h. nihal atsız şiiridir.

pınar başına geldi
bir elinde güğümü;
çattı yay kaşlarını
görünce güldüğümü,
bağlamıştı gönlümü
saçlarının düğümü.
bilmiyordum bu örgü
acaba bir büyü mü?

sordum: nerdedir yerin?
nedir senin değerin?
yedi kral vurulmuş,
ne bu ceylan gözlerin?
hangisine varırsın
bu yedi ünlü erin?
şöyle dedi bakarak
göklere derin derin:

kralların taçları
beni bağlar büyü mü?
orduları açamaz
gönlümdeki düğümü.
saraylarda süremem
dağlarda sürdüğümü.
bin cihana değişmem
şu öksüz türk'lüğümü...

oyyyş yine gaza geldik. ?
devamını gör...

aynı kelimeleri kullanarak yazılmış, tekrar ettikçe vurgulanan kelimenin değiştiği yeni bir şiir türü. aslında tirat.

biraz analiz ettim. önce şiiri bırakıyorum vurgularıyla:

sigara yakma benim karşımda
benim karşımda sigara yakma
benim karşımda sigara yakma
benim karşımda sigara yakma (x4)

-ilk dizede kelimelerin yeri diğerlerinden farklı. belki videonun öncesinde bu dizilimi kullandı ama yeterli etkiyi bırakamadığını düşündü. gördüğünüz gibi bu cümlede "sigara" kelimesine bir vurgu var. onu daha bir yürekten söylüyor.

-ikinci dize şiirin geri kalan 5 dizesinin yolunu çiziyor. şiirin dönüm noktası adeta. ama hala vurgu konusunda bir kararsızlık görülüyor. "benim" kelimesine vurgu yapılıyor sadece.

-üçüncüde yavaş yavaş vurgulanan kelime sayısı artıyor ve evet! dördüncüde her birini eşit miktarda vurgulamayı başarıyor!

-vücut dilini de biraz incelersek; ilk 4 dizede sol dizini bükmüş ancak bu dizenin sonuna yaklaştığında yoruluyor ve indiriyor. peki sizce bu tesadüf mü? deli misiniz tabi ki değil! yukarıda bahsettim, dikkat edin kaçıncı dizede vurgu işini çözüyordu? bu bir yorgunluk değil, abimiz sonunda başardığı için mutluluktan indirdi ayağını.
devamını gör...

batı kültüründeki geleneksel ve tarihsel fobi diyebiliriz. aslında örümcek çoğumuz için ürkütücü bir canlıdır ama yaşadığımız ortamda korkutacak derecede büyükleri olmadığı halde gereksiz yere korkma durumu varsa araknafobik birisi olma ihtimali yüksektir. fobisi olan kişi, örümcek ağından bile korkmaktadır. örümcek fotoğraflarına bile bakamaz. abartılı biçimde çığlık atmaya kalkar. kamp ve piknik faaliyetlerine bile çıkamaz bu fobi yüzünden. bacakları hafiften kıllı bir örümcek, onlar için ürperme nedenidir. bu örümcekleri zehirli olarak düşünürler, ondan bu kadar tepki verirler. araknafobik kişiler terleme, titreme, çarpıntı, nefes darlığı, ağız kuruluğu, bilinç kaybı, bayılma gibi belirtiler gösterebilirler.

bu fobinin altında psikolojik, travmatik, kimyasal özellikler olduğu kadar kültürel özellikler de rol oynar. aslında bu fobi, nesilden nesile dna'mızın bir parçası olmuş, yani örümcek fobisi, bir aktarılma yoluyla geçmiş. bazı kültür ve inanışlara göre örümceklerden korkulmaz, bazılarına göre de zararlı ve zehirli olduğu düşünülür. büyük örümceklerin fink attığı orta afrika kesiminde halk örümcek fobisi yaşarken, güney afrika kesimindeki halk ise bu örümcekleri yiyor ve örümcekten korkmuyor.
devamını gör...

tanrılarla ve dinlerle uğraşmaz, ilgilenmez. çok rahat insanlardır, dinsel bir kimliğe hapsolmazlar. kafası ideolojik fikirlerle dolu insanlara göre daha rahat ve keyfine düşkündür. kendine dinsel kimlik alanlara göre dinsel hiçbir düşünce için kendini yormaz, adeta yıpratmaz. bu konulardan aşırı derece de uzak dururlar ve hayatı sadece kendisine, ailesine, işlerine ve geleceğine ayırırlar. bu akıma dahil insanlar geçmişten günümüzde görüp görebileceğiniz en rahat insanlardır.
devamını gör...

teneffüste birtakım değerli eşyalarını çöp kutusunda görebilecek öğrencidir. aman diyeyim, sonra neden 7 nesildir kuşaktan kuşağa aktarılan aile yadigarı rodyum kolyemi çöpe attın olmasın. o ödevi hatırlatmayacaktın!
devamını gör...

özgürce nefes alabilmek, tiyatro, tatil vb.
devamını gör...

h p lovecraft ın şaheseri. en uzun öyküsüdür. neredeyse 200 küsur sayfaydı yanlış hatırlamıyorsam. antartikaya giden bir fosil inceleme amaçlı keşif ekibinin başından geçenleri anlatır. daha antartikanın alametleri olan dikili sıradağlar ufukta göründüğünden itibaren karakterlerdeki akli dengeler yavaştan sarsılmaya ve bozulmaya başlar. içlerine ilerledikçe, adeta görünmeyen bir deliliğin etrafını atmosferin her hücresinden sardıkları hissi, h.p.lovecraftın meşhur yarı imalı kozmik dehşetleri barındıran şahane betimlemeleriyle okuyucuya verilir.

bütün çılgınlık keşif ekibi tarih önesinde sözü bile edilemeyecek kadar ilkel çağlardan, yıldız tozlarının henüz dünyaya dökülmeye başladığı dönemlerden kalma yarı bitki yarı hayvan şeklinde donuk bir organizmanın kayaçlar arasında bulunmasıyla başlar. sonraki oalyları tabi ki tek tek detayıyla anlatmayacağım ama o yarı ölü ters üçgen biçimli şeyler bir kez açığa çıktıktan sonra geri dönüşü olmayan insanlık dışı korkuların labirentine ekip girmiştir.

hele hele o taş kentin içindeki oyma kabartmalar aracılığıyla tüm eskiler'in ve shoggotların varlık mücadeleleri, korkunç evrimleri ve trajedileri öyle güzel anlatılır ki, hiçbir diyalog olmadan sadece bir fresk kabartması serisi sayesinde nasıl böyle bir öykü kurgulanabilir, nasıl tarih anlatımı yapılabilir diye şaşar kalırsınız.

hele sonlara doğru o feci kovalamacada istasyonlara yönelik o tuhaf esprinin bile sıkıştırılabildiği son sekanslar anlatılmaz yaşanır. h.p. lovecraft kimdir, kozmik korku nasıl yazılır sorularının cevabı için tam başlangıç kitabıdır.
devamını gör...

aşık olduğum, son derece tatlı ve cana yakın köpek cinsidir. ölüyorum, bitiyorum kendilerine yahu. sabırsızlıkla yollarımızın kesişeceği günü bekliyorum. bekle beni annesinin kuzusu.
devamını gör...

her şeyden nefret etme hakkın olduğu gibi eşcinsellerden de nefret edebilirsin.
ama onları rahatsız etmeden.
devamını gör...

panda olmayı çok isterdim. canları sıkılınca yuvarlanıp duruyorlar. günün on saatlik zaman diliminde uyurken kalan vakitte de ya yiyecek arıyor ya da o çok sevdikleri bambularını kemiriyorlar. işte aradığım hayat..
devamını gör...

benim için çok değerlisin.
devamını gör...

tutunamayanlar
devamını gör...

hipoleptik anasemi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

alim olurdum * çağa damga vurmuş ünlü düşünür ibn-i nikimyok
devamını gör...

ne yapsınlar avrupayı gösterseler insanların ne diyeceğini biliyorlar o yüzden afrikayı gösterip halinize şükredin demeye getiriyorlar. bence biz millet olarak daha kaliteli bir hayatı hakediyoruz, yanlış anlamayın şükretmeyin demiyorum ama daha iyi bir seçenek varken niye kötüsünü yaşayıp şükredelim daha iyisini elde edersek belki hem kendimize hem de başkalarına daha fazla yararımız olur. o yüzden bu fakirlik edebiyatını bırakıp bu bizim imtihanımız demeyi bırakmalı daha fazla çalışmalı daha fazla bilim ve teknoloji üretmeliyiz.
devamını gör...

yabancı ismi cast away olan, başrolünü tom hanks ve helen hunt'un paylaştığı 2000 yapımı, ıssız bir adaya düşme ve mücadele temalı yalnızlık filmidir. fedex isimli bir şirkette çalışan chuck noland işi nedeniyle sık sık yurt dışı seyahatleri yapmaktadır. bu seyahatlerin birinde uçağı denize düşer ve bir adada 4 yıl boyunca yalnız kalır. geride ise bir adet sevdicek de bırakmıştır. robinson crusoe'un o döneme ait uyarlamasıdır. farklı olarak, cuma karakteri yerine başrolümüze bir adet voleybol topu eşlik eder. film daha çok bu iki karakter üzerinden devam ediyor. başta sıkıcı gibi görünmekle birlikte adamın wilson adı verdiği bu voleybol topu ile adada yaşamaya devam etmesi, onunla olan ilişkisi insanı filme bağlamaya başlıyor. çoğumuzun hayatta, bazen zor durumlarda, değer verdiğimiz eşyalar ya da hatıralar vb. vardır ya ben buna benzettim biraz. hatta bir ara internette bir sitede "wilson voleybol topu" ismiyle satışa çıktığını görünce 1-2 gün istemsiz gülmeme neden oldu bu durum. ne kadar doğru bilmiyorum filmdeki en iyi cansız nesne seçilmiş kendisi. tom hanks da bu rolü ile oscara aday olmuş ama kazanamamıştı zamanında. zaten filmi izlettiren de kendisinin oyunculuğudur. filmin sonunu ve sevdicek kısmını da sanırım tahmin ettiniz. 20 yıl gibi uzun zaman öncesine ait bu film, izlenmesi gereken filmlerden biridir zannımca.
edit: güney pasifik taraflarında yer alan bu adada filmin çekilebilmesi için dünya çevre örgütü’nün çevre koruma koşullarına uyulması şartı da kabul edilmiştir.
devamını gör...

- abaşo
gemiyi baş taraftan veya kıç taraftan halat ile karaya, limana bağlamak.
- aborda
bir teknenin, başka bir tekneye ya da iskeleye, yandan yanaşması.
- abosa
genelde zincirin durdurulması için kullanılan terimdir.
- abramak
kontrol altına almak, komutası altında tutmak
- aganta
zincir veya halatın kısa bir zaman için elde tutulup bırakılmaması.
- alabora
altüst olma, teknenin ters çevrilmesi, yan yatması ama su üstünde yüzer pozisyonunun devam etmesi durumu.
- alarga
açıkta demektir. açıkta demirde bekleyen tekne ve gemiler için kullanılan terimdir.
- alesta
hazır olmak, hazır olarak apikoda* beklemek.
- apiko
demirin vira edildiğinde, deniz dibinden kurtulup dimdik durduğu vaziyet veya dikkatli olarak beklemek.
- avara
gemi, yelkenli, bot veya teknenin yanaşmış olduğu yerden ayrılması.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- baba
halat volta etmek için ağaç veya metalden yapılmış silindirik biçimde güverte veya rıhtıma bağlanmış parça.
- babafingo
yelkenli bir teknede eğer direk üç kısımdan ibaret ise; en üstteki parça.
- badarna etmek
bir halatın aşınmaması için üstünün halat veya koruyucu bir malzeme ile sarılması.
- baştankara etmek
tekneyi bir sahile, rıhtıma veya kumsala baş taraftan oturtmak veya yanaştırmak.
- bosa tutmak
bir halat veya zincirin bedeni üzerine bosa* tutarak abramak* .
- boş almak
gevşek bir halatı germek için fazlasını kesmek.
- burgata
halat ve zincir ebadını ölçmek için kullanılan bir ölçü.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
- camadan
camadan vurmak. yelken alanının küçültülmesi. sert havalarda yelkenli teknelerde uygulanır.
- camadan bağı
bu küçültmeyi yapmada kullanılan bir bağ çeşidi.
- ceviz
halatların ucuna tutabilmek için veya süs olarak yapılan bir cins düğüm seklindeki işleme.
- cunda
uç demektir. (direk cundası, seren cundası, bumba cundası. )

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- çalım
geminin başı ile kıçı arasında inik meyil veya kıç tarafta su kesiminin altındaki dar kesim.
- çamçak
teknede biriken suyu toplamak için tahtadan yapılmış bir cins kepçe.
- çarmık
direklerin her iki bordasına bağlanabilmesi için gerilmiş tel halatlar.
- çımarıva
personelin tekne boyunca yan yana selamlama için dizilmesi.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- dese etmek
halatın veya zincirin iyice gerilmesi.
- double-bottom
teknenin iç ve dış kaplamaları arasında kalan, genellikle gemi boşken deniz suyu ile doldurulan boşluk.
- dümen zaviyesi
dümen yelpaze sathının omurga ile yapmış olduğu açı.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- el incesi
bir tekneden diğerine veya sahile atılan ucunda kurşun bir ağırlığın ceviz ile kaplı olduğu ve sonuçta bir halatın bağlanarak gönderildiği, parekete savlosu gibi incecik bir halat.
- el iskandili
elektrikli iskandil olmayan teknelerde, derinlik ölçmek için çımasına 5 kg'lık bir kurşun asılmış ve üzerine kulaç taksimatı yapılmış olan savlo.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- faça etmek
seren yelkenlerin bir taraftan prasya* olduğu halde kapatılması.
- façuna etmek
badarnanın tel veya mürnel ile sıkı sıkıya bağlanmasıdır.
- fora etmek
bir yere bağlanmış olan halatın oradan çıkartılması.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- gabya
ana direk ile babafingo çubuğu arasındaki çubuk veya yelken.
- gomina
bir deniz milinin onda birine eşit ölçü birimi.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- hırça mapası
zincirin zincirlikten çimasının omurgaya bağlandığı kilit.
- hisa etmek
bir şeyi yukarı kaldırmak.*


------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- ırgat
demir almada, halatları dolayıp gemiyi yanaştırmada veya karaya çekmede kullanılan, hidrolik, elektrikli, istimli veya insan kuvvetiyle çalıştırılan yatay veya dikey mekanizma.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- iskanca
değiştirmek. *
- iskarça
bir liman veya koy içindeki kalabalık tekne grubu, karışık olarak demirlemiş olan tekneler topluluğu.
- istinga etmek
yelkenleri toplamak.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- kaloma
demir üzerinde bulunan teknelerin denizde bulunan zincir mesafesi.
- kana rakamları ( draft )
gemilerin çektikleri su derinliğini göstermek için baş ve kıç dikmeler hizasına sancak ve iskele taraflara desimetre veya feet cinsinden çizilmiş rakamlar. [romen ve italik]
- kasa
halatların çımalarına açılmayacak şekilde yuvarlak şekilde yapılan ve dikişle emniyete alınan yuvarlak büyük halkalar.
- kerte
bir dairenin 32’de biridir. *
- küpeşte *
gemilerde borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarıda kalan bölümler.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- laçka
boşta, gevşemiş anlamlarında kullanılır.
- lava etmek
halatın boşunu alıp germek.
- lumbarağzı
gemilere giriş-çıkış için kullanılan bordada dört köşeli kapı, kapak.
- lumbuz
gemilerdeki pencerelere verilen isim.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- manika
havalandırma için kullanılan geniş boru, baca.
- mapa
sabit halka.
- matafora
tekne ve botların asılabilmesi için ucunda palanga bulunan taşıyıcı.
- mayna etmek
aşağı indirmek*
- mezestre
bayrağı ya da flamayı yarıya indirmek.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- orsa
rüzgara karşı seyirdir. en küçük açıda rüzgarı alarak yapılan seyir.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- palamar
gemilerin rıhtım ya da limana bağlanmasında kullanılan halattan daha kalın yoma*lara verilen isimdir.*
- palanga
bir halat ve iki makaradan oluşan kaldırma mekanizması.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- roda
kullanılmış halat sargısı
- rota
geminin takip ettiği yol, çizgi, hat.
- rüzgaraltı
rüzgarın estiği yönün tam aksi.
- rüzgarüstü
rüzgarın estiği yön.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- safra
bir gemide dengenin sağlanması amacıyla sintinesine koyulan ağırlık.
- salpa
demirin deniz dibinden kurtulması, ağırlığın demire binmesi durumu.
- sancak alabanda
dümenin sancak tarafa tam basılması yönünde verilen komut.
- saravele
yelkenin sarılması için verilen komut.
- savlo
sancak çekmek için kullanılan 1.5 burgatalık ince halat.
- sintine
bir teknenin su hattı altında kalan iç kısmına verilen isimdir. geminin makine ve kazanlarının bulunduğu kısmın zemininin ve ambar güvertesinin altında kalır. gemi içinde sızan sularla, makine ve kazan dairelerinden akan yağların depolandığı en altta kalan kısma sintine bölgesi denir.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- şeytan çarmıhı
iki halat arasına yerleştirilen ahşap basamaklardan oluşan bordadan sarkıtılan merdiven.*

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- talvek hattı
boğazlarda ortadan geçtiği varsayılan hat.
- toka etmek
karşılıklı iki parçayı bir araya getirmek.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

-usturmaça
bir birinin üzerine veya rıhtıma yanaşan teknelerin bordalarının zarar görmemesi veya boyalarının bozulmaması için araya koydukları ahşap , plastik veya halatlardan yapılmış balon, silindir biçimindeki yastık.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- varagele
iki nokta arasına gerilen ve bir şeyin çekilerek taşınmasına, götürülüp getirilmesine yarayan halat.
- vardavela
teknelerin küpeştelerinde ve borda iskelelerinde personelin korunması için dikilmiş bulunan sabit veya yatar kalkar puntellerin üzerine yatay olarak geçirilmiş demir veya ağaç tiriz. *
- vira
almak, çekmek anlamında kullanılan bu sözcüğün bir çok ülkenin lisanında karşılığı yoktur, hemen hemen bütün denizciler tarafından kullanılan evrensel bir terimdir.*
- viya
gemiyi veya tekneyi istenilen rotaya döndükten sonra, istenilen yöne seyredilmesi için verilen komut.*

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- yalpa
geminin dalgalardan sancak ve iskeleye aralıklarla yatıp, doğrulması, sallanması.
- yeke
dümen başına takılıp dümenin istenilen tarafa basılması için kullanılan demir veya ağaçtan yapılmış kol.
- yelpaze
dümenin su içinde kalan büyük kısmı.
- yürya
bir halatın elle çekerken üzerine yatarak mola vermeksizin çekmek.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
- zabit
ticari gemilerde ikinci ve varsa üçüncü kaptana verilen isim.
- zahiri rüzgar
geminin rüzgarı ile hakiki rüzgarın birleşimi ile ortaya çıkan ve gemide hissedilen rüzgara verilen isimdir.
- zincirlik
başaltında demir zincirlerinin muhafaza edildiği yer.
- zoka
uç tarafında küçük bir balık biçiminde kurşun bulunan bir çeşit balık iğnesi.
devamını gör...

sean penn kitabıdır.

bu kitaba tanım yazmak için oturduğum zaman önce sean penn’le ilgili bir şeyler yazmam gerektiğini anladım hemen. bir bibliyofil olmanın yanı sıra bir sinefil olmakla duyduğum gurur bunu zorunlu kılıyordu ve ben de bu zorunluluğa uyuyorum ve sean penn ile başlıyorum yazıma.

sean penn’ i bir oyuncu olarak izlediğim iki film benim için unutulmazdır. bir tanesi harvey milk karakterini canlandırdığı ve oscar aldığı “milk” isimli film diğeri de. “ ı am sam” filmindeki rolüdür ki bu filmde geçen bir düşme sahnesi eğer bu dalda oscar verilseydi “en iyi düşme oscarı”nı alabilirdi. hala tüylerim diken diken olur hatırlayınca.

yönetmen olarak ise “ mistik nehir” ve “ yabana doğru” filmleri ile büyülemişti beni.

bob honey romanında ise bir kiralık katil karakteri sunmuş bize. her işin adamı bob. ortadoğu’yu karıştırmaktan manasız cinayetler işlemeye kadar her işe koşan. tam bir amerikalı!

okuyun mutlaka...
devamını gör...

1925-2000 yılları arasında yaşamış ingiliz yayıncı. allen & unwin adlı yayınevinin, babası stanley unwin'den sonraki yöneticisi. eğer the hobbit bugün varsa, biraz da bu eleman yüzünden. zira kendisi, hobbit'in yayınlanmadan önceki halini okuyarak eleştirisini yapan en önemli kişidir. hem de 10 yaşında. şöyle ki; birtakım tesadüfler sonucu hobbit'in, yayınlanmadan önceki bir daktilo nüshası susan dagnall isimli birine geçer. susan, kitabı okuyup çok beğenince, bir yandan tolkien'i kitabı tam manada bitirmeye teşvik ederken, diğer yandan da yayıncı stanley unwin'e kitabı basması yönünde telkinlerde bulunur. stanley, 'çocuk kitaplarını inceleyecek biri varsa, bu birisi de çocuk olmalı' minvalinde konuşarak, o sırada 10 yaşında olan rayner'a nüshayı verir ve ondan kitap bitiminde yazılı bir rapor ister. rayner ise bir şilinlik ücret karşılığında kitabı okur ve beğenir. 5-9 yaş arası için de uygundur, der. :)

kendisi daha sonradan birçok kitap da yazmış ve ayrıca tolkien hakkında birçok kısa belgesel hazırlamıştır.

kendisine 'eleman' falan dedik ama bence daha çok kişinin tanıması gereken biridir.

böyle küçük detayların bir araya gelerek büyük mucizeler oluşturmasına hayran birisi olarak, çok sevdim ben kendisini.

tolkien'in de dediği gibi; en bilgeler bile her sonu göremezler...
devamını gör...

saygı göstermeyi bilmeyen insandır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim