epr paradoksu
epr paradoksu'nu açacak olursak eğer, einstein-podolsky-rosen paradoks'u olarak açabiliriz. kuantum hipotezinin erken formulasyonunda var olan doğal bir paradoksu ortaya çıkarmak için yapılan ve sadece düşünce yönünde var olan bir fikir deneyidir. karışık gelen kuantum konusunun en iyi bilinen ve anlaması kolay gelen paradoksudur. epr paradoksuna göre, kuantum mekaniğinde birbiri içine giren ve birbiri içinde dolaşık vaziyete gelen iki parçacık vardır. kopenhag'a göre olan kuantum yorumunda, bu iki parçacıktan her biri ayrı ayrı ölçümleri gerçekleşene kadar belirsiz bir durumdadır. ancak o herhangi birinin durumu kesinleştiği zaman, aynı onunla beraber diğerinin de durumu açığa çıkmış olacaktır. bunun paradoks olarak nitelendirilmesinin nedenine gelince; albert einstein'nin ortaya koymuş olduğu görelilik teorisi ile olan çelişkisidir. yani ışık hızından daha büyük hızlarda iki parçacık arasında bir iletişim kanalının bulunması, bu durumu bir paradoks haline getiriyor.

paradoks, işin başlangıcında albert einstein ve niels bohr arasındaki bir münazara konusuydu. einstein; bohr ve kendisi gibi olan meslektaşları ile gerçekleştirdiği kuantum mekaniği çalışmaları konusunda hiç bir zaman rahat olamıyordu. bu rahatsızlıktan dolayı boris podolski ve nathan rosen ile bir araya gelen albert einstein, niels bohr ve ekibinin tezlerini çürütmek ve mevcut fizik yasalarına aykırı olduğunu savunmak amacıyla epr paradoksunu geliştirdiler. epr paradoksunu deney yoluyla gerçekleştirebilecek durumları olmayan bu üçlü sadece düşünce deneyi yoluyla konuyu yorumlamaya çalışmıştır. bundan bir kaç sene sonra, amerikali fizikçi david joseph bohm epr paradoksunun işlerinde profesyonel fizikçiler tarafından bile anlaşılmasının çok zor olduğunu belirterek değiştirdi. daha kolay anlaşılır durumda olan bohm modellemesine göre dengesiz bir dönüş 0 parçacığı, a ve b diye ikiye ayrılıyor ve bu parçacıklar birbirlerinin tamamı ile zıttı yönde ilerliyor. ilk parçacık spin 0'a sahip olduğundan, ilk parçacıktan oluşan diğer iki parçacığın spinleri toplamı da yine sıfıra eşit olmalıdır. yani a parçacığının değeri +2/5 ise, b parçacığının değerinin de -2/5 olması gerekir. burada bir kez daha kopenhag yorumuna göre kuantum mekaniğine bakılınca, her iki parçacıktan birinde ölçüm yapılmayana kadar diğer parçacığın durumu da belli değildir. her iki parçacık da gerçekleşmesi muhtemel olasılıkların üst üste binmesinden dolayı pozitif veya negatif dönüşe sahip olma ihtimallerini barındırmaktadır.

kuantum fiziği, ölçümün gerçekleşmediği her anda parçacıkların ikisinin de kesin bir spine sahip olmadığını ancak olması muhtemel görünen durumların bir süper pozisyonda bulunduğunun söyler. ve bu durum schröndinger'in kedisi hipoteziyle birebir örtüşmektedir. bir parçanın ölçümünü yapmış olduğumuz vakit diğer parça hakkında da bilgi sahibi olmuş oluruz demektir. a parçacığını ölçtüğünüzde kuantum dönüşü ölçüm tarafından "ayarlanabilir" şeklinde görünecektir. ve bu durum bir şekilde b parçacığı tarafından da bilinecektir. işte albert einstein'e göre bu görelilik teorisini açıkça ihlal ediyordu. hiç kimse 2. parçayı sorgulamadı sadece 1. parça üzerinden yapılan alevli tartışmalar olabildiğince devam etti.
david bohm ve albert einstein "gizli değişken teorisi" adını verdikleri, kuantum mekaniğinin noksan olduğunu belirten alternatif bir yaklaşımı desteklemeye devam etti. bu bakış açısına göre, hemen kanıtlanması mümkün olmayan ancak bu şekildeki genel etkileri açıklamak için teoriye eklenmesinin doğru olacağını düşündükleri noktalar vardı. basit bir örnekle açıklayacak olursak; önümüzde iki kumbara var. birinde 100 tl, diğerinde 200 tl olduğunu biliyoruz. yani iki seçeneğinde sonucu ortada. birini seçtik ve içinden 100 tl çıktı, ancak seçmediğimiz kumbaranın da içinde 200 tl olduğunu biliyoruz. bu benzetme ile kuantum mekaniği kesinlikle işleme devam edemez. kuantum mekaniğinin barındırdığı belirsizlik durumu yalnızca bilgimizin noksan olduğunu değil, bunun yanında kesin bir gerçekliğin noksan olduğunu da belirtir.

ölçümler yapılmayana kadar, kopenhag yorumundan anladığımız kadarıyla parçacıklar olası tüm durumları içinde barındırmaktadır. fizikçiler yaptıkları işin net olmasını desteklerken bu belirsizlik evrenindeki "gizli değişkenlerin" ne olduğunu ve bu hipoteze nasıl dahil edilmesi gerektiğini hiç bir zaman anlayamayacaktı. niels bohr ve meslektaşları kuantum mekaniğinde standart kopenhag yorumunun geçerli olduğunu savundu ve deneyler yoluyla bunu kanıtlamaya devam etmeyi seçtiler. buna bir açıklama getirilmesi istendiğinde ise; muhtemel kuantum durumlarının süper pozisyonda tanımlanamayan dalga fonksiyonlarının tüm noktalarda aynı anda var olduğunu söylediler. a ve b parçacıklarının spinlerinin birbirinden bağımsız olamayacağını savundular.
kaynakça:
1- fizikolog.net/fizik_ansiklo...
2- tr.wikipedia.org/wiki/EPR_p...

paradoks, işin başlangıcında albert einstein ve niels bohr arasındaki bir münazara konusuydu. einstein; bohr ve kendisi gibi olan meslektaşları ile gerçekleştirdiği kuantum mekaniği çalışmaları konusunda hiç bir zaman rahat olamıyordu. bu rahatsızlıktan dolayı boris podolski ve nathan rosen ile bir araya gelen albert einstein, niels bohr ve ekibinin tezlerini çürütmek ve mevcut fizik yasalarına aykırı olduğunu savunmak amacıyla epr paradoksunu geliştirdiler. epr paradoksunu deney yoluyla gerçekleştirebilecek durumları olmayan bu üçlü sadece düşünce deneyi yoluyla konuyu yorumlamaya çalışmıştır. bundan bir kaç sene sonra, amerikali fizikçi david joseph bohm epr paradoksunun işlerinde profesyonel fizikçiler tarafından bile anlaşılmasının çok zor olduğunu belirterek değiştirdi. daha kolay anlaşılır durumda olan bohm modellemesine göre dengesiz bir dönüş 0 parçacığı, a ve b diye ikiye ayrılıyor ve bu parçacıklar birbirlerinin tamamı ile zıttı yönde ilerliyor. ilk parçacık spin 0'a sahip olduğundan, ilk parçacıktan oluşan diğer iki parçacığın spinleri toplamı da yine sıfıra eşit olmalıdır. yani a parçacığının değeri +2/5 ise, b parçacığının değerinin de -2/5 olması gerekir. burada bir kez daha kopenhag yorumuna göre kuantum mekaniğine bakılınca, her iki parçacıktan birinde ölçüm yapılmayana kadar diğer parçacığın durumu da belli değildir. her iki parçacık da gerçekleşmesi muhtemel olasılıkların üst üste binmesinden dolayı pozitif veya negatif dönüşe sahip olma ihtimallerini barındırmaktadır.

kuantum fiziği, ölçümün gerçekleşmediği her anda parçacıkların ikisinin de kesin bir spine sahip olmadığını ancak olması muhtemel görünen durumların bir süper pozisyonda bulunduğunun söyler. ve bu durum schröndinger'in kedisi hipoteziyle birebir örtüşmektedir. bir parçanın ölçümünü yapmış olduğumuz vakit diğer parça hakkında da bilgi sahibi olmuş oluruz demektir. a parçacığını ölçtüğünüzde kuantum dönüşü ölçüm tarafından "ayarlanabilir" şeklinde görünecektir. ve bu durum bir şekilde b parçacığı tarafından da bilinecektir. işte albert einstein'e göre bu görelilik teorisini açıkça ihlal ediyordu. hiç kimse 2. parçayı sorgulamadı sadece 1. parça üzerinden yapılan alevli tartışmalar olabildiğince devam etti.
david bohm ve albert einstein "gizli değişken teorisi" adını verdikleri, kuantum mekaniğinin noksan olduğunu belirten alternatif bir yaklaşımı desteklemeye devam etti. bu bakış açısına göre, hemen kanıtlanması mümkün olmayan ancak bu şekildeki genel etkileri açıklamak için teoriye eklenmesinin doğru olacağını düşündükleri noktalar vardı. basit bir örnekle açıklayacak olursak; önümüzde iki kumbara var. birinde 100 tl, diğerinde 200 tl olduğunu biliyoruz. yani iki seçeneğinde sonucu ortada. birini seçtik ve içinden 100 tl çıktı, ancak seçmediğimiz kumbaranın da içinde 200 tl olduğunu biliyoruz. bu benzetme ile kuantum mekaniği kesinlikle işleme devam edemez. kuantum mekaniğinin barındırdığı belirsizlik durumu yalnızca bilgimizin noksan olduğunu değil, bunun yanında kesin bir gerçekliğin noksan olduğunu da belirtir.

ölçümler yapılmayana kadar, kopenhag yorumundan anladığımız kadarıyla parçacıklar olası tüm durumları içinde barındırmaktadır. fizikçiler yaptıkları işin net olmasını desteklerken bu belirsizlik evrenindeki "gizli değişkenlerin" ne olduğunu ve bu hipoteze nasıl dahil edilmesi gerektiğini hiç bir zaman anlayamayacaktı. niels bohr ve meslektaşları kuantum mekaniğinde standart kopenhag yorumunun geçerli olduğunu savundu ve deneyler yoluyla bunu kanıtlamaya devam etmeyi seçtiler. buna bir açıklama getirilmesi istendiğinde ise; muhtemel kuantum durumlarının süper pozisyonda tanımlanamayan dalga fonksiyonlarının tüm noktalarda aynı anda var olduğunu söylediler. a ve b parçacıklarının spinlerinin birbirinden bağımsız olamayacağını savundular.
kaynakça:
1- fizikolog.net/fizik_ansiklo...
2- tr.wikipedia.org/wiki/EPR_p...
devamını gör...
birini kaybetmekten korkmak
bazen aklıma geliyor, acaba beni kaybetmekten gerçekten korkan, bi şekilde iletişimimizin kopmasından, hayatın bizi ayrı düşürmesinden korkan biri var mıdır diye. sadece merak ediyorum çünkü bence bu sevgiden ilgiden değer vermekten de öte başka bi şey *. eğer hayatınızda böyle birileri varsa ve size bunu hissettiriyorsa; siz onları kaybetmeyin, değerini bilin*.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
şu başlıkta bir abidin dino eseri olmaması ne kötü. 1961 yılında yaptığı nazım hikmet resmini bırakalım başlığa.
devamını gör...
aşı yaptırmam diyenler vatan hainidir
katılmıyorum. aşı yaptırmam.
devamını gör...
josef stalin
josef stalin, asıl adı yosif visaryonoviç cuğaşvili.
sovyet devlet adamı ve sovyetler birliği komünist partisi genel sekreteri (1922-1953).
sovyetler birliği'ni 1920'lerin sonundan ölümüne kadar diktatörlük rejimi ile yönetti.
stalin; sovyetler birliği'ni endüstriyel ve askeri bir süper güce dönüştürdü, fakat bunu gerçekleştirirken totaliter politikalar uyguladı ve milyonlarca sovyet vatandaşı diktatörlüğü sırasında öldü.
stalin döneminde; 3 ila 20 milyon arasında insan çalışma kampları, zorunlu kolektivizasyon, kıtlık ve yargısız infazlardan dolayı ölmüştür.
sovyet devlet adamı ve sovyetler birliği komünist partisi genel sekreteri (1922-1953).
sovyetler birliği'ni 1920'lerin sonundan ölümüne kadar diktatörlük rejimi ile yönetti.
stalin; sovyetler birliği'ni endüstriyel ve askeri bir süper güce dönüştürdü, fakat bunu gerçekleştirirken totaliter politikalar uyguladı ve milyonlarca sovyet vatandaşı diktatörlüğü sırasında öldü.
stalin döneminde; 3 ila 20 milyon arasında insan çalışma kampları, zorunlu kolektivizasyon, kıtlık ve yargısız infazlardan dolayı ölmüştür.
devamını gör...
animasyon film önerileri
(bkz: big hero 6 (film))
devamını gör...
şehirlerin meşhur buluşma yerleri
istanbul'da öyle bir yerin olmaması.
edit: son dakika kadıköy rıhtım geldi aklıma.
edit: son dakika kadıköy rıhtım geldi aklıma.
devamını gör...
yetenek
bana göre yetenek; yatkınlık gösterilen bir uğraşta kendini geliştirdikten sonra o işi yapanlardan daha iyi yapma durumu. o işe bir şeyler katması, belki biraz fark yaratması.
burada önemli olan şey yaptığı işte ilgisinin ve yatkınlığının olması.
burada önemli olan şey yaptığı işte ilgisinin ve yatkınlığının olması.
devamını gör...
regl kanı bulaşmış elbisesini paylaşan yazar
bir erkek bir kızın gerdek çarşafını 7 ceddine gösterirken utanmıyor da , bir kadın kendi kanını paylaşınca mı fömönöst görmek istemeyöröööz??! katledilen kadınların kanına bu kadar duyarlı olmadınız be? ceren özdemir' in kalbine 12 santimlik bıçak girerken vicdanınız nerdeydi?
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
kırmızı ve sarı renginde iki çeşit acem borusu sarmaşığı, bir tane pandora yasemini, iki saksı bodrum papatyası, biri kırmızı diğeri turuncu sarmaşık gül, bir saksı da süs ayçiçeği aldım. sarmaşıkları toprağa, diğerlerini gübreyle karıştırdığım toprakla saksılara diktim, can sularını verdim, kokladım, sevdim.
ve onlardan * bir kolaj yaptım.
ve onlardan * bir kolaj yaptım.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
''ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
düşman bile değiliz..''
(bkz: nazım hikmet ran)
(bkz: sen)
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
düşman bile değiliz..''
(bkz: nazım hikmet ran)
(bkz: sen)
devamını gör...
sanrı
sanrının tdk sözlük tanımı:
'uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon'
bu tanımda halüsinasyonun tanımı yapılmış ve sanrı(hezeyan,delüzyon) ile halüsinasyon(varsanı) eş anlamlıymış gibi ifade edilmiş.
halüsinasyon algısal bir bozuklukken, sanrı düşünce içeriğindeki bozukluktur. halüsinasyon, herhangi bir dış uyaran olmadan ortaya çıkan algılamalardır. kapının, telefonun çaldığını duymak gibi herkeste görülebilecek basit şekilleri olduğu gibi tanımlanmış olan bazı çeşitleri psikotik bozukluklar için tipiktir, mesela birbiriyle konuşan sesler tanımlanmış halüsinasyon çeşitlerinden birisidir ve şizofrenide çok sık görülür. psikiyatrik hastalıklarda en çok işitmeyle ilgili halüsinasyonlar görülür, diğerlerinin altında organik bir bozukluk çıkması daha olasıdır. bir de illüzyon kavramı var ki bu da var olan bir dış uyaranın yanlış algılanmasıdır.
sanrının tanımı bana hep felsefi olarak problemli gelmiştir. sanrı; kişinin yaşadığı çağa ve kültüre uymayan, tersi yönde önemli kanıtlar bulunan, gerçekliğe uymayan, yanlış, inatçı inançlardır. mantıklı açıklamalarla değiştirilemez. kişi, düşünceleri üzerindeki kontrolünü yitirmiştir. takıntılı hastalar da akla aykırı düşünceler geliştirebilir ama onlardaki karşı koyma sanrıda yoktur, kişi kuvvetli bir biçimde inanır düşüncelerine. sanrılar genellikle yavaş ve sinsi gelişir, birçok olguda çocuklukta filizlenir. çocukluk dönemi insanın ruhsal travmalara çok açık olduğu bir dönem ve o dönemdeki herhangi bir yanlışlık sanrının temelini atabilir, gelecekte de bunu tetikleyebilecek çeşitli durumlarla karşılaşıldığında dünyayı algılamanın değiştiği, olayları çok yoğun hissettiği, çepeçevre kuşatıldığını hissettiği sanrısal ruh haline girebilir ve korkunun, şüphenin, rahatsızlığın, acının vb çok yoğun olduğu sanrısal atmosferden kaçış olarak sanrıyı keşfedebilir ve bu atmosferi yatıştırır böylece. sanrı adeta bir sığınak olur. yani psikososyal faktörlerin etkileşimiyle ruhsal bir soruna telafi olarak sanrı gelişebilir, kişi gerilimi yatıştırır. zıt şekilde toplumsal ve ruhsal sorunlar olmadan aniden başlayan sanrılara birincil sanrı denir. birincil sanrıyı diğer sanrılardan ayıran özellik birincil sanrının anlaşılamaz olmasıdır.
sanrı, çok çeşitli konularda olabilir. büyüklük, kıskançlık, cinsellik ,aşk, zarar görme, hastalık...
bizar tip: olağan yaşam deneyimleriyle uyuşmayan, inanılması güç sanrılardır. namümkün olarak görülen sanrılardır ama tabii teknoloji geliştikçe olanaksız görülen durumlar gerçekleşebiliyor. bu tip sanrılar şizofreniyle daha çok ilişkilidir.
erotomanik tip: aşk ve cinsellikle ilgili olan sanrı tipidir. örneğin, cinsel yönden çeşitli fanteziler veya bir başka kişinin kendisine aşık olduğunu düşünmesi. genellikle bu kişi kendisinden sosyal olarak üst seviyede bir kişidir.
grandiyöz tip: büyüklük sanrısı. kişi kendisini çok üstün, özel, seçilmiş hissedebilir. doğaüstü güçleri olduğunu düşünebilir. çok büyük şeyler başardığını ve bu şeylerin diğer insanlar tarafından anlaşılamadığını düşünebilir. bu yüzden diğer insanların onu kıskandığını ona düşman olduğunu düşünebilir. benlik saygısının düşük olması buna sebep olabilir. çehov 'kara keşiş' hikayesinde bu durumu çok güzel analiz etmiştir. bu tip sanrı dinsel şekilde olduğu zaman kişi kendini peygamber, mehdi vs olarak ilan edebilir.
persekütuvutar tip: kendisinin veya sevdiklerinin kötülüğe uğrayacağını düşünme tipinde olan sanrıdır. bu durumdaki kişi sürekli şüphe ve korku içinde olup çok sıkı güvenlik önlemleri alabilir. bir kişide oluşan sanrı, onun çevresindeki insanlarda da sanrı oluşmasına yol açabilir. bu durum en çok persekütuvar tip sanrıda görülür.
kıskançlık tipi: kişinin sadakatsizliğe uğradığını düşünmesidir. partnerinin her davranışından şüphelenebilir, sürekli bir şekilde onu suçlar.
somatik tip: bedensel özelliklerle ilgili olan sanrıdır. mesela bir organının olmadığını düşünebilir veya bir hastalığa sahip olduğunu düşünebilir.
sanrısal bozukluk: en az 1 ay süren bir veya daha fazla sanrının varlığıdır. şizofrenide görülen ruhsal yıkım yoktur. kişinin sanrısı dışındaki konularda işlevselliğinde bozulma olmaz. genellikle sanrısı kendi içinde tutarlıdır, sorulan sorulara mantıklı cevaplar verebilir. halüsinasyon genellikle görülmez ama bazen sanrısıyla ilgili halüsinasyonlar görülebilir ama asıl problem sanrıdır.
sanrı,aynı zamanda çok güzel bir zakkum şarkısı. benim için de yazıldığını hissettiğim şarkılardan birisi ve öyle ki ankara detayından bile bahsetmiş. bazı şarkılar sohbet eder ya insanla benim için öyle bir şarkıdır, sorular bile sorarım. cevapsız sorular...
''gün yeni doğarken odanın balkonuna
sabahın ilk kahvesi doluyor yanaklarına
birkaç saat daha var seslerin çoğalmasına
bakir telaşlar için insanların uyanmasına
her ankara sabahı gibi belki biraz üşüyorsun
ama olsun, eskiden beri üşümeyi seviyorsun
çöpleri karıştıran sokak kedileri gibi
kurcalıyorsun fark etmeden geçmişteki günleri
çocukluğun sessizce tırmanıyor kucağına
şöyle bir gülümsüyor kıvırcık saçlarıyla
babanı andırıyor sanki bu sessiz duruşuyla
ve ne kadar eksildiğini hatırlatıyor sana
ne kadar güzelmişsin
hayat henüz çırılçıplak
hiçbir şey el değmemiş
günler birer salıncak
seni unutmuyor
büyüdüğün sokaklar
dokunuyor ankara
gözyaşına rüzgârıyla''
ne kadar da güzel sözleri var. zaman geçtikçe insanın üşümesi de değişiyor. kırılganlığın belirtisi oluyor o üşümeler ve öylesine üşüyor ki insan ölüm soğukluğu tecelli ediyor kalbinde. çocukluk da öyle bir gülümsüyor ki ölüm soğukluğunu bile ısıtabiliyor ve de hiç eksilmiyor gülüşünden.. iç ısıtan bir gülümseme ama acı dolu, ne kadar eksildiğini insana en iyi anlatan şey belki de. gerçekten de ne kadar eksilmişim, nasıl bu kadar işlevsizleşmişim. o zamanlar hatırlıyorum da gelecek ne kadar da umut dolu gelirdi, hepsini tüketmişim kocaman bir hiç kalmış.
'uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon'
bu tanımda halüsinasyonun tanımı yapılmış ve sanrı(hezeyan,delüzyon) ile halüsinasyon(varsanı) eş anlamlıymış gibi ifade edilmiş.
halüsinasyon algısal bir bozuklukken, sanrı düşünce içeriğindeki bozukluktur. halüsinasyon, herhangi bir dış uyaran olmadan ortaya çıkan algılamalardır. kapının, telefonun çaldığını duymak gibi herkeste görülebilecek basit şekilleri olduğu gibi tanımlanmış olan bazı çeşitleri psikotik bozukluklar için tipiktir, mesela birbiriyle konuşan sesler tanımlanmış halüsinasyon çeşitlerinden birisidir ve şizofrenide çok sık görülür. psikiyatrik hastalıklarda en çok işitmeyle ilgili halüsinasyonlar görülür, diğerlerinin altında organik bir bozukluk çıkması daha olasıdır. bir de illüzyon kavramı var ki bu da var olan bir dış uyaranın yanlış algılanmasıdır.
sanrının tanımı bana hep felsefi olarak problemli gelmiştir. sanrı; kişinin yaşadığı çağa ve kültüre uymayan, tersi yönde önemli kanıtlar bulunan, gerçekliğe uymayan, yanlış, inatçı inançlardır. mantıklı açıklamalarla değiştirilemez. kişi, düşünceleri üzerindeki kontrolünü yitirmiştir. takıntılı hastalar da akla aykırı düşünceler geliştirebilir ama onlardaki karşı koyma sanrıda yoktur, kişi kuvvetli bir biçimde inanır düşüncelerine. sanrılar genellikle yavaş ve sinsi gelişir, birçok olguda çocuklukta filizlenir. çocukluk dönemi insanın ruhsal travmalara çok açık olduğu bir dönem ve o dönemdeki herhangi bir yanlışlık sanrının temelini atabilir, gelecekte de bunu tetikleyebilecek çeşitli durumlarla karşılaşıldığında dünyayı algılamanın değiştiği, olayları çok yoğun hissettiği, çepeçevre kuşatıldığını hissettiği sanrısal ruh haline girebilir ve korkunun, şüphenin, rahatsızlığın, acının vb çok yoğun olduğu sanrısal atmosferden kaçış olarak sanrıyı keşfedebilir ve bu atmosferi yatıştırır böylece. sanrı adeta bir sığınak olur. yani psikososyal faktörlerin etkileşimiyle ruhsal bir soruna telafi olarak sanrı gelişebilir, kişi gerilimi yatıştırır. zıt şekilde toplumsal ve ruhsal sorunlar olmadan aniden başlayan sanrılara birincil sanrı denir. birincil sanrıyı diğer sanrılardan ayıran özellik birincil sanrının anlaşılamaz olmasıdır.
sanrı, çok çeşitli konularda olabilir. büyüklük, kıskançlık, cinsellik ,aşk, zarar görme, hastalık...
bizar tip: olağan yaşam deneyimleriyle uyuşmayan, inanılması güç sanrılardır. namümkün olarak görülen sanrılardır ama tabii teknoloji geliştikçe olanaksız görülen durumlar gerçekleşebiliyor. bu tip sanrılar şizofreniyle daha çok ilişkilidir.
erotomanik tip: aşk ve cinsellikle ilgili olan sanrı tipidir. örneğin, cinsel yönden çeşitli fanteziler veya bir başka kişinin kendisine aşık olduğunu düşünmesi. genellikle bu kişi kendisinden sosyal olarak üst seviyede bir kişidir.
grandiyöz tip: büyüklük sanrısı. kişi kendisini çok üstün, özel, seçilmiş hissedebilir. doğaüstü güçleri olduğunu düşünebilir. çok büyük şeyler başardığını ve bu şeylerin diğer insanlar tarafından anlaşılamadığını düşünebilir. bu yüzden diğer insanların onu kıskandığını ona düşman olduğunu düşünebilir. benlik saygısının düşük olması buna sebep olabilir. çehov 'kara keşiş' hikayesinde bu durumu çok güzel analiz etmiştir. bu tip sanrı dinsel şekilde olduğu zaman kişi kendini peygamber, mehdi vs olarak ilan edebilir.
persekütuvutar tip: kendisinin veya sevdiklerinin kötülüğe uğrayacağını düşünme tipinde olan sanrıdır. bu durumdaki kişi sürekli şüphe ve korku içinde olup çok sıkı güvenlik önlemleri alabilir. bir kişide oluşan sanrı, onun çevresindeki insanlarda da sanrı oluşmasına yol açabilir. bu durum en çok persekütuvar tip sanrıda görülür.
kıskançlık tipi: kişinin sadakatsizliğe uğradığını düşünmesidir. partnerinin her davranışından şüphelenebilir, sürekli bir şekilde onu suçlar.
somatik tip: bedensel özelliklerle ilgili olan sanrıdır. mesela bir organının olmadığını düşünebilir veya bir hastalığa sahip olduğunu düşünebilir.
sanrısal bozukluk: en az 1 ay süren bir veya daha fazla sanrının varlığıdır. şizofrenide görülen ruhsal yıkım yoktur. kişinin sanrısı dışındaki konularda işlevselliğinde bozulma olmaz. genellikle sanrısı kendi içinde tutarlıdır, sorulan sorulara mantıklı cevaplar verebilir. halüsinasyon genellikle görülmez ama bazen sanrısıyla ilgili halüsinasyonlar görülebilir ama asıl problem sanrıdır.
sanrı,aynı zamanda çok güzel bir zakkum şarkısı. benim için de yazıldığını hissettiğim şarkılardan birisi ve öyle ki ankara detayından bile bahsetmiş. bazı şarkılar sohbet eder ya insanla benim için öyle bir şarkıdır, sorular bile sorarım. cevapsız sorular...
''gün yeni doğarken odanın balkonuna
sabahın ilk kahvesi doluyor yanaklarına
birkaç saat daha var seslerin çoğalmasına
bakir telaşlar için insanların uyanmasına
her ankara sabahı gibi belki biraz üşüyorsun
ama olsun, eskiden beri üşümeyi seviyorsun
çöpleri karıştıran sokak kedileri gibi
kurcalıyorsun fark etmeden geçmişteki günleri
çocukluğun sessizce tırmanıyor kucağına
şöyle bir gülümsüyor kıvırcık saçlarıyla
babanı andırıyor sanki bu sessiz duruşuyla
ve ne kadar eksildiğini hatırlatıyor sana
ne kadar güzelmişsin
hayat henüz çırılçıplak
hiçbir şey el değmemiş
günler birer salıncak
seni unutmuyor
büyüdüğün sokaklar
dokunuyor ankara
gözyaşına rüzgârıyla''
ne kadar da güzel sözleri var. zaman geçtikçe insanın üşümesi de değişiyor. kırılganlığın belirtisi oluyor o üşümeler ve öylesine üşüyor ki insan ölüm soğukluğu tecelli ediyor kalbinde. çocukluk da öyle bir gülümsüyor ki ölüm soğukluğunu bile ısıtabiliyor ve de hiç eksilmiyor gülüşünden.. iç ısıtan bir gülümseme ama acı dolu, ne kadar eksildiğini insana en iyi anlatan şey belki de. gerçekten de ne kadar eksilmişim, nasıl bu kadar işlevsizleşmişim. o zamanlar hatırlıyorum da gelecek ne kadar da umut dolu gelirdi, hepsini tüketmişim kocaman bir hiç kalmış.
devamını gör...
anın fotoğrafı
(bkz: bir kedi gördüm sanki) *
ve tatlı bir çift, bu güzel günü beraber bitiriyordu... *
benim de kulağımda (bkz: buika)
o zaman iyi akşamlar...
ve tatlı bir çift, bu güzel günü beraber bitiriyordu... *
benim de kulağımda (bkz: buika)
o zaman iyi akşamlar...
devamını gör...
ünlülerin türkçeyi katletmesi
ilkokul öğretmeniyle görüşmek isterdim dediğim biri; demet akalın. ay durun temed aklıan* evet oldu şimdi.
devamını gör...
hakkınızda çıkan dedikodular
bir zamanlar sosyal medyada sevgilimle fotoğrafımı paylaştığım için (ki fotoğrafta yanımızda başkaları da vardı) nişanlandığımı söylemişler dağa taşa. sonra kimin çıkardığını öğrendim, yazık nişanlısından ayrılmış. kenafir gözlüyüm galiba.
devamını gör...
kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz sorusu
kareli battaniyenin içinden sevdiğimle film izlerken.
devamını gör...



