in july
çocuk aklımla izleyip bağlandığım,ara ara açıp kendimi ödüllendirdiğim bir fatih akın filmi.
başrollerde moritz bleibtreu(köfte dudak daniel), christiane paul(juli), mehmet kurtuluş ve idil üner yer alıyor.
yol filmlerini sevmeye başlama nedenimdir aynı zamanda.
her sahnesi ayrı güzeldir.
film müzikleriyle de övgüyü hakediyor.
(bkz: chris isaac-blue moon)
(bkz: idil üner-güneşim)
başrollerde moritz bleibtreu(köfte dudak daniel), christiane paul(juli), mehmet kurtuluş ve idil üner yer alıyor.
yol filmlerini sevmeye başlama nedenimdir aynı zamanda.
her sahnesi ayrı güzeldir.
film müzikleriyle de övgüyü hakediyor.
(bkz: chris isaac-blue moon)
(bkz: idil üner-güneşim)
devamını gör...
belgesellerde geçen klişe cümleler
serengeti düzlüklerinde anne aslan bugün tedirgin.
devamını gör...
yazarların araba kullanmayı öğrendiği ilk araba
cessna 172, tek motorluydu fakat canavar gibiydi. bakkala gidip gazete ve ekmek almak için idealdi.
puslu kıtalar atlası aracılığı ile kıtalar arası araçlar kullanamadık!
durumumuz yoktu, boeing 787 dreamliner ile öğrenemedik!
puslu kıtalar atlası aracılığı ile kıtalar arası araçlar kullanamadık!
durumumuz yoktu, boeing 787 dreamliner ile öğrenemedik!
devamını gör...
cd
compact disc teriminin kısaltmasıdır. basitçe, sayısal optik veri saklama ortamıdır. 1982 senesinde icat edilmiştir. cd-r, cd-rw, dvd, blu-ray, cd-rom gibi türleri vardır.
cd yüzeyindeki bazı bölümler çukurdur (pits) bu çukurlar, düz olan bölümlere (lands) göre, gelen lazer ışınını daha erken yansıtır. verilerin yazılması ve okunması, zayıf bir lazer ışınının, bu çukur ve düzlükler üzerinde yansıma süresi sayesinde olur.
cd yüzeyindeki bazı bölümler çukurdur (pits) bu çukurlar, düz olan bölümlere (lands) göre, gelen lazer ışınını daha erken yansıtır. verilerin yazılması ve okunması, zayıf bir lazer ışınının, bu çukur ve düzlükler üzerinde yansıma süresi sayesinde olur.
devamını gör...
lgbt ve gökkuşağı temalı ürünlerin 18 yaş üstü ibaresiyle satışa sunulması
cahillerle dolu bir ülkede yaşadığımızın kanıtıdır.
devamını gör...
hrant dink
bugün katledilişinin yıldönümü olan gazeteci. türk nefretinin ermeni halkına zarar verdiğini söylemişti. ancak onu vuran çocuk bunu vatan için yaptığını söylüyor, vatandaşın güvenliğinden sorumlu polisler eline bayrak tutuşturup fotoğraf çekiniyor, takdir edip sırtını sıvazlıyor. onlar tüm bunları yaparken erivan'da, türklerden nefret eden bir ırkçı kendi haklılığının ortaya çıktığını savunuyor. avrupalılar yine ve yeniden ermeni katliamı diyor, diaspora ermenileri türklere karşı propaganda için kullanabilecekleri bir argüman buldukları için gizlice mutlu oluyor, dünyanın geri kalanı barbar türkler diyor. tüm bunlar olurken onu vuran çocuk hala bunu vatan için yaptığını sanıyor.
devamını gör...
normal sözlük 1. izmir zirvesi
"asla zirveye katılmam" diyen beni yalancı çıkararak katıldığım, çok tatlı insanlarla çok keyifli bir sohbetin döndüğü zirvedir.
ps: evet hristiyanismail dezenfektan içmeyi tercih ederek bizleri şaşırtmamıştır.
ps: evet hristiyanismail dezenfektan içmeyi tercih ederek bizleri şaşırtmamıştır.
devamını gör...
bir ülkenin gelişmişlik seviyesini gösteren detaylar
vergi dağılımı.
bu hem eğitim sistemini hem de halkın davranış biçimini etkiliyor olması lazım.yani en azından dersten anladığım bu.*
gelişmiş ülkelerin vergileri ve yukarıda verilen bir sürü örnek buna uygun diye düşünüyorum.*
bu hem eğitim sistemini hem de halkın davranış biçimini etkiliyor olması lazım.yani en azından dersten anladığım bu.*
gelişmiş ülkelerin vergileri ve yukarıda verilen bir sürü örnek buna uygun diye düşünüyorum.*
devamını gör...
fotoğraf çektirirken poz verememek
bizler bozkırın dalları birbirine bulaşmış ağaçlarıyız. bizim şeklimiz belli. bir makine bizi şekilden şekile sokamaz.
devamını gör...
normal sözlük’ün hayatınızda yarattığı değişiklikler
sosyal medya kullanımım azaldı çünkü artık hep buradayım.
uyku saatim azaldı çünkü gece de hep buradayım.
uyku saatim azaldı çünkü gece de hep buradayım.
devamını gör...
konuşacak kimsenin kalmaması
bazı insanlar için zordur gerçekten ama yalnızlığı kanıksamış insanlar için normaldir.
esasında konuşacak insan vardır ama derdini anlatacağın samimiyet düzeyi yoktur. insan vardır ama o heves yoktur. öyle dönemlerden geçeriz ki; sitem etmek fayda etmiyordur, öğrenmişizdir bunu. sitem etmeyip vaziyyetleri anlatmak, iç dökmek isteriz ama bu da rahatlatmıyordur bizi. işte böyle zamanlarda kimseye dönmeyiz yüzümüzü. kimseye bir şey anlatasımız gelmez. bunun diğer ayağı da bu yalnızlaşma sürecinin getirdiği öfke haliyle yakınlarımızın sorunlarını da görmezden geliriz ve "kendi derdim bana yeter" tavrı takınırız. bu, bizi iyice yanlızlaştırır.
ancak bu yaşam, kolektif bir duruş olmadan katlanılacak bir şey değildir. bazen tanımadıklarımız, tanıdıklarımızdan daha iyi gelir insana. bazen ilacımız, birilerinin olaylar karşısındaki duruşudur. biri vardır karşımızda ve olaylara, durumlara hatta bütünüyle hayata karşı koyduğu tavır, bizim aradığımız tavırdır. o gücü buluruz kendimizde, "işte budur anasını satayım" deriz. ya da karşımızda iki lafı bir araya getiremiyordur, boşa zaman kaybetmişizdir ve yeni bir kötü deneyim yaşamış oluruz. allah bereket versin, hiçbir şey yapmamaktansa her türlü bir deneyim kazanmış oluruz. olmaması gereken bir bakış açısına maruz kalmış oluruz ve bir dahaki sefer bundan şeytan görmüş gibi kaçarız. bu birlikteliği sağlamak zorundayız. bu yaşamı çekilir kılan şeylerden biri de fayda gözetmeksizin birbirimize yardımcı olmamızdır. hepimiz bir şekilde acıların cenderesinden geçtik. deneyimlerimizi aktararak, bazen sırf birileri rahatlasın diye onları dinlemek zorundayız. bu şuur, dünyayı hiçbir fiziksel efor sarfetmeden yaşanabilir kılacaktır.
o yüzden buralardayız. anonimiz, yargılamakla işimiz olmaz. yazın, konuşuruz. çekinmeye gerek yok.
esasında konuşacak insan vardır ama derdini anlatacağın samimiyet düzeyi yoktur. insan vardır ama o heves yoktur. öyle dönemlerden geçeriz ki; sitem etmek fayda etmiyordur, öğrenmişizdir bunu. sitem etmeyip vaziyyetleri anlatmak, iç dökmek isteriz ama bu da rahatlatmıyordur bizi. işte böyle zamanlarda kimseye dönmeyiz yüzümüzü. kimseye bir şey anlatasımız gelmez. bunun diğer ayağı da bu yalnızlaşma sürecinin getirdiği öfke haliyle yakınlarımızın sorunlarını da görmezden geliriz ve "kendi derdim bana yeter" tavrı takınırız. bu, bizi iyice yanlızlaştırır.
ancak bu yaşam, kolektif bir duruş olmadan katlanılacak bir şey değildir. bazen tanımadıklarımız, tanıdıklarımızdan daha iyi gelir insana. bazen ilacımız, birilerinin olaylar karşısındaki duruşudur. biri vardır karşımızda ve olaylara, durumlara hatta bütünüyle hayata karşı koyduğu tavır, bizim aradığımız tavırdır. o gücü buluruz kendimizde, "işte budur anasını satayım" deriz. ya da karşımızda iki lafı bir araya getiremiyordur, boşa zaman kaybetmişizdir ve yeni bir kötü deneyim yaşamış oluruz. allah bereket versin, hiçbir şey yapmamaktansa her türlü bir deneyim kazanmış oluruz. olmaması gereken bir bakış açısına maruz kalmış oluruz ve bir dahaki sefer bundan şeytan görmüş gibi kaçarız. bu birlikteliği sağlamak zorundayız. bu yaşamı çekilir kılan şeylerden biri de fayda gözetmeksizin birbirimize yardımcı olmamızdır. hepimiz bir şekilde acıların cenderesinden geçtik. deneyimlerimizi aktararak, bazen sırf birileri rahatlasın diye onları dinlemek zorundayız. bu şuur, dünyayı hiçbir fiziksel efor sarfetmeden yaşanabilir kılacaktır.
o yüzden buralardayız. anonimiz, yargılamakla işimiz olmaz. yazın, konuşuruz. çekinmeye gerek yok.
devamını gör...
kayser-i rum
fatih sultan mehmet'in istanbul'u fethi sonrasında aldığı ''roma'nın sezar'ı'' anlamına gelen ünvandır. baştan aşağıya tam bir rönesans avrupalısı olan fatih'in en büyük hayali roma imparatorluğunu diriltmek olduğu söylenir. sezar da roma imparatorluğunun efsanevî imparatoruydu. rum ise hem anadolu hem de roma demektir. buna ek olarak, kayseri şehrimizin adı da sezar'ın isminden gelir.
düzetlme: roma'nın ilk imparatoru augustus'muş. sezar imparator değil diktatörmüş. @novalideas'a teşekkürü borç bilirim.
--! spoiler !--
sezar öldüğünde ömür boyu diktatör ünvanına sahip cumhuriyette. roma cumhuriyetinde diktatörlük olağanüstü durumlarda veriken bir ünvan. normalde 6 ay ile kısıtlı ama sezar iç savaşı kazandığı için ömür boyu diktatör ilan ettiriyor kendini.
--! spoiler !--
düzetlme: roma'nın ilk imparatoru augustus'muş. sezar imparator değil diktatörmüş. @novalideas'a teşekkürü borç bilirim.
--! spoiler !--
sezar öldüğünde ömür boyu diktatör ünvanına sahip cumhuriyette. roma cumhuriyetinde diktatörlük olağanüstü durumlarda veriken bir ünvan. normalde 6 ay ile kısıtlı ama sezar iç savaşı kazandığı için ömür boyu diktatör ilan ettiriyor kendini.
--! spoiler !--
devamını gör...
barış murat yağcı'nın kitap çıkaracak olması
acı olan kitap çıkarması değil, çıkardığı kitabı koşa koşa almaya gidecek gençler olması.
devamını gör...
farkında olmadan acayip zeki ve birikimli birine sataşmak
volvo arabaya çarpan tofaş gibi bir durumdur.
bilgiziz taraf karton gibi ezilir, bilgili taraf ise sapasağlam kalır.
bilgiziz taraf karton gibi ezilir, bilgili taraf ise sapasağlam kalır.
devamını gör...
hering-breuer refleksi
akciğerlerin inspirasyon (nefes alımı) sırasında aşırı gerilip yırtılmasını önleyen, inspirasyonu sonlandıran reflekstir.
devamını gör...
aynı anda birçok kişiyle flörtleşen insan
dünyanın en normal şeyini yapan insan.
flört nedir?
karşındaki kişiyi tanıma, anlama, ona küçük jestler yapma, onun hassasiyetlerine, duygu durumuna, sevdiği-sevmediği şeylere odaklı olma, onama, destekleme, iltifat etme eylemlerini iletişimin baskın unsuru olarak ele alma dönemi.
bu noktada şunu söylemek gerekiyor; flörtözlük bir karakter özelliğidir. flörtünüz ilişkiye dönüştüğünde (dönüşürse) karşınızdaki kişinin eskisi kadar özenli olmadığını düşünmeye başlıyorsanız bu karşınızdaki kadının/adamın artık sizinle eskisi kadar ilgili olmadığı anlamına gelmek zorunda değil. bu insanın flörtöz bir karakter olmaması, daha önce yaşadığınız dönemin gereklerini kendini zorlayarak gerçekleştirmiş olduğu ve artık sevgiliniz olduğunda kendisini "zorlamasının" bir anlamı olmadığını fark etmiş olması da son derece olası. buradan kendinize çıkartabileceğiniz bazı sonuçlar var;
tüm ilişkiniz boyunca flörtöz tavır sürsün istiyorsanız unutmayın ki karşınızdaki kişi hayatındaki herkesle flört eden bir kişi olacak. sokaktaki kediyle köpekle, marketteki kasiyerle, arkadaşlarınızla, anne/babanızla, kendi arkadaşlarıyla. çünkü onun yapısı bu. ve flaş haber; flört ettiği herkesle de yatmak istemiyor! birlikte olduğunuz kişi karşısındaki insanlara özenli davranmayı, onların meselelerine, gündemlerine, kendilerini iyi hissetmelerine önem veriyor ve dahası bu önemi göstermekten çekinmiyor. içinden gelerek yapıyor bunu. benimle 18 yıl flört etsin ama sadece benimle etsin diye bekliyorsanız geçmiş olsun. yok öyle bir dünya. eğer kontuardaki kıza merhaba, kolay gelsin derken ne kadar içten güldüğü ile ilgili sevgilinizle kavga edecek kadar kıskanan biriyseniz - ki olabilir, yargılamıyorum, bunun bir doğrusu yanlışı yok- "ilişkimiz çok sıradanlaştı, sen eskiden böyle değildin" sizin için bir gündem olmamalı hayatınızda. yani hobi olarak bunu mesele yapabilirsiniz tabi ama bir sonuca ulaşamazsınız. benden söylemesi.
şimdi gelelim asıl konuya. birden çok kişiyle aynı zamanda flört etmek, illa çok seçenek arasından en optimum olana ulaşma amacı gütmek zorunda değil. flört etme sürecinden alınan haz ve bunun süreğenliğini sağlamaya çalışmak (çünkü aynı insanla iletişim düzgün ilerliyorsa ancak belli bir süre pre-relationship sürecinde kalınabilir) bir sebep olabileceği gibi, bir sonuca ulaşmak istememek ama yine de yönelime bağlı olarak karşı ya da aynı cinsle etkileşime girmek istemek de bir sebep olabilir. bir diğer sebep de kişinin ilişki yaşamak istememesi ama karşısına "doğru" biri çıkarsa bu görüşlerinin değişebileceği ihtimalini sıfırlamaktan çekinmesi olabilir.
ama ben çok flörtün iyi bir ilişki yakalama olasılığını nasıl yukarılara çektiğini detaylandırmak istiyorum. fazla sayıda kişi ile aynı anda flört etmek benzer beklentilere, karakterlere sahip kişilerin birbirleriyle denk gelme ihtimalini artırıyor. permütasyon mu? eşit ağırlıkçıyım ben. hesaplayan adamlar uğraşsın, ben gidip kumda oynarım, sorun yok. devam edelim; burada denk gelmek çok önemli bir kavram. iyi bir ilişki yakalama amacıyla birden fazla kişiyle flört ediyorsanız, ne istediğiniz, beklediğiniz konusunda sınırlarınızı net şekilde belirleyin. spesifikleştirdiğiniz her kavram kurmayı planladığınız ilişkinin temelini sağlamlaştırır. kimseyle geçinmeye gönlünüzün olmasına gerek yok. zaten bu yüzden flört ediyorsunuz. birbirimize uygun muyuz? cevabını almaya çalıştığımız soru bu. son zamanlarda çok duyuyorum bu lafı. senin geçinmeye gönlün yok. ahahah, peki. zaten neden olsun ki? sen kimsin? ben kimim?
flört aşamasında kimseye yaptırıp boynunuza astığınız bir ışıklı tabelayla "sadece seninle konuşuyorum" sözü de vermiyorsunuz. sen başkalarıyla da mı flörtleşiyorsun gibi bir soruya cevap vermenize gerek yok. next! zaten böyle böyle insan eliyorsunuz. şu soruyu soran insanla ne kadar sağlıklı bir ilişki kurabilirsin ki. bu bir bakıma aptal insan ayıklamak için turnusol kağıdı görevi görmeye başlıyor belli bir noktadan sonra. eğer bunu gerçekten meraktan soruyorsa bunu kullandığı dilden anlıyorsun zaten bu soru özelinde. sonra da sebeplerini açıklarsın canın isterse. bak yine sinirlendim. konuya dönelim. sebepler demişken oraya girelim madem.
1- belirlediğiniz sınırlarla örtüşen insan bulma olasılığınız artar.
2- ilişkiden beklentileriniz konusunda zamansal bir denk gelme yaşayıp yaşamadığınız konusunda örneklem uzayınız ne kadar büyükse ihtimaliniz de o kadar yüksektir.
3- vaktiniz keyifli geçer.
4- biriyle geçinmeye gönlünüzün olması gerektiği yanılgısına düşmekten, olmayacak şeyleri tolere etmekten kendinizi korumuş olursunuz.
5- farklı insanlar tanır, deneyimlerinizi paylaşırsınız. öğretici de bir süreçtir.
6- pandemi asosyalliği için süper aktivitedir(!)
çoğaltılabilir tabi ki bu sebepler. ama sanırım özün özü bu.
son olarak şunu söylemeliyim ki bu en önemlisi; flörtlerinizin hiçbiri sevgiliniz değil. süper ego dediğimiz, insanı, insansı hayvan yapan ve ne kadar gelişirse o kadar medeni hale gelmemizi sağlayan üstbenlik kavramı, hayatınıza farklı ilişki türlerinde ne kadar çok insan alırsanız o kadar beslenen bir olgu. bir tek eşli iseniz, tek eşli olduğunuzu vadedeceğiniz ve bu konuda tutarlı olmanız beklenen dönemden önce mümkün olan en fazla seçenekle etkileşime girmeniz en mantıklı olandır. hem kendi gelişiminiz hem de kuracağınız potansiyel ilişkinin bilinçli ve doğru bir tercih olduğu konusunda zihninizi önceden programlayacağınız için.
kolaylıklar.
flört nedir?
karşındaki kişiyi tanıma, anlama, ona küçük jestler yapma, onun hassasiyetlerine, duygu durumuna, sevdiği-sevmediği şeylere odaklı olma, onama, destekleme, iltifat etme eylemlerini iletişimin baskın unsuru olarak ele alma dönemi.
bu noktada şunu söylemek gerekiyor; flörtözlük bir karakter özelliğidir. flörtünüz ilişkiye dönüştüğünde (dönüşürse) karşınızdaki kişinin eskisi kadar özenli olmadığını düşünmeye başlıyorsanız bu karşınızdaki kadının/adamın artık sizinle eskisi kadar ilgili olmadığı anlamına gelmek zorunda değil. bu insanın flörtöz bir karakter olmaması, daha önce yaşadığınız dönemin gereklerini kendini zorlayarak gerçekleştirmiş olduğu ve artık sevgiliniz olduğunda kendisini "zorlamasının" bir anlamı olmadığını fark etmiş olması da son derece olası. buradan kendinize çıkartabileceğiniz bazı sonuçlar var;
tüm ilişkiniz boyunca flörtöz tavır sürsün istiyorsanız unutmayın ki karşınızdaki kişi hayatındaki herkesle flört eden bir kişi olacak. sokaktaki kediyle köpekle, marketteki kasiyerle, arkadaşlarınızla, anne/babanızla, kendi arkadaşlarıyla. çünkü onun yapısı bu. ve flaş haber; flört ettiği herkesle de yatmak istemiyor! birlikte olduğunuz kişi karşısındaki insanlara özenli davranmayı, onların meselelerine, gündemlerine, kendilerini iyi hissetmelerine önem veriyor ve dahası bu önemi göstermekten çekinmiyor. içinden gelerek yapıyor bunu. benimle 18 yıl flört etsin ama sadece benimle etsin diye bekliyorsanız geçmiş olsun. yok öyle bir dünya. eğer kontuardaki kıza merhaba, kolay gelsin derken ne kadar içten güldüğü ile ilgili sevgilinizle kavga edecek kadar kıskanan biriyseniz - ki olabilir, yargılamıyorum, bunun bir doğrusu yanlışı yok- "ilişkimiz çok sıradanlaştı, sen eskiden böyle değildin" sizin için bir gündem olmamalı hayatınızda. yani hobi olarak bunu mesele yapabilirsiniz tabi ama bir sonuca ulaşamazsınız. benden söylemesi.
şimdi gelelim asıl konuya. birden çok kişiyle aynı zamanda flört etmek, illa çok seçenek arasından en optimum olana ulaşma amacı gütmek zorunda değil. flört etme sürecinden alınan haz ve bunun süreğenliğini sağlamaya çalışmak (çünkü aynı insanla iletişim düzgün ilerliyorsa ancak belli bir süre pre-relationship sürecinde kalınabilir) bir sebep olabileceği gibi, bir sonuca ulaşmak istememek ama yine de yönelime bağlı olarak karşı ya da aynı cinsle etkileşime girmek istemek de bir sebep olabilir. bir diğer sebep de kişinin ilişki yaşamak istememesi ama karşısına "doğru" biri çıkarsa bu görüşlerinin değişebileceği ihtimalini sıfırlamaktan çekinmesi olabilir.
ama ben çok flörtün iyi bir ilişki yakalama olasılığını nasıl yukarılara çektiğini detaylandırmak istiyorum. fazla sayıda kişi ile aynı anda flört etmek benzer beklentilere, karakterlere sahip kişilerin birbirleriyle denk gelme ihtimalini artırıyor. permütasyon mu? eşit ağırlıkçıyım ben. hesaplayan adamlar uğraşsın, ben gidip kumda oynarım, sorun yok. devam edelim; burada denk gelmek çok önemli bir kavram. iyi bir ilişki yakalama amacıyla birden fazla kişiyle flört ediyorsanız, ne istediğiniz, beklediğiniz konusunda sınırlarınızı net şekilde belirleyin. spesifikleştirdiğiniz her kavram kurmayı planladığınız ilişkinin temelini sağlamlaştırır. kimseyle geçinmeye gönlünüzün olmasına gerek yok. zaten bu yüzden flört ediyorsunuz. birbirimize uygun muyuz? cevabını almaya çalıştığımız soru bu. son zamanlarda çok duyuyorum bu lafı. senin geçinmeye gönlün yok. ahahah, peki. zaten neden olsun ki? sen kimsin? ben kimim?
flört aşamasında kimseye yaptırıp boynunuza astığınız bir ışıklı tabelayla "sadece seninle konuşuyorum" sözü de vermiyorsunuz. sen başkalarıyla da mı flörtleşiyorsun gibi bir soruya cevap vermenize gerek yok. next! zaten böyle böyle insan eliyorsunuz. şu soruyu soran insanla ne kadar sağlıklı bir ilişki kurabilirsin ki. bu bir bakıma aptal insan ayıklamak için turnusol kağıdı görevi görmeye başlıyor belli bir noktadan sonra. eğer bunu gerçekten meraktan soruyorsa bunu kullandığı dilden anlıyorsun zaten bu soru özelinde. sonra da sebeplerini açıklarsın canın isterse. bak yine sinirlendim. konuya dönelim. sebepler demişken oraya girelim madem.
1- belirlediğiniz sınırlarla örtüşen insan bulma olasılığınız artar.
2- ilişkiden beklentileriniz konusunda zamansal bir denk gelme yaşayıp yaşamadığınız konusunda örneklem uzayınız ne kadar büyükse ihtimaliniz de o kadar yüksektir.
3- vaktiniz keyifli geçer.
4- biriyle geçinmeye gönlünüzün olması gerektiği yanılgısına düşmekten, olmayacak şeyleri tolere etmekten kendinizi korumuş olursunuz.
5- farklı insanlar tanır, deneyimlerinizi paylaşırsınız. öğretici de bir süreçtir.
6- pandemi asosyalliği için süper aktivitedir(!)
çoğaltılabilir tabi ki bu sebepler. ama sanırım özün özü bu.
son olarak şunu söylemeliyim ki bu en önemlisi; flörtlerinizin hiçbiri sevgiliniz değil. süper ego dediğimiz, insanı, insansı hayvan yapan ve ne kadar gelişirse o kadar medeni hale gelmemizi sağlayan üstbenlik kavramı, hayatınıza farklı ilişki türlerinde ne kadar çok insan alırsanız o kadar beslenen bir olgu. bir tek eşli iseniz, tek eşli olduğunuzu vadedeceğiniz ve bu konuda tutarlı olmanız beklenen dönemden önce mümkün olan en fazla seçenekle etkileşime girmeniz en mantıklı olandır. hem kendi gelişiminiz hem de kuracağınız potansiyel ilişkinin bilinçli ve doğru bir tercih olduğu konusunda zihninizi önceden programlayacağınız için.
kolaylıklar.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
lütfen devam edin ben hemen geliyorum
yengelerinizden biri arıyor savamıyorum
nedir allahım benim kadınlardan çektiğim
hangi birine yeteyim inan hiç bilmiyorum
yengelerinizden biri arıyor savamıyorum
nedir allahım benim kadınlardan çektiğim
hangi birine yeteyim inan hiç bilmiyorum
devamını gör...

