yakışıklı erkek görünce verilen tepkiler
kahretsin! yansımammış
devamını gör...
yüzyüzeyken konuşuruz
2010’lu yılların başlarında kaan boşnak ve engin sevik’in birlikte kurdukları tarz olarak alternatif türk rock müzik yapan belki de son 10 yılın en sevilen müzik grubu…
10 yıllık müzik yolculuğunda pek çok müzisyenle çalışan grup baran ökmen, can tunaboylu ve can kalyoncu’nun katılımıyla şu anki halini aldı…
yüzyüzeyken konuşuruz müzik hayatı boyunca 3 albüm ve 8 single ile çıktı müzikseverlerin karşısına… bu teklilerden 2021 yılı içerisinde yayınlanan sen varsın diye youtube’da 3 ayda 17 milyon, son seslenişim ise 3 haftada 1 milyon dinlenmeye ulaştı.
grubun kurucularından kaan boşnak bir röportajda grubun isminin nereden geldiği ile ilgili soruya projeyi düşündüğümüz arkadaşımla internetten birkaç saat grup ismi şu olsun bu olsun gibi bir muhabbetten sonrasında
“aman neyse yüzyüzeyken konuşuruz boşver”
deyip kapattık ve grubun adı öyle de kaldı diyor.
2020 yılı başlarında blu tv’de grubun bir belgeseli yayınlandı ve yüzyüzeyken konuşuruz aynı yıl temmuz ayında 46. pantene altın kelebek ödüllerinde yılın grubu ödülünü kazandı.
yaptıkları enfes şarkılar ve derin şarkı sözlerinin yanında bize hatırlattıkları bir şey daha var, kişilerarası iletişimde araya giren bunca teknolojiye rağmen hala yüzyüzeyken konuşabilmek büyük bir lüks…
10 yıllık müzik yolculuğunda pek çok müzisyenle çalışan grup baran ökmen, can tunaboylu ve can kalyoncu’nun katılımıyla şu anki halini aldı…
yüzyüzeyken konuşuruz müzik hayatı boyunca 3 albüm ve 8 single ile çıktı müzikseverlerin karşısına… bu teklilerden 2021 yılı içerisinde yayınlanan sen varsın diye youtube’da 3 ayda 17 milyon, son seslenişim ise 3 haftada 1 milyon dinlenmeye ulaştı.
grubun kurucularından kaan boşnak bir röportajda grubun isminin nereden geldiği ile ilgili soruya projeyi düşündüğümüz arkadaşımla internetten birkaç saat grup ismi şu olsun bu olsun gibi bir muhabbetten sonrasında
“aman neyse yüzyüzeyken konuşuruz boşver”
2020 yılı başlarında blu tv’de grubun bir belgeseli yayınlandı ve yüzyüzeyken konuşuruz aynı yıl temmuz ayında 46. pantene altın kelebek ödüllerinde yılın grubu ödülünü kazandı.
yaptıkları enfes şarkılar ve derin şarkı sözlerinin yanında bize hatırlattıkları bir şey daha var, kişilerarası iletişimde araya giren bunca teknolojiye rağmen hala yüzyüzeyken konuşabilmek büyük bir lüks…
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
şiirin adı: içimdeki bsen
tür: gilisel kisişim mavrası
kalabalığın kaçınılmaz yalnızlığının tamircisiysem, okunması ve lakin anlaşılması zor olmayan bir kaynak eleştirisine maruz kalıyorsam, kişisel sebeplerden ötürü yaşamaya devam etmek zorundaysam, kendimde değilim demektir.
çiçeklerin dilinde seviyorum demek isterdim seni. senin, bulutların içinde kaybolmak gibiydi gözlerin. senin, denize yada doğaya kaçışın izlerini anımsatan sesinle bakıyorum bu hayata. klişelerin daha bir klişe olduğunu ispatlamak değil derdim. yinede benim toprağımda filizlenmeli senin köklerin. bencilce seviyorum seni her şeyinle kendime dolanıp sıkmalıyım ikimizi bir boğumda. bizde her şey biraz manyakça bütün bir saygımla nefret edebilmem gerek, samimi ve içten bir nefreti herkes hakeder. göğün benzersiz hikayesi gibisin şimdi, geceleri doğuyor gündüzleri kayboluyorsun mevsimlerce sarhoşsun derken bayılıyorsun ve çıplak bir şekilde mağaramda güzelce uyuyorsun.
tür: gilisel kisişim mavrası
kalabalığın kaçınılmaz yalnızlığının tamircisiysem, okunması ve lakin anlaşılması zor olmayan bir kaynak eleştirisine maruz kalıyorsam, kişisel sebeplerden ötürü yaşamaya devam etmek zorundaysam, kendimde değilim demektir.
çiçeklerin dilinde seviyorum demek isterdim seni. senin, bulutların içinde kaybolmak gibiydi gözlerin. senin, denize yada doğaya kaçışın izlerini anımsatan sesinle bakıyorum bu hayata. klişelerin daha bir klişe olduğunu ispatlamak değil derdim. yinede benim toprağımda filizlenmeli senin köklerin. bencilce seviyorum seni her şeyinle kendime dolanıp sıkmalıyım ikimizi bir boğumda. bizde her şey biraz manyakça bütün bir saygımla nefret edebilmem gerek, samimi ve içten bir nefreti herkes hakeder. göğün benzersiz hikayesi gibisin şimdi, geceleri doğuyor gündüzleri kayboluyorsun mevsimlerce sarhoşsun derken bayılıyorsun ve çıplak bir şekilde mağaramda güzelce uyuyorsun.
devamını gör...
iksir
ilaç, zehir veya sihirli güçler içeren/içermesi gereken sıvılara verilen isimdir.
etimolojik olarak arapça iksīr إكسير "damıtılarak elde edilen öz" sözcüğünden alıntıdır. arapça bu sözcük ise eski yunanca eksaíresis εξαίρεσις "(içinden) çıkarma, süzüp alma" sözcüğünden alıntıdır. bu sözcük eski yunanca eksairéō εξαιρέω "(içinden) çıkarmak, süzüp almak" fiilinden +sis sonekiyle türetilmiştir. yunanca fiil eski yunanca ʰairéō ἃιρέω "almak, kapmak, tutmak" fiilinden ek+ önekiyle türetilmiştir.
özellikle günümüzde pek bir geçerliliği olmasa da ne zaman bu kelimeyi duysam sihirli bir enerji hissediyorum. bir de ilginç bir şekilde bana huzur veriyor; filmlerde, dizilerde görmesi çok hoşuma gidiyor. izledikçe, baktıkça, gördükçe keşke gerçekten sihirli güçler içerini var olsa dedirtiyor.
etimolojik olarak arapça iksīr إكسير "damıtılarak elde edilen öz" sözcüğünden alıntıdır. arapça bu sözcük ise eski yunanca eksaíresis εξαίρεσις "(içinden) çıkarma, süzüp alma" sözcüğünden alıntıdır. bu sözcük eski yunanca eksairéō εξαιρέω "(içinden) çıkarmak, süzüp almak" fiilinden +sis sonekiyle türetilmiştir. yunanca fiil eski yunanca ʰairéō ἃιρέω "almak, kapmak, tutmak" fiilinden ek+ önekiyle türetilmiştir.
özellikle günümüzde pek bir geçerliliği olmasa da ne zaman bu kelimeyi duysam sihirli bir enerji hissediyorum. bir de ilginç bir şekilde bana huzur veriyor; filmlerde, dizilerde görmesi çok hoşuma gidiyor. izledikçe, baktıkça, gördükçe keşke gerçekten sihirli güçler içerini var olsa dedirtiyor.
devamını gör...
beyaz ırkın üstünlüğü
neye gore, kime gore belli olmayan bir ustunluk cesididir. aslinda bu sozde ustunluk ideolojisi bir tur irkciliktir. (beyaz irkcilik diye de bilinmektedir). ortaya cikis donemi de, bati ulkelerinin afrika'yi somurgelestirdigi doneme yani 15. yuzyil donemine dogru oldugu bilinmektedir.
peki cikis nedeni neydi? cevap aslinda basit, medeni avrupa ulkeleri somurgecilik anlayislariyla, sadece altin ve diger madenler yada baharatlari somurmedi. "köle ticareti" en cok islerine gelendi. (ufak bir wikipedia alintisi yapayim)
avrupa'nın en büyük banka ve sigorta kuruluşlarından bazıları ilk sermayelerini köle ticaretiyle elde etmişlerdir. kuzey amerika, zenginliğini ve gelişmişliğini büyük ölçüde köle emeğine borçludur. ingiltere'yi sanayi devrimine götüren süreçte, köle ticaretinin rolü o kadar büyüktü ki, liverpool, bristol ve glasgow gibi kentler tüm zenginliğini köle ve sömürge malları ticaretine borçluydu. köle taşıyan gemilerin önemli bir kısmı, liverpool limanı'na kayıtlıydı.
kisacasi diyebiliriz ki, kolelestirilmek istenilen siyah irka "asagilik hissi" yuklenilerek, olusturduklari emperyalist sistemin bir nevi kabul gormesi saglandi. beyazin ustunlugu safsatasi o donemlerden gelmekte yani. ama bu safsata ne yazik ki hala devam etmektedir. gunumuz de ozellikle en cok amerika'da gorulmektedir. oyle ki, su an amerika'da ic savasa neden olacak kadar ciddi bir sorun haline gelmis bulunmaktadir. bilhassa trump doneminde top noktaya cikan asiri sagcilik, ulke icerisin de ciddi kargasalara donem donem neden olmaktadir. (bkz: black lives matter). ısin en acinasi tarafini yazmadan gecemeyecegim, beyaz irkin siyah irktan ustun oldugunu daha cok "siyah tene sahip insanlar" kabul eder. bilincaltlarina bu nasil islendiyse artik siz dusunun...ekledigim uc dakikalik videoyu izlemenizi ozellikle tavsiye ederim, cocuklarin bile yaptiklari bebek seciminden durumun vehametini cok net idrak edebilirsiniz...
peki cikis nedeni neydi? cevap aslinda basit, medeni avrupa ulkeleri somurgecilik anlayislariyla, sadece altin ve diger madenler yada baharatlari somurmedi. "köle ticareti" en cok islerine gelendi. (ufak bir wikipedia alintisi yapayim)
avrupa'nın en büyük banka ve sigorta kuruluşlarından bazıları ilk sermayelerini köle ticaretiyle elde etmişlerdir. kuzey amerika, zenginliğini ve gelişmişliğini büyük ölçüde köle emeğine borçludur. ingiltere'yi sanayi devrimine götüren süreçte, köle ticaretinin rolü o kadar büyüktü ki, liverpool, bristol ve glasgow gibi kentler tüm zenginliğini köle ve sömürge malları ticaretine borçluydu. köle taşıyan gemilerin önemli bir kısmı, liverpool limanı'na kayıtlıydı.
kisacasi diyebiliriz ki, kolelestirilmek istenilen siyah irka "asagilik hissi" yuklenilerek, olusturduklari emperyalist sistemin bir nevi kabul gormesi saglandi. beyazin ustunlugu safsatasi o donemlerden gelmekte yani. ama bu safsata ne yazik ki hala devam etmektedir. gunumuz de ozellikle en cok amerika'da gorulmektedir. oyle ki, su an amerika'da ic savasa neden olacak kadar ciddi bir sorun haline gelmis bulunmaktadir. bilhassa trump doneminde top noktaya cikan asiri sagcilik, ulke icerisin de ciddi kargasalara donem donem neden olmaktadir. (bkz: black lives matter). ısin en acinasi tarafini yazmadan gecemeyecegim, beyaz irkin siyah irktan ustun oldugunu daha cok "siyah tene sahip insanlar" kabul eder. bilincaltlarina bu nasil islendiyse artik siz dusunun...ekledigim uc dakikalik videoyu izlemenizi ozellikle tavsiye ederim, cocuklarin bile yaptiklari bebek seciminden durumun vehametini cok net idrak edebilirsiniz...
devamını gör...
abla terörü
nasıl ablalar varmış hayetle okudum.
ben henüz 10 aylıkken ilk kardeşim dünyaya gelmiş. 2 yaşındayken 2.si, 5 yaşındaydım 3.sü geldi. onlarsız bir hayat düşünemem bile.
onlara olan düşkünlüğümü anlatır anlatır güler akrabalarım. küçükken kardeşlerimden biri düşse yanına gidip acıyan yerlerini öper o toparlanıp oyuna dönse bile 'kardeşim düştü' diye ağlarmışım.
hala onlar benim canım ciğerim, bırakın kasıtlı üzmeyi, üzgün görsem içim acır.
sizin adınıza çok üzüldüm.*
ben henüz 10 aylıkken ilk kardeşim dünyaya gelmiş. 2 yaşındayken 2.si, 5 yaşındaydım 3.sü geldi. onlarsız bir hayat düşünemem bile.
onlara olan düşkünlüğümü anlatır anlatır güler akrabalarım. küçükken kardeşlerimden biri düşse yanına gidip acıyan yerlerini öper o toparlanıp oyuna dönse bile 'kardeşim düştü' diye ağlarmışım.
hala onlar benim canım ciğerim, bırakın kasıtlı üzmeyi, üzgün görsem içim acır.
sizin adınıza çok üzüldüm.*
devamını gör...
defepiron
demir zehirlenmesinde veya talasemi hastalarında oral olarak kullanılan ajandır.
benzer etkiye sahip diğer ajan deferasiroks'dur.
benzer etkiye sahip diğer ajan deferasiroks'dur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
uçurumun kıyısında nefes nefese
koşuyorsun uzun vakitlerdir
varamadın varılacağa
var olamadığın zamanlardan biri bu da
unuttun nedir hür olmak
soluduğun vakitler sığ akılların keşfedemeyecekleri
unuttun nedir var olmak
kurtulmak istediğin anlar saplandı aklına
sustun
eşiktesin bir kez daha
bir uğursuz yol ayrımı daha
doğruları söküp çıkaramadığın muhallat zihnin
neye yapışacağını bilemeyen ellerin örtmüş suretini utançla
ayakların ne tarafa yürüse şaşırmış yine
lanet adam bu kaçıncı dilemma
bu kaçıncı diye soracaksın yine bu gece
sabah olmayacak bu sefer
güneş falan doğmayacak
kalkacak tüm gerçeği arsızca saklayan perdeler
kes meraklanmayı üzülen olacak mı
bırak bi kez olsun lanet adam
kuşanamadığın cesaretin karıştı göklere
dört nala kaçtığın korkular sarar şimdi gözlerini
önceleri duyumsamadıkların ele geçirecek cılız bedenini
sadece bir dakika kabullenmeyi öğretecek sana
ömrünü hiç ettiğin kabulleniş bu
birkaç muğlak rüya çarpar suratına
tanıdık birkaç yüz belli belirsiz
uyanacağın düzmece bir beyazlık değil
dar bir sanduka, havasız ve karanlık
söz geçiremediğin fikirler yağmurları susturdu
unuttun arınmayı, karardı suretin
bıkmadın ne utanmaktan ne de utanılacak işler yapmaktan
gülüşlerin de soldu işte
solan loş ışığa şahitsin bu kez kayıp*
koşuyorsun uzun vakitlerdir
varamadın varılacağa
var olamadığın zamanlardan biri bu da
unuttun nedir hür olmak
soluduğun vakitler sığ akılların keşfedemeyecekleri
unuttun nedir var olmak
kurtulmak istediğin anlar saplandı aklına
sustun
eşiktesin bir kez daha
bir uğursuz yol ayrımı daha
doğruları söküp çıkaramadığın muhallat zihnin
neye yapışacağını bilemeyen ellerin örtmüş suretini utançla
ayakların ne tarafa yürüse şaşırmış yine
lanet adam bu kaçıncı dilemma
bu kaçıncı diye soracaksın yine bu gece
sabah olmayacak bu sefer
güneş falan doğmayacak
kalkacak tüm gerçeği arsızca saklayan perdeler
kes meraklanmayı üzülen olacak mı
bırak bi kez olsun lanet adam
kuşanamadığın cesaretin karıştı göklere
dört nala kaçtığın korkular sarar şimdi gözlerini
önceleri duyumsamadıkların ele geçirecek cılız bedenini
sadece bir dakika kabullenmeyi öğretecek sana
ömrünü hiç ettiğin kabulleniş bu
birkaç muğlak rüya çarpar suratına
tanıdık birkaç yüz belli belirsiz
uyanacağın düzmece bir beyazlık değil
dar bir sanduka, havasız ve karanlık
söz geçiremediğin fikirler yağmurları susturdu
unuttun arınmayı, karardı suretin
bıkmadın ne utanmaktan ne de utanılacak işler yapmaktan
gülüşlerin de soldu işte
solan loş ışığa şahitsin bu kez kayıp*
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
bugün kalbimi bir kez daha fetheden iki erkeğin hikayesini kendim için not düşmek istiyorum.
bir süredir evde istirahat etmek zorunda kaldığım için dışarısı ile ilişiğim iyiden iyiye kesilmiş durumda. öğle saatlerinde küçük kurbağa markete gitmek için para istediğinde ben veririm deyip cüzdanıma uzandım. ve sonra baktım ki hiç naktim kalmamış. anneanneden istesene param kalmamış, dedim.
aradan geçen yarım saat sonrasında babam geldi. hep birlikte kahve içip sohbet ederken babam yeğenime harçlık verdi. o esnada ozi dönüp teyzemin de parası yok dede, dedi. babama yalnızca nakit kalmamış diye ettiğim tüm ısrarlarıma rağmen zorla o para elime tutuşturuldu. verdiği miktar ya da para zerre umrumda değil. ama bir veletin teyzesini düşünmesi, bir babanın her zaman küçük kızı kalmak kalbimi pamuklara sarmaladı.
bir süredir evde istirahat etmek zorunda kaldığım için dışarısı ile ilişiğim iyiden iyiye kesilmiş durumda. öğle saatlerinde küçük kurbağa markete gitmek için para istediğinde ben veririm deyip cüzdanıma uzandım. ve sonra baktım ki hiç naktim kalmamış. anneanneden istesene param kalmamış, dedim.
aradan geçen yarım saat sonrasında babam geldi. hep birlikte kahve içip sohbet ederken babam yeğenime harçlık verdi. o esnada ozi dönüp teyzemin de parası yok dede, dedi. babama yalnızca nakit kalmamış diye ettiğim tüm ısrarlarıma rağmen zorla o para elime tutuşturuldu. verdiği miktar ya da para zerre umrumda değil. ama bir veletin teyzesini düşünmesi, bir babanın her zaman küçük kızı kalmak kalbimi pamuklara sarmaladı.
devamını gör...
haruki murakami
imkansızın şarkısı ile tanıştığım, bir ikisi hariç tüm külliyatını severek okuduğum usta yazar. metinlerinde erotik ve doğa üstü motifleri sıkça kullanır. doğa üstü motifler özellikle "yabankoyununun izinde " ve "1q84" de arşa çıkar. pek çok kitabı kallavi kalınlığından mütevellit göz korkutsa da içine girdiğinizde, çıkmak istemeyeceğiniz bir dünya sunar size. tavsiye edilir efendim.
devamını gör...
sabahları çorba içmek
sabahları çorba içmek bana hep rahmetli dedemi hatırlatıyor.
dedem her sabah saat 6 gibi uyanır, bir güzel tıraşını olur ve anneannemin ona çorba pişirmesini beklerdi. bu dediğim yaklaşık 18 sene evvel oluyor tabii, ben de küçük olduğum için onlarla birlikte uyanırdım, oturup karşılıklı çorba içerdik. karşılıklı dediysem de yere otururduk.
tıraşını olurken onu izlemeyi çok severdim. yere gazete serip bir tane minderin üzerine otururdu. tıraş sabunu vardı bir tane, arko idi sanırım markası ama belki de başkadır, anımsayamıyorum şimdi. metal bir tas vardı, içine sıcak suyunu anneannem çaydanlıkla getirip doldururdu. küçük bir aynanın karşısına oturup güzel güzel tıraş olurdu. tıraş bittikten sonra o gazete toplanır, yerine yer sofrası serilir ve metal kaselerin içinde çorbalar gelirdi. öyle severdim ki onlarla birlikte sabahın köründe çorba ile kahvaltı yapmayı. zaman çok hızlı geçiyor gerçekten.
dedem her sabah saat 6 gibi uyanır, bir güzel tıraşını olur ve anneannemin ona çorba pişirmesini beklerdi. bu dediğim yaklaşık 18 sene evvel oluyor tabii, ben de küçük olduğum için onlarla birlikte uyanırdım, oturup karşılıklı çorba içerdik. karşılıklı dediysem de yere otururduk.
tıraşını olurken onu izlemeyi çok severdim. yere gazete serip bir tane minderin üzerine otururdu. tıraş sabunu vardı bir tane, arko idi sanırım markası ama belki de başkadır, anımsayamıyorum şimdi. metal bir tas vardı, içine sıcak suyunu anneannem çaydanlıkla getirip doldururdu. küçük bir aynanın karşısına oturup güzel güzel tıraş olurdu. tıraş bittikten sonra o gazete toplanır, yerine yer sofrası serilir ve metal kaselerin içinde çorbalar gelirdi. öyle severdim ki onlarla birlikte sabahın köründe çorba ile kahvaltı yapmayı. zaman çok hızlı geçiyor gerçekten.
devamını gör...
şahsiyet
gerek senaryosuyla, gerek oyuncularıyla, gerek dokundurduklarıyla, gerek yeri geldiğinde cuk yerine oturan replikleriyle muhteşem olan ve kesinlikle izlenmesi gereken bir baş yapıttır.
(bkz: anlatmaya gerek yok görüyorsunuz)
(bkz: anlatmaya gerek yok görüyorsunuz)
devamını gör...
yazarların en nefret ettiği batıl inançlar
doğum yaptıktan sonra densizin birisi 'lohusanın mezarı kırk gün açık olur dikkat et' demişti. nasıl bir batıl inançtır, nasıl bir ruh hastalığıdır ki bu gelip utanmadan söyleyebiliyorsunuz.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
herkes cennette doğar bazıları cehennemde büyür, benim gibi...
devamını gör...
kırmızı ruj
her türlü kurtarıcı bir kozmetik ürünü. gündüz ve daha spor şıklığı tamamlamak isteyince, sadece bir rimel ve bu tamamdır. göz makyajı olmadığı için, makyaj abartı durmaz. gece ya da özel günlerde kullanımında siyah ya da toprak tonlu göz makyajına ki yine de abartmamak lazım göz makyajını, bu ruj tamamlayıcı olur. tabii ten rengine uygun tonu bulmuş ve mat kalıcı olanının tercih edilmesini öneririm. tek bir handigap var. o da, esmer tenliler kullanınca pek de güzel durmuyor. ya da kişisel olarak benim göz zevkim bu yönde diyeyim. esmerleri üzmek istemem.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin kafa iznine çıktıktan sonra sözlüğün daha huzurlu bir yer olması
az önce farkettiğim durum!
bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama yazarlar daha sakin, miniş miniş, tanımlar yerinde ve bol, sol frame akıyor, yazarlar arası ilişkiler daha iyi, moderatörler her zamankinden daha ince, nazik, anlayışlı, huzurlu. teknik olarak bakacak olursak donma, kasılma, çökme de yok?
troller bile daha az sinir bozucu sanki?
lan yoksa?
edit : adam gelmiş ya la? niye haber vermiyonuz zalımlar!
bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama yazarlar daha sakin, miniş miniş, tanımlar yerinde ve bol, sol frame akıyor, yazarlar arası ilişkiler daha iyi, moderatörler her zamankinden daha ince, nazik, anlayışlı, huzurlu. teknik olarak bakacak olursak donma, kasılma, çökme de yok?
troller bile daha az sinir bozucu sanki?
lan yoksa?
edit : adam gelmiş ya la? niye haber vermiyonuz zalımlar!
devamını gör...
sözlükteki kimseyle samimi olmamak
koca sözlükten kimseyle samimi olamadım ya...
bir kaç arkadaşımı (7) hiç sözlük sevmeseler bile üye ettirdim kafa sözlüğe, (tabii ki bağımlısı oldular sonra orası ayrı.) şu an sadece ara sıra birbirilerimizin tanımlarını beğenip favlıyoruz o kadar. belki de şu an kendilerine ortam bile kurmuş olabilirler. ben sadece bazı kişilerle ara sıra mesajlaşıyorum o kadar.
konusu bu olan başlıklara sürekli aynı şeyi yazıyorum; "belki de yeniyim diyedir." tamam çok uzun zamandır burada değilim sadece 22 gündür aktif olarak kullanıyorum ama kimsenin öyle yılları yok sözlükte. sorun bende sanırım.
e: sürekli "belki de" demişim kendimi engelleyesim geldi.
bir kaç arkadaşımı (7) hiç sözlük sevmeseler bile üye ettirdim kafa sözlüğe, (tabii ki bağımlısı oldular sonra orası ayrı.) şu an sadece ara sıra birbirilerimizin tanımlarını beğenip favlıyoruz o kadar. belki de şu an kendilerine ortam bile kurmuş olabilirler. ben sadece bazı kişilerle ara sıra mesajlaşıyorum o kadar.
konusu bu olan başlıklara sürekli aynı şeyi yazıyorum; "belki de yeniyim diyedir." tamam çok uzun zamandır burada değilim sadece 22 gündür aktif olarak kullanıyorum ama kimsenin öyle yılları yok sözlükte. sorun bende sanırım.
e: sürekli "belki de" demişim kendimi engelleyesim geldi.
devamını gör...
beyin yakan tramvay ikilemi
karışmazdım. o beş kişinin kaderinde tren kazasında ölmek varmış.
eğer treni çevirirseniz o bir kişi sizin yüzünüzden ölmüş olur.
eğer treni çevirirseniz o bir kişi sizin yüzünüzden ölmüş olur.
devamını gör...
yazarların olmak istediği hayvan
martıdır. üstünde masmavi uçsuz bucaksız bir gökyüzü, altında masmavi derya deniz. işte özgürlük.
devamını gör...
