yoldaş bana paramı geri ver
t: sevgililer günü nedeniyle manitalarina hediye almak için karma puan indirimi altında bizi araklamaya çalışan yönetime haykırıştır.
yönetim:
durumumuz yoktu parayı geri veremedik
yönetim:
durumumuz yoktu parayı geri veremedik
devamını gör...
türk telekom
çoğu insanın şikayetçi olup kullandığı iss sağlayacı ve gsm operatörüdür.
üzerinden lübnanlı bir aile zengin olmuştur.
üzerinden lübnanlı bir aile zengin olmuştur.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
#945837
kendi adıma konuşmam gerekirse birileri beni beğensin diye dekolte verip ona göre giyinmiyorum. her zaman kendimi güzel görmeyi isterim, aynaya baktığımda da beni iyi hissettirecek, kendimi güzel hissetmemi sağlayacak şeyler giyerim. fiziğimin beğenilmesi tabii ki hoş ama fikirlerimin beğenilmesi daha da hoşuma gider.
kendi adıma konuşmam gerekirse birileri beni beğensin diye dekolte verip ona göre giyinmiyorum. her zaman kendimi güzel görmeyi isterim, aynaya baktığımda da beni iyi hissettirecek, kendimi güzel hissetmemi sağlayacak şeyler giyerim. fiziğimin beğenilmesi tabii ki hoş ama fikirlerimin beğenilmesi daha da hoşuma gider.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
insanların yeterince bunaldığı ülkede, sıkışıp kaldıkları kent yaşamının içinde kendilerine vakit ayırıp, kimseyi rahatsız etmeden şarkılar ve türküler eşliğinde, bi ince zülfiyare dokunarak geçirdikleri hoş vakit neden samimiyetsiz olsun güzel kardeşim. ülkede onca samimiyetsizlik varken bu program veya formatı mı dert oldu. düşünceni beyan edebilirsin ancak saygı çerçevesinde olmalı. bayağı ve basit tabirlerle olmaz. bir an önce yayına başlamasını dilediğimiz programda emeği geçen yazarlara teşekkürler..
devamını gör...
zamanın en yavaş işlediği anlar
kargo bekleme anı...
hani dağıtıma çıkmıştır, saat de 14:30-15:00 civarıdır. bugüne yetişecek mi? yetişmeyecek mi? diye kendini yer durursun.
bir de yarına kaldı mı? gün değil sanki hafta beklersin.
hani dağıtıma çıkmıştır, saat de 14:30-15:00 civarıdır. bugüne yetişecek mi? yetişmeyecek mi? diye kendini yer durursun.
bir de yarına kaldı mı? gün değil sanki hafta beklersin.
devamını gör...
mültefit
'güler yüz gösteren, hoş davranan' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
edebiyat rüya takımı
edebiyat ve futbol benim en büyük iyi tutkumdur. futbolun entelektüel yanından haberdar olmayıp klişe cümlelerle futbolu eleştiren insanlardan da, benim ve benim gibilerin tutkunu olduğu futbolla endüstriyel futbolu birbirine karıştıranları anlamakta zorlanıyorum. ben de bu iki tutkumu bir araya getirerek bir rüya takım oluşturdum. dünyadaki büyük edebiyatçılardan oluşan futbol takımıdır bu: 
kalede elbette ki albert camus olacaktı. çünkü camus gerçekte de bir kaleciydi. biraz isteksiz tavrı ve absürt düşünceleri olsa da kaleyi başkasına emanet edemezdim. takımda yabancı kontenjanından yer alan albert camus aynı zamanda takımın en genç ismi ve hep de öyle kalacak.
defansın sol tarafında elbette latin amerikalı dünya vatandaşı eduardo galeano olmalıydı. galeona sol tarafta özgürce hareket etme yeteneğine sahip muazzam bir adam çünkü. ayrıca kitaplarının çok hızlı okunan sanat eserleri olduğunu düşünürsek galeano’nun hızı bize bir avantaj sağlayacaktır.
defansın ortasında fiziğinden ve sertliğinden faydalanmak için ernest hemingway’i uygun buldum. edebiyat aleminin bu en maço yazarı fiziksel olarak önüne geleni yıkabilecek güçte ve iradededir. hemingway sahaya çıkınca çanlar kimin için çalacak acaba?
savunmayı ne kadar önemsediğimi göstermek için hemingway ile iyi bir ikili olabileceğini düşündüğüm antoine de exupery’yi uygun buldum. kendisi bir savaş pilotu olduğu için savunma stratejileri konusunda çözümler üretebilir ve takım hücuma çıkarken kanatlara açacağı toplarla takımı uçurabilir.
savunmanın sağında ise emil michel cioran olmalı bence. hücuma yardımcı olmasına gerek yok, savunmada kalması yeterli. hayatı ve ölümü bu kadar güzel savunan bir insan bir kanadı da savunabilecektir. ayrıca nazi partisine parasal destek sağlamış bir yazarın sağ kanatta yerini yadırgamayacağına eminim.
orta sahanın solunda j.r.r.tolkien’in olması belki de yapılabilecek en iyi tercihti. kanatlarda her zaman hayalgücü kuvvetli, yaratıcı oyuncular tercih ederim. ayrıca tolkien’inin rakip savunmayı uyutup alan yaratma ihtimali de çok yüksek.
orta sahanın sağında ise yine yaratıcı ve hayalgücü yüksek bir isim olan jorge luis borges uygun bir tercih bence. ultraismo lakaplı kanat oyuncumun bindirmeleri rakip savunmanın bütün düzenini alt üst edecektir. ayrıca oyunun gidişatına göre tolkien ile kanat değiştirebilirler.
orta sahada hücuma dönük orta saha oyuncusu olarak jack london’ı tercih ettim. her zaman uçarı bir havası olan ve gençliğin verdiği dinamizmimle vahşi bir saldırganlık sergileyen london takımdaki hırs ve tutku yükünü çekecek kişi olacaktır ancak özel hayatına biraz dikkat etmeli.
defansa dönük orta saha olarak alberto manguel’i seçtim. elbette sadece defansa yardım etmekle kalmayacak, hücumların başlangıcında da bir maestro görevi görecek manguel. çünkü sahadaki bütün futbolcuları en iyi tanıyan kişi profesyonel okurumuz alberto manguel’dir.
hücumda sol tarafta gabriel garcia marquez’in uygun olduğuna eminim. hem tolkien ve borges ile iyi bir ikili olacağını düşündüğüm için hem de büyülü bir yeteneği olduğuna emin olduğum için. hücumda büyük bir yalnızlık çekmezse yüzyılın en iyi golcüsü olabilir.
ve ileri uçtaki son oyuncum ise franz kafka. kendisini gizleme konusunda çok başarılı olan kafka hücumda çok başarılı olacaktır. bazen kararsız ve karamsar olması bir sorun olabilecekse de uzun boyu ile hava toplarında etkili olacağına ve attığı golleri babasına armağan edeceğine eminim.
edebiyat rüya takımımı kurduğuma göre rakiplerimi bekliyorum.

kalede elbette ki albert camus olacaktı. çünkü camus gerçekte de bir kaleciydi. biraz isteksiz tavrı ve absürt düşünceleri olsa da kaleyi başkasına emanet edemezdim. takımda yabancı kontenjanından yer alan albert camus aynı zamanda takımın en genç ismi ve hep de öyle kalacak.
defansın sol tarafında elbette latin amerikalı dünya vatandaşı eduardo galeano olmalıydı. galeona sol tarafta özgürce hareket etme yeteneğine sahip muazzam bir adam çünkü. ayrıca kitaplarının çok hızlı okunan sanat eserleri olduğunu düşünürsek galeano’nun hızı bize bir avantaj sağlayacaktır.
defansın ortasında fiziğinden ve sertliğinden faydalanmak için ernest hemingway’i uygun buldum. edebiyat aleminin bu en maço yazarı fiziksel olarak önüne geleni yıkabilecek güçte ve iradededir. hemingway sahaya çıkınca çanlar kimin için çalacak acaba?
savunmayı ne kadar önemsediğimi göstermek için hemingway ile iyi bir ikili olabileceğini düşündüğüm antoine de exupery’yi uygun buldum. kendisi bir savaş pilotu olduğu için savunma stratejileri konusunda çözümler üretebilir ve takım hücuma çıkarken kanatlara açacağı toplarla takımı uçurabilir.
savunmanın sağında ise emil michel cioran olmalı bence. hücuma yardımcı olmasına gerek yok, savunmada kalması yeterli. hayatı ve ölümü bu kadar güzel savunan bir insan bir kanadı da savunabilecektir. ayrıca nazi partisine parasal destek sağlamış bir yazarın sağ kanatta yerini yadırgamayacağına eminim.
orta sahanın solunda j.r.r.tolkien’in olması belki de yapılabilecek en iyi tercihti. kanatlarda her zaman hayalgücü kuvvetli, yaratıcı oyuncular tercih ederim. ayrıca tolkien’inin rakip savunmayı uyutup alan yaratma ihtimali de çok yüksek.
orta sahanın sağında ise yine yaratıcı ve hayalgücü yüksek bir isim olan jorge luis borges uygun bir tercih bence. ultraismo lakaplı kanat oyuncumun bindirmeleri rakip savunmanın bütün düzenini alt üst edecektir. ayrıca oyunun gidişatına göre tolkien ile kanat değiştirebilirler.
orta sahada hücuma dönük orta saha oyuncusu olarak jack london’ı tercih ettim. her zaman uçarı bir havası olan ve gençliğin verdiği dinamizmimle vahşi bir saldırganlık sergileyen london takımdaki hırs ve tutku yükünü çekecek kişi olacaktır ancak özel hayatına biraz dikkat etmeli.
defansa dönük orta saha olarak alberto manguel’i seçtim. elbette sadece defansa yardım etmekle kalmayacak, hücumların başlangıcında da bir maestro görevi görecek manguel. çünkü sahadaki bütün futbolcuları en iyi tanıyan kişi profesyonel okurumuz alberto manguel’dir.
hücumda sol tarafta gabriel garcia marquez’in uygun olduğuna eminim. hem tolkien ve borges ile iyi bir ikili olacağını düşündüğüm için hem de büyülü bir yeteneği olduğuna emin olduğum için. hücumda büyük bir yalnızlık çekmezse yüzyılın en iyi golcüsü olabilir.
ve ileri uçtaki son oyuncum ise franz kafka. kendisini gizleme konusunda çok başarılı olan kafka hücumda çok başarılı olacaktır. bazen kararsız ve karamsar olması bir sorun olabilecekse de uzun boyu ile hava toplarında etkili olacağına ve attığı golleri babasına armağan edeceğine eminim.
edebiyat rüya takımımı kurduğuma göre rakiplerimi bekliyorum.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
içinde benim de olduğum yazarlar gurubu.
beğenin, favoriye alın, mesaj yazın...
mutlu olalım mutlu edelim.
maksat sözlük yaşasın.
beğenin, favoriye alın, mesaj yazın...
mutlu olalım mutlu edelim.
maksat sözlük yaşasın.
devamını gör...
alternatif normal sözlük uygulaması
biz store'a yükleyene kadar şimdilik, aşağıdaki direktifleri izleyip 20 saniyenizi ayırarak sahip olabileceğimiz uygulamadır.
ios için video linki tıklayıp izleyebilirsiniz.
hate adlı moderatörümüze video için teşekkürler.
android için :
tarayıcımızda sağ üstte kalan alt alta dizilmiş 3 noktaya basıyoruz.

sonrasında ise açılan menüde ana ekrana ekle diyoruz. hepsi bu kadar.
telefonunuzun dilediğiniz ekranına sürükleyip bırakabilirsiniz.
ios için video linki tıklayıp izleyebilirsiniz.
hate adlı moderatörümüze video için teşekkürler.
android için :
tarayıcımızda sağ üstte kalan alt alta dizilmiş 3 noktaya basıyoruz.

sonrasında ise açılan menüde ana ekrana ekle diyoruz. hepsi bu kadar.
telefonunuzun dilediğiniz ekranına sürükleyip bırakabilirsiniz.
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
odamın penceresinden , sisler arasında kalmış ağaçlara bakıyordum. ne zaman gelmiştim, nasıl olmuştu hatırlamıyorum. en son neden yazamıyorumdiye düşünürken, masamda son gördüğüm yarım bırakılan romanidi. şimdi ise gözlerimi açtım ve buradayım; geçirdiğim sinir krizinden sonra getirildim sanırım buraya.
etrafımda değişik insanlar vardı; tek tek tarif etmeye çalışayım size.
yatağın demirlerine bacaklarını koyup, baş aşağı sallanan kişi kendisine seneca diyordu; ben ise ona duruşundan dolayı yarasa senecadiyordum. uyumazdı pek, geceleri ne zaman kafamı çevirsem oradaydı.
hemen çaprazında (bkz: yahudi duvar ustası ılvis yorgo efendi) duruyordu. ona neden mi böyle bir lakap taktım? sayın yorgo efendi, sürekli duvarlara bakıp, kusurlarını bulmakta; eline geçirdipi plastik çatal parçalarıyla duvarları düzeltmeye çalışırdı.
uffff… yine o sesler… bazen herkes bir ağızdan bağırıyorlar. ortam genelde vahşi ve kaotikoluyor burada. siyah elbiselibir kadın var; sakin sakin dururken, çığlığı basıveriyor arada. sesten çoğu zaman rahatsızoluyorum ama yapılacak bir şey yok. ben de ortamla zıtlaşmamak, ortama uymak için hep şu borsa terimini aklımdan geçiriyorum: trendisyourfriend.
neyse, nerede kalmıştım? ha, size koğuş arkadaşlarımdan bahsediyordum.
pencerekenarından 2.sıradaki arkadaşım , folloş baksırıyla gezen edgar. aslında ismi bu değil tabi, biz ona burada erdal kalın poe
diyoruz.
devam edeceğim ama her yer benim gibi bozuk kafa’larla dolu. yatağıma döndüğümde yarım bıraktığım çözülemeyen sudokuyu görüyorum. bir bilene sormak istiyorum ama burası doğru yer değil sanırım. kendi içimde bile yalnız değilim, bir ben belki de iki ben var içimde.
dı dı dıt nı nı bu melodi… hatırladım. star wars hayranı olan devrin’in.. star wars’un melodisini mırıldanıyor gene. ha onun lakabı mı? biz ona devrin skywalker diyoruz. yatakları doctor whoile yan yana. beraber uzay maceraları hakkında uzun uzun sohbet ediyorlar her gece.
benim yanımda yatan güzel sesiyle meja.ona bu lakabı ben verdim. karşı yatakta ise suç ve ceza kitabını ezbere bilen, bundan mütevellit emekli raskolnikov lakabı verilen arkadaşım var. yıllardır buradaymış, o yüzden başta sadece raskolnikov olan lakabının önüne sonradan emekli kelimesi eklenmiş.
koğuşun sonundan zippodan çıkan çınn sesi duydum şimdi. neron lakaplı hastamız. ona benzini olmayan bir zippo vermişler, onla oynardı. evleri ateşe vermeyi seviyormuş, o yüzden göndermişler buraya onu. burayı mı yakacaksın? diye sordum; ne sandındedi.
aynı sırada (bkz: meja)’nın yanında , eski bilim insanı marie curie var. hiç konuşmadığı için niye geldi bilmiyoruz.
zaten normal birinin burada işi ne? kimse buraya manyak olmaya karar verdimdiye gelmez sanıyorum. peki örnek vatandaş
iken ben nasıl geldim buraya?
uff… ilaçlardan herhalde, ka-fa 1500. pencere dışında siyah kargavar; hayal mi görüyorum bilemiyorum. kartallar yalnız uçar da kargalar sürüyle gezer. tek başına işi ne burada?
kafam dönmeye başladı. kendisine çarşaflarından kanat yapmış olan sadrazam ikarus’un sol kanadı’ndan bana selam verdiğini gördüm; hemen yanında ivan milinski vardı ; daha detayına giremeyeceğim; gözlerim kapanmaya başladı. kafam biraz kül biraz duman
keşke burası yerine deniz kenarında olsaydım. deniz hayattır ,diyerek noktalıyorum.
etrafımda değişik insanlar vardı; tek tek tarif etmeye çalışayım size.
yatağın demirlerine bacaklarını koyup, baş aşağı sallanan kişi kendisine seneca diyordu; ben ise ona duruşundan dolayı yarasa senecadiyordum. uyumazdı pek, geceleri ne zaman kafamı çevirsem oradaydı.
hemen çaprazında (bkz: yahudi duvar ustası ılvis yorgo efendi) duruyordu. ona neden mi böyle bir lakap taktım? sayın yorgo efendi, sürekli duvarlara bakıp, kusurlarını bulmakta; eline geçirdipi plastik çatal parçalarıyla duvarları düzeltmeye çalışırdı.
uffff… yine o sesler… bazen herkes bir ağızdan bağırıyorlar. ortam genelde vahşi ve kaotikoluyor burada. siyah elbiselibir kadın var; sakin sakin dururken, çığlığı basıveriyor arada. sesten çoğu zaman rahatsızoluyorum ama yapılacak bir şey yok. ben de ortamla zıtlaşmamak, ortama uymak için hep şu borsa terimini aklımdan geçiriyorum: trendisyourfriend.
neyse, nerede kalmıştım? ha, size koğuş arkadaşlarımdan bahsediyordum.
pencerekenarından 2.sıradaki arkadaşım , folloş baksırıyla gezen edgar. aslında ismi bu değil tabi, biz ona burada erdal kalın poe
diyoruz.
devam edeceğim ama her yer benim gibi bozuk kafa’larla dolu. yatağıma döndüğümde yarım bıraktığım çözülemeyen sudokuyu görüyorum. bir bilene sormak istiyorum ama burası doğru yer değil sanırım. kendi içimde bile yalnız değilim, bir ben belki de iki ben var içimde.
dı dı dıt nı nı bu melodi… hatırladım. star wars hayranı olan devrin’in.. star wars’un melodisini mırıldanıyor gene. ha onun lakabı mı? biz ona devrin skywalker diyoruz. yatakları doctor whoile yan yana. beraber uzay maceraları hakkında uzun uzun sohbet ediyorlar her gece.
benim yanımda yatan güzel sesiyle meja.ona bu lakabı ben verdim. karşı yatakta ise suç ve ceza kitabını ezbere bilen, bundan mütevellit emekli raskolnikov lakabı verilen arkadaşım var. yıllardır buradaymış, o yüzden başta sadece raskolnikov olan lakabının önüne sonradan emekli kelimesi eklenmiş.
koğuşun sonundan zippodan çıkan çınn sesi duydum şimdi. neron lakaplı hastamız. ona benzini olmayan bir zippo vermişler, onla oynardı. evleri ateşe vermeyi seviyormuş, o yüzden göndermişler buraya onu. burayı mı yakacaksın? diye sordum; ne sandındedi.
aynı sırada (bkz: meja)’nın yanında , eski bilim insanı marie curie var. hiç konuşmadığı için niye geldi bilmiyoruz.
zaten normal birinin burada işi ne? kimse buraya manyak olmaya karar verdimdiye gelmez sanıyorum. peki örnek vatandaş
iken ben nasıl geldim buraya?
uff… ilaçlardan herhalde, ka-fa 1500. pencere dışında siyah kargavar; hayal mi görüyorum bilemiyorum. kartallar yalnız uçar da kargalar sürüyle gezer. tek başına işi ne burada?
kafam dönmeye başladı. kendisine çarşaflarından kanat yapmış olan sadrazam ikarus’un sol kanadı’ndan bana selam verdiğini gördüm; hemen yanında ivan milinski vardı ; daha detayına giremeyeceğim; gözlerim kapanmaya başladı. kafam biraz kül biraz duman
keşke burası yerine deniz kenarında olsaydım. deniz hayattır ,diyerek noktalıyorum.
devamını gör...
hürmüzan-ı farisi
sasani kumandanı. hz. ömer'in şehadetinden sorumlu tutularak öldürülmüştür. urfût lakabıyla da bilinen hürmüzan-ı farisi, iran'ın ileri gelen sülâlelerinden birine mensuptur. gerçek adı hâmerz'dir. müslümanlara karşı düşman safında yer aldı. hüzistân'a hâkim olup müslümanların yaşadığı bölgelere baskınlar düzenledi. bunun üzerine islâm ordusu, hürmüzan-ı farisi'nin üzerine yürüyerek onu ağır bir yenilgiye uğrattı. hürmüzan-ı farisi bunun üzerine düceyl nehrinin doğusuna çekildi, müslümanlar da sukulahvâz'da karargâh kurdular. hürmüzân, utbe'den barış istedi, ve menâzir ile nehritîrâ ayrıca sukulahvâz'ın bir kısmını müslümanlara bırakmaya mecbur kaldı.
sasani hükümdarı iii. yezdicerd, müslümanlara karşı kumandanlarını sürekli kışkırtmaya başlamıştı. bunun için hürmüzân'a mektup da yolladı. hürmüzân tekrar harekete geçti. hz. ömer, sa'd bin ebu vakkas'a konuyu tamamen "kapatması" emrini verdi. hürmüzân üzerine kuvvetler gönderildi, ve hürmüzân mağlup oldu. bunun üzerine şüşter'e çekildi. islâm ordusu bu şehri 1 yıl 6 ay veya 2 yıl kuşattı ama alamadı. sonra ebu musa el-eş'arî yardıma geldi ve görevlendirdiği askerler hürmüzân'ı iç kaleye çekilmeye mecbur ettiler. hürmüzân kurtulamayacağını anlayıp, yakın adamlarını öldürerek onlara ait değerli eşyaları müslümanların eline geçmemesi için nehre attı ve ebû mûsâ'dan eman dileyerek teslim oldu. hürmüzân, medine'ye gönderildi. şüşter fethinden sonra, tüm huzistan müslümanların eline geçti.
hürmüzân, hz. ömer'in yanına getirildi. hürmüzân, hz. ömer'in islâm'a davetini reddetti. fakat buna rağmen eman almayı başardı. daha sonra maiyet ile beraber yerleşmeye mecbur tutulduğu mısır'a gitmek için yola çıktı. ama yolculuk sırasında gemi kazaya uğrayınca, zor bir şekilde kurtulup medine'ye döndü. hürmüzân burda müslüman oldu. bazen hz. ömer'e iran hakkında danışmanlık yaptı. hürmüzân, hz. ömer'in emriyle 2000 dirhem atâ bağlandı.
644 yılında hz. ömer, iranlı hristiyan köle ebu lü'lü tarafından şehid edildi. hürmüzân da onu buna yönelttiği gerekçesiyle ubeydullah tarafından öldürüldü.
sasani hükümdarı iii. yezdicerd, müslümanlara karşı kumandanlarını sürekli kışkırtmaya başlamıştı. bunun için hürmüzân'a mektup da yolladı. hürmüzân tekrar harekete geçti. hz. ömer, sa'd bin ebu vakkas'a konuyu tamamen "kapatması" emrini verdi. hürmüzân üzerine kuvvetler gönderildi, ve hürmüzân mağlup oldu. bunun üzerine şüşter'e çekildi. islâm ordusu bu şehri 1 yıl 6 ay veya 2 yıl kuşattı ama alamadı. sonra ebu musa el-eş'arî yardıma geldi ve görevlendirdiği askerler hürmüzân'ı iç kaleye çekilmeye mecbur ettiler. hürmüzân kurtulamayacağını anlayıp, yakın adamlarını öldürerek onlara ait değerli eşyaları müslümanların eline geçmemesi için nehre attı ve ebû mûsâ'dan eman dileyerek teslim oldu. hürmüzân, medine'ye gönderildi. şüşter fethinden sonra, tüm huzistan müslümanların eline geçti.
hürmüzân, hz. ömer'in yanına getirildi. hürmüzân, hz. ömer'in islâm'a davetini reddetti. fakat buna rağmen eman almayı başardı. daha sonra maiyet ile beraber yerleşmeye mecbur tutulduğu mısır'a gitmek için yola çıktı. ama yolculuk sırasında gemi kazaya uğrayınca, zor bir şekilde kurtulup medine'ye döndü. hürmüzân burda müslüman oldu. bazen hz. ömer'e iran hakkında danışmanlık yaptı. hürmüzân, hz. ömer'in emriyle 2000 dirhem atâ bağlandı.
644 yılında hz. ömer, iranlı hristiyan köle ebu lü'lü tarafından şehid edildi. hürmüzân da onu buna yönelttiği gerekçesiyle ubeydullah tarafından öldürüldü.
devamını gör...
allahın adını verdim sadede gel artık adam
en az 40 milyon insanın şu an içinden bile olsa bağıra bağıra söylediği cümle.
sabır ya resülallahhhhh!
sabır ya resülallahhhhh!
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
açtım sago cezadan neyim var ki çaldı. ayrıca sagoyu cezayı bir araya getiren kafa sözlük detayı güzeldi. hayırlı olsun.
devamını gör...
sözlükte arayüz değişikliğine gidilmesi
benim de birkaç saniye önce aklıma gelmiş ihtimal. mor olur inşallah. dinimiz amin.
edit: neden mor diye merak edenlere açıklama yapayım: mor, çünkü neden olmasın? bu açıklama tatmin etmez eminim de, bu soruyu sorduğunuza göre, moru herhangi bir renk olarak görüyorsunuz ve ben buna üzülürüm. üzüntüden daha fazla açıklama yapamam.
edit: neden mor diye merak edenlere açıklama yapayım: mor, çünkü neden olmasın? bu açıklama tatmin etmez eminim de, bu soruyu sorduğunuza göre, moru herhangi bir renk olarak görüyorsunuz ve ben buna üzülürüm. üzüntüden daha fazla açıklama yapamam.
devamını gör...
isminde ulama olan ünlüler
sezen aksu, cüneyt arkın gibi isimlerdir.
devamını gör...
fotoğrafa resim diyen insan
mutlu insandır. pek bir derdi yoktur.
devamını gör...
hayvanları koruma kanunu taslağının hazırlanması
muhteşem bir gelişme. başta sokak hayvanları olmak üzere, tüm canlıların yaşama hakkının olduğunu savunanlardanım. umarız gelecek olan yaptırımlar, kişileri hayvanlara karşı kötü davranmaktan alıkoyacak şekilde olur.
devamını gör...
arkadaşın gay olduğunu öğrenmek
iyi ki söylememiş senin gibi homofobik birine hatta başta senle arkadaş olarak yapmış hatayı. ayrıca sen arkadaşıysan arkadaş olarak bakmıştır neden seni arzulasın.
devamını gör...
parfüm olup şişelense satın alınacak kokular
portakal çiçeği konusudur.
boşverin parfümünü ama, tam mevsimi şimdilerde. uyarına gelirse* gidin ege'de akdeniz'de bir portakal bahçesine, derin derin çekin,doldurun ciğerlerinizi.
"tabiat ana sen nesin böyle" diyeceksiniz o kokuyu hissettiğinizde.
boşverin parfümünü ama, tam mevsimi şimdilerde. uyarına gelirse* gidin ege'de akdeniz'de bir portakal bahçesine, derin derin çekin,doldurun ciğerlerinizi.
"tabiat ana sen nesin böyle" diyeceksiniz o kokuyu hissettiğinizde.
devamını gör...
yalnız yaşamak
kendi kendine bile konuşamamaktır.
devamını gör...