evet değerli yazarlar, bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde sözlükte bazı olaylar yaşandı. öncelikle bu haberleri yazmak için gerekli merciden yetki alındığını belirtmek ve güncel konulara değinmek isterim.

sözlükten havadisler:

yoldaş benjamin franklin: 'sözlüğü satma' geyiğinden bıkmadılar usanmadılar. neyseki melis birkanın instagramına bakarak sakinleşiyorum. yavaştan ben artık işin teknolojik kısmındayım mazereti ile tüm sorumlulukları yazarlara ve ekibe devrediyorum. sözlükteki kaliteli güncellemelerin çoğalma sebebi budur şeklinde açıklamalarda bulundu.

meja ve gaunter o' dimm tatilden dönmeyi unuttu mu derken iko döndü ve entry altındaki gri çizgileri yok etti. tanrım neden? aramızda sınır yok veya gözleriniz yorulsun da dövüşmen nickaltlarında sübliminali mi vermek istenildi? merak etmekteyiz.

ateist kaplumbağa: dağlara gidiyorum sudoku, tırmanışım yavaş olacak fakat dönüşü yuvarlanarak çözeceğim. ben yokken ajansı sen devral, buralar sana emanet evlat!

- ne diyeyim? peki babacığım, kabuğuna zeval gelmesin. ters dönmeden, uçarak dönmeni tavsiye ediyorum.

pavlov diziler, kitaplar, discord kulüpleri derken rozet üretimini durdurdu mu?

hi my i run kitap dağıtırken navigasyonun gazabına uğrayıp sözlüğün yolunu bulamadı gibi söylemler aldık anonym bir kaynaktan.

uykusuz kahve: detay ver detay!

gomercan izini nasil kaybettirdi?

bengaripsengüzeldünyaumutlu moderatör olup, dergiyle ilgilenip, radyo yayını yaparken arkadaşlarını ihmal mi etti? bilemiyoruz. bunlar hep cevapsiz sorular veya sorunsallar.

geldi yaz ayları gevşer gönül yayları:

bubbles çok beğenilen bu şiiri kimin için yazdı?

boyu 2.10
kilosu 90
yar ben dünyayı neyleyim,
içinde sen yoksan

kükrer gibi sesi
bir içim su çehresi
kokmuyu da nefesi
bulunmaz noksan

kızınca bir volkan
gülünce cennet
ömür boyu aç kalırım
bilsem ki sen toksan

ey yar hadi naz etme
eğil de görem yüzünü
boyum gögsüne geliyo
bitirsen bu hüzünü


ah bubbles, sana bol şans diliyorum. umarım teoman gibi müziği bırakmazsın.

gannicus: mod olmak istiyorum sudoku, on yıllık bir yazar olarak tanım nasıl yazılmaz göstereceğim onlara! zaten 7/24 sözlükteyim hiç değilse yaralı parmağa işeyeyim. her şeye üşenirim ama sorumluluk almaktan asla gocunmam. ventilatörüm, nutellam ve çayım ile göreve hazırım. versinler portakalı görsünler etkiyi.


peki satranç oyuncularımız ne yapmakta?

hafız çıldırarak sekülerleşti ve bıraktı oyunu. yayladağ lokumu rakiplerini sadece kıvrak zekası ile değil, garantici kişiliğinden ötürü kara büyülerle de egale ediyor. son duyumlarımıza göre leylimley ile mordor yolunda daha etkili büyüler araştırmak için kindred'e yönelmekteler.

aşkın büyüsüne kapılan kindred mikrofonumuza konuştu: tanım girmeye fırsat olmuyor sudoku, destansı bir aşkla meşgul olduğum için ne kadar içimden ansiklopedi gibi tanımlar girmek gelse de, gözlerim o'ndan başka bir şey görmüyor.

beşiktaşlı bektaşi radyo anonsu yaparken yanlışlıkla listedeki tüm isimleri mi okudu? yoksa hazır mikrofonu yakalamışken tüm tanıdıklarıma selam göndereyim mi dedi?

elma kurdu: yıkar geçer bir dostun düşmancasına hamlesi, ismini vermek istemiyorum, sadece kurtlarımdan arındığım için mutluyum.

amaterasu: su için ablalarım, abilerim bolca su!

devrin: sevgi pıtırcıklarından usandı: artık nickaltı görmek istemiyorum sudok, yeter ulan.

cenk: dur sestram, ben tanım yazıyorum, üç güne biter, o zaman konusuruz.

evet değerli yazarlar, biz sadece objektif ve tarafsız habercilik yapmaya çalışıyoruz. aktardığımız gelişmeleri aklı selim içerisinde değerlendirip, kendinizi ona göre konumlandırmanız faydalı olacaktır.

açık, mert, korkusuz kafa sözlük haber ajansını okudunuz. sürç-i lisan ettiysek af ola! keyifli sözlükler dileriz.
devamını gör...

pentagram’ın 1997 yılında çıkarmış olduğu şahane albümüdür ve şarkıdır. bu albüm pentagram’ın sevilmesine neden olmuş ve metal müzik kariyerinde tırmanışa geçmesini sağlamış. şarkıları birbirinden anlamlıdır, enstrüman kalitesi yüksek, ahenkli, bazen de isyankar. bazı şarkılarının içinde saz detayı vardır ve bu detay şarkıları üst seviyeye çıkarır.

albüme ait şarkılar şunlardır;

anatolia
1000 in the eastland
dark is the sunlight
gündüz gece
stand to fall
give me something to kill the pain
welcome the end
anatolia (türkçe)
on the run
time
behind the veil
fall of a hero
sonsuz

bu şarkılar içerisinde anatolia başta olmak üzere sonsuz, behind the veil, gündüz gece, 1000 in the eastland ve dark is the sunlight favorimdir. pentagram’ı pentagram yapan bence bu albümdür. her ne kadar çıkış tarihi eski de olsa modası hiçbir zaman geçmeyen bir albümdür. bu albüme katkıda bulunan ogün sanlısoy‘u da pas geçmemek gerekir. kendisi pentagram’ın eski solisti lakin pentagram’a emek veren insanlardan da bir tanesidir.

efendim albüm on numara beş yıldız, dinlemek isteyene itina ile öneririm. dinlemeyen dinlesin derim bence.

anatolia şarkının türkçe çevirisi;

sonsuz karanlık bu yaslı günde
yar insan oğlu durmaz sözünde
nerden bilinmez bu kin gözlerinde
yansır bu korkum sararmış yüzümde
halim bilmez derdim sormaz
zor anında sahip çıkmaz
böyle sansız mertlik olmaz
bu ihanet cezasız kalmaz
anatolia (anatolia)
anatolia (anatolia)
sevgim seninle
huzur günlerinde
anatolia (anatolia)
anatolia (anatolia)

kalemi kır, cezamı kes
onurumu geri ver
behey! anla derdim son çığlığımda
yorgun bu toprak
ölüm çok yakında
doğduğum yer bu eski dünya
doyduğun yer bu yaşlı dünya
bir gün gelmiş gülmez olmuş
ismi artık anılmaz olmuş
anatolia (anatolia)
anatolia (anatolia)
sevgim seninle bu zor günlerinde
anatolia (anatolia)
anatolia (anatolia)
kalemi kır, cezamı kes
onurumu geri ver

anatolia (anatolia)
anatolia (anatolia)
sevgim seninle bu zor günlerinde
anatolia (anatolia)
anatolia (anatolia)
kalemi kır, cezamı kes
onurumu geri ver
onurumu geri ver.

şarkının videosu;


canlı performans videosu;
devamını gör...

nesrin sipahi’siz olur mu?

devamını gör...

beşeri ilişkilerde çok başarılı insandır. ağırlığı vardır sözü dinlenir.
devamını gör...

uzayıp giden yollara kitlenmiş gözlerim
tükenmiyor ümit bir olmazı bekliyorum
bulur mu bulur beni de
günün birinde bir mücize
duayı duaya ekliyorum...
devamını gör...

bir grup insan.

ne olursa olsun mutlaka herkesin yeri doluyor bir şekilde. kendimi de dahil ederek söylüyorum ki alternatifi olmayan kimse yok.

ama tabii özlenen yazarlar oluyor. keşke burada olsaydı diyoruz bazıları için zaman zaman.

gittikleri yerde mutlu olsunlar, ne diyelim...
devamını gör...

1960'lı yıllarda reklamcılığın gerek gizli gerek açık rekabetçi çocuklarının hayatlarını türlü baharat ve meze çeşitleriyle önümüze getiren dahice yapım. bu dizide her şey vardır. aşk vardır, para vardır, puro vardır, seks vardır, kızılı vardır, sarışını vardır, kötüsü vardır, masumu vardır vardır. tıpkı sıradan bir hayat gibi. bu arada herkes don draper'a bayılır durur ancak mahallemizin roger sterling'tir, her neyse... isminin mad men olduğuna bakmayın dizide her ne kadar olaylar bu adamların iş hayatları ve karmaşık ilişkileri etrafında dönüyor olsa da arka planda ya da hayır hayır direkt ön planda kadın karakterlerin de gelişimlerini bu divane adamlar karşısında süratle tamamladıkları görülmekte ve izlerken bu durum bana haz vermektedir. çıkarcı insanlar, dedikodular, ahlaksız ve sıra dışı ilişkiler, karşı konulamaz arzular tüm gerçekliğiyle sebepli sebepsiz göze sokulur. şimdi bunun nesi güzel ablacığım diyebilirsiniz, her insan evladının hakkıdır bunu demek; ama burada gerçek ile yalan arasındaki kırmızı çizgide gidip gelmektedir karakterlerimiz. çok önemsiz gibi görünen sahneler aslında çok şey anlatmaktadır. bilinçaltındaki her bir düşünce ve görünenin ardındaki gerçek hisler çok güzel aktarılır. gerçekleri ana hatlar değil detaylar şekillendirir. bu deli adamlar ve aynı oranda kaçık kadınların yemişş oldukları her bir haltın aslında dile getirilenden çok daha başka sebepleri, istekleri vardır bir yerlerde.

bu arada hemen hemen her bölümün diğer dizilerdeki gibi ciddi bir olay olmaksızın gayet sıradan bir biçimde bitivermesi ayırt edici özelliklerinden biridir. müzikler başarılıdır, kostümler başarılıdır, oyuncular harikadır
devamını gör...

hukuku iktidarın fahişesi yapan iktidarın başkanının adını taşıyan üniversite ve fakültedir.

dolayısı ile ismi ile bizimle alenen dalga geçmektedir.
devamını gör...

olivia dunham ve peter bishop'ın heyecanla beklediğim duygusal birlikteliği paralel evrende gerçekleşmişti. buna bağlı olarak, benim için paralel evren, mutluluğa açılan kapıdır. yanılıp yanılmadığımı öğreneceğim yayın olacaktır, heyecanla beklemekteyim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

büyük bir inançla, hevesle, ruhla kılınmalıdır. namazın ruhu yoksa o kılınan namaz değil, jimnastik olur.
devamını gör...

kısa vadeli düşünen firmadır.

aslında en iyisi dijital katalog yapıp isteyen herkesle paylaşmaktır.

ne kağıt israfı olur ne de gönüller kırılır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

flaman rönenans ressamı. "the elder" * türkçeye baba olarak çevrilmiş lakabının sebebi aynı isimle yine ressam bir oğlu olması (bkz: pieter brueghel the younger).
genre painting denen bir konu üzerinde yoğunlaşmış resim türünün öncülerindendir. konusu ise köylüler ve manzaradır.
rönesans döneminin köy hayatını resmeden ilk ressamı olmuştur. köylü düğünlerini, karnavallarını deneyimleyebilmek için zaman zaman köylü kılığına girer gelin ve damadın akrabasıymış gibi davranırmış. onun eserlerine kadar resimlerde köylülere yer verilse bile onları aşağılayacak ya da komik duruma düşürecek şekilde yer verilmişti, bruegel ise köylüleri oldukları gibi resmetti.
ayrıntılı ve gerçekçi resimleri belçika tarihçileri için önemli bir kaynak olmuştur. 16. yy günlük yaşantısına ışık tutan önemli bir belge niteliğindedir hepsi.
ilk eserleri bir sürü küçük figürün olduğu bir sahneyi uzaktan resmetmiş şekilde olsa da son eserlerinde büyük bir ya da birkaç figür içermekte. bunun sebebinin zamanla daha çok ayrıntıyı öğrendiği için her birini göstermek istemesi olduğunu düşünüyorum.
the blue cloak tablosu ile ilgili tek tabloda 112 atasözü: pieter bruegel bu başlığa bakmanızı da öneririm.

küçük bir bilgi: bruegel ismi aslında brueghel'dir. pieter'ın oğulları bu h harfini atmadan kariyerlerine devam etmiştir. oğullarının ikisi de başarılı ressamlar olmuştur. the younger babasının işlerini kopyalayarak ticari anlamda başarı elde etmiştir. diğer oğlu jan brueghel the elder ise daha yaratıcı davranmıştır ve flaman barok stiline geçişte önemli bir ressam olmuştur. peter paul rubens gibi isimlerle çalışmıştır.

otoportre

children's games

hunters in the snow

the peasant and birdnester
devamını gör...

izmir-narlıdere

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o son evliliği yapmayacaktım. boşanma önemli değilde içinde heba olan yıllar vardı.
devamını gör...

üst edit: bu tanım bir takım küfürler, hakaretler, kan, kemik ve gözyaşı içermektedir.

ben bu tanımı neden yazdım? niçin yazdım? nasıl yazdım? bunu izaha gerek yok. gördünüz, oturdum yazdım! ama, yazmamış da olabilirim. yazmışsam yazmışımdır, yazmamışsam yazmamışımdır. görünen tanım... uzakta değildir. buraya yazdık da sonradan yazmadık mı dedik? bunlar bi takım uydurma laflardır... sahi ya ben bu tanımı neden yazdım? kim yazdırdı lan bana bunu?! ha, evet doğru ya. death stranding gömerken gidip horizon zero dawn oynayın diye bir laf etmiştim, biraz da bu oyunu gömeyim dedim. önceden belirteyim, senaryo konusunda death stranding ağzına vurur bu klişe senaryonun ama görsellik-iyi grafik için oyun oynayan birinin horizon zero dawn tercih etmesi daha mantıklı. en azından kojima abimizin aksine bu oyun biraz oynamamıza izin veriyor. yoksa gidip onurunuzla the witcher 3 wild hunt oynayın ya da ne bileyim watch dogs 2 bile olur.

guerrilla games ve sony'nin decima'nın ekmeğini yediği sıradan bir oyun daha. sıkıldım bu şarap çanağına tükürdüğümün ubisoft açık-dünya mantığından. şimdi assassin's creed on oyoso diyen arkadaşlar gelmeden belirteyim, bir bildiğimiz var da yıllarca elimizi sürmedik o dandik seriye. ha niye çünkü bunca sene ubisoft bizi kazıklamasın diye çabalayıp sonra gidip bu ağzına tükürdüğümün oyunları ubisoft mantığı ile bizi kazıklasın diye! çok sinirliyim, bir senedir geçmedi sinirim.

önce biraz öveyim çünkü gömerken ipin ucunu kaçırıp iki sayfa yazı yazma potansiyelini taşıyorum. olum adamlar sanat eseri icra etmişler, bir oyunun grafikleri nasıl bu kadar güzel olabilir?! o kadar aksiyonun içinde durup manzaraya hayran kalmaktan robotlar ağzıma yüzüme geçirdiler iki tane. bu arada ben death stranding'de bu kadar düşük fps almıyordum bu oyun niye böyle guerrilla? oyun zevkimin içine edilmiş hissediyorum. ha keza oyun zevki namına da çok bir şey bulamadım ya neyse. oyun tamamen görsel şölen ama açık dünya mantığının elde bulunan diğer tembel işler ile hiçbir farkı yok. birbirini tekrar eden tasarımlara sahip meka dinazor dövmek istemiyorum abi ben. tamam istiyorum ama 40 saat boyunca değil yani. gerçek anlamda harika modelleme çıkarıp neden birbirini bu kadar tekrar eden yaratıklar yapılıyor anlamış değilim. tamam açık dünya sonuçta ve ne kadar muhteşem yenilikler bekleyebiliriz ama bu kadar kendini tekrar eden bir oyun bir süre sonra sıkmaya başlıyor ve baktığımızda bu rutini tekrarlamaya değecek bir ödülvari sistemi de yok o kadar. death stranding'de o bile yoktu ama mesela 2018 çıkışlı god of war'u ele alalım. adamlar yarı-açık dünya mantığını oyuna çok güzel oturtmuş üstelik yan görevlere gitmeyi isteyecek kadar güzel bir sistem yaratmıştı. o yan görevleri yapmadan da oyunu bitirebiliyorduk ama yan görevler insanı gerçek anlamda cezbediyordu.

sen harika bir açık dünya mantığı ile pazarlamaya çalışıyorsan oyunu -ana hikaye mevzularına sonra geleceğim- o zaman övüneceğin tek şey bak ne güzel grafiklerimiz var bir de metal hayvan tasarladık işte olmamalı. bir kere senin güçlü bir ana hikayen yok ve ana hikaye hasebi ile kesip biçtiğimiz o insanları berbat tasarlamışsın zaten. hayır yani vadiye kaya diye tasarlamışlar bir iki tane hareketsiz insan modeli, kayaya vuruyoruz ölsün diye ama bakıyorsun mesela en basitinden stormbird'e, sawtooth'a bu kadar mı gerçekçi olur? hareketleri, patlamalar, zırh tasarımları derken orgazmik bir etki bırakıyor insanda. elinde değerlendirebileceğin muhteşem bir açık dünya var, bunu maksimum 7-8 tane meka yaratık ile sınırlandıracağına çeşitlendir. en kötü oyun biraz geç çıkar ama verilen paraya değer en azından ama hayır illa ubisoft'un rezil kepaze tekrar et ve dolu göster mantığını kullanıp üstüne far cry 3, assassin's creed,tomb raider gibi sevilen tüm oyunların boktan sistemini birleştirmeye çalış ortaya da bu kopya içerik çıksın. ben post-apokaliptik bilim-kurgu'nun köpeğiyim ama kanser oldum oynarken bu salak pazarlama mantığı yüzünden. ana karakter hatun (aloy) da zaten game of thrones ygritte ile lara croft çakması olmuş ya neyse.*

aynı mantıkta ilerleyen görevler de cabası. karakter gelişimi gördüğümüz harika bir başlangıçtan sonra -ki günümüz açık dünya mantığı ile ilerleyen oyunlarda zerre ana senaryo ve karakter gelişimi göremediğimizi düşünürsek ben buna bile tamamım- nasıl hiç edilebilir tüm bu gelişim? yenilik vadediyoruz diyerek milleti ayakta uyutmak bu. benim bu oyundan görsellik dışında zevk alabilmem için oynadığım ilk oyun olması gerekiyor.

ha, bu oyun çok mu kötü bir oyun? yoo gayet güzel oyun aslında. ana hikaye ne kadar klişe olsa da film gibi izletiyor kendini. hey gidi rost be... aloy'un karakter gelişimi oyunun başında şaşırtacak derecede güzel işlenmiş. silahlar gayet güzeldi ve karakterin biraz hantal olması sebebiyle gayet gerçekçi bir deneyim sunuyordu. icerail, stormslinger, ropecaster falan kullanması epey keyifli weaponlar ki ben uçup kaçtığımız, karakterlerin beş dakika yerinde durmadığı hack 'n' slash oyunlarının kölesi olmama rağmen bu gerçekçilik için özellikle hantal bir wp kullanım sistemini epey sevdim bile diyebilirim. beni kızdıran ellerinde harika bir fırsat varken ubisoft'un salak saçma hilelerini kullanıyor olmaları. yoksa oyun kendi türü içinde yenilik vadetmese bile günümüzde çıkan salak saçma oyunlara nazaran gayet 7 verilecek bir oyun.
devamını gör...

arkadaş karpuzun iyisini kötüsünü anlamak için bıçaklarsın, tipi sana zarar vermeyen birini niye bıçaklarsın?!! hadi diyelim tipsiz, kendi tipine mahkum yaşıyor , yaşayacak, sana ne oluyor da adamı kendi görüntüsü için yaralıyordun? ha?!!! tipsiz!
devamını gör...

herkes abartmış ben de abartayım;

yağmur sonrası toprak kokusu, yeni biçilmiş çimen kokusu, taze ekmek kokusu, mahpusta vuslat, çölde su gibidir. sevgilinin göğsüne sokulup uyuya kalmak yada mırıldanan bir kedinin kucağınızda rüyalara dalması gibidir. metrobüste yer bulmak, kapalıçarşıda kazıklanmamak, sultan ahmet'de güvercin yemi, ayasofya'da alçı ile kapatılmış bir mozaik, kız kulesinde kuru simit yemekten kabız olmuş bir martı gibidir. velhasıl kafa sözlükte yazar olmak bizim gibidir...
devamını gör...

beyinlerimiz, cisimlerin genel hatlarında insan yüzüne benzer şekiller görmek üzere özelleşmiştir. nesnelerde; yüzler, şekiller aradığınız her durum pareidoliayaya örnektir.
bulutları tanıdık şekillere benzetmek en bilindik halidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim