ismet özel-münacaat şiiri o niyetle okunabilir:

"şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu"
devamını gör...

politikacılardan korkma durumudur.
devamını gör...

hala yeni bölümleri yayınlandığını bildiğim, bir dönem deli gibi izlediğim çizgi dizidir. dizinin alfası bloom olmak için sayısız ilkokulda sayısız kavga çıkmış ve ben de bu kavgalardan yeterince nasiplenmişimdir. şimdi düşününce keşke dönebilseydim dediğim zamanlardır.
devamını gör...

goca gappe hera'nın oğludur. zeus bir kadına ihtiyaç duymadan athena'yı doğurmuştur. bunu kıskanan hera da bir erkeğe ihtiyaç duymadan doğurmak istemiş ve gariban hephaistos'u doğurmuştur. ama hephaistos çok çirkindir. bu duruma öfkelenen hera, oğlunu olympos'tan aşağı atar. dünyaya düşen tanrının ayakları da kırılır ve topal kalır. akhilleus'un annesi thetis bulur onu. sonra tanrıyı bir mağaraya gizler. kahramanımız orada demircilik sanatını öğrenir.

goca gappe'den intikam almak için ona altından bir taht yapar. ama tahtta sadece hephaistos'un çözebileceği görünmez zincirler vardır. hera hediyeyi memnuniyetle kabul eder, oturur oturmaz da tahta yapışır kalır. tanrılar ne kadar yalvarsalar da hephaistos, annesini çözmek istemez. olaya dionysos müdahil olur. tanrıyı sarhoş edip olympos'a getirir. hephaistos ancak bir şartla annesini serbest bırakacaktır. en güzel tanrıçayla evlenmek. çirkin tanrımız afrodit'le evlenir. ama güzeller güzeli afrodit rahat durmaz. savaşçı ares ile işi pişirir. sabah akşam sevişirler, zina ederler. bu iki aşığın seviştiğini güneş görür ve durumu hephaistos'a anlatır. aslında hephaistos karısını çok sever, bunu ona yakıştıramaz ama ne olur ne olmaz diye yataklarına örümcek ağı kadar hafif lakin demirden daha güçlü bir ağ gerer. "hanım ben bi ocağa kadar gidiyorum, geç geleceğim." der. afrodit de hemen aşığı ares'i yatağına alır. halbuki o gün işe gitmeyecektir hephaistos. karısını kandırmıştır. hemen eve dönüp ikisini yatakta basar. afrodit'le ares yerin dibine girmişlerdir utançtan. dahası hephaistos bütün tanrıları da çağırmıştır karısının rezilliğini görmeleri için. tanrılar bu iğrenç manzara karşısında utanırlar. poseidon aşıkları serbest bırakmasını ister. zinanın cezalandırılacağını düşünen hephaistos aşıkları serbest bırakır ama aşıklar ceza almaz. sinirlenen hephaistos insanları yaratır.

işte böyle garip bir tanrıdır hephaistos. yeraltındaki atölyelerinde kendi yarattığı, metalden işçiler çalışır. yunancada "angarya" manasına gelen robot'tur bu işçilerin adları.
devamını gör...

dünyadaki fiziksel yani basılı olan para miktarı toplam 37 trilyon dolardır. 2021* insan nüfusu 7,8 milyar.

eğer dünya üzerinde var olan parayı tüm dünya nüfusuna eşit dağıtmak istersek kişi başına 4.750 dolar düşüyor.

eğer aslında var olmayıp bankaların var gibi davrandığı meblağı eklersek toplam 90.4 trilyon dolar, kişi başı 11.500 dolar düşüyor.

fakat bu paraya yatırımlar, mevduatlar, kripto paralar da dahil edilirse meblağ 1.2 katrilyon dolara, kişi başına düşen meblağ ise 154.000.000 dolara çıkıyor.



ıf you are looking for all the physical money (notes and coins) and the money deposited in savings and checking accounts, you could expect to find approximately $37 trillion. this figure represents only ‘narrow money’. however, if you add the ‘broad money’, the amount rises to over $90.4 trillion. this amount further increases when bitcoins and other cryptocurrencies are included. money in the form of investments, derivatives, and cryptocurrencies exceeds $1.2 quadrillion. this is what it looks like written out: $1,200,000,000,000,000


ne kadar doğru bilemedim ama kaynak
devamını gör...

#812018 *
gözümde canlandı bir an. market poşetleriyle bir aşağı bir yukarı bir türlü bulunamayan evin yolları... markete gidiyorum ben diye evden çıkılacak havanın güzelliğini görünce için daralacak.
kafayı yemeden hem ruhen hem bedenen sağlıklı geçireceğimiz bir süreç olmasını temenni ediyorum. kapandıkkk...
devamını gör...

şu hayatta en nefret ettiğim eylem. nasıl beceriyorsunuz saatlerce oturup ders çalışmayı aklım almıyor. 1 saat bile dayanamıyorum hiperaktifim galiba.
devamını gör...

afili filintalar ekibinden bir yazardır.

bu ekibi yeni nesil okurlar da eski okurlar da iyi tanır ama bir iki isim daha sayalım. biri ah muhsin ünlü adıyla şiirler yazan yönetmen ve yazar onur ünlü, bir diğeri alkollü araba kullanarak bir aileyi yok eden ve sonuna t olmadığını söyleyerek saçma bir şov yapan behzat amirimin yaratıcısı emrah serbes ve bir diğeri de bence ekibin en yeteneklisi har ve tol romanlarının yazarı murat uyurkulak.

murat menteş de aslında bu grubun iyi kalemlerinden. bazı romanlarında kantarın topuzunu kaçırsa da iyi romanlar yazmış bir yazar. korkma ben varım başarılı bir romandı mesela bence. dublörün dilemması, ruhi mücerret de iyi kitaplar.

ama artık okumayı bıraktığım bir yazardır da. aldığım ama okumadığım kitaplarını da bundan sonra çıkacak olan romanlarını da okumayı düşünmüyorum.

çünkü kendisi ile tanışıp karşılıklı sigara içme şanssızlığı yaşadım. çalıştığım okula bir söyleşi için geldiğinde öğrenciler ve öğretmen arkadaşlar çok heyecanlanmıştı. ben ise gayet sakindim. çünkü her zaman söylerim; bir yazara hayran olmak için yazarın ölmesine beklemekte fayda vardır. ve bu durum da aynen öyle oldu.

önce sahneye çıkıp önceden yazdığı espirileri okudu. hiçbiri komik değildi ve zeki öğrencilerden oluşan okulda ise hiç tutmadı. sonra sorulan sorulara saçmalamaya başladı. ben daha fazla dayanamayıp sigara içmek için dışarı çıktım. bir kahve alıp öyle sigara içmeye karar verdim ve salonun arkasına gidince murat menteş’in de orda sigara içtiğini gördüm. bir tarih öğretmeni de sorular soruyordu. neden edebiyat? mizah neden önemlidir?

paşamız da slim sigarasından nefesler alıp cevaplar veriyordu ama nasıl cevaplar! sokak röportajı olsa bu kadar basmakalıp, bu kadar saçma cevap toplanamaz. yüz kişiye sorduğumuz en popüler altı saçma cevabın hepsini murat menteş tek başına verdi bir sigara içimlik sürede.

uzatmayayım daha fazla, zaten buraya kadar okuyan da kalmadı. bir yazara hayran olmak için mutlaka ve mutlaka ölmesini bekleyin ya da ondan uzak durun.
devamını gör...

hiç utanç duymayın böyle bir şeyden, yani aslında böyle hissetmezken böyle demekten utanç duymayın. aşk böyle bir şey, bence aşkın zaten bütün sihri de bu ilkelliği de bu sihrinde zaten. öbür türlü gel, oturalım, konuşalım, anlaşalım dersen aşk yaşanmaz ki. böyle korkudan geberirken git dicen, sürüncen, ağlıcan, halıları sökücen yine de git dicen. kuyruğu dik tutucan, karşıdaki çok şey çıkarsa o zaman da kuyruğu indirirsin ne var, ölüm mü var ucunda.
devamını gör...

yorucudur.
devamını gör...

eski dilde (iki erkeğin icra ettiği) eşcinsel ilişki. yapanlara da lûtî (ya da oğlancı) denir.

etimolojik anlamda kökeni lût (لوط: l, v (u/û) ve t harfleri, çekimleyince livata olmuş) peygambere (bkz: hz. lut) ve gönderildiği kavme (bkz: lut kavmi) dayanır.
devamını gör...

fırtına öncesi sessizlik zamanları.
tetikteyim!
korkuyorum!
kuruyorum zihnimde.
bir bir gelen düşler
aynı hızda yok oldular.
kuruyorum sensizlik alarmını zihnime.
gülüşlerin kayboldular.
kuruyorum sessizlik alarmını zihnimde.
ses etmeden ayrıldılar.
kuruyorum alarmı.
sessiz bir şekilde haykırdılar.
devamını gör...

temel reis çizgi filmin de hem safinaz’a aşık hem de temel reis’ in başlıca düşmanı olan kurgusal karakter.
devamını gör...

bir hicligindansi ukdesidir.

hayatıma girmiş her kadında cinsel travma yarattığını fark ettiğim durumdur. kimisinde taciz boyutunda bakışla taciz edilmiş ve cinsel travmaya neden olmuştur, kimisinde sözlü ne yazık ki kimisinde fiziksel.

dünyanın diğer ülkelerinde de farklı olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...

gerçek sarışın mısın yoksa boya mı.
devamını gör...

bilmediği her konuda uzmanmış gibi fikir belirtenlerin sayısı çokken, yüzme bilmeyen birinin denize girmesi benim için en son irdelenicek durumdur. deniz, sadece yüzme bilenlerin girmesi için var olmuş bir şey değil sonuçta isteyen, istediğini yapabilsin ne güzel.
devamını gör...

beyaz elbisesi vardı, hayal benim değil mi vardı işte, çok aşırı değil ama yine de sarhoştu kadın, kendi ile kalıp kendine kaçtığı yolun üzerindeydi, beyaz bir elbise de giymişti evet, hayal benim değil mi ne istersem giydirirmiştim ona. en sonunda yolun, o yürüdüğü yolun çıkmaz olduğunu görünce bir kahkaha patlattı o su yeşili sesi ile, etrafındaki doğa bir saygı duruşuna kalktı aniden, sonra hayat biraz daha güzelleşti herkes için. yaz günüydü, eylülü yazın son hatırası sayarsanız, kadın güzeldi, kadın ufacık ve kocamandı, kadın tuhaf bir şekilde herkesi ve her şeyi kendine çeken küçük ve yaramaz bir varlıktı, evrende kapladığı yer ile başkaları tarafından bilindiği yer arasında koskocaman bir ters orantı vardı. ansızın yol kenarındaki nergis kılığındaki çiğdem çiçeklerine takıldı gözü, ben rüzgâra adımı söylemedim, üstelik bunların mevsimi değil, bunlar ve her şey çok saçma diye düşündü, benim hayalimdeki kadın bunları söyleyecek kadar sarhoş ve söyletecek kadar güzeldi. zaman eve dönme vaktiydi, onu bekleyen şanslı bir azınlık vardı, yüzü gülüyordu, bir an geriye döndü, "belki bir gün" dedi, hikayede adı olmayan adam gülümsedi, tabiat yüzünü bir kez daha ona döndü, akşamdı, kadın sarhoştu ve bu hikaye ve dünyanın ona sevgisi burada bitecek gibi gözükmüyordu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ekte gördüğünüz gibidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tasavvufta, insanın hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya aşırı bir şekide bağlanmasıdır.
bitmek bilmez güçlü arzuların peşinde koşmak, kendine çok büyük hedefler koymak, arzularına gem vurmamak, tamahkar olmak demektir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim