filozofların en sevilen sözleri
umutsuzluk; insanoğlunun kendine karşı hazırlayabileceği suikastların en korkuncudur, umutsuzluk manevi bir intihardır.
jean paul sartre
jean paul sartre
devamını gör...
hayatınızın arka planında çalan şarkı
sıla/yoruldum
devamını gör...
sıcak çikolata
genellikle evde kendime hazırladığım, çaydan sonra sevdiğim ikinci içecektir.
devamını gör...
sır çocukları
nur sürer, fırat tanış, özgü namal ve memet ali alabora tarafından başrolleri paylaşılan ayrıca kadrosunda mustafa uğrurlu, nail kırmızıgül, beyazıt öztürk, sanem çelik gibi çok sayıda ismin de yer aldığı 2002 yapımı sinema filmi. yönetmen koltuğunda ümit cin güven ve aydın sayman oturuyor.
film katmanlı bir senaryoya sahip olmasına rağmen bana kalırsa çok net belgesel tadında. çok sayıda gerçekten sokakta yaşayan insana oyuncu kadrosunda (evet figürasyon değil) yer verdiğinden midir, direkt anlatımından mı çok emin olamasam da bu fikrimde sabitim. bir dizi sevmez olarak benim için fırat tanış ile tanışma filmi aynı zamanda. fırat tanış’ın canlandırdığı velit karakterinin çok detaylı ve başarılı sunumu oyuncuya çok sayıda ödül kazandırmıştı. altın portakal ve siyad dahil.
nur sürer’in adana’da istanbul’a kaçan oğlunun peşinden gelen aynı zamanda namus davası için peşine adam takılmış anne münevver rolü ile döktürdüğü, içinde çok sayıda sosyal eleştiri, politik mesaj ve salt gerçeklik ögesi barındıran bu film adından uzun süre söz ettirmişti. memet ali alabora’nın da oyunculuk kariyerinin mihenk taşlarından biridir aynı zamanda. münevver ve reşo’nun karşılıklı sahneleri aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen bugün bile aklımda. doksanlar türk sinemasının çok sayıda güzel filminden biri kısacası. ben ne yazık ki çok geç izleyebildim filmi. yine bildiğimiz sebeplerden gölgede kalmış işlerden biri. her film bir piano piano bacaksız olamıyor malumunuz. dehlizlerden kazıyıp çıkarmak zorunda kalıyoruz…
izleyiniz, izlettiriniz efendim.
film katmanlı bir senaryoya sahip olmasına rağmen bana kalırsa çok net belgesel tadında. çok sayıda gerçekten sokakta yaşayan insana oyuncu kadrosunda (evet figürasyon değil) yer verdiğinden midir, direkt anlatımından mı çok emin olamasam da bu fikrimde sabitim. bir dizi sevmez olarak benim için fırat tanış ile tanışma filmi aynı zamanda. fırat tanış’ın canlandırdığı velit karakterinin çok detaylı ve başarılı sunumu oyuncuya çok sayıda ödül kazandırmıştı. altın portakal ve siyad dahil.
nur sürer’in adana’da istanbul’a kaçan oğlunun peşinden gelen aynı zamanda namus davası için peşine adam takılmış anne münevver rolü ile döktürdüğü, içinde çok sayıda sosyal eleştiri, politik mesaj ve salt gerçeklik ögesi barındıran bu film adından uzun süre söz ettirmişti. memet ali alabora’nın da oyunculuk kariyerinin mihenk taşlarından biridir aynı zamanda. münevver ve reşo’nun karşılıklı sahneleri aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen bugün bile aklımda. doksanlar türk sinemasının çok sayıda güzel filminden biri kısacası. ben ne yazık ki çok geç izleyebildim filmi. yine bildiğimiz sebeplerden gölgede kalmış işlerden biri. her film bir piano piano bacaksız olamıyor malumunuz. dehlizlerden kazıyıp çıkarmak zorunda kalıyoruz…
izleyiniz, izlettiriniz efendim.
devamını gör...
xapan
sözlüğün kaliteli yazarlarından. zaten kendisini uzun zamandır takip ediyordum. profilinde gezerken üstüme nahiflik çöktü resmen. bir süredir yoktu. hoş geldin xapan. existenz'i not aldım, izleyeceğim.
devamını gör...
sigara
hayatta gördüğüm en sinsi şeydir bu pislik. 11 aydır içmiyorum, günlük hayatta aklıma bile gelmiyor ama bir meseleye birazcık asabım bozulsun, biraz iç sıkıntısı yaşayayım, hemen derinlerimden bir yerden canım hayvan gibi sigara istiyor. içmiyorum tabii ama sinirleniyorum, o kadar sinsi ki, beni kendi ağına çekmek için yine benim irademin en zayıf olduğu anı kullanıyor... yavş*k.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'i bir görsel ile anlat
buraya atilacak muhtesor bir gorselim var, kendime sakladigim icin ayip ediyor gibi hissediyorum.
* %50’yi zor tutuyorum benjo, vallahi 155’i ararun.
* %50’yi zor tutuyorum benjo, vallahi 155’i ararun.
devamını gör...
aniden gelen uzun yola çıkma isteği
yanında sevdiğin/sevdiklerin ve önünüzde upuzun bir yol.. çok güzel olurduu. o mola verilen yerin soğukluğu.. bitmeyen yollar.. açılan müzikler.. edilen sohbetler..
devamını gör...
dünyadan uzak
hangi versiyonunun daha güzel olduğuna karar veremeyenler için dev hizmet.
devamını gör...
kızın başörtü takmak istememesi
kız dışında herkese dert olur. ben 8 yaşındaydım amcam babannemin eteğini başörtüsünü suratıma attığında. o güne kadar da büyüdüğüm zaman başörtü takmayı istiyordum. o hareket beni nefret ettirdi. çok şükür inat ettim. ne kadar akraba varsa üstüme geldi yine de geri adım atmadım. 4 kızı da askılı, şort giyen halam beni "dinden çıkmış" ilan etti yine de pes etmedim. sırf onların yüzünden namaz kılarken, kur'an okurken bile taktığım zaman nefesim daralıyor hemen çıkarıp atmak istiyorum.
devamını gör...
iç burkan gerçekler
kimse için sandığınız kadar değerli değilsiniz.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
babamın anneme söylediğini hiç duymadım. ama babam her gün işe gider ve kahvaltı vakti annemi arar. bugün ne yedin, düzgünce bişeyler ye ihmal etme der. annem hastaysa gün içinde yine arar. akşam gelirken mandalina gibi şeyler alır. iyileşmezse hastaneye gidelim diyip götürür, başında bekler. annem şehir dışında yaşayan ablamın yanına gidince ne zaman geliyorsun diye arar. geliş saati yaklaşınca erkenden havaalanına gider. bekleyeceğini bile bile gider. evde duramaz koca adam. bu adam seni seviyorum demese de olur. öyle değil mi?
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
normal sözlük yönetiminin atatürk'e saygı ile başlayan yolculuğu
eğer sözlüğün interaktif olarak kalmasını istiyorlarsa seve seve olması gerekendir. yoksa 3-5 siyasal islamcı yarım akıllı ile el ele birlikte yazar durursunuz bu mecrada.
ülkenin kurucu değerine kimsenin hakaret etme ayrıcalığı bulunmaz. or*****u çocukluğunun alemi yok. herkes akıllı olacak.
ülkenin kurucu değerine kimsenin hakaret etme ayrıcalığı bulunmaz. or*****u çocukluğunun alemi yok. herkes akıllı olacak.
devamını gör...
yazarların sevdiği yemekler
et (her türlüsü güzeldir yağsız olmak kaydıyla)
bezelye , patates terbiyesi , ıspanak ah ıspanak yumurtalı hem de miss , yumurtanın da her türlü kombinasyonu , barbunya , kuru fasulye , keşkek , yağlı pide , mercimek çorbası , kapama pilav , bulgur , arrabbiata soslu makarna vs vs.
edit:ekmek kavurması , ekmek dolması, ısırgan otlu fırın pidesi\saç pidesi , ısırgan otu salatası , turp otu haşlaması , brokoli haşlaması ekşileme, pırasa terbiyesi.
bezelye , patates terbiyesi , ıspanak ah ıspanak yumurtalı hem de miss , yumurtanın da her türlü kombinasyonu , barbunya , kuru fasulye , keşkek , yağlı pide , mercimek çorbası , kapama pilav , bulgur , arrabbiata soslu makarna vs vs.
edit:ekmek kavurması , ekmek dolması, ısırgan otlu fırın pidesi\saç pidesi , ısırgan otu salatası , turp otu haşlaması , brokoli haşlaması ekşileme, pırasa terbiyesi.
devamını gör...
tartışmanın en ateşli yerinde haksız olduğunu fark etmek
genelde bunu benim karşımdaki insanlar çok yaşar, sorduğum sorulara verdikleri cevaplarla, aslında savundukları şeydeki mantıksızlığı, kendi seslerinden söyletirim, kendi seslerinden duyarlar,
en son bir arkadaşım, artık ben haksızım dan başka söyleyecek hiçbir bahanesi kalmadı, her bulduğunu sabırla çürüttüm, her açıdan her sorunun cevabı ben haksızım doğru söylüyorsun demesi gerekiyor, "sen bu konuda çok iyisin" dedi de sen haklısın demedi, ne yani ben haklı olmakdamı çok iyiyim dedim, yine kabul etmedi ona göre haklı çıkmakda iyiymişim,
ama tartışmanın en ateşli yerinde haksız olduğumu anlarsam, her zamanki gibi sesli düşündüğüm için, hmmm bi dakka, tamam tamam, diye bi uyanma cümlesi çıkar benden, zaten başka birşey söylememe gerek kalmaz, pes ederim, kabul ederim, yazması kolay, yapması çok zor ama, dişimi sıkar, ellerimi kaldırır teslim olurum, doğrusunu öğrendiğim için sevinirim, yani amacım hiçbir zaman üste çıkmak, hep haklı çıkmak değildir, fakat yenilgi ise bu bahsedilen şey, bunu yaşamamak için de olabilir, çok meraklı olduğum için de olabilir, ikna olmadığım bir sürü şey olduğu için olabilir, o kadar çok şey okuyorum ve araştırıyorumki, işte bu pes etme durumunu, artık başka bahane kalmayacak şekilde, herşeyi çürüterek filan, o kadar çok yaşatıyorumki insanlara, bazen aynı kişilere, eskiden sinirleniyordum, şimdi onuda hallettim, sakinliğim daha da eziyor karşımdaki kişiyi onu farkediyorum, hatta bu insanlarla tekrar karşılaştığımda, o anı hatırladıklarını hissediyorum, ve genelde benimle birşey tartışacaklarsa baya bir araştırma yapıyorlar gördüğüm kadarıyla :)
sanırım herhangi birşeyi öğrenme şeklim çok yönlü ve çok detaylı, çünkü bir konuda birisi birşey söylediği zaman, emin olduğum bildiğim bir konu ise röntgenini çizip bırakıyorum oraya, şöyle dişime göre ateşli bir tartışma yaşayamıyorum maalesef, öyle haksızlığını sana farkettirecek konuşmayı yapmak da herkesin kapasitesinin yeteceği birşey değildir, farketmek de aynı şekilde, çünkü bir konuda doğru bilgiyi bulmak, neyi bildiğini, bilmediğini, neyi merak ettiğini, öğrenip öğrenemeyeceğini anlamak bile hem zeka hem vizyon ister, ortalıkta o kadar çok iki üç satır okuduğuyla sana birde ders veren adam varki, bazılarıyla tartışmaya girmek bile gerçekten vakit kaybıymış.
en son bir arkadaşım, artık ben haksızım dan başka söyleyecek hiçbir bahanesi kalmadı, her bulduğunu sabırla çürüttüm, her açıdan her sorunun cevabı ben haksızım doğru söylüyorsun demesi gerekiyor, "sen bu konuda çok iyisin" dedi de sen haklısın demedi, ne yani ben haklı olmakdamı çok iyiyim dedim, yine kabul etmedi ona göre haklı çıkmakda iyiymişim,
ama tartışmanın en ateşli yerinde haksız olduğumu anlarsam, her zamanki gibi sesli düşündüğüm için, hmmm bi dakka, tamam tamam, diye bi uyanma cümlesi çıkar benden, zaten başka birşey söylememe gerek kalmaz, pes ederim, kabul ederim, yazması kolay, yapması çok zor ama, dişimi sıkar, ellerimi kaldırır teslim olurum, doğrusunu öğrendiğim için sevinirim, yani amacım hiçbir zaman üste çıkmak, hep haklı çıkmak değildir, fakat yenilgi ise bu bahsedilen şey, bunu yaşamamak için de olabilir, çok meraklı olduğum için de olabilir, ikna olmadığım bir sürü şey olduğu için olabilir, o kadar çok şey okuyorum ve araştırıyorumki, işte bu pes etme durumunu, artık başka bahane kalmayacak şekilde, herşeyi çürüterek filan, o kadar çok yaşatıyorumki insanlara, bazen aynı kişilere, eskiden sinirleniyordum, şimdi onuda hallettim, sakinliğim daha da eziyor karşımdaki kişiyi onu farkediyorum, hatta bu insanlarla tekrar karşılaştığımda, o anı hatırladıklarını hissediyorum, ve genelde benimle birşey tartışacaklarsa baya bir araştırma yapıyorlar gördüğüm kadarıyla :)
sanırım herhangi birşeyi öğrenme şeklim çok yönlü ve çok detaylı, çünkü bir konuda birisi birşey söylediği zaman, emin olduğum bildiğim bir konu ise röntgenini çizip bırakıyorum oraya, şöyle dişime göre ateşli bir tartışma yaşayamıyorum maalesef, öyle haksızlığını sana farkettirecek konuşmayı yapmak da herkesin kapasitesinin yeteceği birşey değildir, farketmek de aynı şekilde, çünkü bir konuda doğru bilgiyi bulmak, neyi bildiğini, bilmediğini, neyi merak ettiğini, öğrenip öğrenemeyeceğini anlamak bile hem zeka hem vizyon ister, ortalıkta o kadar çok iki üç satır okuduğuyla sana birde ders veren adam varki, bazılarıyla tartışmaya girmek bile gerçekten vakit kaybıymış.
devamını gör...
kafa sözlük
yeni gelen tüm arkadaşlar,hoşgeldiniz.umarım güzel vakit geçirirsiniz.
devamını gör...


