bir anarşistin kaza sonucu ölümü
1997 yılında nobel edebiyat ödülü kazanmış olan büyük tiyatro yazarı dario fo tarafından gerçek bir hikayeden hareketle yazılmış olan heyecan verici ve düşündürücü tiyatro oyunudur. türkiye farklı tiyatrolar tarafından sahnelenmiş olan oyunu ben istanbul devlet tiyatrolarından izledim ve gerçekten çok beğendim.

oyun 1969 yılında milano’da patlayan bir bomba sonucu on altı kişinin ölmesi ve bu olayın sol anarşistleri mal edilip giuseppe pinelli isimli anarşistin tutuklanmasını konu alır. giuseppe pinelli üç günlük sorgunun ardından emniyet müdürlüğünün önünde ölü bulunur ve bu ölümün bir kaza sonucu gerçekleştiği açıklanır.
oyunun asıl başlangıcı ise bir delinin aynı binaya sorgulanmak için getirilmesi ile başlar. deli diye tabir ettiğimiz ama oradaki herkesten daha akıllı olan adam bize emniyetteki o derin devlet dangalaklığını ayan beyan gösterir.
anarşistin camdan düşerek kazara öldüğü konusunda ısrarcıdır emniyet mensupları. nedense dünyanın her yerinde solcular ve anarşistler kazara ölür. yüksek yerlerde ayakta durmakta zorlandığımızı düşünüyorum. çünkü sürekli camdan düşüyoruz.
dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşmiş olabilecek bu kaza sonucu ölümün trajikomik hikayesi muktedirlerin umursamazlığını ve zekalarının zayıflığını anlamak için muhteşem bir eser bence.

oyun 1969 yılında milano’da patlayan bir bomba sonucu on altı kişinin ölmesi ve bu olayın sol anarşistleri mal edilip giuseppe pinelli isimli anarşistin tutuklanmasını konu alır. giuseppe pinelli üç günlük sorgunun ardından emniyet müdürlüğünün önünde ölü bulunur ve bu ölümün bir kaza sonucu gerçekleştiği açıklanır.
oyunun asıl başlangıcı ise bir delinin aynı binaya sorgulanmak için getirilmesi ile başlar. deli diye tabir ettiğimiz ama oradaki herkesten daha akıllı olan adam bize emniyetteki o derin devlet dangalaklığını ayan beyan gösterir.
anarşistin camdan düşerek kazara öldüğü konusunda ısrarcıdır emniyet mensupları. nedense dünyanın her yerinde solcular ve anarşistler kazara ölür. yüksek yerlerde ayakta durmakta zorlandığımızı düşünüyorum. çünkü sürekli camdan düşüyoruz.
dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşmiş olabilecek bu kaza sonucu ölümün trajikomik hikayesi muktedirlerin umursamazlığını ve zekalarının zayıflığını anlamak için muhteşem bir eser bence.
devamını gör...
nagazaki
nagazaki'nin banliyösünde yalnız yaşayan shimura-san'ın düzenli hayatı bir gün tuhaf bir biçimde değişir; evinde nesneler, esrarengiz bir şekilde yer değiştirip yiyecekler kayboluyordur. bu bir hayaletin işi midir yoksa shimura-san'ın sanrısı mı? gerçek, gizlenmiş bir kamera sayesinde ortaya çıkar. *
fransız akademisi büyük roman ödülü almış bir eric faye romanı. gerçek bir olaydan esinlenilerek yazılmış, incecik ama etkileyici bir kitap.
okurken insan kendini her iki karakterin yerine de koyabiliyor. hikayedeki olayın bence çok ürkütücü bir tarafı var ancak bir taraftan da çok iç parçalayıcı. bu kısacık hikayede sevgi, merhamet, çaresizlik, yalnızlık, korku, vicdan azabı gibi pek çok duygu birbirine karışıyor .
sonuç olarak güvenlik duygusunun çok ciddi bir şekilde zedelenmesinin yerini ağır bir yalnızlığa bırakmasını izlemek de oldukça ilginçti.
devamını gör...
şubatın 28 gün olmasının sebebi
31 çeken doyumsuz bencil aylar yüzündendir.
devamını gör...
edgar allan poe
siz okuyanlar, hala yaşayanlar arasındasınız. ama bunları yazan ben, çoktan yolumu almış olacağım.gölgeler ülkesinin içlerinde. demişliği vardır.
devamını gör...
kız mısın diye mesaj atan erkek yazar
isim vermek istemiyorum ama birisi bana "dişi misin?" yazmıştı.
devamını gör...
hukuk okumak
bu ülkede olmayan bir şeyi okuma hissini tatmak için okunan bölüm.
devamını gör...
hoşlandığın yazarın ukdelerini seri doldurmak
öyle bir şey mi varmış,ilk defa duydum.
bileydim hiç girişmezdim zamanında bu işlere*
bileydim hiç girişmezdim zamanında bu işlere*
devamını gör...
kapitalizmi anlatan en iyi söz
"kapitalizm, doğanın en büyük düşmanıdır. kapitalizmde insan sevgisi, hayvan sevgisi yoktur. insanı mekanik bir böcek gibi görür. kapitalizm vatan sevgisi, barış istemez. ahlak, erdem istemez. yozlaşmış, çıkarcı, cahil, beynine tecavüz edilmiş uysal köleler ister."
-karl marx.
-karl marx.
devamını gör...
empati yapmak
hayat empatlar için cehennemdir.
devamını gör...
kafamolmuşmaşukiye
#776603 helali hoş olsun tabii sevgili cözülemeyen sudoku ama intihal sevmeyen biri olarak belirtmeliyim ki maalesef bu yaratıcılık bana ait değil. bir leyla ile mecnun repliğidir kendisi ve evet ben de benzer durumlarda çok kullanırım, kafa sözlük'e yakışır bi nick diye düşünüp tercih ettim. ben de bir ara senarist burak aksak'a bi helallik almaya gitmeliyim sanırım.
devamını gör...
yazdıklarınızın en az bir kişiye dokunduğunu hissettiğiniz an
çok mutlu hissettiren andır.
mesela düşünüyorum da birisi mesela öyle miymiş kitabını okuyacak ve tanımımı okuyup iyice merak ediyor ve satın alıyor bu his o kadar güzel ki.
veya birisi derdim var yazıyor anlat lan diyorum ve problemi çözmeye çalışıyoruz çok tatlı bir his.
mesela düşünüyorum da birisi mesela öyle miymiş kitabını okuyacak ve tanımımı okuyup iyice merak ediyor ve satın alıyor bu his o kadar güzel ki.
veya birisi derdim var yazıyor anlat lan diyorum ve problemi çözmeye çalışıyoruz çok tatlı bir his.
devamını gör...
stefan zweig okuyunca kitap kurdu kesilen tip
gittikçe çoğalan tiptir. bilinmeyen bir kadının mektubu şöyle güzel, böyle güzel. çok derin bir yazarmışmış. işte yazar böyle olunurmuşmuş. insan ruhuna çok güzel dokunurmuşmuş. yalan hepsi. üstelik zweig'ı yanlış da telaffuz eder bu insanlar. hayır, madem o kadar yüceltiyorsunuz, o halde doğru söyleyin şunu artık. yanlış söylemekte elbette sıkıntı yok, herkes yanlış yapar ama gösterişçiliğinizi, sahtekarlığınızı dışarı vuruyorsunuz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
buradan soğudum, hoslandigimi sandığım insandan soğudum, eski sevgilimden yana amaçsızca ümit beslemeyi bıraktım. ağlamayı bıraktım, bununla beraber gülmeyi de bıraktım.
her şeyi bir birakmislik, salmislik halinde yaşıyorum hayatı. okuduğum bölümden yana memnuniyetsizligim iyice artı. akrabalarıma karşı olan igrenme duygum da arttı. artık evliliğe karşı eskisi kadar önyargılı değilim. bununla beraber kendini tanıtırken maddi gücünden başlayarak tanıtan erkeklerden dolayi bir parcam hala soğuk yaklaşıyor.
belirsizlikten nefret ediyorum. tam anlamıyla netlik diye bir şeyin de olmadığını düşünüyorum. bu ara kalbim ağrıyor, gogsumun tam altı sıkışıp duruyor, nefes aldıkça da ağrısı artıp bir bıçak gibi saplaniyor. belki bu kadar çok dusunmeyi birakmaliyim, belki de bir doktora görünmeliyim.
ülkenin ekonomisinden de, yönetiminden de nefret ediyorum. bu iktidar devrilse yerine gelenlerin de aynı hataları farklı biçimde yapacağına dair en ufak bir şüphe taşımadığımdan, bütün bu sistemin kendisinden nefret ediyorum.
şiir bana eskisi kadar huzur vermiyor. bu da moralimi bozuyor. sinema konusunda bir an önce harekete geçmeliyim. resim yapmak pek de iyi cizemedigim halde huzur veriyor. yakında spora başlayacağım. galiba kendimi değerli hissetmeye ihtiyacım var. gözümde birçok şeyin artık bir değeri yok. sadece kişisel bakım yapmak hoşuma gidiyor.
bir hediye verdiğimde "ay niye zahmet ettin, ne gerek vardı?" diyen insanlardan nefret ediyorum. çünkü bunlar en temelinde iki argümanı içeriyor:
1) ben sana yapmazdım, ama sen yapınca şimdi benim de yapmma lazım, beni mühlet altına sokuyorsun.
2) kimse karşılıksız olarak kimseye bir şey yapmaz düşüncesi.
bu tip bir tavırla karşılaştığımda o insandan büyük bir hızla soğuyor ve birkaç dakikalığına nefret ediyorum. sonra nefret diniyor ama o insanın gözümde bir değeri kalmıyor. adeta o insanı sevesim kaçıyor.
çünkü ben bir insanın kendine verdiği değeri ve başkalarıyla olan -deger- ilişkisini anlamak için: ona hediye vermenin, değer göstermenin (onu sevenin) ve ona özgürlük bahşetmeninen mükemmel bir yöntem olduğunu düşünürüm.
bu boştan dünyadan nefret ettim. gerçi nefret de değil; bir bıkkınlık, bir bezginlik, bir iğrenme hâli benimkisi. artık bazı şeyleri midem almıyor. bazı şeyleri ne kabul edebiliyor ne de sindirebiliyorum.
her şeyi bir birakmislik, salmislik halinde yaşıyorum hayatı. okuduğum bölümden yana memnuniyetsizligim iyice artı. akrabalarıma karşı olan igrenme duygum da arttı. artık evliliğe karşı eskisi kadar önyargılı değilim. bununla beraber kendini tanıtırken maddi gücünden başlayarak tanıtan erkeklerden dolayi bir parcam hala soğuk yaklaşıyor.
belirsizlikten nefret ediyorum. tam anlamıyla netlik diye bir şeyin de olmadığını düşünüyorum. bu ara kalbim ağrıyor, gogsumun tam altı sıkışıp duruyor, nefes aldıkça da ağrısı artıp bir bıçak gibi saplaniyor. belki bu kadar çok dusunmeyi birakmaliyim, belki de bir doktora görünmeliyim.
ülkenin ekonomisinden de, yönetiminden de nefret ediyorum. bu iktidar devrilse yerine gelenlerin de aynı hataları farklı biçimde yapacağına dair en ufak bir şüphe taşımadığımdan, bütün bu sistemin kendisinden nefret ediyorum.
şiir bana eskisi kadar huzur vermiyor. bu da moralimi bozuyor. sinema konusunda bir an önce harekete geçmeliyim. resim yapmak pek de iyi cizemedigim halde huzur veriyor. yakında spora başlayacağım. galiba kendimi değerli hissetmeye ihtiyacım var. gözümde birçok şeyin artık bir değeri yok. sadece kişisel bakım yapmak hoşuma gidiyor.
bir hediye verdiğimde "ay niye zahmet ettin, ne gerek vardı?" diyen insanlardan nefret ediyorum. çünkü bunlar en temelinde iki argümanı içeriyor:
1) ben sana yapmazdım, ama sen yapınca şimdi benim de yapmma lazım, beni mühlet altına sokuyorsun.
2) kimse karşılıksız olarak kimseye bir şey yapmaz düşüncesi.
bu tip bir tavırla karşılaştığımda o insandan büyük bir hızla soğuyor ve birkaç dakikalığına nefret ediyorum. sonra nefret diniyor ama o insanın gözümde bir değeri kalmıyor. adeta o insanı sevesim kaçıyor.
çünkü ben bir insanın kendine verdiği değeri ve başkalarıyla olan -deger- ilişkisini anlamak için: ona hediye vermenin, değer göstermenin (onu sevenin) ve ona özgürlük bahşetmeninen mükemmel bir yöntem olduğunu düşünürüm.
bu boştan dünyadan nefret ettim. gerçi nefret de değil; bir bıkkınlık, bir bezginlik, bir iğrenme hâli benimkisi. artık bazı şeyleri midem almıyor. bazı şeyleri ne kabul edebiliyor ne de sindirebiliyorum.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'i bir görsel ile anlat
kendisi kuzenim olur . bizde sünnet fotoğrafı var ama büyüğüm yayınlamayacağım .
devamını gör...
yazarların yükselen burçları
olay buraya kadar geldi mi ya?
tanım girmek için yükselen burca geldiysek yarın bir gün artık olay ay burcu vs gibi yerelere kadar gider bence kısa yoldan merak ettiğiniz yazarın doğum tarihi, yeri ve saatini isteyip direkt haritasına baktırın diğer yazarlar için bitsin bu eziyet.
tanım: yazarların doğum yeri ve saatini baz alarak hesaplanıp öğrendikleri yükselen burcu amaçsızca nedensizce öğrenme çabasıdır.
uyarı: limitleri zorlmamak lazım.
tanım girmek için yükselen burca geldiysek yarın bir gün artık olay ay burcu vs gibi yerelere kadar gider bence kısa yoldan merak ettiğiniz yazarın doğum tarihi, yeri ve saatini isteyip direkt haritasına baktırın diğer yazarlar için bitsin bu eziyet.
tanım: yazarların doğum yeri ve saatini baz alarak hesaplanıp öğrendikleri yükselen burcu amaçsızca nedensizce öğrenme çabasıdır.
uyarı: limitleri zorlmamak lazım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından aforizmalar
"bir kardeşin olur annenin doğurmadığı, bir düşmanın olur annenin doğurduğu"
devamını gör...
yazarların doğmuş olmak istedikleri ülke
nordik ülkelerinden herhangi biri olabilirdi.
t:kafacıların doğmuş olmak istedikleri ülkenin bahsedildiği başlık.
t:kafacıların doğmuş olmak istedikleri ülkenin bahsedildiği başlık.
devamını gör...


