akik
değişik renklerle bezenmiş silis minareldir. görünümüde güzel olduğu için birçok mücevher yapımında kullanılır aynı zamanda nemden ya da su buharından etkilenmediği için de bazı laboratuvar aygıtlarının yapımında kullanılandır.
devamını gör...
oklofobi
oklofobi, enoklofobi, veya demofobi en basit tanımıyla sosyalleşme ve kalabalığa karşı oluşan korku durumu olmakla beraber ağır vakalarda paralize olma, öfke nöbeti, ağlama, aşırı terleme, üşüme, kekeleme gözlenebilmektedir. bu fobinin altında genelde kalabalık içinde ezilme, hastalık kapma, kaybolma, kendini değersiz görme gibi düşünce ve varsayımlar yatmaktadır.
devamını gör...
adak
kişinin herhangi bir isteği yerine geldiğinde yapacağını veya vereceğini söylediği ve tanrı'ya bu konuda söz verdiği durumdur.
devamını gör...
insanı duygusal olarak yıpratan şeyler
her konuda, her anlamda "alışmak" ve "kabullenmek" evrelerini yaşamak, sonrasında da sindirebilmek olarak örneklenebilecek şeylerdir.
devamını gör...
yalnızlık
bununla ilgili harika bir video ...yalnız fazla da kalmamak lazım anlaşılan.
devamını gör...
kitap kulübü hikaye tamamlama yarışması
iyi akşamlar sözlük ahalisi!
''hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum.''
......
normal sözlük kitap edebiyat kulübü'nün ilk yarışması ile karşınızdayız. içimizdeki dostoyevski'leri* açığa çıkarmak adına bir yarışma düzenliyoruz!
başlıktan da anlaşıldığı üzere yarışmaya, size önceden sunduğumuz belirli bir cümleyi , kendi hayal gücünüz ve üslubunuzla devam ettirerek;bir cümleden hareketle hikayeye dönüştürerek, tamamlayarak katılabileceksiniz.
her hafta bir cümle bu hikaye yolculuğunda referans olacak.
yarışma detaylarını öğrenmek ve katılım göstermek için buradan normal sözlük kulüpleri bünyesine dahil olup kitap edebiyat kulübü'ne üye olabilirsiniz.
hayal gücünüzü ve kaleminizi konuşturduğunuz yazılarınızı büyük bir merakla bekliyoruz!
''hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum.''
......
normal sözlük kitap edebiyat kulübü'nün ilk yarışması ile karşınızdayız. içimizdeki dostoyevski'leri* açığa çıkarmak adına bir yarışma düzenliyoruz!
başlıktan da anlaşıldığı üzere yarışmaya, size önceden sunduğumuz belirli bir cümleyi , kendi hayal gücünüz ve üslubunuzla devam ettirerek;bir cümleden hareketle hikayeye dönüştürerek, tamamlayarak katılabileceksiniz.
her hafta bir cümle bu hikaye yolculuğunda referans olacak.
yarışma detaylarını öğrenmek ve katılım göstermek için buradan normal sözlük kulüpleri bünyesine dahil olup kitap edebiyat kulübü'ne üye olabilirsiniz.
hayal gücünüzü ve kaleminizi konuşturduğunuz yazılarınızı büyük bir merakla bekliyoruz!
devamını gör...
hollanda
kalvinizim`in ana vatanıdır. bizden hediye gitme lale soğanlarını önce bildiğin soğan sanıp tadan, sonradan ise çaprazlama bir şekilde çoğaltıp biribirilerine fahiş fiyatlar ile satan, bir ara fiyatları binlerce gulden etmeye başlayan soğanların aslında o kadar da değerli olmadığı anlaşılınca da lale devri çöküşünü yaşayan insanların yaşadığı, dolayısıyla da yeniçağın ilk küresel ekonomik krizine sahne olmuş batı avrupa ülkesidir.
devamını gör...
öğrenci kimlik kartı resmi
efendim öss'den* yeterli puanı almışım ama istediğim bölüme yerleşebilmem için bir kaç aşamalı yetenek sınavını da geçmem gerekiyor.
uzun süre hazırlanılan, emek harcanan tüm bu sınavları başarı ile atlatıyor ve sonunda fakültenin camında kazanan 60 kişi ilan ediliyor... evet kendi ismimi de listede görüyorum!
neyse kayıt için tüm gerekli belgeleri topluyorum, geriye sadece vesikalık fotoğraf kalıyor. giyeceğim kıyafeti ve takacağım takıları dikkatle düşünüp makyajımı yapıyorum çünkü biliyorum ki bu fotoğraf 4 sene boyunca* kullanacağım kimliğimde bulunacak.
gidip fotoğrafı çektiriyorum, fotoğrafçı omuzlar iki milim sağa, çene bir milim aşağıya, kirpikler bir mikron yukarı diye diye özene bezene fotoğrafımı çekiyor, yarın öğlen diyor gelip alabilirsiniz.
ertesi gün kayıdın son günü, gidiyorum fotoğrafı almaya. fotoğrafı alıp direkt kayıt yaptırmaya okula geçeceğim. her şey hazır.
daha doğrusu ben öyle sanıyorum.
fotoğrafçıya girdiğimde bir kaç dakikalık aranmanın arkasından süklüm püklüm diyor ki; biz... dün... iki... klasörü... üst üste... kaydetmişiz... *
yani benim dört (rakamla 4!) sene gururla taşıyacağım sevgili üniversite kimliğimin cağnım fotoğrafı kaybolmuş.
ben adama resmen gözü dönmüş bir şekilde bakıyorum! kayıt için fotoğrafları alıp yetişmem lazım!
diyor ki fotoğrafınızı çekelim şimdi, yarım saate basarız teslim ederiz hemen. yemin billah ediyor,
iyi diyorum, söylene söylene yukarı çıkıyorum, sandalyeye oturuyorum, sinirden kameraya adamı orada parçalayacak gibi bakıyorum derken adam deklanşöre basıyor ve aşağıya iniyoruz. her şey iki saniye içinde bitiyor.
neyse yarım saat oyalanıp bir hışımla fotoğrafları almaya giriyorum dükkana, adam hemen çıkartıp fotoğrafları uzatıyor. suratım hala stüdyoda bir katliam yapabilir gibi...
fotoğrafları elime almamla kahkaha atmam bir oluyor.
adam o arada gülse mi katledilmez yoksa gülmese mi karar veremez bi halde ehe ehe diyor.
ehe ehe tabii. no rotüş no poz. yes seri katil bakışları.
evet dört sene kullandım o fotoğrafı.
tenk yu fotografır...
not: fotoğrafı görmek için cesedimi çiğnemeniz lazım.
uzun süre hazırlanılan, emek harcanan tüm bu sınavları başarı ile atlatıyor ve sonunda fakültenin camında kazanan 60 kişi ilan ediliyor... evet kendi ismimi de listede görüyorum!
neyse kayıt için tüm gerekli belgeleri topluyorum, geriye sadece vesikalık fotoğraf kalıyor. giyeceğim kıyafeti ve takacağım takıları dikkatle düşünüp makyajımı yapıyorum çünkü biliyorum ki bu fotoğraf 4 sene boyunca* kullanacağım kimliğimde bulunacak.
gidip fotoğrafı çektiriyorum, fotoğrafçı omuzlar iki milim sağa, çene bir milim aşağıya, kirpikler bir mikron yukarı diye diye özene bezene fotoğrafımı çekiyor, yarın öğlen diyor gelip alabilirsiniz.
ertesi gün kayıdın son günü, gidiyorum fotoğrafı almaya. fotoğrafı alıp direkt kayıt yaptırmaya okula geçeceğim. her şey hazır.
daha doğrusu ben öyle sanıyorum.
fotoğrafçıya girdiğimde bir kaç dakikalık aranmanın arkasından süklüm püklüm diyor ki; biz... dün... iki... klasörü... üst üste... kaydetmişiz... *
yani benim dört (rakamla 4!) sene gururla taşıyacağım sevgili üniversite kimliğimin cağnım fotoğrafı kaybolmuş.
ben adama resmen gözü dönmüş bir şekilde bakıyorum! kayıt için fotoğrafları alıp yetişmem lazım!
diyor ki fotoğrafınızı çekelim şimdi, yarım saate basarız teslim ederiz hemen. yemin billah ediyor,
iyi diyorum, söylene söylene yukarı çıkıyorum, sandalyeye oturuyorum, sinirden kameraya adamı orada parçalayacak gibi bakıyorum derken adam deklanşöre basıyor ve aşağıya iniyoruz. her şey iki saniye içinde bitiyor.
neyse yarım saat oyalanıp bir hışımla fotoğrafları almaya giriyorum dükkana, adam hemen çıkartıp fotoğrafları uzatıyor. suratım hala stüdyoda bir katliam yapabilir gibi...
fotoğrafları elime almamla kahkaha atmam bir oluyor.
adam o arada gülse mi katledilmez yoksa gülmese mi karar veremez bi halde ehe ehe diyor.
ehe ehe tabii. no rotüş no poz. yes seri katil bakışları.
evet dört sene kullandım o fotoğrafı.
tenk yu fotografır...
not: fotoğrafı görmek için cesedimi çiğnemeniz lazım.
devamını gör...
pfizer biontech aşısı olan yazarlar veri tabanı
ikinci dozunu, geçen hafta olarak
dahil olduğum başlık.
yaşıyorum hala.
olun sizde.
dahil olduğum başlık.
yaşıyorum hala.
olun sizde.
devamını gör...
alırken insanı zengin gibi hissettiren şeyler
yarım kilo söylerken son anda bir kiloya çevrilen et.
devamını gör...
genocide
bir ırkın bir din, veya dil mensubu bir toplumun kitle halinde yok edilmesini (exterminasyon) amaçlayan harekete denir ve diğer bir ismi de "soykırım"dır. bu hareketler, genellikle politik amaçla yapılır. jenosid bazı yönlerdenırk ayrımına benzese de amaç ve metod bakımından tamamen farklıdır. çünkü, ırk ayrımında, bir topluluğun horlanması, kötü muamele görmesi, bir kısım haklarının kısıtlanması veya kamu hayatında önemsiz durumda bırakılması varken, jenosid de bir topluluğun kökünün kazınması şeklinde yok edilmesi esas amaçtır.
tarih boyunca birçok jenosid olayları görülmüştür. en önemli olanı, nazi almanyası'nın ikinci dünya savaşı öncesi ve savaş sırasında yahudilere karşı izlediği politikadır. polonya "varşova gettos", alman topraklarında da "auschwitz, buchenwald ve dachau kampları" şeklinde anılan bu yerlerdeki uygulamalar sonucu yaklaşık 6 milyon kadaryahudinin yok edilmesi üzerine savaştan sonra harp suçlularını yargılamak üzere kurulmuş bulunan müttefiklerin nürnberg mahkemesi'nde bir kısım nazi sorumluları jenosidden yargılanarak idam ve diğer ağır cezalara çarptırılmışlardır. ayrıca, stalin devrinde savaş sırasında rusya'daki kırım tatarlarının da kitle halinde sibirya'ya ağır şartlardaki kamplara sürülmesi ve kırım'da hiç tatar bırakılmaması da bu tür savaşlardan sayılmaktadır. daha sonra kruçev devrinde bu olay bir suç olarak resmen kınanmış ve sözü geçen toplumdan arda kalan yerlerine dönme müsaadesi hükümetçe resmen verilmiştir.
1940'da birleşmiş milletlerce, jenosid hareketi resmen bir suç olarak tanınmış ve tescil edilmiştir.
tarih boyunca birçok jenosid olayları görülmüştür. en önemli olanı, nazi almanyası'nın ikinci dünya savaşı öncesi ve savaş sırasında yahudilere karşı izlediği politikadır. polonya "varşova gettos", alman topraklarında da "auschwitz, buchenwald ve dachau kampları" şeklinde anılan bu yerlerdeki uygulamalar sonucu yaklaşık 6 milyon kadaryahudinin yok edilmesi üzerine savaştan sonra harp suçlularını yargılamak üzere kurulmuş bulunan müttefiklerin nürnberg mahkemesi'nde bir kısım nazi sorumluları jenosidden yargılanarak idam ve diğer ağır cezalara çarptırılmışlardır. ayrıca, stalin devrinde savaş sırasında rusya'daki kırım tatarlarının da kitle halinde sibirya'ya ağır şartlardaki kamplara sürülmesi ve kırım'da hiç tatar bırakılmaması da bu tür savaşlardan sayılmaktadır. daha sonra kruçev devrinde bu olay bir suç olarak resmen kınanmış ve sözü geçen toplumdan arda kalan yerlerine dönme müsaadesi hükümetçe resmen verilmiştir.
1940'da birleşmiş milletlerce, jenosid hareketi resmen bir suç olarak tanınmış ve tescil edilmiştir.
devamını gör...
beğeni almayıp sürekli yazan yazar
kendine güveni tam, yazdığından emin, pes etmeyen, kendinden vazgeçmeyen, yazma tutkusunu bütün benliğiyle benimsemiş yazarlardır.
devamını gör...
morina savaşları
ingiltere ve izlanda arasında balık avlama sahalarının kontrolü sebebiyle çıkan, 1958’den 1976’ya kadar süren, sadece bir kişinin öldüğü fakat milyonlarca dolar zararın olduğu, sahil güvenlik botlarinın ve balıkçı gemilerinin deniz üstünde birbirlerine çarparak mücadele ettiği olaylara verilen addır.
(bkz: cod wars) olarak da bilinir.
ikinci dünya savaşı’ndan sonra kıyı ülkeleri için balıkçılık endüstrisi en önemli gelir kaynakları arasındaydı. o yüzden bu ülkeler balık avlama sahalarını tek taraflı olarak genişletiyorlardı.
1901 yılında o zamanki izlanda’yı kontrol eden danimarka ve britanya imparatorluğu arasında 1951 yılına dek sürecek, balıkçılık bölgelerini üç deniz mili ile sınırlayan bir anlaşma yapılmıştı.
1944 yılında bağımsızlığını kazanan izlanda bu antlaşmanın bitmesini beklemiş, 1958 yılında ekonomik avlanma sahasını 3 deniz milinden 12 deniz miline genişleten yeni bir ulusal yasayı kabul etmiştir.
ingilizler ise kendi trol filolarını askeri devriye botlarının koruması altına alarak bu 12 millik bölgede balık tutmaya devam edeceklerini açıklamışlardır.
1958’den 1961’e kadar süren ilk morina savaşında izlanda bu duruma tepki koyamamış bunun yerine jeopolitik tehditlere başvurmuştur.
soğuk savaşın zirve yaptığı bu yıllarda izlanda nato’dan çekilebileceğini ve varşova paktı’na katılabileceği sinyalini vermiştir.
bu tehdit işe yaramış ve ingiltere 12 deniz millik ekonomik bölgeyi kabul etmiştir.
1970’li yıllara gelindiğinde izlanda tekrar özel balıkçılık bölgesi’ni 12 deniz milinden 50 deniz miline çıkaran yeni bir yasayı yürürlüğe koymuştur.
böylelikle eylül 1972’den kasım 1973’e kadar sürecek ikinci morina savaşı başlamıştır.
bu kez izlanda kendi deniz kuvvetleri ve sahil güvenlik botlarını da devreye sokup ilk seferdan daha atak bir tavır sergilemiştir.
ingiltere’nin de buna tepkisi saldırganca olmuş bir ingiliz fırkateyni ile izlanda savaş botunun çarpışması sonucu izlandalı bir mühendis hayatını kaybetmiştir.
bundan sadece iki yıl sonra 1975’te izlanda ekonomik bölgesini 50 deniz milinden 200 deniz miline genişletme planını açıklamış ve üçüncü morina savaşı patlak vermiştir.
bu son savaş iki tarafta da milyonlarca dolarlık zarara yol açmıştır.
izlanda’nın son kararı varşova paktı dahil çoğu kesimden tepki alınca devreye birleşmiş milletler girmiştir.
üçüncü savaşta deniz üstünde toplam 55 çarpışma olmuş fakat sonunda izlanda’nın yeni sınırları kabul edilmiştir.
bu savaşların sonunda deniz hukuku birleşmiş milletler sözleşmesi kabul edilmiş ve dünyadaki her kıyı ülkesinin etrafında 200 deniz milik bir ekonomik dışlama bölgesinin tanımlanmasına karar verilmiştir.
(bkz: cod wars) olarak da bilinir.
ikinci dünya savaşı’ndan sonra kıyı ülkeleri için balıkçılık endüstrisi en önemli gelir kaynakları arasındaydı. o yüzden bu ülkeler balık avlama sahalarını tek taraflı olarak genişletiyorlardı.
1901 yılında o zamanki izlanda’yı kontrol eden danimarka ve britanya imparatorluğu arasında 1951 yılına dek sürecek, balıkçılık bölgelerini üç deniz mili ile sınırlayan bir anlaşma yapılmıştı.
1944 yılında bağımsızlığını kazanan izlanda bu antlaşmanın bitmesini beklemiş, 1958 yılında ekonomik avlanma sahasını 3 deniz milinden 12 deniz miline genişleten yeni bir ulusal yasayı kabul etmiştir.
ingilizler ise kendi trol filolarını askeri devriye botlarının koruması altına alarak bu 12 millik bölgede balık tutmaya devam edeceklerini açıklamışlardır.
1958’den 1961’e kadar süren ilk morina savaşında izlanda bu duruma tepki koyamamış bunun yerine jeopolitik tehditlere başvurmuştur.
soğuk savaşın zirve yaptığı bu yıllarda izlanda nato’dan çekilebileceğini ve varşova paktı’na katılabileceği sinyalini vermiştir.
bu tehdit işe yaramış ve ingiltere 12 deniz millik ekonomik bölgeyi kabul etmiştir.
1970’li yıllara gelindiğinde izlanda tekrar özel balıkçılık bölgesi’ni 12 deniz milinden 50 deniz miline çıkaran yeni bir yasayı yürürlüğe koymuştur.
böylelikle eylül 1972’den kasım 1973’e kadar sürecek ikinci morina savaşı başlamıştır.
bu kez izlanda kendi deniz kuvvetleri ve sahil güvenlik botlarını da devreye sokup ilk seferdan daha atak bir tavır sergilemiştir.
ingiltere’nin de buna tepkisi saldırganca olmuş bir ingiliz fırkateyni ile izlanda savaş botunun çarpışması sonucu izlandalı bir mühendis hayatını kaybetmiştir.
bundan sadece iki yıl sonra 1975’te izlanda ekonomik bölgesini 50 deniz milinden 200 deniz miline genişletme planını açıklamış ve üçüncü morina savaşı patlak vermiştir.
bu son savaş iki tarafta da milyonlarca dolarlık zarara yol açmıştır.
izlanda’nın son kararı varşova paktı dahil çoğu kesimden tepki alınca devreye birleşmiş milletler girmiştir.
üçüncü savaşta deniz üstünde toplam 55 çarpışma olmuş fakat sonunda izlanda’nın yeni sınırları kabul edilmiştir.
bu savaşların sonunda deniz hukuku birleşmiş milletler sözleşmesi kabul edilmiş ve dünyadaki her kıyı ülkesinin etrafında 200 deniz milik bir ekonomik dışlama bölgesinin tanımlanmasına karar verilmiştir.
devamını gör...
iyi geceler sözlük
sabah işe gidecek olan yazarların sözlükle şimdilik vedalaşma cümlesi.
bir diyeceğiniz yoksa ben uyumaya gidiyorum, hepinize iyi uykular arkadaşlar.
bir diyeceğiniz yoksa ben uyumaya gidiyorum, hepinize iyi uykular arkadaşlar.
devamını gör...
hayao miyazaki
insanı alıp başka diyarlara götüren mekanları, bu dünyaya ait olmayan zamanları, insanın yüreğinde yaşayan karakterleri ve yalnızca kulak değil tüm ruhu doyuran müzikleriyle anlattığı hikayeleri olan adam.
devamını gör...
sözlüğü telefondan kullanmak
sözlükten telefonu kullanmak desek daha doğru olacak.
arada sırada çalarsa veya whatsapptan yazan olursa bu fonksiyonları kullanıyorum onun haricinde full sözlükteyim.
arada sırada çalarsa veya whatsapptan yazan olursa bu fonksiyonları kullanıyorum onun haricinde full sözlükteyim.
devamını gör...
telefon sapığı
gizli numara engelleme sisteminin devreye girmesiyle bir nebze de olsa azalan ama soyu tüketilemeyen yaşam formu.
devamını gör...


