islam barış dinidir
dünyadaki bütün dinler arasında en barışçıl ve huzur veren din islamdır. müslüman bir kişi diğer görüşteki insanlara saygısızlık yapmaz, onlara şiddet kullanmaz. 2-3 tane beyni yıkanmış, psikolojik sorunlu teröristin çıkıp bütün müslümanları lekelemesine izin verilmemelidir. islam daima gittiği yere kardeşlik götürür.
devamını gör...
sürekli küçümseyen insanlar
küçük görüp horlamak, insan gururunu zedeleyen kötü bir davranıştır. insan susarak bu saygısız davranışlara da asla izin vermemelidir. zamanla duygusal çöküntülere de yol açabilir. bu, kabullenişte olmamalıdır. hayır diyebilmek güçlü bir beceridir ve kişi de büyük bir özgüven barındırmalıdır.
hani denir ya, insanların size nasıl davranacaklarını, siz öğretirsiniz diye.
ne olursa olsun, insanları küçümser tavır ile kendilerini aciz hissettirmemeli, onlara sorun değil, çözüm olunmalıdır.
unutulmamalı ki, hepimiz aynı yoldan ilerliyoruz.
hani denir ya, insanların size nasıl davranacaklarını, siz öğretirsiniz diye.
ne olursa olsun, insanları küçümser tavır ile kendilerini aciz hissettirmemeli, onlara sorun değil, çözüm olunmalıdır.
unutulmamalı ki, hepimiz aynı yoldan ilerliyoruz.
devamını gör...
şahlanmak istemiyorum
ben artık reis-i cumhurumuzun yıllardır dediği gibi şahlanmak istemiyorum.
ben dıgıdık dıgıdık yürümek istiyorum. tıpkı almanlar gibi bastığım yeri hissetmek ve güven duymak istiyorum.
bıktım, şahlanıp şahlanıp uçuruma yuvarlanmaktan.
eyyy jokey!!! beceremiyorsun bırak başkası mihmandarlık etsin, azad et bizi.
edit: bu kadar seviyeyi düşürmek istemezdim lakin çapsız birinin laf sokmak için galiz ve hakaretamiz tanımını #757215">#757215 görmek üzücü. bakınca yaşı da var, lakin vicdani yok. yaş alıp ar almamış biri...
ben dıgıdık dıgıdık yürümek istiyorum. tıpkı almanlar gibi bastığım yeri hissetmek ve güven duymak istiyorum.
bıktım, şahlanıp şahlanıp uçuruma yuvarlanmaktan.
eyyy jokey!!! beceremiyorsun bırak başkası mihmandarlık etsin, azad et bizi.
edit: bu kadar seviyeyi düşürmek istemezdim lakin çapsız birinin laf sokmak için galiz ve hakaretamiz tanımını #757215">#757215 görmek üzücü. bakınca yaşı da var, lakin vicdani yok. yaş alıp ar almamış biri...
devamını gör...
ayasofya
nika ayaklanmalarinda sehrin buyuk bir kismi ile beraber ikinci ayasofya da yanmisti. nika ayaklanmalari bastirildiktan sonra basileus justinianus yani bir ayasofya'nin insaasi icin ise koyuldu. bu yeni ayasofya, onceki iki ayasofya gibi olmayacakti. justinianus'un restauratio imperii, roman imparatorlugu'nun restorasyonu projesinin ihtisamina yakisacak, yeni roma'nin baskentinin sembolu olacak bir ayasofya olacakti.
justinianus, yeni ayasofya'nin tasarimi icin iki tane matematikciyi gorevlendirdi: trallesli anthemios ve miletuslu isidoros. ayasofya'nin insaasi 5 yil surdu ve 537'de tamamlandi. justinianus, o zamana kadar gorulmus en buyuk kilise ve en buyuk kubbeyi 5 yilda insaa etmeyi basarmisti. (bkz: justinianus)
ayasofya'nun oncellikle cok ciddi bir kubbe sikintisi var. ilk yapildiginda, kubbe sacma derecede buyuk. zaten kubbe iki veya uc defa cokuyor. en son, mimar sinan'in yerlestirdigi dis desteklerden sonra daha saglam bir hale geliyor ve 16. yuzyildan sonra bir daha cokmuyor.
bu kadar kudretli bir yapi tabii ki gorenleri etkiliyor. gec antik mimarinin en son buyuk eseri ve bizans mimarisinin ilk buyuk eseri olarak kabul ediliyor ayasofya. bati hristiyan dunyasi da, dogu hristiyan dunyasi da, islam dunyasi da ayasofya'dan cok ciddi sekilde esinleniyor. ayasofya'nin yeri, klasik osmali mimarisinde cok onemli. kubbe yapisi, neredeyse her zaman ayasofya'dan esinlenerek tasarlaniyor ve ayasofya'nin kubbesini gecmek bir obsesyon haline geliyor.
ayasofya'nin mozaikleri konusu sanildigindan cok farkli aslina bakarsaniz. ayasofya ilk insaa edildiginde tabii ki mozaikler var. ancak 9. yuzyildaki ikonoklazm akimiyla mozaikler sokuluyor. ıkonoklazmin, bizans kraliyetindeki etkisini kaybetmesiyle 10. yuzyilda yeni mozaikler yaptiriliyor ve bu mozaiklerin orijinallerinden daha etkileyici oldugu iddia ediliyor. 4. hacli seferlerinde, 1204'te istanbul latinler tarafindan yagmalandiginda, cahil ve vandal haclilar mozaiklerin bazi parcalarini caliyorlar. (bkz: dördüncü haçlı seferi) bundan sonra mozaiklere pek dokunulmuyor aslina bakarsaniz.
1453'de, fatih sultan mehmet ayasofya'yi camiye cevirdikten sonra mozaiklere dokunmuyor. ustlerini de kapatmiyor. hristiyanlar ayasofya'yi kullanmaya da devam ediyorlar bir taraftan. cami olsa bile. (fatih kafirmis gorunuse bakilirsa?). mozaiklerin ustu, ilk kez 18.inci yuzyilda siva ile kapatiliyor. sonra, 19. yuzyilda mozaiklerin ustunun tekrar acilmasi icin calismalar oluyor. (yanlis hatirlamiyorsam abdulmecit bir takim calismalarda bulunuyor). ancak ustu acilan kisimlar, cemaat tarafindan yagmalandigi icin calismalar duruyor.
ayasofya'yi bu kadar essiz kilan bir suru ozelligi var: bizans mimarisi, outlier kubbesi, dort farkli din tarafindan kullanilmasi (hellenik paganizm, ortodoks ve katolikler, sunni islam), vs. ancak benim ozellikle parmak basmak istedigim bir nokta var: ayasofya, dogu ile batinin en basarili sentezlerinden biri ve bundan mutevellit, istanbul'u cok iyi yansitiyor. bizans imparatorlugu, bir avrupa imparatorlugu degil. bizans, osmanli gibi dogu ve bati arasinda sikisip kalmis, medeniyetler arasi bir gecis haline gelmis bir imparatorluk. osmanli da boyle. ayasofya'nin icine girdiginiz de ise gordugunuz tek sey bizans eseri degil, osmanli doneminde eklenmis bir suru sey. ayasofya, bizans ve osmanli'nin kusursuz bir sentezi, ki bu iki imparatorluk da dogu ve batinin bir sentezi.
bundan mutevellit, ayasofya'nin muze olmasi cami olmasindan daha uygun. ayasofya, dinler uzeri, kulturler uzeri bir eser. ayasofya, sadece bir dinin, bir kulturun basarisi degil. ayasofya, bir karisim, dinlerin ve kulturlerin uzerinde bir sembol. ayasofya, butun insanligin eseri.
justinianus, yeni ayasofya'nin tasarimi icin iki tane matematikciyi gorevlendirdi: trallesli anthemios ve miletuslu isidoros. ayasofya'nin insaasi 5 yil surdu ve 537'de tamamlandi. justinianus, o zamana kadar gorulmus en buyuk kilise ve en buyuk kubbeyi 5 yilda insaa etmeyi basarmisti. (bkz: justinianus)
ayasofya'nun oncellikle cok ciddi bir kubbe sikintisi var. ilk yapildiginda, kubbe sacma derecede buyuk. zaten kubbe iki veya uc defa cokuyor. en son, mimar sinan'in yerlestirdigi dis desteklerden sonra daha saglam bir hale geliyor ve 16. yuzyildan sonra bir daha cokmuyor.
bu kadar kudretli bir yapi tabii ki gorenleri etkiliyor. gec antik mimarinin en son buyuk eseri ve bizans mimarisinin ilk buyuk eseri olarak kabul ediliyor ayasofya. bati hristiyan dunyasi da, dogu hristiyan dunyasi da, islam dunyasi da ayasofya'dan cok ciddi sekilde esinleniyor. ayasofya'nin yeri, klasik osmali mimarisinde cok onemli. kubbe yapisi, neredeyse her zaman ayasofya'dan esinlenerek tasarlaniyor ve ayasofya'nin kubbesini gecmek bir obsesyon haline geliyor.
ayasofya'nin mozaikleri konusu sanildigindan cok farkli aslina bakarsaniz. ayasofya ilk insaa edildiginde tabii ki mozaikler var. ancak 9. yuzyildaki ikonoklazm akimiyla mozaikler sokuluyor. ıkonoklazmin, bizans kraliyetindeki etkisini kaybetmesiyle 10. yuzyilda yeni mozaikler yaptiriliyor ve bu mozaiklerin orijinallerinden daha etkileyici oldugu iddia ediliyor. 4. hacli seferlerinde, 1204'te istanbul latinler tarafindan yagmalandiginda, cahil ve vandal haclilar mozaiklerin bazi parcalarini caliyorlar. (bkz: dördüncü haçlı seferi) bundan sonra mozaiklere pek dokunulmuyor aslina bakarsaniz.
1453'de, fatih sultan mehmet ayasofya'yi camiye cevirdikten sonra mozaiklere dokunmuyor. ustlerini de kapatmiyor. hristiyanlar ayasofya'yi kullanmaya da devam ediyorlar bir taraftan. cami olsa bile. (fatih kafirmis gorunuse bakilirsa?). mozaiklerin ustu, ilk kez 18.inci yuzyilda siva ile kapatiliyor. sonra, 19. yuzyilda mozaiklerin ustunun tekrar acilmasi icin calismalar oluyor. (yanlis hatirlamiyorsam abdulmecit bir takim calismalarda bulunuyor). ancak ustu acilan kisimlar, cemaat tarafindan yagmalandigi icin calismalar duruyor.
ayasofya'yi bu kadar essiz kilan bir suru ozelligi var: bizans mimarisi, outlier kubbesi, dort farkli din tarafindan kullanilmasi (hellenik paganizm, ortodoks ve katolikler, sunni islam), vs. ancak benim ozellikle parmak basmak istedigim bir nokta var: ayasofya, dogu ile batinin en basarili sentezlerinden biri ve bundan mutevellit, istanbul'u cok iyi yansitiyor. bizans imparatorlugu, bir avrupa imparatorlugu degil. bizans, osmanli gibi dogu ve bati arasinda sikisip kalmis, medeniyetler arasi bir gecis haline gelmis bir imparatorluk. osmanli da boyle. ayasofya'nin icine girdiginiz de ise gordugunuz tek sey bizans eseri degil, osmanli doneminde eklenmis bir suru sey. ayasofya, bizans ve osmanli'nin kusursuz bir sentezi, ki bu iki imparatorluk da dogu ve batinin bir sentezi.
bundan mutevellit, ayasofya'nin muze olmasi cami olmasindan daha uygun. ayasofya, dinler uzeri, kulturler uzeri bir eser. ayasofya, sadece bir dinin, bir kulturun basarisi degil. ayasofya, bir karisim, dinlerin ve kulturlerin uzerinde bir sembol. ayasofya, butun insanligin eseri.
devamını gör...
ferrari f40
ferrari'nin 1987-1992 yılları arasında ürettiği kurucusu enzo ferrari'nin yapımında emeği geçtiği son otomobildir.. ferrari'nin 40. yılı anısına f40 ismini almıştır..
enzo ferrari'nin hakkında "mühendislerime dünyanın en iyi spor otomobilini üretmelerini söyledim, ve şimdi onun yanında duruyorum" dediği araçtır..
çıktığı yılın en hızlı ve en pahalı otomobiliydi.. fabrika çıkışı sıfır km'si 400.000$ idi.. ünlü f1 pilotu nigel mansell'e ait olan bir tanesi 1990 yılında 1 milyon dolara satılmıştı..
1984 yılında group b dünyasına girmek isteyen ferrari yöneticileri bu sınıf için bir araç yapalım der, küçük bir ekip oluşturur.. group b gibi haşin bir sınıfta artık turbolu motorların kontrol edilemeyecek güce sahip olmasından ve porsche'nin de 959 modeliyle group b'ye girmesinden dolayı ferrari'nin kendisini bu sınıfta kanıtlaması gerekiyordu.. bunun üzerine gto evoluzione adını verdikleri group b programını başlatırlar.. 1986 yılında 5 adet 288 gto evoluzione üretilir.. ama gelin görün ki, 1986 yılında group b iptal edilir.. yani temelli, komple group b organizasyonu kaldırılır fia tarafından.. ferrari elinde 5 tane group b aracıyla kalır.. bunun üzerine enzo ferrari bu araçlar üzerinden edindikleri tecrübe ile pahalı, hızlı, tarihte iz bırakacak bir araba yapma işine girişirler..
tasarımı pininfarina tarafından yapılmıştır.. motoru, şanzımanı yürüyeni büyük oranda 288 gto'nun geliştirilmiş, azıcık da trafikte kullanılabilmesi için geliştirilmiş versiyonudur.. 2.9 litrelik v8 motoru 471 hp güç üretir.. tork eğrisi üretilen her f40'ta farklıdır.. arka tarafta ortaya konumlandırılmış 3 egzoz çıkışı vardır, sağdaki ve soldaki normal egzoz gazlarını dışarı atarken ortadaki biraz küçük olanı ise turbodaki wastegate içindir, wastegate'den çıkan gazı dışarı atar..
şase karbon fiberden, kevlardan alüminyum'dan aklınıza gelebilecek hafif materyallerden yapılmıştır.. boru parçalar da mevcut tabi ki..
hafiflik için feragat edilen donanımlar tam sıralı liste:
ses sistemi
kapı kolları
torpido
deri iç trimler
yer döşemesi
kapıların iç panelleri..
normal cam.. (hafif olsun diye plastik cam kullanmışlar)
neyse ki klimamız mevcut..
hatta ilk üretilen 50 araçta lexan windows denilen yarış araçlarının çoğunda bulunan geriye doğru açılan küçük camlardan vardır, bu camlar kapının içine inmez, bildiğiniz kapıya vidalanmış camdır.. resimde görülen bir örneği.. neyseki sonraki üretilen araçlarda normal cam koymuşlar.. ama cam kol çevirerek açılıyor..
ülkemizde var mıdır..? yoktur.. ama bir tanesi körfez savaşında ırak, kuveyt'e girdiğinde, saddam'ın askerleri tarafından kuveyt'teki bir galeriden çalınmıştı.. saddam'ın oğlu uday usain'in savaş ganimeti olarak 2000'li yıllarda bakım için istanbul'a gelir giderdi.. savaş sonrası türkiye'ye kaçırılmıştı ama biz sonradan ırak hükumetine iade ettik aracı ve şu anda erbil'de kürt bölgesel yönetiminin elinde, adeta millete ibret olsun diye çürümeye terkedilmiş vaziyette yatmaktadır..
enzo ferrari'nin hakkında "mühendislerime dünyanın en iyi spor otomobilini üretmelerini söyledim, ve şimdi onun yanında duruyorum" dediği araçtır..
çıktığı yılın en hızlı ve en pahalı otomobiliydi.. fabrika çıkışı sıfır km'si 400.000$ idi.. ünlü f1 pilotu nigel mansell'e ait olan bir tanesi 1990 yılında 1 milyon dolara satılmıştı..
1984 yılında group b dünyasına girmek isteyen ferrari yöneticileri bu sınıf için bir araç yapalım der, küçük bir ekip oluşturur.. group b gibi haşin bir sınıfta artık turbolu motorların kontrol edilemeyecek güce sahip olmasından ve porsche'nin de 959 modeliyle group b'ye girmesinden dolayı ferrari'nin kendisini bu sınıfta kanıtlaması gerekiyordu.. bunun üzerine gto evoluzione adını verdikleri group b programını başlatırlar.. 1986 yılında 5 adet 288 gto evoluzione üretilir.. ama gelin görün ki, 1986 yılında group b iptal edilir.. yani temelli, komple group b organizasyonu kaldırılır fia tarafından.. ferrari elinde 5 tane group b aracıyla kalır.. bunun üzerine enzo ferrari bu araçlar üzerinden edindikleri tecrübe ile pahalı, hızlı, tarihte iz bırakacak bir araba yapma işine girişirler..
tasarımı pininfarina tarafından yapılmıştır.. motoru, şanzımanı yürüyeni büyük oranda 288 gto'nun geliştirilmiş, azıcık da trafikte kullanılabilmesi için geliştirilmiş versiyonudur.. 2.9 litrelik v8 motoru 471 hp güç üretir.. tork eğrisi üretilen her f40'ta farklıdır.. arka tarafta ortaya konumlandırılmış 3 egzoz çıkışı vardır, sağdaki ve soldaki normal egzoz gazlarını dışarı atarken ortadaki biraz küçük olanı ise turbodaki wastegate içindir, wastegate'den çıkan gazı dışarı atar..
şase karbon fiberden, kevlardan alüminyum'dan aklınıza gelebilecek hafif materyallerden yapılmıştır.. boru parçalar da mevcut tabi ki..
hafiflik için feragat edilen donanımlar tam sıralı liste:
ses sistemi
kapı kolları
torpido
deri iç trimler
yer döşemesi
kapıların iç panelleri..
normal cam.. (hafif olsun diye plastik cam kullanmışlar)
neyse ki klimamız mevcut..
hatta ilk üretilen 50 araçta lexan windows denilen yarış araçlarının çoğunda bulunan geriye doğru açılan küçük camlardan vardır, bu camlar kapının içine inmez, bildiğiniz kapıya vidalanmış camdır.. resimde görülen bir örneği.. neyseki sonraki üretilen araçlarda normal cam koymuşlar.. ama cam kol çevirerek açılıyor..
ülkemizde var mıdır..? yoktur.. ama bir tanesi körfez savaşında ırak, kuveyt'e girdiğinde, saddam'ın askerleri tarafından kuveyt'teki bir galeriden çalınmıştı.. saddam'ın oğlu uday usain'in savaş ganimeti olarak 2000'li yıllarda bakım için istanbul'a gelir giderdi.. savaş sonrası türkiye'ye kaçırılmıştı ama biz sonradan ırak hükumetine iade ettik aracı ve şu anda erbil'de kürt bölgesel yönetiminin elinde, adeta millete ibret olsun diye çürümeye terkedilmiş vaziyette yatmaktadır..
devamını gör...
seni seviyorum
-seni özledim- kadar etkili değildir..
devamını gör...
erkeklerin sürekli kadınlar adına konuşmaları
evet var böyle bir erkek kitlesi ama genellemeyelim tabii. ben de kahvede, köşe başında, evde gebeş gibi yatarken, kendine bakmadan ulan benim bu dünyaya katkım ne ki ahkam kesiyorum demeden kadınları ağzına sakız eden kitleden nefret ediyorum. önce insanlığını potansiyelinin elverdiği noktaya taşı, cinsiyete göre ahkamlarına sonra geçersin diye sesleniyorum kendilerine. ama maalesef ki bu tayfa cahilliği baki kalacak bireylerden oluşmaktadır.
devamını gör...
30 kasım 2020 köy okulu kitap yardımı etkinliğinin bitmesi
canım yazarlarım, 25 kasım 2020 tarihinde başlatmış olduğumuz kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliğini an itibarı ile sonlandırmış bulunuyoruz.
5 gün gibi kısa bir sürede, hedef rakam olarak belirlediğimiz 125 kitabın çok çok üstüne çıktık.
bizi ne kadar mutlu ettiniz, bunu size tarif dahi edemem.
her birinizin teker teker yüreğine sağlık.
not : köşeye kitaplarını ayırmış ancak henüz kargoya vermemiş yazarlarımız için, çarşamba gününü son gün olarak belirledik.
kargolar ne yazık ki, okulun konumundan dolayı okula ulaşmakta güçlük çekiyor, bir de bildiğiniz üzere pandemi süreci okullar hali hazırda kapalı.
bu sebepten, kargo için belirttiğimiz adresten kitapları alıp, bireysel araç ile tek seferde okula ulaştıracağız.
not 2 : son kargo da batman'a ulaşınca fotoğraflarımızı almaya başlamış olacağız.
5 gün gibi kısa bir sürede, hedef rakam olarak belirlediğimiz 125 kitabın çok çok üstüne çıktık.
bizi ne kadar mutlu ettiniz, bunu size tarif dahi edemem.
her birinizin teker teker yüreğine sağlık.
not : köşeye kitaplarını ayırmış ancak henüz kargoya vermemiş yazarlarımız için, çarşamba gününü son gün olarak belirledik.
kargolar ne yazık ki, okulun konumundan dolayı okula ulaşmakta güçlük çekiyor, bir de bildiğiniz üzere pandemi süreci okullar hali hazırda kapalı.
bu sebepten, kargo için belirttiğimiz adresten kitapları alıp, bireysel araç ile tek seferde okula ulaştıracağız.
not 2 : son kargo da batman'a ulaşınca fotoğraflarımızı almaya başlamış olacağız.
devamını gör...
sezgin baran korkmaz'ın yurt dışına çıkışı operasyondan önce serbest bırakılması
t24 haberine göre; sbk holding ve yönetim kurulu başkanı sezgin baran korkmaz'a yönelik 30 aralık 2020 tarihinde başlatılan, 10 kişinin gözaltına alındığı, aralarında korkmaz'ın da bulunduğu 9 kişinin arandığı operasyonun yankıları devam ediyor.
operasyondan kısa süre önce yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ve yurt dışına giden korkmaz'ın, istanbul başsavcılığı'nın aldığı karar ve başvurulurlarla bu imkanı elde ettiği ortaya çıktı. 6 kasım'da, yargıtay'a 27 kasım'da üye seçilen istanbul başsavcısı irfan fidan henüz görevindeyken, korkmaz'ın malvarlıklarına el koyma kararı, istanbul başsavcılığı tarafından resen kaldırıldı. istanbul 7. sulh ceza hakimliği de başsavcılığın başvurusu üzerine, 17 kasım'da, korkmaz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı.
kaynak
cüneyt özdemir'in yönelttiği soruları cevaplayan sezgin baran korkmaz, basında yer alan bütün iddialara gerçeği yansıtmadığını ve 04 ocak 2021 tarihinde türkiye döneceğini beyan etti.
ilgili röportaj ; cüneyt özdemir'in sezgin baran korkmaz röportajı
operasyondan kısa süre önce yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ve yurt dışına giden korkmaz'ın, istanbul başsavcılığı'nın aldığı karar ve başvurulurlarla bu imkanı elde ettiği ortaya çıktı. 6 kasım'da, yargıtay'a 27 kasım'da üye seçilen istanbul başsavcısı irfan fidan henüz görevindeyken, korkmaz'ın malvarlıklarına el koyma kararı, istanbul başsavcılığı tarafından resen kaldırıldı. istanbul 7. sulh ceza hakimliği de başsavcılığın başvurusu üzerine, 17 kasım'da, korkmaz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı.
kaynak
cüneyt özdemir'in yönelttiği soruları cevaplayan sezgin baran korkmaz, basında yer alan bütün iddialara gerçeği yansıtmadığını ve 04 ocak 2021 tarihinde türkiye döneceğini beyan etti.
ilgili röportaj ; cüneyt özdemir'in sezgin baran korkmaz röportajı
devamını gör...
hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
köpeğimin dişi.
bizim miniği annesi ölünce sahiplenmiştik. daha 1,5-2 aylıktı aldığımızda. biberonla besledik, birlikte büyüdük resmen. birlikte büyüyünce de onun geçirdiği tüm evreleri onunla birlikte gördüm. mesela köpeklerin dişlerinin yenilendiğini dişini tesadüfen topun üzerinde görünce tecrübe ederek öğrendim.*
efendim şöyle ki; bir gün birlikte bahçede oynuyoruz, attığım topu yakaladı baya sağlam dişledi, hırladı gürledi sonra birden topu bıraktı. topu elime aldım, bir de ne göreyim; ağzında olması gereken diş topta! ilk defa böyle bir şeye şahit olmanın paniği ile hemen babamı alarma geçirip topu, dişi ve miniği veterinere götürdük. veteriner paniğim karşısında baya güldü sonra dik dik baktığımı görünce açıkladı köpeklerin de dişlerinin yenilendiğini.
o gün bugündür saklarım o tek dişi, diğer dişlere denk gelemedim yutmuş ya da düşürmüş olabilir bahçede. ama o ilk dişin yeri ayrı bende.*
bizim miniği annesi ölünce sahiplenmiştik. daha 1,5-2 aylıktı aldığımızda. biberonla besledik, birlikte büyüdük resmen. birlikte büyüyünce de onun geçirdiği tüm evreleri onunla birlikte gördüm. mesela köpeklerin dişlerinin yenilendiğini dişini tesadüfen topun üzerinde görünce tecrübe ederek öğrendim.*
efendim şöyle ki; bir gün birlikte bahçede oynuyoruz, attığım topu yakaladı baya sağlam dişledi, hırladı gürledi sonra birden topu bıraktı. topu elime aldım, bir de ne göreyim; ağzında olması gereken diş topta! ilk defa böyle bir şeye şahit olmanın paniği ile hemen babamı alarma geçirip topu, dişi ve miniği veterinere götürdük. veteriner paniğim karşısında baya güldü sonra dik dik baktığımı görünce açıkladı köpeklerin de dişlerinin yenilendiğini.
o gün bugündür saklarım o tek dişi, diğer dişlere denk gelemedim yutmuş ya da düşürmüş olabilir bahçede. ama o ilk dişin yeri ayrı bende.*
devamını gör...
magoa
çok uzun süre üzüldüğümüz şeylerin yüzümüzde bıraktığı kalıcı izlere denir.
portekizce bir kelime olmasına rağmen son zamanlarda konuşma dilinde sıkça kullanılmaktadır.
magoa kelimesini şebnem ferah daha iyi anlatır.
"gözlerimin etrafındaki çizgiler
artık belli oluyor
bütün o çizgiler son bir yılda oldu
sana bana bize ağlarken
ben leyla olmuşum kimin umrunda
mecnun çoktan gitmişken
bu ne garip bir yangındı böyle
sen söndün ben yanarken
peki ben neden hala böyleyim
neden hala geçmişteyim
belki de ben sana hala aşığım
işte tam burada karşındayım
ya şimdi tut elimden
ya da bir daha söz etme özlemekten
çok çok çok karışığım zaten
oof
ruhum iki ucun arasında
gezinip duruyor
bugün zaman akmasın dursun
ben içinden geçeceğim
ama neden neden hala böyleyim
neden hala geçmişteyim
belki de ben sana hala aşığım".
tolstoy ne güzel söylemiş...“şikayet ettiğiniz yaşam belki de bir başkasının hayalidir”.
hiçbir şey üzülmeye değmez. üzüldünüz mü neşeli şarkılar söyleyip dans edin...çok da tınn.
“gördüm ki üzüntülerimin yarısı açıkça bir karara vardığım zaman kendiliğinden yok olup gitmektedir, diğer yarısı da vardığım karar üzerinde harekete geçtiğim zaman kaybolmaktadır" -dale carnegie.
portekizce bir kelime olmasına rağmen son zamanlarda konuşma dilinde sıkça kullanılmaktadır.
magoa kelimesini şebnem ferah daha iyi anlatır.
"gözlerimin etrafındaki çizgiler
artık belli oluyor
bütün o çizgiler son bir yılda oldu
sana bana bize ağlarken
ben leyla olmuşum kimin umrunda
mecnun çoktan gitmişken
bu ne garip bir yangındı böyle
sen söndün ben yanarken
peki ben neden hala böyleyim
neden hala geçmişteyim
belki de ben sana hala aşığım
işte tam burada karşındayım
ya şimdi tut elimden
ya da bir daha söz etme özlemekten
çok çok çok karışığım zaten
oof
ruhum iki ucun arasında
gezinip duruyor
bugün zaman akmasın dursun
ben içinden geçeceğim
ama neden neden hala böyleyim
neden hala geçmişteyim
belki de ben sana hala aşığım".
tolstoy ne güzel söylemiş...“şikayet ettiğiniz yaşam belki de bir başkasının hayalidir”.
hiçbir şey üzülmeye değmez. üzüldünüz mü neşeli şarkılar söyleyip dans edin...çok da tınn.
“gördüm ki üzüntülerimin yarısı açıkça bir karara vardığım zaman kendiliğinden yok olup gitmektedir, diğer yarısı da vardığım karar üzerinde harekete geçtiğim zaman kaybolmaktadır" -dale carnegie.
devamını gör...
gülüşü güzel insanlar
eğer gözleri aşka gülüyorsa, insanlıktan çıkıp taze söğüt dalına evrilmiş olması muhtemeldir.
devamını gör...
petra
antik bir kent. islam'ın aslında burda doğduğu dan gibson tarafından iddia edilmiştir. dan gibson, erken islam tarihi ve arap coğrafyası üzerine araştırmalar yapan kanadalı bir yazar ve belgeselcidir. 22 ocak 2021, 10:56:34
19 nisan 2021 editi: zamanında serkan inci bu iddianın ikna edici olduğunu söylemişti sanırsam.
(19 nisan 2021 editi: tanımı 22 ocaktan beri yazmaya başlayıp, bir türlü bitiremediğim için, her yazının başına bir tarih ekledim, yani yazının hangi parçası hangi tarihte yazıldı bunu belirtmek amaçlı).
(sağdaki gözlüklü olan dan gibson)
22 ocak 2021: neyse boşverin bu adamı. hayatını öğrenip ona aşık mı olacaksınız ne yapacaksınız. tövbe tövbe.. gibson ne diyor? diyor ki, bakın diyor, kâbe aslında petra'da, islam aslında petra'da doğdu. sonra, kâbe, mekke şehrine taşınmış. yani yeri değiştirilmiş. kanıtı camiiler. birtakım eski camiilerin yukarıdan olan görünümleri esasında, içerilerindeki mihrab'ın yönünü esas alıyor. böylelikle camiilerin yöneldikleri yeri tespit ediyor ve mekke'den çok petra'nın olduğu yöne doğru baktıklarını söylüyor. böylelikle de, aha da kâbe meğersen petra şehrindeymiş diyor.
(petra şehri)
bu teori son yıllarda fazlaca yayılmıştır. dan gibson "accuracy of google earth"(google earth'ün doğruluğu) adlı bir metin hazırlamış(1) bununla da google earth'a pek güvenmediğini göstermiştir. aslında gibson, bazı sunumlarında google earth kullanmıştır.(2)
fakat google earth kullanmasına rağmen güvenmediği için kendisi de hesaplama yapıyor.(3)
peki efendim, sahiden google earth güvenilemeyecek kadar rezalet bir uygulama mı?!!!!
birlikte inceleyelim! * şimdi, size google earth kullanarak kıble'yi nasıl bulabileceğinizi söyleyeceğim.
1. google earth açıyoruz.
2. bulunduğumuz yere gelip kırmızı çizgi ile işaretlediğim butona tıklıyoruz.
3. beyaz bir çizgi oluşuyor, bu beyaz çizgiyi de mekke'ye ulaşana kadar uzatıyoruz.
4. hızlı varmak için "-"ye tıklayın işte birkaç kez sonra mekke'ye gelin.
5. ardından, "+"ya tıklıyoruz birkaç kez. kabe'yi bulup işaretliyoruz.
6. sonra birkaç kez eksiye tıklayın.
gördüğünüz gibi sarı bir çizgi var, seçtiğimiz bölgeden kâbe'ye kadar uzanan. işte böylelikle bulmuş oluyoruz. peki bu güvenilir mi? tam olarak güvenilir olduğu söylenilemez. gibson haklı mı? cevaba geçmeden önce, konuyu elbette uzatacağım. google earth'ün güvenilir olması, sizin elinizde. şöyle söyleyelim, eğer doğru bilgileri kullanıp, doğru hesaplamaları yaparsanız, doğru konum bilgilerini elde ederseniz, bu durumda google earth güvenilirdir. yani şöyle, google earth yapımcıları, tasarımcıları, dünyayı farklı bir boyutta, farklı bir şekilde tasarlamış olabilir. bu durumda google earth'dan alacağınız koordinatlar, gerçek hayattaki koordinatlardan farklı olabilir. siz koordinatları google earth'den aldığınız sürece, normal olarak, google earth'de bir hata bulamazsınız. ama siz farklı hesaplamalar yapıp, farklı bir koordinat tercih ederseniz, bu durumda google earth'de farklı sonuçlar alabilirsiniz.
bundan ilave, google earth'ün güvenirliği bir de şeye bağlıdır diyebiliriz, mesela, uygulamaya dahil oluyorsunuz, bir bölgeye gidiyorsunuz, o bölgeye yaklaşıyorsunuz, işte izliyorsunuz bölgenin resmi falan. şimdi tasarımcılar, bu bölgenin koordinatlarını ne kadar doğru hesapladılar/eklediler? yani falanca şehri, tam olarak uygulamada da yerine ekleyebildiler mi? bunlar da google earth'ün güvenirliğiyle alakalı meselelerdir. fakat, siz, koordinatları google earth'den aldığınız üzerece, zaten doğal olarak, google earth'de bir hatayla karşılaşamazsınız. ha siz derseniz ki, yok ben kendi hesaplamalarımı yapacağım, bu durumda sizin formülünüzde elde ettiğiniz koordinatlar, google earth'de yanlış çıkabilir. bu durumda koordinatlarınızın ne kadar doğru olup olmadığını bilmek için de, bizzat gidip işte o bölgeleri gezip-görmeniz gerekir. çünkü bundan başka nasıl emin olacaksınız yani? bundan ilave, google earth'ün güvenirliğini reddederseniz, demek ki google earth'ün tasarladığı dünya örneğinde/modelinde bir yanlışlık var. o zaman üstüne-üstlük kendi dünya modelinizi oluşturup, güvenirliğini hem kendiniz hem de diğer insanlar adına ispatlamanız gerekir.
gibson diyor ki, arkadaş ben kendi hesaplamalarımı yaptım. yani google earth güvenilir değil diyorsa bu adam, demek ki kendi gidip camiileri dolaşmış. peki ya camiileri dolaşan gibson, neden iddiasını ispatlamak adına bir şeyler yapmamış? yani dedikleri bugün neden "teori"? şöyle söyleyeyim, neden bir video yapıp bunu tüm insanlığa duyurmamış? neden sadece anlatmakla yetinmiş? bunlar da düşünülmesi gereken sorular.
öncelikle, şunu söyleyelim, google earth kâbe koordinatları doğru mu değil mi? eğer küre bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorsanız, kesinlikle doğru. fakat yaşadığımız dünyanın düz olduğunu düşünüyorsanız, o zaman yanlış.
bu konuda istisnalar var.(4)
23 ocak 2021: şimdi google earth'ün gibson'un iddia ettiği gibi olmadığını yani güvenilir olduğunu nasıl ispatlayabiliriz? kıble'yi formüllerle hesapladılar. biz bu formüllere bakıp, google earth ile eşleştirelim. formüller bunlar:
şimdi, formüller hesaplanmış ve sonuç, boylam +61∘.216667 ve enlem −149∘.88333 olmuş. şimdi bakalım koordinatlar gerçeği yansıtıyor mu? (19 nisan 2021 editi: bu kısmı 23 ocakta yazdım ama aşağıda gördüğünüz resim 22 ocak-a ait)
23 ocak 2021: evet ne bu açıklayayım. öncelikle yabancı bir makale(5) buldum. sonra, makalede kâbe koordinatlarını öğrendim. daha sonra da, makaledeki alaska anchorage şehri koordinatlarını da öğrendim. makalede kıble tayini hesaplamaları sonucu west of north için 9∘06′ oldu. ben de düşündüm acaba west of north ne. herhalde dedimki kuzeybatı. tamam, açtım google earth'ı. ordan kâbe'yi bulup fotoğrafını çektim. sonra, alaska'nın anchorage şehrini bulup onun da fotoğrafını çektim. ardından geogebra programına girdim. buraya, çektiğim kâbe ve anchorage resimlerini ekledim. ardından da muhtemelen yönlerin koordinatlarını bildiren çizgiler ekledim. sonra, düşündüm, kuzeybatı sol üst yönünde. ben sol üst yönüne doğru eklemiş olduğum 2 çizginin koordinatlarına baktım.
eklediğim görsele dikkatle bakın üsttekine, orda e kuzeybatı. ne yazıyor orda? -0.72 siz bunu boşverin, yanında ne yazıyor? 6.18. yaa.. işte.. bu kâbe, alaska kuzeybatı yönüne, 9 dereceye yakın bir sayı. yani hesaplamalarımız nerdeyse doğru. diğer çizgi g-de de, 4.64 ve 6.22 yazıyor, burdan da yaklaşmışız. yani google earth'ün kıble tayini doğru.
hani gibson diyor ya, camiilerde yanlış falan, şimdi onları da bir test edelim. şimdi bu konuda gibsonu yalanlamayacağım, vardır böyle bir şey. fakat kıble yönleri, mekke'den çok petra kentine mi bakıyor onu bir test edelim. ilk önce eski camiilerden türkiyede olanlara bakacağız, türkiyede var mı böyle bir şey test edebilmek için. ayrıca hem de kıble yönüne bakıyor mu onu da test edeceğiz.
balıkesir, zağnos paşa camii/balıkesir ulu camii (m.s. 1461 yılında, fatih sultan mehmet'in vezirlerinden zağnos paşa tarafından yaptırılmıştır)
24 ocak 2021, 0:47: evet kırmızı çizgi, kıble çizgisidir. sarı çizgi ise, camiinin baktığı yöndür. camiinin baktığı yönü nerden biliyorsun diyen arkadaşlar için şöyle, camii kapıları kıble yönüne bakar ya, işte böyle çizgi çizdim. ardından geogebra uygulaması sayesinde minare bölgesinde yine bir siyah düz çizgi çizdim ve kıble yönüyle ilgili ciddi bir sapma olduğunu görüyoruz.
peki burası daha çok petra yönüne doğru mu bakıyor? minare kapısından petra'ya kadar bir çizgi çizdim. ardından minare kapısından düz uzanan bir çizgi çizdim ve onun kabe yönüne ne kadar yakın olduğuna baktım. daha sonra aynı düz çizginin petra yönüne ne kadar yakın olduğunu da inceledim.
24 ocak 2021, 1:27: yeşil çizgi, minare kapısının baktığı yöndür, beyaz çizgi, minare kapısından kabe'ye uzanan yöndür ve kırmızı çizgi de minare kapısından petra'ya uzanan yöndür. görüldüğü gibi zağnos paşa camii minare kapısının baktığı yön, kabe'ye daha yakındır.
25 ocak 2021, 4:40: şimdi de, zağnos paşa camii, mekke şehrine mi daha çok bakıyor yoksa petra kentine mi ona bir bakalım.
2 şubat 2021: kırmızı çizgi (google earth'dan eklenmiştir) minare kapısından mekke şehrine uzanan çizgi olup, siyah çizgi (geogebra'dan eklenmiştir) minare kapısından petra kentine uzanan yöndür. görüldüğü gibi, minare kapısı daha çok mekke yönüne doğru bakıyor. e öyle yani.
antakya, habibi neccar camii (m.s. 638-639'lu yıllarda inşa edilmiştir)
4 mart 2021: mucize gibi. bu camii, m.s. 638-639'lu yıllarda inşa edildi, siz düşünün, pusula musula yok piyasada. resimde, kırmızı çizgi camii'nin minare kapısından petra'ya doğru olan yön. sarı çizgi, minare kapısının baktığı yön. az önce de demiştim, minare kapıları kıble yönüne doğru yapılır. fakat, az önce zağnos paşa camii'sinde de gördüğümüz gibi sapmalar olur. fakat bu camii, m.s. 638-639'lu yıllarda, pusula falan piyasada yokken inşa edilmiş olmasına rağmen, minare kapısı tam olarak kıble yönüne bakıyor diyebiliriz! bakın, aslında resimde yeşil bir çizgi daha var, kabe yönünü gösteren. fakat, sarı çizgi de, yani minare kapısının yönü de, tam olarak kabe'ye baktığı için, yeşil çizgi gözükmemiş! yani camii o kadar iyi inşa edilmiş ki, çok iyi. hem de 1400 yıl önce yani, çok iyi.
10 nisan 2021, 21:31: şimdi son olarak yine bir eski camii'ye bakalım. şimdi mescid-i kubâ yani kuba mescidi'ne bakalım. bu camii'yi hz. muhammed 622 yılında inşa ettirmiştir.
yine görüleceği üzere sapma yok. yeşil çizgi minare kapısının baktığı yöndür, aslında kırmızı çizgi de var kıbleye doğru ama yeşil çizgi onun üstünden geçtiği için kapamış yani bir sapma yok. sarı çizgi ise petra yönü, görüldüğü gibi petra, minare kapısının arkasında duruyor.
gibson tarih konusunda acemi, arapça bilmeyen, bu konularda eğitim görmemiş bir adam. 1400 yıldır müslümanların kıbleyi yanlış bildiklerini iddia ediyor. çünkü herkes gerizekalı, bir tek kendisi zeki.
gibson, kabe'nin petra'ya taşındığını söylemek için şöyle bir oyun oynuyor: ona göre kabe'nin aslı, kıble hacerül-esved'dir. halbuki bu düşüncesi yanlış. o hacerül-esved gibi bir taşın petra'ya taşınmasının daha kolay olduğunu düşündüğü için ve böylece iddiasına zarar gelmeyeceğine inandığı için bunu söyler.
her nereden (yola) çıkarsan yüzünü mescid-i harâm tarafına çevir. bu, elbette rabbinden gelen bir gerçektir. allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. (bakara/149)
ibrâhim’i beytullah’ın bulunduğu yere yerleştirdiğimizde de şöyle demiştik: “bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükûa ve secdeye varanlar için evimi tertemiz tut. (hac/26)
buhari'de şöyle bir hadis geçer:
hz. bilal, (mekke'ye hasretini ifade eden şu beyitleri) terennüm ederdi: "bilmem ki! mekke vadisinde etrafımı izhir ve celil otları sarmış olarak bir gece daha geçirebilecek miyim?"
gibson ise hadisi şöyle paylaşır,
çeşitli otlarla dolu olan bu vadide bir gece daha kalabilsem.
hadiste iki ottan bahsedilirken, gibson hadisi çarpıtarak otların bolluğu imajını verir ve böylece otun mekke'de çok çok fazla olmadığını ima ederek, bu hadisi petra iddiasına delil olarak kullanır.
12 nisan 2021: gibson, iddiası için fil vakası'nı da kullanır, fillerin çölde yaşayamayacağını yani bu olayın da petra'da olduğunu iddia eder. halbuki çöl fillerinden habersizdir. aşağıdaki resimde, arabistan-necran bölgesinde 6. yüzyıla ait kaya resimleri görülüyor:
yukarıdaki kaya resimlerinde açıkça filler de tasvir edilmiştir.
eleştiriler:
1: mekke'den islam öncesi kaynaklarda neden bahsedilmez? mekke önemsiz bir köy müydü? ticarî seferler mekke'den çok petra'ya yapılıyor. mekke "ticaret yollarının merkezi" değil mi?
cevap: islam öncesi mekke'de ticaret işlerinin ne denli gelişmiş olduğunu bilmiyorum. fakat mekke'ye "ticaret yollarının merkezi" denirken burda kastedilenin islam öncesi dönemdeki mekke olduğunu nerden biliyorsunuz? bilmiyorsunuz. demek ki bu eleştiri, petra iddiasını desteklemez. kaldı ki mekke eskiden küçük bir köydü. diğer köyler gibi. bundan dolayı bahsedilmemesi gayet normal.
2: petra'da da uzza-lat putları var.
cevap: off ne büyük bir kanıt bu böyle! eğer bu putlar petra'da da varsa, kesin kur'an, petra'da indirilmiştir(!) peki bu putların mekke ve petra dışında diğer arabistan bölgelerinde de saygı görmediği, bu putlara petra ve mekke dışında diğer arabistan bölgelerinde de tapılmadığı ne malum? ki bu tip putlara milattan önceden beri tapıldığını gösteren bulgular var.. ki mesela uzza'ya tapılmasına havran'da, sina'da falan da rastlanmış. yani bu tip putlara sadece petra ya da mekke halkı tapmıyordu.
3: hz. muhammed mekke'yi almak istemiyor mu? haritaya bakınca, hz. muhammed'in fetihleri hep mekke'nin çok uzaklarına doğru yapılıyor. neden? örneğin tebük. mekke'nin çok uzağında duruyor.
cevap: ilk önce şunu sormak gerekiyor, "hz. muhammed, en başından beri mekke'yi fethetmek istiyor" fikri nerden çıkarıldı? ya da hz. muhammed'in tebük seferini tebük'ü fethetmek amacıyla yapmış olduğu nerden çıkarıldı? bildiğin, zorlama olarak hz. muhammed petra'da yaşadı, petra'yı fethetmek istedi diye zorlama bir algı oyunu oynanıyor.
şimdi, birçok seferi inceledim ve google earth sayesinde bu seferlerde gidilen bölgelerin petra'ya ve mekke'ye ne kadar yakın olup-olmadıklarına baktım. düzenlediğim haritadaki bölgeler, onlarca savaşta gidilen yerlerdir.
19 nisan 2021: evet üstteki haritada, islami seferlerde gidilen bölgelerin sadece 3 tanesinin (zorlarsak 4 tanesinin) petra'ya yakın olduğu görülüyor. diğer bölgeler, hep mekke ve medine üzerine yoğunlaşmış.
ki başka bölgelere de gidilmiştir, tüm bölgelerin uzaktan resmi,
evet görüldüğü gibi.. yani islam ordusunun sürekli ürdün, petra kısımlarında yoğunlaştıkları iddiası da bir palavradır. çoğu zaman, mekke-medine yakınlarına yoğunlaşmışlardır.
profesör david a. king'in petra konusunaki çok değerli bir yazısı.
selametle...
19 nisan 2021 editi: zamanında serkan inci bu iddianın ikna edici olduğunu söylemişti sanırsam.
(19 nisan 2021 editi: tanımı 22 ocaktan beri yazmaya başlayıp, bir türlü bitiremediğim için, her yazının başına bir tarih ekledim, yani yazının hangi parçası hangi tarihte yazıldı bunu belirtmek amaçlı).
(sağdaki gözlüklü olan dan gibson)
22 ocak 2021: neyse boşverin bu adamı. hayatını öğrenip ona aşık mı olacaksınız ne yapacaksınız. tövbe tövbe.. gibson ne diyor? diyor ki, bakın diyor, kâbe aslında petra'da, islam aslında petra'da doğdu. sonra, kâbe, mekke şehrine taşınmış. yani yeri değiştirilmiş. kanıtı camiiler. birtakım eski camiilerin yukarıdan olan görünümleri esasında, içerilerindeki mihrab'ın yönünü esas alıyor. böylelikle camiilerin yöneldikleri yeri tespit ediyor ve mekke'den çok petra'nın olduğu yöne doğru baktıklarını söylüyor. böylelikle de, aha da kâbe meğersen petra şehrindeymiş diyor.
(petra şehri)
bu teori son yıllarda fazlaca yayılmıştır. dan gibson "accuracy of google earth"(google earth'ün doğruluğu) adlı bir metin hazırlamış(1) bununla da google earth'a pek güvenmediğini göstermiştir. aslında gibson, bazı sunumlarında google earth kullanmıştır.(2)
fakat google earth kullanmasına rağmen güvenmediği için kendisi de hesaplama yapıyor.(3)
peki efendim, sahiden google earth güvenilemeyecek kadar rezalet bir uygulama mı?!!!!
birlikte inceleyelim! * şimdi, size google earth kullanarak kıble'yi nasıl bulabileceğinizi söyleyeceğim.
1. google earth açıyoruz.
2. bulunduğumuz yere gelip kırmızı çizgi ile işaretlediğim butona tıklıyoruz.
3. beyaz bir çizgi oluşuyor, bu beyaz çizgiyi de mekke'ye ulaşana kadar uzatıyoruz.
4. hızlı varmak için "-"ye tıklayın işte birkaç kez sonra mekke'ye gelin.
5. ardından, "+"ya tıklıyoruz birkaç kez. kabe'yi bulup işaretliyoruz.
6. sonra birkaç kez eksiye tıklayın.
gördüğünüz gibi sarı bir çizgi var, seçtiğimiz bölgeden kâbe'ye kadar uzanan. işte böylelikle bulmuş oluyoruz. peki bu güvenilir mi? tam olarak güvenilir olduğu söylenilemez. gibson haklı mı? cevaba geçmeden önce, konuyu elbette uzatacağım. google earth'ün güvenilir olması, sizin elinizde. şöyle söyleyelim, eğer doğru bilgileri kullanıp, doğru hesaplamaları yaparsanız, doğru konum bilgilerini elde ederseniz, bu durumda google earth güvenilirdir. yani şöyle, google earth yapımcıları, tasarımcıları, dünyayı farklı bir boyutta, farklı bir şekilde tasarlamış olabilir. bu durumda google earth'dan alacağınız koordinatlar, gerçek hayattaki koordinatlardan farklı olabilir. siz koordinatları google earth'den aldığınız sürece, normal olarak, google earth'de bir hata bulamazsınız. ama siz farklı hesaplamalar yapıp, farklı bir koordinat tercih ederseniz, bu durumda google earth'de farklı sonuçlar alabilirsiniz.
bundan ilave, google earth'ün güvenirliği bir de şeye bağlıdır diyebiliriz, mesela, uygulamaya dahil oluyorsunuz, bir bölgeye gidiyorsunuz, o bölgeye yaklaşıyorsunuz, işte izliyorsunuz bölgenin resmi falan. şimdi tasarımcılar, bu bölgenin koordinatlarını ne kadar doğru hesapladılar/eklediler? yani falanca şehri, tam olarak uygulamada da yerine ekleyebildiler mi? bunlar da google earth'ün güvenirliğiyle alakalı meselelerdir. fakat, siz, koordinatları google earth'den aldığınız üzerece, zaten doğal olarak, google earth'de bir hatayla karşılaşamazsınız. ha siz derseniz ki, yok ben kendi hesaplamalarımı yapacağım, bu durumda sizin formülünüzde elde ettiğiniz koordinatlar, google earth'de yanlış çıkabilir. bu durumda koordinatlarınızın ne kadar doğru olup olmadığını bilmek için de, bizzat gidip işte o bölgeleri gezip-görmeniz gerekir. çünkü bundan başka nasıl emin olacaksınız yani? bundan ilave, google earth'ün güvenirliğini reddederseniz, demek ki google earth'ün tasarladığı dünya örneğinde/modelinde bir yanlışlık var. o zaman üstüne-üstlük kendi dünya modelinizi oluşturup, güvenirliğini hem kendiniz hem de diğer insanlar adına ispatlamanız gerekir.
gibson diyor ki, arkadaş ben kendi hesaplamalarımı yaptım. yani google earth güvenilir değil diyorsa bu adam, demek ki kendi gidip camiileri dolaşmış. peki ya camiileri dolaşan gibson, neden iddiasını ispatlamak adına bir şeyler yapmamış? yani dedikleri bugün neden "teori"? şöyle söyleyeyim, neden bir video yapıp bunu tüm insanlığa duyurmamış? neden sadece anlatmakla yetinmiş? bunlar da düşünülmesi gereken sorular.
öncelikle, şunu söyleyelim, google earth kâbe koordinatları doğru mu değil mi? eğer küre bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorsanız, kesinlikle doğru. fakat yaşadığımız dünyanın düz olduğunu düşünüyorsanız, o zaman yanlış.
bu konuda istisnalar var.(4)
23 ocak 2021: şimdi google earth'ün gibson'un iddia ettiği gibi olmadığını yani güvenilir olduğunu nasıl ispatlayabiliriz? kıble'yi formüllerle hesapladılar. biz bu formüllere bakıp, google earth ile eşleştirelim. formüller bunlar:
şimdi, formüller hesaplanmış ve sonuç, boylam +61∘.216667 ve enlem −149∘.88333 olmuş. şimdi bakalım koordinatlar gerçeği yansıtıyor mu? (19 nisan 2021 editi: bu kısmı 23 ocakta yazdım ama aşağıda gördüğünüz resim 22 ocak-a ait)
23 ocak 2021: evet ne bu açıklayayım. öncelikle yabancı bir makale(5) buldum. sonra, makalede kâbe koordinatlarını öğrendim. daha sonra da, makaledeki alaska anchorage şehri koordinatlarını da öğrendim. makalede kıble tayini hesaplamaları sonucu west of north için 9∘06′ oldu. ben de düşündüm acaba west of north ne. herhalde dedimki kuzeybatı. tamam, açtım google earth'ı. ordan kâbe'yi bulup fotoğrafını çektim. sonra, alaska'nın anchorage şehrini bulup onun da fotoğrafını çektim. ardından geogebra programına girdim. buraya, çektiğim kâbe ve anchorage resimlerini ekledim. ardından da muhtemelen yönlerin koordinatlarını bildiren çizgiler ekledim. sonra, düşündüm, kuzeybatı sol üst yönünde. ben sol üst yönüne doğru eklemiş olduğum 2 çizginin koordinatlarına baktım.
eklediğim görsele dikkatle bakın üsttekine, orda e kuzeybatı. ne yazıyor orda? -0.72 siz bunu boşverin, yanında ne yazıyor? 6.18. yaa.. işte.. bu kâbe, alaska kuzeybatı yönüne, 9 dereceye yakın bir sayı. yani hesaplamalarımız nerdeyse doğru. diğer çizgi g-de de, 4.64 ve 6.22 yazıyor, burdan da yaklaşmışız. yani google earth'ün kıble tayini doğru.
hani gibson diyor ya, camiilerde yanlış falan, şimdi onları da bir test edelim. şimdi bu konuda gibsonu yalanlamayacağım, vardır böyle bir şey. fakat kıble yönleri, mekke'den çok petra kentine mi bakıyor onu bir test edelim. ilk önce eski camiilerden türkiyede olanlara bakacağız, türkiyede var mı böyle bir şey test edebilmek için. ayrıca hem de kıble yönüne bakıyor mu onu da test edeceğiz.
balıkesir, zağnos paşa camii/balıkesir ulu camii (m.s. 1461 yılında, fatih sultan mehmet'in vezirlerinden zağnos paşa tarafından yaptırılmıştır)
24 ocak 2021, 0:47: evet kırmızı çizgi, kıble çizgisidir. sarı çizgi ise, camiinin baktığı yöndür. camiinin baktığı yönü nerden biliyorsun diyen arkadaşlar için şöyle, camii kapıları kıble yönüne bakar ya, işte böyle çizgi çizdim. ardından geogebra uygulaması sayesinde minare bölgesinde yine bir siyah düz çizgi çizdim ve kıble yönüyle ilgili ciddi bir sapma olduğunu görüyoruz.
peki burası daha çok petra yönüne doğru mu bakıyor? minare kapısından petra'ya kadar bir çizgi çizdim. ardından minare kapısından düz uzanan bir çizgi çizdim ve onun kabe yönüne ne kadar yakın olduğuna baktım. daha sonra aynı düz çizginin petra yönüne ne kadar yakın olduğunu da inceledim.
24 ocak 2021, 1:27: yeşil çizgi, minare kapısının baktığı yöndür, beyaz çizgi, minare kapısından kabe'ye uzanan yöndür ve kırmızı çizgi de minare kapısından petra'ya uzanan yöndür. görüldüğü gibi zağnos paşa camii minare kapısının baktığı yön, kabe'ye daha yakındır.
25 ocak 2021, 4:40: şimdi de, zağnos paşa camii, mekke şehrine mi daha çok bakıyor yoksa petra kentine mi ona bir bakalım.
2 şubat 2021: kırmızı çizgi (google earth'dan eklenmiştir) minare kapısından mekke şehrine uzanan çizgi olup, siyah çizgi (geogebra'dan eklenmiştir) minare kapısından petra kentine uzanan yöndür. görüldüğü gibi, minare kapısı daha çok mekke yönüne doğru bakıyor. e öyle yani.
antakya, habibi neccar camii (m.s. 638-639'lu yıllarda inşa edilmiştir)
4 mart 2021: mucize gibi. bu camii, m.s. 638-639'lu yıllarda inşa edildi, siz düşünün, pusula musula yok piyasada. resimde, kırmızı çizgi camii'nin minare kapısından petra'ya doğru olan yön. sarı çizgi, minare kapısının baktığı yön. az önce de demiştim, minare kapıları kıble yönüne doğru yapılır. fakat, az önce zağnos paşa camii'sinde de gördüğümüz gibi sapmalar olur. fakat bu camii, m.s. 638-639'lu yıllarda, pusula falan piyasada yokken inşa edilmiş olmasına rağmen, minare kapısı tam olarak kıble yönüne bakıyor diyebiliriz! bakın, aslında resimde yeşil bir çizgi daha var, kabe yönünü gösteren. fakat, sarı çizgi de, yani minare kapısının yönü de, tam olarak kabe'ye baktığı için, yeşil çizgi gözükmemiş! yani camii o kadar iyi inşa edilmiş ki, çok iyi. hem de 1400 yıl önce yani, çok iyi.
10 nisan 2021, 21:31: şimdi son olarak yine bir eski camii'ye bakalım. şimdi mescid-i kubâ yani kuba mescidi'ne bakalım. bu camii'yi hz. muhammed 622 yılında inşa ettirmiştir.
yine görüleceği üzere sapma yok. yeşil çizgi minare kapısının baktığı yöndür, aslında kırmızı çizgi de var kıbleye doğru ama yeşil çizgi onun üstünden geçtiği için kapamış yani bir sapma yok. sarı çizgi ise petra yönü, görüldüğü gibi petra, minare kapısının arkasında duruyor.
gibson tarih konusunda acemi, arapça bilmeyen, bu konularda eğitim görmemiş bir adam. 1400 yıldır müslümanların kıbleyi yanlış bildiklerini iddia ediyor. çünkü herkes gerizekalı, bir tek kendisi zeki.
gibson, kabe'nin petra'ya taşındığını söylemek için şöyle bir oyun oynuyor: ona göre kabe'nin aslı, kıble hacerül-esved'dir. halbuki bu düşüncesi yanlış. o hacerül-esved gibi bir taşın petra'ya taşınmasının daha kolay olduğunu düşündüğü için ve böylece iddiasına zarar gelmeyeceğine inandığı için bunu söyler.
her nereden (yola) çıkarsan yüzünü mescid-i harâm tarafına çevir. bu, elbette rabbinden gelen bir gerçektir. allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. (bakara/149)
ibrâhim’i beytullah’ın bulunduğu yere yerleştirdiğimizde de şöyle demiştik: “bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükûa ve secdeye varanlar için evimi tertemiz tut. (hac/26)
buhari'de şöyle bir hadis geçer:
hz. bilal, (mekke'ye hasretini ifade eden şu beyitleri) terennüm ederdi: "bilmem ki! mekke vadisinde etrafımı izhir ve celil otları sarmış olarak bir gece daha geçirebilecek miyim?"
gibson ise hadisi şöyle paylaşır,
çeşitli otlarla dolu olan bu vadide bir gece daha kalabilsem.
hadiste iki ottan bahsedilirken, gibson hadisi çarpıtarak otların bolluğu imajını verir ve böylece otun mekke'de çok çok fazla olmadığını ima ederek, bu hadisi petra iddiasına delil olarak kullanır.
12 nisan 2021: gibson, iddiası için fil vakası'nı da kullanır, fillerin çölde yaşayamayacağını yani bu olayın da petra'da olduğunu iddia eder. halbuki çöl fillerinden habersizdir. aşağıdaki resimde, arabistan-necran bölgesinde 6. yüzyıla ait kaya resimleri görülüyor:
yukarıdaki kaya resimlerinde açıkça filler de tasvir edilmiştir.
eleştiriler:
1: mekke'den islam öncesi kaynaklarda neden bahsedilmez? mekke önemsiz bir köy müydü? ticarî seferler mekke'den çok petra'ya yapılıyor. mekke "ticaret yollarının merkezi" değil mi?
cevap: islam öncesi mekke'de ticaret işlerinin ne denli gelişmiş olduğunu bilmiyorum. fakat mekke'ye "ticaret yollarının merkezi" denirken burda kastedilenin islam öncesi dönemdeki mekke olduğunu nerden biliyorsunuz? bilmiyorsunuz. demek ki bu eleştiri, petra iddiasını desteklemez. kaldı ki mekke eskiden küçük bir köydü. diğer köyler gibi. bundan dolayı bahsedilmemesi gayet normal.
2: petra'da da uzza-lat putları var.
cevap: off ne büyük bir kanıt bu böyle! eğer bu putlar petra'da da varsa, kesin kur'an, petra'da indirilmiştir(!) peki bu putların mekke ve petra dışında diğer arabistan bölgelerinde de saygı görmediği, bu putlara petra ve mekke dışında diğer arabistan bölgelerinde de tapılmadığı ne malum? ki bu tip putlara milattan önceden beri tapıldığını gösteren bulgular var.. ki mesela uzza'ya tapılmasına havran'da, sina'da falan da rastlanmış. yani bu tip putlara sadece petra ya da mekke halkı tapmıyordu.
3: hz. muhammed mekke'yi almak istemiyor mu? haritaya bakınca, hz. muhammed'in fetihleri hep mekke'nin çok uzaklarına doğru yapılıyor. neden? örneğin tebük. mekke'nin çok uzağında duruyor.
cevap: ilk önce şunu sormak gerekiyor, "hz. muhammed, en başından beri mekke'yi fethetmek istiyor" fikri nerden çıkarıldı? ya da hz. muhammed'in tebük seferini tebük'ü fethetmek amacıyla yapmış olduğu nerden çıkarıldı? bildiğin, zorlama olarak hz. muhammed petra'da yaşadı, petra'yı fethetmek istedi diye zorlama bir algı oyunu oynanıyor.
şimdi, birçok seferi inceledim ve google earth sayesinde bu seferlerde gidilen bölgelerin petra'ya ve mekke'ye ne kadar yakın olup-olmadıklarına baktım. düzenlediğim haritadaki bölgeler, onlarca savaşta gidilen yerlerdir.
19 nisan 2021: evet üstteki haritada, islami seferlerde gidilen bölgelerin sadece 3 tanesinin (zorlarsak 4 tanesinin) petra'ya yakın olduğu görülüyor. diğer bölgeler, hep mekke ve medine üzerine yoğunlaşmış.
ki başka bölgelere de gidilmiştir, tüm bölgelerin uzaktan resmi,
evet görüldüğü gibi.. yani islam ordusunun sürekli ürdün, petra kısımlarında yoğunlaştıkları iddiası da bir palavradır. çoğu zaman, mekke-medine yakınlarına yoğunlaşmışlardır.
profesör david a. king'in petra konusunaki çok değerli bir yazısı.
selametle...
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
aniden bağırma isteği.
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
şimdi türkiye'de olanı da var, olmayanı da. türkiye'de olmayıp da bizi ilgilendiren olaylar da var elbet. bir de hangi dönemleri kastediyoruz? 2002-2020 arası zaten sayılamayacak kadar çok. 2003 ırak'ta askerimizin başına geçirilen çuval olayı mı çok mühim yoksa suriye'de şubat 2020'de şehit olan 33 (resmi) kahraman askerimizin olayı mı? bir yas bile ilân edilmeyen bu mu daha önemliydi bizim için yoksa kral'ın ölümü için yas ilan ettiğimiz, ağıt yaktığımız olay mı? neleri unutmadık ki? unutulamayan diye bir başlık olur mu hiç? unutulan, unutturulan diye bir başlık açılmalı ki unuttuğumuz tüm olayları hatırlayalım. hatırlayalım ki bir daha da asla unutmayalım.
devamını gör...
preiser hastalığı
skafoid(scaphoideum) kemiğin avasküler nekrozuna verilen addır.
devamını gör...
flynn etkisi
james flynn'e ait olan, toplumsal zekâ seviyesinin belirli bir döneme kadar gittikçe yükseldiğini daha sonra düşüşe geçtiğini söyleyen teori.
flynn, yaptığı araştırmalarda şunu görmüş: geçmişten bu yana her yeni kuşak için hazırlanan iq testleri, bir önceki kuşağınkilere göre biraz daha zorlaştırılırsa görülür ki, her yeni kuşak bir öncekinden daha zekidir. bu nedenle eski toplumlarda üstün zekâlı olarak görülen kişiler, günümüzde orta zekâlı kabul edilebilir.
bu etkinin ortaya çıkma nedeni olarak, büyük ve dünya çapındaki savaşlar döneminin yavaş yavaş bitmesi, beslenme ve sağlık koşullarının eskiye kıyasla iyileşmesi sayılabilir. bilgi çağının ve bilgiye erişim kolaylığının gittikçe artmasının etkisi de büyük tabi ki.
ancaaaak...
1975'e kadar geçerli olan bu durumun, o yıldan sonra tersine dönmeye başladığı görülmüş. toplumsal zekâ seviyesinin bu tarihten itibaren düşüşe geçmesinin nedeni olarak da, sağlıksız beslenmenin artışı, teknoloji bağımlılığı gibi bazı durumlar kabul görmüş. bu sonuca da negatif flynn etkisi adı verilmiş.
flynn, yaptığı araştırmalarda şunu görmüş: geçmişten bu yana her yeni kuşak için hazırlanan iq testleri, bir önceki kuşağınkilere göre biraz daha zorlaştırılırsa görülür ki, her yeni kuşak bir öncekinden daha zekidir. bu nedenle eski toplumlarda üstün zekâlı olarak görülen kişiler, günümüzde orta zekâlı kabul edilebilir.
bu etkinin ortaya çıkma nedeni olarak, büyük ve dünya çapındaki savaşlar döneminin yavaş yavaş bitmesi, beslenme ve sağlık koşullarının eskiye kıyasla iyileşmesi sayılabilir. bilgi çağının ve bilgiye erişim kolaylığının gittikçe artmasının etkisi de büyük tabi ki.
ancaaaak...
1975'e kadar geçerli olan bu durumun, o yıldan sonra tersine dönmeye başladığı görülmüş. toplumsal zekâ seviyesinin bu tarihten itibaren düşüşe geçmesinin nedeni olarak da, sağlıksız beslenmenin artışı, teknoloji bağımlılığı gibi bazı durumlar kabul görmüş. bu sonuca da negatif flynn etkisi adı verilmiş.
devamını gör...
z kuşağı dili ve edebiyatı
en önemlisi unutulmuş:
napim diyip lafı koymak**.
napim diyip lafı koymak**.
devamını gör...
distopik
cesur yeni dünya, 1984, fahrenheit 451, otomatik piyano, hayatta kalma güncesi, otomatik portakal ve 'uyandığında' kitapları distopik kitaplara verilecek en güzel örneklerdir.
devamını gör...