normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kaçamıyorum
susmak istiyorum
ama susamıyorum
tek kaldım yine
kimse yok
ama izlediğim dizi
o bile
hafıza diyor
kaçamazsın diyor
biliyorum kaçamam
yazmasam
çıldırır mıyım
yazıyorum
belki daha az çıldırırım...
gülüşlerim vardı benim, ben kimim ben nerdeyim...
susmak istiyorum
ama susamıyorum
tek kaldım yine
kimse yok
ama izlediğim dizi
o bile
hafıza diyor
kaçamazsın diyor
biliyorum kaçamam
yazmasam
çıldırır mıyım
yazıyorum
belki daha az çıldırırım...
gülüşlerim vardı benim, ben kimim ben nerdeyim...
devamını gör...
doların 100 lira olma serüveni
fullsepp'in ve dünyabirmasaldır.com'un kurucusu ve yazarı özgür çağdaş'ın ağustos 2018'de yazdığı yazıda, doların nasıl ve ne zaman 100 lira olabileceği ile ilgili detaylı öngörüleri mevcut. kendisi ocak 2017'de dolar 3.50'lerdeyken, doların 8 lira olacağını öngörmüştü ve bunu da detaylı olarak yazmıştı. yazdıklarının benim nezdimde değeri var anlayacağınız. ben bu yazıyı uzun süre önce okumuştum. normal sözlük yazarları ve okuyanları da değerlendirsin istedim.
dünya'da bir hiperenflasyon dönemine giriyoruz. önümüzdeki yıllarda çok iyi zamanlar beklemiyor dünya ekonomisini. bu negatif durumdan en çok zarar göreceklerin başında kırılgan ekonomiler ve en başta da türkiye geliyor. herkese tavsiyem harcamalarınızı kısın. dolar, altın, bitcoin gibi yatırımlar yapın. önümüzdeki 3-5 seneye her açıdan çok zor geçecek şekilde hazırlanın. hiperenflasyon ile beraber ilk olarak işçiler darbe alacak. işten çıkarmalar başlayacak. daha sonra tüketim düşecek ve iş verenler batmaya başlayacak. negatif bir döngüye girilecek. birbirini tetikleyerek giderek kötüleşecek. bu zamanlarda elinde yatırımı olanlar en azından enflasyona göğüs gerebilecek. hayatını idame ettirebilecek. paylaşacağım yazıyı lütfen detaylı bir şekilde okuyun. herkese huzurlu ve güvenli anlar dilerim.
doların 100 lira serüveni
doların 8 lira olabileceği öngörüsü
dünya'da bir hiperenflasyon dönemine giriyoruz. önümüzdeki yıllarda çok iyi zamanlar beklemiyor dünya ekonomisini. bu negatif durumdan en çok zarar göreceklerin başında kırılgan ekonomiler ve en başta da türkiye geliyor. herkese tavsiyem harcamalarınızı kısın. dolar, altın, bitcoin gibi yatırımlar yapın. önümüzdeki 3-5 seneye her açıdan çok zor geçecek şekilde hazırlanın. hiperenflasyon ile beraber ilk olarak işçiler darbe alacak. işten çıkarmalar başlayacak. daha sonra tüketim düşecek ve iş verenler batmaya başlayacak. negatif bir döngüye girilecek. birbirini tetikleyerek giderek kötüleşecek. bu zamanlarda elinde yatırımı olanlar en azından enflasyona göğüs gerebilecek. hayatını idame ettirebilecek. paylaşacağım yazıyı lütfen detaylı bir şekilde okuyun. herkese huzurlu ve güvenli anlar dilerim.
doların 100 lira serüveni
doların 8 lira olabileceği öngörüsü
devamını gör...
kadın cinayetleri neden diğer cinayetlerden ayrılıyor
çünkü bir insan boşanmak istediğinde öldürülüyorsa, zihnimiz o insanın erkek olduğuna ihtimal dahi vermiyor. bir insan "namus" davasına kurban gittiğinde öldürülen erkek mi diye düşünmüyoruz bile. bir insan tecavüze uğrayıp öldürüldüğünde "bugün yine hangi erkek öldü" diye izlemiyoruz haberi. bu cinayetlerin hepsinde öldürülenin kadın olduğunu biliyoruz. bu yüzden yazdığım her cümleye bir insan diyerek başladım ki okuyanların da zihninde "o bir insan" eylemi öğrenince bir kadına dönüşüyor. bu cinayetler bir insana değil bir cinsiyete saldırı halini aldı çünkü. görüyoruz ki ayşe, fatma değil kadınlar öldürülmek isteniyor.
devamını gör...
kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
denizde açılmak.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının olabileceği renk
ben gri olurdum galiba.siyah ile beyaz arasına sıkışmış, kararsız ve tarafsız...
devamını gör...
sözlükte canlılık yok diye trolleri ölümüne savunmak
sözlüğün uzun soluklu yazarlarından birisi olarak, geldiğim günden beri şu sözlükte tek rahatsız olduğum konu; kişilerin kendi gibi olmayanlara tahammülü olmaması. benim bir sözlükteki ilk mottom: ben yazabiliyorsam herkes yazabilir. evet herkes! yazarların yazdığına kural ihlali varsa müdahale edecek tek merci yonetimdir. yazdığı şey bana göre yanlış olabilir, asla yazdığı şeyi desteklemiyor olabilirim, o zaman da aynı başlığa karşıt görüşümü yazar, tepkimi ortaya koyarım. ama "buu burda yazmasın yaa" demem, diyemem. çünkü benim bir yazdığım da başkasına ters gelebilir. o zaman da o, "bu nickini söyleyemediğim tip gitsin bu sözlükten" diyebilir. saçma olur.
ikinci konu da, "yönetim benim tanımımı sildi, işte başkasını savundu" denmesi sorunu. 800 küsür tanım girdim. 2 tane tanımım silindi. biri flood gerekçesiyle, ikincisi - zaten silineceğinden emin olarak yazdığım - tanım olmayan, başlık konusuyla alakasız, başlık açana kişisel yazdığım bir yorumdu. dayanamamış yazmıştım. silinmese de bir süre sonra imha edeceğim bir entrydi. şimdi ben anlamıyorum, "benim tanımım silindi ühüü" tavrını. kurallara uygun değilse silinir, bunun lamı cimi yok. açıp bir daha kuralları okumanızı öneririm. kurallar çiğnenmek için yoktur. bu sadece burada geçerli değildir. bulunduğunuz her topluluk için geçerlidir.
yönetimin adam kayırdığına şahit olmasam da, bu konuda yorum yapmıycam. bunca yazdığım şeyin, "onları savunuyor işte" teziyle çöp edilmesini istemiyorum zira.
giderim, bak gidiyorum, gittim gidicem demek için başlık açanlara da çok masum bir gözle bakamıyorum malesef. kimse bulunmaz hint kumaşı drgil. kendi adıma, burada ben olmasam da, başkaları olacaktı. yani ne ben burdayım diye bu sözlük bu güne geldi ne de ben gidince bitecek.
bir gün biter mi bunu yaşamadan bilemeyiz. umarım bitmez. buraya bir kelime dahi yazıp, çizen ve arka planda emeği olan onlarca insan var. bitmesini istemem. ama biterse de, bu birkaç kişi yüzünden olmaz. bu algı bana hastalıklı geliyor.
yanisi şu; yazmak isteyen yazsın, istemeyene elveda. bu asla kişisel bir şey değil. kimseyle arkadaşlığım yok burada. ama gitmek isteyen kim varsa/olursa lütfen elveda..
ikinci konu da, "yönetim benim tanımımı sildi, işte başkasını savundu" denmesi sorunu. 800 küsür tanım girdim. 2 tane tanımım silindi. biri flood gerekçesiyle, ikincisi - zaten silineceğinden emin olarak yazdığım - tanım olmayan, başlık konusuyla alakasız, başlık açana kişisel yazdığım bir yorumdu. dayanamamış yazmıştım. silinmese de bir süre sonra imha edeceğim bir entrydi. şimdi ben anlamıyorum, "benim tanımım silindi ühüü" tavrını. kurallara uygun değilse silinir, bunun lamı cimi yok. açıp bir daha kuralları okumanızı öneririm. kurallar çiğnenmek için yoktur. bu sadece burada geçerli değildir. bulunduğunuz her topluluk için geçerlidir.
yönetimin adam kayırdığına şahit olmasam da, bu konuda yorum yapmıycam. bunca yazdığım şeyin, "onları savunuyor işte" teziyle çöp edilmesini istemiyorum zira.
giderim, bak gidiyorum, gittim gidicem demek için başlık açanlara da çok masum bir gözle bakamıyorum malesef. kimse bulunmaz hint kumaşı drgil. kendi adıma, burada ben olmasam da, başkaları olacaktı. yani ne ben burdayım diye bu sözlük bu güne geldi ne de ben gidince bitecek.
bir gün biter mi bunu yaşamadan bilemeyiz. umarım bitmez. buraya bir kelime dahi yazıp, çizen ve arka planda emeği olan onlarca insan var. bitmesini istemem. ama biterse de, bu birkaç kişi yüzünden olmaz. bu algı bana hastalıklı geliyor.
yanisi şu; yazmak isteyen yazsın, istemeyene elveda. bu asla kişisel bir şey değil. kimseyle arkadaşlığım yok burada. ama gitmek isteyen kim varsa/olursa lütfen elveda..
devamını gör...
şeyh
bazı bölgelerde haşa peygamber yerine konulan sözde hocalardır.
çoğunlukla insanların saf duygularını sömürürler.
çoğunlukla insanların saf duygularını sömürürler.
devamını gör...
nereye bakıyor bu adamlar
trafik polisinin(bilge zobu)hastanede metin'e başhekimin odasını sorduğu sahne gülmekten komaya sokar.
devamını gör...
becquerel ışınları
radyoaktivitenin ilk ismi.
henri becquerel, tarafından bulunduğundan, belli bir zaman becquerel ışınları olarak anılmış.
o zamanlar. röntgenin x ışınları patlamış, her yerde bu konuşuluyor. adam karısının kemiğinin foturafını çekmiş vay anasını... millet şaşkın tabi.
bunla ilgili konferanslar oluyor vss. becquerel dededen, babadan fizikçi. florışımanın filan yabancısı değil, üzerine çalışmışlar. ama gizem varlığını koruyor. dedesi, florışıma ile uğraşmış, babası uranyum florışıma sürelerini incelemiş vss...
1896'da bunla ilgili bir konferansa paris'e gidiyor. konferansı adaşı, henri poincare veriyor.
poincare, röntgenin bulduğu ışınların, gaz boşaltım tüpünden, dışarı çıktığını, sanki engel yokmuşçasına duvarı aştığını filan söylüyor.
becquerel, de ampül yanıyor o anda. ''ulan florışıma ile röntgen ışınları arasında bağlantı olmasın! ''
----fotoğraf levhasını siyah renkli bir kağıda sararak, güneş ışığına maruz bıraktı. levhanın banyosu sonrasında bir kağıtta, kararma vss göremedi.
----ardından kağıdın üzerine, uranyum tuzları döktü. bu tuzları güneş ışığına maruz bıraktığında, kağıtra ciddi bir kararma gördü.
peki bu ne demekti?
---florışıma yapan madde, ışık geçirmeyen kağıttan geçebilecek, bizim gözle göremeyeceğimiz bir ışık gönderiyor.
buraya kadar da tamam.
----sonra gene uranyum tuzları kağıda sarılmış levha vss hazırladı. ancak hava kapalıydı. sürekli yağmur yağıyordu ve bu hazırlanmış düzenek çekmecesinde bekledi. havanın kapalı olmasından mıdır, eceli gelen gizemin ortaya çıkma vakti geldiğinden midir? nedendir bilinmez. hava açmayınca, canı filmi banyo etmek istedi. tamamen keyfinin, canım kahyasının isteği üzerine yaptı bunu....
veeeee ta-daaaaaammm resim oluşmuştu!!!
neymiş demek ki?
uranyum kendi ışığını kendi yayıyormuş, bunun florla, fosforla, güneşle alakası yokmuş. 1896 martında ise, uranyumun sadece, fotoğraf karartmadığını, birde gazları iyonlaştırdığını fark etti.
yani radyoaktiviteyi buldu efem.
henri becquerel, tarafından bulunduğundan, belli bir zaman becquerel ışınları olarak anılmış.
o zamanlar. röntgenin x ışınları patlamış, her yerde bu konuşuluyor. adam karısının kemiğinin foturafını çekmiş vay anasını... millet şaşkın tabi.
bunla ilgili konferanslar oluyor vss. becquerel dededen, babadan fizikçi. florışımanın filan yabancısı değil, üzerine çalışmışlar. ama gizem varlığını koruyor. dedesi, florışıma ile uğraşmış, babası uranyum florışıma sürelerini incelemiş vss...
1896'da bunla ilgili bir konferansa paris'e gidiyor. konferansı adaşı, henri poincare veriyor.
poincare, röntgenin bulduğu ışınların, gaz boşaltım tüpünden, dışarı çıktığını, sanki engel yokmuşçasına duvarı aştığını filan söylüyor.
becquerel, de ampül yanıyor o anda. ''ulan florışıma ile röntgen ışınları arasında bağlantı olmasın! ''
----fotoğraf levhasını siyah renkli bir kağıda sararak, güneş ışığına maruz bıraktı. levhanın banyosu sonrasında bir kağıtta, kararma vss göremedi.
----ardından kağıdın üzerine, uranyum tuzları döktü. bu tuzları güneş ışığına maruz bıraktığında, kağıtra ciddi bir kararma gördü.
peki bu ne demekti?
---florışıma yapan madde, ışık geçirmeyen kağıttan geçebilecek, bizim gözle göremeyeceğimiz bir ışık gönderiyor.
buraya kadar da tamam.
----sonra gene uranyum tuzları kağıda sarılmış levha vss hazırladı. ancak hava kapalıydı. sürekli yağmur yağıyordu ve bu hazırlanmış düzenek çekmecesinde bekledi. havanın kapalı olmasından mıdır, eceli gelen gizemin ortaya çıkma vakti geldiğinden midir? nedendir bilinmez. hava açmayınca, canı filmi banyo etmek istedi. tamamen keyfinin, canım kahyasının isteği üzerine yaptı bunu....
veeeee ta-daaaaaammm resim oluşmuştu!!!
neymiş demek ki?
uranyum kendi ışığını kendi yayıyormuş, bunun florla, fosforla, güneşle alakası yokmuş. 1896 martında ise, uranyumun sadece, fotoğraf karartmadığını, birde gazları iyonlaştırdığını fark etti.
yani radyoaktiviteyi buldu efem.
devamını gör...
rosamund pike
gone girl , a private war da ki oyunculuk performansıyla göz dolduran esrarengiz güzelliği ve hoş ses tonuyla izlemelere doyamadığım ingiliz oyuncudur. psikopat rollerin hakkından sinsice gelir.en iyi kadın oyuncu oscar'ına çok yaklaşmış fakat alamamıştır. verin rosamund ablamıza oradan bir oscar.
devamını gör...
yabancı kültürlerden sevilen atasözleri
t. bizim kültürümüzde de bulunan, sevdiğimiz atasözleri...a falta de pan, buenas son tortas
(bkz: ispanyolca)
türkçesi : ekmeğin olmadığı yerde kek güzeldir...
meali:
koyunun bulunmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler.
(bkz: ispanyolca)
türkçesi : ekmeğin olmadığı yerde kek güzeldir...
meali:
koyunun bulunmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler.
devamını gör...
çift sayıların tek sayılara göre daha olumlu hissettirmesi
uzaktan örnek vermeye gerek yok, 22.02.22 mesela, şu uyuma, tatlılığa bakar mısınız?
bir de 23, 19 gibi sayılara bakalım; uyumsuz ve çirkin.
t: nedensiz oluşan his. okb ile karıştırılmamalı. tek sayıların uğursuzluk getireceğine inanmıyorum ya da beni rahatsız etmiyorlar lakin çift sayılar göze daha hoş geliyor.
bir de 23, 19 gibi sayılara bakalım; uyumsuz ve çirkin.
t: nedensiz oluşan his. okb ile karıştırılmamalı. tek sayıların uğursuzluk getireceğine inanmıyorum ya da beni rahatsız etmiyorlar lakin çift sayılar göze daha hoş geliyor.
devamını gör...
güzel erkek isimleri
alperen,
metehan.
oğullarımın isimleri olurlar.
severek verdim, dileyen kullansın, yakışıklı olması garantili isimlerdir. test ettim onayladım.
metehan.
oğullarımın isimleri olurlar.
severek verdim, dileyen kullansın, yakışıklı olması garantili isimlerdir. test ettim onayladım.
devamını gör...
1 şubat 2021 izmir depremi
tüm izmirli arkadaşlara geçmiş olsun. bu kötü günleri bir gün hep birlikte atlatacağız umarım.
devamını gör...
dolar gibi yükselen yazarlar
yükselen ben değilim bak alçalan duvarlar.
devamını gör...
kuğulu park
ankara'yı yaşanılır hale getiren dev parklardan, şehrin tam göbeğinde olanı.
devamını gör...
yazarların 23 nisan hatıraları
her 23 nisan yağmur yağması. etkinliklerde sırılsıklam olmak. ben büyüdükten sonra hep güneş açmaya başladı fakat şimdiki çocuklarda dışarı çıkamıyor.
devamını gör...
kulaklıkla son ses dinlenen şarkı
rockabye.
tanım: kulaklıkla son ses dinlediğimiz şarkıları paylaştığımız başlıktır.
tanım: kulaklıkla son ses dinlediğimiz şarkıları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

