çağımızın hastalığı
alzheimer.
devamını gör...
en sevdiğin yazarların seni takip etmediğini öğrenmek
"yani sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı? "
(bkz: nazım hikmet ran) üstadımız gayet güzel özetlemiş. herkes istediğini takip etmekte özgürdür..
(bkz: nazım hikmet ran) üstadımız gayet güzel özetlemiş. herkes istediğini takip etmekte özgürdür..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
80lerde veya 90ların başında çekilmiş bir filmi izledikten sonra internette castin fotoğraflarına bakıp: "oha ne kadar yaşlanmışlar." demek.
(bkz: every single goddamn time)
(bkz: every single goddamn time)
devamını gör...
wassily kandinsky
20. yüzyıl soyut sanatının ünlü ressam ve kuramcısı. sanat tarihinin belki de en sinestezik sanatçısı.
devamını gör...
rome
gelecekte tanışacaklarımın zamanlarına ihanet ediyor gibi hissettiğimden, ne bir kitabı okurum tekrar tekrar ne de aynı dizileri sezonlarca izlemeyi tercih ederim. ama bir istisna var ki o da rome dizisidir. şüphesiz ki tarih dizisi severlerin ve bilhassa roma medeniyeti meraklılarının baş tacıdır. hbo yapımı bu dizi, 2000’ lerin başında cnbc- e tarafından da yayınlanmış, benim için üzeri toz tutmayan bir dizidir.
devamını gör...
mebus paltosu
sevilen bir yazarımızdır efendim.
trollüğün kralıdır ve trollere ders vermesi gereken yegane üstattır. bakın işte mr. doğukan'lar; trollük yapacaksanız böyle kaliteli yapın!
öyle 11 kez aynı yere tekrar dönmekle olmuyor o işler, adamlar ne cigaralar içiyor da emek veriyor trollüğe.
trollüğün kralıdır ve trollere ders vermesi gereken yegane üstattır. bakın işte mr. doğukan'lar; trollük yapacaksanız böyle kaliteli yapın!
öyle 11 kez aynı yere tekrar dönmekle olmuyor o işler, adamlar ne cigaralar içiyor da emek veriyor trollüğe.
devamını gör...
küresel ısınma etkisi
bizim televizyonlarda her sene, özellikle bu aylarda, hava sıcaklığının mevsim normalleri üzerinde seyrettiğinden, bilmem kaç yılın rekoru kırıldığından bahseder. kimse demez neden böyle oluyor, neden havalar dengesiz bir şekilde ısınıyor.
çünkü o haberleri kimse izleme; biz kendimizi kurtarma peşindeyiz, gelecek nesiller umurumuzda değil.
bir kaç sene öncesine kadar hatırlıyorum, yılbaşı akşamı bir metre kar olurdu yerde. hatta kartopu savaşıyla yeni yıla girerdik.
ben eskişehir'deyim, ayazıyla meşhurdur ankara gibi. ama bugün baya güneş var, sanki bahar havası.
çünkü o haberleri kimse izleme; biz kendimizi kurtarma peşindeyiz, gelecek nesiller umurumuzda değil.
bir kaç sene öncesine kadar hatırlıyorum, yılbaşı akşamı bir metre kar olurdu yerde. hatta kartopu savaşıyla yeni yıla girerdik.
ben eskişehir'deyim, ayazıyla meşhurdur ankara gibi. ama bugün baya güneş var, sanki bahar havası.
devamını gör...
kırmızı oda sayesinde babasının tacizini ortaya çıkaran 11 yaşındaki kız çocuğu
benim okurken kalbim sıkıştı. çocuk bebekliğinden beri bunu yaşamış.
buradan
buradan
devamını gör...
islam'ı bilmeyen yazarların islam'ı kötüleyici başlıklar açması
müslüman arkadaşlar da şunu düşünmeli. din, semavi dinleri kabul etmeyip kendi görüşünü seçenler için felsefik bir konu. bir ateist, agnostik veya deist çocukluğundan itibaren bu şekilde yetişmiyor. kendi sorgulamasını yapıyor, kafasında tartıyor düşünüyor. genelleme yapıyorum çünkü bu genellemeye müsait bir konu. bir müslüman için dininden şüpheye düşmek tehlikelidir. mahrem konuları sorgulamak çoğu müslüman için haram kabul edilir. ve kabul edelim, kuranı tekrar tekrar okumak, meal-tefsir okumak veya risale ve türevlerini okumak dışında kaçınız felsefi okumalara geniş zaman ayırıyor. ayıranların ne kadarı dini önyargısını bir kenara bırakıyor, okuduğunu çürütmek için okumuyor? eleştirenler bu dini bilmiyor diyorsunuz ama siz 'din kavramını' onlar kadar iyi biliyor musunuz? kendi dininizi körü körüne savunmak dışında bu insanlara cevap verebiliyor musunuz?
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
benzin. sırf vergi toplamak için değerinin çok üstünde satılıyor. pompacıya fulle demek lüks oldu artık.
devamını gör...
90’lı yıllardaki zenginlik belirtileri
tatilya'ya gitmek.
devamını gör...
şıpsevdi
çilek-muz ve portakal-ananas olarak iki çeşidini bildiğim şekerli sakız. kokusu bile insanı çiğnemeye teşvik ediyordu, sonuç olarak da çeneyi fena yoruyordu.
devamını gör...
the matrix
birinci filmde herkesin hemen hatırlayacağı kırmızılı kadın metaforuna ayrı bir parantez açmak istediğim filmdir.
mopheus, neo’ya matrix simülasyonunun küçük bir kopyasında ilerlerken “gerçek olan” ile “algılanan” arasındaki farkı anlatıyor. bu sırada karşıdan gelen kırmızılı bir kadın neo’nun ilgisini çekiyor ve dikkati dağılıyor. çünkü çevredeki herkesten daha renkli daha canlı ve güzel... mopheus, neo'nun bu aldatmacaya takılacağını bildiği için ona "beni dinliyor musun yoksa kırmızılı kadına mı bakıyordun?" diye sorup tekrar bakmasını istiyor. neo kadına dönüp baktığında aslında onun "çekici bir kadın" olduğunu değil simülasyonu koruyan bir ajan olduğunu fark ediyor.
bu "kırmızılı kadın" metaforu ile görünen ve gerçeklik olarak addedilen sistemin arkasında farklı bir realitenin olduğu mesajı verilmek isteniyor. algılarımıza göre içinde bulunduğumuz evreni bir şekilde anlamlandırıp idrak ediyoruz. dokunup, görüp, kokladığımız şeyler, duyu organlarımızdan bir elektrik sinyali olarak geliyor ve beynimizde işlenip bir sonuca dönüşüyor. ancak algılarımızın ötesinde bir gerçekliğin olup olmadığını düşünmek aklımızın ucundan dahi geçmiyor. çünkü yaşam algımız, normlar, öğretilenler vs her neyse bizim algımızı bu şekilde programlıyor. belki de zihin gücümüzle erişebileceğimiz çok dafa farklı gerçeklikler varken "kırmızlı kadının" büyüsü aldatmacanın ötesine bakmamızı engelliyor.
kısacası boynumuzdaki zincirlerle mağaramızın duvarındaki yansımaları izleyip onlarla oyalanmak hepimizin hoşuna ve kolayına gidiyor.
mopheus, neo’ya matrix simülasyonunun küçük bir kopyasında ilerlerken “gerçek olan” ile “algılanan” arasındaki farkı anlatıyor. bu sırada karşıdan gelen kırmızılı bir kadın neo’nun ilgisini çekiyor ve dikkati dağılıyor. çünkü çevredeki herkesten daha renkli daha canlı ve güzel... mopheus, neo'nun bu aldatmacaya takılacağını bildiği için ona "beni dinliyor musun yoksa kırmızılı kadına mı bakıyordun?" diye sorup tekrar bakmasını istiyor. neo kadına dönüp baktığında aslında onun "çekici bir kadın" olduğunu değil simülasyonu koruyan bir ajan olduğunu fark ediyor.
bu "kırmızılı kadın" metaforu ile görünen ve gerçeklik olarak addedilen sistemin arkasında farklı bir realitenin olduğu mesajı verilmek isteniyor. algılarımıza göre içinde bulunduğumuz evreni bir şekilde anlamlandırıp idrak ediyoruz. dokunup, görüp, kokladığımız şeyler, duyu organlarımızdan bir elektrik sinyali olarak geliyor ve beynimizde işlenip bir sonuca dönüşüyor. ancak algılarımızın ötesinde bir gerçekliğin olup olmadığını düşünmek aklımızın ucundan dahi geçmiyor. çünkü yaşam algımız, normlar, öğretilenler vs her neyse bizim algımızı bu şekilde programlıyor. belki de zihin gücümüzle erişebileceğimiz çok dafa farklı gerçeklikler varken "kırmızlı kadının" büyüsü aldatmacanın ötesine bakmamızı engelliyor.
kısacası boynumuzdaki zincirlerle mağaramızın duvarındaki yansımaları izleyip onlarla oyalanmak hepimizin hoşuna ve kolayına gidiyor.
devamını gör...
ilişkide yapılan yanlışlar
aşırı kısıtlama.
devamını gör...
borç vermek
eğer yaptıysanız verdiğiniz parayı geri alamama ihtimalinizi de hesaba katmanız gereken eylemdir.
benim borç verecek kadar param olmadığı için hiç yapmadım ama çok güvenmediğim bir insana da borç vermem.
benim borç verecek kadar param olmadığı için hiç yapmadım ama çok güvenmediğim bir insana da borç vermem.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
yapsamda duyamazsınız.
devamını gör...
fındık toplamak
"anneeeee böcek kaçtı kulağıma bu sefer. işte şimdi gerçekten oldu." çığlıklarının eksik olmadığı tarımsal iş.
devamını gör...
toplu iğne ucu kadar boş yer bırakmayan adam
otobüs muavinidir ya da şoförüdür.
devamını gör...
klasik müziğin metal müziğe harmanlanması
kesinlikle bir şans verin.
devamını gör...
