can yayınları kapaklarını hazırlayan tasarımcı.
buradan
kitap alırken kriteriniz nedir ?
ismi?
konusu?
yazarı?
yayınevi?
aldığı beğeniler?
arka kapak yazısı? şüphesiz hepsi önemli ama bir kriter var ki kitabı almamızı ya da almış isek okurken benimsememizi sağlayan şeylerin başında geliyor.
kapağı. evet kitap kapakları kitabın tercih edilmesinde önemli bir unsur. sizi bilmem ama ben bir kitap aldigimda ilk kapagıni kim hazırlamıs ona bakıyorum.
bu konuda kendisini çok çok başarılı buluyorum. özellikle ilk dönem çalışmaları çok daha samimi iken son dönem çalışmalarında ise daha koleksiyonel. sanki ilk zamanlar okuduğu kitapların kapaklarını yapmış da, sonraki dönemde yayınevinin isteklerini daha ön plana almış ya da ekibinin bakış açısı daha çok yansımış gibi. yaptığı bazı tasarımlarla avrupa'da önemli ödüllerin de sahibi olmuş.
tabiki bazen ciddi hatalar da yapabiliyor. yusuf atilgan'ın anayurt oteli kitabında sürpriz bozan vermesi gibi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendisi ile ilgili yapılan roportaj ve tedx konuşması linklerini bırakıyorum. bu linklerden birinde bulunan görseller de kendisi ile ilgili kısa bir fikir verecektir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


buradan

buradan
devamını gör...

öğrencilerime okuduğum bir kitap var. ismi bir dakika bu kitapta çocuklara zaman algisindan basit ve günlük yaşamdan örnekler ile bahsediliyor. bir de biz yetiskinler için metis yayınevinden mark witmann in kitabı var. ismi hissedilen zaman bu kitapları okuduğumda zamanın bir algı olduğu fikrini kabul ediyorum. saatler süren bir pikniği aradan zaman geçince arabası kuma gömülen arkadaşa kahkahalar ile guldugumuz an olarak hatilamamiz ama 5 dk süren bir tartışmanın kalpte oluşturduğu hasarı senelerce yük olarak taşımamız bunun en büyük kanıtı olabilir ancak aynı zamanda ulvi , ürpertici ve en önemlisi "gerçek" olduğunu da kabul ettiren ise tek bir cümle oluyor.
"asr´a yemin olsun ki,insan mutlaka bir ziyandadır." asr süresi.
devamını gör...

ben kestiklerimden vereyim?
saçlarım profil fotoğrafımda olduğu gibi kısacık ve çok kıvırcık. her saçın kendine göre zorluğu vardır dostlar. ama ben saçlarımı seviyorum, en azından artık bunu öğrendim.
devamını gör...

o sokakta futbol veya yakartop oynarken yediğim salçalı ekmeğin tadı bir başkaydı dostlar.
devamını gör...

bir kasım sabahı uyusak sessizce,
uyusak ve uyanmasak kimsesizce.
devamını gör...

beyaz yakalı jargonuna "hibrit misin?" gibi yeni fantastik soru kalıpları katması muhtemeldir.

- selami hibrit misin?
- yok ofisim ben.
- hadi ya. ben full uzaktanım.
- hayırlısı.
devamını gör...

silah taşıma ruhsatı olanların acaba ruhsal halleri ne kadar kontrol ediliyor?
ruhsatı verirken normal görünen psikoloji zaman içerisinde bozulup tersine dönebilir. nasıl ki sürücü ehliyetinde gözlük ibaresi kontrol ediliyorsa,
bu durum da onun kadar hatta ondan da fazlaca uzman kişilerce yapılmalı.
ehliyet sahibinin geçen süre içerisinde gözünün bozulması kontrolü bekler ama silah ruhsatı verilen psikolojik durumu mutlak surette her sene kontrol edilmeli.
devamını gör...

abi bir topluma birisini zorla sevdirtemezsin ya da zorla nefret ettirtemezsin. kişi bir başka kişiyi sever ya da nefret eder.
neden böyle genellemeler yapıyorsunuz anlamıyorum.
devamını gör...

bizde tam senden bahsediyorduk.
devamını gör...

“umut, içinde bulunduğu durumdan memnun olmayan kimseler içindir.”

prison break
devamını gör...

liseyi bitirmeden 18, üniversiteyi bitirmen 23, hadi bitirdin düzenli bir iş bulman şanslıysan 25, evlenmek isteyen birini bulup evlenmen de 30 yaşı buluyor zaten. hesaplara göre de bir sorun yok görünüyor. ideal evlilik yaşı ergenliğe giriş olarak görülüyorsa onu bilemeyiz tabi. beyin gelişiminin bile 25 yaş civarı tamamlandığı bilim insanlarınca ispatlanmış sizin derdiniz ne acaba anlasak ?!
devamını gör...

doğru insan diye bir şey yoktur, biraz yakından bakınca herkes biraz sorunludur.

alain de botton
devamını gör...

altta yatan herhangi bir sağlık sorunu yoksa harcanan kalorinin, alınan kaloriden fazla olması neticesinde doğal olarak oluşan olaydır.

günlük alınan kaloriyi azaltmak için abur cubur gıdalardan, gereksiz şeker yüklemesi yapan gıdalardan ve içeceklerden ( şekerli,gazlı içecekler,şerbetli ağır tatlılar ), aşırı meyve tüketiminden uzak durmak gerekir.

alınan kaloriyi de yakmak için hareketi artırmak adına her fırsatta yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, bisiklet sürmek gibi aktiviteler oldukça faydalıdır.

ayrıca acı pul biber ( vücut sıcaklığını artırarak kalori yakar), yeşil çay gibi metabolizmayı hızlandıran gıdaları da es geçmemek gerekir.

uyku kalitesi de kilo verme konusunda etkilidir. iyi bir uyku daha az şekerli gıdalara gereksinim duymamızı sağlar ve böylelikle alınan kaloriyi azaltmamıza imkan sağlar.

çok geç saatlerde yemek yememek de atlanılmaması gereken bir diğer faktördür.

zayıflamak için özetle daha az kalori, daha çok hareket, daha hızlı metabolizma gerekir.
devamını gör...

söz konusu siyasi başlık ise yaptığım şeydir. aslında yazacak çok şey var. ne gereği var?yazdığım tanımı birileri beğenecek.
birileri de keşke eksi butonu olsa diye hayıflanacak. illaki bir tarafa çekileceğim.

karşıt görüşler hep birbirini tokatlar. objektif olmak isteyeni ise herkes tokatlar.

fanatizmi yere çalmadan yazılanın okuyanda hiç bir anlamı olmayacak.
devamını gör...


insanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur.
zaten bu ikisi pek birlikte olmuyor gibi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nihayet bugün dinleyebileceğim yayın. umarım yani*. olur olur ayarladım her şeyi. bir de "değişik bir liste" diyerek meraklandırdı yayıncı. neyle karşılacağım bakalım.
devamını gör...

ele avuca sığmaz, hop oturup hop kalkan, basit mutlulukları olan yüzümü aldı gitti. artık her an ciddiyim ve bir felaket olacakmış gibi temkinli yaklaşıyorum her şeye, herkese. çocuk yanımı kopardı diyebilirim çok fazla yaş almış hissediyorum kendimi.
devamını gör...

nedeni gayet bilimsel ve evrimsel olan korku. atalarımız, insan avlayan avcılara karşı sürekli alarm durumundaydı. daha da korkutucu olanı ise bu avcıların büyük çoğunluğunun geceleri avlanıyor oluşuydu. çünkü av olmaya en müsait olduğumuz an görüşümüzün en zayıf olduğu zamanlardı. dolayısıyla, gecenin bir yarısı güvende olmak durumu atalarımız için çok önemli bir önlemdi. çok basit, eğer güvende değilsen, ölürsün. yıllar boyunca bu gecesel korku içgüdüsel olmaya başladı ve bu korkuyu bugün de hala hafif bir endişe formunda deneyimlemeye devam ediyoruz.
devamını gör...

y kuşağıyım diyelim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim