cenk’in arka bahçesi
çokça sevdiğim yazardır. takipte bir süre denk gelmeyince "ee cenk nerede?" diye sorarım. yeni tanımlar yazmış ve ben kaçırmışsam (özellikle de böyle 2-3 taneyse, zaten fazlası olmaz) sürpriz olur, oturur anlattıklarını uzun uzun, keyifle okurum.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
eğer bir ormandaysanız ve yağmur yağmaya başladıysa ve bir süre sonra kuşların öttugunu duyuyorsanız bu durum yağmurun kısa bir süre sonra duracağına işarettir
devamını gör...
türkiye'deki 196 rektörden 68'inin uluslararası makalesinin olmaması
68 mi? yine iyi yahu.şu şartlarda 160 çıksa şaşırmayacağım bir olay.
devamını gör...
kaba olmayı komik sanmak
recep ivedik izleyen kitlenin inandığı ve körü körüne bağlı olduğu olgu..
halamın oğlu da bu tiplerin arasında. ota b*ka ivit ivit, böhöhöhöhöyt falan diyor.
komik olduğunu düşünüyor garibim, yazık acıyorum ama elden bir şey gelmiyor.
halamın oğlu da bu tiplerin arasında. ota b*ka ivit ivit, böhöhöhöhöyt falan diyor.
komik olduğunu düşünüyor garibim, yazık acıyorum ama elden bir şey gelmiyor.
devamını gör...
siyasiler normal sözlük'te yazar olsa alacakları nickler
mutmain olan kadın: emine erdoğan
devamını gör...
bir kadının kendine yapabileceği en iyi şey
bağımsız olmak
devamını gör...
kitap okuma alışkanlığı
kendimizi geliştirmek için kitap okuma alışkanlığı kazanmamız gerekiyor.
rene descartes der ki,
iyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en seçkin zekalarıyla sohbet etmek gibidir."
rene descartes der ki,
iyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en seçkin zekalarıyla sohbet etmek gibidir."
devamını gör...
susmak
"sessiz kalmak, kırıldığını göstermenin en iyi yoludur"
-tomris uyar
ben de kızdığımda bağırır çağırırım da asıl kırıldığımda susarım.
-tomris uyar
ben de kızdığımda bağırır çağırırım da asıl kırıldığımda susarım.
devamını gör...
tek şarkısı dahi kötü olmayan şarkıcı
cem karaca
devamını gör...
meslek yalanları
insan kaynakları departmanı:
-biz size döneriz.
-biz size döneriz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının başına gelen garip olaylar
yani başlık açmayı düşündüm. rezillik mi desem, efendime söyleyeyim skandal mı, komedi mi... yani küçük dünyamdaki büyük saçmalıklara bir yenisi eklendi diye 10 dakikadır düşünüyorum valla nasıl tanımlayacağımı. neyse garip iyidir dedim geldim buraya. garip diyelim. inanırsak olur bence.
şimdi ben ev-iş arası yürüyorum arkadaşlar. evet şanslıyım, vurmayın. yürüdüğüm yol 20 dakikalık bir yol. üçte biri e5 kenarı, üçte biri ara bağlantı yolu, üçte biri de site içinden oluşan bu yolun konforu ara bağlantı yolundaki metro inşaatı sebebiyle bu ara biraz düşmüş olsa da genel olarak seviyorum bu yolu. seviyordum yani. bugüne kadar. şöyle ki, işten çıktım, eve yürüyorum. e5 kenarı bitti, çalışma olan ara bağlantı yoluna geldim. hafriyat kamyonları, kepçeler ve envai çeşit kocaman araçlardan oluşan bir küçük filoyu ardımda bırakarak yoluma devam ettim, tam siteye bağlanan son toprak düzlükte salına salına yürümekteydim ki e-5 kalabalığından kaçıp bozuk da olsa trafiksiz yol iyidir diye düşünen bir şoför yanımda yavaşladı. laf mı atacak lan bu bana diye bir hışımla dönüp baktım ki adamcağız utana sıkıla "hanımefendi, ceketinizin arkasını düzeltin isterseniz" dedi. şimdi kızkardeşlerim bilir. sırt çantası, ceket ve elbise üçlüsü çok sıkıntılıdır. çanta ceketi, ceket elbiseyi yukarı çeker. hayatının çok büyük bir kısmında elbise giyen bir insan olarak bu konuda normalde çok ihtiyatlıyımdır. ama nasıl olmuşsa olmuş. elimi sırt çantasının altına doğru uzatmamla beynimden aşağı kaynar sular döküldü. ben en fazla 3-4 parmak yukarı çekilmiştir diye düşünürken tüm o yol boyunca normalde diz üstümde olması gereken elbisenin tamamen** sıyrıldığını fark ettim! derhal düzelttim. ama nabzım 130 falan. hayır sağıma soluma bakıyorum, kime ne anlatabilirim! kendimden utandım yahu. sonra başladım gülmeye. hem duruma hem sonraki saçmalığıma. hayır salak kadın opak çorap giymişsin zaten ha tayt ka 40 den penti. ne farkı var. ama var işte. bikiniyle iç çamaşırı da farklı ya. o hesap. sekiz saat falan oldu. hala utanıyorum. kimden? cevabı yok.
ooo rezillik komedisi, alırım bi' dal.
işallah emekçi kardeşlerimiz vardiyalı çalışıyordur yaa, yarın yine o yoldan yürüyeceğim ben. yemekte falan anlatmazlar birbirlerine di' mi? hofff
şimdi ben ev-iş arası yürüyorum arkadaşlar. evet şanslıyım, vurmayın. yürüdüğüm yol 20 dakikalık bir yol. üçte biri e5 kenarı, üçte biri ara bağlantı yolu, üçte biri de site içinden oluşan bu yolun konforu ara bağlantı yolundaki metro inşaatı sebebiyle bu ara biraz düşmüş olsa da genel olarak seviyorum bu yolu. seviyordum yani. bugüne kadar. şöyle ki, işten çıktım, eve yürüyorum. e5 kenarı bitti, çalışma olan ara bağlantı yoluna geldim. hafriyat kamyonları, kepçeler ve envai çeşit kocaman araçlardan oluşan bir küçük filoyu ardımda bırakarak yoluma devam ettim, tam siteye bağlanan son toprak düzlükte salına salına yürümekteydim ki e-5 kalabalığından kaçıp bozuk da olsa trafiksiz yol iyidir diye düşünen bir şoför yanımda yavaşladı. laf mı atacak lan bu bana diye bir hışımla dönüp baktım ki adamcağız utana sıkıla "hanımefendi, ceketinizin arkasını düzeltin isterseniz" dedi. şimdi kızkardeşlerim bilir. sırt çantası, ceket ve elbise üçlüsü çok sıkıntılıdır. çanta ceketi, ceket elbiseyi yukarı çeker. hayatının çok büyük bir kısmında elbise giyen bir insan olarak bu konuda normalde çok ihtiyatlıyımdır. ama nasıl olmuşsa olmuş. elimi sırt çantasının altına doğru uzatmamla beynimden aşağı kaynar sular döküldü. ben en fazla 3-4 parmak yukarı çekilmiştir diye düşünürken tüm o yol boyunca normalde diz üstümde olması gereken elbisenin tamamen** sıyrıldığını fark ettim! derhal düzelttim. ama nabzım 130 falan. hayır sağıma soluma bakıyorum, kime ne anlatabilirim! kendimden utandım yahu. sonra başladım gülmeye. hem duruma hem sonraki saçmalığıma. hayır salak kadın opak çorap giymişsin zaten ha tayt ka 40 den penti. ne farkı var. ama var işte. bikiniyle iç çamaşırı da farklı ya. o hesap. sekiz saat falan oldu. hala utanıyorum. kimden? cevabı yok.
ooo rezillik komedisi, alırım bi' dal.
işallah emekçi kardeşlerimiz vardiyalı çalışıyordur yaa, yarın yine o yoldan yürüyeceğim ben. yemekte falan anlatmazlar birbirlerine di' mi? hofff
devamını gör...
eniştesi tarafından tecavüze uğrayan adam
2. palu ailesi vakası.
buradaki tuncer de ailenin eniştesi. tuncer de ailenin bütün fertlerine tecavüz etmişti.
bu aileye gelecek olursak da enişteyle evli olan abla 2 ay önce bahsi geçen enişteden ayrılmış. çünkü eniste ailenin saf ve evlilik vaadiyle kayınçosunu kandırmış. suriyeli bir kadın bulduğunu ve kızın düğün masrafları için önden 5.000 tl istemiş. tabi mağdur aile bu para istemelerin önüne geçememişler.
enişte, kayınçosunun motorunu, kıyıda köşede biriktirdiği 50.000 tl 'yi de alarak evlenme vaadiyle dolandırmış . sonra saf kayınçoyu bankaya götürüp, elinde avucunda biriktirdiği parasını zorla bankadan çektirmeye çalışmışlar. adam da önce kaçmış eniştenin elinden ama, sonra "beni önce yemeğe götürdüler sonra dövdüler" demiş. ormana götürüp tecavüz etmişler.
bununla da bitmiyor tabi eniştenin yaptıkları.
ailenin tüm fertlerini 6,7 saatlik büyücü bir herife götürüyor. aile istemese de kızını, karisini ve dolandırdığı kayınçosunu da götürüyor. hatta boşanan eş "bizi götürdüğü büyücü hiçbir şey yapmiyor anca taciz ediyordu " diyo.
bulduğu suriyeli kadinla da iliskisi varmış zaten. anlayacaginiz bu eniste hem hırsız, hem dolandirici, hem sapık hem de yürüyen suç makinesi.
edit1: bahsi geçen enişte ve 3 kişi daha tutuklanmış.
buradaki tuncer de ailenin eniştesi. tuncer de ailenin bütün fertlerine tecavüz etmişti.
bu aileye gelecek olursak da enişteyle evli olan abla 2 ay önce bahsi geçen enişteden ayrılmış. çünkü eniste ailenin saf ve evlilik vaadiyle kayınçosunu kandırmış. suriyeli bir kadın bulduğunu ve kızın düğün masrafları için önden 5.000 tl istemiş. tabi mağdur aile bu para istemelerin önüne geçememişler.
enişte, kayınçosunun motorunu, kıyıda köşede biriktirdiği 50.000 tl 'yi de alarak evlenme vaadiyle dolandırmış . sonra saf kayınçoyu bankaya götürüp, elinde avucunda biriktirdiği parasını zorla bankadan çektirmeye çalışmışlar. adam da önce kaçmış eniştenin elinden ama, sonra "beni önce yemeğe götürdüler sonra dövdüler" demiş. ormana götürüp tecavüz etmişler.
bununla da bitmiyor tabi eniştenin yaptıkları.
ailenin tüm fertlerini 6,7 saatlik büyücü bir herife götürüyor. aile istemese de kızını, karisini ve dolandırdığı kayınçosunu da götürüyor. hatta boşanan eş "bizi götürdüğü büyücü hiçbir şey yapmiyor anca taciz ediyordu " diyo.
bulduğu suriyeli kadinla da iliskisi varmış zaten. anlayacaginiz bu eniste hem hırsız, hem dolandirici, hem sapık hem de yürüyen suç makinesi.
edit1: bahsi geçen enişte ve 3 kişi daha tutuklanmış.
devamını gör...
hisseli harikalar kumpanyası
çocukken izlediğim; erol evgin, ayşen gruda ve birçok oyuncu, müzisyen ve performans sanatçısının bir araya geldiği yapım.
benim izlediğim 1980 versiyonu idi. daha sonra 2007 versiyonu da çıkmış.
1980 verisyonunda erol evgin başta omak üzere şu oyuncular var idi.
erol evgin (erol sevgin),
nevra serezli (süheyla deniz),
mehmet ali erbil (cafer),
adile naşit (adile),
ayşen gruda (prenses mehtap),
ilyas salman (hüseyin ağa),
belkıs dilligil (şebnem),
asuman arsan (hilda),
turgut boralı (emin)
kartal kaan (çığırtkan)
yukarıda bahsettiğim tiyatro versiyonundaki oyunculardır.
bunun bir de 1980'lerin sonlarında trt'de çıkan versiyonu vardı onu bulamadım. benim çocukken izlediğim o idi.
bu versiyonunda erol ebgin oyuncuları yeniden toplamaya çalışıyordu.
herkes bir yerlere dağılmış ve kendi yaşam mücadelelerini veriyorlardı. çoğunlukla sefalet içerisinde yaşayan bu oyuncu ve performansa sanatçıları artık yaptıkları işin heyecanını yitirmiş sadece hayatta kalmaya odaklanmışlardı.
trt versiyonu bölüm bölüm ilerliyor ve her bölümünde 1 veya 2 şanatçıyı ikna çabası ve flashback'lerle geçiyordu.
şimdi izlesem beğenir miyim bilmem ama o dönemlerde dizinin yansıttığı heyecan ve burukluk bana aynen geçmişti.
onlarla seviniyor, onlarla üzülüyordum.
edit: trt versiyonunu buldum efenim buyrun
benim izlediğim 1980 versiyonu idi. daha sonra 2007 versiyonu da çıkmış.
1980 verisyonunda erol evgin başta omak üzere şu oyuncular var idi.
erol evgin (erol sevgin),
nevra serezli (süheyla deniz),
mehmet ali erbil (cafer),
adile naşit (adile),
ayşen gruda (prenses mehtap),
ilyas salman (hüseyin ağa),
belkıs dilligil (şebnem),
asuman arsan (hilda),
turgut boralı (emin)
kartal kaan (çığırtkan)
yukarıda bahsettiğim tiyatro versiyonundaki oyunculardır.
bunun bir de 1980'lerin sonlarında trt'de çıkan versiyonu vardı onu bulamadım. benim çocukken izlediğim o idi.
bu versiyonunda erol ebgin oyuncuları yeniden toplamaya çalışıyordu.
herkes bir yerlere dağılmış ve kendi yaşam mücadelelerini veriyorlardı. çoğunlukla sefalet içerisinde yaşayan bu oyuncu ve performansa sanatçıları artık yaptıkları işin heyecanını yitirmiş sadece hayatta kalmaya odaklanmışlardı.
trt versiyonu bölüm bölüm ilerliyor ve her bölümünde 1 veya 2 şanatçıyı ikna çabası ve flashback'lerle geçiyordu.
şimdi izlesem beğenir miyim bilmem ama o dönemlerde dizinin yansıttığı heyecan ve burukluk bana aynen geçmişti.
onlarla seviniyor, onlarla üzülüyordum.
edit: trt versiyonunu buldum efenim buyrun
devamını gör...
köşe yazarının meral akşener'i genelev patronuna benzetmesi
hoşt hoşt .
devamını gör...
yazarlar zengin ve kimsesiz olursa mirasını bırakacağı kişi
ülkenin her yerine sokak hayvanları için lüks barınaklar yaptırırdım.
devamını gör...
platonik aşk
ünlü filozof platon'un "devlet" adlı ütopik kurgusundan türemiş olan platonik kelimesinin aşka yorulmuş halidir. imkansız aşkı değil, ideal aşkı konu edinir.
öyledir ki bir tattınız mı uçmaya başlarsınız, sizi kolunuzdan tutup gerçekliğe indiren biri olmadığı sürece gökyüzünde süzülmeye devam edersiniz. kalbiniz hep hızlıdır, her zaman heyecanlısınızdır. yüzünüzde hep salak bir gülümseme olur ama fazlası da zararlıdır. bağımlılık gibi düşünebilirsiniz aslında. bırakması zor, acılı ama yanınızda olduğu her an da bir o kadar rahatlatıcı, sıcak ve alışıldık.
öyledir ki bir tattınız mı uçmaya başlarsınız, sizi kolunuzdan tutup gerçekliğe indiren biri olmadığı sürece gökyüzünde süzülmeye devam edersiniz. kalbiniz hep hızlıdır, her zaman heyecanlısınızdır. yüzünüzde hep salak bir gülümseme olur ama fazlası da zararlıdır. bağımlılık gibi düşünebilirsiniz aslında. bırakması zor, acılı ama yanınızda olduğu her an da bir o kadar rahatlatıcı, sıcak ve alışıldık.
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
bahsi geçen kedi ev arkadaşınızsa oyun için attığınız nesneyi alması, akabinde geri getirmeyi öğrenmesi. yoruyor diğer türlü.
devamını gör...
23 mart 2021 uzaktan eğitimin kalıcı hale gelmesi
ziya selçuğun açıklamasına göre korona salgını bitse de uzaktan eğitim kalıcı hale gelecekmiş. uzun vadede öğretmenlik mesleğinin bu durumdan nasıl etkileneceği ise ayrı bir tartışma konusu.
milli eğitim bakanı ziya selçuk, "salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak. eba altyapımızı güçlendirdik" dedi.
bugün 23 mart. pandemiyle birlikte başlayan uzaktan eğitim tam 1 yılını doldurdu. eğitim ve öğretim tam 1 yıldır ağırlıklı olarak eba tv ve milli eğitim bakanlığı'nın (meb) eğitim bilişim ağı (eba) üzerinden yürütülüyor. sabah'tan ceyda karaaslan'a konuşan milli eğitim bakanı ziya selçuk, "salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak. eba altyapımızı güçlendirdik. hibrit modelini uygulamaya ilişkin ciddi bir deneyimimiz oldu. bundan sonraki süreçte hangi derslerin yüz yüze hangi derslerin uzaktan yapılabileceğine ilişkin çalışmalardan sonra yeni yol haritası belirleyeceğiz. birçok okulumuzun buna ilişkin altyapısı uygun" dedi.
selçuk, şunları söyledi:
dijitalleşme hızlandı
uzaktan eğitim dönemi, oluşturduğu güçlüklerin yanında büyük fırsatlar da getirdi. bakanlığımız tarafından yıllardır gerçekleştirilmeye çalışılan eğitim-öğretim ortamlarının teknolojiyle bütünleştirilmesi çalışmaları için bir kaldıraç görevi gördü.
bakanlığımızın hâlihazırda var olan altyapısı, uzaktan eğitimin başlaması ile daha da güçlendirilerek öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimiz tarafından daha sık kullanıldı. eba platformu dünyanın en çok ziyaret edilen eğitim sitesi haline geldi.
yüzde 77 katılım sağlandı
uzaktan eğitimde küçük yaş grubundaki öğrencilerimizde, gelişim düzeyinin getirdiği faktörlere bağlı olarak bazı zorluklar yaşandı. ortaokul öğrencileri ise uzaktan eğitime daha kolay adapte oldu. süreci daha kolay yönettik.
eğitim yılı 1'inci dönemi itibarıyla; canlı ders düzenleyen öğretmen sayısı toplamı 884 bin 804 oldu. öğrencilerin bu derslere katılım yüzdesi, ilkokul seviyesinde yüzde 66, ortaokul seviyesinde yüzde 73, lise seviyesinde yüzde 77 olarak gerçekleşti.
önemli ilerleme kaydettik
erken çocukluk eğitiminde, sürece ailenin katılımı önemli. salgın sürecinde bu noktada önemli ilerleme kaydettik. aileler, çocuk gelişimi ve eğitiminde aktif rol aldılar ve bu konudaki bilinç düzeyi ve çocukların aileleriyle geçirdikleri nitelikli zaman önemli ölçüde arttı.
ayrıca bu süreç bize bazı dersleri uzaktan eğitimle verebileceğimizi gösterdi. bu durumun devam ettirilebileceğini düşünüyoruz. eğer salgın olmasaydı yıllar alacak bir deneme sürecini aşmış olduk.
dünyaya örnek
türkiye, 184 ülkede 1.5 milyarın üzerinde öğrencinin yüz yüze eğitimden mahrum kalmasına da yol açan koronavirüs salgını nedeniyle milyonlarca öğrenciye ulusal çapta uzaktan eğitim başlatan dünyanın öncü ülkelerinden biri oldu.
eğitim uygulamalarımız uluslararası düzeyde ilgi gördü. bunlardan birisi kovid-19 salgınının ilk günlerinde özel eğitim öğrencilerinin uzaktan eğitimlerine destek olmak üzere erişime açtığımız "özelim eğitimdeyim" mobil uygulamasına olan ilgiydi.
bu uygulamaya oecd'den övgü geldi. oecd tarafından yayımlanan ve quentin vidal tarafından hazırlanan "turkey: özelim eğitimdeyim (ı am special, ı am iin education)" başlıklı raporda, geliştirmiş olduğumuz uygulama tanıtıldı ve diğer ülkelere örnek gösterildi.
link
milli eğitim bakanı ziya selçuk, "salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak. eba altyapımızı güçlendirdik" dedi.
bugün 23 mart. pandemiyle birlikte başlayan uzaktan eğitim tam 1 yılını doldurdu. eğitim ve öğretim tam 1 yıldır ağırlıklı olarak eba tv ve milli eğitim bakanlığı'nın (meb) eğitim bilişim ağı (eba) üzerinden yürütülüyor. sabah'tan ceyda karaaslan'a konuşan milli eğitim bakanı ziya selçuk, "salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak. eba altyapımızı güçlendirdik. hibrit modelini uygulamaya ilişkin ciddi bir deneyimimiz oldu. bundan sonraki süreçte hangi derslerin yüz yüze hangi derslerin uzaktan yapılabileceğine ilişkin çalışmalardan sonra yeni yol haritası belirleyeceğiz. birçok okulumuzun buna ilişkin altyapısı uygun" dedi.
selçuk, şunları söyledi:
dijitalleşme hızlandı
uzaktan eğitim dönemi, oluşturduğu güçlüklerin yanında büyük fırsatlar da getirdi. bakanlığımız tarafından yıllardır gerçekleştirilmeye çalışılan eğitim-öğretim ortamlarının teknolojiyle bütünleştirilmesi çalışmaları için bir kaldıraç görevi gördü.
bakanlığımızın hâlihazırda var olan altyapısı, uzaktan eğitimin başlaması ile daha da güçlendirilerek öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimiz tarafından daha sık kullanıldı. eba platformu dünyanın en çok ziyaret edilen eğitim sitesi haline geldi.
yüzde 77 katılım sağlandı
uzaktan eğitimde küçük yaş grubundaki öğrencilerimizde, gelişim düzeyinin getirdiği faktörlere bağlı olarak bazı zorluklar yaşandı. ortaokul öğrencileri ise uzaktan eğitime daha kolay adapte oldu. süreci daha kolay yönettik.
eğitim yılı 1'inci dönemi itibarıyla; canlı ders düzenleyen öğretmen sayısı toplamı 884 bin 804 oldu. öğrencilerin bu derslere katılım yüzdesi, ilkokul seviyesinde yüzde 66, ortaokul seviyesinde yüzde 73, lise seviyesinde yüzde 77 olarak gerçekleşti.
önemli ilerleme kaydettik
erken çocukluk eğitiminde, sürece ailenin katılımı önemli. salgın sürecinde bu noktada önemli ilerleme kaydettik. aileler, çocuk gelişimi ve eğitiminde aktif rol aldılar ve bu konudaki bilinç düzeyi ve çocukların aileleriyle geçirdikleri nitelikli zaman önemli ölçüde arttı.
ayrıca bu süreç bize bazı dersleri uzaktan eğitimle verebileceğimizi gösterdi. bu durumun devam ettirilebileceğini düşünüyoruz. eğer salgın olmasaydı yıllar alacak bir deneme sürecini aşmış olduk.
dünyaya örnek
türkiye, 184 ülkede 1.5 milyarın üzerinde öğrencinin yüz yüze eğitimden mahrum kalmasına da yol açan koronavirüs salgını nedeniyle milyonlarca öğrenciye ulusal çapta uzaktan eğitim başlatan dünyanın öncü ülkelerinden biri oldu.
eğitim uygulamalarımız uluslararası düzeyde ilgi gördü. bunlardan birisi kovid-19 salgınının ilk günlerinde özel eğitim öğrencilerinin uzaktan eğitimlerine destek olmak üzere erişime açtığımız "özelim eğitimdeyim" mobil uygulamasına olan ilgiydi.
bu uygulamaya oecd'den övgü geldi. oecd tarafından yayımlanan ve quentin vidal tarafından hazırlanan "turkey: özelim eğitimdeyim (ı am special, ı am iin education)" başlıklı raporda, geliştirmiş olduğumuz uygulama tanıtıldı ve diğer ülkelere örnek gösterildi.
link
devamını gör...

