261.
geciyor. evet.
devamını gör...
262.
bekleyince yavaşlar
gecikince hızlanır
üzülünce can yakar
mutlu olunca kısalır
acı çekince bitmek bilmez
sıkılınca uzar.
ibni haldun
gecikince hızlanır
üzülünce can yakar
mutlu olunca kısalır
acı çekince bitmek bilmez
sıkılınca uzar.
ibni haldun
devamını gör...
263.
ilgilenenler açısından soruyorum: doğada herşey fizik yada felsefi açıdan karşıtı ile birlikte var. peki antizaman diyebileceğimiz bir şey var mı.? veya negatif zaman..
sahi zaman tam olarak ne demek.
sahi zaman tam olarak ne demek.
devamını gör...
264.
hayat için f(x) yazarsak, sabit çıkacağını düşünüyorum öyle dümdüz bir sabit bence.
devamını gör...
265.
zamanın sınırlı bölünebilirliği fikri, planck’ın hiçbir eylemin eylem kuantumu olan h sabitinin yarısından, yani bir salınım periyodunun yarısından daha küçük olamayacağını öne sürerek modelleniyor. biz faniler bu nedenle zamanı sonsuz olarak bölemiyoruz. çünkü planck'ın ispatı var kol gibi. salınım yasasına göre, bir önceki salınım periyodu tamamlanmadan yeni bir periyot başlayamaz.
bu şu demek oluyor: bu yasa, her eylemin sona erdiği noktayı tanımlayan ve bir sonraki sürecin sınırlarını çizen temel ilkemizdir. evrende, her yeni eylem (hareket, olay, ince çorap), bir önceki periyodun bıraktığı izlerle şekilleniyor. bu, evrensel bir yaşamı koruma yasası olarak düşünülebilir. yani yaşamın bütünlüğüne zarar vermemek (keşke latince çok daha cool bi isim bulsaydım ama neyse. (i: örnek: velas meja mucka satens nudas)
yani efenim, her salınım periyodu ---tıpkı bir bireyin yaşam süresi gibi-- sonunda belirli bir sonucu doğuruyor: hafızanın oluşumu ve onarıcı süreçleri, işte tam bu noktada devreye giriyor.
hafızanın oluşumu, geçmişte gerçekleşen olayların izlerinin silinmeden korunması anlamına gelir. bu, kuantum dünyasında önceki salınımın bilgisinin yeni salınımı etkilemesi, biyolojide canlıların genetik bilgiyi nesilden nesile aktarması veya evrende yıldızların patlayarak yeni yıldızlar ve gezegenler oluşturması gibi farklı biçimlerde görülebilir.
onarıcı süreçler ise, her döngünün sonunda sistemlerin kendini yenilemesini ifade eder. canlı organizmalarda hücre yenilenmesi ve ekosistemlerin kendi dengesini bulması, fiziksel düzeyde ise kaotik bir sistemin sonunda yeni bir düzenin ortaya çıkması buna örnektir. evren, geçmişin izlerini tamamen silmek yerine, onları yeni oluşumların temel taşı haline getirerek ilerler.
newton'a göre zaman mekanik bir düzlemde ileri geri alınabilirdi. newton deterministik bakardı. platon ve aristo ise; kişi aynı yaşam akışına iki kez giremez, ancak yeni bir nesil olarak ebeveynlerinin yolunu tekrar eder diyor. yani zaman sadece yeni bir dönemde tersine çevrilebilir. çocukta kalan genetik izler ayrı bir dönemdir bu düşünürlere göre. antik felsefede, eski düşünürlere göre, fiziksel zamanı var kılan asıl temel, onun geri döndürülemez akışıdır.
ps: newtoncuyum, gitcem geçmişe bigün, vurucam kırbacı. sıfır ironi. bir şey var, göremiyorum, deliriyorum.
bu şu demek oluyor: bu yasa, her eylemin sona erdiği noktayı tanımlayan ve bir sonraki sürecin sınırlarını çizen temel ilkemizdir. evrende, her yeni eylem (hareket, olay, ince çorap), bir önceki periyodun bıraktığı izlerle şekilleniyor. bu, evrensel bir yaşamı koruma yasası olarak düşünülebilir. yani yaşamın bütünlüğüne zarar vermemek (keşke latince çok daha cool bi isim bulsaydım ama neyse. (i: örnek: velas meja mucka satens nudas)
yani efenim, her salınım periyodu ---tıpkı bir bireyin yaşam süresi gibi-- sonunda belirli bir sonucu doğuruyor: hafızanın oluşumu ve onarıcı süreçleri, işte tam bu noktada devreye giriyor.
hafızanın oluşumu, geçmişte gerçekleşen olayların izlerinin silinmeden korunması anlamına gelir. bu, kuantum dünyasında önceki salınımın bilgisinin yeni salınımı etkilemesi, biyolojide canlıların genetik bilgiyi nesilden nesile aktarması veya evrende yıldızların patlayarak yeni yıldızlar ve gezegenler oluşturması gibi farklı biçimlerde görülebilir.
onarıcı süreçler ise, her döngünün sonunda sistemlerin kendini yenilemesini ifade eder. canlı organizmalarda hücre yenilenmesi ve ekosistemlerin kendi dengesini bulması, fiziksel düzeyde ise kaotik bir sistemin sonunda yeni bir düzenin ortaya çıkması buna örnektir. evren, geçmişin izlerini tamamen silmek yerine, onları yeni oluşumların temel taşı haline getirerek ilerler.
newton'a göre zaman mekanik bir düzlemde ileri geri alınabilirdi. newton deterministik bakardı. platon ve aristo ise; kişi aynı yaşam akışına iki kez giremez, ancak yeni bir nesil olarak ebeveynlerinin yolunu tekrar eder diyor. yani zaman sadece yeni bir dönemde tersine çevrilebilir. çocukta kalan genetik izler ayrı bir dönemdir bu düşünürlere göre. antik felsefede, eski düşünürlere göre, fiziksel zamanı var kılan asıl temel, onun geri döndürülemez akışıdır.
ps: newtoncuyum, gitcem geçmişe bigün, vurucam kırbacı. sıfır ironi. bir şey var, göremiyorum, deliriyorum.
devamını gör...
266.
zamanın en çok sevildiği zaman işte şimdi. ve şimdi öyle akışkan öyle güzel ki, susmayan zihnimin eşlikçisi, gözlerimin yol göstericisi, parmaklarımın hareketindeki ahenk ve kulağımdaki müziğin orta yerinden akmaya devam eden bir nehir. gökyüzünden aşağıya doğru ya da sağdan sola doğru ya da çaprazlardan açısız mekanlara akan bir nehir, binlerce küçük ipliğin ya da çizginin ya da dalganın içinde yüzen bir balık “şimdi”.
devamını gör...
267.
geçmişin, bugünün ve yarının efendisi.
bir an önce ve bir an sonranın sahibi, içinde biz kullarına nefes alacak anlar yaratan ve sonra boğazımızı ölesiye sıkan, tanrıların bile tanrısı, onları bile yaşlandıran evrenin tek hakimi.
bir an önce ve bir an sonranın sahibi, içinde biz kullarına nefes alacak anlar yaratan ve sonra boğazımızı ölesiye sıkan, tanrıların bile tanrısı, onları bile yaşlandıran evrenin tek hakimi.
devamını gör...
268.
öncelikle zaman diye ayrı bir olgu yoktur.
tıpkı " yer çekimi " olmadığı gibi!
yer çekimi anlatımı yanlıştır. yer çekmez , kütle çeker. şimdi zamana dönelim.
zamanda yolculuk gibi şeyler safsatadır. yapılan iş uzay - zaman ile anlatılmalıdır. eğer kütle çekiminden bağımsız olarak , doğrudan " zamanda yolculuk mümkün! " dersek yanlış anlatım yapmış oluruz.
çünkü anlatım tarzları insanların yanlış anlamasına sebep oluyor. insanlar bunun üzerine teori (komplo) bile kuruyor. (bkz: yer çekmiyormuş gök itiyormuş)
şimdi örnek vereyim. mesela benle yaşıt arkadaşım var. biz 20 yaşındayız. aynı koşullar ile yaşıyoruz. tek fark gezegen ve buna bağlı olarak fizik kuralları... arkadaşım mars gezegenine gitsin. aradan 20 yıl geçtikten sonra arkadaşımın daha genç olduğunu farkederiz. çünkü kütle çekimi mars'ta dünya'ya göre daha azdır. daha düşük kütle çekimi " zamanın " görece daha durağan " akmasını " sağladı. yani olay zamandan bağımsız şekilde fizik kuralları ile işledi. bu durumda zamanın geçmişi - bugünü - geleceği yoktur. bunlar bizim uydurduğumuz kavramlar! haliyle zamanda yolculuk kavramı da boştur.
ayrıca her şeyin evrim geçirdiğini düşünüyoruz ve biliyoruz. peki gerçekten öyle mi? her şey evrim geçirir mi? sonuçta " zaman akıp gidiyor " hiçbir şey evrimden kaçamaz!
öyle değil.
ışık evrim geçirmez. fotonlar kütlesizdir ve çok hızlı (evrenin fizik kurallarına göre kütleli bir varlığın ulaşabileceği son nokta seviyesinin bir adım ötesi , yani %99'un bir adım ötesi olan %100'lük durumu) bir şekilde dağıldığı için bi nevi uzaydan bağımlılığını kopartıyor. uzayın çekiminden etkilenmediği için haliyle geçirdiği süresi de (zamanı) yoktur.
umarım son ışık örneği ile zaman diye bir olgunun olmadığını anlatabilmişimdir.
son olarak , eğer arkadaşım mars'tan döndüğünde bana , " zamandan kaçtım , ben daha gencim , geçmişten geliyorum!" derse , ona şöyle diyeceğim:
" hayır. zamandan değil , kütle çekiminden kaçtın. "
:)
tıpkı " yer çekimi " olmadığı gibi!
yer çekimi anlatımı yanlıştır. yer çekmez , kütle çeker. şimdi zamana dönelim.
zamanda yolculuk gibi şeyler safsatadır. yapılan iş uzay - zaman ile anlatılmalıdır. eğer kütle çekiminden bağımsız olarak , doğrudan " zamanda yolculuk mümkün! " dersek yanlış anlatım yapmış oluruz.
çünkü anlatım tarzları insanların yanlış anlamasına sebep oluyor. insanlar bunun üzerine teori (komplo) bile kuruyor. (bkz: yer çekmiyormuş gök itiyormuş)
şimdi örnek vereyim. mesela benle yaşıt arkadaşım var. biz 20 yaşındayız. aynı koşullar ile yaşıyoruz. tek fark gezegen ve buna bağlı olarak fizik kuralları... arkadaşım mars gezegenine gitsin. aradan 20 yıl geçtikten sonra arkadaşımın daha genç olduğunu farkederiz. çünkü kütle çekimi mars'ta dünya'ya göre daha azdır. daha düşük kütle çekimi " zamanın " görece daha durağan " akmasını " sağladı. yani olay zamandan bağımsız şekilde fizik kuralları ile işledi. bu durumda zamanın geçmişi - bugünü - geleceği yoktur. bunlar bizim uydurduğumuz kavramlar! haliyle zamanda yolculuk kavramı da boştur.
ayrıca her şeyin evrim geçirdiğini düşünüyoruz ve biliyoruz. peki gerçekten öyle mi? her şey evrim geçirir mi? sonuçta " zaman akıp gidiyor " hiçbir şey evrimden kaçamaz!
öyle değil.
ışık evrim geçirmez. fotonlar kütlesizdir ve çok hızlı (evrenin fizik kurallarına göre kütleli bir varlığın ulaşabileceği son nokta seviyesinin bir adım ötesi , yani %99'un bir adım ötesi olan %100'lük durumu) bir şekilde dağıldığı için bi nevi uzaydan bağımlılığını kopartıyor. uzayın çekiminden etkilenmediği için haliyle geçirdiği süresi de (zamanı) yoktur.
umarım son ışık örneği ile zaman diye bir olgunun olmadığını anlatabilmişimdir.
son olarak , eğer arkadaşım mars'tan döndüğünde bana , " zamandan kaçtım , ben daha gencim , geçmişten geliyorum!" derse , ona şöyle diyeceğim:
" hayır. zamandan değil , kütle çekiminden kaçtın. "
:)
devamını gör...
269.
atatürk gibi oda hem sanat hem bilim hem siyasetle ilgilenirdi
siyaset falan yanında bu konudada fikirlerim var zamanla ilgili çokça yazı yazdım
zamanın olmadığı konusunda
en son devrimimde zaman manupulasyonu
zaman yoksa manupulasyon nasıl olur benim gibi dahi onuda buldu
ama benle gidicek sanırım çok büyük para ve beni diriltme konusunda garanti verilmezse söylemiyeceğim haliyle
hoş beleşe söylesem bile ilgilenilecekmi muamma.
para lazım bana önce evsizlikden kurtulup acele edersem 5 senede milyoner olursam bende elon musk gibi atılımlar yapabilirim.
siyaset falan yanında bu konudada fikirlerim var zamanla ilgili çokça yazı yazdım
zamanın olmadığı konusunda
en son devrimimde zaman manupulasyonu
zaman yoksa manupulasyon nasıl olur benim gibi dahi onuda buldu
ama benle gidicek sanırım çok büyük para ve beni diriltme konusunda garanti verilmezse söylemiyeceğim haliyle
hoş beleşe söylesem bile ilgilenilecekmi muamma.
para lazım bana önce evsizlikden kurtulup acele edersem 5 senede milyoner olursam bende elon musk gibi atılımlar yapabilirim.
devamını gör...
270.
paralel evren teorisi'ne gore bircok gercekligin ayni anda yasanabiliyor olmasi ihtimali de zaman illuzyonunu daha gizemli hale getiriyor. kim bilir, belki de tum cevaplar zihnimizde ancak cesitli sebeplerden dolayi ona tam erisimi henuz saglayamadik.
devamını gör...
271.
seven erkek zaman ayirir. bes dakika gormek icin 200 km yol yapar. ustune titrer. sana kendini dunyanin en ozel kadini hissettirir...
biz eski sevgililerimizden boyle gorduk...
biz eski sevgililerimizden boyle gorduk...
devamını gör...
272.
hayatta her şeyin olduğu gibi zamanın da bir ömrü vardır. zamanın içinde geçen bir süre, sürenin içinde geçen devinim, işleyiş ve bir değişim.
zamanı açıklamak basit gibi görünse de akıl tutulması yaşatacak kadar ilginç bir kavram. hiçbir şey aynı kalmıyor, zaman akıyor, hep çalışıyor, bi yorulup durmuyor, her şey ama istisnasız her şey zamanın içinde seyrelip silikleşiyor.
unutmak hem ödül, hem ceza.
hayal kırıklığı, öfke, sevinç... geriye eğer şanslıysan sadece hatırlamak kalıyor.
zamanı açıklamak basit gibi görünse de akıl tutulması yaşatacak kadar ilginç bir kavram. hiçbir şey aynı kalmıyor, zaman akıyor, hep çalışıyor, bi yorulup durmuyor, her şey ama istisnasız her şey zamanın içinde seyrelip silikleşiyor.
unutmak hem ödül, hem ceza.
hayal kırıklığı, öfke, sevinç... geriye eğer şanslıysan sadece hatırlamak kalıyor.
devamını gör...
273.
zamanı daha gelmedi
su taşı daha delmedi.
su taşı daha delmedi.
devamını gör...
274.
kavranması en güç şeylerden biridir zaman. son derece değişkendir, akışkandır, bazen de yoğun bir sis kadar durgundur zaman. uzak bir ülkede sevdiklerinize kavuşmayı bekliyorsanız geçmek bilmez, mutlu ve tasasız yaşıyorsanız, uçarak-koşarak geçer yanınızdan. zaman upuzun sonsuz bir yoldur, sizin yürüyebildiğiniz ise birkaç adımdır sadece...
o geçmişin sonsuzluğundan, geleceğin sonsuzluğuna uzanır. oysa siz ufacıksınız, siz miniciksiniz, siz kimsiniz???
o geçmişin sonsuzluğundan, geleceğin sonsuzluğuna uzanır. oysa siz ufacıksınız, siz miniciksiniz, siz kimsiniz???
devamını gör...
275.
kiminin ilacı, kiminin cellâdı.
devamını gör...
276.
ey zaman bilmez misin
ettikleriniiiiiiiii
bi düğüm ki ne sen çözebilirsinnnnne bennn
ettikleriniiiiiiiii
bi düğüm ki ne sen çözebilirsinnnnne bennn
devamını gör...
277.
ben zamanı gördüm,
kaç bakışta bozdu hayalimi,
ve kaç düşüncede!
devamını gör...
278.
hep zamana bırak derler ya ben de 'ya zaman da bize bırakıyorsa' diyorum hep.
o yüzden ;
ne kap, ne kacak; gönül dolusunca yaşıyorum.zamanı hep yatay sanırlar.ben geçmişte yokum, gelecekte de yokum, şimdi dikine varım, yükselmesine sonsuz, derinlemesine sonsuz...
o yüzden ;
ne kap, ne kacak; gönül dolusunca yaşıyorum.zamanı hep yatay sanırlar.ben geçmişte yokum, gelecekte de yokum, şimdi dikine varım, yükselmesine sonsuz, derinlemesine sonsuz...
devamını gör...
279.
kara sevdaya düşenlerin geleceği türden yüksek bir dağ başında yaklaşık yüz dönümlük bir arazideyim. çok çok eskiden bir köymüş. şimdi sadece kuru tarla ve ağaçlar var. kim bilir ne çocuklar koşturdu buralarda, ne aşıklar gizli gizli buluştu, tavuklar gıdakladı, ekmekler yapıldı. zaman hiçbir şey birakmadı. geçip gidiyoruz.
devamını gör...
280.
üç sarmallı kompleks boyut.
devamını gör...