normal sözlük aşık atışması
hıyarî / manimi / dinle / bakalım
manimi / derdine/ derman/ yapalım
dinle / derman / aramaksa / murad
bakalım / yapalım / murad / edelim
(yavuz gibi şiir yazdım sana. )
manimi / derdine/ derman/ yapalım
dinle / derman / aramaksa / murad
bakalım / yapalım / murad / edelim
(yavuz gibi şiir yazdım sana. )
devamını gör...
normal sözlük'teki en iyi kapak fotoğrafı
uzunca bir zaman nick'ime uygun bir kapak fotoğrafı kullanmıştım ama bir süredir kendi çektiğim fotoğraflardan kapak görseli yapıyorum,
belli aralıklarla da yeni fotoğraflarla değiştiriyorum.
ama, iyi & kötü yorumunu ben yapamam.
belli aralıklarla da yeni fotoğraflarla değiştiriyorum.
ama, iyi & kötü yorumunu ben yapamam.
devamını gör...
sigmund freud alıntıları
“bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. bir insan bir yere hiç bakmıyorsa, orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.”
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
ulvi: apla senin adın ne?
çağla: çağla benim adım.
ulvi: çağla, yani olmamış. ama biraz daha çık böyle yol kenarlarına olursun, kayısı gibi olursun.
çağla: çağla benim adım.
ulvi: çağla, yani olmamış. ama biraz daha çık böyle yol kenarlarına olursun, kayısı gibi olursun.
devamını gör...
kitaplarda en sinir bozan durum
rus romanlarında bütün isimlerin birbirine benzemesidir. yemin ederim not alarak okuyorum.
bunu farkeden iş bankası yayınları bazı kitapların başına karakter listelerini koyuyor. bir tık kurtarıcı oluyor.
bunu farkeden iş bankası yayınları bazı kitapların başına karakter listelerini koyuyor. bir tık kurtarıcı oluyor.
devamını gör...
yazarların çocukken en çok korktuğu şeyler
kaçırılmak ve organlarımın çalınması. özellikle böbrek. böbrek çok önemli...*
devamını gör...
hz. adem'in çocuk gibi yapma denilen şeyi inatla yapması
devamını gör...
küçük iskender
cerrahpaşa tıp fakültesini son sınıfta , istanbul üniversitesi sosyoloji bölümünü 3. sınıfta bırakıp kendini şiirlerine veren, 55 yaşında kaybettiğimiz şair yazar.
iyi şairlerin bir çoğu * çok da iyi yorumlayamıyor kendi şiirlerini. küçük iskender bu anlamda farklı bir adamdı. hem duygularıyla yazar, hem de iyi yorumlardı.
bir martıyı ağlattın işte,
bir çocuk garanti intihar eder artık.
....................
öldüreceğim kendimi dudaklarınla,
dudakların etle, şehvetle seferber.
sen! bana inen son kutsal kitap,
son fakir yatır,
son aciz peygamber!
bir martıyı ağlattın işte,
bir çocuk garanti intihar eder artık.
iyi şairlerin bir çoğu * çok da iyi yorumlayamıyor kendi şiirlerini. küçük iskender bu anlamda farklı bir adamdı. hem duygularıyla yazar, hem de iyi yorumlardı.
bir martıyı ağlattın işte,
bir çocuk garanti intihar eder artık.
....................
öldüreceğim kendimi dudaklarınla,
dudakların etle, şehvetle seferber.
sen! bana inen son kutsal kitap,
son fakir yatır,
son aciz peygamber!
bir martıyı ağlattın işte,
bir çocuk garanti intihar eder artık.
devamını gör...
julie london
geçtiğimiz yüzyılın caz efsanelerinden, amerikalı kadın şarkıcıdır. ruhları sakinleştiren esrarlı sesiyle ve arada yaptığı nüktedan tonlamalarıyla gözümde dişiliğin en üst mertebesindedir.
2000 yılında hayata veda eden sanatçı, cry me a river klasiğini, bana göre dinah washington’ dan sonra en güzel yorumlayan ikinci kadındır.
fakat ben, başka bir yorumunu paylaşmak isterim; broken hearted melody...
2000 yılında hayata veda eden sanatçı, cry me a river klasiğini, bana göre dinah washington’ dan sonra en güzel yorumlayan ikinci kadındır.
fakat ben, başka bir yorumunu paylaşmak isterim; broken hearted melody...
devamını gör...
yazarların mutluluk tanımı
kendi dilimden değil ama ahmed paşa’nın kaleminden gelen mutluluk tanımı.
“canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr
öyle mest oldum ki gayrın merhabasın bilmedim.”
“canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr
öyle mest oldum ki gayrın merhabasın bilmedim.”
devamını gör...
17 oy ve 3 fav alan mutfaktaki sarı bez entrysi
size inat gidip artı oy ve fav attım.
tamam bu entry bile değil böyle oy alması tamamen anlamsız ama şurada atıp tutanların yazdıklarını da görüyoruz sanki kendiniz manas destanı yazıyorsunuz *.
tamam bu entry bile değil böyle oy alması tamamen anlamsız ama şurada atıp tutanların yazdıklarını da görüyoruz sanki kendiniz manas destanı yazıyorsunuz *.
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
bence bu yazara değil beynine, düşünce yapısına aşık olmaktir. daha doğrusu aşık olmak değil de hayranlık duymaktır.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın güzel insanlar. gününüz güzel geçsin, güzel haberleriniz olsun, sağlıkla, huzurla bir gününüz olsun dileğiyle.*
devamını gör...
migren
toplumda en yaygın görülen, gerilla tipi baş ağrısıdır. yaşam kalitesini en olumsuz etkileyen ağrılardandır. migren yalnızca bir baş ağrısı değil, hastalıktır. ışık, ses, koku duyarlılığı, stres, hava değişikliği, ülkemizde lodos rüzgarı, avrupa ülkelerinde de fön rüzgarı dediğimiz mevsimsel değişiklikler bu ağrıyı tetikleyebilir.
migreni olanlar genelde pratik, duyarlı kişiliğe sahip ve mükemmeliyetçi hastalardır. annede varsa eğer o migrenin çocuğa geçme olasılığı yüzde 70 oranındadır. kadınlarda 3 kat daha fazla görülür. baş ağrısı ile birlikte, mide bulantısı, ışık ve kokuya duyarlılık, görme bozuklukları, ağrı şiddetine göre el ve ayak uyuşmaları da yaşanır. atak süresi boyunca hasta çaresiz kendini karanlık bir odaya kapatarak ağrının kendisini terk edip gitmesini bekler. gündelik yaşamı olumsuz etkileyen, kapıdan sızan ufak bir ışık zerresi dahi ağrının tetiklenmesinde etkili olabiliyor. bu sebeple hasta, acil servisin kapısına dayanabiliyor.
bazı hastalarda mayalı gıdalar, tatlandırıcılı yiyecekler, turşu, peynir, çikolata, sirke de tetikleyici olabiliyor.
migren ataklarına karşı ağrı kesici etkili olmayabiliyor. tek çare odayı havalandırıp içeriye oksijen girmesini sağlamak, derin nefes egzersizleri ve alın masajı. mutlaka su içilmeli, çünkü bu ağrılar bir anlamda da susuz kalan beynin bir çığlığıdır.
migreni olanlar genelde pratik, duyarlı kişiliğe sahip ve mükemmeliyetçi hastalardır. annede varsa eğer o migrenin çocuğa geçme olasılığı yüzde 70 oranındadır. kadınlarda 3 kat daha fazla görülür. baş ağrısı ile birlikte, mide bulantısı, ışık ve kokuya duyarlılık, görme bozuklukları, ağrı şiddetine göre el ve ayak uyuşmaları da yaşanır. atak süresi boyunca hasta çaresiz kendini karanlık bir odaya kapatarak ağrının kendisini terk edip gitmesini bekler. gündelik yaşamı olumsuz etkileyen, kapıdan sızan ufak bir ışık zerresi dahi ağrının tetiklenmesinde etkili olabiliyor. bu sebeple hasta, acil servisin kapısına dayanabiliyor.
bazı hastalarda mayalı gıdalar, tatlandırıcılı yiyecekler, turşu, peynir, çikolata, sirke de tetikleyici olabiliyor.
migren ataklarına karşı ağrı kesici etkili olmayabiliyor. tek çare odayı havalandırıp içeriye oksijen girmesini sağlamak, derin nefes egzersizleri ve alın masajı. mutlaka su içilmeli, çünkü bu ağrılar bir anlamda da susuz kalan beynin bir çığlığıdır.
devamını gör...
feely
distopik edebiyatın fantastik dörtlüsünden biri olan ve büyük yazar aldous huxley tarafından yazılmış olan eşsiz eser brave new world’de zamanının hatta bizim zamanımızın da çok ötesinde bir teknoloji ile ortaya çıkarılan filmlere verilen isimdir.
feely bizim bugünlerde izlemeye alışık olduğumuz sinema filmlerinden oldukça farklı ama bu filmlere bir o kadar da benzerdir. şu sıralar sinemalarda üç boyutlu filmler izlenebilirken bir yandan da koku ile ve hareket ile daha da boyutlandırılıyor filmler.
ama feely isminin de gösterdiği gibi bir boyut daha ekliyor bu filmlere. sadece görme, işitme, koklama duyuları ile harekete dayalı bir izlemeden fazlasını vaat ediyor bu filmler bize. iki metal top yardımı ise izlediğimiz filmleri aynı zamanda dokunma duyumuzla da hissedebiliyoruz.
örneğin filmde gördüğümüz bir hayvanın tüylerini gerçekmiş gibi okşayabilme olanağı sağlıyor bize bir feely. dokunma hissi ile izlenen filmler gerçekliğini artırıyor böylelikle.
bu tür filmler yakın zamanda ortaya çıkar mı, bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki eğer feely gerçek olursa filmler film olmaktan çıkar.
feely bizim bugünlerde izlemeye alışık olduğumuz sinema filmlerinden oldukça farklı ama bu filmlere bir o kadar da benzerdir. şu sıralar sinemalarda üç boyutlu filmler izlenebilirken bir yandan da koku ile ve hareket ile daha da boyutlandırılıyor filmler.
ama feely isminin de gösterdiği gibi bir boyut daha ekliyor bu filmlere. sadece görme, işitme, koklama duyuları ile harekete dayalı bir izlemeden fazlasını vaat ediyor bu filmler bize. iki metal top yardımı ise izlediğimiz filmleri aynı zamanda dokunma duyumuzla da hissedebiliyoruz.
örneğin filmde gördüğümüz bir hayvanın tüylerini gerçekmiş gibi okşayabilme olanağı sağlıyor bize bir feely. dokunma hissi ile izlenen filmler gerçekliğini artırıyor böylelikle.
bu tür filmler yakın zamanda ortaya çıkar mı, bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki eğer feely gerçek olursa filmler film olmaktan çıkar.
devamını gör...
nocturnal animals
başrollerini amy adams ve jake gyllenhaal'ın oynadığı senaryosu ve yönetmenliğini stilist, yönetmen tom ford'un üstlendiği gerilim-gizem türü filmdir. stilist bir yönetmenin elinden çıkan bu işte sanatsal karelere çok rastlıyoruz. filmin giriş kısmı bu estetiğe karşı tavır alınan algı yanılsaması gibiydi rahatsız edici ve aykırı.
iç içe geçmiş iki hikayeyle başlıyorsunuz. labirent havası katılmış, parçaları yavaş yavaş birleştiriyorsunuz.diken üzerinde izleyip, psikolojik savaş veriyorsunuz.
otobandaki aracın diğer arabanın üzerine sürmesi, araca kaza yaptırması sahne gerilimini üzerinize bırakıyor resmen. aracın zorla kapılarının açılması, belalı tiplerin saldırısı oldukça gerçekci yansıtılmış. yer yer izlerken zorluyor.çaresizliği dibine kadar hissettiriyor.
yaratılan iki dünya simgelerle anlatılmış. bazen bu semboller tek bir görüntüyle karşınıza çıkıyor. filmin sonuna doğru kafanızda oturuyor bazı şeyler. sürekli anlatılan bu iki durum arasında bağ kurmaya çalışılması merak uyandırtıyor. sonlara doğru can sıkıcı klişeler olsada sonunun izleyeciye bırakılmış olması güzeldi.
genel hatlarıyla aşk,acımasızlık,intikam duygularına yer verilmiş. bir çok kişi'nin eleştirmesine rağmen çekimi bana göre dikkat çekiciydi. kasvetli bir tablo izlenimi yaratılmış.
amy adams'ın soğuk ve çekici havası olan susan rolüne uygunluğu tartışılmaz. psikolojik gerilim filmlerinde donukluğuyla ayrı bir hava katıyor bu oyuncu. jake gyllenhall'in iki rol için kullanılması zekiceydi. susan'ın kocası edward'ı iyi oynadığını ama diğer hikayedeki rolü için duygu geçisini tam yansıtamadığını düşünüyorum. belki de öyle olması gerekiyordu bilemiyorum.
bazı görüntülerin akıllara kazınacağı bir ruh'un acı çekmesi tasvirinin iyi yapıldığı izlenebilinirliği olan bir film. farklı bir tür izlemek istiyorsanız bence değer.
iç içe geçmiş iki hikayeyle başlıyorsunuz. labirent havası katılmış, parçaları yavaş yavaş birleştiriyorsunuz.diken üzerinde izleyip, psikolojik savaş veriyorsunuz.
otobandaki aracın diğer arabanın üzerine sürmesi, araca kaza yaptırması sahne gerilimini üzerinize bırakıyor resmen. aracın zorla kapılarının açılması, belalı tiplerin saldırısı oldukça gerçekci yansıtılmış. yer yer izlerken zorluyor.çaresizliği dibine kadar hissettiriyor.
yaratılan iki dünya simgelerle anlatılmış. bazen bu semboller tek bir görüntüyle karşınıza çıkıyor. filmin sonuna doğru kafanızda oturuyor bazı şeyler. sürekli anlatılan bu iki durum arasında bağ kurmaya çalışılması merak uyandırtıyor. sonlara doğru can sıkıcı klişeler olsada sonunun izleyeciye bırakılmış olması güzeldi.
genel hatlarıyla aşk,acımasızlık,intikam duygularına yer verilmiş. bir çok kişi'nin eleştirmesine rağmen çekimi bana göre dikkat çekiciydi. kasvetli bir tablo izlenimi yaratılmış.
amy adams'ın soğuk ve çekici havası olan susan rolüne uygunluğu tartışılmaz. psikolojik gerilim filmlerinde donukluğuyla ayrı bir hava katıyor bu oyuncu. jake gyllenhall'in iki rol için kullanılması zekiceydi. susan'ın kocası edward'ı iyi oynadığını ama diğer hikayedeki rolü için duygu geçisini tam yansıtamadığını düşünüyorum. belki de öyle olması gerekiyordu bilemiyorum.
bazı görüntülerin akıllara kazınacağı bir ruh'un acı çekmesi tasvirinin iyi yapıldığı izlenebilinirliği olan bir film. farklı bir tür izlemek istiyorsanız bence değer.
devamını gör...
yazarların yalnız olma nedeni
*yalnızlık insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. insan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder." der jung. belki de yalnızlığın en güzel tanımıdır bu. çünkü yalnızlık bir durumdan öte bir hissiyattır çoğu kez. fikirde yalnızlık, davranışta yalnızlık gibi de çoğaltabiliriz bu durumu. her birimizin bambaşka olduğu bir dünyada birbirimize hiç dokunmayan çizgilerden ibaretmişiz gibi hisseder insan bazen. sorunu kendine sorar, çözemez, boğulur. anlarız ki belki de kaderimizdir yalnızlık.
devamını gör...
sabahattin ali'nin ölümünde nihal atsız'ın rolü
sabahattin ali'nin kızı korktuğu için hep susmuştur.
fakat nihal atsız denen korkak defalarca sabahattin ali'yi emniyete ve sonra bakanlığı ihbar etmiş ve komünist bir adamdır hakkında gereken yapılmalıdır diye de telkinde bulunmuştur.
bir mektupta kendisine verilen aylığın da kesilmesi gerektiği savunmuş ve adamın peşine kendi çakallarını taktırmıştır.
(bkz: içimizdeki şeytan) isimli kitabı okuyan bilir.
orada (bkz: nihat) diye bir karakter(siz) var!
işte o nihal atsız'ın bizatihi kendisidir.
hatta bir takım dini şiirler okuyan şaklaban da necip fazıl isimli eski kumarbaz sonranın din bezirganıdır.
gelelim ölüm meselesine.
nihal atsız ve arkadaşları sürekli sabahattin ali'yi rahatsız ederlerdi. bazın bu fiziki saldırılara kadar varmıştır.
en sonunda sabahattin ali artık can güvenliğinin kalmadığına karar verip yurt dışına çıkacağı zaman, sınırda kendisini yakalayan birileri tarafından katledilmişti!
bu sözüm ona muammaymış!!!
muamma değildir bu.
nihal atsız denen herifin peşinde olduğu herkesçe bilinirdi.
fakat nihal atsız denen korkak defalarca sabahattin ali'yi emniyete ve sonra bakanlığı ihbar etmiş ve komünist bir adamdır hakkında gereken yapılmalıdır diye de telkinde bulunmuştur.
bir mektupta kendisine verilen aylığın da kesilmesi gerektiği savunmuş ve adamın peşine kendi çakallarını taktırmıştır.
(bkz: içimizdeki şeytan) isimli kitabı okuyan bilir.
orada (bkz: nihat) diye bir karakter(siz) var!
işte o nihal atsız'ın bizatihi kendisidir.
hatta bir takım dini şiirler okuyan şaklaban da necip fazıl isimli eski kumarbaz sonranın din bezirganıdır.
gelelim ölüm meselesine.
nihal atsız ve arkadaşları sürekli sabahattin ali'yi rahatsız ederlerdi. bazın bu fiziki saldırılara kadar varmıştır.
en sonunda sabahattin ali artık can güvenliğinin kalmadığına karar verip yurt dışına çıkacağı zaman, sınırda kendisini yakalayan birileri tarafından katledilmişti!
bu sözüm ona muammaymış!!!
muamma değildir bu.
nihal atsız denen herifin peşinde olduğu herkesçe bilinirdi.
devamını gör...
pabucun dama atılması
osmanlı zamanında kurallara uymayarak daha pahalıya satan bir ayakkabıcının trajik idamından sonra ibreti alem olsun diye ayakkabılar dama atılmıştır. bu kavramın böyle ortaya çıktığını kanada'da öğretim görevlisi olan bir sosyoloji profesörü tarafından öğrendim.(kendisi türk)
devamını gör...
film repliklerini sözlüğe uyarla
hem başlık açıyorum, hem de fırça yiyorum. hem başlık açıyorum hem de fırça yiyorum, hedef ben miyim benjamin?
devamını gör...