sunucu cansu canan özgen, yaptığı canlı yayında ünlü tarihçi ilber ortaylı’yı konuk ettiğinde sonunda canlı yayının kapandığını zanneden ortaylı “maşallah, şuna bak” sözlerine açıklama getirdi.
hürriyete konuşan ortaylı şunları söyledi.
--- alıntı ---
vallahi ben çok akıllı, güzel ve kendini geliştirmiş buluyorum yayın yaptığım hanım kızı. hakikaten de maşallah. güzel olduğu zaten belli. giyimi, makyajı, duruşu, soru soruşu, konuya hâkimiyeti, türkçeyi doğru ve güzel kullanışı... buna tabii ki maşallah denir. başka ne denir?

bir iltifatı, bir takdiri, bir maşallahı alıp... üzerinden #metoo hareketi benzeri bir taciz devşirmek akıl alır gibi değil. #metoo hareketi bu kadar basit mi? türkiye’nin bu konuda zaten ciddi bir problemi var. her şey bu kadar basitleştirilmemeli. biraz catherine denuve okusunlar. (dünyaca ünlü yıldız taciz karşıtı hareketin ‘püritenliğe’ vardığı, erkeklerin kadınlara iltifat etmekte özgür olması gerektiğini anlatan bir mektup yazmıştı.) ben bu hanımla kaç zamandır program yapıyorum. gerçekten iyi. kendini geliştirdi, tv dünyasında türkçesi en iyi olanlardan. okuyor, soruyor, saçmalamıyor. giyimi, kuşamı, makyajı, duruşu, eli yüzü güzel. ben ona her zaman ‘maşallah’ derim. gerçekten aptallar! taciz lafları türemiş. olacak iş değil. onların anladığı türden maşallah değil bu... türkiye’de sosyal medya agora. herkes konuşuyor, fazla gürültü var.
--- alıntı ---
ayrıntılar; buradan
devamını gör...

bazen hayretle okuyorum yazılanları. insanın geçmişi geçmiştir. saf bakış açısı ne demektir yahu? zihniyetinizi temizlerseniz en saf bakış açısını elde etmiş olursunuz. bunu başarmanız dileğiyle.
devamını gör...

müzik eşliğinde sahilde yürümek.
devamını gör...

insandır.
insanların fiziksel özelliklerinin yüzde seksen ihtimalle genetik olduğunu bilmeyen 3 iq'lu insanlar tarafından garipsenerek bu tarz başlıklarda,ilgi manyağı,boş beleş inanlara mastürbasyon kaynağı olur.
devamını gör...

16 mayıs 1990 tarihinde çıkarılan bir yasayla şırkan şehri merkez olmak üzere, eskiden kendisi gibi siirt iline bağlı bulunan güçlükonak ilçesi ile mardin iline bağlı bulunan silopi, cizre, idil ve hakkari iline bağlı bulunan beytüşşebap ve uludere ilçelerini de içine alarak kurulmuş olan türkiye'nin 73. ilidir.

dicle nehri vadisinin iki yakasındaki topraklardan meydana gelen şırnak, kuzeyinde siirt, kuzeydoğusunda van, doğusunda hakkari, batısında mardin, güneyinde suriye ve ırak ile komşudur.

ilin hemen hemen tam ortasında bulunan il merkezi şırnak kenti, namaz dağının batı eteklerinde kurulmuş olan küçük bir yerleşim yeridir. kentin kuruluş tarihine dair elde veri yoktur. bazı kaynaklarda ve bazı eski haritalarda ilin ismi şirnak olarak da geçmektedir.

resmi olmamakla beraber, geçmişi nuh peygamber ile birlikte anılan şırnak, şehr-i nuh olarak da adlandırılır. yöreyle ilgili rivayete göre; büyük tufan'dan kurtulan nuh peygamber'in gemisi, sular çekildikten sonra cudi dağında karaya oturur.
gemiden inen nuh peygamber, şükür için burada kurban keser. daha sonra ailesi ile birlikte dağdan aşağı inip, kendisi kuzeyde şırnak şehrini, oğullarından yafes de batıda cizre şehrini kurar.
cizre ilçesindeki bir camiide bulunan beş metrelik sandukanın içinde nuh peygamber'in naaşının bulunduğuna inanılmaktadır. hatta, nuh'un gemisi'nin hâlen dağın doruğunda ya da civarda bir yerde olabileceğine dair fantastik inanışlar da vardır. söylenceden dolayı popüler hale gelen cudi dağının adı, yörede anlatılan başka söylencelerde de sıkça geçer.

tarih boyunca önemli kervan yollarının kavşak noktası olan cizre ve şırnak'ta, kürt aşiretleri yüzyıllar boyunca buradaki yolları ve önemli geçitleri denetim altında tutacakları özerk bir konuma sahip olmak istemişlerdir. bu yüzden yörede birçok ayaklanma vuku bulmuştur. yöredeki sıkıntılar bugün de terör eylemleriyle devam etmektedir. yöredeki başlıca yerleşim merkezlerinin eski isimleri, elki (beytüşşebap), cezire (cizre), zari (idil), girgimaç (silopi) ve kılaban (uludere) dı.

ilin siyasal ve toplumsal yapısında aşiret ilişkileri hâlâ geçerliliğini korumaktadır. kışı ilin güney kesimindeki kuytu yerlerde geçiren göçer aşiretler, yazın sürüleriyle birlikte dağlardaki sulak yaylalara çıkarlar. ilde gelişmiş bir sanayii kuruluşuna pek rastlanmaz. habur çayı'nın basra körfezine akan dicle nehrine katıldığı yerde, türkiye hem suriye, hem de ırak'a komşudur. özellikle karayoluyla ırak'tan gelen mallar, habur sınır kapısından ülkemize giriş yapar. şunu da belirtmek gerekir ki, yörede hayli yaygın olan sınır kaçakçılığı, burada yaşayan halkın geçimini sağladığı başlı başına bir ekonomik faaliyet alanıdır.
devamını gör...

türk-italyan ses sanatçısı. kendisi 50 yaşında olmasına rağmen benim gibi bir çok yağız delikanlının dikkatini çekiyor ama biz onu şarkıları için sevdik.
duvar
devamını gör...

efil efil esiyor, arka fonda zeki müren çalıyor. ıssız bir adaya düşsem yanıma alacağım 3 şeyden 2 si yanımda. bir günden ancak bu kadar verim alınabilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gitti gelmez geri.
devamını gör...

lodos86'nın, köşe yazısı tadındaki yazısı...
şahsen biraz daha uzun olsa ve üzerine birçok söylem geliştirseniz tadından yenmezdi... *

sanırım burada görev bize düşüyor... biz başlığı yazardan devralıp konu hakkında kendi kompozisyonlarımızı kompozite etmeliyiz...
devamını gör...

steve harris harikası güzide şarkı.

bruce dickinson'ın özellikle şarkının sonlarına doğru, haydi atlarımıza binip gidiyoruz havasına bürünmenize vesile olan vokaline ise şapka çıkartmak lazım.

tabi her şeyden önemlisi şarkının anlattıkları ve sözleri. o göndermenin önünde ise saygı duruşunda bulunmak lazım.

ha unutmadan metal müziğin, kendisini bir halt zanneden şımarık çocuğu metallica'nın - ki tek yaptıkları güzel şey "and justice for all'' albümünü çıkartmalarıdır- bir iron maiden efsanesi olan bu şarkıyı tiye alma çabaları da, gülünçtür. gidin kenarda oynayın topunuzu zibidiler denilesi bir durumdur. steve harris'in bass'ta apollon edası ile gezdirdiği parmaklarına kurban olun siz.


white man came across the sea
he brought us pain and misery
killed our tribes killed our creed
took our game for his own need

we fought him hard we fought him well
out on the plains we gave him hell
but many came too much for cree
oh will we ever be set free?

riding through dustclouds and barren wastes
galloping hard on the plains
chasing the redskins back to their holes
fighting them at their own game
murder for freedom the stab in the back
women and children and cowards attack

run to the hills run for your lives
run to the hills run for your lives

soldier blue in the barren wastes
hunting and killing their game
raping the women and wasting the men
the only good indians are tame
selling them whiskey and taking their gold
enslaving the young and destroying the old

run to the hills run for your lives




dibine not: aynı isimli bir ''iron maiden'' biyografisi de mevcuttur. mick wall tarafından yazılmıştır.
devamını gör...

hz ali der ki; "sır dilden dökülmeden senin esirindir.döküldükten sonra sen onun esiri olursun."
devamını gör...

"action speaks louder than words"
devamını gör...

* kendisi ispanyol motosiket yarışçısıdır. repsol honda team pilotudur. 6sı motogp'de olmak üzere 8 dünya şampiyonluğu vardır toplam. diğer 2si ise o dönemde en alt kategori olan 125 cc yani bugünkü adıyla moto3 ve moto2'de kazanıldı.

tam bir çakaldır pistte. gaza gelmez, geçildiği zaman ya da yarışa polden başlamıyorsa illa öne geçeyim yarışı önde götüreyim diye gereksiz risk almaz. eğer ilk turda öndekiler hata yaparsa tabi ki onu kovalar ama asıl özelliği önündeki rakibini iyi analiz etmesi, turlar boyunca onu izlemesi ve yarışın son 1-2 turunda gerekli fırsatı kollayıp 1-2 denemede önündeki pilotu geçerek yarış kazanması. eğer ilk turda liderliği alamazsa ''tek atımlık kurşunum var, iyi değerlendirmeliyim'' diye düşünür ve o kurşunu en doğru ana kadar saklar.

yarıştığı dönemde ducati pilotu olan dovisioso ile girdiği son tur çekişmeleri keyiflidir, hala açılır izlenir hatta izleyeyim ve izleteyim;




motogp efsanesi valentino rossi' ile giriştiği motogp efsanesi olma yarışında sekteye uğradı 2020 sezonunda. sezonun ilk yarışında yaşadığı ciddi kaza ve ardından hem pistlere dönmek için ısrar etmesi hem de ameliyatta yaşanan sorunlar nedeniyle 2020 sezonuna geç döndü ve o sezonun şampiyonu joan mir oldu.

2021 sezonunda da her ne kadar sakatlığı ile ilgili bildiğimiz kadarıyla bir operasyon geçirmemiş olsa da onu zorladığı aşikardı ama ona rağmen 3 yarış galibiyeti ve 4 podyum sığdırdı sakat geçirdiği sezonda kariyerine. o sezonu da her ne kadar son haftalardaki kötü performansıyla şampiyonluğu hak etmese de fabio quartararo kazandı. onun da gelişimi ve kendi nefret kitlesini oluşturması akıllara max verstappen'i getiriyor. ikisi de huysuz, uyuz ve saygısız pilotlar. neyse.
devamını gör...

11 nisan 1970 tarihinde ay'a insanlı iniş yapmak üzere başlatılan, ancak olmadık bir aksilik nedeniyle ay'a iniş yapamadan geri dönen astronotların yer aldığı nasa programı.

meraklısına detaylar geliyor. uzun bir yazı, uyarmadı demeyin.

--- mürettebat ---

görevin ilk mürettebatı gordon cooper, donn eisele ve edgar mitchell olarak belirlenmişti. fakat bu durum uzun sürmedi. kiminin eğitim sırasındaki davranışları, kiminin özel hayatındaki sorunlar göreve de yansıdı. böylece mürettebat alan shepard, stuart roosa ve edgar mitchell olarak yeniden düzenlendi. bu kez de ortaya birtakım sağlık sorunları çıktı derken yeniden bir düzenleme yapıldı: jim lovell, fred haise ve ken mattingly. mattingly de bir hastalık geçirince mürettebat yine yenilendi ve jim lovell, fred haise ile jack swigert görevde yer almak üzere son seçilen kadro oldu.

soldan sağa: swigert, lovell ve haise
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, astronomy. com'dan alıntıdır.)

lovell daha önce nasa'da çalışıyordu zaten. haise ve swigert ise daha önce askeri pilotluk yapmıştı. bu nedenle ekip uçuş konusunda oldukça tecrübeliydi. bu, ilerleyen günlerde gelecek olan felaketler için büyük bir avantajdı.

--- uçuş öncesi ---

mekik, servis modülü, kumanda modülü odyssey ve ay örümceği aquarius adlı kısımlardan oluşuyordu. ay üzerindeki fra maura adlı bölgeye iniş planlanmıştı.

temsili bir çizim:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, awesomestories. com'dan alıntıdır.)

uçuştan önceki haftalarda geri sayım aşaması için tatbikat yapıldı. bir test sırasında, oksijen tankındaki likit oksijen boşaltılarak yerine gaz halinde oksijen dolduruldu. test sonrasında tank boşaltılırken, aracın boru tesisatının kontrol edilmediği görüldü. bunun üzerine gerçekleştirilen kontrol sırasında, ısıtıcı sistemin kullanacağı elektriği sağlamak için yeni bir düzenleme yapıldı.

burada bir ihmal söz konusu oldu. roket üreticisi ile oksijen tankı üreticisi arasında bir görüşme yapıldı ve tank üreticisine, termostatların çalışması için gereken voltaj aralığının yükseltilmesi gerektiği söylendi. ancak ne yazık ki bu yapılmadı. üstelik buna rağmen tank 2. kez kontrol edildi ve yıpratıldı ki zaten tankın üretilmesinin üzerinden yıllar geçmişti. bu ihmalin neye yol açtığını az sonra yazacağım.

--- uçuş günü ve sonrası ---

roket ateşlendi, araç beklenen yörüngeye oturdu. 2 saat kadar sonra, pogo salınımı başlayınca motorda bir tuhaflık olduğu fark edildi. aslında benzer bir durum apollo 6'nın testlerinde de ortaya çıktığı için, bir çeşit önlem alınmıştı bu duruma karşı. bu önlem devreye alındı ve sonrasında ay'a doğru yolculuk başladı. her şey düzeldi zannedildi ancak ne yazık ki durum sandıklarından daha kötüydü.

uçuşun 56. saatinde, her şey yolundaymış gibi görünürken son derece yüksek sesli bir patlama gerçekleşti.

ilk başta lovell bunu, test zamanlarında haise tarafından yapılan şakalardan biri zannetmiş. zira haise vanalarla oynayarak patlamaya benzer sesler çıkarmalarına neden olarak eğlenirmiş. ancak patlamanın ardından lovell ile göz göze geldiklerinde, haise korku dolu bir suratla "ben yapmadım" deyince lovell da endişelenmeye başlamış.

patlayan şey, yukarıda bahsettiğim ihmal nedeniyle, oksijen tankının ta kendisiydi çünkü tanka kontrol aşamasında 65 voltluk gerilim sağlayan bir devre düzenlemesi getirilmişti. fakat tank üreticisi yapılması gerekeni yapıp sistemi buna uygun hale getirmediğinden, tankın sıcaklığı 80 dereceyi bulmuştu. bu da ortamdaki sıvı oksijeni harekete geçirmişti. düşmesi gereken sıcaklık da hatalı sistem nedeniyle düşürülemediğinden süreç patlamayla sonuçlanmıştı.

--- houston, bir sorunumuz var ---

filmlerden bildiğimiz bu cümle, swigert'ın dudaklarından dökülen cümle oldu. oksijen tankına ait göstergede koca bir "sıfır" görünüyordu. modülün camından dışarıya baktıklarında, uzayın derinliklerine doğru yol alan bir sızıntı gördüler. ardından diğer tank da sıfırlandı ve kumanda modülünde gerekli teknik desteği sağlayan oksijen bir anda tükendi. bunun anlamı, kumanda modülünün işe yaramaz hale gelmesiydi.

yapılacak tek şey kalmıştı: ay örümceği aquarius'a geçmek (çünkü onun oksijen tankı sağlamdı) ve görevi falan bir kenara bırakıp dünyaya dönmek.

ancak aquarius, ay'a iniş için tasarlanmıştı. aslında bu da geri dönüşü sağlayabilecek bir araçtı ama yer atmosferine girildiğinde gerekecek olan ısı kalkanı bu araçta yoktu. normal şartlarda kumanda modülünü taşıyan mekikle geri dönüş mümkündü ama bunu yapmak için aquarius'u mekikten ayırmaları gerekiyordu. oysa şimdi iş, aquarius aracılığıyla geri dönmeye kalmıştı ki bu da başlı başına bir sorundu.

aquarius'un içerisinde sıcaklık dondurucu seviyelerdeydi. üstelik haise bir üriner enfeksiyon nedeniyle rahatsızlanmıştı ve halsiz bir şekilde bir kenara yığılmıştı. ihtiyaç olan elektrik seviyesi ellerinde bulunandan yüksekti. bu nedenle yer ekibiyle olan bağlantıları sık sık kesiliyordu.

neyse ki lovell oldukça tecrübeli biriydi. birkaç yörünge düzeltmesi ile ay'ın etrafından dolanıp dünyaya doğru yönelmeyi başardılar. dönüş için 2 kişiyi 2 gün süresince idare edecek bir oksijen filtresi vardı aquarius'un içerisinde. ancak dönüşün 4 gün süreceği ve içeride 3 kişi olduğu düşünülünce sıkıntının büyüklüğü anlaşılabilir sanıyorum. burada da yardıma yerdeki ekip koştu ve onların talimatı ile kumanda modülünün kare filtresini alarak binbir güçlükle aquarius'un yuvarlak bir kısmına takmayı başardılar. böylece araç içerisinde biriken karbondioksit sorunu çözülmüş oldu.

dünyaya yaklaşınca, ısı kalkanının devreye girmesi gerektiğinden, işe yaramaz haldeki odyssey yeniden çalıştırılmalıydı. üstelik aquarius'un da odyssey'den ayrılması gerekiyordu.

burada detaya fazlaca girmeme gerek yok. yer ekibinin yaptığı bir plan sayesinde işler yolunda gitti. odyssey pasifik okyanusu'na inmeyi (ya da düşmeyi diyelim) başardı. böylece filmlerdekilere benzeyen kabus gibi birkaç gün sona ermiş ve astronotlar bu görevden canlarını sağ salim kurtarmayı başarmıştı.

ay'a kadar gidip yüzeye epeyce yaklaşıp onu yakından görmek ama üzerine inemeden gerisin geri dönmek oldukça moral bozucu olmalı. ancak hayatınızın devamı ile görev aşkını kıyaslayınca, bunu sineye çekmek belki biraz daha kolay oluyordur, kim bilir.

kumanda modülü:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, space. com'dan alıntıdır.)

ay örümceği:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
devamını gör...

bir kalp ağrısı, bir dalak yangını, bir nazan öncel şarkısı.

devamını gör...

ihtimalleri düşünerek iş yapılmaz anlamına gelen bir deyim.
devamını gör...

iyi insan yoktur, henüz çıkarlarınızın çatışmadığı insan vardır. yoksa "ne iyi insan" diyerek başlattığımız arkadaşlık ilişkileri "şeytan görsün yüzünü" cümlesi ile biter miydi? dolayısı ile mesele, iyi insan olmak/ iyi insanı bulmak değil, iyi kalabilmektir.
devamını gör...

travmaları
çocukluğu
ve hayalleridir.

ya da sevdikleri.
devamını gör...

telegram şahane diyorum dinlemiyorsunuz arkadaş.
devamını gör...

bunca yıldır bazı kişilerce çözülememiş olması tuhaf olan "sorunsal".

anlatayım ne istediklerini.

- derdi sadece seks olan erkeğin istediği şey daha azdır. yani sizin derdiniz de buysa işiniz kolay: bakımlı ve hoş görünmek, çekicilik, temizlik vesaire... bir de tabii "iş" bitiminde adama askıntı olmadan dönüp kendi hayatına gitmek.

normal bir ilişki isteyenlere gelirsek...

- mesela adam "bugün konuşmayalım" derse üstüne gidilmesin, onun altından başka anlamlar çıkarılmasın ister. sizin hiç mi olmuyor kafa dinlemek istediğiniz anlar? erkek de bir insan olduğuna göre, onun da buna ihtiyacı olabilir. üzerine gitmeyin.

- ilk tanıştığınızda neyse o olarak kalabilmek ister. kafanızda "şu birkaç huyu hoşuma gitmiyor ama nasılsa değiştiririm ben" düşüncesi varsa bundan vazgeçin. bazı basit şeyler dışında insanlar kolay kolay değişmez. kendinizden pay biçin. birisi gelip bambaşka bir kişiliğe bürünmenizi istese bunu yapabilir misiniz, yapmak ister misiniz? onlar neden istesin? bırakın yanınızda rahat etsin, "böyle yapsam, şunu desem sıkıntı çıkar mı?" diye düşünmesin.

- her yapılan şeyi beraber yapmak, her dakika toto totoya olmak istemez. arada yalnız kalmak, arada arkadaş ortamında takılmak ister. sevgili hemcinslerimin bu konuda ne yazık ki kötü bir ısrarcılığı var. her yere beraber gidelim, her işi beraber yapalım, her dakika beraber olalım... öyle bir dünya yok arkadaşlar! sizin kendi hayatınız yok mu? niye adamınkine dahil olmaya çalışıyorsunuz her alanda? onu tanımadan önce ne yapıyordunuz?

- size nasıl davranırsa davransın bunu kabullenmenizi istemez. size göre "ama seviyorum, ne yaparsa yapsın affederim" olabilir durum ama karşınızdaki erkeğe göre durum "amma da şahsiyetsiz insanmış bu" şeklinde görünür. kişiliğinizden ödün vermeyin, kendinize güveniniz olsun.

- adama güvenin. ördek yavrusu gibi takipte olmayın her yaptığı hareketi. güvenmiyorsanız zaten durmayın o ilişkide.

son olarak; her şeye evet demeyin. bir de güler yüzlü ve neşeli biri olun. depresif insanlardan kimse hoşlanmaz.

özet: ilginizi, sevginizi esirgemeyin ama dozunu da kaçırmayın.

var mı başka şeyler? tabii ki var. var mı bunlara uymayan, başka şeylere önem veren erkekler? o da var. fakat ana hatlarıyla genel olarak erkeklerin istediği şeyler bunlar. genellikle belirli bir yaş altı kadınlar buradakilerin tam tersini yapıyor. o yüzden de hiçbir ilişkileri düzgün gitmiyor. yaşla beraber de işte bu noktaya geliyorsunuz yavaş yavaş. *

gayrı nasıl biliyorsanız öyle yapın bu bilgilerden sonra.

evet. çokbilmişlik mode: off

haklı olarak "kimseyle uğraşamam. ben sadece beni olduğum gibi kabul edenle beraber olurum" diyene de saygımız sonsuz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim