leonardo, sakin ve barışsever yaradılışından ötürü tüm düşlmanlık ve didişmelerden kaçışıyla dikkati çeken biriydi. kim olursa olsun karşısındakine her zaman yumuşaklıkla ve sevecenlikle davranırdı. et yemeye yanaşmaz, pazardan satın aldığı
kuşlara özgürlüklerini bağışlamaktan ayrı bir zevk duyardı. savaşları ve kan akıtmaları hoş karşılamaz, insanı hayvanlar aleminin efendisi değil, yırtıcı canavarların en azgını diye nitelerdi. ama duygularındaki kadınsı incelik, idama götürülen mahkumların peşine takılmaktan, onların korkuyla büzülmüş yüzlerindeki ifadeyi inceleyerek bunları not defterine resmetmekten leonardo'yu alıkoyamıyor, en amansız saldırı silahlarının planlarını çizmekten ve savaş başmühendisi göreviyle cesare borgia'nın18 hizmetinde çalışmaktan onu geride tutamıyordu. çokluk iyi ve kölü değerlendirmelerini umursamaz bir tutum takınıyor ya da davranışlarının özel bir teraziyle tartılmasını istiyordu....




(bkz: sigmund freud)un leonardo da vinci, dostoyevski, michelangelo, shakespeare eserleri üzerinden baba katlini incelediği eseridir.
devamını gör...

-yanıyorsun fuat abi!
+hadi oradan lan..
devamını gör...

ao ve nao olarak bilinen bu salınımların ne olduğunu paylaşacağım sizlerle.
ao yada arktik salınım. illa ingilizcesini bilip hava atacağım derseniz arctic oscillation. kuzey yarım kürenin kutba yakın enlemlerinde hava çok soğuktur. bu soğuk hava ağır olduğu için yüzeye çöker. buna bağlı olarakta yer seviyesinde bir yüksek basınç, onun üstünde de alçak basınç oluşur. biz bu alçak basınca polar vortex diyeceğiz. bilirsiniz ki, alçak basınçlar havayı saatin ters yönünde çevirir. ve havayı bir nevi etrafına sarar. işte bu polar vortex ne kadar kuvvetli olursa, kutuplardaki soğuk havayı da çevresine sarar ve güney enlemlere kaçmasına engel olur. buna pozitif ao diyoruz. polar vortex’in güçlenemeyip soğuk havayı etrafına saramadığı, soğuk havanın güney enlemlere kaçabildiği durumda ise negatif ao görülür.



ao türkiye’ye doğrudan etki yapmaz. dolaylı yollardan etkiler. ao kuvvetli negatif durumundayken, soğuk hava bizim biraz daha batımıza inecektir. soğuk havanın deniz üzerinden ve sıcak kara üzerinden geçmesiyle kıta avrupası ve akdeniz havzasında alçak basınçlar üretecektir. bizde bu alçak basınçların sağında kalacağımız için genelde yağışlı ve ılık günler görürüz. kuvvetli pozitif durumunda akdeniz havzasında yüksek basınç hakimiyeti olur, türkiye soğuk ve yağışsız günler geçirir. ao nötre yakın değerlerinde kar fırtınası görülmesi olasılığı yüksektir.



nao yada kuzey atlantik salınımı. bunun da illa ingilizcesi bilip hava atacağım derseniz north atlantic oscillation. bildiğimiz üzere azor adaları ve izlanda civarında yarı-kalıcı basınç alanları vardır. azor adaları civarında yüksek basınç, izlanda civarında alçak basınç vardır. nao endeksi, bu iki bölge arasındaki basınç farkını söyler. iki bölgedeki basınç değeri de uzun yılların ortalamasına yakın olursa nao endeksi nötr olacaktır. (0’da diyebilirsiniz aynı şey. kafanıza göre takılın.) eğer iki bölgede normalden güçlüyse, yani azor yüksek basıncı daha yüksek, izlanda alçak basıncı daha alçak ise nao pozitif olacaktır. eğer iki bölgede normalden zayıfsa, yani azor yüksek basıncının orda alçak basınçlar, izlanda alçak basıncının orda yüksek basınçlar var ise nao negatif olacaktır.



ao ve nao değerlerine göre oluşabilecek durumlar;

ao indexi pozitif ve negatif fazlarındaki basınç dizilimi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

nao indexi pozitif ve negatif fazlarındaki basınç dizilimi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu indexlerin güncel diyagramı
ao
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

nao
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu endekseler kış mevsiminde etkili olan salınımlardır. kışın nasıl geçeceği yönünde önümüze ışık tutar.
devamını gör...

konuşmayı unutmuş biri olabilir. insan konuşmaya konuşmaya unutuyor haliyle ve konuşmak isteyince de kelimeler birbirine girebiliyor. bu da konuşma fobisini doğuruyor.
gerçekten acı bir durum.
devamını gör...

kurunun yanında yaş da yanar adlı başlıktır...
işini hakkıyla yapan insanın, insanların gururunu incitmekten öteye gidemez bu başlık.
atanmak için senelerce sınav salonlarında dirsek çürüten, atanınca doğu görevi ile başlayıp memleketin birçok yerinde görev alan. atanamadıklarında karın tokluğuna özel kurumların ağır şartlarına dayanarak çalışan insanlardan bahsediyoruz.
ben ne ailedeki öğretmenlerden ne de etrafımdaki öğretmenlerden yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapan öğretmen görmedim. öğrenciler okullarına dönmeden 1 ay önce seminer adı altında hakları olan tatillerden feragat ediyorlar ki bunlar devlet öğretmenleri. özel öğretmenler okul kapandıktan bir ay sonra "yks-lgs" hazırlık adı altında tekrar iş başına çağırılıyorlar. (bkz: öğretmenevindebüyümek)
devamını gör...

sovyet üretimi tasarım hatası olan, rusatom şirketinin yaptığı rbmk reaktörün faciasıdır. en primitif hali ile anlatacak olursak, semaverde su kaynıyor. üstte porselen demlik. içinde çay da var. ancak şöyle bir şey var. demliğin içerisinde su yok. bir süre sonra o ısıyla demlik infilak ediyor. çernobil'de de tam olarak bu tarz bir şey oldu.

üstüne bir de rejimin selameti gözetilerek insanların canları hiçe sayıldı ve tüm dünyadan 3 gün gizlediler felaketi... 3 gün sonra isveç'e ulaşan radyoaktif bulutlar ve amerikan uyduları sayesinde halının altına süpüremediler pisliklerini... eğer süpürme imkanları olsaydı gene süpürürlerdi...

bir açıdan da bence sovyetler birliği'nin çöküşünün simgesidir çernobil.

sovyetler birliği'nin yediği boklardan sadece bir tanesidir. ama yiğidi öldürün hakkını yemeyin heriflerin böyle bir felaketle başa çıkabilecek imkan lojistik ve parası vardı.

kapanışı da minik bir fıkrayla yapayım. türkiye, rusya ile (rusatom şirketi ile anlaştık) beraber, doğu akdeniz'de nükleer santral inşa ediyor.

hazır bence lagos yiyebiliyorken yiyin. muhtemelen 30-40 yıl sonra akdenizde balık yemek bizim orta yaşlarımızda anlatacağımız minnoş bir anı olacak...
devamını gör...

uyumayı konferansına gitmeye tercih ettiğim*, belki de böylesi büyük bi insanı görme fırsatını bir daha asla bulamayacağım hekim.

(bkz: otomatik leyla ekartörü)
(bkz: yaşargil anevrizma klipsi)
devamını gör...

zaman geçirmelik ben stiller filmi. oyuncular için izlenebilecek bir film. eğlendiğimi söyleyebilirim bu film ile. film aksiyon komedi tarzında. normalde aksiyon filmi seven birisi değilimdir. * fakat bu filmde epey güldüm. zaten başından beri absürt bir şey izleyeceğinizi bildiğinizden kurguya da görüntüye de pek dikkat etme ihtiyacı duymuyorsunuz. ben stiller, robert downey jr., jack black nick nolte, matthew mcconaughey, tom cruise için izlediğimi söylemeliyim ayrıca bu filmi. bu isimler olmasaydı belki yüzüne bile bakmazdım filmin.

hollywood ile ilgili hoş tespitler vardı ve komedi bence güzel yedirilmişti her ne kadar mantık hataları ve kurgu zayıflığı görünebilse de.


konusu ise şöyle: bir grup film yıldızı, o güne kadar yapılmış en yüksek bütçeli savaş filmini çekmek için bir araya gelir. fakat bu savaş filmini çektikleri yerde gerçekten de bir savaş döner. aralarında bazıları o gerçek (gibi) mermilerin, mayınların pahalı bir iş yaptıklarından ötürü olduğunu düşünür ve sahiden de film çekiyoruz sanır. diğer taraftan da gerçekten bir savaş içerisinde olduğunu anlayan bir grup vardır. gerçekten de dünyanın en yoğun uyuşturucu ticaretinin yapıldığı bir yerdedirler. ve... kayıt!

speedman'in temiz kalpli jack'i oscar almalıydı. *

ayrıca g5 jeti için müşterisini satmayı düşünen rick peck için ne demeli...







les grossman, "evren şu anda bizimle konuşuyor. sadece dinlemelisin." dedikten sonra: *






"sen sonunda peynir olmayan bir hapishanede kaybolmuşsun."

"onun derisini jimnastik elbisesi gibi giymek istiyorum."

"ben senaryoyu okumam. senaryo beni okur."

"soğuk, zor dünya. boktan şeyler olur. biz de ağlarız arkasından -haberlerde-."

devamını gör...

fransızca kökenli bir sözdür. anlamı asla birlikte olma ihtimalinin olmadığı, imkansız olan bir aşkın verdiği acıyı/üzüntüyü ifade etmektedir.
-imkansız gözüyle bakılan her aşkın, acısını daima yaşayan kimseler eminim sevecektir.
devamını gör...

dün söz verdi dönünce yazdıklarınızın hepsini okuyacağım diye, demek ki bunu da okuyacaktır*. bazen yorulur,düşer ve bir molaya ihtiyaç duyarız, önemli olan daha güçlenerek ayağa kalkabilmek ve yola devam edebilmek, yalnız olmadığını biliyor olmalı bu yolculukta. "yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. unutma, aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak."
devamını gör...

kaldırın da ölmüş ebenizle karşılaşın.
devamını gör...

alım gücü düşük olduğundan ancak belli saatlerde oynanmasına izin verilen atariydi.
kara kutu, nintendo, sega gibi markalar sadece oyun için kullanılırken commodore64 ve amiga konsollar ise aynı zamanda dos tabanlı oyun konsollarıydı.
televizyon atarilerinin en büyük ve bilinen sloganı ise "adaptör ısındı" cümlesiydi.
devamını gör...

hayata dair zihin haritamı çıkarabilmek. yazdıklarımı okuyunca kendime yukarıdan bakabiliyorum.
devamını gör...

(bkz: kendime saygım var davranışları)

her insanın gerekli olduğunda yapması gereken şey. “hayır demekte ne var ya istemiyorsan hayır der geçersin” diye düşünebiliyo insan ama söz konusu sevdiğimiz, kırmak üzmek istemediğimiz insanlarsa ya da o an içimizden bi ses ne kadar “hayır demen gerek, kendini düşün” diye bağırsa da yapamıyoruz bazen. ama bazı durumlarda hem kendimiz hem de üzmek istemediğimiz insanlar için o an hayır diyebilmek kötü bi şey gibi gözükse de ileride herkes için daha iyi olcağını söyleyebilirim.
devamını gör...

şairliğine asla lafım olmamakla beraber, kişiliği hakkında hep olumsuz yorumlar duyduğum şair. bunlardan en meşhuru ve acımasızı, mina urgan tarafından kaleme alınanlardır belki de.

link

ne yazık ki, şiirlerine hayran olduğum başka bazı şairler hakkında da birinci elden çok kötü yorumlar duymuş biri olarak şunu da ekleyeyim: sanatla uğraşan her insanı ince ruhlu, hassas ve saygılı kişiler sanma yanılgısına düşmemek gerekiyor. tabi ki herkes herkesi sevmez ama bir kişi hakkında hemen hemen herkes kötü şeyler diyorsa orada durup bir "acaba?" demek gerekir.

***

bestelenmiş en ünlü şiirlerinden biri (benim de en sevdiklerimden biri):

devamını gör...

2 gün önce sosyal medyadaki linç kültürünün önlenemez derecede tehlike arz ettiğini yazmıştım. #119560 bugün bu haberi okuyunca kaygılarımda haklı çıktığımı gördüm. ibrahim çolak ile 180 derece zıt bir fikriyatın, yaşam biçimin, siyasi görüşün tarafı olmamla birlikte bu olayda tamamen troll bir hesap ile yargısız lince kurban gittiğini düşünüyorum. özellikle tüm dünyada faşizmin güncel hali olan sjw akımları çığrından çıkmış durumda. klavyeye dadanan ergen tayfa, ruh hastası feminazi tayfası özellikle twitter üzerinden örgütlenip av belirleyen avcı ve troll ordusu saldırısı başlatıyorlar. bugün yazdıklarım yarın hepinizi veya hepinizin çocuğunu bekleyen büyük bir tehlike. ilkokulda yapılan ve sadece sınıftaki kabadayı çocuk ile sınırlı kalan sınıf zorbalığının, klavyenin ardındaki onbinler ile siber zorbalığa dönüştüğünü düşünün. korkunç bir gelecek bizleri ve çocuklarımızı bekliyor. tanrı intihar eden yazarın günahlarını affetsin.
(bkz: femofaşistler ile magandalar arasında seçim yapmaya zorlanmak)
devamını gör...

çok basit şekilde arz-talep ilişkisine bağlıdır.

siz birşeyler üretirsiniz ve bunu benim kullandığım para birimi ile alın derseniz talep çok olur sizin para biriminizin değeri yüksek olur.
devamını gör...

karşı çıkmadığım, zaman zaman da savunduğum hede. sebebi aslında basit, yemek fotoğrafı paylaşmanın görgüsüzlüğü hep "o yemeği yiyemeyen, aç insana kendisini kötü hissettirmeme" hassasiyetinden kaynaklanıyor. toplumda herkesin her yemeğe ulaşamıyor olduğu gerçeğini bu gerçeği olabildiğince gizleyerek, özünde aç ve yoksun olanın aslında o kadar aç yoksun olmadığına ikna çabası.
aç ve yoksun kişi mahrum kaldığı güzellikleri görmediğinden aslında konumunun ne kadar yoksun, sosyal hiyerarşide ne kadar geride olduğunun farkında olmuyor. çünkü etrafındaki herkes "abi biz de bi'şey yemiyoruz zaten merak etme" modunda stealth olarak takılıyor. gördüğü kadarı da onun bu eşitsizliğe sesini çıkarması için yeterli olmuyor, aç ve yoksulluğun sona ermesine de yaramıyor.
tam tersine herkes yemek fotoğrafı paylaşsa, herkesin sahip olduğu imkanlar herkes tarafından bilinse, hatta bunu yapmaya zorunlu olsalar, bunlardan mahrum olan insanların tepesi atar. "yeter lan yediğiniz içtiğiniz, hep güzel şeyler size niye bize yok? bizim suçumuz ne!?" diye sokaklara dökülürler.
biz bugüne kadar ''erdem ve ahlak'' kisvesi altında hep aslında göreceli olarak ayrıcalıklı kesime en az sıkıntı çıkaracak olan konforlu bir düzeneği sürdürüyoruz. anayasanda "sosyal devlet" diye geçiyorsun ama "aman ona toplumun ne kadar alt tabakasında olduğunu çok hissettirme" diyorsun. aman abi tadımız kaçmasın. sen yine portakallı pekin ördeğini ye ama bunu yaparken aç adama sistemin onu nasıl görmezden geldiğini hissettirme.

devlet burada bu temel eşitsizliği oluşturan ekonomik ve siyasi stratejilerin sahibi olarak sorumluluğu üstünden atmak için yine toplumu üstünüze sürecektir: "yemeğinin fotoğrafını paylaşıyorsan yemeğini de paylaş, iki fakiri de sen doyur" diyecektir. kendisi demez de topluma bunu dedirtir. oysa sen zaten o hesabı ödemek için harcadığın gelirinden de, üstüne hesabın kdv'sinden de sürekli olarak devletin topluca tutarlı ve iyi planlamayla doyurabileceği milyonlarca aç insanın parasını ödüyorsun. hepimiz ödüyoruz. sosyal devlette verginin temel amacı da budur, eşitsizliğin olumsuz etkilerini yok etmektir. halbuki bizde hükûmet, bu geliri seçimde varlığının devamlılığını sağlayacak unsurlara harcar. mesela duble yol yapar, köprü falan yapar. yemek vermez. verse de yeterince vermez.

seçmen de oyunu açları doyurmayı vaadedene değil de duble yol yapana verir. bu tercihiyle aslında kendi ahlakının sahteliğini de tescil eder. seçim sonrası da "aman abi olan var olmayan var bu yemek fotoğrafları olmuyor" der. aman diyim üçüncü boğaz köprüsünü, yeni havalimanını o adamın boğazından çaldıklarımızla yaptığımıza uyanır muyanır (!)
yemek fotoğraflarınızı paylaşın. en ağız sulandıracak instagram filtreleriyle, en lüks ışıklar altında, toplumun uçurumlarını en iyi veren kontrast ayarıyla.
devamını gör...

telefona bakmak.
devamını gör...

persona
pscyco
zindan adası
revolver
yedinci mühür
-kisacasi ıngmar bergman filmleri-
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim