hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
bana ilk çıkan 'bedava' yazan dondurma çubuğu.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
yarın öğlen 1 gibi askere gitmek için yola çıkacağım hakkınızı helal edin...
en yakın arkadaşıma hesabi devrettim girerse o entry girecek...
en yakın arkadaşıma hesabi devrettim girerse o entry girecek...
devamını gör...
koronavirüs'ün evrimleşerek aşıları etkisiz hale getirmesi
asıl tam tersi olması gerekiyor. virüs aşırı gelişmiş bir canlı değildir. hiçbir organeli bulunmaz bu yüzden konak hücreleri tercih eder yaşamsal faaliyetlerini devam ettirmek için. bu kadar az gelişmiş bir canlı mutasyona uğraya uğraya bir süre sonra kendini öldürür nasıl ki şu an ispanyol gribi ya da kuş gribi gibi vakalar gözlenmiyorsa bu da eninde sonunda kendini bitirecek.
devamını gör...
spontane radyo yayını
buram buram testosteron koktu ortalık!
sözlükteki premsesler için heidi'yi ne zaman konuşacaksınız acabaa?????
sözlükteki premsesler için heidi'yi ne zaman konuşacaksınız acabaa?????
devamını gör...
auschwitz-birkenau

oświęcim, polonya'da kurulmuştur. nazi almanya'sinin 2.dünya savaşında kurmuş olduğu toplama ve imhâ kampıdır.
buraya avrupa'dan 1.3 milyon kişi yerleştirilmiştir. bunların 1 milyonu yahudilerdir.
yaklaşık 900.000 kişi gaz odalarında ve vurularak imha edilmişlerdir. kalan 200.000 kişi ise hastalık, işkence, kötü muamelelerle hayatlarını kaybetmişlerdir.
ikinci dünya savaşı öncesi auschwitz, eski adıyla oscwinchim, yarısını yahudilerin teşkil ettiği, 14 bin kişinin yaşadığı sakin ve güzel bir kasabaydı. auschwitz ismi, holokost sürecinde kurban olanların ve dolayısıyla ıı. dünya savaşı'ndaki nazi katliaminin sembolü olmuştur.
bu kamplarda yahudiler, çingeneler, eşcinseller gibi nazi almanyasınca düşman ilân edilen kitleler, ekseri 6 milyon insan sistematik olarak katledilmiştir.
auschwitz ı-ıı-ııı olarak toplamda 3 kamp bulunurdu
auschwitz ı
1940'da kurulan ilk kamp auschwitz ı'de tüm kampların yönetim merkezi bulunuyordu.
burada yaklaşık 70.000 polonyalı entelektüel ve sovyet savaş esiri hayatını kaybetmiştir.
auschwitz ıı (birkenau)
auschwitz-birkenau çalışma ve imha kampıdır. burası 6 gaz odası ile 4 ölü yakma tesisini barındırır. hemen gaz odasına gönderilmeyen yüzbinlerce tutuklu, hayal bile edilemeyecek zor koşullar altında çalışmaya zorlanmış, işkence görmüş, soğukta bırakılmış, açlığa terkedilmiş, hastalıkları tedavi edilmemiş, tıbbi deneylerde kobay olarak kullanılmış ve sonunda da gaz odasında öldürülmüştür.
auschwitz ııı (monowitz)
bunlara ek olarak 40 km²'ye dağılmış 39 yan kampı ile beraber kz auschwitz ııı monowitz diye bir toplama kampı daha vardır.
bu kampları caniliği ile tanınan kamp doktoru josef mengele yönetmiştir.
devamını gör...
yazarların kitaplığındaki kitap sayısı
sadece 476 kitap var.
devamını gör...
kuantum fiziği
kuantum mekaniği ya da diğer bir deyişle kuantum fiziği. bugün bile hâlâ gizemini koruyan ve kesin bir sonuca varılması şimdilik olası görülmeyen bir durum. ama ne var ki geleneksel fiziğin* ötesine geçebilen; çok küçük parçacıklar ve yüksek hızdaki cisimlerin hareketlerini açıklamak amacı olan kuantumda fiziği de başka bir fiziğe evrilebilir. kuantum kelime anlamı olarak parçacık/ paket anlamı dışında tdk' ya görebir dalganın olası değerlerinin alt değer kümelerinden biri. buradan bununla beraber bir çok yerde bu kelimeye rastlamış olma ihtimaliniz çok yüksek. kuantum daha çok bilişim sistemlerinde, bazı programlarda sıkça kullanılır. burda garip olan kafa karışıklığına neden olan olay ise çift yarık deneyidir. her gözlem sonrası iki farklı sonucun görülmesidir. yani alışılmış olan beyin kalıplarına göre bir şeyin sonucu özelikle bilimde kesinlik vardır kafasında olanlar için bir şey ya siyahtır ya da beyaz. ama kuantum da ise gözlem sonucu fotonlar bir dalga halinde hareket eder bir de normal katı madde gibi sonuç gösterir. bunu albert einstein ise şöyle açıklamıştır; yani siz benim aya bakmayınca ayın orda olmadığını mı düşündüğümü söylüyorsunuz? şeklinde anlamlandırmıştır. bunu duvarda yapılan ışıklı ve su ile yapılan deneylerde maddenin nötr bir ortamda ve bir gözlemci cihazla yapılması halinde neden farklı sonuç gösterdiğini izlemek bir nebze maddeyi anlamlandırma ve enerji olduklarını görmeniz için yardımcı olacaktır.buradan mesela ışığı bir yarıktan geçirip karşı duvara yansıttıklarında tek çizgi oluşturur. suyu geçirince akışkan yapısından dolayı dalga oluşturur. iki yarık açılıp suyu geçirince de doğal olarak dalgalar birbirine karışıp desen şeklinde iç içe geçer. ama ışık için iki yarık açınca iki çizgi olarak duvarda görülmesi gerekirken sonuç beklenen olmuyor. cihaz ölçüm için açıkken normal iki çizgi oluşturuyor. ama ölçüm cihazı kapatılınca ışık duvarda su gibi hareket eden dalga özelliği oluşturur. sanki fotonlar izlendiğini biliyormuş gibi şekil şukul değiştiriyorlar. bunun nedeni henüz açıklanamamaktadır. zaten açıklayabilene de nobel fizik ödülü verilecektir. bunun dışında başka bilim insanları da bir çok araştırma ve deney yapmışlardır. ama hiç birinin ömrü kesin sonuca ulaşmak için el vermemiştir. ama bugün bu kadarını bile yol aldığımız yaratılışı ispatlama konusunda e= mc2( enerji eşittir maddenin kütlesi çarpı ışık hızının karesi) gibi ünlü bir formülü albert einstein' e borçluyuz. çünkü var olan her şeyin bir enerji olduğunu yani elektronların değişken hareket halinde iki durum olduklarını anlamamıza yardımcı olmuştur. onun da dediği gibi bir maddenin elektronunun gözlenince normal davranması ama gözlem cihazı kapatılıp normal olarak izlenince dalga şeklinde hareket ediyor olması gerçekten korkunç bir durumdur.* * örnek bir deney olarak schrödinger’in adıyla anılan kurgu deneyde olduğu gibi, bir kedinin canlı ve ölü hallerinin üst üste bindiği durumlar ortaya çıkabilirdi. ayrıntılı bilgi için buradan bakılabilir. konu biraz beyin yakıcı olsada üzerine gidilip hemhal olunca anlaşılırlığı artacaktır diye düşünüyorum. hayatı anlamlanlandırmamız ve hiç bir şeyin başıboş olmadığını bu sayede öğrenmiş bulunmaktayız. keyifli araştırmalar ve okumalar dilerim.*
devamını gör...
renkli mahlas alıp kendini üstün zannetmek
ben renki mahlasları hala yetkili kişi zannediyorum. sevgiler.
devamını gör...
ele güne karşı
ilginç bir bilgi vereyim :
daha mfö diye bir grup kurulmadan önce, 1980 yılında, fuat ve özkan, ferhan şensoy'un tiyatrosuda, iran devrimini temel alan şahları da vururlar adlı oyunun müziklerini yapmaktadırlar. hatta ilk sene sadece müziklerini yapmakta iken, daha sonra hem müzisyen hem de oyuncu olarak oyuna devam ederler. (burada bir parantez açıp müzisyenliği yanında oyunculuğuna da hayran olduğumuz özkan uğur'un bunu yeteneğine ek olarak, ferhan şensoy tiyatrosunun tedrisatından geçmiş olmasına da bağlamalı diye düşünüyorum. )
daha sonra ise fuat ve özkan, artık asıl işleri olan müzisyenliğe ağırlık vermek için tiyatrodan ayrılırlar ve mazhar alanson ile birlikte mfö'yü kurarlar.
tekrar geri dönelim. şahları da vururlar oyununda fuat ile ferhan şensoy'un birlikte yazdığı ve uzun süre oyunda çalınan döndü pervaneler şarkısını dinleyen mazhar alanson şarkıyı çok beğenir ve sözlerini değiştirerek ele
ele güne karşı' yı yazar. besteye ise hiç dokunulmaz. zaten 1984'te şarkı piyasaya çıkınca türkiye' yi kasıp kavuracaktır.
hatta aynı oyun için bestelenip oyunlarda çalınıp söylenen gam yeme sen ey süreyya da daha sonra mfö albümünde yalnızlık ömür boyu olarak sahneye çıkacaktır.
ne ilginç ve güzel bilgiler değil mi? daha da ilginçleşsin mi? fuat ve özkan tiyatrodan ayrılınca, ferhan şensoy müzisyen olarak nejat yavaşoğulları ve derya yener isimlerindeki ikiliyi dahil eder. bunlar da daha sonra bulutsuzluk özlemi'ni kuracaktır.
ya işte böyle... ferhan şensoy tiyatrosu sadece tiyatro için değil, müzik anlamında da bir okuldur. büyük adam.
daha mfö diye bir grup kurulmadan önce, 1980 yılında, fuat ve özkan, ferhan şensoy'un tiyatrosuda, iran devrimini temel alan şahları da vururlar adlı oyunun müziklerini yapmaktadırlar. hatta ilk sene sadece müziklerini yapmakta iken, daha sonra hem müzisyen hem de oyuncu olarak oyuna devam ederler. (burada bir parantez açıp müzisyenliği yanında oyunculuğuna da hayran olduğumuz özkan uğur'un bunu yeteneğine ek olarak, ferhan şensoy tiyatrosunun tedrisatından geçmiş olmasına da bağlamalı diye düşünüyorum. )
daha sonra ise fuat ve özkan, artık asıl işleri olan müzisyenliğe ağırlık vermek için tiyatrodan ayrılırlar ve mazhar alanson ile birlikte mfö'yü kurarlar.
tekrar geri dönelim. şahları da vururlar oyununda fuat ile ferhan şensoy'un birlikte yazdığı ve uzun süre oyunda çalınan döndü pervaneler şarkısını dinleyen mazhar alanson şarkıyı çok beğenir ve sözlerini değiştirerek ele
ele güne karşı' yı yazar. besteye ise hiç dokunulmaz. zaten 1984'te şarkı piyasaya çıkınca türkiye' yi kasıp kavuracaktır.
hatta aynı oyun için bestelenip oyunlarda çalınıp söylenen gam yeme sen ey süreyya da daha sonra mfö albümünde yalnızlık ömür boyu olarak sahneye çıkacaktır.
ne ilginç ve güzel bilgiler değil mi? daha da ilginçleşsin mi? fuat ve özkan tiyatrodan ayrılınca, ferhan şensoy müzisyen olarak nejat yavaşoğulları ve derya yener isimlerindeki ikiliyi dahil eder. bunlar da daha sonra bulutsuzluk özlemi'ni kuracaktır.
ya işte böyle... ferhan şensoy tiyatrosu sadece tiyatro için değil, müzik anlamında da bir okuldur. büyük adam.
devamını gör...
cobol
urlalı isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
cobol (common business oriented language),
bir programlama dili.
cobol (common business oriented language),
bir programlama dili.
devamını gör...
iklimin insan karakteri üzerindeki etkisi
aristoteles'e göre iklim, insanlara birtakım erdemler kazandırır. bunu gözlemlemenin en iyi yolunun dünya edebiyatından geçtiğini düşünüyorum.
akla gelen ilk örnekle başlayayım. "ruslar da iklimleri gibi pek soğuk insanlar canım!" deyip geçmeyeceğim tabi.
soğuk iklimler, zor hava şartları; o iklimin insanlarını daha mücadeleci kılıyor. bu mücadeleye alıştıkları hatta bu mücadeleye doğdukları için daha cesaretli ve sorumluluk sahibi olduklarını ama duygu yönünden az geliştiklerini söyleyebiliriz.
eserlerinde kasvetli havadan, güçlüklerle dolu yaşamlardan, açlıktan, sefaletten, sürgünden bahsettiklerinde hep bir şikayet havası, yenilmişlik görüyoruz ilk bakışta. oysa tüm kavgalarını, kendi insanlarının kavgalarını, nasıl baş ettiklerini/edemediklerini anlatırlar.
duygularından arınmış sanıyoruz onları. oysa duyguyu en katı, en soğuk haliyle yüzümüze vuruyorlar. sanki tüm bunları yaşarken hissetmeye fırsat bulamamış da birileri bu mücadeleye tanık olsun, hissedilmemiş her şeyi hissetsin istemişler gibi.
sıcak iklimler ise duygusal yönü gelişmiş, kültürel gelişime açık ama daha az cesur insanlar yetiştirir. elbette bu insanların da yaşam boyu süren savaşları vardır. ancak doğayla değil kendileri gibi kanlı canlı insanlarla. işte bu noktada duyguların ne denli baskın olduğunu görürüz. insanla olan kavga en fazla insan ömrü kadardır. üstelik insan sayısı kadar değişkendir.
bir kere hepsini geçtim, bu mücadele denktir. insanın insanı yenme umudu vardır. mücadelenin kazanılması umudu vardır. oysa insan iklimini yenebilir mi? mücadelenin bitişini umabilir mi?
sıcak iklim demişken yine akla ilk gelen örneği vereyim. anlaşılan sizi pek şaşırtmak istemiyorum bugün.
sıcaksa sıcak! latin edebiyatı. marquez.
yüzyıllık yalnızlık'ta isimlerin birbirine nasıl karıştığını hatırlayın. aurelianoları birbirinden ayırt etmek için nasıl zorlanırız okurken. işte gördünüz mü? nasıl da insan dolu bir anlatım.
not: bahsettiğim "cesur" kavramını lütfen genel bir değerlendirme olarak algılamayın. yalnızca iklim etkisini göz önüne alarak değerlendirdim.
akla gelen ilk örnekle başlayayım. "ruslar da iklimleri gibi pek soğuk insanlar canım!" deyip geçmeyeceğim tabi.
soğuk iklimler, zor hava şartları; o iklimin insanlarını daha mücadeleci kılıyor. bu mücadeleye alıştıkları hatta bu mücadeleye doğdukları için daha cesaretli ve sorumluluk sahibi olduklarını ama duygu yönünden az geliştiklerini söyleyebiliriz.
eserlerinde kasvetli havadan, güçlüklerle dolu yaşamlardan, açlıktan, sefaletten, sürgünden bahsettiklerinde hep bir şikayet havası, yenilmişlik görüyoruz ilk bakışta. oysa tüm kavgalarını, kendi insanlarının kavgalarını, nasıl baş ettiklerini/edemediklerini anlatırlar.
duygularından arınmış sanıyoruz onları. oysa duyguyu en katı, en soğuk haliyle yüzümüze vuruyorlar. sanki tüm bunları yaşarken hissetmeye fırsat bulamamış da birileri bu mücadeleye tanık olsun, hissedilmemiş her şeyi hissetsin istemişler gibi.
sıcak iklimler ise duygusal yönü gelişmiş, kültürel gelişime açık ama daha az cesur insanlar yetiştirir. elbette bu insanların da yaşam boyu süren savaşları vardır. ancak doğayla değil kendileri gibi kanlı canlı insanlarla. işte bu noktada duyguların ne denli baskın olduğunu görürüz. insanla olan kavga en fazla insan ömrü kadardır. üstelik insan sayısı kadar değişkendir.
bir kere hepsini geçtim, bu mücadele denktir. insanın insanı yenme umudu vardır. mücadelenin kazanılması umudu vardır. oysa insan iklimini yenebilir mi? mücadelenin bitişini umabilir mi?
sıcak iklim demişken yine akla ilk gelen örneği vereyim. anlaşılan sizi pek şaşırtmak istemiyorum bugün.
sıcaksa sıcak! latin edebiyatı. marquez.
yüzyıllık yalnızlık'ta isimlerin birbirine nasıl karıştığını hatırlayın. aurelianoları birbirinden ayırt etmek için nasıl zorlanırız okurken. işte gördünüz mü? nasıl da insan dolu bir anlatım.
not: bahsettiğim "cesur" kavramını lütfen genel bir değerlendirme olarak algılamayın. yalnızca iklim etkisini göz önüne alarak değerlendirdim.
devamını gör...
tek şarkısı dahi kötü olmayan şarkıcı
(bkz: barış manço)
devamını gör...
2021'e namaz kılarak girmek
(bkz: ibadetin gizlisi makbuldür)
devamını gör...
günün sözü
“terazi tartıyla, her şey vaktiyle ölçülür.”
devamını gör...
övünmek için demiyorum
övünmek için demeyip(!) deli gibi övünmektir. çok mütevazıyım demekle beraber gider.
övünmek için demiyorum çok dehşet resim yaparım.
övünmek için demiyorum çok mahzun bakabiliyorum,
gibi.
övünmek için demiyorum çok dehşet resim yaparım.
övünmek için demiyorum çok mahzun bakabiliyorum,
gibi.
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
kategoriler ve kategori yapımız güncellendi.
devamını gör...
en hüzünlü kelime
belki
icinde hem umut hem umutsuzluk barındırıyor.
icinde hem umut hem umutsuzluk barındırıyor.
devamını gör...
teselli kılığına girmiş boş laflar
takmaaa...
dünyanın sonu mu sanki?
seninki de dert mi be
dünyanın sonu mu sanki?
seninki de dert mi be
devamını gör...

