akp istanbul milletvekili ahmet hamdi çamlı (yeliz), türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu mustafa kemal atatürk, vefatının 83. yıl dönümüde yaptığı paylaşımda, anıtkabir'de mescid olması gerektiğini savundu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yelizzz bir susar mısın?
devamını gör...

günaydın sözlük…

ama öyle, dünyanın en iyi ticari fikrini bulmuş gibi koştura koştura yanınıza gelip “çok para kırıcaz bilader, çok para kırıcaz” nidalarıyla, sizi onulmaz iflaslara sürükleyeceği çok açık bacanak gazı ile, coin piyasasına girmişsiniz de, ertesi gün uyanıp, borsa ekranını açtığınızda süleyman çakır’ın kumarhanesi gibi kıpkırmızı bir ekranla karşılaşmışsınız gibi bir günaydın değil elbette…

güzel bir yaz akşamı, çalan kapı zili ardından, kapıyı açtığınızda, elinde siyah poşette rakısı, koltuğunun altında kocaman bir karpuzla karşınızda dikilen bacanakla karşılaşmışsınız gibi sürprizli bir günaydın…

milenyumlu bir günaydın değil, 90’larlı bir günaydın…
devamını gör...

belirli bir mecrada, kişisel görüşlerini veya bireysel bilgi/birikimlerini paylaşabilme olanağı bulan yazarların, bu mecrayı özellerinde sahiplenmesi durumudur.
devamını gör...

bu başlığı görünce kendimi bir an evlilik programında hissettim. yazarların takibi benim karma puanıma yetmez. taliplerimi ona göre bekliyorum. sizin karma puanınız benim ihtiyaçlarımı karşılamaya yetecek mi?
devamını gör...

tek bir isteğim var. bir gün uçurulursam da önceden söyleyin lütfen 5 dk süre falan verin. azrail bile hemen almıyo canımızı bekliyo biraz.
devamını gör...

ekşi sözlük'te takılırken başıma gelen durumdu. gündem'e baktığımda ve yazılan entry'leri okuduğumda içim huzursuzlukla doluyordu. beni rahatsız eden kötü olaylar değil de, insanların tepkileri ve kendilerini ifade ediş biçimleriydi. en çok favorilenen entry'ler nefret söylemleriydi, gerçekten kafa yormamız gereken felaketler hakkında yazıp çizen pek yoktu. zaten depresif bir insanım, bir de bunları gördükçe içimi yapış yapış bir umutsuzluk duygusu kaplıyordu. yaşama tutunsam ne olacak diyordum kendi kendime, çevremde böyle insanlar olacaksa hayat yaşanmaya değmez. ama kafa sözlük bir şeyleri değiştirdi bende. burada çok değerli yazarlar tanıdım, bilgili ve kültürlü insanlar, kalpleri hassas insanlar... artık hayat her şeye rağmen yaşanmaya değer, hâlâ güzel insanlar var, diye düşünüyorum. burada yazan herkese teşekkür ederim o nedenle, içimdeki umut duygusunu yeşerttiniz.
devamını gör...

ikinci sezonu gelmeden önce geçen sene izlediğim birinci sezonu tekrar gözden geçirip biraz hatırladığım dizi.
ilk sezon hakkında genel yorumum;çıtır çerezlik bir şey arıyorsanız gideceği yönünde.kesinlikle çok kaliteli;size hayatın sırlarını açacak bir dizi değil ama eğer gizem tarzı dizilerden hoşlanıyorsanız şans verebilirsiniz.ben gizem barındıran dizilerden çok keyif aldığım için bunu da sevdiğimi söyleyebilirim.tabi gizem kısmı ne kadar sağlam;orası tartışılır.eğer çok fazla benzer dizi izlemişseniz gizemi ilk bölümlerde bile çözebilirsiniz.yine de oldukça akıcı,yoklukta rahat gidecek bir dizi.kafanızı dağıtmaya,biraz merak ettirmeye yeter.
bunun dışında;dizide pek çok lise klişesi mevcut.ama bu kliseleri işleyiş şeklini begendim,zorbalığı gerekli ciddiyette işlemişler.ama amerikan tarzı olması biraz sıkicı olmuş,her dizide aynı lise ortamını görnek baydı.
aşk üçgenini işleyiş bakımından ise ne çok iyi ne çok kötü olduğunu söyleyebilirim.ama biraz zayıf kalmış,oradan daha çok gerilim ve duygu katabilirlermiş işin içine.

raul dizide en ilgimi çeken karakter oldu.sıkıcı bir tip değil,kendini rahatlıkla izletiyor.para ile kendini kabul ettirmesi,arkadaşlarının parası için onunla arkadaşlık kurduğunu duyması derken karakter derinliği de katmaya çalışmışlar gibi geldi ama biraz yarım olmuş.sofia'dan esinlenerek hacker olması güzel bir fikir ama burada şöyle bir sorun var:bu çocuk ne ara bu kıza aşık oldu?ilk sahnelerde hiç ilgilenmediğini görüyoruz,hatta küçümsediğini.sonra sırf sofia böyle bir fikir ortaya attı diye mi kıza deli divane aşık oluyor,onun için tüm bunları yapacak kadar?oldukça seyir zevki veren bir karakter olsa da bu kısım bende hiç oturmadı.geçmiste olduğumuz bölümde yavaş yavaş hacker sürecini ve motivasyonunu görmek oldukça güzel bir fikirmiş ama dediğim gibi bende motivasyonu tam oturmadı çünkü kıza nasıl o derece aşık olduğunun bir karşılığı yok.esasında hacker olma olayını sofia için değil de,kendi için yaptığını düşünüyorum; belki de sofia'ya da sadece kendisiyle aynı hissettiği için aşık olmuş gibi geliyor ama bunun altını umarım ikinci sezonda iyice doldurup açabilirler.


edit:ikinci sezonuna biraz göz gezdirdim,pek hoşuma gitmedi.bir kere intikamcı için tahmin ettiğim,"bir tek bu yapar herhalde,"dediğim kişi çıktı ki normalde bu tahmin oyunlarında iyi değilimdir.tahmini iyi olmayan ben bile tahmin edebiliyorsam çoğunluk tahmin edebilir bence.intikamcı ana hikayeye bir katkısi olan bir karakter de değil üstelik,bence zayıf bir tercih olmuş.ilk sezonda ilgimi çeken raul da bu sezon pek hoşuma gitmedi,sıkicı bir karakter olmuş çıkmış.genel olarak çok karışık,bir sürü olayın olduğu ama hicbirinin pek de umrunuzda olmadiğı,üstelik zaman zaman kendini tekrarlayan,ilk sezonuyla benzerlikler gösteren bir sezon olmuş.sonu da oldukça klise bir şekilde bitti
.açıkçası ben beğenmedim,sezonun tamamını izlemeyi düşünmüyorum.
devamını gör...

an itibariyle benim de dahil olduğum grup.
devamını gör...

çok güzel tesadüfler olur bazen. hiç ummadığınız anda yolunuz birileri ile kesişir. bu bazen metro beklerken tanıştığınız biri bazen sahilde yürürken bazen de orda burda tanıştığınız biri olabilir. kesişen bu yolda bir şey katarsınız hayatınıza. belki ona bir faydanız olur belki onun size. birilerine dokunabilmek birilerinin sizin hayatınıza dokunabilmesi ve bu güzel kesişmelerin bana göre bir tesadüf olmaması...
devamını gör...

1) kronik burun tıkanıklığı
2) bel fıtığı
3) akp
devamını gör...

teşekkürler..
devamını gör...

arog, filminde cem yılmaz'ın söylediği söz.
devamını gör...

üniversite de kampüsün çimlerinde kızların dikkatini çekmeye çalışan uzun saçlı genç komünist eylemidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
eşşek kadar oldular, hala anne beni ayağında salla modundalar
devamını gör...

209 tanım girilen ve az bilinen görgü kurallarından bahseden başlıktır. hani az biliniyordu ulan diye düşünmenize sebep olur.
devamını gör...

ironi sevdalısı biri olarak her gördüğümde kahkaha attıran internet memeidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en sevdiğim renk bahtımın karası..
devamını gör...

yaşım kemale erdi, tek ayak çukura girdi gözler toprağa bakıyor ama hala korkarım karanlıktan.
kucuk yaşta bilinçsiz aile bireylerinin mahalle abilerinin anlattığı hikayelerden olsa gerek.
devamını gör...

john lennon duvarı prag


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güzel hikayedir, hoş hikayedir, göndermeleri ile insana takla attırır. armysuzy 'nin söylediği gibi yazıldığı dönem özelinde değerlendirilmesi gerekir zira göndermeler o noktada cidden önem arz eder. dönem özelinde mevzuya bakarsanız, bilimin yavaş yavaş yükselişe geçtiğini görüyorsunuz bu dönemde. din ve kilise olgusu yavaş yavaş bilim karşısında gücünü yitirmeye başlıyor. tam bu noktada zacharius usta gibi bir karakterle verne bilimin yükselişine işaret ediyor ama bunu yaparken de önemli bir şerh düşüyor; söz konusu yükselişin içinde nelerin olmaması gerektiğine de net bir şekilde vurgu yapıyor. kibir dediğimiz terane hristiyan inancına göre yedi ölümcül günahtan birisi ve cehennem kapılarını aralamakta pek mahir bir unsur. yani ihale yine şeytana kalıyor anlayacağınız ama hep öyle olmuyor mu? * işte verne'de oraya vurgu yapıyor ve şu sözleriyle hikayesini özetliyor; "kibir, iyilik için yaratılmış bir meleği yok etti!" tabi burada şeytana da çok yüklenmemek lazım, garibim ciddi anlamda sukutuhayale uğruyor. baba sevgisinden mahrum kalıyor falan, onun durumu da üzücü yani empati kurunca *

hikayedeki hizmetçi scholastique'de aslında enteresan bir gönderme. yani baltayı çift taraflı bilemiş verne. kibri ne bilim taşır ne de sırat köprüsü. duman olursunuz vallahi der gibi duruyor. insanolunbiraz 'ın söylediği ip cambazlığı tabirine şöyle bir gönderme yapayım. o kilo ile cambaz olunmaz arkadaş! * aslında o dönem zarfında yaşanan açmaz gayet güzel ortaya konmuş. ha bu arada iş bankası yayınlarından şaşmayın derim. yoksa diğerlerinde şaşkın bakkal misali veresiye defteri okur gibi ortada kalırsınız, o güzelim metaforlar duman olur benden söylemesi*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim