xinhua ajansının haberine göre,çin ulusal nükleer kurumu (ccnc), çin'in en büyük ve gelişmiş nükleer füzyon deneysel araştırma cihazı hl_2m tokamak'ın, hidrojen ve ağır hidrojen gazlarını kullanarak güneş'te meydana gelen doğal tepkimelerin benzerlerini elde etmek için tasarladığını açıkladı.
bilim insanlarının güçlü bir temiz enerji kaynağının kilidini açma potansiyeline sahip olduğunu ümit ettiği hl-2m tokamak'ın başarıyla çalıştırıldığı belirtildi.buradan
devamını gör...

bir gün aşık oldum, sonra da üzüldüm
o daha çocuktu, ben ondan da toydum
ağustos ayıydık, üstümüze iyilik sağlık
sonra o öldü, ben kendime büyüdüm
geçen gün rastladım bana, koca bi aynada
bi baktım eski ben, sarhoş ve kafa bi dünya
sordum kendime hatırladım mı o kızı diye
sadece fısıldadım bana, adı ağustostu ya?
devamını gör...

(bkz: bakire olmayan kızla evlenilir mi sorunsalı) başlığından sonra açmayı hak gördüğüm başlıktır.
devamını gör...

gunlerdir debeleniyorum, cikamiyorum isin icinden.

bu isler gucler bu kadar zor olmamaliydi, risk almaktan bu kadar korkmamaliydim, bu kadar garantici olmamaliydim, bu kadar netligi savunmamaliydim, orta yolcu bir p** olmak istedigim bir an daha yok.

halledemiyorum.

sac uclarimdan ayak parmaklarima kadar stres icindeyim, naparsam yapayim ustumden atamiyorum.
arkadaslarla konusmak, icki icmek, uyumak, tavanla bakismak ya da baska bir aktivite kar etmiyor.

hayat yasadiklarindan ibaret ve bu yasanilanlar hayatimin bir parcasi olsun istemiyorum.

yoruldum lan, valla yoruldum.
*
devamını gör...

annesi olduğum için demiyorum ama benim oğlum gerçekten çok yakışıklı *
devamını gör...

çocukken sıkça içine bir kaşık bal karıştırılmak suretiyle içilen içecek.
sonra neden şeker hastası oluyoruz...
devamını gör...

yazarların nickleriyle yaptıkları akrostişleri yazdığı başlıktır.
hele bismillah başlıyorum ben.

mutluluğu bulamadı yıllardır
elbet bir gün bulacaktır
hayat böyle son bulmaz ya
payına düşeni alacaktır
aşka düşerse bir gün yolu
rengarenk olacak hayatı
elbet bir gün..
devamını gör...

sıkça rastlanan eylem.

benim umurumda değil bir insan bana kadın mı demiş, bayan mı demiş... hepsinin kullanılabileceği yer var, kullanılamayacağı yer var. karı diye hitap eden orman kaçkınları var yahu ülkede! bayan onun yanında solda sıfır kalıyor.

beni de linçleyebilirsiniz hiç dert değil ama maalesef her zamanki gibi ülkece yanlış yeriyle uğraşıyoruz işin. değişmesi gereken şey kelimelerden önce zihniyetler. her gün kadın öldürülen ülkede herkes kadına kadın dese ne olur, demese ne?.. siz sanıyorsunuz ki bayan kelimesini bıraktıkları zaman zihniyetleri de değişecek. çok ama çok yanılıyorsunuz ne yazık ki. keşke bu kadar kolay olsaydı bu iş, o zaman hepinizden önce ben savunurdum bu muhabbeti. koskoca bir eğitim, gelenek görenek problemini öyle bir kelimeyi zorla söyleterek değiştiremeyiz. sorun çok daha derin.

bu biraz şeye benziyor; hani "beni bilmem kimle aldatıyormuşsun." dediğiniz kişinin, esas problemi kenara bırakıp "kimden öğrendin?" ya da "sen benim telefonumu mu karıştırdın?" diye sormasına...

neyse, ne desek bir şey değişmeyecek belli ki. bu ülke ne zaman ki şekilleri, etiketleri bırakıp öz ile ilgilenir, o zaman belki bir şeyler değişir. şimdilik ufukta bir değişim görünmüyor.
devamını gör...

bir sirk geçiyor- patrick modiano

"istediğiniz kadar tekrar tekrar okuyun, bilinmeyenden kurtulamazsınız."
devamını gör...

“az” derken? sayı verin yahu! ona göre kaliteli miyiz, kalitesiz mi, bilek! bana göre takipçim çok çünkü. size göresini bilmek hakkım! bakalım neyim?

insanlara kaliteli, kalitesiz denmesi de hoş bir şey değil. mal’ın kalitelisi/kalitesizi olur, insanın değil. bana göre insana kullanılabilecek bir sıfat değil.
devamını gör...

bilinen en rezalet kargo firması olabilir.
aras'da var tabi ki, ama yurt içi başka bir boyut.
kargoyu sektire sektire getirseler yüzümde mimik oynamaz, şaşırmam.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
son edittir: özel mesajın ifşası üzerine kaldırılmış bir tanıma cevap olarak. sırf gözüm açık gitmeyeyim diye ha. bu mesajı paylaştınız ya şimdi siz, biz de sizin masumiyetinize inanacağız ama bir pürüz var. bu mesajın ne üzerine atıldığını anlatmamışsınız. olmuyor öyle tek taraflı. hani o gece, bir nickaltı girmiştiniz bu yazara. aynı çirkin üslupsuzlukla. size sadece mecazî bir teşekkürle cevap verebileceği, daha fazlasını hak ediyor olsanız da kendini bozmayacağı bir cevap vermiş yazar. ince, ama... attığınız irili ufaklı bir taşın kimde hangi yaraya denk geleceğini bilemezsiniz. ki ben biliyorum olayın iç yüzü falan...

okumak ve yazmanın en temel eylem olduğu bir sözlük ortamında "okumaya durumu olmayanlar" için peşin edit: ben gidiyorum.

siz "hah biri daha başladı ağlamaya, bıdı bıdı bıdı tantana. hep şov be bunlar" yazarken ben çok uzaklarda olacağım. yoksa siz bunu okurken ben çok uzaklarda olacağım mıydı o? yok yok böylesi daha uygun. çünkü bu kirli dimağların seslerinden çok sıkıldığım için gidiyorum zaten; duymamak için.

burada galiba sadece yazarların mesleği başlığına yazmadım öğretmen olduğumu. ama bilen bilir artık. sıkıntılı çocuklar geçti önümden, yanımdan; kayıp gittiler hatta ellerimden. velileri vardı, daha sıkıntılıydı onlar hatta. sözlü olanı geçtim, fiziki şiddete bile maruz kaldım bu kelimenin tam anlamıyla kötü insanların elinden. kaldık, öğretmenlerce. veli tarafından bıçaklanan arkadaşımdan bahsetmeyeceğim bile. çünkü hevesim kalmadı. yazsam ne olacak ki diyorum, meydanda dolaşanlar o çocukların büyümüş hali ve velileri değil mi? kime ne anlatacağım ben? çünkü son zamanlarda sözlüğün kaos seviciliği, birine sataşmaktan zevk alan yazarların özgürlük diye pohpohlanması bana o velileri hatırlatıyor.

bir zorbalık meselesi vardı, hatırlarsınız. birkaç yazar sadece yapabildiği için ve canı istediği için gerçekte hiç tanımadığı insanlara hem tanımlarla hem özel mesajlarla saldırıp onlarla açıkça alay ediyor, haysiyet kırıcı şeyler söyleyebiliyor. o birkaçı var ki rastgele bir çocuğu aralarına almış birbirlerine iterek dövüyor ve eğleniyor. o çocukların adı değişiyor ama bu korkunç eğlencenin failleri ve onları destekleyerek seyredenler değişmiyor. ama benim için bunun şahitliği, gücümün yettiğinden daha fazla sabır isteyen bir şey. zaten dert dediğin fazla fazla yok mu? derdim bana yetmez mi? bir de burada ne işim var benim, olanları görüp kanım çekilecekse?

yine de bu meseleyi her mahallede olan birkaç kopuğun işidir, mahalleli de barındırmaz zaten diye düşündüm başta. ama baktım ki mahallelinin neredeyse yarısı bunlardan yanaymış meğer. çünkü mahalleli eleştiri ve alayın ayrımını yapamıyormuş.

aslında birisi "ne saygısı lisede miyiz? internet burası ya takmayın bu kadar" dedikten sonra netleşti kararım. gördüm ki saygıyı lise sırasının altında unutulan çanta gibi, hatta zararlı bir alışkanlıkmış gibi algılayanlar varmış. benim burada ne işim var?

bu kadar takmayın internet sitesi altı üstü diyenleri de çok gördüm. ister internet alemi ister gerçek hayat olsun ben daima ortada dayak yiyen çocuktan yanayım arkadaş! takmayın bu kadar dediğiniz insanların, yüz buldukça gerçek hayatta kime neler yapabilecek potansiyelde olduğunu hiç mi düşünmüyorsunuz?

"ya bakmayın öyle insanlar değiller aslında iyi çocuklar. ne varsa dillerinde"
burada millete sırf zevk için nefret kusan birinin dışarıda insanlara gül dağıttını mı düşünüyorsunuz gerçekten? bir sebeple sempatik bulduysanız, "aslında iyi çocuk" diye görmekte ısrar ediyorsunuzdur sadece. ya da bana da bulaşmasın diye kendinizi korumaya çalışıyorsunuz. çok sürmez.

sözlük içinde sadece cinsel içerikli tanımlarla ve şakalarla var olan insanlara da sempati duyan vardır. var edebilirsiniz onları. hah, bak tam yeri geldi. "onlar diye ötekileştiriyorsun, senin istediğin türden insanlar mı olacak burada sadece? asıl zorbalık bu. gruplaştırıyorsunuz milleti" diyebilirsiniz. fakat bana ne? isteyen yapsın memeli şakasını, okumam geçerim. isteyen okur, eğlenir. ayrıca kadın ve erkek için cinsiyet belirleyicisi olan her organ ve konular için bilgilendirme amaçlı tanım yapılabilir, konuşulabilir. misal memenin, vajinanın, penisin yapısı, olası hastalıkları vs gibi konularda konuşmakta bir beis olabilir mi? aksine bizimki gibi kapalı toplumlarda ertafından öğrenemez insanlar bu tür şeyleri. bir merakı ve hatta derdi varsa tanımı okur, merakını giderir ya da belki bir derdi için yönlendirilmiş olur. sözlük bilinmeyeni bildirmek için amatör çabalar bütünüdür sonuçta. bunlar da tanımlanır, okunur. ama buradaki amaç o mu? burada olan, "küfürsüz" sözlüğün açığını bulanların belaltı saltanatı.

belki tesadüfen, belki planlı şekilde bir araya geldiği kadınların fotoğraflarını çekip anın fotoğrafı başlığında paylaşan birinden bahsediyorum. ara sıra kulağı çekilse de sırtını sıvazlayanı çok olan bir kullanıcı. yok be, öyle fotoğraflar değil. ama herkesin anonim olduğu yerde kendini gizlemek isteyip istemeyeceğini bilmediğimiz bir kadının alelade bir fotoğrafı bile olsa bu yanlıştır. ifşadır. ve sınır tanımazlıktır. bunu yapan kişilerin sizinle ilgili de herhangi bir girişiminin olmayacağını garanti edemezsiniz. çünkü "onlar" "burası sanal alem. burada her şey mübah" diye düşünüyorlar.

hadi onu da geçtim. daha da mühimi var.ne demek efendim sözlükteki bütün kadın yazarların nickaltına, mesaj kutularına musallat olmak? evli barklı, çoluk çocuk sahibi bir kadına, hele ki senin kulvarında olmayan, senin esprilerine içinden bile gülmeyecek birine gecenin saat 1'inde mucuk mucuk diye mesaj atamazsın! bu eğlence değildir! bu özgürlük değildir! ciddiye alınmayacak bir şey de değildir! bu kişiye popülaritesi yüzünden göz yumulması kalmak için iğrendirici, gitmek için itici bir güçtür. çok da tın değil mi?

ponçiksavarlar zaferlerini gururla sunar! ama ben hiç de ponçik biri değilimdir. hatta gerçek hayatta ilk görüşte sevilmeyen soğuk, gudubet biriyimdir. zaten buradaki derdim de ponçik olmak değil, ortada dayak yiyen çocuklara bu eziyeti yapmaktan ve dahi bunu izlemekten zevk alan kalabalığın arasından ayrılmak. denedim çünkü durdurmayı. bir şey yapmıyor kimse. insan olana da bu dert yeter zaten.

"ne bu tantana be? madem rahatsızsın engelle başlıkları ve yazarları geç!" değil mi? şimdiye kadar hiç kimseyi engelleme ihtiyacı duymadım çünkü onlar da en az benim kadar var dedim. onlar da çeşittir, kendi hallerince yazarlar dedim. ama şimdi ben onları engellesem de o "kafa" yapısının farklı isimlerle var olduğunu bilmeye devam edeceğim. giden geri dönmedi mi? hem, tek bir hesaplarının olduğundan emin miyiz? zorbayı susturabilirsin. ama zorbalık prim yaptığı sürece, prim yaptığı yerlerde bir irin gibi var olmaya devam eder. er geç yine ağrıtır.

ez cümle, artık bana zul olmaya başlayan bu yerden gidiyorum. şöyle katkı sağladım, şu kadar yazı yazdım derdinde hiç değilim. kişisel bilgi içeren yazılarımın çoğunu imha ettim. geri kalan bilgi tanımlarına* dokunmadım. çünkü hâlâ bu mahallede iyi insanların olduğunu, bir iki şey okuyayım derdinde olan insanların olduğunu biliyorum.**savaşta ölen askerin yeri boş kalmaz. daha gelen yeni üyeler de olacaktır, belki onlar okur faydalanır.

şunu da söylemeden geçemem. ponçikler, minnoşlar diye hayali bir grubu karşısına alıp boşluğa yumruk sallayan, onlar gitmeden ben de gitmeyeceğim diyen ve kendi genişliklerince bir goygoy sözlüğü yontmayı hayal eden kullanıcılar mı ötekileştiriyor, sözlük sözlüğe daha çok benzesin diyenler mi?
cevabını bir gün anlayacaksınız.

eyyorlamam bu kadar.*
iyi bakın kendinize. şu alemde ne kadar iyi olunabilirse.


*
devamını gör...

kurtlarını dökmek için birebirdir.tak kulaklığı murrraaa..bir o yandan bir bu yandan..
bir elimde cımbız bir elimde ayna umrumda mı dünya modunda...
devamını gör...

kuzenimle aramızda tam 3 yaş var, aynı gün ve ay doğumluğuz. annem dayımlarla beraber bir yere gitmişti, ona pastalar alınmış, kutlanmış. ben de bekliyorum ki biri doğum günümü kutlasın. gece 12 de geldi eve hala bişi yok. çok ağlamıştım, bir de zaten hiç bir doğum günüm istediğim gibi geçmedi, hep bi unutulmuşluk hep bi varla yok arası bişi.
devamını gör...

sarımsak ve zeytinyağı ile soslanmış ekmeklerin kızartılıp servis edilen halidir. kekik ve nane ilede farklı tatlar elde etmek mümkündür. genelde fast-food tarzı yerlerde bulunur, atıştırmalık olarak sipariş edilebilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kaynak
devamını gör...

aşk çölü- 1954 yılında basılmış. ve ilk baskı benim elimde. sahafta buldum. ve manevi deĝeri hiçbir şeyle ölçülemez. tekrar basılmış hali değil, o gün yani 67 yıl önce basılan háli ellerimde.
ve nazım hikmet - kuvayı milliye. o da ilk baskılardan olmalı.
yılmaz güney' in endişe adlı kitabı var bi de 1974 yazıyor içinde. ve kitap imzalı.. .söyleyeceklerim bu kadar .
devamını gör...

sade türk kahvesi ve sade soda
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
starbucks a giderken çektim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

osmanlı devletinin son dönemi ve cumhuriyetin ilk 11 yılında kullanılmış olan, "üsteğmen" rütbesine karşılık gelen askeri bir rütbe.
26 kasım 1934 tarihin'de "lakap ve ünvanların kaldırılması" kanunu'nun 3. maddesi gereğince iptal edilmiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim