üç nokta yerine iki nokta kullanmak
türk dil kurumuna göre -teoride- yoktur.
lakin sözlükte ve siber platformlarda epey pratiğine tanık olup okumayı derhal bıraktığım ise pek çoktur.
izansızlıktan mıdır? eğitimsizlik, öğretimden mahrumiyet mi? protest tavır mıdır? tamamlanmamış tümce sonuna "..." konur. yan yana iki nokta nedir shakespeare aşkına?!
lakin sözlükte ve siber platformlarda epey pratiğine tanık olup okumayı derhal bıraktığım ise pek çoktur.
izansızlıktan mıdır? eğitimsizlik, öğretimden mahrumiyet mi? protest tavır mıdır? tamamlanmamış tümce sonuna "..." konur. yan yana iki nokta nedir shakespeare aşkına?!
devamını gör...
normal sözlük'ün diğer kafa platformlarıyla olan ilişkisi
çok gizli bir bilginin ifşasını yapmış olan yazar beyanı.
devamını gör...
gündemde gezerken keyfin kaçması
her seferinde başıma gelen şeydir. sadece keyif kaçması da değildir. üzüntüdür. korkudur. çaresizliktir. ne yapabiliriz ki, ne olur da değişir ki bu ülke? hoş sorun tek bizde de değil. biz sadece burayı görüyoruz diye sıklıkla buradaki olayları duyuyoruz diye tek sorun bizde zannediyoruz. sorun insanlıkta.
devamını gör...
invertebrat
omurgasız, bugün, mecazi olarak dönek, ilkesiz, sağlam duramayan ve tutarsız insanları olabildiğince aşağılamak için kullandığımız hakarethamiz sözcük.
galiba bunu hak eden birini ima eden bir hisle bu ukdeyi bırakmışım * et voila doldurmuş. *
esasen şimdi bu başlığa neden döndüğümün sebebi şu şahaneliktir:

omurgalılar chordata /kordalılar sınıfına dahil olmayan bir kategorinin üyesidir; latince invertebrata olarak bilinen, dünyada en çok çeşidi olan ve çok sayıda hayvan çeşidini ihtiva eden bir grubun üyesi olan omurgasızlar kategorisinin herhangi üyesi. sadece abd'de yaklaşık 200'ü nesli tükenmekte olan türler listesinde olan 140.000'den fazla omurgasız hayvanın var olduğunu tespit etmiş araştırmalar var.
yeri gelmişken şunu da yazayım; kordalılar, insanlar dahil olmak üzere çok sayıda hayvan türünü ihtiva eden, sırtlarında boru şeklinde bir sinir şeridi olan, simetrik yapıda ve gövdelerinin bitiminde anal uzantıları/kuyruk olan, yutak solungaç yarıkları bulunan hayvan gurubudur.
bir omurgasız, adı üzerinde, omurgası ya da iskeleti olmayan, soğukkanlı, karada veya suda yaşayabilen bir hayvandır. kimileri solucanlar, sümüklü böcekler ve denizanaları gibi yumuşak bir gövdeye; kimileri zırh gibi kuşandıkları ve onları dışarıdan saran sert bir kabuğa sahiptir. suda yaşayan omurgasızlar solungaçlarıyla solunum yaparlarken karada yaşayan omurgasızların akciğerleri olmadığından trake solunumu yaparlar. omurgasız hayvanlar yumurtlamayla ürerler. solucan, örümcek gibi bazı böcekler yumurtadan çıkar çıkmaz türlerinin fiziksel özelliğine sahip olurken birçoğu çeşitli evrelerden geçerek nihai biçimini alır. omurgasızların sinir, kas ve duyu hücreleri de yoktur. bütün yaşam fonksiyonları genellikle birbirlerinden bağımsız çalışan hücrelerle gerçekleşir.
örümcek, çekirge, kelebek, sivrisinek ve hamam böceği vs. karada; ahtapot, yengeç, ıstakoz, midye, denizkestanesi, denizyıldızı, süngerler, denizanası, mercanlar vs. suda yaşayan omurgasızlara örnek verilebilir.
kaynak 1
kaynk 2
kaynak 3
galiba bunu hak eden birini ima eden bir hisle bu ukdeyi bırakmışım * et voila doldurmuş. *
esasen şimdi bu başlığa neden döndüğümün sebebi şu şahaneliktir:

omurgalılar chordata /kordalılar sınıfına dahil olmayan bir kategorinin üyesidir; latince invertebrata olarak bilinen, dünyada en çok çeşidi olan ve çok sayıda hayvan çeşidini ihtiva eden bir grubun üyesi olan omurgasızlar kategorisinin herhangi üyesi. sadece abd'de yaklaşık 200'ü nesli tükenmekte olan türler listesinde olan 140.000'den fazla omurgasız hayvanın var olduğunu tespit etmiş araştırmalar var.
yeri gelmişken şunu da yazayım; kordalılar, insanlar dahil olmak üzere çok sayıda hayvan türünü ihtiva eden, sırtlarında boru şeklinde bir sinir şeridi olan, simetrik yapıda ve gövdelerinin bitiminde anal uzantıları/kuyruk olan, yutak solungaç yarıkları bulunan hayvan gurubudur.
bir omurgasız, adı üzerinde, omurgası ya da iskeleti olmayan, soğukkanlı, karada veya suda yaşayabilen bir hayvandır. kimileri solucanlar, sümüklü böcekler ve denizanaları gibi yumuşak bir gövdeye; kimileri zırh gibi kuşandıkları ve onları dışarıdan saran sert bir kabuğa sahiptir. suda yaşayan omurgasızlar solungaçlarıyla solunum yaparlarken karada yaşayan omurgasızların akciğerleri olmadığından trake solunumu yaparlar. omurgasız hayvanlar yumurtlamayla ürerler. solucan, örümcek gibi bazı böcekler yumurtadan çıkar çıkmaz türlerinin fiziksel özelliğine sahip olurken birçoğu çeşitli evrelerden geçerek nihai biçimini alır. omurgasızların sinir, kas ve duyu hücreleri de yoktur. bütün yaşam fonksiyonları genellikle birbirlerinden bağımsız çalışan hücrelerle gerçekleşir.
örümcek, çekirge, kelebek, sivrisinek ve hamam böceği vs. karada; ahtapot, yengeç, ıstakoz, midye, denizkestanesi, denizyıldızı, süngerler, denizanası, mercanlar vs. suda yaşayan omurgasızlara örnek verilebilir.
kaynak 1
kaynk 2
kaynak 3
devamını gör...
geceye bir şarkı sözü bırak
ve sen ben
değirmenlere karşı bile bile
birer yitik savaşçı
akarız dereler gibi denizlere
belki de en güzeli böyle
değirmenlere karşı bile bile
birer yitik savaşçı
akarız dereler gibi denizlere
belki de en güzeli böyle
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
#1702402
efendim yanlış maile gönderilen anonslardan müessesemiz sorumlu değildir. ama biz elbette ki siz değerli yıldızımızı kırmıyor, mağdur etmiyor afişimizi güncelliyor ve anons ile şarkıyı akışa dahil ediyoruz. sevgiler, kalpler.**
efendim yanlış maile gönderilen anonslardan müessesemiz sorumlu değildir. ama biz elbette ki siz değerli yıldızımızı kırmıyor, mağdur etmiyor afişimizi güncelliyor ve anons ile şarkıyı akışa dahil ediyoruz. sevgiler, kalpler.**
devamını gör...
tek cümlelik korku hikayesi
karne aldım ve eve gidiyorum, babam smackdown izleyip dövüş hareketleri öğreniyor.
devamını gör...
çok mutsuz olmasına rağmen gülebilen insan
hayatta çok acı çekmiş insanların ortak noktaları mizahlarının iyi gelişmiş olmasıdır. hayat kendine genelde kötü yüzünü gösterdiği için hayatta kalabilmek için kendine bir çıkış noktası aramış, mecburen izahı olmayan şeylerin mizahını yapmak, alaya almak zorunda kalmıştır.
devamını gör...
mahallenin meraklı pencere teyzeleri
nereye gidiyorsun?
-ııı arkadaşıma..
hangi arkadaşın,nerede, annen ne yapıyor?(ayrıntılarıyla anlat)
offf be teyzeler.. acelen vardır yine bağırır arkadan nereye gidiyorsun?
-kalbimin götürdüğü yere...
-ııı arkadaşıma..
hangi arkadaşın,nerede, annen ne yapıyor?(ayrıntılarıyla anlat)
offf be teyzeler.. acelen vardır yine bağırır arkadan nereye gidiyorsun?
-kalbimin götürdüğü yere...
devamını gör...
yabancı kucak
ıan mcewan kitabıdır.
ayrıntı yayınlarının, gotik romanları bizle buluşturan kara ayrıntı setinin nadide bir parçasıdır yabancı kucak. ıan mcewan ingiltere’nin en büyük yazarlarında biri sayılmaktadır ve aldığı booker ödülü bu şanını pekiştirmiştir.
romanda mary ve colin bir tatile çıkarlar ve tatil mekanı olarak seçtikleri yer tam da gotik romanlara uygun bir kent olan venediktir. venedik sokaklarında gezinmeye başlayan çift sürekli birbirleriyle tartışırlar ama bu tartışmalar onların arasını açmaz aksine birbirlerine yakınlaştırmaya başlar onları. evli olmayan ama yedi senedir güzel bir birliktelik yaşayan çiftin birbirlerine olan bağımlılıkları yavaş yavaş alışkanlığa dönüşmüştür. colin oldukça yakışıklı bir adamdır. colin ve mary sokaklarda dolaşırken karşılarına robert isimli bir adam çıkar ve onları içmeye davet eder, çift bu daveti kabul eder. robert’tan ayrıldıktan sonra oteln yolunun bulamayan mary ve colin uykusuz ve yorucu bir gecenin sonunda robert’la tekrar karşılaşırlar.
robert’ın evine giden çift sabah kendilerine çıplak bir şekilde bulurlar. caroline -robert’ın karısı- onları karşılar bir türlü elbiselerini alamazlar. caroline çok garip bir kadındır. belindeki bir sorundan dolayı bir türlü rahatça oturamaz ve hareket edemez. evden ayrılmayı zorlanmadan başaran çift, okuyucuya bu esnada rahat bir nefes aldırır. zira caroline’le kaldıkları ve sohbet edilen bölüm oldukça gergin geçer. bu eve tekrar dönen çift bu sefer aynı rahat soluğu aldırmayacaklardır.
kitabın başında pavese’nin şu sözleri yer alır;
“yolculuk bir yabanıllıktır. sizi yabancılara güvenmeye, evinizde ve dostlarınızın yanındayken duyumsadığınız bütün o alışılmış huzurdan uzaklaşmaya zorlar. sürekli olarak başınız döner. temel şeyler dışında -yani hava, uyku, düşler, deniz ve gök dışında- hiçbir şey size ait değildir, her şey sonsuza ya da bizim sonsuz diye düşlediğimiz şeye yönelir.”
eğer dikkatli bir okursan bu sözleri okudaktan sohra kitabın sonunda seni affalatacak olan sahneye hazırlık yapmış olursun.başrollerinde oskar ödülü sahibi iki oyuncu vardır helen mirren ve christopher walken.
eğer kitabı okuyacak sabır ve incelik sende yoksa filmi mutlaka izlemelisin.
kitap 1990 yılında harold pinter’ın senoryolaştırmasıyla filme alınır. yönetmenliğini paul schrader yapar.
ayrıntı yayınlarının, gotik romanları bizle buluşturan kara ayrıntı setinin nadide bir parçasıdır yabancı kucak. ıan mcewan ingiltere’nin en büyük yazarlarında biri sayılmaktadır ve aldığı booker ödülü bu şanını pekiştirmiştir.
romanda mary ve colin bir tatile çıkarlar ve tatil mekanı olarak seçtikleri yer tam da gotik romanlara uygun bir kent olan venediktir. venedik sokaklarında gezinmeye başlayan çift sürekli birbirleriyle tartışırlar ama bu tartışmalar onların arasını açmaz aksine birbirlerine yakınlaştırmaya başlar onları. evli olmayan ama yedi senedir güzel bir birliktelik yaşayan çiftin birbirlerine olan bağımlılıkları yavaş yavaş alışkanlığa dönüşmüştür. colin oldukça yakışıklı bir adamdır. colin ve mary sokaklarda dolaşırken karşılarına robert isimli bir adam çıkar ve onları içmeye davet eder, çift bu daveti kabul eder. robert’tan ayrıldıktan sonra oteln yolunun bulamayan mary ve colin uykusuz ve yorucu bir gecenin sonunda robert’la tekrar karşılaşırlar.
robert’ın evine giden çift sabah kendilerine çıplak bir şekilde bulurlar. caroline -robert’ın karısı- onları karşılar bir türlü elbiselerini alamazlar. caroline çok garip bir kadındır. belindeki bir sorundan dolayı bir türlü rahatça oturamaz ve hareket edemez. evden ayrılmayı zorlanmadan başaran çift, okuyucuya bu esnada rahat bir nefes aldırır. zira caroline’le kaldıkları ve sohbet edilen bölüm oldukça gergin geçer. bu eve tekrar dönen çift bu sefer aynı rahat soluğu aldırmayacaklardır.
kitabın başında pavese’nin şu sözleri yer alır;
“yolculuk bir yabanıllıktır. sizi yabancılara güvenmeye, evinizde ve dostlarınızın yanındayken duyumsadığınız bütün o alışılmış huzurdan uzaklaşmaya zorlar. sürekli olarak başınız döner. temel şeyler dışında -yani hava, uyku, düşler, deniz ve gök dışında- hiçbir şey size ait değildir, her şey sonsuza ya da bizim sonsuz diye düşlediğimiz şeye yönelir.”
eğer dikkatli bir okursan bu sözleri okudaktan sohra kitabın sonunda seni affalatacak olan sahneye hazırlık yapmış olursun.başrollerinde oskar ödülü sahibi iki oyuncu vardır helen mirren ve christopher walken.
eğer kitabı okuyacak sabır ve incelik sende yoksa filmi mutlaka izlemelisin.
kitap 1990 yılında harold pinter’ın senoryolaştırmasıyla filme alınır. yönetmenliğini paul schrader yapar.
devamını gör...
engelli bir çocuğu doğurmak ister miydiniz sorunsalı
bugün, henüz yeni evlenmiş sayılan akrabalarımın doğacak çocuğunun down sendromlu olacağını öğrendiğimden beri aklıma takılan sorunsal. gerçekten de bir anne veya baba olarak içinde sıkışıp kalabileceğiniz en zor vicdani ikilemlerden birisi de budur herhalde.
yine de dürüst bir cevap vermem gerekirse, sanırım o çocuğun dünyaya gelmesini istemezdim ve kürtaja başvururdum. bunun için taş kalpli ya da engelli düşmanı da olmayacağım. çünkü bu dünya onlar için doğru bir yer değil. engelliler için tasarlanmamış bir dünyada, hor görülecek, evlenemeyecek, sınıf arkadaşlarının ve toplumun kendisine çekinerek ve acıyarak baktığı bir çocuğu, bu dünyaya getirmek, ona yapabileceğimiz en büyük zalimliklerden biri olurdu herhalde. yine de bilmiyorum. belki de vicdanım el vermeyebilirdi.
siz böyle bir durumda ne yapardınız sayın yazarlar? düşüncelerinizi merak ettiğim başlıktır.
yine de dürüst bir cevap vermem gerekirse, sanırım o çocuğun dünyaya gelmesini istemezdim ve kürtaja başvururdum. bunun için taş kalpli ya da engelli düşmanı da olmayacağım. çünkü bu dünya onlar için doğru bir yer değil. engelliler için tasarlanmamış bir dünyada, hor görülecek, evlenemeyecek, sınıf arkadaşlarının ve toplumun kendisine çekinerek ve acıyarak baktığı bir çocuğu, bu dünyaya getirmek, ona yapabileceğimiz en büyük zalimliklerden biri olurdu herhalde. yine de bilmiyorum. belki de vicdanım el vermeyebilirdi.
siz böyle bir durumda ne yapardınız sayın yazarlar? düşüncelerinizi merak ettiğim başlıktır.
devamını gör...
bilişsel çelişki
iki bilişsel öğe'nin birbiriyle çelişik olması durumu.
basit bir örneklendirme yapacağım;
bugün erken yatmalıyım/ şimdi bir film izleyeceğim.
birbirini desteklemeyen iki önerme.
burada önemli olan çelişkili olan iki durumu nasıl gidermemiz.
film izlemeyi seviyorum beni rahatlatıyor ifadesi çelişkiyi güçlendirir. erken kalkman için film önerisini reddetmen gerekir.
- çok uykusuz kalacağım yarın hiç bir şey istediğim gibi olmayacak. doğru kararlar veremem. bir sürü bağlantı ard arda. tabii bu çelişkilerin sonucunu yaşamadan ders çıkaramayız. uykusuz kalıp verimsiz bir gün geçirdikten sonra diğer gün ikinci önermeyi reddetme eğilimimiz daha hızlı olacaktır.
- dün geç yattım. erken kalktım. yapmam gereken her şey birbirine karıştı. uykusuz kaldığımda iyi kararlar veremiyorum. bugün çok zorlandım. film'i bugün izlememeliyim. çünkü yarın yine erken kalkacağım.
bu basit örneği başka bir olgu üzerine oturtalım:
sürekli beklenti ve tutumlarımızla başka bir dünya'ya adapte olmaya çalışırız. ve her zaman akılcı yolları tercih etmeyiz. bu kuramı oluşturan sosyal psikolog leon festinger'in bakış açısıda tüm insanlar için geçerlidir yani evreseldir. seçme özgürlügü olan herkes'i ilgilendirir. bu akıllıca kararları vermekte zorlandığımız noktada devreye geçen durumlar var:
kendimizi kandırmamız
arkadaşın arıyor ve film izlemeni istiyor o sırada savaş veriyorsun. tamam ya bugünde izleyeyim yarın telafi ederim demen mesela bir kandırma sözcüğü. yanlış olan önermeyi yine güçlendiriyorsun.
şimdi, bunun daha önemli ve bizi sarsan önermeleri mevcut. kendinizi etkileme kısmından çevreyi ve toplumu nasıl yanlış yönlendirebilirsin kısmına geçelim:
kişi ortaya çıkan durum veya olguyu reddetme, yalanlama ve değiştirme yoluna gidiyor. bu arada kendi inancında olan insanların desteğini arayarak başkalarını ikna etmeye ve taraftar toplamaya çalışabilir. basit bir örnekten daha büyük toplumsal olaylardaki çeliskilere kadar gidebilir. hayatımızdaki koca yanlışlar zincirinin halkalarından bahsediyoruz. farketmeden taraftar oluyoruz. bazen düşündüğümüz ile yaptığımız eylem arasında uçurum oluyor. bu kararlarla kendimize ve çevremize zarar veriyoruz.
ben bunu niye yapıyorum? sorusunu sormak gerekir. defalarca sorun hiç çekinmeyin.
oluşturulacak stratejilerin ve gelecekle ilgili beklentilerin daha gerçekçi temellere dayanması mümkün kılmak için bu çelişkilerden kurtulmamız gerekecektir.
bilinçsizce yaptığınız çelişkilerken kurtulun... oyuna gelmeyin. *
basit bir örneklendirme yapacağım;
bugün erken yatmalıyım/ şimdi bir film izleyeceğim.
birbirini desteklemeyen iki önerme.
burada önemli olan çelişkili olan iki durumu nasıl gidermemiz.
film izlemeyi seviyorum beni rahatlatıyor ifadesi çelişkiyi güçlendirir. erken kalkman için film önerisini reddetmen gerekir.
- çok uykusuz kalacağım yarın hiç bir şey istediğim gibi olmayacak. doğru kararlar veremem. bir sürü bağlantı ard arda. tabii bu çelişkilerin sonucunu yaşamadan ders çıkaramayız. uykusuz kalıp verimsiz bir gün geçirdikten sonra diğer gün ikinci önermeyi reddetme eğilimimiz daha hızlı olacaktır.
- dün geç yattım. erken kalktım. yapmam gereken her şey birbirine karıştı. uykusuz kaldığımda iyi kararlar veremiyorum. bugün çok zorlandım. film'i bugün izlememeliyim. çünkü yarın yine erken kalkacağım.
bu basit örneği başka bir olgu üzerine oturtalım:
sürekli beklenti ve tutumlarımızla başka bir dünya'ya adapte olmaya çalışırız. ve her zaman akılcı yolları tercih etmeyiz. bu kuramı oluşturan sosyal psikolog leon festinger'in bakış açısıda tüm insanlar için geçerlidir yani evreseldir. seçme özgürlügü olan herkes'i ilgilendirir. bu akıllıca kararları vermekte zorlandığımız noktada devreye geçen durumlar var:
kendimizi kandırmamız
arkadaşın arıyor ve film izlemeni istiyor o sırada savaş veriyorsun. tamam ya bugünde izleyeyim yarın telafi ederim demen mesela bir kandırma sözcüğü. yanlış olan önermeyi yine güçlendiriyorsun.
şimdi, bunun daha önemli ve bizi sarsan önermeleri mevcut. kendinizi etkileme kısmından çevreyi ve toplumu nasıl yanlış yönlendirebilirsin kısmına geçelim:
kişi ortaya çıkan durum veya olguyu reddetme, yalanlama ve değiştirme yoluna gidiyor. bu arada kendi inancında olan insanların desteğini arayarak başkalarını ikna etmeye ve taraftar toplamaya çalışabilir. basit bir örnekten daha büyük toplumsal olaylardaki çeliskilere kadar gidebilir. hayatımızdaki koca yanlışlar zincirinin halkalarından bahsediyoruz. farketmeden taraftar oluyoruz. bazen düşündüğümüz ile yaptığımız eylem arasında uçurum oluyor. bu kararlarla kendimize ve çevremize zarar veriyoruz.
ben bunu niye yapıyorum? sorusunu sormak gerekir. defalarca sorun hiç çekinmeyin.
oluşturulacak stratejilerin ve gelecekle ilgili beklentilerin daha gerçekçi temellere dayanması mümkün kılmak için bu çelişkilerden kurtulmamız gerekecektir.
bilinçsizce yaptığınız çelişkilerken kurtulun... oyuna gelmeyin. *
devamını gör...
teklif etse evlenirim dediğiniz ünlüler
- seçkin özdemir
- birkan sokullu
- buray
- paul rudd
- lucas bravo
uzar gider bu liste... lakin yeniden evlenemem. üstteki adamlar kadar yetenekli, yakışıklı, çekici de olsa, 11/10 karakteri de olsa, gözleri boncuk boncukta baksa, aşkla baksa, tüm gün evimde şarkı söyleyen bi buray olsa dahi, yeniden ev-len-mem!
edit: büyük konuşmuşum. evlendim arkadaşlar.
- birkan sokullu
- buray
- paul rudd
- lucas bravo
uzar gider bu liste... lakin yeniden evlenemem. üstteki adamlar kadar yetenekli, yakışıklı, çekici de olsa, 11/10 karakteri de olsa, gözleri boncuk boncukta baksa, aşkla baksa, tüm gün evimde şarkı söyleyen bi buray olsa dahi, yeniden ev-len-mem!
edit: büyük konuşmuşum. evlendim arkadaşlar.
devamını gör...
sözlükte sürekli bir sözlük yazarının gündem olması
katıldığım günden beridir gözlemlediğim olay, sürekli olarak yazar bir arkadaşın ismi gündem oluyor ve herkes ona övgüler dizmeye başlıyor. buna o kadar gerek var mı gerçekten ya? yapılmasın demiyorum elbette; ama bu kadar yapılması da ne bileyim. yeni kurulan bir sözlük nihâyetinde, müsade edin de yeni gelenler kimin nasıl olduguna, nasıl yazdıgına, kimi takip edeceklerine bir algının etkisinde olmadan karar verebilsinler.
not: art niyet yok.
not: art niyet yok.
devamını gör...
ekşi sözlük’ten gelip burada kendini diğer yazarlardan üstün sanmak
ekşi sözlük büyük ve köklü bir mecra hatta türkiye'de sözlük işlerinin ekolüdür.
bunu bilen bazı yazarlar bilinç dışı olarak başka sözlüklere gittiğinde "ekşi'den geldim" gibi bir hisle çok değişik hallerde bulunarak devamlı cinsel temalı, diğer cinsi aşağılayan başlıklara yöneliyorlar!
ilk entry ve ilk başlığımı ekşi sözlükten gelen yazarlar diye açıp kaygılarımı dile getirmiş umarım bozulmaz demiştim ama ekşi sözlükten geldiğini söyleyen fakat kesin olarak bilmediğimiz yazarlar her türlü anketvari veya cinsel içerikli başlıkları açtı durdu.
açıkçası ben tekrar tekrar buranın bir forum, bir sapık mekanı olarak anılmamasını temenni ediyorum umarım yönetim buna dikkat eder ama önce yazarların dikkat etmesi lazım diye düşünüyorum.
bunu bilen bazı yazarlar bilinç dışı olarak başka sözlüklere gittiğinde "ekşi'den geldim" gibi bir hisle çok değişik hallerde bulunarak devamlı cinsel temalı, diğer cinsi aşağılayan başlıklara yöneliyorlar!
ilk entry ve ilk başlığımı ekşi sözlükten gelen yazarlar diye açıp kaygılarımı dile getirmiş umarım bozulmaz demiştim ama ekşi sözlükten geldiğini söyleyen fakat kesin olarak bilmediğimiz yazarlar her türlü anketvari veya cinsel içerikli başlıkları açtı durdu.
açıkçası ben tekrar tekrar buranın bir forum, bir sapık mekanı olarak anılmamasını temenni ediyorum umarım yönetim buna dikkat eder ama önce yazarların dikkat etmesi lazım diye düşünüyorum.
devamını gör...
biber
acısıyla tatlısıyla, yaşıyla kurusuyla, kırmızıyla karasıyla sofraların vazgeçilmezlerinden.
devamını gör...



