(bkz: kim daha az sevmişse ilk o gider)

bu durum bu sorun bu her neyse ne yazık ki doğru. iki taraftan biri her şeyini vermeye hazırken diğer taraf,karşı tarafın duymak istediği güzel sözlerle uyutuyor ya da oyalıyor. * bir nevi aslında bitmiş bir ilişki var ama kişiler kendinlerine bunu inandıramiyor ya da ikna edemiyor.buna ister sadakat* ister alışkanlık. bir türlü itiraf edemiyorlar.*haliyle seven kişi kaybetmemek için ihtimal dahilinde düşünmediği tavizler veriyor.*sonra noluyor ilişki bir müddet daha gittiklerini sanıyorlar. pat.ilişki yolda kaldı. o yüzden kör aşık olmamak lazim. olmuyorsa olmuyordur.taviz vere vere nereye kadar.siz de bir bireysiniz.ya sonra..sonrasi mutsuzluk.

olacağı yoktu neden olurmuş gibi oldu?
devamını gör...

sen sevgilinden ayrıldın da sözlüğe dert mi yanıyosun çen büyüyünce dertli mi olçan sen sen bad boy mu olcan çen ?
devamını gör...

böceklerin eve girdiği mevsim.
böcek antipatisi olan biri değilim ama aynı tür böcekten ikidir görmesi de ne bileyim. göç yolu üzerindeyim herhalde.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dogum günü
mezuniyet
düğün
nişan
herhangi bir özel gün olarak görüp artırıyorum.
devamını gör...

edebiyat, müzik, sinema gibi güzel sanat alanlarında besteci, yorumcu, söz yazarı, oyuncu, dansçı, yönetmen, müzik yapımcıları vb. hak sahiplerinin eserlerinin ticari amac olmaksızın özel ve şahsi kullanımlar için kopyalanmasından kaynaklı zararları telafi etmeyi hedefleyen, bazen mecliste soru önergesi olarak da sunulan bir tazminattır. bu harç, kullanıcıların görsel veya işitsel eserler gibi içerikleri kopyaladıkları cihaz üzerinden alınır.
devamını gör...

tekiri evde rahat durmaz illa bir fırlamalık yapar.
devamını gör...

içinde olduğumuz ay.
hoş geldin mart
"vazgeçtim bu dünyadan

tek ölüm paklar beni

değmez bu yangın yeri

avuç açmaya değmez.”

shakespeare yüzlerce yıl önce yazmış. bir yerlere ait olmadığını anladığı bir zamanda yazmıştır muhtemelen.

her gün kadına şiddet ile ilgili haberler görüyoruz. eğitim seviyesi artıyor ama bu tür olaylar azalmıyor. dışarıdan bakınca, iki yetişkin insan görülen çiftler, hoş başlayan ilişkilerini nasıl bu kadar çirkinleştirebiliyor. hiçbir kadın kendisini dövsün diye bir erkekle beraber olmaya başlamıyor. adamların da ilişkiye başlarken “ben bunu bir temiz döverim” diye başladığını sanmıyorum. ipler nerede kopuyor?

her kadına şiddet sonrası tüm erkeklere faturayı kesmekle yol alınmıyor. alınsaydı çoktan biterdi kadına şiddet. yürüyüşler yapılıyor, sloganlar atılıyor, ertesi gün bir başka kadına şiddet vakası gerçekleşiyor.

kadına yönelik artan şiddetlerin bir sebebi de vazgeçmemek olabilir mi? inadına, olanlara rağmen olduğu gibi yaşamaya devam etmek olabilir mi?

yaşamak için inat etmeye gerek var mı?

son nefese kadar bize bahşedilmiş bir nimet yaşamak. son nefese kadar bize bahşedilen beden ve son nefese kadar verilen rızık ile yasayabiliriz zaten. inat etmeye gerek yok. inadına olamayacak bir insanı, olamayacağı bir insan yapmaya gerek yok. inadına sevmeyen, saygı duymayan bir insana katlanmaya gerek yok. inadına huzursuz bir eve mahkûm olmaya gerek yok.

bir patron sözü vardır, ‘kimse vazgeçilmez değildir.’ diye. çiftler için de geçerli olabilecek söz.

vazgeçemeyenler yüzünden diğer taraf kendini vazgeçilmez sanıyor. karşısındaki insana etmediğini bırakmıyor.

içinde sevgi açlığı olan kadınlar-adamlar var. kendisiyle kalmaktan korktuğu için, yalnız kalmaktan korktuğu için karşısındaki insanın tüm yanlışlarını sineye çekiyor.

kendiyle yalnız kalmaktan korkmasa, karşısındaki insan ondan çekinecek. saygı duymaya başlayacak, kendine çeki düzen verecek.

din ve devlet de dâhil, hiçbir otorite insana istemediği bir hayatı zorlayacak emirler ve kanunlar içermiyor. islamiyet için insan hayatı kutsal. islamiyet için insan ruhu da kutsal. kimsenin, bir başkasının ruhunu incitmesine müsaade etmiyor. en büyük günahlardan biri kul hakkı. bir kul, bir başka kulun hakkını yemesin diyor islamiyet. kul hakkı bazen mala zarar vermek olur, bazen bağırmak olur, bazen şiddet olur. zulme uğrayan kul, zalimlik yapana hakkını helal etmezse allah da zalim olanı affetmiyor.

devlet de müsaade etmiyor zalimliklere. aile içinde bile olsa, zalimlik yapana gereken cezayı veriyor.

zalimlere boyu eğmeden, gün görmek için yapılması gereken, zulme müsaade etmemek. zalimliği tescillenmiş insandan uzak durmak. hesap yapmadan, yalnızlıktan korkmadan, kendiyle baş başa kalmaktan korkmadan, zalimlik yapandan uzak durmak zorundayız.

göçmen kuşlar gibi, mutlu olacağımız, iyi olacağımız yerlere uçmalıyız. mart ayı göçmen kuşların türkiye’ye gelme zamanı. yuvalarını hayatlarını bırakıp türkiye’de yeni bir hayat kurmaya geliyorlar. binlerce kilometrelik yolculuk yapıyorlar. kiminin küçücük kanatları var. bu kanatlarla bu yola çıkılır mı diye düşünmeden çıkıyorlar yola. yolda ne yeriz ne içeriz diye düşünmüyorlar. onları yaratan yaratıcı, onlara müthiş içgüdüleri vermiş. o içgüdülere güvenip kanat çırpıyorlar.

biz insanlara, yaratıcı hem donanım hem akıl verdi. bizim yapmamız gereken, önceki tecrübelerimizden ders almak. okuduklarımızdan ders almak. sonramızı daha iyi etmeye çalışmak. sonramızı daha iyi etmek için, kötü olan öncelerden vazgeçmemiz gerekiyor.

önce yaratıcıya, sonra kendimize güvenerek, kendimize güzel bir sonra sağlamak elimizde.

mart ayı, baharın ilk ayı. bahar kuzey yarımkürede tüm doğanın yeniden başladığı aydır. meyveler çiçek açar, hayvanlar yavrular, göçmen kuşlar gelir, ekinler ekilmeye başlar. yaz mevsimi içindir tüm hazırlık. mart ayının bir günü de kadınlar günü’dür. sembolik bir gündür. hediye sektörüne, çiçek sektörüne yarayan bir gündür. kadın aşağı, kadın yukarı edilir bir gün. bir önceki gün ve bir sonraki günden farklı olarak.

kadınlar da doğa gibidir. dünyayı güzelleştirmeye çabalarlar. güzelleştirdikçe mutlu olur kadınlar. temizler mutlu olur, yemek yapar mutlu olur, yardım eder mutlu olur, gülümser mutlu olur.

koronalı günleri geride bırakmayı umduğumuz bu mart ayında, yeni gelmiş göçmen kuşlar gibi yeni güzel günler görebilmek için uğraşmamız gerekiyor. göçmen kuşun, yuvasını yapma telaşı gibi umut dolu bir telaşla sarılmalıyız mart ayına. göçmen kuşun gerisinde bıraktığı, vazgeçtiği gibi, zamanı dolan her şeyi geride bırakmalıyız. her şeyin güzel olması için eskilerden vazgeçmemiz gerekiyor. iyi gitmeyen şeylerden vazgeçersek iyi olan günlere varabiliriz. hoş geldin mart.
devamını gör...

hayatımı sonuç odaklı yaşıyorum.

en önemli şey sonuçtur nedenler değil.

mazeret mabat gibidir herkeste olur.
devamını gör...

bir robert walser kitabıdır.

robert walser pek tanınmaz nedense türkiye’deki okurlar arasında, bir kafka değildir mesela; birj.m.coetzee, bir robert musil, bir alfred döblin de değildir. ama size iyi bir haberin var, walser bu isimlerini hepsini etkilemiş dev bir yazardır. yakın zamanda bu yazarımızın tanınması için yeni bir tanım yazmaya karar verdim.

şimdi ise jakob van gunten ile tanışmadan önce onunla ilgili bazı fikirler edinme zamanı. zira eğer okuyacağınız bir roman ile ilgili önceden bir bilginiz yoksa o romanın hakkını veremeyebilirsiniz. bunu hiç istemeyiz.

robert walser’den etkilenen ve onlarca büyük yazarı etkileyen franz kafka’nın bavulunu alıp amerika’ya gitmeye karar veren kahramanı karl rossmann henüz 16 yaşındadır. j.d.salinger’ın kalplerde taht kurmuş olmasına rağmen bir türlü insanlarla uyum içinde yaşamayı başaramayan kahramanı holden caufield da bir önce bahsettiğimiz kahramanla aynı yaştadır. mark haddon’ın özel bir çocuk olan harika dedektifi christopher boone ise henüz 15 yaşındadır. tabii ki benim edebiyat tanrı’larımdan biri olan mark twain’in gözlerimizin önünde, bir ırmak yolculuğu ile büyüyen kahramanı huckleberry finn ise 13 yaşındadır.

sanki jose saramago’nun bütün isimler kitabında kaybolmuş gibi bir girizgah yaptığımın farkındayım tanıma ama başka türlüsü elimden gelmiyor çünkü jakob van gunten’in bu dev kahramanlardan yaşça büyük olduğunu ve 17 yaşında olduğunu belirtmek için bu uzun paragrafa ihtiyacım vardı.

evet, jakob van gunten 17 yaşındadır ve uşak olmak için eğitim alınan bir erkek okuluna kendi isteği ile başvurup orda eğitim almaya başlar. isminden de anlaşılacağı üzere* jakob soylu bir aileye mensuptur.

gittiği okul başlarda çok disiplinli bir okul gibi görünür, okul müdürü otoriter bir figür gibidir ama kitabın derinlerine gömüldükçe hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır okurlar.

jakob okuldaki çocuklara ne davranış ve düşünce tarzı olarak ne de kendine gelecek için koyduğu hedefler çerçevesinde benzerlik gösterir. jakob farklı bir çocuktur ve bu fark okul müdürü ile olan ilişkisinde de kendini göstermeye başlayacaktır zamanla.

diğer karakterlerle ilişkisi de çok yoğundur jakob’un. yakın arkadaşı kraus, okul müdür bay benjamenta’nın kız kardeşi ve romanda ortaya çıkan diğer karakterler; hepsi jakob’un kibirili duruşunu etkiliyor ya da bundan etkileniyor.

roman kesinlikle okunması gereken bir başyapıt.
devamını gör...

fazıl hüsnü dağlarca'nın "dağlarca çocuklarda" serisinden bir çocuk kitabı.

denize düşen bir mandalinacık ile bir balinanın dostluğunu anlatıyor diye son derece klişe bir tanım cümlesi yazayım önce. dağlarca'nın yıldızlardan bahsederek başladığı, dalgalara, ağaçlara, dallara, bembeyaz köpüklere öyle özgün anlamlar yükleyerek yazdığı bir kitap ki, bu dostluk sadece iki çocuğun değil, iki aşığın da dostluğu olabilir mi diye sormadan edemiyor insan kendine. örneğin mandalinanın balinanın sesini tanımlayışı:

a a güzel bir ses
sanki ırmak
sanki türkü
sanki ilkyaz yeli
ses mi belli değil
beni beklediği mi belli değil

sonra mandalina ile balinanın tanışmasının üzerine balinanın içinden geçen sözler:

ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
tatlı
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
sıcak

derken kavuşma üzerine:

denize yeşim yeşim
yansırken
mandalina ağaçları
sanki yaşlı bir anneye
mektup gelir
ta uzaklardaki çocuğundan

ve son olarak yalnızlığa dair:

çocuklar uyur uyumaz
sallanır uzaklarda ağaçlar
güneşli gecede
sever balığın biri
ağacın birini

kim yalnızsa
o daha çok duyar
ıssız yerleri

ister balina olsun
ister mandalina
kim yalnızsa o daha çok
en eski bir türkü

kim yalnızsa çocuklar
o daha çok benzer
başkasına

yıl 1977, bu kitap belki de sevgiyi en iyi sezen çocuklar için yazılmış. bir devrin çocukları böyle güzel öykülerle büyümüş. hem düşleyecek bir dünya dolusu şey vermiş yazar okurlarına, hem de olanca naifliği ve sadeliği içeren sözcükleri yan yana koyup belki dört beş yaşından seksen doksanına dek nesillere edebi bir tat sunmuş bu şiirsel hikayeyle. yapı kredi yayınları'ndan edinilebilir, hem çocuklara hem de biraz çocuk kalmışlara.
devamını gör...

cevabı evet, polisin görevi her vatandaşı ayrımcılık gözetmeksizin korumaktır olan sorunsaldır.
siz bunun yeminini ettiniz.
insan ayıramazsınız. kutsal meslek yapıyorsanız kime hizmet verdiğinize bakmazsınız.
zaten insanlığa da zerre sığmaz bu. önce insan olun sonra mesleğinizi icra edin.
devamını gör...

allahtan bazı arkadaşlar uçuruldu da rahat ettik. (bkz: lucifer) (bkz: psg) ve daha birçoğu. o sol frame kan ağlıyordu 20 gün öncesi değerli arkadaşlar bunlar çok iyi günlerimiz, allah bozmasın.*
devamını gör...

buna mı kırıldın diyen insanla aynı topluluğa üyelerdir.
(bkz: buna mı kırıldın diyen insanlar)
devamını gör...

menzilcilerin yuvalanmaya başladığı jet ana üssü. şaşırmadım, kaza olduğunu da düşünmüyorum. şehitlerimizin ruhu şad olsun.
devamını gör...

odada oturuyorum
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

akışkanlık hali. maddenin iki nokta arasındaki ilerleyişi..
devamını gör...

latince kökenli bir sözcüktür. anlattığımız bir konu hakkında, karşı tarafın bizi anlamadığını fark ettiğimizde hevesimizin kaçması anlamına gelmektedir.

-bir espiri/şaka yaparken karşı tarafın bizi anlamaması üzerine espiriyi açıklama durumu ile örneklendirebiliriz.
devamını gör...

eski insanların nüfus cüzdanına "kafa kağıdı" demesinin sebebi; nüfus cüzdanının ilk kullanıldığı zamanlarda (1863), insanların fesinin altında taşımayı tercih etmesindendir.

tanım: birtakım bilgiler paylaşılan başlık.
devamını gör...

iranlı şair, filozof, matematikçi ve astronomdur. ayrıca celali takvimi'ni hazırlamıştır.83 yaşında ölmüştür. iran da türbesi vardır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim