bunu emrediyor. günlerden bir gün diş doktoruna gitmiştim ve diş röntgenim çekilecekti. oradaki eleman "gülümse abi" dedi. ben de şaka yapmaya çalışan boş kafalının teki olduğuna kanaat edip gönlü olsun diye yalandan tebessüm ettim. meğer diş röntgeni için dişlerimi göstermemi ifade etmek istiyormuş. ulan öyle mi söylenir o? vesikalık çekiyor sanki.
devamını gör...
111.
liseye giderken servis bekliyordum. aşırı dalgındım, sabah yeni uyanmıştım. karşı binadaki çocuk için gelen servise binmeye çalışmıştım. kendi servisim sanıp içeriye doğru girdiğimde başka servis olduğunu fark etmiş ve fazlasıyla utanmıştım. herkes bakıyordu.
devamını gör...
112.
votkayla güzel anılarım yoktur.
onlardan biri ise...
ahahah.

dışarda yapmıştım lan bunu. ne akla hizmet değil mi ?
eve gitmeye çalışırken düşüp dizimi rahmetlik etmiştim.
bir yıl pilav yemedim.
votkayı hatırlattı hep.
devamını gör...
113.
otobüste bir kadın için başka bir kişiden yer vermesini rica etmiştim. kadın hamileydi ve çok yorgun görünüyordu. oturan kişiye "affedersiniz hanımefendi ayakta zor duruyor hamileyken otobüste bu kadar uzun süre durması onun için zararlı müsade eder misiniz dedim." oturan kişi tam kalkıyordu ki ayaktaki kadın eli ile işaret etti. "gerek yok beyefendi hamile değilim." bana ölümcül bir bakış atıp arka tarfaa doğru hızla ilerledi. tek kötü tarafi bu da değildi başımı nereye cevirsem herkesle gozgoze geliyorum hepsinin de yüzünde aynı gülme ifadesi var. daha fazla yolculuğu devam ettiremeyip inmek zorunda kalmıştım :/
devamını gör...
114.
yazlıktayım. o zamanlar ortaokuldayım, öyle bir küçüklüğümün yaz mevsimiydi.

yan sitede gizem diye bir kıza aşık olmuştum. sarışın-renkli gözlü. allahım diyorum böylesine de yaz, deniz ve cornetto. kafaya koydum. açılıcam ben bu kıza.

sordum ettim evinin kapı numarasına kadar öğrendim.

aldım elime kağıdı kalemi, seni çok seviyorumlar.. bla bla.

kızın evinin kapısına mektup koyarken lapsss annesi yakalamıştı.

geldi peşimden. ben koşuyorum ağlayarak, o koşuyor küfrederek.

nefesim bitti. arkadaşlarımın arasına sığınayım dedim.

herkesin içinde beni rezil etmişti. adi kadın.

çok utanmıştım.

o günden sonra tüm kadınlardan intikam almak için yaşar oldum işte.

böyle böyle koptum hayattan. hep aldattım, güvenemez oldum kadınlara.

sonra neden böyle oldun. nedeni bu.
devamını gör...
115.
ilk aklıma gelen şu oldu. (lucifer'ın anısı aklıma getirdi bunu.)

zillere basıp kaçardık küçükken. bunu bir biz yapıyorduk dostum, taam mı? lol.

neyse, o zamanlar aydın merkezde 24. sokak'ta oturuyorduk ki sonra orası ana cadde olmuş galiba.

gene neyse... cüneyt abi vardı bizim sokakta. liseye falan giderdi, ben daha ilkokulun başındayımdır, belki ilkokul bile değilimdir. bunların ev 1. katta. ama hemen bi atlayınca merdivenlerden, girişe ulaşıp apartmandan uzaklaşabilirsin.

yine, yeni, yeniden neyse... zillerine bastım ve yarım-bir saniye sonra falan kapı açıldı. cüneyt abi, kapının dibindeki aynalı vestiyerin önünde saçlarını tarıyormuş ve anında kapıyı açtı. yakışıklı da bi abiydi, saçlarını tarıycak tabii. ben elbette o anda merdivenlerden atlamış oldum; aynı ana denk geldi yani atlamam ve kapının açılması. apartmanın giriş kapısının oradan cüneyt abiye, "tüf tüf oynucaktık da öğleden sonra, sen de gelir misin dicektim." falan diye bişey uydurdum. "oynarız tabii özgür." falan dedi abim. vallahi utanmıştım.
devamını gör...
116.
bugün utanç anılarıma birisi daha eklendi patron sekreterinin odasından çıkıp çıkış diye bir dalgınlıkla toplantı salonuna dalmışım işin kötüsü karşıma duvar çıkana kadar fark etmedim toplantının ortasına bodoslama daldığım ve böldüğüm gibi bir hışımla tekrar çıkıp gittim.
devamını gör...
117.
üniversitenin son sınıfı, bahcedeyim, ders çıkışı veya dersi bekliyorum. o sıralar suda eriyen kalsiyum tabletlerden alıyorum. ve sık sık kalsiyumum dustugu için vücudum karincalaniyor ve dayanılmaz biçimde kasiliyor. düzenli almadığım için de yanımda gezdiriyorum ilacı. o an da kasilmaya baslayinca alayım bari dedim ama bardak ve su yok. ben de bir gaflet elimdeki su şişesinin içine tableti attım ve ağzını kapadım. saf salak bir halde bekliyorum ki o suda masum masum eriyecek, ben de içeceğim afiyetle. öyle olmadı. kapak ani bir zelzele ile patladı. başımdan aşağıya waterfall efektiyle tüm elbiselerimi islatmak suretiyle ilaç beni yıkadı. o siralar nasıl burnum havada onu da esgecmemek lazim.yer yarılsa içine girsem dedim, hele kahkahaları duyunca. hatırladıkça gülüyorum, o ayrı.
devamını gör...
118.
havalanında yolcu hizmetlerindeydim. işte bu size uçuş kartını veren havalı tipler var ben onun havasızıyım. öyle düşünün.
neyse karşıma bir erkek, bir kadın ve bebekten oluşan potansiyel bir aile geldi. adama torununuz çok tatlı dedim.
kızıymış.
devamını gör...
119.
ortaokulda merdivenlerden inerken okul eteğim merdivenin demirine takılmıştı ve boydan boya yırtılmıştı.fazlasiyla göz alıcı bir yırtmaç oldu.sonra olduğum yere çökekaldım.sonra arkadaşım o gün yanında getirdiği pantolonunu vermiştide o günü öyle atlatmıştım.
devamını gör...
120.
şimdi havuzlu ev bakarken aklıma geldi . alacağımdan degilde bir hayal olarak yani. belki ilerde yaptırırım prefabrik gibi plastik havuzlar varmış. ya beton atıp toprağa da olur gibi az uğraş mozaik döşeme. tabi suyun hijyeni gelişi gidişi motoru falan oluyor galiba.

bodrum da bir butik otelde kalırken baktım kimse yok otelde gündüz. baktım ki bir alman kadın çocuğuyla yüzüyor. çocuğun kolunda ördekler var öyle bir şey işte batmasın diye.
bunlar gitti ördekler kaldı.
bende iyi yuzemiyorum denizde hele panik yapıyorum. dalıyorum suya yüzüyorum yüzüyorum bir çıkıyorum aynı yerdeyim.

aldım ördekleri taktım koluma atladım havuza. ne güzel yüzüyorum. yeşil gövel ördek gibi daldım havuza . o ara şirketteki kızlar gelmiş beni kameraya alıyormuş ne yapıyorsun manyak diyolar. hepsini tehdit iş yalvar yakar hallettim gerçi. düşünsem böyle vardır bir kaç olay daha puuu.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların yaşadığı en utanç verici anı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim