göz rengini değiştirme ameliyatı
yapay iris ya da lazer yöntemlerinden biriyle yapılan ameliyat.
gözümüze rengini veren pigmentler arttıkça göz rengimiz de koyulaşır. lazer uygulaması ile kahverengi ve siyah gözlerde bol miktarda bulunan pigmentleri, bulundukları tabakadan temizlemek mümkündür. göze yapay iris yerleştirildiğinde de aynı sonuç elde edilir.
her ne kadar birçok insanı sevindiren bir gelişme olsa da, oldukça riskli ameliyatlardan biri bu. biliyorsunuz ki gözlerimiz ıslak organlar. sürekli olarak temizlenen havuzlar gibi bir sirkülasyon sistemleri var. göz içerisinde bulunan sıvı, belirli yollardan gözden tahliye edilir, sürekli orada kalmaz. lazerle işe yaramaz hale gelen pigmentler, göz içerisinde birikebilir ve bu sistemin tıkanmasına neden olabilir. böyle bir şey gerçekleşirse gözden tahliye edilemeyen sıvı orada birikir ve gözdeki sağlıklı hücreleri sıkıştırarak onların da ölmesine neden olur. bunun sonucu da ne yazık ki kalıcı körlük.
yapay iris olayı daha az riskli olsa da tamamen risksiz değil elbette. bunu, gözünüzün içerisine ameliyatla lens takılıyormuş gibi düşünebilirsiniz. *
göz renginden memnun olmayan ve kalıcı olarak renkli gözlü olmak isteyen varsa, bu tür yöntemlere başvurmadan önce riskleri de iyice düşünmeliler. zira lazer yönteminde risk oranı %25 civarında. söz konusu göz kadar önemli bir organsa bu sayı hiç de az değil.
ameliyat öncesi ve sonrası:

görselin kaynağı
gözümüze rengini veren pigmentler arttıkça göz rengimiz de koyulaşır. lazer uygulaması ile kahverengi ve siyah gözlerde bol miktarda bulunan pigmentleri, bulundukları tabakadan temizlemek mümkündür. göze yapay iris yerleştirildiğinde de aynı sonuç elde edilir.
her ne kadar birçok insanı sevindiren bir gelişme olsa da, oldukça riskli ameliyatlardan biri bu. biliyorsunuz ki gözlerimiz ıslak organlar. sürekli olarak temizlenen havuzlar gibi bir sirkülasyon sistemleri var. göz içerisinde bulunan sıvı, belirli yollardan gözden tahliye edilir, sürekli orada kalmaz. lazerle işe yaramaz hale gelen pigmentler, göz içerisinde birikebilir ve bu sistemin tıkanmasına neden olabilir. böyle bir şey gerçekleşirse gözden tahliye edilemeyen sıvı orada birikir ve gözdeki sağlıklı hücreleri sıkıştırarak onların da ölmesine neden olur. bunun sonucu da ne yazık ki kalıcı körlük.
yapay iris olayı daha az riskli olsa da tamamen risksiz değil elbette. bunu, gözünüzün içerisine ameliyatla lens takılıyormuş gibi düşünebilirsiniz. *
göz renginden memnun olmayan ve kalıcı olarak renkli gözlü olmak isteyen varsa, bu tür yöntemlere başvurmadan önce riskleri de iyice düşünmeliler. zira lazer yönteminde risk oranı %25 civarında. söz konusu göz kadar önemli bir organsa bu sayı hiç de az değil.
ameliyat öncesi ve sonrası:

görselin kaynağı
devamını gör...
çiftlerin birbirine sürekli aşkım demesi
ne diyem mahmut mu diyem?
devamını gör...
sıkça söylenen yalanlar
gündelik hayatta istemsizce söylediğimiz, alışkanlık edindiğimiz yalanlardır.
‘onun da sana selamı var.’ gibi.
‘onun da sana selamı var.’ gibi.
devamını gör...
bir defa aldattık diye hemen terk eden sevgili
cidden soruyorum salak mısınız ? kişinin kendisine azıcık saygısı varsa , karşıdakini aldatmaz. kişinin kendisine azıcık saygısı varsa , aldatanı affetmez. ya adam gibi sevmeyi öğrenin ya da boş yapmayın.
devamını gör...
yeni türkü
bir çok parçası ile gönüllere taht kurmuşlardır.
eminim kendilerini tanımayanlar bile şarkılarını bilir, benim favorim birçok parçası var ama murathan mungan'ın şiirinin şarkıya dönmüş halini buraya bırakıyım.
haberiniz olsun dinlediğiniz zaman bağımlılık yapıyor.
eminim kendilerini tanımayanlar bile şarkılarını bilir, benim favorim birçok parçası var ama murathan mungan'ın şiirinin şarkıya dönmüş halini buraya bırakıyım.
haberiniz olsun dinlediğiniz zaman bağımlılık yapıyor.
devamını gör...
uyumadan önce bir mesaj bırak
hayat, başkalarının planlalarını yaşamak için çok kısa. geleceğin için kendi planlarını yap. kendi yolunu çiz ve o çizdiğin yolda emin adımlarla kendi geleceğin için yaşa. yaşa ki mutlu ol, mutlu ol ki iyi bir insan ol, iyi bir insan ol ki dünya güzel ve yaşanabilir bir yer olsun.
devamını gör...
açılan başlığa kimsenin tanım girmemesi
insanlar goygoy yapmak istiyor. ben de goygoy başlığı açmıyorum. bu kadar basit.
devamını gör...
evdeki böceğin bir anda kaybolması
evi ona bırakıp gitmek isteğiyle yanıp tutuştuğumdur. resmen aklımızla oynuyor yahu. şak diye gelsem ne yapabilirsin ki, diyor. peki ya şak diye gidiversem kim tutabilir ki beni, diyor. daha karpuz keseceğdük diyemiyorum...
devamını gör...
bakü
azerbaycan'nın başkenti, rüzgarlar şehri olarak bilinir. bir kaç sene önce bu dönemlerde ziyaret etme şansı buldum. ülkeye otobüsle giriş yaptım türk vatandaşlarına sınır kapılarında vize verilmiyor bu sebeple önceden e-vize alınması lazım. şu siteden alın abuk sabuk bir sürü site var bu azerbaycan dışişleri bakanlığının. yaklaşık 1 haftada size bir mail geliyor çıktısını alıp yanınızda taşıyın memurlar görmek istiyor.
şehre otobüsle geldim otogarda kesinlikle taksilere binilmesini önermiyorum adamı deli düdüklüyorlar. otogardan şehir merkezine giden metro ve otobüs durakları bulunmakta, biraz içeride katlı bir kapalı çarşı var oraya girince işaretlerle metroyu bulursunuz. kartları otomatlardan alabiliyorsunuz, tek biniş 50 kepik yapıyor ben sadece metroyu kullandım. uzun süre kalacaksanız hat alıp uber yükleyin telefonunuza gayet uygun ve kullanışlı oluyor.
şehir merkezi 1 belki 2 gününüzü alır, içşehir dedikleri şehrin eski merkezi var büyük ölçüde korunmuş, restore edilmiş durumda. şehrin en turistik mekanı burası kafeler, restoranlar ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunuyor. içşehirde ücretsiz internet var bu arada. bu civarda şirvanşahlar sarayı isimli eski bir saray var çok büyük sayılmaz 1 - 1,5 saatte gezilir. içinde döneme ait silahlar, kıyafetler, yazıtlar ıvır zıvır var bir topkapı beklemeyin. girişide pahalı bence 25 manat gibi birşey aldılar benden. kız kulesinin dışı içinden güzel boşuna masraf etmeyin. buralarda şehrin dışındaki turistik yerleri gezdiren tur paketlerinden alırsanız 2. gün sıkılmazsınız. 80 manata aldım ben pazarlık yapın daha da düşerler.
şehir merkezi avrupaya taş çıkartır, binaların bir kısmı sovyet işgali öncesine aitmiş. ilk petrol bulunduğu zamanlar zengin ailelerin şehir merkezinde yaptırdığı meşhur birkaç binası var ama içlerini gezemedim. turist çekmek için deli yatırım yapılmış. hazar kıyısında bakü bulvarı 3-4 kilometrelik güzel bir yürüyüş yolu var yolun sonunda deniz mall diye sidney opera binasını andıran bir alışveriş merkezi inşaatı var. fevvareler meydanı civarında güzel publar ve restoranlar var. gece burada bar hopping yapılabilir, akşamları neredeyse her mekanda canlı müzik mevcut özellikle caz ve blues seviliyor anladığım. bunun dışında türkçe popta seviliyor hande yener, demet akalın çok geldi kulağıma. ikince uefa final gecesi olduğundan barlar biraz keyifsizdi biraz ingiliz turistler azıtıtıydı baya.
bu turlar genelde aynı önce şehrin 1 saat kadar dışında çöle götürdüler orada 3 kişilik gruplar halinde serçe kılıklı eski ladalarla "off-road" yaparak petrolün topraktan kendiliğinden çıktığı bir bölgeye götürdüler yaklaşık 45 dakika çamur izledikten sonra gobustan milli parkına geçtik. milattan önce 7-8 yüzyıllarda yerleşim merkeziymiş buralar duvarlarda primitif çizimler ve işaretler hakkında bilgi verildi sonrasında yakındaki müzede bölgede çıkan tarihi eserleri gösterdiler. burdan sonra en çok merak ettiğim ateşgah denilen eski zerdüşt tapınağına geçtik. vakti zamanında baya önemli bir merkezmiş ancak turistik açıdan çok iyi sunulamamış bence çok az tarihi eser vardı, rehberimizde çok bilgili değildi. son olarak yanardağa gidiyoruz dediler, lan aktif yanardağ mı var bakü'de dedim evet dediler. topraktan çıkan doğalgaz alev almış 2. dünya savaşı döneminde ona yanardağ diyorlar. orda da bir 45 dakika ateşi izleyip herkesin fotoğraflarını çektirdikten sonra merkeze götürüp saldılar bizi. yol boyunca özellikle şehir dışında yol kenarları büyük panolarla kapatılmış sanırım aliyev bakü merkezi dışında çevreyi görmemizi istemiyor. tek tük aralardan görebildiğim kadarıyla merkez dışında şehirin geri kalanı yıkıtıdan hallice.
şehirde rus ve arap turist yoğun. tarihi bölgeler dışında tek cami görmedim anladığım kadarıyla dindar değiller, ramazanda alkol takıntıları yok. deli gibi vodka-enerji, viski-enerji karışımı hazır kokteylleri içiyorlar. yemekleri genelde kebap et tarzı, etlerini çok lezzetli buldum ama. oradayken hostelde kaldığım için market alışverişi de yapıyordum fiyatlar bize göre pahalı bence zaten ürünlerin çoğu ya bizden ya rusyadan gelmiş.
şehre otobüsle geldim otogarda kesinlikle taksilere binilmesini önermiyorum adamı deli düdüklüyorlar. otogardan şehir merkezine giden metro ve otobüs durakları bulunmakta, biraz içeride katlı bir kapalı çarşı var oraya girince işaretlerle metroyu bulursunuz. kartları otomatlardan alabiliyorsunuz, tek biniş 50 kepik yapıyor ben sadece metroyu kullandım. uzun süre kalacaksanız hat alıp uber yükleyin telefonunuza gayet uygun ve kullanışlı oluyor.
şehir merkezi 1 belki 2 gününüzü alır, içşehir dedikleri şehrin eski merkezi var büyük ölçüde korunmuş, restore edilmiş durumda. şehrin en turistik mekanı burası kafeler, restoranlar ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunuyor. içşehirde ücretsiz internet var bu arada. bu civarda şirvanşahlar sarayı isimli eski bir saray var çok büyük sayılmaz 1 - 1,5 saatte gezilir. içinde döneme ait silahlar, kıyafetler, yazıtlar ıvır zıvır var bir topkapı beklemeyin. girişide pahalı bence 25 manat gibi birşey aldılar benden. kız kulesinin dışı içinden güzel boşuna masraf etmeyin. buralarda şehrin dışındaki turistik yerleri gezdiren tur paketlerinden alırsanız 2. gün sıkılmazsınız. 80 manata aldım ben pazarlık yapın daha da düşerler.
şehir merkezi avrupaya taş çıkartır, binaların bir kısmı sovyet işgali öncesine aitmiş. ilk petrol bulunduğu zamanlar zengin ailelerin şehir merkezinde yaptırdığı meşhur birkaç binası var ama içlerini gezemedim. turist çekmek için deli yatırım yapılmış. hazar kıyısında bakü bulvarı 3-4 kilometrelik güzel bir yürüyüş yolu var yolun sonunda deniz mall diye sidney opera binasını andıran bir alışveriş merkezi inşaatı var. fevvareler meydanı civarında güzel publar ve restoranlar var. gece burada bar hopping yapılabilir, akşamları neredeyse her mekanda canlı müzik mevcut özellikle caz ve blues seviliyor anladığım. bunun dışında türkçe popta seviliyor hande yener, demet akalın çok geldi kulağıma. ikince uefa final gecesi olduğundan barlar biraz keyifsizdi biraz ingiliz turistler azıtıtıydı baya.
bu turlar genelde aynı önce şehrin 1 saat kadar dışında çöle götürdüler orada 3 kişilik gruplar halinde serçe kılıklı eski ladalarla "off-road" yaparak petrolün topraktan kendiliğinden çıktığı bir bölgeye götürdüler yaklaşık 45 dakika çamur izledikten sonra gobustan milli parkına geçtik. milattan önce 7-8 yüzyıllarda yerleşim merkeziymiş buralar duvarlarda primitif çizimler ve işaretler hakkında bilgi verildi sonrasında yakındaki müzede bölgede çıkan tarihi eserleri gösterdiler. burdan sonra en çok merak ettiğim ateşgah denilen eski zerdüşt tapınağına geçtik. vakti zamanında baya önemli bir merkezmiş ancak turistik açıdan çok iyi sunulamamış bence çok az tarihi eser vardı, rehberimizde çok bilgili değildi. son olarak yanardağa gidiyoruz dediler, lan aktif yanardağ mı var bakü'de dedim evet dediler. topraktan çıkan doğalgaz alev almış 2. dünya savaşı döneminde ona yanardağ diyorlar. orda da bir 45 dakika ateşi izleyip herkesin fotoğraflarını çektirdikten sonra merkeze götürüp saldılar bizi. yol boyunca özellikle şehir dışında yol kenarları büyük panolarla kapatılmış sanırım aliyev bakü merkezi dışında çevreyi görmemizi istemiyor. tek tük aralardan görebildiğim kadarıyla merkez dışında şehirin geri kalanı yıkıtıdan hallice.
şehirde rus ve arap turist yoğun. tarihi bölgeler dışında tek cami görmedim anladığım kadarıyla dindar değiller, ramazanda alkol takıntıları yok. deli gibi vodka-enerji, viski-enerji karışımı hazır kokteylleri içiyorlar. yemekleri genelde kebap et tarzı, etlerini çok lezzetli buldum ama. oradayken hostelde kaldığım için market alışverişi de yapıyordum fiyatlar bize göre pahalı bence zaten ürünlerin çoğu ya bizden ya rusyadan gelmiş.
devamını gör...
sinir bozan şeyler
elini yıkarken sweatin kolundan içeri su girmesi.
t: cinnet sebebi olaylardır, bazen de hayata felsefik baktırır.
t: cinnet sebebi olaylardır, bazen de hayata felsefik baktırır.
devamını gör...
uğur şahin'in aşı patenti açıklaması
doğru söylemiş adam, aşıyı hayriye’nin altın gününde yediğin börek mi sandın tarif istiyon denyo. adam zaten tübitak’la görüşmüş, tübitak şimdi başlasak 2022 sonuna yetişir diyor, kaynak. ne sanıyorsunuz, bir fiske tuz iki nitrojen çalkalayıp şırıngaya mı koyacaktınız, altyapın var mı, üretim kapasiten uygun mu, gereken standardı sağlayabilecek misin, neyine güvenip patent çığırtkanlığı yapıyon hayret bi şey ya.
artı, üretim hızlandırması için bazı avrupa ülkesi firmalarıyla da görüşmüş, lisans veriyormuş haziran gibi üretime başlanacakmış. derdiniz sayı yetersizliğiyse ben ürettiriyorum diyor işte, sen bulsaydın sen üretseydin birader, adam hayrına iş yapmak zorunda mı? şu kadar milyon kazanmış da yetermiş artık hayrına versinmiş toplum sağlığıymış. kimse para kazanmak için çıktığı yolda, tepeye ulaşmak için yıllarını verdiği bir konuda hayrına iş yapmak zorunda değil, vicdan yaptırma çabası çok komik geliyor bana.
artı, üretim hızlandırması için bazı avrupa ülkesi firmalarıyla da görüşmüş, lisans veriyormuş haziran gibi üretime başlanacakmış. derdiniz sayı yetersizliğiyse ben ürettiriyorum diyor işte, sen bulsaydın sen üretseydin birader, adam hayrına iş yapmak zorunda mı? şu kadar milyon kazanmış da yetermiş artık hayrına versinmiş toplum sağlığıymış. kimse para kazanmak için çıktığı yolda, tepeye ulaşmak için yıllarını verdiği bir konuda hayrına iş yapmak zorunda değil, vicdan yaptırma çabası çok komik geliyor bana.
devamını gör...
sosyal fobikler derneği genel başkanının açılış konuşması
ikii üç kelimeyi geçmeyecek bir konuşmadır. örneğin; merhaba, tahmin edebileceğiniz üzere çok gerginim şu an , o yüzden sözlerime burada son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum. dağılabiliriz.
devamını gör...
we are marshall
2006 yılında vizyona giren basil ıwanyk yapımı film. gerçek bir olaydan uyarlanmistir.
yönetmenliğini joseph mcginty nichol , başrollerini matthew mcconaughey, matthew fox, anthony mackie, david strathairn, ıan mcshane üstlenmiş.
imbd puanı olarak 7.1 olarak gösterilse de bana göre kendi sekmenti filmler arasında daha yüksek bir puanı hakediyor.
türkiye'de zafer bizimdir olarak gösterime girmiştir.
amerika'nın marshall universitesi amerikan futbolu takımı koçları ve oyuncuları ile 1970 yılında bir uçak kazasında hayatlarını kaybeder. kaza universitenin ve şehrin psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratir. film kaza sonrasında yeni bir futbol takimi kurulması ve bunun etkilerini anlatmaktadır.
amerika'nın new york ya da philadelphia gibi bilinen şehirlerinin aksine daha az bilinen bir coğrafyasında çekilmesi,
amerikan milliyetçiliğinin ön planda olmaması, "oleyy ne güzel başardık, takım oyunu budur işte " diyerek topyekûn bir başarıdan ziyade başka türlü düşünenlerin de konuya dahil edilmesi filmi anlamlı kılan yönleridir.
kazanmak,zafer, rekabet gibi kavramların yerine aidiyet, kibir, ölümü kabulleniş tarzlarının farklılığı , fedakarlık gibi konuları seçmeyi tercih etmiş olmasi , dönem insanlarının giyimleri yaşam tarzlari inanışları gibi konuları da çok iyi betimlemesi ile dikkatimi cekmistir.
filmin sonunda oyuncularından maç spikerlerine, vefat eden oyuncuların ailelerine kadar her bir kahramanın hayatının nasıl devam ettiği hakkında bilgi vermesi filmin bir diğer güzel özelliğidir.
son olarak marshall takımı amerikan futbolu tarihinde önemli ilklere ve başarılara imza atarak verilen emeğin boşa gitmediğini göstermiştir.
yönetmenliğini joseph mcginty nichol , başrollerini matthew mcconaughey, matthew fox, anthony mackie, david strathairn, ıan mcshane üstlenmiş.
imbd puanı olarak 7.1 olarak gösterilse de bana göre kendi sekmenti filmler arasında daha yüksek bir puanı hakediyor.
türkiye'de zafer bizimdir olarak gösterime girmiştir.
amerika'nın marshall universitesi amerikan futbolu takımı koçları ve oyuncuları ile 1970 yılında bir uçak kazasında hayatlarını kaybeder. kaza universitenin ve şehrin psikolojisi üzerinde olumsuz etki yaratir. film kaza sonrasında yeni bir futbol takimi kurulması ve bunun etkilerini anlatmaktadır.
amerika'nın new york ya da philadelphia gibi bilinen şehirlerinin aksine daha az bilinen bir coğrafyasında çekilmesi,
amerikan milliyetçiliğinin ön planda olmaması, "oleyy ne güzel başardık, takım oyunu budur işte " diyerek topyekûn bir başarıdan ziyade başka türlü düşünenlerin de konuya dahil edilmesi filmi anlamlı kılan yönleridir.
kazanmak,zafer, rekabet gibi kavramların yerine aidiyet, kibir, ölümü kabulleniş tarzlarının farklılığı , fedakarlık gibi konuları seçmeyi tercih etmiş olmasi , dönem insanlarının giyimleri yaşam tarzlari inanışları gibi konuları da çok iyi betimlemesi ile dikkatimi cekmistir.
filmin sonunda oyuncularından maç spikerlerine, vefat eden oyuncuların ailelerine kadar her bir kahramanın hayatının nasıl devam ettiği hakkında bilgi vermesi filmin bir diğer güzel özelliğidir.
son olarak marshall takımı amerikan futbolu tarihinde önemli ilklere ve başarılara imza atarak verilen emeğin boşa gitmediğini göstermiştir.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
(bkz: akit gazetesi)
devamını gör...
gün olur asra bedel
bir cengiz aytmatov klasiğidir.
--! spoiler !--
özellikle nayman ana'nın geçtiği kısım fazlasıyla etkileyicidir. ancak kitabın bir kısmı çıkarılmıştır. bu bölüm ise kgb'yi suçladığından, kitapta yer almasına izin verilmemiştir. aynı zamanda bu kısımda kitap kahramanlarından kuttubayev'in nasıl öldüğü anlatılır ve bu kısım daha sonra cengiz han'a küsen bulut adıyla basılmıştır.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
özellikle nayman ana'nın geçtiği kısım fazlasıyla etkileyicidir. ancak kitabın bir kısmı çıkarılmıştır. bu bölüm ise kgb'yi suçladığından, kitapta yer almasına izin verilmemiştir. aynı zamanda bu kısımda kitap kahramanlarından kuttubayev'in nasıl öldüğü anlatılır ve bu kısım daha sonra cengiz han'a küsen bulut adıyla basılmıştır.
--! spoiler !--
devamını gör...
madalyalı yazarlar özelliğinin gelmesi
büyük ihtimalle kaciracagim özelliktir,dedemde savasmasina ragmen istiklal madalyası alamamıştı zaten.ah dedem ah.
devamını gör...
tanrıya söylenmek istenen tek kelime
bencilsin.. havan kime?!?
devamını gör...

