alan turing
bana yazacak bir şey bırakmamışsınız ...
bizde turing testinden bahsedelim madem öyle.
bu teste göre, bir insan, bir makine ve bir sorgucu birbirleriyle telefon gibi bir şeyle iletişim kurarak, birbirlerini görmeden konuşacaktır.
bu sorgucunun sorularına verilen yanıtlardan, hangisinin makine, hangisinin insan olduğunu anlayabilecek misiniz?
şu anda siri hayatımızın bir parçası.
ne var ki bunda tabiki anlaşılamayabilir diyebilirsiniz.
ancak 1950 lerde yayınlandı arkadaşlar bu makale, ve makinenin insan zekası sergileyebileceğine dair tezler savunuldu.
2014'te rus bir bilgisayar programı, sorgucuların %30 undan fazlasını 13 yaşında bir erkek çocuğu olduğuna ikna etmiştir.
son olarak turing'in 1950 yıllarında ettiği bir sözle bitirelim madem:
''inanıyorum ki, bu yüzyılın sonunda, makinelerin düşünebildiğinden bahsedilebilecek.''
bizde turing testinden bahsedelim madem öyle.
bu teste göre, bir insan, bir makine ve bir sorgucu birbirleriyle telefon gibi bir şeyle iletişim kurarak, birbirlerini görmeden konuşacaktır.
bu sorgucunun sorularına verilen yanıtlardan, hangisinin makine, hangisinin insan olduğunu anlayabilecek misiniz?
şu anda siri hayatımızın bir parçası.
ne var ki bunda tabiki anlaşılamayabilir diyebilirsiniz.
ancak 1950 lerde yayınlandı arkadaşlar bu makale, ve makinenin insan zekası sergileyebileceğine dair tezler savunuldu.
2014'te rus bir bilgisayar programı, sorgucuların %30 undan fazlasını 13 yaşında bir erkek çocuğu olduğuna ikna etmiştir.
son olarak turing'in 1950 yıllarında ettiği bir sözle bitirelim madem:
''inanıyorum ki, bu yüzyılın sonunda, makinelerin düşünebildiğinden bahsedilebilecek.''
devamını gör...
beypazarı kurusu
içinde tereyağı bulunduruyor. bu sebepten bazı bünyeler için midede sorun yaratabiliyor, ağır kaçabiliyor.
devamını gör...
sözlükte güzel kız olmaması
ne güzel kadın var ne de erkek. burası sözlük. burada toplumun nispeten* daha aklı başında bireyleri var. biz köşeye atılmış patatesler olarak bir şey anlatma ihtiyacıyla buraya toplanmışız. işimiz görsellik değil ki abicim/ablacım. beğeneceksen tanımlarımı beğen.
devamını gör...
13 mayıs 2021 normal sözlük bayramlaşması
bayram mesajı terörünü hatırlatan başlık. (buraya ileride mani gelecek)
iyi bayramlar.
iyi bayramlar.
devamını gör...
hayvan hakları yasası
change.org'un başlattığı hayvan hakları yasası kampanyasına imza verir misiniz? belki bir şeyler değişir.
chng.it/rQZK8rVFbj
chng.it/rQZK8rVFbj
devamını gör...
la grande famille

"to be a surrealist means barring from your mind all remembrance of what you have seen, and being always on the lookout for what has never been."
sürrealist olmak, gördüklerinin tüm anılarını zihninden uzaklaştırmak ve hiç olmamış olanı aramaktır.
rene magritte
en sevdiğim tablolarda ilk 10'a rahatlıkla girebilecek olan bu tablo rene magritte tarafından 1963 yılında yapılmıştır.
bu tabloyu tabii ki sadece ben değil epey bir sanatsever çok seviyor. peki neden?
resmin başlığından başlayalım. la grande famille yani büyük aile olarak isimlendirmiş ressam fakat resme baktığımızda aileye dair hiçbir şey görmüyoruz. konu magritte olduğu için tabii ki bu şaşırtmıyor. fakat resimdeki imgeleri tek tek incelediğimizde sebebini anlayabiliriz.
arka plan olarak kasvetli bir gökyüzü yaratılmış. karanlık bulutlar fırtına habercisi gibi. ufuktaki pembelik ise küçük bir umut ışığı mı yoksa kötü bir şeyin habercisi mi diye düşündürür bakanları. hemen altındaki dalgalı deniz de bu kasvete büyük bir katkı yapıyor. tüm bu bunaltıcı tasvirler bir ailenin yaşadığı zor zamanları, kavgaları ve anlaşmazlıkları temsil eder diyebiliriz.
aynı zamanda resmin tam ortasında tüm dikkatleri üzerine çeken, ışıl ışıl, umut dolu bir kuş figürü görüyoruz. bu kuş adeta bir pencere gibi, bahar mevsiminden mutluluk uyandırıcı bir gökyüzünü bize gösteriyor. bembeyaz bulutlar, masmavi gökyüzü bir ailenin yaşadığı mutlu anları, sevinçleri, iyi anıları, birlik ve beraberliği hatırlatıyor.
her ne kadar ilk bakışta bir aileye dair hiçbir şeyi anımsatmıyan bir resim gibi görünse de detayları incelediğimizde magritte'in aile kavramını ustaca ve sürrealizmin doğasına uygun bir şekilde resmettiğini görüyoruz.
devamını gör...
daddy (yazar)
seri (+) oy ile tanınan yazarımız. son zamanlarda bilgi dolu tanımların dışında biraz trolümsü tanımlarıyla da dikkat çekmeye başlamıştır.
takipteyiz efenim.*
takipteyiz efenim.*
devamını gör...
misafirliğe gidilen evde hizmet etmek
o evde nedense rahat etmemi sağlayan durumdur. yardım etmesem çok kasılır ve rahatsız olurum.
bunu hizmet olarak değil yardım olarak görürüm zaten.
bunu hizmet olarak değil yardım olarak görürüm zaten.
devamını gör...
düşün ki kedin bunu okuyor
her ne kadar kaprisli bir şımarık olsan da seni çok seviyorum oğlum. iyi ki hayatımdasın, iyi ki birbirimizi seçtik.
devamını gör...
oscar wilde
özelliği anlatımındadır.ele aldığı her konunun gerçek görünüşünün yanında yerilecek,iğnelenecek yerlerini bulmakta ustadır.
devamını gör...
yazarların kişisel çöküşünün başladığı yıl
14 eylül 2017. saat 10.15...
bu noktada tam olarak çökmüşüm aslında. çöktüğümü 11 civarı öğrendim. kişisel çöküşümle birlikte dünyamın yarısının da çöktüğünü bir yoğun bakım ünitesinin kırılmaz cam kapılarını tekmeleyip sinir krizi geçirirken öğrendim.
bu noktada tam olarak çökmüşüm aslında. çöktüğümü 11 civarı öğrendim. kişisel çöküşümle birlikte dünyamın yarısının da çöktüğünü bir yoğun bakım ünitesinin kırılmaz cam kapılarını tekmeleyip sinir krizi geçirirken öğrendim.
devamını gör...
spontane radyo yayını
(bkz: ah ulan)
konu neydi radyo yayınından sonra tutkuyla takip ettiğim yayın bitti mi şimdi? ara verdik demeyin, yemem. ara verilen ilişkiler bitmeye mahkumdu, her bakarız diye cevaplanan sorular kadar. bitmesin isterim ama elden de bir şey gelmiyor. yolunuz daim olsun, karşılaşırız elbet bir dönemeçte yeniden.
neyse gelmişken bir şarkı bırakayım cenku balıma *
konu neydi radyo yayınından sonra tutkuyla takip ettiğim yayın bitti mi şimdi? ara verdik demeyin, yemem. ara verilen ilişkiler bitmeye mahkumdu, her bakarız diye cevaplanan sorular kadar. bitmesin isterim ama elden de bir şey gelmiyor. yolunuz daim olsun, karşılaşırız elbet bir dönemeçte yeniden.
neyse gelmişken bir şarkı bırakayım cenku balıma *
devamını gör...
3 yıllık twitter esprisini komik bulup tanım olarak yazmak
iq seviyesinde deniz anası ile yarışmaktadır biraz kendini yorarsa eğer deniz anası zekasına ulaşabilecek zekaya sahip kişidir.
devamını gör...
arthur rimbaud
şiir eyleme uymaz. eylemin önünde yer alır. *
devamını gör...
kestane çizici
meslek.*
bu mesleği bizim evde babam icra ederdi.yine bir kestane akşamında tepsiyi önüne verdim 'haydi çiz.'
sonra bak dedi şöyle tutup böööyle keseceksin,al şimdi bunları yap.
aradan kaç yıl geçti hatırlamıyorum.artık bir meslek sahibiyim.*
bu mesleği bizim evde babam icra ederdi.yine bir kestane akşamında tepsiyi önüne verdim 'haydi çiz.'
sonra bak dedi şöyle tutup böööyle keseceksin,al şimdi bunları yap.
aradan kaç yıl geçti hatırlamıyorum.artık bir meslek sahibiyim.*
devamını gör...
küresel eşitsizlik
''en zengin 62 kişinin, dünyanın %50’sine tekabül eden 3,6 milyar insanla eşit mal varlığına sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz. en zengin 20 ülkenin geliri, en fakir 20 ülke gelirinin tam 46 katı daha fazla.'' bu adaletsizlik sizi rahatsız etti değil mi? eşitsizlik öyle bir hal almış ki, dünyadaki 5 yaşının altındaki çocuk ölümlerinin sayısının bile arasında uçurum kadar fark var. yaşam süresinden bahsetmiyorum bile.
2017 united nations publications verilerine göre, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin küresel ortalaması %3.9 iken, sadece somali'de ortalama %12.7, izlanda'da ise %0.21'dir. yüzdeler arasındaki eşitsizliğin elbette birçok nedeni var ve temelde sosyo-ekonomik faktörler yatıyor. çocuklar temiz suya ve yiyeceğe ulaşmakta güçlük çekiyor. hatta doğrusunu söyleyeyim mi? ulaşamayıp ölüyor! konaklamanın kaliteli olmamasından ve kızamık'tan bahsetmiyorum bile. evet, 21. yüzyılda hala kızamıktan ölen çocuklar var çünkü bu ülkeler tıpta gelişmemiş, dolayısıyla aşılama da olmuyor. anne faktörü de önemli tabii. anne gebeyken çalıştığı ve yeterli beslenemediği için çocuğunun bağışıklık sistemi de dirençli olmuyor.
insanlar bu kadar açgözlü bir haldeyken küresel eşitsizlik son bulmayacaktır hatta birçok konuda katlanarak artacaktır.
2017 united nations publications verilerine göre, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin küresel ortalaması %3.9 iken, sadece somali'de ortalama %12.7, izlanda'da ise %0.21'dir. yüzdeler arasındaki eşitsizliğin elbette birçok nedeni var ve temelde sosyo-ekonomik faktörler yatıyor. çocuklar temiz suya ve yiyeceğe ulaşmakta güçlük çekiyor. hatta doğrusunu söyleyeyim mi? ulaşamayıp ölüyor! konaklamanın kaliteli olmamasından ve kızamık'tan bahsetmiyorum bile. evet, 21. yüzyılda hala kızamıktan ölen çocuklar var çünkü bu ülkeler tıpta gelişmemiş, dolayısıyla aşılama da olmuyor. anne faktörü de önemli tabii. anne gebeyken çalıştığı ve yeterli beslenemediği için çocuğunun bağışıklık sistemi de dirençli olmuyor.
insanlar bu kadar açgözlü bir haldeyken küresel eşitsizlik son bulmayacaktır hatta birçok konuda katlanarak artacaktır.
devamını gör...
sweet potato pie
bir eugenia collier öyküsüdür.
üniversite yıllarında kısa öykü dersinde okutulan ve satır satır aklımda kalan öyküdür. üniversitede derste okuduğumuz öykülerin tamamı not almak, ders geçmek için okunduğu için asla içime işlemez, işimi görene kadar aklımda kalır, sonra da uçar giderdi.
hocamızla öyküyü okumaya başladığımızda ben çoktan dersi dinlememeye karar verip çantamdan çıkardığım kitap ile ilgilenmek üzereydim ama anlatıcı 14. kattaki odasından aşağı doğru bakıp taksisine gitmekte olan abisini bir böcek gibi gördüğünü söylediği anda bir anda dikkatim öyküye kaydı. belki şans, belki edebiyat tanrılarının bir oyunu ile gerçekleşen bir tesadüf öyküye olan ilgimi artırdı. zira çantamdan çıkardığım kitap da böceğe dönüşen bir adam ile başlıyordu.
iki öykünün başlangıçlarındaki benzerlik buradan öteye geçmiyordu çünkü elimdeki kitaptaki böcek ailesi tarafından dışlanırken bu öyküdeki abi charley büyük bir sevgi ve minnetle anılıyordu.
o yüzden korku dolu düşlerinden uyanmış olan böcekten kurtulup 14. kattaki odasından bakıp uzaklaşmakta olan abisini izleyen anlatıcının hikayesine odaklandım.
yedi kişilik bir çiftçi ailesinin okumuş tek üyesi idi camdan bakan kardeş, taksisine doğru yürüyen abi ise güleryüzü ve merhameti ile onun için çok şey yapmış bir adamdı.
bu öykü iki kardeş arasında bir kese kağıdı içine konulmuş olarak el değiştirmek üzere hikayeye giren tatlı patates turtasının merkezde olduğu bir öyküydü.
peki annesi neden ailenin okumuş ve bir birey olmayı becermiş, beyazların arasında onurlu bir yer elde etmiş tek oğluna tatlı patates turtası göndermişti? bunun nedenini çoktan anladınız bence. fakirlik içinde, sürekli hesaplar yaparak ama iyi niyetlerini hiç kaybetmeden yaşayan bu ailenin çocukları için yapılabilecek en ucuz tatlı budur çünkü.
bir ailenin okumuş üyesi ile gurur duymasının, kenar bir mahalleden kendini kurtaran aile ferdi ile göğüslerinin kabarmasının, fedakarlık ve kardeş sevgisinin öyküsüdür bu.
dikkat edin okurken gözünüze bir şey kaçmasın.
üniversite yıllarında kısa öykü dersinde okutulan ve satır satır aklımda kalan öyküdür. üniversitede derste okuduğumuz öykülerin tamamı not almak, ders geçmek için okunduğu için asla içime işlemez, işimi görene kadar aklımda kalır, sonra da uçar giderdi.
hocamızla öyküyü okumaya başladığımızda ben çoktan dersi dinlememeye karar verip çantamdan çıkardığım kitap ile ilgilenmek üzereydim ama anlatıcı 14. kattaki odasından aşağı doğru bakıp taksisine gitmekte olan abisini bir böcek gibi gördüğünü söylediği anda bir anda dikkatim öyküye kaydı. belki şans, belki edebiyat tanrılarının bir oyunu ile gerçekleşen bir tesadüf öyküye olan ilgimi artırdı. zira çantamdan çıkardığım kitap da böceğe dönüşen bir adam ile başlıyordu.
iki öykünün başlangıçlarındaki benzerlik buradan öteye geçmiyordu çünkü elimdeki kitaptaki böcek ailesi tarafından dışlanırken bu öyküdeki abi charley büyük bir sevgi ve minnetle anılıyordu.
o yüzden korku dolu düşlerinden uyanmış olan böcekten kurtulup 14. kattaki odasından bakıp uzaklaşmakta olan abisini izleyen anlatıcının hikayesine odaklandım.
yedi kişilik bir çiftçi ailesinin okumuş tek üyesi idi camdan bakan kardeş, taksisine doğru yürüyen abi ise güleryüzü ve merhameti ile onun için çok şey yapmış bir adamdı.
bu öykü iki kardeş arasında bir kese kağıdı içine konulmuş olarak el değiştirmek üzere hikayeye giren tatlı patates turtasının merkezde olduğu bir öyküydü.
peki annesi neden ailenin okumuş ve bir birey olmayı becermiş, beyazların arasında onurlu bir yer elde etmiş tek oğluna tatlı patates turtası göndermişti? bunun nedenini çoktan anladınız bence. fakirlik içinde, sürekli hesaplar yaparak ama iyi niyetlerini hiç kaybetmeden yaşayan bu ailenin çocukları için yapılabilecek en ucuz tatlı budur çünkü.
bir ailenin okumuş üyesi ile gurur duymasının, kenar bir mahalleden kendini kurtaran aile ferdi ile göğüslerinin kabarmasının, fedakarlık ve kardeş sevgisinin öyküsüdür bu.
dikkat edin okurken gözünüze bir şey kaçmasın.
devamını gör...
hasan can kaya
konuşanlar adlı güldürü programının sunucusu.
hiç kimse:
hasan can kaya öksürür
seyirciler: ahshshshhshahahshshahahawhhqaha.
hiç kimse:
hasan can kaya öksürür
seyirciler: ahshshshhshahahshshahahawhhqaha.
devamını gör...
psikanalitik metot
psikolojide sistematik bilgi için bilinçaltı ve bilişsellik üzerine kullanılan 5 temel yaklaşımdan birisidir. 1930'lardan 1950'lere kadar psikiyatriye hakim olmuştur. psikanalizden türemiş yeni bir eleştiri yöntemi olan yaklaşım, sigmund freud'un bilinçaltı ile ilgili buluşlarını baz alır. bu yaklaşıma göre insan oğlu doğuştan kötüdür ve insan oğlunun davranışlarına yön veren iki temel dürtü vardır.
cinsellik ve saldırganlık..
toplumca hoş karşılanmayan ve sürekli bastırılmış olan bu iki dürtünün bilinçaltına itildiğini öne süren freud, bilinç düzeyinde olmasa da kişinin davranışlarını sürekli etkilemeye devam ettiğini belirtmiştir.
freud amca kişiliğin 3 temel yapıdan meydana geldiğini söylemektedir.
id; kişiliğin ilkel yanını oluşturmakta ve haz ilkesine göre çalışmaktadır. yani buna göre istekler anında yerine getirilmelidir. id, kişiliğin sürekli isteyen yanıdır ve bu istekler cinsellik ile saldırganlık dürtülerinden kaynaklanır.
ego; id'i kontrol altında tutmaya çalışan ve gerçeklik merkezli hareket eden kişilik birimidir. id'in düşüncesiz isteklerini mantık süzgecinden geçirerek dizginlemeye ve mevcut duruma en uygun davranışı sergilemeye çalışır.
süperego; üst ben olarak da adlandırılır. kişiliğin en son gelişen birimidir. toplumun inandığı ve kabul ettiği doğrulara göre hareket eder. kişiliğin ahlaki yanını temsil eder ve vicdani değerler ön plandadır. süperego id'in isteklerini bastırmaya çalışır ve kusursuz olmayı hedefler.
psikanalitik metot'a göre psikoloji sağlığı yerinde olan kişilerin egosu, gerçeklik prensibinden uzun süre uzaklaşmadan id'in isteklerini uygun koşullar altında ve süperego denetimini inkar etmeden uzlaştırma yolları arar. yani psikolojik sağlık id, ego ve süperego arasında kurulan bir dengedir.
bir yazarı yazmaya iten şeyin açığa vuramayıp bastırmak zorunda kaldığı istekleri olduğu gerçektir. bundan dolayı ortaya sunulan esere, yazarın bilinç altında kalmış isteklerinin, korkularının ve değişik etkenlerin sembollerini taşıyan bir belge olarak bakılmaktadır.
bu bağlamda son bir haftadır sözlüğümüzün kulislerinde olanların ve alenen sol frame taşınan bazı olayların bazı yazarlar*ımız tarafından fazla abartılıp, kendileri gibi iyi şeyler yapma amacı güden bazı arkadaşlarımıza haksızlık ettiği kanaatindeyim. oluşumumuzun yeni olmasından mütevellit her türlü deneme yanılma yolu ile doğruyu arama girişimleri ve bu yolda yapılan değişiklikler bir hata olarak değerlendirilmemeli ve saygı duyulmalıdır.
- uykusuzkahve ukdesi -
cinsellik ve saldırganlık..
toplumca hoş karşılanmayan ve sürekli bastırılmış olan bu iki dürtünün bilinçaltına itildiğini öne süren freud, bilinç düzeyinde olmasa da kişinin davranışlarını sürekli etkilemeye devam ettiğini belirtmiştir.
freud amca kişiliğin 3 temel yapıdan meydana geldiğini söylemektedir.
id; kişiliğin ilkel yanını oluşturmakta ve haz ilkesine göre çalışmaktadır. yani buna göre istekler anında yerine getirilmelidir. id, kişiliğin sürekli isteyen yanıdır ve bu istekler cinsellik ile saldırganlık dürtülerinden kaynaklanır.
ego; id'i kontrol altında tutmaya çalışan ve gerçeklik merkezli hareket eden kişilik birimidir. id'in düşüncesiz isteklerini mantık süzgecinden geçirerek dizginlemeye ve mevcut duruma en uygun davranışı sergilemeye çalışır.
süperego; üst ben olarak da adlandırılır. kişiliğin en son gelişen birimidir. toplumun inandığı ve kabul ettiği doğrulara göre hareket eder. kişiliğin ahlaki yanını temsil eder ve vicdani değerler ön plandadır. süperego id'in isteklerini bastırmaya çalışır ve kusursuz olmayı hedefler.
psikanalitik metot'a göre psikoloji sağlığı yerinde olan kişilerin egosu, gerçeklik prensibinden uzun süre uzaklaşmadan id'in isteklerini uygun koşullar altında ve süperego denetimini inkar etmeden uzlaştırma yolları arar. yani psikolojik sağlık id, ego ve süperego arasında kurulan bir dengedir.
bir yazarı yazmaya iten şeyin açığa vuramayıp bastırmak zorunda kaldığı istekleri olduğu gerçektir. bundan dolayı ortaya sunulan esere, yazarın bilinç altında kalmış isteklerinin, korkularının ve değişik etkenlerin sembollerini taşıyan bir belge olarak bakılmaktadır.
bu bağlamda son bir haftadır sözlüğümüzün kulislerinde olanların ve alenen sol frame taşınan bazı olayların bazı yazarlar*ımız tarafından fazla abartılıp, kendileri gibi iyi şeyler yapma amacı güden bazı arkadaşlarımıza haksızlık ettiği kanaatindeyim. oluşumumuzun yeni olmasından mütevellit her türlü deneme yanılma yolu ile doğruyu arama girişimleri ve bu yolda yapılan değişiklikler bir hata olarak değerlendirilmemeli ve saygı duyulmalıdır.
- uykusuzkahve ukdesi -
devamını gör...
