bu dünya yalancı bir dünyadır
gözleri görmeyen aşık olandır
gördüklerimiz hep bir hayaldir
allahım bu yolcuyu uyandır!
aşkın sırrı bilinmez
arkasından gidilmez
bu yoldan giden yolcu
bir daha geri dönmez!



bahçevan filminden bir müzik.
devamını gör...

kötü olayları zaman/mekan/eşyayla bağdaştırma. örneğin; kötü bir olay yaşadığım gün üzerimde olan kıyafetleri tekrar giydiğim zaman yine kötü olaylar yaşarım diye hissetmek ya da gittiğim bir yerde olumsuz bir şey yaşanmışsa o yere tekrar gittiğimde mutlaka yine olumsuz bir şeyler olacak diye hissedip gitmek istememek.
devamını gör...

manzara bu
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şarkı da bu:


yolun nereye gittiğinin bir önemi yok...
devamını gör...

#683429
devamını gör...

başkaların fikirlerine önem vermeyip, kendi fikrini bildirip çıkan tipler bence
devamını gör...

bir ara duvara yazı yazmıştım gece. 3 yıldır boyanmayan duvarı sabah kalkıp boyadılar. çok üzülmüştüm.
devamını gör...

yoktur, dün tüm modları engellemek başlığına yazdım anında elinde sopayla mesaj kutumda belirdiler. bir de mesajım kapalı yani koç başıyla kırıp girdiler içeri herhalde.
devamını gör...

sabahattin ali'nin toplumcu gerçekçilik çizgisinden sıyrılıp yazdığı nadide eseri.

not: birazdan okuyacaklarınız kitabın edebi bir incelemesi niteliğindedir, dolasıyla hayli uzun... okumayacak arkadaşlar sol frameden devam etsin.

son birkaç yıldır en çok satanlar listesinden hiç düşmeyen, yediden yetmişe herkesin elinde gördüğüm, bilhassa sosyal medyada kapak yüzü ve içerisindeki sözleri ile yapılan paylaşımlar, sabahattin ali'nin bu eserine müthiş bir popülarite kazandırmıştı. belki üç beş yıl öncesinden başlayan bu furya, belirsizliğini koruyarak bir süre daha devam edecek gibi.

kitabın bu denli bir popülerlik kazanmasının esas mahiyetini merak ediyordum doğrusu. deyim yerindeyse yıllar sonra yeniden diriltildi bu eser. ama neden? neden herhangi bir yazarın, herhangi bir kitabı değil de, sabahattin ali'nin ''kürk mantolu madonna''sıydı. bahsi geçen kitabı öne çıkaran neydi? bunca yıldan sonra nasıl oluyordu da bu kadar geniş bir okur yelpazesinde rağbet görüyordu? kitabı okuma iştiyakımın temelinde yatan sebep buydu. kitabın içeriği ve edebi niteliklerinden ziyade, bir sosyolog gibi, toplumdaki bu popülaritenin sebebini öğrenmek adına okumaya koyuldum.

önsöz' de yer alan ''... dilinde ve anlatımında bir sadeleştirmeye gitmek gibi bir edebiyat barbarlığından kaçınan yayınevi...'' ibaresi bizlere, eseri, sabahattin ali'nin yazdığı kelimeler, cümleler ile okuyacağımız anlamına geldiğini kanıtlıyordu. kitabı okumaya başlamadan sevindirici bir haberdi. buradan yola çıkarsak; her edebi eser gibi ''kürk mantolu madonna''da da, başlıca, dil ve anlatım değerlendirilecek, irdelenecek ve gerekirse eleştirilecektir.

kitabın okuru pek yormadığına dikkat çekmek istiyorum. ilk kez 1943' de basılan eserin, günümüz türkçesine yabancı bir tarafı yoktu. osmanlıca kökenli kelimeler sık kullanılmamış. gayet açık ve anlaşılır bir türkçe ile kaleme alınmış. cumhuriyet sonrası dönemi düşündüğümüzde; harf devrimi ile beraber öztürkçeleştirilmeye çalışılarak üstünde enikonu oynanmış bir dil görüyoruz. böyle bir dilin oturması içinde belli bir zamana ihtiyaç duyulduğu muhakkak. bu çalışmaların devam ettiği dönemde ve henüz oturmamış bir dilde eser kaleme almak ise hem risktir, hem de büyük özveri ister. ''kürk mantolu madonna''yı da dil ve üslup bakımında incelerken bu ayrıntıları göz ardı etmemek gerekir.

sabahattin ali'nin ''kürk mantolu madonna''yı yazarken kullandığı dile hayran kalmamak elde değil. eser, sabahattin ali' nin, döneminin dilsel karışıklığından sıyrıldığını ve tükçeye ne kadar hakim olduğunu bizlere gösteriyor. duyguları ve olayları ifade ederken ki üslubu ise günümüz post-modern edebiyatçıları ve yazarlarına ders verilecek nitelikte. yazar, hiçbir anlam kargaşası yaşatmadan, sade bir anlatımla, duygu çoşkunumlarını ve olayları, rahatlıkla, tahayyül ettirebiliyor okuruna. söze girerken bahsettiğim '' okurunu yormayan'' anlatımı ise belirgin olarak betimlemelerde kendini hissettiriyordu. örnek vermek gerekirse:

--- alıntı ---

tekrar yüzüne baktığım zaman kalın ve biraz dağınık kaşlarını, bir şey düşünüyor gibi, kaldırmış olduğunu gördüm. gözkapaklarının ince mavi damarları belli oluyordu. siyah ve gür kirpikleri hafifçe titremekteydi ve bunların üzerinde mini mini birkaç yağmur damlası parlıyordu. saçları da yer yer ıslanmıştı.

--- alıntı ---

yukarıda maria puder adlı karakteri betimleyen sabahattin ali, bizlere, bayan puder'i kitabın içindeki kelimeler yığınından kurtarıp; gözümüzün önüne getirir derecesinde başarılı bir anlatım sergiliyordu. ve yormadan, bunaltmadan, bulandırmadan...

yalnızca betimlemeler değil; duygu devinimlerini de ifade edişi, yazarı, birçoklarında ayrı bir kefeye koymamızı gerektiriyordu.

--- alıntı ---

... yüzünü görmemiştim. onunla karşılaşmaktan bu kadar korktuğum halde şimdi beş altı adım arkasından yürüyordum. kadın bunu fark etmez görünüyordu. beni görmesi ihtimali karşısında saklanacak yer aradığıma göre ne diye buraya gelmiş ve yolunu beklemiştim? şimdi ne diye arkasından gidiyordum? acaba o muydu? gecenin herhangi bir saatinde bir sokaktan geçen bir kadının ertesi akşam gene aynı yerden geçmesi icap ettiğine nereden hükmediyordum? bütün bu suallere cevap verecek halde değildim. hiç eksilmeyen bir çarpıntı ile arkasından gidiyor ve birdenbire geriye bakıp beni görmesi ihtimalini düşündükçe daha çok heyecanlanıyordum...

--- alıntı ---

dil ve anlatım üzerine sözlerimi tamamlarken birtakım olgular üzerine kafamı kurcalayan sorunlara değinmek istiyorum. yarım asırdan fazla bir süre önce yazılan ve, daha önce bahsettiğim gibi, döneminin dilsel hengamesine rağmen bu denli nitelikli, akıcı, okurun zihnini uyandıran, bağlayan ve anlaşılır bir türkçe ile karşılaşınca doğrusu kendim ve nesildaşlarım adına utandım. dilimiz nereye gidiyor? kullandığımız türkçe ile kendimizi iyi ifade edebiliyor muyuz? sözlerin güzelliğini ve sihrini yavaş yavaş yitiriyor muyuz?... türkçemize sahip çıkmanın ve sabahattin ali çevresinde buna eğilmenin ilerleyen zamanlarda şahsımda çok su götüreceğini de belirtmek isterim.

cumhuriyet türkçesi, diye bir tarz olsa bunun en yetkin yazarlarından biri kuşkusuz sabahattin ali olurdu. zira,...

dipnot: kitap üzerine diğer değerlendirmelerim ilk fırsat bulduğum an devam edecektir. tekrar görüşmek dileğiyle, efendim. esen kalın!
devamını gör...

gözümüzün önünde sözlüğün işçi yazarları teker teker ayrılıyor şu günlerde. kimisi kişisel sebeplerden kimisi buradaki sorunlardan. hatta en iyileri zaman zaman sözlük tarafından uçuruluyor. önerim böylesi iyi yazarları kendi hallerine bırakmamak. bir ikna timi kurup kendilerine biraz ilgi gösterilirse bu şekilde sancıları sanki daha az yaşayacak gibiyiz. ha kişinin kendi takdiridir kafa iznine gider, orası ayrı elbette. ancak kimisine bir el uzatılsa, sebepler sorgulansa hemen döneceklermiş gibi. haydi be sözlük. bir yazar kolay olunmuyor.
edit: buradan yapılan yorumlara bakılınca çoğu kişinin pek de umursamadığıdır. adamlar haklılarmış demek ki.
devamını gör...

the can but the
devamını gör...

eyluling ukdesidir.

bolca kullanılan bir hollywood klişesi olan söz film ve şarkı adlarına da isim babalığı yapmakla övünür, halbuki kişinin bir anlamda cesaret toplamak için söylediği sözcüktür.

isim verdiği filmden bahsetmeyeceğim zira tom hardy dışında bir numarası olmayan ama yine de zaman geçirmek için izlenebilecek klasik ama eğlenceli bir film.

amerikan filmlerinde klişe olarak kullanılan haline ise defalarca denk gelmiştir izleyenler. sözün içinde geçen war genellikle büyük bir savaştan değil küçük bir dalaşmadan ibaret kalır.

tabii ki sadece bir anlaşmazlık sonucunda değil şakalaşma ve cilveleşme amacıyla kullanılan bir sözdür bu.

daha önce klişe hollywood cümleleri olarak tanım yazdığım objection your honor, no further questions your honor gibi izleyicilerin duya duya günlük konuşma rutinlerinin bir parçası olacak kadar benimsedikleri bir cümledir.

genellikle cümlenin kullanıldığı andan hemen önce muhataplar birbirlerinin damarına basacak bir şey yapmış ya da söylemiş olur. mesela böyle bir cümleden önce biff tannen marty mcfly’a korkak tavuk demiş olabilir. ya da düşmanlarından birisi gıcık tavşan bugs bunny’nin hoşuna gitmeyecek bir harekette bulunmuş olabilir.

velhasılı eğer bu tanımı sonuna kadar okuduysanız ve saçma bulduysanız, this means was.
devamını gör...

10 ocak 2021 tarihli köşe yazısında boğaziçi üniversitesine rektör olarak atanan melih bulu'ya yapmış olduğu tavsiyelerdir.

--- alıntı ---

-halay çeken çocuklarla halay çek.
- “yuh yuh” uyarlamasını çok beğendiğini söyle.
-kapını çalıp şakalar komiklikler yapan öğrenciye gül.
- dışarıda dans eden öğrencilerle dans et.
-arkasını dönen hocalara, elini uzat.

--- alıntı ---

yani diyorki onlardan biri olmaya çalış. belki seni kabul ederler.

fakat ahmet hakan da çok iyi biliyorki ne yaparsa yapsın kabul etmeyecekler.

kaynak: bundle.app/Ux2JBNLL
devamını gör...

abidik gubidik buddylik. love buddy ne la? birine ya aşıksındır ya da değilsindir. aşk cinsel ihtiyaç gibi bir şey mi ki herhangi biriyle bu ihtiyacı gideriyorsunuz. aptal aptal işler.
devamını gör...

şu sıralar kendim doğrudan katılamasam da, eş dost arasında yayacağım kampanya. benim de bu şekilde tuzum bulunsun en azından.

teşekkürler düşünen, uygulayan ve katılan herkese.
devamını gör...

iki gündür sözlükte göremediğim patrondur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gün batımı, dalgaların sesi, yoldan geçerken tüm kedilerin ve köpeklerin peşinden koşup sevmek, müzik, sonu belli olmayan bir yolda uzunca yürümek, yağmurdan sonra toprağın kokusu, tertemiz bı gökyüzünde gece görünen yıldızlar, ormanda rüzgar eserken ağaç yapraklarının çıkardığı sesler, bir hayvana yemek ve su vermek, temiz havası olan bı yerde derin bir nefes almak, açık havada otururken gözlerini kapatıp sadece seslere odaklanmak ve daha birçok şey.
devamını gör...

bir barta kulesi üstünde babamın öldüğü yaştayım diye devam eden şarkı.
devamını gör...

öncelikle korkunun tanımlamasını yapmak gerekiyor. sonra neden korktuğunu belirlemek ve işin en zahmetli kısmı harekete geçmek... mesela örümcekten korkuyorsunuz yavaş yavaş yaklaşmakla başlayabilirsiniz ,düzenli çalışmalar ile kademeyi arttıracaksınız ama doğrudan korkuyla yüzleşmenin sıkıntılı sonuçlar doğuracağı söyleniliyor. hedefe kitlenerek başarısız olacağını düşünmeyerek parça parça yaklaşılmalı korkulara...
belki bir gün korkularımızı yeneriz ne dersiniz?
devamını gör...

kitap okumaya başladığım seri.
hala keyfim kaçtığında, moralim bozuk olduğunda ya filmini ya da kitabını alır hala okurum.
devamını gör...

faydalı bilgi:

bilgisayarınızda kayıtlı wifi'ları görmek için cmd'ye şunu yazabilirsiniz:

netsh wlan show profile

kayıtlı wifi'ın şifresini görebilmek için ise:

netsh wlan show profile wifi_adı key=clear (wifi_adı yerine ağ adınızı yazmalısınız)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim