toplardamar
vücutta kirli kanın taşındığı ,çapı en geniş olan damardır. vücudun üst kısımlarından kalbe yerçekimi ve arkadaki kanın öndeki kanı itmesiyle kolayca ulaşırken vücudun alt kısımlarında yerçekimine karşı iş yapıldığı için kapakçıklar bulunur. kapakçıklar, kan kalbin sağ kulakçığına doğru yol alırken geriye doğru gitmesin diye arkasından kapanır . ayrıca sağ kulakçıktan gelen emme kuvveti de vücudun alt kısımlarından gelen kanın kalbe ulaşmasında etkilidir.
devamını gör...
rainbow
1975 te gitarist (bkz: ritchie blackmore) tarafından kurulan, rock ve metal tarzda eserler veren müzik grubu. (bkz: the temple of the king) gibi eşsiz bir parçaya sahiptirler.
buradan dinleyebilirsiniz
buradan dinleyebilirsiniz
devamını gör...
26 kasım 2020 normal sözlük moderasyonunun sansürcü bir zihniyete sahip olduğunu kabul etmesi
tanımlarına göz gezdirildiğinde sex, çomar ve kezban kelimelerini kullanmasa tanım yapamayacağını düşündüğüm yazarımızın açmış olduğu başlıktır. gerçi saygı çerçevesinde yapılmış her tanıma saygım vardır yanlış anlaşılmasın.
bazı şeyleri açıklanmasına rağmen anlamamakta fazla ısrar edip uzatıyorsunuz bence. sözlük yeni olduğundan her şey tam anlamıyla oturamamış olabilir, beklemek yerine saldırmanın doğru bir davranış olduğunu düşünmüyorum. tabi bu sadece dışarıdan gözlemim.
bazı şeyleri açıklanmasına rağmen anlamamakta fazla ısrar edip uzatıyorsunuz bence. sözlük yeni olduğundan her şey tam anlamıyla oturamamış olabilir, beklemek yerine saldırmanın doğru bir davranış olduğunu düşünmüyorum. tabi bu sadece dışarıdan gözlemim.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
bahar geldiğinde mi ben böyle olurum?
yoksa böyle olduğunda mı gelir bahar?*
yoksa böyle olduğunda mı gelir bahar?*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
aslında yazmak istediğim çok şey var.
kafamda hiçbirini toparlıyamıyorum sadece.
darmadağın, parça parça cümlelerim, kurmaya başladığım çoğu cümlenin sonu gelmiyor.
yazamıyorum.
aslında yazıyorum da, olmuyor, beceremiyorum, yazıp yazıp siliyorum.
kafamda hiçbirini toparlıyamıyorum sadece.
darmadağın, parça parça cümlelerim, kurmaya başladığım çoğu cümlenin sonu gelmiyor.
yazamıyorum.
aslında yazıyorum da, olmuyor, beceremiyorum, yazıp yazıp siliyorum.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
kar yağıyor.
ve ben hatırlıyorum
şimdi sen de herkes gibisin.
ve ben hatırlıyorum
şimdi sen de herkes gibisin.
devamını gör...
yazar alımı yapılırken iq testi yapılsın kampanyası
devamını gör...
erkeklerin gizemli konuşma sebebi
erkek denen canlı ile gizemi aynı cümle içinde kullanmak isterseniz gizem sadece kadın adı olur. erkeklerin gizemle vs. ne işi olur. bakmayın siz o ıssız adam edalı olanlara. erkek denen canlı olabildiğince düzdür.
devamını gör...
hırvatı ben yalamadım
(bkz: kalbimiz seninle übermensch)
devamını gör...
parma manastırı
dilimize parma manastırı olarak çevrilmiş, romantik akımın bir ürünü olan stendhal romanı. eser; honore de balzac , italo calvino ve andré gide tarafından başyapıt olarak nitelendirilmiştir ve hatta lev nikolayeviç tolstoy'un savaş ve barış romanına ön ayak olmuş olduğu da söylenebilir fakat ne yazık ki stendhal'ın kaleminden çıkmış gibi değil. oldukça karmaşık hatta neredeyse yavan öyle ki fabrizio del dongo ve halası arasındaki çarpık ilişki ve dongo ve clelia arasındaki aşk dahi romanı bir parça kurtarmaya yetmiyor. ana hikayenin karmaşıklığı bir kenara, karakterlerin tutarsızlığı bile eserin sınıfta kalmasına yeter. insanlar gerçek hayatta yeterince tutarsızdır fakat bu gerçek; romandaki karakterlerin neredeyse her hareketinin tutarsız olmasını anlaşılabilir kılmıyor. stendhal'ın da böyle bir kaygısı olduğunu sanmıyorum. iki ciltlik bu eserin neredeyse 52 günde yazılmış olması ve düzenlenmeden okuyucuya -stendhal böyle uygun gördüğü için- sunulması bir parça eserin karmaşık ve tutarsız olması hakkında tatmin edici bir açıklama sunuyor. orta düzey betimlemeleri ve waterloo muharebesi'nde napoleone bonaparte için savaşmayı tercih ettiği için hain ilan edilen kısmen şımarık milanlı bir soylunun hayatı boyunca yürüdüğü çarpık ve tutarsız yolu gözlemlemek için okunabilir bir eser fakat yine de çok büyük beklentiye girip yarıda bırakan çok olmuştur ama stendhal'ın da eser hakkında söylediği gibi; "mutlu azınlıklar için"
samih tiryakioğlu çevirisi orta düzey bir çeviri fakat yazıldığı dile en yakın çeviri olduğunu söylemekte fayda var.
les cœurs de ce pays-là diffèrent assez des cœurs français : les ıtaliens sont sincères, bonnes gens, et, non effarouchés, disent ce qu’ils pensent ; ce n’est que par accès qu’ils ont de la vanité ; alors elle devient passion, et prend le nom de punliglio. enfin la pauvreté n’est pas un ridicule parmi eux.
(bu ülkenin insanları fransızlar'dan oldukça farklıdır. italyanlar içtendir, iyi insanlardır, çekingen değillerdir, akıllarından geçeni söyleyiverirler. zaman zaman gurura kapılsalar da bu, tutku haline gelir, "benlik" adını alır. sonra, yoksulluk gülünç bir durum değildir onlar için.)
la politique dans une oeuvre littéraire, c'est un coup de pistolet au milieu d'un concert, quelque chose de grossier et auquel pourtant il n'est pas possible de refuser son attention.
(edebi bir eserde politikadan söz etmek sahnenin ortasına fırlatılan bir silah gibidir, oldukça rahatsız edicidir fakat onu görmezden gelemezsiniz.)
samih tiryakioğlu çevirisi orta düzey bir çeviri fakat yazıldığı dile en yakın çeviri olduğunu söylemekte fayda var.
les cœurs de ce pays-là diffèrent assez des cœurs français : les ıtaliens sont sincères, bonnes gens, et, non effarouchés, disent ce qu’ils pensent ; ce n’est que par accès qu’ils ont de la vanité ; alors elle devient passion, et prend le nom de punliglio. enfin la pauvreté n’est pas un ridicule parmi eux.
(bu ülkenin insanları fransızlar'dan oldukça farklıdır. italyanlar içtendir, iyi insanlardır, çekingen değillerdir, akıllarından geçeni söyleyiverirler. zaman zaman gurura kapılsalar da bu, tutku haline gelir, "benlik" adını alır. sonra, yoksulluk gülünç bir durum değildir onlar için.)
la politique dans une oeuvre littéraire, c'est un coup de pistolet au milieu d'un concert, quelque chose de grossier et auquel pourtant il n'est pas possible de refuser son attention.
(edebi bir eserde politikadan söz etmek sahnenin ortasına fırlatılan bir silah gibidir, oldukça rahatsız edicidir fakat onu görmezden gelemezsiniz.)
devamını gör...
ahmet kaya şarkılarındaki ölümcül cümleler
bağıra bağıra yazdım seni içime,
bir kez olsun yüzünü güldüremedim.
bir kez olsun yüzünü güldüremedim.
devamını gör...
yurt dışına tarihi eser kaçırma
ben olaya farklı gözle bakıyorum.
hep mağdur edebiyatı görüyorum insanlarda ama madalyonun öbür yüzünde şu var,
kaçırılan bir eser yada anlaşmalar ile götürülen, götürülmeden önce bizim insanımıza göre değersiz
nereden mi biliyoruz, müze gezen yok, gezenler çok az veya foto çekinip çıkıyor
okuyan, destekleyen az.
halkın umrunda değil
bir eser değerliyse bu batılılar değerli dediği için değerli bizde
eser gidene kadar kimse yüzüne bakmaz, eser gidince vay efendim
siz, eserleri değil, batının verdiği değeri istiyorsunuz
nereden mi biliyorum, kaçırılan bir eser varsa 1000 eser hala toprak alında
kimin umrunda
ben söyliyim , avrupalı bir arkeolok gelip, kazmak isterse , oooo oluyoruz
kazmak istemezse, at çöpe , kır yada maloz yap, bina yapçam oraya,
tarihi eserin kazmasıda , taşıması da maaliyetli
insan ev yapçam diyor, bakıyor eser var, ya denize atıyor ya kırıyor, çöpe möpe
ama tarihi eserler umrumuzda
biiiiiipppp umrumuzda
eğer umrumuzdaysa kimse niye umursamıyor yerli arkeolokları
adamlar aç, maaşsız çalışıyor ve genelde h ödenek almıyor, kimin umrunda !!! hemen hemen kimsenin
kusura bakmayın ama bu biraz ikiyüzlülük
gerçekten tarihe, ülkeye, vatana değer veriyorsanız bunu koruyan, çıkaran arkeolokların durumunu halk biraz irdelesin
ama kimsenin umrunda değil, yabancılar avrupa kültürünün temelleri anadoludada olduğu için çalışıyor
bizde o yüzden gaza geliyoruz, yoksa halkın umrunda değil
bir eser değerliyse british museum da , yada diğer avrupa müzelerinde olduğu için önemli
bizde olduğu için değil, avrupa önem vermese boşa para, israf der, üzerine bile konuşmayız.
şimdi kim haklı, kim haksız, eserlerle gerçekten kim ilgileniyor, hangi halk ve millet
doğru olandan ben de artık o kadar emin değilim
hep mağdur edebiyatı görüyorum insanlarda ama madalyonun öbür yüzünde şu var,
kaçırılan bir eser yada anlaşmalar ile götürülen, götürülmeden önce bizim insanımıza göre değersiz
nereden mi biliyoruz, müze gezen yok, gezenler çok az veya foto çekinip çıkıyor
okuyan, destekleyen az.
halkın umrunda değil
bir eser değerliyse bu batılılar değerli dediği için değerli bizde
eser gidene kadar kimse yüzüne bakmaz, eser gidince vay efendim
siz, eserleri değil, batının verdiği değeri istiyorsunuz
nereden mi biliyorum, kaçırılan bir eser varsa 1000 eser hala toprak alında
kimin umrunda
ben söyliyim , avrupalı bir arkeolok gelip, kazmak isterse , oooo oluyoruz
kazmak istemezse, at çöpe , kır yada maloz yap, bina yapçam oraya,
tarihi eserin kazmasıda , taşıması da maaliyetli
insan ev yapçam diyor, bakıyor eser var, ya denize atıyor ya kırıyor, çöpe möpe
ama tarihi eserler umrumuzda
biiiiiipppp umrumuzda
eğer umrumuzdaysa kimse niye umursamıyor yerli arkeolokları
adamlar aç, maaşsız çalışıyor ve genelde h ödenek almıyor, kimin umrunda !!! hemen hemen kimsenin
kusura bakmayın ama bu biraz ikiyüzlülük
gerçekten tarihe, ülkeye, vatana değer veriyorsanız bunu koruyan, çıkaran arkeolokların durumunu halk biraz irdelesin
ama kimsenin umrunda değil, yabancılar avrupa kültürünün temelleri anadoludada olduğu için çalışıyor
bizde o yüzden gaza geliyoruz, yoksa halkın umrunda değil
bir eser değerliyse british museum da , yada diğer avrupa müzelerinde olduğu için önemli
bizde olduğu için değil, avrupa önem vermese boşa para, israf der, üzerine bile konuşmayız.
şimdi kim haklı, kim haksız, eserlerle gerçekten kim ilgileniyor, hangi halk ve millet
doğru olandan ben de artık o kadar emin değilim
devamını gör...
franz kafka
"herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.''
-dönüşüm-
-dönüşüm-
devamını gör...
hobaaa3434
okurken elimizin refleks olarak beğen butonuna gittiği kaliteli tanımların sahibi yazar. sözlükte sürekliliğini temenni ederim.
devamını gör...
israil'i protesto yöntemleri
önceki protestolarda, 3 gün sonra timur'un yanına giden hoca gibi yapayalnız kaldığım için artık yapanları uzaktan seyrettiğim protestolar.
bir tek kola içmeme protestosunu ömrümün sonuna kadar yapabilirim.
bir tek kola içmeme protestosunu ömrümün sonuna kadar yapabilirim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
tükenmek üzerine
kalmamışlık serpiştirilmiş
özlüyorsan görüyorsun diyor ya şair
bil ki senden hiç eksilmemiş
dolmuş kalbine
nakış nakış işlenmiş
vadedilen topraklar gibi
hüküm verilmiş
senindir denmiş
sora sora bağdat bulunmuş da
o gemi buraya hiç gelmemiş
soranlara unuttum denmiş de
yarası hiç silinmemiş.
kalmamışlık serpiştirilmiş
özlüyorsan görüyorsun diyor ya şair
bil ki senden hiç eksilmemiş
dolmuş kalbine
nakış nakış işlenmiş
vadedilen topraklar gibi
hüküm verilmiş
senindir denmiş
sora sora bağdat bulunmuş da
o gemi buraya hiç gelmemiş
soranlara unuttum denmiş de
yarası hiç silinmemiş.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
akıllı insan seni seviyorum demez sevdiğini hissettirir zaten hissettirirsen sevdiğini söylemeye gerek kalmaz.
(bkz: hâl dili)
(bkz: hâl dili)
devamını gör...
arada sırada radyo yayını
yani uzun sözün kısası; hem entellik hem de trollük mevzusu bir kesim tarafından fazla ciddiye alınıp, fazla keskin çizgili algılanıyor. sonuçta da işte kişileri olumlu olumsuz yaftalayıp, belli bir kalıba sokup, aslında kendisinin o kalıplar içinde çırpınması sonucu kargaşa oluyor. herkese biraz daha relakslık diliyorum.
devamını gör...
şeytana sorulacak tek soru
kendime soracağım sorudur.
devamını gör...
