köylü yazardan ironiler
keyifle takip ettiğim, heh işte güçlü bir kadın daha dediğim yazar kendileri. hep yazsın biz okuyalım, kalemi daim olsun.. *
devamını gör...
bulgaristan göçmenleri
ailem 7 kuşaktır köyde yaşıyor. hiç köyden ayrılmamış insanlar. ben eğitim nedenli köyden çıkan tek kişiyim. bizim köyde hiç bulgaristan göçmeni yok ama bizimkiler hiç sevmez. onlar çok cimridir, bir savaş durumunda ilk kaçacak olanlardandır, bizim gibi devlet sevdalısı değildir derler hep. ailem tarih boyunca hiç savaşa şahit olmamış, ailemizde hiç şehit bile yok ama şehirlileri terörist olarak görürler. aldığım eğitime rağmen kendimi hiç geliştiremediğim için aynı şekilde düşünüyorum.
yazılan olumsuz tanımların meali budur. hayatları boyunca belki 1-2 göçmen görüyorlar, hepsi bir anda sosyolog haline geliyor. sosyolog, avukat, hakim, asker, savcı, öğretmen falan ne ararsan hepsi olarak geziyorlar. küçük celal şengörler ya, bayılıyorum hepsine. ayküsü 80 olan insanların şu kendine ve bilgisine güveni beni hep şaşırtmıştır.
gerçek yorumuma gelecek olursam çoğunu severim. evlilik nedenli akrabam olan bulgaristan göçmeni insanlardan hiçbir yanlış görmedik onca yıldır. özgürlük anlayışları, sağlam içici olmaları, eğlence varsa kasılmıyor olmaları ve misafir ağırlama anlayışları nedenli hepsi aşkımdır. bunun yanında patronum yine bulgaristan göçmeni, adamla tanıştıktan sonra özel sektörün beni nasıl sömürdüğünü daha iyi anlamış oldum. sabah kahvaltı, aralarda meyve ikramı, öğle yemeği, bir süre sonra tatlı ikramı ve mesaiye kalınca pizza ile besliyor çalışanlarını. ara ara içmeye götürüyor, dans ettirip getiriyor. yine göçmen arkadaşlarımın hepsi yemeğini, evini, sevgisini paylaştıran insanlardı.
bitirmeden önce şunu söylemem gerekiyor. babam, annem, babaannem, büyükannem falan hep farklı ülkelerden gelmiştir. yine evlilik nedenli farklı farklı kültürlerden insanlar katıldı aramıza. hepsinin ortak özelliği sevmediği insanlara bir selamı, bir çayı, bir iyiliği çok görmeleridir. biz terslik görünce iyilik ile cevap vermeyiz. o yüzden bi de karşı taraf sorgulamalı acaba beni neden sevmediler de böyle ters davranıyorlar diye.
bulgaristan göçmenleri kalp siz ben.
yazılan olumsuz tanımların meali budur. hayatları boyunca belki 1-2 göçmen görüyorlar, hepsi bir anda sosyolog haline geliyor. sosyolog, avukat, hakim, asker, savcı, öğretmen falan ne ararsan hepsi olarak geziyorlar. küçük celal şengörler ya, bayılıyorum hepsine. ayküsü 80 olan insanların şu kendine ve bilgisine güveni beni hep şaşırtmıştır.
gerçek yorumuma gelecek olursam çoğunu severim. evlilik nedenli akrabam olan bulgaristan göçmeni insanlardan hiçbir yanlış görmedik onca yıldır. özgürlük anlayışları, sağlam içici olmaları, eğlence varsa kasılmıyor olmaları ve misafir ağırlama anlayışları nedenli hepsi aşkımdır. bunun yanında patronum yine bulgaristan göçmeni, adamla tanıştıktan sonra özel sektörün beni nasıl sömürdüğünü daha iyi anlamış oldum. sabah kahvaltı, aralarda meyve ikramı, öğle yemeği, bir süre sonra tatlı ikramı ve mesaiye kalınca pizza ile besliyor çalışanlarını. ara ara içmeye götürüyor, dans ettirip getiriyor. yine göçmen arkadaşlarımın hepsi yemeğini, evini, sevgisini paylaştıran insanlardı.
bitirmeden önce şunu söylemem gerekiyor. babam, annem, babaannem, büyükannem falan hep farklı ülkelerden gelmiştir. yine evlilik nedenli farklı farklı kültürlerden insanlar katıldı aramıza. hepsinin ortak özelliği sevmediği insanlara bir selamı, bir çayı, bir iyiliği çok görmeleridir. biz terslik görünce iyilik ile cevap vermeyiz. o yüzden bi de karşı taraf sorgulamalı acaba beni neden sevmediler de böyle ters davranıyorlar diye.
bulgaristan göçmenleri kalp siz ben.
devamını gör...
oglalalakota
özlediğim yazar. ne güzel bilgiler veriyordu kızılderililer hakkında. gelse de yine yazsa keşke...
devamını gör...
başarının tanımı
çoğu zaman farkında dahi olmadan yaşarız hayatlarımızı.
bize ait olmayan hedeflerimiz vardır ulaşmak için çabaladığımız. bir ömrü harcadığımız.
peki kimdir başarılı olan,
nobel ödüllü bir bilim adamı m, yoksa çocuklarının kahramanı mı?
wallstreet ceo ları mı, yoksa ihtiyaç halindekilere yardım eli uzatanlar mı?
milyonlarca takipçisi olanlar mı, kendi başlarına mutlu olanlar mı?
cumartesi günü saat 23:45 de yapılacak olan makinist ile son istasyon radyo yayınında, yazdıklarınız üzerine konuşacağız.
sizce başarı nedir?
bize ait olmayan hedeflerimiz vardır ulaşmak için çabaladığımız. bir ömrü harcadığımız.
peki kimdir başarılı olan,
nobel ödüllü bir bilim adamı m, yoksa çocuklarının kahramanı mı?
wallstreet ceo ları mı, yoksa ihtiyaç halindekilere yardım eli uzatanlar mı?
milyonlarca takipçisi olanlar mı, kendi başlarına mutlu olanlar mı?
cumartesi günü saat 23:45 de yapılacak olan makinist ile son istasyon radyo yayınında, yazdıklarınız üzerine konuşacağız.
sizce başarı nedir?
devamını gör...
normal sözlük'ü beğenmeyenler sessizce gitsinler artık
her gün, hatta günde bir kaç tane kafa sözlüğü kötüleyen başlık açılmaya başlandı son zamanda.
hatta artık işi daha da ilerlettiler, ' şu sözlük şöyle, bu sözlük böyle şeklinde' adres de gösteriyorlar.
gereksiz bir eylem ve artık gerçekten sıkıcı olmaya başladı.
mal bu arkadaşlar, beğenseniz de beğenmeseniz de her şey ortada.
bu adamlar burayı açmış, kendilerince doğru olduğuna inandıkları bazı kurallar getirmiş ve birşeyler yapmaya çalışıyorlar.
burada kimseyi zorla tutan yok.
beğenmeyen anında şimdi çıkıp gidebilir. sürekli bu konuda başlıklar açmak sözlüğü kirletmekten ve gereksiz kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor, aksine sözlüğü sürekli takip eden ben gibiler için de artık kabak tadı verdi bu durum.
burayı başka yerlere benzetmeye çalışmak yerine gidin.
yönetimin de bu tür başlıklara artık müsamaha göstermeyip, akıştan almasının en doğru yol olduğunu düşünüyorum.
edit : #363965 yok paşam, kraldan çok kralcı değilim.
sözlüğü vakti zamanında en fazla eleştirenlerden biriyim hatta, geriye dönüp bakarsan bulursun.
biz eleştirmeyin mi dedik,
sürekli aynı konuları başlık yapmayın dedik, ayrıca burayı bir baska yere benzetmeye çalışmayın dedik.
kötü mü dedik, sana göre öyle, kötü dedik.
oysa sana göre;
-herkes içinden geldiği gibi sövüp saymalı,
-ana avrad bacı küfür gırla olmalı,
-bel altı muhabbet, yatak odasına kadar girmeli,
-tüm yazarlar penis boylarını yarıştırmalı,
- bir gecede kaç kez seks yapabildiği yarıştırılmalı , vs.vs.
o kadar rahat anlıyorum ki sizi.
ama sizin anlamadığımız şu,
bunları yapan bir çok yer var zaten,
neden oralarda takılmıyor da,
burayı oralara benzetme çabası içine giriyorsunuz?
bu eleştiri değil bir dayatma, dağdan gelip bağdakini kovma durumu.
şimdi sana kapiş mapiş derdim de, ben kendime yakışanı yapayım,
anlayabildin mi meselenin özünü ?
edit 2 :daha bir kaç saat önce eleştiriyle ilgili bak ne yazmışım bir başka başlığa. #363760
edit 3 : #364066 bir sen eksiktin, toplanın bakalım, bir kaç kişi daha var, sürekli bana muhalefet eden.
toplanın, toplanın, biriniz yetmez, hepiniz gelin .)))
bunların bütün derdi benim siyasi tercihim ve bu konudaki duruşumdur.
geriye dönük tecrübeyle sabittir.
edit 4:
cümleye şöyle
"ben de son zamanlarda gereksiz eleştiriler ile buranın dolduğunun farkındayım"
başlayıp,
böyle
"ortada hiçbir şey yokken bu başlığın açılması "
bitirerek muhalefet etmek de görecekmişiz demek ki ..
yorum yazarların.
hatta artık işi daha da ilerlettiler, ' şu sözlük şöyle, bu sözlük böyle şeklinde' adres de gösteriyorlar.
gereksiz bir eylem ve artık gerçekten sıkıcı olmaya başladı.
mal bu arkadaşlar, beğenseniz de beğenmeseniz de her şey ortada.
bu adamlar burayı açmış, kendilerince doğru olduğuna inandıkları bazı kurallar getirmiş ve birşeyler yapmaya çalışıyorlar.
burada kimseyi zorla tutan yok.
beğenmeyen anında şimdi çıkıp gidebilir. sürekli bu konuda başlıklar açmak sözlüğü kirletmekten ve gereksiz kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor, aksine sözlüğü sürekli takip eden ben gibiler için de artık kabak tadı verdi bu durum.
burayı başka yerlere benzetmeye çalışmak yerine gidin.
yönetimin de bu tür başlıklara artık müsamaha göstermeyip, akıştan almasının en doğru yol olduğunu düşünüyorum.
edit : #363965 yok paşam, kraldan çok kralcı değilim.
sözlüğü vakti zamanında en fazla eleştirenlerden biriyim hatta, geriye dönüp bakarsan bulursun.
biz eleştirmeyin mi dedik,
sürekli aynı konuları başlık yapmayın dedik, ayrıca burayı bir baska yere benzetmeye çalışmayın dedik.
kötü mü dedik, sana göre öyle, kötü dedik.
oysa sana göre;
-herkes içinden geldiği gibi sövüp saymalı,
-ana avrad bacı küfür gırla olmalı,
-bel altı muhabbet, yatak odasına kadar girmeli,
-tüm yazarlar penis boylarını yarıştırmalı,
- bir gecede kaç kez seks yapabildiği yarıştırılmalı , vs.vs.
o kadar rahat anlıyorum ki sizi.
ama sizin anlamadığımız şu,
bunları yapan bir çok yer var zaten,
neden oralarda takılmıyor da,
burayı oralara benzetme çabası içine giriyorsunuz?
bu eleştiri değil bir dayatma, dağdan gelip bağdakini kovma durumu.
şimdi sana kapiş mapiş derdim de, ben kendime yakışanı yapayım,
anlayabildin mi meselenin özünü ?
edit 2 :daha bir kaç saat önce eleştiriyle ilgili bak ne yazmışım bir başka başlığa. #363760
edit 3 : #364066 bir sen eksiktin, toplanın bakalım, bir kaç kişi daha var, sürekli bana muhalefet eden.
toplanın, toplanın, biriniz yetmez, hepiniz gelin .)))
bunların bütün derdi benim siyasi tercihim ve bu konudaki duruşumdur.
geriye dönük tecrübeyle sabittir.
edit 4:
cümleye şöyle
"ben de son zamanlarda gereksiz eleştiriler ile buranın dolduğunun farkındayım"
başlayıp,
böyle
"ortada hiçbir şey yokken bu başlığın açılması "
bitirerek muhalefet etmek de görecekmişiz demek ki ..
yorum yazarların.
devamını gör...
andromeda galaksisinde yer alan en gizemli nötron yıldızı
hergün tatlı telaşlı uğrar beğenileriyle selam verir. yazılarını okuduğunu değer verdiğini gösterir.mahlasını göremeyince endişe duymaya başlarım. motive eden yazarlarımızdan iyi ki vardır kendisi müzik sever yazarımıza bu da vişneden gelsin o zaman.
devamını gör...
truman sendromu
jim carrey'nin başrolünde yer aldığı müthiş bir filmdir. zaten jim carrey çok bilge bir adamdır. bütün filmlerini izlemenizi tavsiye ederim. ace ventura hayvan dedektifi filmi de çok komiktir. gergedanın doğum sahnesi özellikle.
jim carrey eşini kanserden kaybettikten sonra filmlerde rol almamayı tercih etmiştir. gerçekten bilge bir adamdır. ödül konuşmalarını filan izleyin ne demek istediğimi anlayacaksınız.
jim carrey eşini kanserden kaybettikten sonra filmlerde rol almamayı tercih etmiştir. gerçekten bilge bir adamdır. ödül konuşmalarını filan izleyin ne demek istediğimi anlayacaksınız.
devamını gör...
düşünce deneyi
ışık hızıyla ilgili yapılmış ilginç deneylerden birisinin türü.
öncelikle iki insan hayal ediyoruz. bu insanlardan birisi sağa doğru giden bir trende. aslında yön fark etmez ama kafalar karışmasın. bir diğer insan da dışardan treni izliyor. şimdi, eğer trenin içindeki insan koridorda ayağa kalkar ve tavana bir top fırlatırsa bu top trendeki insana göre sadece dikey düzlemde hareket etmiş olacaktır. yani yukarı çıkıp aşağı inmiş olacaktır. buna karşılık dışardan izleyen bir insan için top yukarı ve sağa hareket edecektir çünkü dışardaki insana göre trenin içindeki insan trenle beraber sağa doğru hareket etmektedir. top elden ilk çıktığı andan inene kadar tren biraz sağa hareket ettiği için top tavana değip inmiş ve aynı zamanda soldan sağa hareket etmiştir. daha sonra bu trendeki insanın rahat durmayıp bir de fener açtığını hayal edelim. bu fenerden çıkan ışık tavandaki bir aynaya çarpıp geri fenere dönüyor olsun. bu durumda trendeki kişi için ışık sadece dikey bir hareket yapacaktır. yine dışardaki insanımız bu olayı da izlesin. bu insana göre ışık, aynı topta olduğu gibi yukarı ve aşağı giderken aynı zamanda sağa da gitmiştir çünkü tren sağa hareket halindedir. yalnız, ışığın toptan küçük bir farkı vardır. ışık, her gözlemciye göre aynı hızdadır. yani, eğer siz 50 km/s ile giden bir arabanın tepesinden 10 km/s ile giden bir top atarsanız yolun kenarındaki adam bunu 60km/s olarak görür ancak eğer aynı arabadan farları açarsanız yolun kenarındaki adam bunu (ışık hızı+50km/s) olarak algılamaz, sadece ışık hızı olarak algılar. tren örneğine geri dönecek olursak burada bir karışıklık doğacaktır. basit yol denklemini yazalım:
x=v*t
alınan yol = hız * zaman
tren örneğinde önce trenin içindeki adam için yazalım. bu adama göre ışık sadece tavana çıktı ve geri indi. varsayalım ki tavana gidiş geliş toplamda 10 metre. o zaman:
10 metre = (300.000.000 m/s)* t1
dışardaki adama göre bu yol 10 metreden daha fazla olacaktır çünkü ışık zaten tavana değip geri gelerek 10 metre yol aldı ama aynı zamanda tren sağa hareket ettiği için ışık da sağa hareket etti. böylelikle aldığı toplam yol 10 metreden fazla oldu. diyelim ki 20 metre olsun. o zaman:
20 metre = (300.000.000m/s)*t2
t1 ve t2'nin gerçek değerleri önemsiz ama t2'nin t1'in 2 katı olduğu görülebilir. sayıları atmam gerekirse t2 20 saniye ve t1 10 saniye olsun. bu ne demek? dışardaki adam için 20 saniyede meydana gelen olay trenin içindeki insan için 10 saniyede meydana geldi demek. bu durumda, sırf tren sağa gittiği için trenin içindeki zaman değişmiştir. trenin içindekiler, zamanı daha hızlı algılamaya başlamıştır.
***: burada verdiğim sayılar sizi yanıltmasın, 50km/s ile giden bir tren zaman konusunda o kadar düşük bir etki yapar ki kale almaya değmez. ancak bir düşünce deneyi olarak bakarsak görelilik teorisiyle ilgili iyi bir fikir veriyor bence.
öncelikle iki insan hayal ediyoruz. bu insanlardan birisi sağa doğru giden bir trende. aslında yön fark etmez ama kafalar karışmasın. bir diğer insan da dışardan treni izliyor. şimdi, eğer trenin içindeki insan koridorda ayağa kalkar ve tavana bir top fırlatırsa bu top trendeki insana göre sadece dikey düzlemde hareket etmiş olacaktır. yani yukarı çıkıp aşağı inmiş olacaktır. buna karşılık dışardan izleyen bir insan için top yukarı ve sağa hareket edecektir çünkü dışardaki insana göre trenin içindeki insan trenle beraber sağa doğru hareket etmektedir. top elden ilk çıktığı andan inene kadar tren biraz sağa hareket ettiği için top tavana değip inmiş ve aynı zamanda soldan sağa hareket etmiştir. daha sonra bu trendeki insanın rahat durmayıp bir de fener açtığını hayal edelim. bu fenerden çıkan ışık tavandaki bir aynaya çarpıp geri fenere dönüyor olsun. bu durumda trendeki kişi için ışık sadece dikey bir hareket yapacaktır. yine dışardaki insanımız bu olayı da izlesin. bu insana göre ışık, aynı topta olduğu gibi yukarı ve aşağı giderken aynı zamanda sağa da gitmiştir çünkü tren sağa hareket halindedir. yalnız, ışığın toptan küçük bir farkı vardır. ışık, her gözlemciye göre aynı hızdadır. yani, eğer siz 50 km/s ile giden bir arabanın tepesinden 10 km/s ile giden bir top atarsanız yolun kenarındaki adam bunu 60km/s olarak görür ancak eğer aynı arabadan farları açarsanız yolun kenarındaki adam bunu (ışık hızı+50km/s) olarak algılamaz, sadece ışık hızı olarak algılar. tren örneğine geri dönecek olursak burada bir karışıklık doğacaktır. basit yol denklemini yazalım:
x=v*t
alınan yol = hız * zaman
tren örneğinde önce trenin içindeki adam için yazalım. bu adama göre ışık sadece tavana çıktı ve geri indi. varsayalım ki tavana gidiş geliş toplamda 10 metre. o zaman:
10 metre = (300.000.000 m/s)* t1
dışardaki adama göre bu yol 10 metreden daha fazla olacaktır çünkü ışık zaten tavana değip geri gelerek 10 metre yol aldı ama aynı zamanda tren sağa hareket ettiği için ışık da sağa hareket etti. böylelikle aldığı toplam yol 10 metreden fazla oldu. diyelim ki 20 metre olsun. o zaman:
20 metre = (300.000.000m/s)*t2
t1 ve t2'nin gerçek değerleri önemsiz ama t2'nin t1'in 2 katı olduğu görülebilir. sayıları atmam gerekirse t2 20 saniye ve t1 10 saniye olsun. bu ne demek? dışardaki adam için 20 saniyede meydana gelen olay trenin içindeki insan için 10 saniyede meydana geldi demek. bu durumda, sırf tren sağa gittiği için trenin içindeki zaman değişmiştir. trenin içindekiler, zamanı daha hızlı algılamaya başlamıştır.
***: burada verdiğim sayılar sizi yanıltmasın, 50km/s ile giden bir tren zaman konusunda o kadar düşük bir etki yapar ki kale almaya değmez. ancak bir düşünce deneyi olarak bakarsak görelilik teorisiyle ilgili iyi bir fikir veriyor bence.
devamını gör...
rus edebiyatı klişeleri
baş karakter hep biraz hastalıklı ve iç buhranlarını sonuna kadar hissettirir
hep bir vodka aşkı
ani bayılmalar
"arzularına yenik düşmüş aciz ve basit insanlar"
"hava nasıl soğuk!"
" .. dedi ve uzaklaştı genç adam .."
destan seklindeki ad soyad ile hitaplar
sarhoş babalar, çilekeş kadınlar ve sefalet
cepte kalan üç beş ruble
upuzun psikolojik tahliler vb.
hep bir vodka aşkı
ani bayılmalar
"arzularına yenik düşmüş aciz ve basit insanlar"
"hava nasıl soğuk!"
" .. dedi ve uzaklaştı genç adam .."
destan seklindeki ad soyad ile hitaplar
sarhoş babalar, çilekeş kadınlar ve sefalet
cepte kalan üç beş ruble
upuzun psikolojik tahliler vb.
devamını gör...
tarihte bugün
dünya (bkz: down sendromu) farkındalık günüdür.
devamını gör...
musevi
cumhuriyetin ilk yıllarında öz türkçe kelimelerin kullanımına önem verilmesi sebebiyle, yahudi kelimesi yerine musa'nin dinine inananlar anlamına gelen musevi kelimesi türetilmiştir. aslında yahudi ve musevi kelimeleri arasında anlam olarak bir fark yoktur.
devamını gör...
çayın anlamsız bir içecek olması
yorgun olduğum zamanlarda bol karanfilli bir çay pamuk gibi yaptığından ötürü katılmadığım başlık.
devamını gör...
her müslümanın her gün aklına getirmesi gereken söz
din imanla pek alakam yok ama bence "ey müminler! kul hakkı yemeyin!" dir
devamını gör...
insanın ikilemleri
benim ikilemim sevgili meselesi. hem olsun istiyorum hem de olmasın.
olsun istememin sebebi:
hayatıma renk gelebilir, gülüp eğleniriz, birlikte yürüyüşe gideceğim biri olur. belki arada bir kitap verir ‘bak ben bunu okudum, çok sevdim, sende kesin beğenirsin’ diyerek. açarım kitabı içinden bir papatya düşer elime. (tabi böyle muazzam biri bana denk düşerse)
olmasın dememin sebebi:
zamanlarım bana bile yetmiyor onla nasıl ilgileneyim. her ilişki de olduğu gibi tartışmalar, sorunlar, kaos’lar çıkıcak. üstüne bide alışıcaksın, tam da o an ayrılıcak, acı çekiceksin durduk yere.
olsun istememin sebebi:
hayatıma renk gelebilir, gülüp eğleniriz, birlikte yürüyüşe gideceğim biri olur. belki arada bir kitap verir ‘bak ben bunu okudum, çok sevdim, sende kesin beğenirsin’ diyerek. açarım kitabı içinden bir papatya düşer elime. (tabi böyle muazzam biri bana denk düşerse)
olmasın dememin sebebi:
zamanlarım bana bile yetmiyor onla nasıl ilgileneyim. her ilişki de olduğu gibi tartışmalar, sorunlar, kaos’lar çıkıcak. üstüne bide alışıcaksın, tam da o an ayrılıcak, acı çekiceksin durduk yere.
devamını gör...
ikizler burcu
boşuna linçlenen burçtur. her şeyi abartmayı seviyoruz.
devamını gör...
9 mayıs 2021 kafa sözlük radyocusunun müslümanlığı övmesi
her programı seveceksiniz diye bir şart var mı? ben sevdiğim programları dinliyorum. siz bir programı sevmediğiniz ve size hitap etmediği için tu kaka ilan etme hakkına sahip değilsiniz. dinlemezsiniz olur biter. o programın da dinleyicileri ve hitap ettiği bir kitle muhakkak vardır. ben bu mevzuyu bilmiyordum. bence iyi olmuş. radyo programlarının her kesime hitap etmesi gerekir. kanımca ramazan için ayrı bir radyo programı bile yapılmalıydı. sanırım teknik aksaklıklar vesaire sebebiyle bu mümkün olmamıştır.
tanım: kafa sözlüğün müslümanlığı * övmesi değil, müslüman dinleyicileri için içerik üretmesi olayıdır.
tanım: kafa sözlüğün müslümanlığı * övmesi değil, müslüman dinleyicileri için içerik üretmesi olayıdır.
devamını gör...
aşk dediğin
majeste adlı eski old bir grubun mükemmel bir şarkısı.
devamını gör...
kokulu mum
yaktığınızda misss gibi koku veren, hem loşluğuyla hen kokusuyla sizi mest eden mumdur. beni açıkcası mutlu ediyor. yaptığım işi daha keyifle yapmamı sağlarken motivasyonumu artırıyor. bu kokulu mumlarda var bir şey bak deneyin.
devamını gör...

