cem uzana hapis şoku
fazla aktif olmadığı için değerini bulamamış yazar arkadaşımız. ilk nickaltını açarak daha fazla entry girmesini temenni ediyor,sevgiler ve saygılar diyorum.
devamını gör...
ağlayan bebeğin toplu taşımada verdiği rahatsızlık
insanı gerçekten canından bezdirecek seviyeye gelebilen durum.
şimdi şunu bir kenara koyalım; bebeğin laftan anlamadığını hepimiz biliyoruz ama bu, sesten rahatsız olmamayı sağlamıyor ne yazık ki. anne baba bazen ne yaparsa yapsın susturamıyor bebeği ve kendileri de rahatsız oluyor durumdan, farkındayız. onlara lafım yok ama bizim de suçumuz yok, rahatsız olduğumuz için. şu alıntıyı da buraya bırakayım:
"85 desibelin üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 desibelin de üstündedir."
130 desibele varabildiği de görülüyormuş bu arada...
***
iş bebek değil de, laf anlaması biraz daha muhtemel olan çocuklara gelince... evet, çocuktur ağlayabilir tabi ki ama çocuk ağlarken hiç mi hiç umursamayan anne babalardır, insanın sinirini esas bozanlar. eğer büyük bir sağlık problemi falan yoksa ve tamamen vurdumduymazlığından ilgilenmiyorsa çocuğuyla, böylesi her lafı hak eder. zira hemen hemen her çocuğu oyalayabilmenin bir yolu vardır. önemli olan ebeveyn olarak onu bulmak/bilmek.
***
ben kendi tedbirimi mp3 çalar ve kulaklık ile alıyorum. böylece kimseyle sıkıntı yaşamıyorum. müzik dinlemek istemeyen ama sesten korunmak isteyene de silikon kulak tıkaçlarını öneririm.
şimdi şunu bir kenara koyalım; bebeğin laftan anlamadığını hepimiz biliyoruz ama bu, sesten rahatsız olmamayı sağlamıyor ne yazık ki. anne baba bazen ne yaparsa yapsın susturamıyor bebeği ve kendileri de rahatsız oluyor durumdan, farkındayız. onlara lafım yok ama bizim de suçumuz yok, rahatsız olduğumuz için. şu alıntıyı da buraya bırakayım:
"85 desibelin üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 desibelin de üstündedir."
130 desibele varabildiği de görülüyormuş bu arada...
***
iş bebek değil de, laf anlaması biraz daha muhtemel olan çocuklara gelince... evet, çocuktur ağlayabilir tabi ki ama çocuk ağlarken hiç mi hiç umursamayan anne babalardır, insanın sinirini esas bozanlar. eğer büyük bir sağlık problemi falan yoksa ve tamamen vurdumduymazlığından ilgilenmiyorsa çocuğuyla, böylesi her lafı hak eder. zira hemen hemen her çocuğu oyalayabilmenin bir yolu vardır. önemli olan ebeveyn olarak onu bulmak/bilmek.
***
ben kendi tedbirimi mp3 çalar ve kulaklık ile alıyorum. böylece kimseyle sıkıntı yaşamıyorum. müzik dinlemek istemeyen ama sesten korunmak isteyene de silikon kulak tıkaçlarını öneririm.
devamını gör...
bim'in eskisi gibi ucuz olmaması
kacirdigimiz nokta olay bim değil. memlekette herşey yukarı doğru koşuyor, bim ne yapsin.
devamını gör...
bulaşık yıkamayı seven erkek
sevdiğimden değil ama nefret ettiğim ütü işkencesinden kat kat iyidir.
devamını gör...
kayıp şehrin çocukları
1995 yapımı "tuhaf" bir filmdir. hem sanatsal film tutkunlarının hem de "çerezlik" film sevenlerin genelince beğenilir. atmosferik, sürükleyici ve ilginç bir yapıttır.
orijinal adı la cité des enfants perdus'dür ama genellikle ingilizce ismiyle (bkz: the city of lost children) tanınır.
filmde, hayatta görülebilecek en sadistçe sahnelerden biri vardır (korkmayın, sadece fikir sadistçe).
o sahne ise, robotik gözlü varlıklardan birinin diğerini boğazlayarak öldürmesi. ama nasıl? kurbanının gözüne bağlanan kabloyu çıkartıp kendi robotik gözüne bağlayarak onu gırtlaklayan bir katil. yani düşünün ki, katilinizin gözünün görmesi gerekeni izleyerek, kendinizi boğduğunuzu, sanki bir başkasını siz boğuyormuşsunuz gibi seyrediyorsunuz ama bu esnada boğularak öldürülen sizsiniz. ruh hastalığı seviyesinde sapık bir hayal gücü.
görselliğiyle büyüleyen, yaratılan atmosferiyle etkileyip izleyicisini içine alan çok eksantrik bir filmdir. sürreel bir iş olsa da sıkı bir kurgusu ve ilginç bir hikayesi olduğundan, insanı soyutluk okyanusunda da boğmaz. epey karanlık bir iş olsa da seyircisine pesimizm peksimetleri de yedirdiğini söyleyemem. (benim tanımım da sanatsallaşmaya mı başladı acaba? haha!) yine de çarpıcılığıyla bazı kişilerin keyfini kaçırabilitesi de olan bir film tabii. (sanatsal sanatsal giderken kaçırılabilite dedim ya la. hahah.)
ron perlman'ı farklı filmlerden biliyoruz. mesela hellboy filmindeki başkarakter desem?.. tipi ve fiziğiyle sıra dışı karakterler için biçilmiş kaftan olan bu oyuncu, kayıp şehrin çocukları'nda da gayet iyi canlandırmış rolünü.
zamanında epey bilinen bir yapımdı. öyle vcd'cilerde falan satıldığına rastlardınız mutlaka. amerikan filmlerine alışkın kişiler için hoş ve farklı bir deneyim olduğunu söyleyebilirim bu işin.
gerçi bunu söylesem de ben bu filmi izleyeli aşırı uzun bir zaman oldu. bir ara yeniden izleyeyim de farklı bir şeyler diyesim gelirse sonrasında, bu yazıya bir edit geçerim.
orijinal adı la cité des enfants perdus'dür ama genellikle ingilizce ismiyle (bkz: the city of lost children) tanınır.
filmde, hayatta görülebilecek en sadistçe sahnelerden biri vardır (korkmayın, sadece fikir sadistçe).
o sahne ise, robotik gözlü varlıklardan birinin diğerini boğazlayarak öldürmesi. ama nasıl? kurbanının gözüne bağlanan kabloyu çıkartıp kendi robotik gözüne bağlayarak onu gırtlaklayan bir katil. yani düşünün ki, katilinizin gözünün görmesi gerekeni izleyerek, kendinizi boğduğunuzu, sanki bir başkasını siz boğuyormuşsunuz gibi seyrediyorsunuz ama bu esnada boğularak öldürülen sizsiniz. ruh hastalığı seviyesinde sapık bir hayal gücü.
görselliğiyle büyüleyen, yaratılan atmosferiyle etkileyip izleyicisini içine alan çok eksantrik bir filmdir. sürreel bir iş olsa da sıkı bir kurgusu ve ilginç bir hikayesi olduğundan, insanı soyutluk okyanusunda da boğmaz. epey karanlık bir iş olsa da seyircisine pesimizm peksimetleri de yedirdiğini söyleyemem. (benim tanımım da sanatsallaşmaya mı başladı acaba? haha!) yine de çarpıcılığıyla bazı kişilerin keyfini kaçırabilitesi de olan bir film tabii. (sanatsal sanatsal giderken kaçırılabilite dedim ya la. hahah.)
ron perlman'ı farklı filmlerden biliyoruz. mesela hellboy filmindeki başkarakter desem?.. tipi ve fiziğiyle sıra dışı karakterler için biçilmiş kaftan olan bu oyuncu, kayıp şehrin çocukları'nda da gayet iyi canlandırmış rolünü.
zamanında epey bilinen bir yapımdı. öyle vcd'cilerde falan satıldığına rastlardınız mutlaka. amerikan filmlerine alışkın kişiler için hoş ve farklı bir deneyim olduğunu söyleyebilirim bu işin.
gerçi bunu söylesem de ben bu filmi izleyeli aşırı uzun bir zaman oldu. bir ara yeniden izleyeyim de farklı bir şeyler diyesim gelirse sonrasında, bu yazıya bir edit geçerim.
devamını gör...
unvan sistemi
kendi unvanlarınızı kendinizin seçebildiği sistemdir.
10.000 karma puana ulaşan yazarlar için ayrı bir unvan havuzu, 50 madalya ve 100 öne çıkan tanıma ulaşmış yazarlar için ayrı bir unvan havuzu bulunduruyoruz.
250 madalya ve 400 öne çıkan tanıma ulaşmış olan yazarlara allahınız var mı sizin unvanı vereceğiz. şaka şaka. bu değerli yoldaşlarımız kendi unvanlarını kendileri oluşturabilecek!
bu zamana kadar verilmiş unvanların sahibinde saklı olmasını kararlaştırdık ve bu unvanları özel seri olarak tutup sadece ilk nesil yazarlarımıza özel olmasını sağladık. bu sebepten öncesinde vermiş olduğumuz unvanları herhangi bir havuza koymuyoruz.
bu unvanları alan yazarlar bizim ilk göz ağrımız.
unvanınızı almak için unvanınızı seçip moderasyona iletebilirsiniz.
unvanlarınızı 6 ayda 1 değiştirme hakkına sahipsiniz.
eğer unvan talep etmezseniz zaman içerisinde sözlük algoritmamız ürettiğiniz içerikleri baz alarak sizlere bir unvan atayacaktır.
verilen bu unvanı istemediğiniz takdirde moderasyona belirtebilirsiniz.
10.000 karma puana ulaşmış yazarlar için rütbe havuzu :
dük -------- leydi ------- ağır abi ------ kedi kulu -------- sarhoş
giderli -------- kızıl -------- bozkurt -------- girift -------- çırak
geek -------- nerd -------- obur -------- baykuş -------- gezenti
guru -------- sportif -------- ayaklı gazete -------- asi -------- queer
sufi -------- 9 8'lik -------- hayalperest -------- süslü pakize --------doçent
candy -------- flörtöz -------- dert babası -------- sabır taşı -------- taçsız kral
kadıköy ruhu -------- kara kartal -------- feminist -------- solist -------- centilmen
fularlı -------- kuratör -------- bezgin -------- kamber -------- keşiş
optimist -------- pesimist -------- pragmatik -------- nihilist -------- muzaffer
köpek balığı -------- gönül hırsızı -------- gece kuşu -------- deli -------- abdal
gamsız -------- entel -------- ihtiyar -------- anime sever -------- vecihi
rocker -------- uykucu -------- afili -------- nöbetçi -------- banker
ağır abla -------- samurai -------- haylaz --------dedektif -------- smelly cat
bal böceği -------- miço -------- geveze -------- gamer -------- harbiyeli
bihter -------- behlül -------- muggle -------- ruh emici -------- kumarbaz
gezgin -------- boonie -------- clyde -------- alkolik -------- şarapçı
doğal -------- peri -------- aylak -------- aynasız -------- lokman
hekim -------- vampir -------- zombi -------- kurt adam -------- erlik
kızıl sakal -------- mujik -------- mumya -------- piyanist şantör -------- oppa
kazazede -------- albayım -------- albay -------- çilek kız -------- kelek
hayati -------- hunili --------yörük---------efe--------dadaş
uşak
10.000 karmaya ek 50 madalya ve 100 onaylı tanıma sahip yazarlar için rütbe havuzu:
otaku -------- kadirşinas -------- münzevi -------- lord
phosphorus -------- hesperus -------- esrik -------- zeyrek
meyus -------- feriştah -------- berceste -------- şikemperver
historiyograf -------- müstehzi -------- müzikolog -------- alametifarika
hedonist -------- senatör -------- abiyotik -------- gönülçelen
agnatha -------- sarkastik -------- ronin -------- hippi --------
fularsız entel -------- magister -------- metalhead -------- ruhsar
şaman -------- beatnik -------- ordinaryus -------- diva -------- sinefil
cylon -------- seherbaz -------- altın sntich -------- michelangelo
dementor -------- hedwig -------- point break -------- oligark
simyacı -------- heisenberg -------- kalfa -------- seyyah -------- vegan
shinigami -------- hipokrat -------- hades -------- ülgen -------- barbarossa
narenciye -------- rastafari -------- olric -------- huri
halihazırda olan ve artık verilmeyecek, ilk alanları ile ölümsüzleşecek rütbelerimiz:
mejaste -------- psişik -------- profesör -------- bibliyofil -------- arşivci
şiirci -------- sarraf -------- filozof -------- para babası -------- güzin abla
koleksiyoncu -------- kütüphaneci -------- düşes -------- nordik -------- ninja
kedianası -------- kraliçe elizabeth -------- irlandalı boksör -------- nazen -------- bilge
memati -------- şirine -------- ulak -------- hürgeneral -------- şipşakfoto
yargıç -------- eagle -------- meddah -------- büyücü -------- uçarı
deli yürek -------- korsan -------- bilgiç -------- bahriyeli -------- gardiyan
turist -------- katip -------- jön -------- kaptan -------- çeşnigar
ahver -------- istifçi -------- fotoğrafçı -------- paratoner -------- ressam
obagezen -------- çevreci -------- gurme -------- odyofil -------- seküler
sevgi kelebeği -------- vera -------- bishoujo -------- sevimli -------- mesen
kraliçe -------- kitap kurdu -------- pazar sevişgeni -------- demir leydi
mikrop -------- muhtar -------- antrenör -------- yıkık -------- virtüöz
entel dantel -------- mistik -------- nüktedan -------- nyks -------- flamenkita
anchorwoman -------- papaz -------- ibdai -------- lady -------- kontes
legolas -------- düşünür -------- mühürlenmiş zaman -------- acar muhabir
jedi -------- bıçkın -------- şövalye -------- ıneffable -------- helianthus
şair -------- milka -------- kadim -------- parfümör -------- headbanger
ay savaşçısı -------- huysuz -------- kaşif -------- anarşist -------- nimo
hissikablelvuku-------manyak
en üst seviyemiz olan, 250 madalya ve 400 öne çıkan tanıma ulaşmış olan yazarlar kendi rütbelerini belirleyebilecekler.
10.000 karma puana ulaşan yazarlar için ayrı bir unvan havuzu, 50 madalya ve 100 öne çıkan tanıma ulaşmış yazarlar için ayrı bir unvan havuzu bulunduruyoruz.
250 madalya ve 400 öne çıkan tanıma ulaşmış olan yazarlara allahınız var mı sizin unvanı vereceğiz. şaka şaka. bu değerli yoldaşlarımız kendi unvanlarını kendileri oluşturabilecek!
bu zamana kadar verilmiş unvanların sahibinde saklı olmasını kararlaştırdık ve bu unvanları özel seri olarak tutup sadece ilk nesil yazarlarımıza özel olmasını sağladık. bu sebepten öncesinde vermiş olduğumuz unvanları herhangi bir havuza koymuyoruz.
bu unvanları alan yazarlar bizim ilk göz ağrımız.
unvanınızı almak için unvanınızı seçip moderasyona iletebilirsiniz.
unvanlarınızı 6 ayda 1 değiştirme hakkına sahipsiniz.
eğer unvan talep etmezseniz zaman içerisinde sözlük algoritmamız ürettiğiniz içerikleri baz alarak sizlere bir unvan atayacaktır.
verilen bu unvanı istemediğiniz takdirde moderasyona belirtebilirsiniz.
10.000 karma puana ulaşmış yazarlar için rütbe havuzu :
dük -------- leydi ------- ağır abi ------ kedi kulu -------- sarhoş
giderli -------- kızıl -------- bozkurt -------- girift -------- çırak
geek -------- nerd -------- obur -------- baykuş -------- gezenti
guru -------- sportif -------- ayaklı gazete -------- asi -------- queer
sufi -------- 9 8'lik -------- hayalperest -------- süslü pakize --------doçent
candy -------- flörtöz -------- dert babası -------- sabır taşı -------- taçsız kral
kadıköy ruhu -------- kara kartal -------- feminist -------- solist -------- centilmen
fularlı -------- kuratör -------- bezgin -------- kamber -------- keşiş
optimist -------- pesimist -------- pragmatik -------- nihilist -------- muzaffer
köpek balığı -------- gönül hırsızı -------- gece kuşu -------- deli -------- abdal
gamsız -------- entel -------- ihtiyar -------- anime sever -------- vecihi
rocker -------- uykucu -------- afili -------- nöbetçi -------- banker
ağır abla -------- samurai -------- haylaz --------dedektif -------- smelly cat
bal böceği -------- miço -------- geveze -------- gamer -------- harbiyeli
bihter -------- behlül -------- muggle -------- ruh emici -------- kumarbaz
gezgin -------- boonie -------- clyde -------- alkolik -------- şarapçı
doğal -------- peri -------- aylak -------- aynasız -------- lokman
hekim -------- vampir -------- zombi -------- kurt adam -------- erlik
kızıl sakal -------- mujik -------- mumya -------- piyanist şantör -------- oppa
kazazede -------- albayım -------- albay -------- çilek kız -------- kelek
hayati -------- hunili --------yörük---------efe--------dadaş
uşak
10.000 karmaya ek 50 madalya ve 100 onaylı tanıma sahip yazarlar için rütbe havuzu:
otaku -------- kadirşinas -------- münzevi -------- lord
phosphorus -------- hesperus -------- esrik -------- zeyrek
meyus -------- feriştah -------- berceste -------- şikemperver
historiyograf -------- müstehzi -------- müzikolog -------- alametifarika
hedonist -------- senatör -------- abiyotik -------- gönülçelen
agnatha -------- sarkastik -------- ronin -------- hippi --------
fularsız entel -------- magister -------- metalhead -------- ruhsar
şaman -------- beatnik -------- ordinaryus -------- diva -------- sinefil
cylon -------- seherbaz -------- altın sntich -------- michelangelo
dementor -------- hedwig -------- point break -------- oligark
simyacı -------- heisenberg -------- kalfa -------- seyyah -------- vegan
shinigami -------- hipokrat -------- hades -------- ülgen -------- barbarossa
narenciye -------- rastafari -------- olric -------- huri
halihazırda olan ve artık verilmeyecek, ilk alanları ile ölümsüzleşecek rütbelerimiz:
mejaste -------- psişik -------- profesör -------- bibliyofil -------- arşivci
şiirci -------- sarraf -------- filozof -------- para babası -------- güzin abla
koleksiyoncu -------- kütüphaneci -------- düşes -------- nordik -------- ninja
kedianası -------- kraliçe elizabeth -------- irlandalı boksör -------- nazen -------- bilge
memati -------- şirine -------- ulak -------- hürgeneral -------- şipşakfoto
yargıç -------- eagle -------- meddah -------- büyücü -------- uçarı
deli yürek -------- korsan -------- bilgiç -------- bahriyeli -------- gardiyan
turist -------- katip -------- jön -------- kaptan -------- çeşnigar
ahver -------- istifçi -------- fotoğrafçı -------- paratoner -------- ressam
obagezen -------- çevreci -------- gurme -------- odyofil -------- seküler
sevgi kelebeği -------- vera -------- bishoujo -------- sevimli -------- mesen
kraliçe -------- kitap kurdu -------- pazar sevişgeni -------- demir leydi
mikrop -------- muhtar -------- antrenör -------- yıkık -------- virtüöz
entel dantel -------- mistik -------- nüktedan -------- nyks -------- flamenkita
anchorwoman -------- papaz -------- ibdai -------- lady -------- kontes
legolas -------- düşünür -------- mühürlenmiş zaman -------- acar muhabir
jedi -------- bıçkın -------- şövalye -------- ıneffable -------- helianthus
şair -------- milka -------- kadim -------- parfümör -------- headbanger
ay savaşçısı -------- huysuz -------- kaşif -------- anarşist -------- nimo
hissikablelvuku-------manyak
en üst seviyemiz olan, 250 madalya ve 400 öne çıkan tanıma ulaşmış olan yazarlar kendi rütbelerini belirleyebilecekler.
devamını gör...
elektrik kesintisi
uzun yıllardır denk gelmediğim hede. çocukluğumda hatırlıyorumda ailecek salonda otururken bir an da elektrikler kesilirdi.bayağı bi saatte gelmezdi. o zamanlar ışıldağımız vardı radyosu da olurdu. gelene kadar takılırdık bizimkilerle. sıcak bir ortam olurdu. hoş eskinin her şeyi bu zamanlara göre çok daha güzeldi ki.
devamını gör...
güne bir kedi bırak
gün ortası evin belli bölgelerine serpişmiş uyuyan kedi bireylerimi paylaştığım başlık.
cokcok
annesinin haydutu. evin büyümeyen çocuğu. herkesle anlaşan herkesle arası iyi olan fakat tehlike gördüğünde geri durmayan bedeni kocaman ruhu miniminnacık bir adam.
kendisi ona yapılan kötülükleri unutup hayata dört patiyle sarılan bir çocuk.
evet malesef çabuk unutuyor. misal vereyim evi süpüreceğim bilirsiniz can hıraş kaçarlar. cokcok önce dünya yıkılıyor gibi kaçar sonra bir bakarsın elektrik süpürgesinin üstünde.
dün veterinere götüreceğim çantayı gördü bir kaçış kaçtı ama köşeyi dönene kadar. döndüğü an bitti. orada oyalanacak başka bir şey bulur ve neden kaçtığını unutu verir.
bazen evde bir yaramazlık olmuştur. ben tabi sinirlenip söylenmeye başlarım. diğerleri beni görür görmez saklanır uzun bir süre çıkmazken. o sadece kapıdan çıkar ve hemen ardında konuşa konuşa geri içeri gelir.
korunaklı bir kedi değildir. dikkatsizdir. mesela dört ayak üstüne düşmeyi pek beceremez. bir keresinde çıktığı dolabın üstünden düşüp bizi veteriner kapılarında bekletmişti.
onu terk edilmiş ve kapısı kapalı camında bir el girecek kadar kırığı olan bir depoda buldum. bir hafta kadar oraya salam, sosis, kedi maması attım. içeride anne yesinde minnağı güzel doyursun diye. gün geçtikçe minnağın feryadı mahalleyi çınlatmaya başladı. deponun sahibini soruşturdum. kimse bilmiyor. malesef ki camı biraz kırdım içeriye ışık tuttum. içersi toz toprak, alçı çimento nasıl berbat bir yer. yerlerde salam, sosis, kedi mamaları...
nasıl ama buraya anne hiç gelmemiş mi bu bebek bir haftadır yalnız mıymış?
o anki panik ve ben ne yapacağım hissiyatı.
napalım efendim yardım aldım kırdık camı. içeriye hemen bir kaba süt döktük bu arada biz içeriye girene kadar o karnını doyursun diye. süt banyosu yaptı garibim.
onu elime ilk aldığımda tüm kemiklerinin sayıldığını gördüm. nasıl zayıf nasıl minik ama o kadar güçlü ki. beni tehlike sanıp sağlam bir ısırık aldı parmağımdan.
sonrasında öğrendimki mahallenin cadolozunun yavrusymuş. engelli olduğunu anlayınca onu orada ölüme terk etmiş. diğer ikisini büyüttü tabi aslında mükemmel bir anne. hala mahallemizin kraliçesi ama konu yetemeyeceğini düşündüğü engelli bir çocuk olunca telaşa kapılıp onu terk etmiş.
cokcok farklı bir kedi. hayata bazen onun baktığı yerden bakıyorum. umursamıyor, aldırmıyor, seviyorsa istiyorsa itsen bile geri geliyor. annesine aşık, insanlara aşık...
bu arada adı neden cokcok, çünkü bebeklikten 2 yaşına kadar benim ellerimi emdi. emmediği, izin vermediğim zamanlar hep ağlandı. bakmayın çok gururludur da bir keresinde kalbini kırmış olacağım ki 2 gün ne yaptıysam yanıma gelmedi. yahu ne yapayım emmesin unutsun diye kendimden uzak tutmaya çalıştım azcık kızmış olabilirim. o pamuk kalbi pıt oldu.
çok seviyorum onu. canım gibi, canımdan daha çok gibi... ama çok şanslıyım ki o da beni. dinazor çocuğum benim, iyikim...

casper
evin beyefendisi, kibar oğlu, asalet timsali...
yakışıklı bıdığı... bebekliğinden beri bende. parayla satmaya çalışan bir arkadaşımın elinde patlayan ve bana gelen dünya güzeli. küçükken tüyleri bir garipti. ondan kimse beğenmemiş yahu iyikide beğenmemiş. can o can.

bety
savaşçı, huysuz ama pamuk kalplim.
6 aydır bizle. kanser tedavisi görüyor.
kışın karda buldum o gün bugün benim çiçekli kızım. çiçekleri minikledi tabi. tedavisi güzel gidiyor. sıcaklar biraz azalsın ameliyatını olacak ve o günleri geride bırakacak.

bizden şimdilik bu kadar sahi sizden ne haber?
cokcok
annesinin haydutu. evin büyümeyen çocuğu. herkesle anlaşan herkesle arası iyi olan fakat tehlike gördüğünde geri durmayan bedeni kocaman ruhu miniminnacık bir adam.
kendisi ona yapılan kötülükleri unutup hayata dört patiyle sarılan bir çocuk.
evet malesef çabuk unutuyor. misal vereyim evi süpüreceğim bilirsiniz can hıraş kaçarlar. cokcok önce dünya yıkılıyor gibi kaçar sonra bir bakarsın elektrik süpürgesinin üstünde.
dün veterinere götüreceğim çantayı gördü bir kaçış kaçtı ama köşeyi dönene kadar. döndüğü an bitti. orada oyalanacak başka bir şey bulur ve neden kaçtığını unutu verir.
bazen evde bir yaramazlık olmuştur. ben tabi sinirlenip söylenmeye başlarım. diğerleri beni görür görmez saklanır uzun bir süre çıkmazken. o sadece kapıdan çıkar ve hemen ardında konuşa konuşa geri içeri gelir.
korunaklı bir kedi değildir. dikkatsizdir. mesela dört ayak üstüne düşmeyi pek beceremez. bir keresinde çıktığı dolabın üstünden düşüp bizi veteriner kapılarında bekletmişti.
onu terk edilmiş ve kapısı kapalı camında bir el girecek kadar kırığı olan bir depoda buldum. bir hafta kadar oraya salam, sosis, kedi maması attım. içeride anne yesinde minnağı güzel doyursun diye. gün geçtikçe minnağın feryadı mahalleyi çınlatmaya başladı. deponun sahibini soruşturdum. kimse bilmiyor. malesef ki camı biraz kırdım içeriye ışık tuttum. içersi toz toprak, alçı çimento nasıl berbat bir yer. yerlerde salam, sosis, kedi mamaları...
nasıl ama buraya anne hiç gelmemiş mi bu bebek bir haftadır yalnız mıymış?
o anki panik ve ben ne yapacağım hissiyatı.
napalım efendim yardım aldım kırdık camı. içeriye hemen bir kaba süt döktük bu arada biz içeriye girene kadar o karnını doyursun diye. süt banyosu yaptı garibim.
onu elime ilk aldığımda tüm kemiklerinin sayıldığını gördüm. nasıl zayıf nasıl minik ama o kadar güçlü ki. beni tehlike sanıp sağlam bir ısırık aldı parmağımdan.
sonrasında öğrendimki mahallenin cadolozunun yavrusymuş. engelli olduğunu anlayınca onu orada ölüme terk etmiş. diğer ikisini büyüttü tabi aslında mükemmel bir anne. hala mahallemizin kraliçesi ama konu yetemeyeceğini düşündüğü engelli bir çocuk olunca telaşa kapılıp onu terk etmiş.
cokcok farklı bir kedi. hayata bazen onun baktığı yerden bakıyorum. umursamıyor, aldırmıyor, seviyorsa istiyorsa itsen bile geri geliyor. annesine aşık, insanlara aşık...
bu arada adı neden cokcok, çünkü bebeklikten 2 yaşına kadar benim ellerimi emdi. emmediği, izin vermediğim zamanlar hep ağlandı. bakmayın çok gururludur da bir keresinde kalbini kırmış olacağım ki 2 gün ne yaptıysam yanıma gelmedi. yahu ne yapayım emmesin unutsun diye kendimden uzak tutmaya çalıştım azcık kızmış olabilirim. o pamuk kalbi pıt oldu.
çok seviyorum onu. canım gibi, canımdan daha çok gibi... ama çok şanslıyım ki o da beni. dinazor çocuğum benim, iyikim...

casper
evin beyefendisi, kibar oğlu, asalet timsali...
yakışıklı bıdığı... bebekliğinden beri bende. parayla satmaya çalışan bir arkadaşımın elinde patlayan ve bana gelen dünya güzeli. küçükken tüyleri bir garipti. ondan kimse beğenmemiş yahu iyikide beğenmemiş. can o can.

bety
savaşçı, huysuz ama pamuk kalplim.
6 aydır bizle. kanser tedavisi görüyor.
kışın karda buldum o gün bugün benim çiçekli kızım. çiçekleri minikledi tabi. tedavisi güzel gidiyor. sıcaklar biraz azalsın ameliyatını olacak ve o günleri geride bırakacak.

bizden şimdilik bu kadar sahi sizden ne haber?
devamını gör...
kitap alıntıları
"insanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz."
(bkz: uğultulu tepeler (kitap))
(bkz: uğultulu tepeler (kitap))
devamını gör...
hatırla sevgili
sırf beren saat ve okan yalabık'ın oyunculuğunu sevdiğim için izlemek istediğim ama çok üşendiğim dizi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
"ne güzel bir başlık!" dedirten başlıktır.
insanın iki değeri vardır, biri varlık sahasına çıkmış olmaklığından gelen değeridir. bu değer ırk, cinsiyet, yaş, maddiyat, boy, kilo vs gözetmeksizin herkesin eşit sahip olduğu varlık değeridir. doğmakla otomatik hesabınıza güncellenir.
diğer değer, ve aslolan değer, tüm insanlarda var olan potansiyelin ortaya çıkma miktarıyla ölçülür. çekirdeğinde kodlanan "hakiki insan olma" potansiyelini ortaya çıkaran insanlar değerlidir.
kimsenin sizi değersizleştirmesine, aşağılamasına, eleştirmesine izin vermeyin. insanlar konuşur, konuştukları genelde kendileriyle alakalıdır. çok az insan gerçekten karşısındaki için konuşur.
değerinizi ancak kendi çabanızla belirlersiniz, başka kimse değil.
insanın iki değeri vardır, biri varlık sahasına çıkmış olmaklığından gelen değeridir. bu değer ırk, cinsiyet, yaş, maddiyat, boy, kilo vs gözetmeksizin herkesin eşit sahip olduğu varlık değeridir. doğmakla otomatik hesabınıza güncellenir.
diğer değer, ve aslolan değer, tüm insanlarda var olan potansiyelin ortaya çıkma miktarıyla ölçülür. çekirdeğinde kodlanan "hakiki insan olma" potansiyelini ortaya çıkaran insanlar değerlidir.
kimsenin sizi değersizleştirmesine, aşağılamasına, eleştirmesine izin vermeyin. insanlar konuşur, konuştukları genelde kendileriyle alakalıdır. çok az insan gerçekten karşısındaki için konuşur.
değerinizi ancak kendi çabanızla belirlersiniz, başka kimse değil.
devamını gör...
holografik televizyon
gelecekte hayatımızda önemli bir yer tutacağı tahmin edilen teknoloji.
hologram temelli olan bu teknolojinin en yakın benzerini 3 boyutlu sinema filmlerinden biliyoruz. film başlamadan önce alacağınız gözlükler, filmi sanki gerçekten onun içerisindeymiş gibi izlemenizi sağlıyor. gözlüğü çıkarıp bakarsanız, normal bir filmin net görüntüsü yerine iç içe geçmiş, göz bozucu birtakım görüntüler görürsünüz. bunun nedeni, filmin o gözlükler tarafından gerçekten 3 boyutlu gibi algılanabilmesini sağlamak için özel bir şekilde oluşturulmuş olmasıdır.
bu tür filmleri 3 boyutlu gibi izlememizi sağlayan şey, sağ ve sol gözümüzün az farkla da olsa birbirinden değişik açılarla görmesi esasına dayanır. bu gözlüklerin sağ ve sol çerçeveleri için aslında 2 farklı görüntü hazırlanır ve bu çerçeveler bir çeşit filtre gibi davranır. böylece sağ gözünüze farklı, sol gözünüze farklı bir görüntü gider ve siz filmi 3 boyutluymuş gibi algılarsınız. yani özetle olay tamamen derinlik algısına bağlıdır.
***
holografik televizyonların bundan farkı, bir gözlüğe ihtiyaç duymayacak oluşumuz. düşünün ki evinizde film izliyorsunuz ve kendinizi bir anda sağınızdan solunuzdan koşarak geçen atlar yahut vızıldayarak uçan mermiler arasında buluyorsunuz. bir anda arkanızdan birisi geliyor yahut yan tarafınızdaki sokaktan bir araba fırlıyor. bir çeşit artırılmış gerçeklik benzeri olan bu teknoloji, yakın zamanda hayatımıza girmiş olacak. büyük ihtimalle bu televizyonlar küresel yahut silindir şekilli olacak. böylece içine oturup izlediğimiz filmlerin, maçların yahut belgesellerin 4 yanımızdan akıp gitmesinin tadını çıkaracağız.
hologram temelli olan bu teknolojinin en yakın benzerini 3 boyutlu sinema filmlerinden biliyoruz. film başlamadan önce alacağınız gözlükler, filmi sanki gerçekten onun içerisindeymiş gibi izlemenizi sağlıyor. gözlüğü çıkarıp bakarsanız, normal bir filmin net görüntüsü yerine iç içe geçmiş, göz bozucu birtakım görüntüler görürsünüz. bunun nedeni, filmin o gözlükler tarafından gerçekten 3 boyutlu gibi algılanabilmesini sağlamak için özel bir şekilde oluşturulmuş olmasıdır.
bu tür filmleri 3 boyutlu gibi izlememizi sağlayan şey, sağ ve sol gözümüzün az farkla da olsa birbirinden değişik açılarla görmesi esasına dayanır. bu gözlüklerin sağ ve sol çerçeveleri için aslında 2 farklı görüntü hazırlanır ve bu çerçeveler bir çeşit filtre gibi davranır. böylece sağ gözünüze farklı, sol gözünüze farklı bir görüntü gider ve siz filmi 3 boyutluymuş gibi algılarsınız. yani özetle olay tamamen derinlik algısına bağlıdır.
***
holografik televizyonların bundan farkı, bir gözlüğe ihtiyaç duymayacak oluşumuz. düşünün ki evinizde film izliyorsunuz ve kendinizi bir anda sağınızdan solunuzdan koşarak geçen atlar yahut vızıldayarak uçan mermiler arasında buluyorsunuz. bir anda arkanızdan birisi geliyor yahut yan tarafınızdaki sokaktan bir araba fırlıyor. bir çeşit artırılmış gerçeklik benzeri olan bu teknoloji, yakın zamanda hayatımıza girmiş olacak. büyük ihtimalle bu televizyonlar küresel yahut silindir şekilli olacak. böylece içine oturup izlediğimiz filmlerin, maçların yahut belgesellerin 4 yanımızdan akıp gitmesinin tadını çıkaracağız.
devamını gör...
2021 eurovision şarkı yarışması
lan italya'nın şarkı ne öyle? dinlediğim en güzel 5 eurovision şarkısından biri. buradan fransa da çok iyiymiş.
ayrıca el diablo ablaya da sevgiler ve saygılar.
ayrıca el diablo ablaya da sevgiler ve saygılar.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın iki gözümün çiçekleri. sokak baya kalabalık. halk kurtuluş savaşı'ndan galip çıkmış da onu kutluyorcasına coşkulu. kafenin, barın dibine vuracaklar bugün belli. bizde ne yapalım, evde sözlükte pineklemece. ne yapalım, kader.
devamını gör...
doğruya doğru yanlışa yanlış diyememek
diyebilmek kesinlikle erdemdir. lakin her zaman denmez. elbet susmak zorunda kalacağınız bir an olacaktır.
devamını gör...
görümce
görümce deyip geçmemeli. kendisi, erkek kardeşi olan damadın kararlarında en etkili ve yetkili kurul görevi üstlenir, yani bir kayınvalide kadar da etkisi vardır. eğer ki gelin hanım arasını iyi tutmazsa evlilik yolunda sıkıntılar baş gösterebilir. görümce dediğiniz laf sokmayı ve taş atmayı başarıyla uygulayan bir kişiliktir. görümcenin dedikodusunu yapacaksanız eğer, bunu ağzı gevşek ve laf taşıyan birisiyle yapmayın.
devamını gör...
american horror story
en başarılı introya sahip dizilerden bir tanesi. bildiğiniz geriyor. zaten bu introyu hazırlayan kyle cooper, se7en'ın se7en olmasında büyük etkisi olan o introyu da hazırlayan adam. bunların dışında the walking dead'inkini de yapmış. aslında daha çok yapmış ama gözüme bunlar çarptı. adam yapıyor.
her sezonun kendine has bir hikayesi, bir tarzı oluyor. sezon isimlerini sırasıyla yazayım da tam olsun.
her sezonun kendine has bir hikayesi, bir tarzı oluyor. sezon isimlerini sırasıyla yazayım da tam olsun.
devamını gör...


