kadınlara nude atan erkek
ukde sahibi yazara laf sokma hevesiyle doldurulmuş bir ukde daha.
bin defa diyoruz tanım verin diye ama saldırmak daha cazipse demek ki.
tanım: seksting esnasında görselli destek atan erkektir.
bin defa diyoruz tanım verin diye ama saldırmak daha cazipse demek ki.
tanım: seksting esnasında görselli destek atan erkektir.
devamını gör...
celal şengör'ün ateistlerin kadir mısıroğlu'su olması
kadir mısırlıoğlu denen zevat, aklını peynir ekmekle yemiş fesli bir deliydi. celal şengör ile o allahın delisini kıyaslamak'ta ne bileyim nerden baksan kral (!) hareket. iyi bir dikkat çekme yöntemi. ama yemezler emin ol.
devamını gör...
girift radyo yayını
yayın partnerimle, müslüman 3 günden fazla küs kalmaz ve büyüklük de bende kalsın diyerek barıştım. ama kendisi hala yaşadıklarından ders almayan bir salt kötü.
bu hafta girift'te küslüklerden bahsedelim isterim. ecik boğazım ağrıyor az konuşur ve sesim az çıkarsa şimdiden affola.
varsa küsleri barıştırmak, ya da ortalığı daha da alevlendirmek gibi şeyler için kapımız herkese açık, başlığa da yazabilirsiniz.
21'de, eski günlerin hatrına etik dinleyici ile akvaryumdan hemen önce görüşmek üzere.

radyo için :blog.normalsozluk.com/
instaaağram için : www.instagram.com/sozlukrad...
product by ebu leheb için bu yannı : twitter.com/RadyoSozluk
bu hafta girift'te küslüklerden bahsedelim isterim. ecik boğazım ağrıyor az konuşur ve sesim az çıkarsa şimdiden affola.
varsa küsleri barıştırmak, ya da ortalığı daha da alevlendirmek gibi şeyler için kapımız herkese açık, başlığa da yazabilirsiniz.
21'de, eski günlerin hatrına etik dinleyici ile akvaryumdan hemen önce görüşmek üzere.

radyo için :blog.normalsozluk.com/
instaaağram için : www.instagram.com/sozlukrad...
product by ebu leheb için bu yannı : twitter.com/RadyoSozluk
devamını gör...
kitap
yazının bulunmasından günümüze kadar geçmişine şöyle bir baktığınızda yazılacak binlerce şey var. son 5-6 yıldır zevkle okuduğum bazı yazarlara önyargıyla yaklaşmama sebep olan acı bir gerçeğe sahip. bin yıllar, yüz yıllar boyunca kitaplar her daim elit kesimler için yazılmıştır, yapılmıştır. hatta dünya tarihine baktığımızda özgür ve soylu erkekler için. dinler ve kültürler kitapların içeriğini ve yazımını her daim etkilemiştir.
çoğu kişi gibi benim de aşık olduğum rus edebiyatına bakalım. tolstoy'un okuduğum kitaplarından birinin kröyçer sonat-varlık yayınları-1964 sonsöz kısmında muhteşem bir eleştiri, alaycılık ve kitabının ele ayağa düşmemesi için yazdığı "bir kadın tarafından okunmasını asla istemem. onun o zayıf zihnini böyle bir kitapla kirletmek istemediğim gibi doğasına aykırı olan bu eseri okuması da kirlenmesine sebep olacaktır." minvalinde yazılmış cümleler bulunmaktadır. asıl derdini ilerki cümlelerde daha iyi ifade ederek eserinin de bu şekilde kirletilmesini istemediğini ifade etmiştir.
japonya'ya bakalım. murasaki shikibu'nun günlüğünde kadınların kitap okuması bir çok toplumda olduğu gibi aşağılayıcı bir şey olarak görülüyor. ailede kitap okuyan bir kadın kötü kadın, erkeğe özenen, asi, dövülmesi, terbiye edilmesi gereken bir varlık* olarak görülüyor.
yine bazı eski klasikleşmiş roman ve hikayelerde kadınların kitap okuduğu için evde kaldıklarını, günahkar olduklarını anlatan eserler bile bulunmakta.
kitaplar bu sebepten belli bir zamana kadar hep erkek bakış açısıyla ve erkeği yücelten şekilde yazılmış ve kitaplardaki kadın karakterler aciz, salak, gülünesi, aptal, ahlaksız, cahil olarak tasvir edilmiş . oysa günümüze baktığımızda yapılan araştırmalarda kadınların erkeklerden daha fazla kitap okuduğu ortaya çıkmıştır.
çok garip değil mi? şu an bu tür sonsözleri, önsözleri kitaplara eklemedikleri için çoğu okuyucu yazarların kitapları kimin için yazdığından, yazılmasının asıl sebebinden habersiz. yayınevleri acaba bizlere manipülatif kitaplar sunuyor olabilirler mi? aslında sürekli kadınları aşağılayan klasiklerin 100 temel eser olarak okunması noktasından başlarsak daha iyi olabilir ama bu başka bir tartışmanın konusu.
çoğu kişi gibi benim de aşık olduğum rus edebiyatına bakalım. tolstoy'un okuduğum kitaplarından birinin kröyçer sonat-varlık yayınları-1964 sonsöz kısmında muhteşem bir eleştiri, alaycılık ve kitabının ele ayağa düşmemesi için yazdığı "bir kadın tarafından okunmasını asla istemem. onun o zayıf zihnini böyle bir kitapla kirletmek istemediğim gibi doğasına aykırı olan bu eseri okuması da kirlenmesine sebep olacaktır." minvalinde yazılmış cümleler bulunmaktadır. asıl derdini ilerki cümlelerde daha iyi ifade ederek eserinin de bu şekilde kirletilmesini istemediğini ifade etmiştir.
japonya'ya bakalım. murasaki shikibu'nun günlüğünde kadınların kitap okuması bir çok toplumda olduğu gibi aşağılayıcı bir şey olarak görülüyor. ailede kitap okuyan bir kadın kötü kadın, erkeğe özenen, asi, dövülmesi, terbiye edilmesi gereken bir varlık* olarak görülüyor.
yine bazı eski klasikleşmiş roman ve hikayelerde kadınların kitap okuduğu için evde kaldıklarını, günahkar olduklarını anlatan eserler bile bulunmakta.
kitaplar bu sebepten belli bir zamana kadar hep erkek bakış açısıyla ve erkeği yücelten şekilde yazılmış ve kitaplardaki kadın karakterler aciz, salak, gülünesi, aptal, ahlaksız, cahil olarak tasvir edilmiş . oysa günümüze baktığımızda yapılan araştırmalarda kadınların erkeklerden daha fazla kitap okuduğu ortaya çıkmıştır.
çok garip değil mi? şu an bu tür sonsözleri, önsözleri kitaplara eklemedikleri için çoğu okuyucu yazarların kitapları kimin için yazdığından, yazılmasının asıl sebebinden habersiz. yayınevleri acaba bizlere manipülatif kitaplar sunuyor olabilirler mi? aslında sürekli kadınları aşağılayan klasiklerin 100 temel eser olarak okunması noktasından başlarsak daha iyi olabilir ama bu başka bir tartışmanın konusu.
devamını gör...
agırroman
paylaştığı resimlerden ve nick'inden sanata olan ilgisi belli olan yeni bir yazar kendisi, ilk zamanlarından beri takip eden biri olarak nick altını açmak bana kısmet oldu.
@agırroman yazmaya devam et ltf. bence giderek güzelleşiyor yazdıkların.
@agırroman yazmaya devam et ltf. bence giderek güzelleşiyor yazdıkların.
devamını gör...
şeker yerine bal kullanmak
bırakın artık bu saçmalığı ya! hiçbir şey şekerin yerini tutmaz, tutamaz!
ya o nutellaya abanacaksın ya da bu diyardan gideceksin!*
ya o nutellaya abanacaksın ya da bu diyardan gideceksin!*
devamını gör...
yazarların hesap isteme şekilleri
çay getirmesini beklerim. öyle bağırmaya, el kol işareti yapmaya gerek duymam. çayı getirince normal bir ses tonuyla '' hesabı da alabilir miyiz '' diye rica ederim.
devamını gör...
bir birayla sarhoş olan insan
tebrik edilesi insandır. ucuza kafa olabilmek gibi bir zoru başarmıştır. eşik değerinin yükselmemesi dileğiyle.
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
özellikten çok bir huy aslında. evden uzakta kalıp geri dönünce ya da çok yorgun olup yatıp dinlenme şansı bulunca, sırasıyla yastığa, yorgana ve çarşafa birer öpücük kondurup, onlara "seni seviyorum" demek.
inşallah başka yapan vardır da manyak değilimdir.
inşallah başka yapan vardır da manyak değilimdir.
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
tulga.
devamını gör...
batman
türkiye'nin, güneydoğu anadolu bölgesinde yer alan güzide bir şehri. yarasasıyla meşhurdur.
devamını gör...
dünyadaki zeki insan sayısının azalması
biyolojide kullanılmayan organlar körelir diye bir yasa vardır. işte bu durum beyin içinde geçerli. teknolojinin sürekli işimizi kolaylaştırması bizi bir düşünme tembelliğine götürmektedir.
telefonlar ekseninde düşünürsek bu cihazlar her şeyi bizim yerimize uyguluyor ve bize bir şey bırakmıyorlar. not defterinden, araştırmalarımıza kadar bunların hepsini kapsayan bir süreç söz konusu. bir süre sonra bu bizi aptallığa kadar götürecek gibi hissediyorum.
telefonlar ekseninde düşünürsek bu cihazlar her şeyi bizim yerimize uyguluyor ve bize bir şey bırakmıyorlar. not defterinden, araştırmalarımıza kadar bunların hepsini kapsayan bir süreç söz konusu. bir süre sonra bu bizi aptallığa kadar götürecek gibi hissediyorum.
devamını gör...
bir telefonun kullanım ömrü
biz fukaralar için artık çalışmayana kadar.
devamını gör...
sempatik sinir sistemi
vücudu tehlikelere karşı uyaran, tetikte kalmamızı sağlayan sistemdir. böbrek üstü bezlerinde adrenalin ve noradrenalin salgılanmasına sebep olur. bu kimyasallar, sempatik sinir sisteminin aktivitesini sürdürmesi amacıyla kullanılır.
sempatik sinir sistemi, bir tehlikeyle karşılaştığımızda "savaş ya da kaç" tepkisini vermemizi sağlar. kalp atışları ve nefes alıp verme hızlanır, tansiyon yükselir. bu sistem olmasaydı ormanda ayıyla karşılaştığımızda korku ya da kaygı hissetmeyip oracıkta mevta olabilirdik.
sempatik sinir sistemi, bir tehlikeyle karşılaştığımızda "savaş ya da kaç" tepkisini vermemizi sağlar. kalp atışları ve nefes alıp verme hızlanır, tansiyon yükselir. bu sistem olmasaydı ormanda ayıyla karşılaştığımızda korku ya da kaygı hissetmeyip oracıkta mevta olabilirdik.
devamını gör...
#sokakhayvanlarısahipsizdeğil
ayni özeni ve heyecanı sokak çocukları sahipsiz değildir, şiddetin her türlüsüne hayır, kadına şiddete hayır, çocuk istismarının önüne geçildi vb. konularda da yapacaklara destekledigim söylem.
çünkü sosyal medya hesaplarında ya da ülkede affedersiniz ama şu üstte yazdığım konular bu kadar olay olmuyor. yanlış anlamayın olay oluyor, ama artık alışıldı mi nedir o gün kısa bir paylaşım yapıyor herkes sonrasında sessizlik.
ama niyeyse sokak hayvanları olunca mevzu olumlu ya da olumsuz anlamda ülkenin bütün basın yayın organları, hayvan sever insanlar, halk konu üzerine onlarca fikir üretiyor.
her canlının değerli olduğuna ve bu mantıkla evimdeki çiçeklere gözü gibi bakan, onlarca fidan diken, evinin önünde sokak hayvanlarını besleyen! birisi olarak sadece bazı durumlarda verdiğimiz tepkinin önceliğini ayarlamamiz gerektiğini düşünüyorum.
hani diyorsanız benim gözümde bir çocuğun zarar görmesi ile bir hayvanın zarar görmesi aynı, bu sebeple de hayatınızı bu felsefe düzleminde yaşıyorsanız (veganlik vs. gibi) size saygım sonsuz.
ama aga villada oturup, evinize eşyalarınıza zarar verir diye sokak hayvanlarını sadece sempati amaçli sokakta besleyip üzerine yargı dagitiyorsaniz o zaman bu biraz ciddiyetsiz oluyor.
çözüm sokak hayvanlarını kötü şartlara mahkum edip onları bir soykırım misali sokaklardan çekmek değil. bunu yapsanız bile gene ipsiz sapsız birisi kötü eğittiği ya da beslediği bir hayvanla kötü bir olaya sebep olacaktır elbet. çözüm hayvan sahibi olacak insanları egitmektie. çözüm sokakları güvenli hale getirmektie. bakın sadece insanlari hayvanlardan korumak için değil insanı insandan korumak için de.
tepkileri anlıyorum ama hayatın gerçekleri de ortada. ben 60 yaşındaki babamı evin yanındaki parka gece çıkma diye tembihliyorum. çünkü 1 yıl önce yürüyüş yapan adamı kestiler parkta. böyle bir ortamda ne yazık ki öncelikler de değişiyor. umarım derdimi anlatabilmisimdir.
çünkü sosyal medya hesaplarında ya da ülkede affedersiniz ama şu üstte yazdığım konular bu kadar olay olmuyor. yanlış anlamayın olay oluyor, ama artık alışıldı mi nedir o gün kısa bir paylaşım yapıyor herkes sonrasında sessizlik.
ama niyeyse sokak hayvanları olunca mevzu olumlu ya da olumsuz anlamda ülkenin bütün basın yayın organları, hayvan sever insanlar, halk konu üzerine onlarca fikir üretiyor.
her canlının değerli olduğuna ve bu mantıkla evimdeki çiçeklere gözü gibi bakan, onlarca fidan diken, evinin önünde sokak hayvanlarını besleyen! birisi olarak sadece bazı durumlarda verdiğimiz tepkinin önceliğini ayarlamamiz gerektiğini düşünüyorum.
hani diyorsanız benim gözümde bir çocuğun zarar görmesi ile bir hayvanın zarar görmesi aynı, bu sebeple de hayatınızı bu felsefe düzleminde yaşıyorsanız (veganlik vs. gibi) size saygım sonsuz.
ama aga villada oturup, evinize eşyalarınıza zarar verir diye sokak hayvanlarını sadece sempati amaçli sokakta besleyip üzerine yargı dagitiyorsaniz o zaman bu biraz ciddiyetsiz oluyor.
çözüm sokak hayvanlarını kötü şartlara mahkum edip onları bir soykırım misali sokaklardan çekmek değil. bunu yapsanız bile gene ipsiz sapsız birisi kötü eğittiği ya da beslediği bir hayvanla kötü bir olaya sebep olacaktır elbet. çözüm hayvan sahibi olacak insanları egitmektie. çözüm sokakları güvenli hale getirmektie. bakın sadece insanlari hayvanlardan korumak için değil insanı insandan korumak için de.
tepkileri anlıyorum ama hayatın gerçekleri de ortada. ben 60 yaşındaki babamı evin yanındaki parka gece çıkma diye tembihliyorum. çünkü 1 yıl önce yürüyüş yapan adamı kestiler parkta. böyle bir ortamda ne yazık ki öncelikler de değişiyor. umarım derdimi anlatabilmisimdir.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
ona her şeyim diyormussun bana ne kaldı.
devamını gör...
aynı hatayı tekrar tekrar yapmak
almayayım, mümkünse orjinal hata yapmak istiyorum.
devamını gör...
anne ve babanın çocuğuna yapabileceği en büyük iyilik
yurt dışına okumaya yollaması.
devamını gör...

