anket tarzı olsaydı, daha iyi olabilirdi.
benden daha iyi yazana denk geldiysem
beğenip yazmıyorum. ancak benzer şey farklı şekilde yazılması bence sorun değil.

çok sayfalı içeriklerin çelişkisi bu,
yazdıkça artıyor, arttıkça takibi zorlaşıyor, yazılmamıştır diye düşünülebiliyor.

bazı sayfaların derlenmesi mümkün olsaydı,15 tekrarlı ve gereksiz sayfa yerine 3 sayfa özet olabilirdi.
devamını gör...

ing. machine-readable cataloging

kütüphanecilik terminolojisinde bir kaynağın elektronik ortamlarda taranabilir, erişilebilir olmasını sağlamaya yönelik kodlama dilidir marc. kongre kütüphanesi tarafından 20. yy'ın ikinci yarısında geliştirilmiştir. o dönemden beri dünyada kabul görmüş bir standart olarak kütüphanelerarası bilgi alışverişi, kaynakların belirli kodlarla marc dilinde ortak sistemlere kaydedilmesi prensibine bağlı olarak işletilmektedir. daha anlaşılır kılmak için şöyle bir örnek vereyim, bir kaynak, kütüphane sistemine marc standartlarına uygun olarak kaydedilmezse, kurum dışında taranabilir olma özelliği taşıyamaz. kütüphanenin marc dilinde yazılmış her bir katalog kaydı ortak/toplu kataloglarda, kurum z39.50 protokolüne de bağlıysa (iso gibi düşünebilirsiniz bunu, hukuki düzenlemeler, çeşitli imzalar falan işte) görünebilir, erişilebilir, taranabilir ve talep edilebilir ancak. aksi durumda (hep bu örneği veriyorum) örneğin singapur'da yapılmış ve onbinlerce dolara mal olmuş bir deney sonuçlarını içeren bir çalışma, doğru kataloglanıp paylaşılamazsa; dünyanın başka bir yerinde aynı deneyin tekrarlanmasına ve bir başka onbinlerce doların heba olmasına sebep olur. bu da hem bilimsel çalışmaların ilerleme hızını yavaşlatır hem de kaynakların efektif kullanımını zorlaştırır. yaa, buralar hep bilgi çağı.

basit bir basılı kaynak katalog kaydının marc standartlarında sıfırdan oluşturulması ortalama 15 dakikadır. eğer bir elektronik kaynak ya da rapor üzerinde çalışılıyorsa işler biraz karışabiliyor. meslek dışından biriyle tanışmıştım çok seneler evvel. ne iş yaptığımı sorunca cevap verdiğimde "aa ben biliyorum, marc falan var di' mi" demişti de gülmüştüm. kızın hobisiydi farklı iş kollarından teknik detay araştırmak. az önce linkedin'de çeviri yaptığı kitabı tanıttığı bir paylaşım yaptığını gördüm, çocuklar için temel kodlama, yapay zeka anlatan bir kitabı çevirmiş fince'den. merak etmiş basit html, java, css, react araştırmış, öğrenmiş. hiç şaşırmadım. olur ya sizin de böyle alışkanlıklarınız vardır, şuraya oclc marc yardım sayfasını bırakayım.

bir de tabi yeri gelmişken sözlük kütüphanesi'ni hatırlatayım.**
devamını gör...

numarası kayıtlı olmayan bir eleman iban attı. "sen kimsin?" dedikten sonra da böyle bir mesaj attı. hadi diyelim numaran kayıtlı ve seni tanıyorum ulan yine çok saçma bu mesaj ahahshs.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir derdim var ama anlatamıyorum kaygısı, ifade etsen bile yanlış bir noktadan anlatmaya başlamış olabilirisin bakışı.
genel olarak konuşma yapmadan önce planlar yapan kişilerin çoğunlukta olduğu fikrine güvenen zikrinde sıkıntı çeken insan sorunu.
devamını gör...

malatyalı yazarlar olarak okudum, ciddiyim de valla.

madalyalar altınmış bu arada, 5 gram ağırlığındaymış yani söyleyeyim de.
devamını gör...

çok kişi olduğu için , genelikle tv sesiz de veya çizgi film kanallarında takılıyorum, görüp küfür edeceğim çok şahsiyet olduğu için , bari bu mübarek günlerde görmemek daha iyi.
devamını gör...

insan organizmasında
yüzde doksan su var,
paganini'de belki
yüzde doksan aşk!

ayrıca, bir istisna olarak
kalabalık eziyorsa sizi,
insan tutumunda
yüzde doksan iyilik...

yüzde doksan müzik
külfet olsa bile,
içimdeki çer çöpe rağmen,
yüzde doksan sen.

en sevdiğim şiiridir andrey voznesenski'nin.
devamını gör...

lilithinoğlu olsa bu kadar entry girmezsiniz. *
devamını gör...

simetrik görüntü ve pastel tonlu filmlerin yönetmeni. sessiz, sakin karakterlerin renkli ve aynı zamanda trajik yönlerini konu edinen filmlerin altında imzası vardır. ayrıca (bkz: wes anderson filmleri)
devamını gör...

yalnızca bir halkın değil, tüm insanlığın, hatta tüm canlıların ortak bayramıdır. ama en çok da ölümün karşısında yaşamın, karanlığın karşısında ışığın, kötünün karşısında iyinin, yokluğun karşısında varlığın, kıtlığın karşısında bereketin, esaretin karşsında özgürlüğün, ehrimen’in karşısında ahura mazda’nın, zalim kral dehhak’ın karşısında demirci kawa’nın yanında olanların bayramıdır. ey güzel insanlar hepiniz için;

türkçe: nevruz kutlu olsun
kırmanckî(zazakî): newroz pîroz bo
kurmancî: newroz pîroz be
devamını gör...

kestiklerim var ama daha aşk yok..
devamını gör...

tarikatlar.
devamını gör...

"kalpten kalbe bir yol vardır görülmez..."
devamını gör...

şu aralar sadece bende mi olduğunu sorguladığım tuhaf istektir. buradaki düşmandan kastım kişinin sevmediği ve kişiyi de sevmeyen insan. yani bildiğimiz düşman, evet. şöyle ki, ne zaman biri bana düşmanca davransa benden hoşlanmadığını dile getirse sanki bütün nefretim uçup gidiyor ve o kişiye sırnaşmak istiyorum.

benden nefret eden o kişiyi cezbetmek, şefkat göstermek ve sevmek istiyorum durduk yere. sanki o kişinin bana duyduğu nefretin sevgiye dönüşmesi en büyük amacım oluyor. başka kimseyi elde etmek için uğraşmadığım kadar uğraşıyorum ve sevgiye boğuyorum onu.

neden durduk yere oluyor bilmiyorum. insanlar bunu çok tuhaf karşılıyor. neden önceki gün ölüm kavgası ettiğin insana böyle sırnaşıyorsun diyorlar... lütfen bana tek olmadığımı söyleyin.

düşmanı sevgimle afallatmak için kuduruyorum resmen.
devamını gör...

ben ne zaman rulo yapılmış bir halı görsem aklıma hep mavi boncuk filmi gelir. içinden her an emel sayın çıkacak gibi gelir hep.
devamını gör...

hakikaten enteresan! 83 kusur milyonluk ulke nufusunda , 41 milyon kusurluk kadin nufusuna ragmen, sozlukte kizlarin da bulunmasi inanilir gibi degil...takipteyim, daha ne kadar enteresan basliklar acilacak merakla bekliyorum.
devamını gör...

batı avrupada yarısı fransızca konuşan valon, diğer yarısı felemenk'lerin olduğu bir krallıktır.
yüzölçümü 30.528 km²'dır.
küçücük bir ülke olduğuna bakmayın, kendi yüzölçümünün 80 katı büyüklüğünde sömürgeleri vardı.
eskiden kongo, burundi, ruanda gibi elmasın bol olduğu afrika ülkelerini açıktan sömüren, tarlalarda yeterince çalışmadığı için çocukların ellerini kesen, hayvanat bahçesi misali yerlerde siyahları ziyaretçilere sergileyen... ülkedir.
belçika'nın açıktan sömürüsünü patrice lumumba bitirdi ama belçika lumumba'yı öldürttü ve artık kapalı bir sömürü devam ediyor. mesela belçika'da bir gram bile elmas çıkmamasına rağmen dünyada elmas piyasasını elinde tutan ülkedir.
devamını gör...

baba sen misin?
devamını gör...

mümkündür ya, insan bazen hiçbir yerde kendine yer bulamaz
devamını gör...

(bkz: sunay akın)'ın 2009 yılında yayımlanan, küçük hikaye veya denemelerden oluşan ve farklı farklı insanları olmadık noktalardan birleştirerek bizi hayret düşürdüğü kitabı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim